12 Şubat 2017 Pazar

SÜLUKUN GEREKLİLİĞİ VE MANEVİ YOLCULUĞUN TARİFİ

 Her ne kadar tasavvufun tarifi;davaların terki  ve manaların saklanması ise de,”Sakın bir isteyeni azarlama ve Rabbinin nimetini anlat”(Duha suresi 10-11) ayeti,”Her kime bildiği bir konuda soru sorulur da o da bunu gizlerse ,Allah kıyamet günü  onun ağzına ateşten bir gem vurur”hadisi gereğince bazı büyükler bu yolla alakalı pek güzel açıklamalarda bulunmuşlardır.

Alemler ve tüm yaratılmışlar zuhura gelmeden önce,Hakk’ın Zat’ı amadaydı.Bunu bazı sahabe efendilerimizin,Efendimiz (sav)’e “Allah mahlukatı yaratmadan önce nerdeydi?”sorusuna verdiği cevaptan bilmekteyiz.Bir hadis-i kutsi'de”Ben gizli bir hazineydim,sevilerek bilinmek istedim.Bilinmek için mahlukatı yarattım.Onlara nimetleri sevdirdim ve onlar da beni bildiler”buyrulur.Bir ayeti Kerimede “Ben insanları ve cinleri bana ibadet etsinler diye yarattım”(Zariyat 51-56)buyurulmuştur.Bu ayetteki ibadet etsinler anlamına gelen li-ya-budun  ifadesi ,ehlullah tarafından arif olsunlar(bilsinler)anlamına gelen li-ya’rifun şeklinde tefsir edilegelmiştir.”Allah önce benim nurumu yarattı,Allah önce benim Ruhumu yarattı,Allah önce benim Aklımı yarattı.Allah önce kalemi yarattı”hadis-i şerifleri mucibi vasfolunamaz saf aşktan Hakikatı Muhammediyye zuhur etti.Cenab-ı Hakk kendi aşkından Hakikat-ı Muhammediyye zuhur ettirdi.Burada belirtilen saf aşk asla yaratılmış bir varlık olarak algılanmamalı.Bu makam asli biliş olmayan bir hal olarak nitelendirilir.Nur,Ruhu Muhammedi,Aklı Küll ve Kalem-i Ala Hakikatı Muhammediyye mertebesinin diğer dört ismidir.Efendimizin hakikatı muhatap alınarak buyurulan “Sen olmasaydın ,felekleri yaratmazdım”hadisi kutsisinde işaret olunan manaya gelen zuhura gelen alemlerin sebebi,Cenab-ı Hakk’ın Efendimiz e duyduğu aşktır.Efendimizin nurundan tüm insanların ruhları yaratılıp “Ben sizin Rabbiniz değilmiyim”suali sorulmuştur.İnsanların ruhları Allah’a muhatap oldu ve ruhlar da “Evet”dediler.Ruh bu menzilde şehadet alemi dediğimiz bu dünyaya gelene dek Lahut,Ceberut ve Melekut alemlerini geçip ademiyyet vasfını bulana kadar madenlik,bitki,hayvanlık fibi keyfiyetlere uğradıktan sonra annesinin rahmine düştü ve insaniyet zuhur etti.Buraya gelinceye kadar latiften kesife doğru bir süreç geçirdi.Hava,su,ateş,toprak dörtlüsünün oluşturduğu kesif elbiseyi giyerek dünyada bedenlendi.Ancak,buraya gelene kadar “Ben sizin Rabbiniz değilmiyim?”hitabını unuttu.ve evvelki müşahedesini unuttu.Şimdi insan için murat olan,”Ölmeden önce ölünüz”sırrına mazhar olmak;”Hikmet mü’minin yitik malıdır,onu nerede bulursa alsın”hadisi şerifindeki emir gereği ,geçtiği  fakat bugün hatırlamadığı alemleri ve müşahedeyi bulmak;”Hiçbir vasıta olmaksızın ,yalnızca Allah’ın bildiği bir şekilde ,kendi nefsinden yine kendi nefsine indi.”ifadesindeki sırlara hemen bugün mahrem olmaktır.Allah’ın zatı hülul yani bir bedene girmek ve ittihad bir bedenle birleşmek şeklinde olmaksızın tecelli eder.Denizde türlü dalgaların oluşması ve bu dalgaların çokluğu nasıl denizin tekliğine halel getirmiyorsa ,Allah’ın esma ve sıfat tecellileri de zat denizinin dalgaları gibi olup  Allah’ın ama halinin tekliğine ,değişmezliğine ve devamlılığına halel getirmez.Şehadet yahut imkan alemi dediğimiz bu alemde ne kadar irfan ve kemalat tedarik edilirse Ahiret aleminde de o kadar derece kazanılmış lonur.Kasas suresi 88 ayetinde “Öne geçenler, önde gidenlerdir.İşte onlar yakınlaştırılmıştır ayetindeki öne geçenler kavramı dünyada öne geçen ruhlardır.Bunların ahirette de öne geçecekleri beyan edilmektedir.”Dünya ahiretin tarlasıdır”hadisi dünyada gayret ve çalışma ortaya koymayanların manevi ilerlemesinin mümkün olmayacağını  işaret eder

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder