Alemler ve tüm yaratılmışlar zuhura
gelmeden önce,Hakk’ın Zat’ı amadaydı.Bunu bazı sahabe efendilerimizin,Efendimiz
(sav)’e “Allah mahlukatı yaratmadan önce nerdeydi?”sorusuna verdiği cevaptan
bilmekteyiz.Bir hadis-i kutsi'de”Ben gizli bir hazineydim,sevilerek bilinmek
istedim.Bilinmek için mahlukatı yarattım.Onlara nimetleri sevdirdim ve onlar
da beni bildiler”buyrulur.Bir ayeti Kerimede “Ben insanları ve cinleri bana
ibadet etsinler diye yarattım”(Zariyat 51-56)buyurulmuştur.Bu ayetteki ibadet
etsinler anlamına gelen li-ya-budun
ifadesi ,ehlullah tarafından arif olsunlar(bilsinler)anlamına gelen
li-ya’rifun şeklinde tefsir edilegelmiştir.”Allah önce benim nurumu
yarattı,Allah önce benim Ruhumu yarattı,Allah önce benim Aklımı yarattı.Allah
önce kalemi yarattı”hadis-i şerifleri mucibi vasfolunamaz saf aşktan Hakikatı
Muhammediyye zuhur etti.Cenab-ı Hakk kendi aşkından Hakikat-ı Muhammediyye
zuhur ettirdi.Burada belirtilen saf aşk asla yaratılmış bir varlık olarak
algılanmamalı.Bu makam asli biliş olmayan bir hal olarak
nitelendirilir.Nur,Ruhu Muhammedi,Aklı Küll ve Kalem-i Ala Hakikatı
Muhammediyye mertebesinin diğer dört ismidir.Efendimizin hakikatı muhatap
alınarak buyurulan “Sen olmasaydın ,felekleri yaratmazdım”hadisi kutsisinde
işaret olunan manaya gelen zuhura gelen alemlerin sebebi,Cenab-ı Hakk’ın Efendimiz
e duyduğu aşktır.Efendimizin nurundan tüm insanların ruhları yaratılıp “Ben
sizin Rabbiniz değilmiyim”suali sorulmuştur.İnsanların ruhları Allah’a muhatap
oldu ve ruhlar da “Evet”dediler.Ruh bu menzilde şehadet alemi dediğimiz bu
dünyaya gelene dek Lahut,Ceberut ve Melekut alemlerini geçip ademiyyet vasfını
bulana kadar madenlik,bitki,hayvanlık fibi keyfiyetlere uğradıktan sonra
annesinin rahmine düştü ve insaniyet zuhur etti.Buraya gelinceye kadar latiften
kesife doğru bir süreç geçirdi.Hava,su,ateş,toprak dörtlüsünün oluşturduğu
kesif elbiseyi giyerek dünyada bedenlendi.Ancak,buraya gelene kadar “Ben sizin
Rabbiniz değilmiyim?”hitabını unuttu.ve evvelki müşahedesini unuttu.Şimdi insan
için murat olan,”Ölmeden önce ölünüz”sırrına mazhar olmak;”Hikmet mü’minin
yitik malıdır,onu nerede bulursa alsın”hadisi şerifindeki emir gereği
,geçtiği fakat bugün hatırlamadığı
alemleri ve müşahedeyi bulmak;”Hiçbir vasıta olmaksızın ,yalnızca Allah’ın
bildiği bir şekilde ,kendi nefsinden yine kendi nefsine indi.”ifadesindeki
sırlara hemen bugün mahrem olmaktır.Allah’ın zatı hülul yani bir bedene girmek
ve ittihad bir bedenle birleşmek şeklinde olmaksızın tecelli eder.Denizde türlü
dalgaların oluşması ve bu dalgaların çokluğu nasıl denizin tekliğine halel
getirmiyorsa ,Allah’ın esma ve sıfat tecellileri de zat denizinin dalgaları
gibi olup Allah’ın ama halinin tekliğine
,değişmezliğine ve devamlılığına halel getirmez.Şehadet yahut imkan alemi
dediğimiz bu alemde ne kadar irfan ve kemalat tedarik edilirse Ahiret aleminde de
o kadar derece kazanılmış lonur.Kasas suresi 88 ayetinde “Öne geçenler, önde
gidenlerdir.İşte onlar yakınlaştırılmıştır ayetindeki öne geçenler kavramı
dünyada öne geçen ruhlardır.Bunların ahirette de öne geçecekleri beyan
edilmektedir.”Dünya ahiretin tarlasıdır”hadisi dünyada gayret ve çalışma ortaya
koymayanların manevi ilerlemesinin mümkün olmayacağını işaret eder
KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
12 Şubat 2017 Pazar
SÜLUKUN GEREKLİLİĞİ VE MANEVİ YOLCULUĞUN TARİFİ
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder