YARATILMIŞLAR İKİ KISIMDIR.
Biri kendinden dolayı
,diğeri başkasından dolayı yaratılanlardır.
İnsan taşıdığı ilahi
emanet dolayısıyla ,kendinden
dolayı(li-zatihi)zuhur etmiş,insanın dışındaki her şeyde insan için
yaratılmış olup bunlara (li-gayrihi) denir.Hatta insanlığın kemalini bulamamış
cahil kimseler de ,insanın dışındaki yaratılmışlar cinsinden kabul
edilmiştir.Çünkü insanoğlu hepsi aynı manevi rütbede değildir.”Kimini kimine
derecelerle üstün kıldık”’Zuhruf 32)ayeti bunu bize anlatır.”Hiç bilenle
bilmeyen bir olur mu”(Zümer 9)ayeti kerimesine göre “Kemal erbabının Allah
katındaki üstünlük ve imtiyazına sebeb olan ,insanlık hakikatının her şeyden
önce var olmasındaki sırra ermiş olmalarıdır.Adem’den murad kemal ehli
kişilerdir.
Kemal sahibi olmayanlar
bile,kabiliyetleri kadar insanlık manasının kemalini ve asli vatanlarını
aramaktadırlar.Dikkat edilirse bütün ruhların aslında aradığı tektir.Çünkü önce
bir şeye muhabbet eder, çabucak ondan usanıp başka bir şeye meyleder ve ondan
da usanıp başka şeye meyleder.Velhasıl hiçbir şeyde aradığı lezzeti bulamaz. Ve
bulduğunu zannettiği geçici zevklerle de tatmin olamaz.Bu aslında aradığInı
bulamadığındandır.Çünkü ruhun asıl arzuladığı
ve iştiyak duyduğu asli vatanıdır.”Vatan sevgisi imandandır hadisi
şerifi ve Hazreti Pir Mevlana Efendimizin “Aslından uzaklaşmış olan kimse,tekrar
orada geçirmiş olduğu zamanı arar”sözü insanın esas aradığının asli vatanı
olduğunu izah etmektedir.
Manevi mertebeleri geçerek
kemale ulaşan kişi bu makamda “Fakirlik övüncümdür”hadisi şerifinin manasını tam
anlar.Bu Hadiste övünülen fakirlik zahirdeki fakirlik değildir.Kalbi
saadetlerinde Allah’dan başka bir benlik bulunmadığını ve ilahi nurun istilası
ile kendilerinden Allah’dan başka bir benlik olmadığını anlatmaktadır.Bu konuma
gelmedikçe diğer hadisler “Fakirlik tamam olunca,o Allahdır”,”Fakirlik dünya ve
ahirette yüz karasıdır” hadislerindeki sırlar anlaşılamaz. “Fakirlik neredeyse
küfür olacaktı” hadisi, rıza makamını bulamayanların halidir.Bu hadisi
şeriflerin hepsinde FAKR sözü geçtiğinden aralarındaki farkı anlamak insanlık
manasını bulmuş olanlara hastır.
Tüm bunları bilebilmek
için ve tarif olunan alemleri
dünyadayken seyr ve müşahede etmek şu
yolla olur ki manevi yolda ilarlemek isteyen kimseye önce dünyada yaşayan bir
mürşit lazımdır.Çünkü yolun başında iken Resulullah’ın ve ehlullah’ın
ruhaniyetlerinden feyz alması çok zordur.Ruhaniyet latif olduğundan ;kesif
olan,yani cisim içinde bulunan onu
anlıyamaz. Dolayısıyla cisim içinde yaşıyor olmasına rağmen,dünyada letafet
kazanmış bir zata muhtaçtır.İhtiyacın sırrını bilmeyen bazı kimseler”Allah
kimseye muhtaç etmesin “ diye birbirlerine dua ederler.Halbuki alemde
ihtiyaçsız hiçbir şey olmaz.Efendi hizmetkara,hizmetkar efendiye,hasta
hekime,hekim hastaya,mürit mürşide,Mürşid müride muhtaçtır.Mürit olmasa mürşit
kimi irşad edecek?Velhasıl Allah hikmeti icabı her şeyi birbirine muhtaç olarak
yaratmıştır.Hiç birşeyi abes yaratmamıştır.
Salik yolcu olup mürşit rehberdir.Rehbersiz yol
bulunup maksud olan yere varılamaz.Gece vakti bir yere gitmek isteyen bir
kişinin iki şeye ihtiyacı vardır:Birincisi karanlığı aydınlatacak bir ışIk(el
feneri,nur) ve Yolu bilen bir rehbere ihtiyaç duyar.El feneri olsa bile
gideceği adresi bilmediği için tarif edecek birine mutlaka ihtiyaç duyar.Fener
eldeki ŞERİATTIR.Yol TARİKAT,Rehber ise MÜRŞİTTİR.Gideceği yer ise Hakikat
Şehridir.Feneri olsa,ancak sadece feneri elinde tutsa gitmiş sayılmaz.Veya
feneri eline alıp yola rehbersiz çıksa ,yolda nefs ve şeytan gibi yırtıcılardan
zarar göreceği muhakkaktır.Veya rehberi olsa feneri olmasa ,bu sefer karanlıkta
kaldığından rehberi de göremez ki takip edebilsin.Dolayısıyla fenersiz olduğundan önündeki bir çukur düşme ihtimali
yüksektir.Demek ki şeriat fenerini ele alıp,rehber olan mürşidin izinden
çıkmayıp, onun delaletiyle yolları selametle geçerek hakikat şehrine varılır.
Adamın birine Şeytan gelip
,sabah namazına kaldırmış.O kimse “Sen kimsin?”diye sorduğunda ,”Şeytanım”demiş.Adam,”Hayret
! sen böyle hayırlı işlerde bulunur musun ?”diye sorduğunda ,Şeytan,”Evet
bulunurum ama bana lanet ederler”diyerek sözü uzatıp anlatmaya başlamış.Güneş
doğup namaz vakti geçmiş,o kimse ne uyku uyuyabilmiş ne namaz kılabilmiş.Bunun
gibi nefs ve şeytan suret-i Hak’dan görünerek insanı yolundan alıkoyarlar.Çünkü
dış alemde ne varsa insanın iç aleminde de onun bir misli vardır.Dış alemde
şeytan denilen şeyin iç alemdeki karşılığı nefistir.Nefse galip gelmek cihad-ı
ekberdir(büyük cihattır).
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder