19 Mayıs 2025 Pazartesi

AYETÜL KÜRSİ HAKKINDA

 AYETÜL KÜRSİ HAKKINDA 

Efendimiz (sav) buyurdular:

Ya Ali, beşerin efendisi Adem (a.s), Arab’ın efendisi  Hz.muhammed (a.s) dır.Fakat öğünme yok.Farisilerin efendisi Selman (r.a), Rum7un efendisi Suheyb(r.a), Habeş’in efendisi Bilal (r.a), Dağların seyyidi Tur, günlerin seyyidi Cuma, Kelamın efendisi Kur’an, Kur7an’ın efendisi Bakara, Bakara ‘nın efendisi de Ayetül kürsi’dir”. 

Hz.Ali  den, Peygamber (sav) ‘in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir.”İçinde ayetül kürsinin okunduğu bir evi şeytanlar otuz gün terk ederler.Oraya kırk gecede erkek sihirbaz giremez.Ya Ali O’nu çocuklarına , hanımına ve komşularına öğret, zira ondan daha büyük ayet inmedi”

Yine Hz.ali (r.a) şöyle demiştir: Hz.Peygamber (sav) mimber üstünde iken şöyle buyurduğunu işittim. ”Her farz namazın akabinde ayetül kürsi’yi okuyan kimseyi, ölümden başka hiçbir şey , cennete girmekten alıkoymaz. Buna ancak sıddıkler ve abidler devam eder.Her kim de yatağına vardığı vakit bu ayeti okursa Allah Teala onu , komşusunu, komşusunun komşusunu ve etrafında bulunan diğer kimseleri kötülüklerden ve belalardan emin kılar.” 

Übeyy b.Ka’b (r.a)’ın oğlu Muhammed babasından şöyle naklediyor: “Übeyy(r.a) in, içinde yeşil hurma yığını bulunan bir harmanı vardı. Ona her uğradığında hurmaların peyderpey eksildiğini görürdü. Bir gece harmanı korumak için bekledi .Yeni büluğa ermiş çocuğa benzeyen biri geldi,selam verdi. Ben de selamını aldım.kim olduğunu sordum. Cinlerden olduğunu söyledi.”Elini bana ver” dedim, verdi. Birde ne göreyim eli köpek eli, kılı köpek gibi.”Cinlerin yaratılışı böyle mi?” diye sordum; Cevaben dedik i:” Cinler, içlerinde benden daha güçlü biri olmadığını bilirler” dedi. ”Seni böyle sevk etmeye hangi şey sevketti,” diye sordum.” O: “ Senin sadakayı seven bir insan olduğunu duydum ve yiyeceğinden bir kısmını almak istedim.” Dedi. Bunun üzerine “Bizi sizin şerrinizden hangi şey kurtarır” diye sordum.O da:”Bakara suresinde bulunan Ayetül kürsi” diye karşılık verdi ve şöyle devam etti:” Kim sabahladığı zaman onu okursa akşama kadar selamette olur. kimde akşamleyin okursa sabaha kadar bizim şerrimizden emin olur.”

Übeyy sabaha çıkınca Hz.Peygamber(sav) ‘e geldi ve durumu bildirdi. Efendimiz (SAV) :”Habis(pis şeytan) doğru söylemiş” buyurdu.

Rivayet göre adamın bir bir ağacın yanından geçmekte idi .Orada bir kıpırdanma hissetti. “Kim o?” diye seslendi cevap alamadı.Sonra ayetül kürsi’yi okudu.bir şeytan geliverdi.adam şeytana :” Bizim bir hastamız vardı.Onu ne ile tedavi edelim?” deyince şeytan: “Beni ağaçtan ne ile indirdiysen onunla” diye cevap verdi.

Ayetül kürsi’nin cinlerin zararından korunma hususunda çok büyük tesiri vardır. Özellikle de insanlardan şeytanın kovulup uzaklaştırılması, saralıların iylileştirilmesi, şehvet ve eğlence düşkünü kimselerle zulüm ve gadap sahibi şeytan taraftarlarının zararının def edilmesi konusunda sıdk ile okunan Ayetül kürsinin müsbet etkisi vardır.Ancak sıdk ile okunması gerekir.Hal, kaldan daha tesirlidir.Bu sebeble insanlardan çoğunun , ismi azam ile dua ettikleri halde , duasına icabet edilmeyen kimselerden olduklarını görürsün. Allah’ım nefsimize takvasını ver ve onu temizle. Çünkü sen tezkiye edenlerin en hayırlısısın

YA HAYYUM,YA KAYYUM,

 

YA HUYYU YA KAYYUM

Hz.Ali efendimizden rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: “ Bedir muharebesi günü , geldim, Allah Desulünün ne yapacağına bakıyordum.Birden secdeye giderek :”Ya Huyyu ya Kayyum” demeye başladı.Ben birkaç defa gittim geldim.O, aynı şekilde, ilave yapmadan bu duayı okuyordu.Fetih müyesser oluncaya kadar böyle devam etti.

“Hayy” ismi bütün isim ve sıfatları içine alır.Çünkü kudret, kadir olmak, ilim; bilmek, semi; işitmek, basar; görmek, kelam; konuşmak,irade;dilemek ve baka; bakilik, “Hayy isminin ayrılmaz vasfıdır.”Kayyum” ismi de bütün mahlukatın Allah’a muhtaç olduğu anlamını ihtiva etmektedir.Allah Teala bu iki sıfatla kula tecelli ettiğinde , “Hayy” sıfatının tecellisi anında kul , Allah teala’nın bütün esma ve sıfatını mükaşefe yoluyla bilir. “Kayyum” sıfatının tecellisinde ise; kendisinin ve eşyanın kıyamlarının , Allah7ın kayyumiyetine bağlı olduğunu ve onun dışında her şeyin fena bulduğunu müşahede eder. 

KUTBUL AKTAB'IN TESBİHİ

 KUTBUL AKTABIN TESBİHİ

Kutbul Aktab hazretlerinin teşbihi “YA HU, YA MEN HU HU,VE YA MEN LA İLAHE İLLA HU”idi.Bunu hal tarıkıyla söylerse bazı tasarruflara muktedir olur.

DEĞERLİ ÜÇ ŞEY

 DEĞERLİ ÜÇ ŞEY

Hak Teala ,Cebrail (a.s) ‘a vahy edip şöyle buyurmuştur:” Eğer seni dünyaya gönderip , oranın ehlinden kılsaydım taatlerden hangisini işler idin?

Cebrail (a.s) cevaben:

“ Ya Rabbi durumu sen benden daha iyi bilirsin. Fakat buyurduğun durumda olsa idim üç şeyi yapardım:

“BİRİNCİSİ: , çoluk çocuk sahibi kimselere nafaka yardımında bulunurdum.

İKİNCİSİ; kullarının ve mahlukatının kusur ve ayıplarını senden başka kimseler bilmemesi  için , kulların ayıp ve kusurlarını örter idim.

ÜÇÜNCÜSÜ; ise, susuzları sular idim” dedi.

İNSANI SAPTIRAN ÜÇ ŞEY,

 İNSANI DOĞRU YOLDAN SAPTIRAN ÜÇ ŞEY

Hikaye olunmuştur ki :Zamanın birinde abid bir ihtiyar vardı. Şeytan onu aldatmak istedi, fakat bir türlü başaramadı. Şeytan ona bir gün dedi ki:

“ Ademoğullarını ne ile , nasıl aldatıp  sapıttığımı iğrenmek istermisin?  CİMRİLİK, KIZGINLIK VE SARHOŞLUKTUR        .Çünkü insan cimri ise kendi malını gözünde küçültür, onu başkalarının elindekine rağbet ettirir. Eğer kızgın ise , çocukların topu aralarında dönüp dolaştırdıkları gibi onu aramızda dolaştırırız.Duasıyla ölüleri dirilten biri olsa dahi  onu sapıtmaktan asla ümitsizliğe düşmeyiz. Sarhoş olduğu zaman ise onu, keçinin boğazından tutulduğu gibi tutar ve bütün kötülükleri yaptırırız.” Dedi.

DÖRT BÜYÜK MELEK HAKKIN SIFATINI TAŞIR

 DÖRT BÜYÜK MELEK HAKKIN SIFATINI TAŞIR

İsimlerin aslı dörttür. Hayat, ilim, kudret ve irade. İsrafil (a.s) “Hayy” isminin mazharıdır.Hayat hisseleri onda toplanmıştır..Cebrail (a.s) “İlim” ve “söz” izhar edendir.İlme göre O, Ruhul kudüs; söze göre “Ruhul emin” dir.Cebrail (a.s) bu nedenle vahiy taşıyıcısı olmuştur. Mikail (a.s) “İrade “ sıfatının mazharıdır. O’na cömertlik yerleştirilmiştir.Bu sebeble o, rızkların taksimi ile görevlendirilmiştir. Azrail (a.s) ise “Kudret” sıfatının mazharıdır.Bu sebeble o, zalim ve azgınları kahr ü perişan eder, öldürmek suretiyle onları zelil eder.

RUHUL KUDÜS

 RUHUL KUDÜS

“Ruhül kudüs” Hak Teala’nın Hz.İsa(a.s) ‘a üfleyip  onu, er8kek ve dişi iki nutfeden yarattığı diğer insanlardan ayırdığı ruhtur.Çünkü İsa (a.s) ‘a, erkeklerin sulbünden hiçbir şey katılmamış, onu hayız gören rahim içinde barındırmamıştır.

EN NAFİ',ED-DAR İSMİ ŞERİFLERİ

 EN NAFİ’, ED-DAR İSMİ ŞERİFLERİ

 Hak teala’nın en güzel isimleri içinde olan “en-Nafi’” ve “ed-Dar” isimlerinin açıklamasında İmam Gazali şunları söyler.Hayır ve şer, fayda ve zarar, melekler,insanlar ve cemadat vasıtasıyla veya vasıtasız olarak Allah’a nisbet olunur.Sanma ki; zehirin bizzat kendisi öldürür ve zarar verir, yemek bizzat doyurur ve fayda verir veya melek , insan, şeytan ve yıldız vesair mahlukattan herhangibiri kendi başına hayır ve şerre , fayda ve zarara muktedir olur.Bilakis bütün bunlar musahhar kılınmış , emre amade hale getirilmiş sebebler olup bunlardan, ram olunduklarından başkası sudur etmez.

Cahilin itikadına göre bütün bu sebebler ezeli kudret izafesi, kalemin katibe olan nisbeti gibidir.Nitekim bir hükümdar bir iyilik yapmak  veyla bir ceza vermek istese bunu , kaleme değil, kalemin emir verildiği kimseye yapar.Diğer vasıtalar ve sebebler bunun gibidir.Cahil , kalemi katibin emrine verilmiş bir şey olarak görür.Arif ise , kalemin Allah tarafından katibin emrine verildiğini ve onun elinde  bulunduğunu bilir.Dolayısıyla kalemin emrine verildiği zatın Allah olduğunu anlar.Çünkü katbi yaratan, ona güç kuvvet vreen ve parmaklarını hareket ettirmesini sağlayan Allah olunca, o takdirde insanın eli ve kalemiyle yazanın Allah olduğu anlaşılır.Cüzi iradeye sahip insanlar hakkında durum böyle olunca  bunun cansızlar aleminde daha bariz olduğu görülür.

ALTI ŞEYLE ÜSTÜN KILINDIM

 ALTI ŞEYLE DİĞER PEYGAMBERLERE ÜSTÜN KILINDIM

 Efendimiz SAV buyurmuştur:” Altı şeyle diğer peygamberlerden üstün kılındım: Bana cevalimül kelim; az sözle çok mana ifade etme özelliği verildi.Düşmanın gönlüne korku salmakla yardım olundum.Bana ganimet mal helal kılındı.Yeryüzü benim için  temiz kılınıp mescid sayıldı.Bütün mahlukata peygamber olarak gönderildim.ve Peygamberlik benimle son buldu

TALUT,CALUT,DAVUD

 TALUT-CALUT-DAVUD

Bakara suresi 251 ayetinde  geçen bu isimlerin zahiri manalarının ötesinde batını manaları da mevcuttur.Kalb, Davut ile ifade edilmiş, nefs Calut ile manalandırılmıştır.Hz.Davud7un düşmana fırlatmak için sapanına aldığı taşlar ise dünyaya karşı hırs, ahirete meyil  ve heva ile nefse bağlılık taşlarıdır.Sonra bu üçü , “ Allah’tan başkasına iltifat “ olarak tek taş haline dönüşünce kalb Davud7u onu teslimiyet verıza sapanına koyarak nefis Calutuna attı.Allah Teala inayet rüazgarını müsahhar kılarak atılan taşı, nevayı nefsin miğferinin kenarına isabet ettirdi.Böylece miğfer yere düşüp kalpteki faydasız pek çok haslet çekip gitti.Bunun akabinde nefsin sıfat ve ahlakından otuz tanesi daha öldürüldü.Allah Teala bu şeytanlardan ve onların hiziplerinden müteşekkil arta kalan orduyu hezimete uğrattı.

“Allah ona hükümdarlık ve hikmet verdi”. Yani Kalb Davud’una hilafet hükümdarlığını  ve Rabbani ilhamlar hikmetini verdi.Ve ona Kur’anın hakikat, esrar ve işaretlherinden dilediğini öğretti.

“ Eğer Allah , insanların bir kısmıyla diğerlerini savmasaydı” ayetinde şuna işaret vardır: Eğer Allah talep erbabını, Allah7a vasıl olmuş meşayıh vasıtasıyla seyr ü süluk yoluna sokmasaydı, onların , kavim olan dinin kemalatını , nefs Calut’unun ve onun ordular halindeki kötü sıfatlarının istilasından korumak ve yine bunların , ruh beldelerini harab etmelerini engellemek üzere ahseni takvim üzere yaratılan istidat ve kabiliyetleri bozulurdu.

ZEBUR

 

ZEBUR

Hak Teala, Davud(a.s)’a Zebur’u dörtyüz sure olarak indirmiştir.Davud (a.s) “Emma Ba’d” (bundan sonra) ibaresiyle konuşan ilk kimsedir.”Emm’a ba’d”, Davud(a.s)’a verilen “Faslul hitab”(yani söz gücüdür.” Ve dilediğini ona öğretti” Allah teala,  Davud’a istediği her şeyi öğretmiştir.Mesela demiri yumuşatarak zırh yapmasını talim buyurmuştur.Hz.Davud, zırh yapıp satardı  ve elinin emeğinden başka bir şey yemezdi.

Cenab-ı Hakk ona kuşların dilini , dağlarla tesbih etmeyi, karınca ve sair canlılarla konuşmayı öğretmişti.Ona kimseye vermediği güzel bir ses ve tatlı bir avaz vermişti.Hz. Davud Zebur okuduğu zaman, vahşi hayvanlar , boyunlarını tutup yakalanabilecek bir tarzda ona yaklaşır, kuşlar ötüşür akan su durur, esen rüzgar esmez olurdu

 


13 Mayıs 2025 Salı

AHİR ZAMANDA PEYGAMBERLER GİBİ HAŞROLUNACAKLAR,

 AHİR ZAMANDA PEYGAMBERLER GİBİ HAŞROLUNACAKLAR

Efendimizin buyurduğu bir hadis-i şerifde bu taifenin özellikleri anlatılır.Onlarda şudur:

Onlar çetin bir yola girdiler.Allah doyurduktan sonra onlar açlığı, giydirdikten sonra açıklığı, suya kandırdıktan sonra susuzluğu  tercih ettiler.Bütün bunları, Allah’ın yanındaki nimetleri umarak terkettiler.Hesabından korkarak helalı bile terk ettiler.Dünyada bedenleri ile bulundular.Dünyanın herhangibirşeyi ile iştigal  etmediler.Melekler, peygamberlerler onların Allah’a olan taatlarına hayret ettiler.Onlara müjdeler olsun.Bende istiyorum ki , Allah Teala benimle onların arasını cem etsin”

Şeyh ATTAR şöyle demiştir:

Hak yolunda bir takım kamil insanlar kendilerini gizlemişlerdir.

Cisimsiz cihetsiz olmuşlar, namsız ve nişansız kalmışlardır.

Onların vücudları şeriatta , gönülleri de hakikattadır.

Onların gönülleri ile canları birdir, onlar La-mekanidir.

MARİFET

 MARİFETTEN SUAL

 Beyazid-i Bistami hazretlerine marifetten sual edildi, cevaben eddi ki:” Şüphesizk ihükümdarlar bir memlekete girdikleri zaman orasını perişanh ederler.Halkından şerefli olanları hor ve hakir kılarlar"(Neml 34) Yani o memleketin daha önceki halini değiştirirler.İşte ilahi ilhamlar bir çok şeylerle dolu kalbe girince, oradaki bütün kötü sıfatları çıkarır atar” dedi.Bayezid’e :” Bu marifeti nasıl buldun?” denilince cevaben:”Aç karın , çıplak bedenle” dedi

 

HÜKÜMDARLIK GÜÇLÜ BEDENİ GEREKTİRİR

 HÜKÜMDARLIK GÜÇLÜ BİR BEDENİ GEREKTİRİR

İsrailoğulları,İşmiyul isimli peygamberlerinden, kendilerini hükmü altına alacak bir hükümdar tayin etmelerini isterler.Çünkü; Calut idaresindeki Amalika kavmiİsrailoğullarının meliklerini n çocuklarını dahi sürgüne gönderip yak etmişlerdi.Bu nedenle İsrailoğulları bir hükümdar etrafında birleşmek istemekte idiler.İşmiyul isimli peygamber, onlara hükümdar olarak Talut’u gösterince İsrailoğulları kabul etmek istemediler.Çünkü Talut, hükümdarların çıktığı kabileden olmadığı gibi gündelik işçisi idi.maliı  ve serveti yoktu.ancak bedeni kuvvetli ve uzun boylu idi.Hükümdarlardaki güçlü beden , düşmanına korku vermek için gerekli bir unsur idi.

İSRAİLOĞULLARINDAN PEYGAMBER ÇIKAN KABİLE

 İSRAİLOĞULLARINDA PEYGAMBERLERİN ÇIKTIĞI KABİLE

İsrailoğullarında peygamberlik, kendi kabilelerinden belli bir kabileye mahsustu.Bu kabile ,Yakup (a.s) ın oğlu Lavid’in sülalesinden gelen kabile idi.Musa ve Harun bu kabiledendi.Hükümdarların çıktığı kabile ise yine Yakup (a.s) ‘ın oğlu Yahuda’nın soyundan gelen kabile idi.Davud ve Süleyman (a.s) da bu kabiledendir.

KULLARIMDAN ŞÜKREDEN AZDIR

 KULLARIMDAN ŞÜKREDEN AZDIR

“Kullarımdan şükreden azdır”( Sebe 13) buyrulmuştur.Bu durum bütün zamanlar için geçerlidir.Fakat yücelik ve izzet sahibi az şey , alçak ve zelil olan çok şeyden daha üstün ve değerlidir.İns ve cin , yalnız Allah'a kulluk etmek için yaratılmış olmalarına rağmen , hak ehli batıl ehlinden azdır.Zira kullukta en büyük gaye , insan-ı kamildir.Sayıca az olsalar bile, fazilet ve şeref bakımından yüksek olan hidayet rehberleridir. İnsan-ı Kamil hz.Peygamber efendimizle gerçekleşmiştir

ALLAH İYİLİKLERİMİZİ ARTIRIR

 ALLAH TEALA İYİLİKLERİMİZİ ARTIRIR

 Allah’a güzel bir şekilde borç veren kimseye Allah, verdiğini kat kat fazlası ile öder.İyiliklerin kat kat artırılmasının hikmeti, kıyamet günü hasımlar başına toplandığı zaman kulun iflas etmemesi içindir.kulun yaptığı haksızlıkların bedeli , asıl iyiliklerinden değil, yapılan artırımlardan ödenir.Çünkü iyiliklerin sevabını artırmak Allah’ın fazl ve ihsanıdır.Yapılan bir iyiliğe , sadece iyilik sevabı vermek ise Allah Teala’nın adaleti gereğidir.

KADERDE YAZILI OLANLAR

 

KADERDE YAZILI OLAN MUTLAKA VUKUBULUR

 Kaderde yazılı olan muhakkak vuku bulur.hiçbir şey bunun vukuunu engelleyemez..Efendimiz SAV buyurmuştur ki:”Sakınmak, kadere fayda vermez”.

Ancak muallakta olan , kesin olarak hükmedilmemiş olan meselelerde sadaka  ve emsali şeyler etkili olabilir.Nitekim Efendimiz SAV buyurmuştur ki:” Sadaka ve sıla , diyarları onarır ve ömürleri artırır”

Tahkik erbabından bazıları demişlerdir ki: Mukadderat iki çeşittir.Birincisi külliyata; ikincisi cüziyata aid olan. İnsana mahsus olan külliyat, Efendimizin sav haber verdiği şu dört şeydir:

Ömür-rızık-ecel-saadet veya şekavet.

Bu dört şey asla değişiklik kabul etmez.Bu hususta sılai rahim gibi bazı ibadet ve duaların tesiri olmaz.Ancak farazi bir fayda mülahaza edilir.Şöyle ki: Sılai rahim öyle hayırlı bir iştir ki öğer ömrü uzatıp rızkı artırmak mümkün olsa bunu ancak sılai rahim yapabilirdi.Bir hikmete binaen , farzı muhal bir şeyle istidlal caizdir.Buna misal olarak ayeti gösterebiliriz”De ki :” Eğer Rahman'ın çocuğu olsaydı (O’na) tapanların ilki olurdum.(Çünkü çocuğa saygı, babasına saygı demektir.Fakat böyle bir şey olamaz.).(Zuhruf 81)

Cüziyata ve bunun ayrıntılı kısımlarına gelince , bunların, insan için husule gelmesi bir takım sebeb ve şartlara bağlıdır.Dua, kesb,say ü gayret ve kasd gibi şeyler , bu sebeb ve şartlara örnek teşkil eder.Yani cüzi meselelerde , sebeb ve şart olmaksızın , bir şeyin husule gelmesi takdir olunmaz.

ÖLÜN DENİLEN TOPLULUK,

 HAK TEALA’NIN ÖLÜN DEDİĞİ TOPLULUK

 Bakara suresini n244 ayetinde zikredilen ayette”Binlerce oldukları halde , ölüm korkusu ile yurtlarından çıkıp gidenleri görmedin mi?Allah onlara “Ölün” dedi.(öldüler) Sonra onları diriltti.Şüphesiz Allah insanlara karşı lütufkardır.Lakin insanların çoğu şükretmezler.

Binlerce diye tarif edilen bu topluluk İsrailoğullarından olup Vasit civarında Daverdan kasabasında oturan topluluktur.Kasabalarında veba çıktı.Zenginler ve önde gelenler kaçıp gitti.Fakirler ve sefiller orada kaldı.Kasabada kalanların çoğu helak oldu.Kaçanlar ise ölümden kurtulup veba hastalığı ortadan kalkınca kasabalarına geri döndüler.

Kasabada kalıp helak olmayanlar dediler ki: “ Vebaden kaçan arkadaşlarımız bizden daha ihtiyatlı davrandılar.Eğer biz de onlar gibi yapsaydık , hepimiz hayatta kalırdık.Şayet ikinci bir kez daha veba salgını olursa bizde buradan, veba olmayan bir yere gideceğiz.”

Bir yıl sonra tekrar veba çıktı.Kasabanın tüm halkı kaçıp iki dağ arasında bulunan bir vadiye indiler.Bu vadiye yerleşip kurtulduklarını sandıkları bir sırada , vadinin alt ve üst tarafından birer melek onlara”Ölünüz” diye nida etti.

Allah7ın emri ve dilemesi ile herhangibir illet olmaksızın hepsi , tek bir insanın ölümü gibi , bir anda öldüler.Üzerlerinden sekiz gün geçti.Cesetleri şişip dağıldı ve koktu.Etraftaki insanlar onları defnetmek istediler.Ama buna güç yetiremediler.Sonunda yırtıcı hayvanların parçalamasından korumak için etrafların duvarla çevirdiler.Cesetleri orada bıraktılar.,Cesetleri çürüdü kemikleri dağıldı.

Masa a.s dan sonra İsrailoğulylarının üçüncü halifesi olan Hazkil adında bir peygamber bu çürümüş cesetlerin yanına uğradı.Hz.Musa’dan sonra İsrailoğullarının başına yönetici olarak geçenlerin birincisi Yuşa  b.Nun, ikincisi Kalib b.Yuhanna; üçüncüsü ise Hazkil idi.Hazkil’e İbn Acuz dadenilirdi.Çünkü annesi ihtiyar bir kadın iken kısırlaştıktan sonra Allah’dan kendisine bir erkek çocuk vermesini istedi.Allah da ona Hazkil’i verdi.

Hazkil , canını siper edip yetmiş peygamberi ölümden kurtardığı için “Zülkifl” oiye isimlendirilmiştir.O, Yahudilerin peygamberlerini öldürdüğü bir sırada , yetmiş peygamber arkadaşına : “ Siz gidiniz, ben kalayım.Eğer öldürülürsem; sadece benim öldürülmem, hepinizin öldürülmesinden daha iyidir” dedi.onlar gittiler.Yahudiler gelip Zülkifl’e diğer yetmiş peygamber nerede olduklarını sorduklarında o, onların gittiklerini ve nerede olduğunu bilmediğini söyledi.Allah Teala fazl ve keremi ile Zülkifl i Yahudilerden korudu.

Hazkil vadide bulunan ölülerin yanına uğradı.Görülen şeyin çokluğu sebebiyle orada durup hayret içinde tefekkür etmeye başladı.Allah teala o sırada vahyetti:Sana bir ayet, bir mucize göstermemi istermisin? O da “”Evet”, dedi.bunun üzerine Cenab/-ı Hakk:”Ey kemikler! Allah sizin toplanıp bir araya gelmenizi emrediyor” diye nida et,dedi.Hazkil öylece nida etti.Baştan sona kadar vadide bulunan bütün kemiklerbir araya toplanıp , bir kısmı bir kısmına bitişerek etsiz ve kansız kemikten cesetler haline geldiler.

Hak teala ona tekrar nida etmesini vayih buyurdu.”Ey Ruhlar! XAllah size kalkıp kıyam etmenizi emrediyor.” O da bu şekilde nida edince kalktılar ve :

SÜPHANEKELLAHÜMME VE Bİ HAMDİKE LA İLAHE İLLA ENTE” DİYEREK TEKRAR HAYATA DÖNDÜLER.Onlarda , cesetleri çürüdüğü zaman hasıl olan kokudan bir iz kaldı.

MASİVAYA İLGİ

 MASİVAYA İLGİ PERDEDİR.

 Masiva için dünya derler.Ancak Kişiyi Hakk’dan uzak tutan her şey masivadır.Şakmik-i Belhi bir zaman üç gün yiyecek bulamadı ve ibadetle meşğul oldu.Fakat ne zaman ibadet etmeye takatı kalmadı , elini semaya kaldırıp “Ey rabbim! Beni doyur” diye dua etti.Duası bitince döndü, kendisine bakan bir şahıs gördü.O şahıs Şakik7e selam verip:” Ey Şeyh benimle beraber gel” dedi.Şakik kalkıp onunla beraber gitti. Adam, Şakik’i bir eve götürdü.Şaakik orada üzerinde çeşitli yiyecekler bulunan masalar gördü.Masaların etrafında genç hizmetçiler ve cariyeler bulunmakta idi.Şakik yemeğini yerken adam yanıbaşında ayakta durmakta idi.Şakik yemeğin bitirip evden ayrılmak isteyince adam: “Nereye ey Şeyh ?” dedi.Şakik:”Mescid’e “ diye cevap verdi. Adam:”is min nedir?” diye sorunca Şakik isimini söyledi.adam :” Ey Şakik, Şunu iyi bil ki , bu ev seni nevindir.Bu hizmetçiler senindir, ben de senin hizmetçinim.Ben vaktiyle babanın kölesi idim.Ticaret için beni bir başka diyara göndermişti..Geri döndüğümde baman ölmüştü.onun için bu evde ,hizmetçilrde senindir” dedi. Şakik :” Bu köleler benimse hepsi Allah için hürdür.Bu mallar benimse hepsini size bağışladım, aranızda taksim edin, zira ben, kulluğuma engel olacak hiçbir şeyi istemiyorum”

HİKAYE

 HİKAYE

Hikaye olunur ki Şeyh Ebul Abbas el-Cevaliki , ilk zamanlar çuval ticaretiyle meşgul olur, çuval yapıp satardı.Bir gün birisine parasını daha sonra almak üzere bir çuval sattı.Fakat daha sonra müşterinin kim olduğunu unuttu.Namaza durunca çuvalı sattığı şahıs hatırına geldi.Selam verip namazını bitirince talebesine dedik ig:” Namaz kılarken çuvalı kime sattığım aklıma geldi.İşte o filan kimse idi.” Talebesi ona cevaben dedi ki:” Ya Üstad! Sen namaz kılmakla mı meşgul oldun, yoksa çuval ticaretiyle mi?.Bu söz  , Şeyhin gönlünde büyük bir tesir getirdi. Sonra bir çuval giyip dünyayı terk etti.Vuslata erinceye kadar  riyazetle meşgul oldu.

NAMAZ,ORTA NAMAZ,

 NAMAZ

Namaz ziyafet makamındadır.Cenabı Allah  bu ziyafeti ehli tevhid kullarına her gün beş defa hazırlamıştır.Nasıl ki ziyafette çeşit çeşit yiyecekler varsa  ve her yiyeceğin ayrı bir lezzet ve rengi bulunursa , namazın da değişik rükün ve fiilleri ve bunların her birinin kendisine has lezzeti vardır, ayrıca namaz günahlara kefarettir.

Kab el-Ahbar ‘dan rivayet edildiğine göre o şeyle demiştir:Cenab-ı Allah , bir münacaatına karşı Hz.Musa’ya şöyle demiştir: “Ya Musa! Ahmed ve ümmetinin kılacağı dört rekat namazın (öğle namazı) ilk rekatında onları bağışlarım , ikincisinde mizanlarını ağırlaştırırım, üçüncüsünde onlar için teşbih ve istiğfar eyleyen melekler görevlendiririm.Gökte ve yerde hiçbir melek kalmamak üzere hepsi bunların günahlarının affı  için Allah’a dua ederler. Melekler kim için dua ederlerse ben onlara ebedi olarak azap etmem.Dördüncü rekatta onlar için semanın kapılarını açarım ve iri gözlü huriler onlara bakarlar.Ya Musa ! Ahmed ve ümmetinin kılacağı dört rekat ikinde namazı var kı, hangi ihtiyaçları benden isteseler mutlaka yerine getiririm.Ya musa ! Ahmet ve ümmetinin kılacağı üç rekat akşam namazı sebebiyle onlara semanın kapılarını açaecağım.Ya Musa! Ahmed ve ümmetinin kılacağı dört rekat yatsı namazı onlar için dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır.Bu EVSAFTAKİ MÜMİNLER DÜNYADAN, ANALARINDAN doğdukları gibi tertemiz olarak çıkacaklardır.

Cenab-ı Hakk, bir hadis-i kutsi de buyurmuştur:” Namazı, benimle kulum arasında ikiye taksim ettim. Yarısı benim , yarısı da kulum içindir ve kuluma istediği şey verilecektir.”

 

CEMAATLA NAMAZ

Ezanı işiten kimseyi cemaatı terketmek ruhsatı verilmemiştir.Eğer bir bölgede bulunan kimseler cemaatı terk ederlerse onlarla savaşmak vacib olur.Çünkü cemaatla namaz , İslamın temel esaslarındandır.

ORTA NAMAZ

Kalbi muhafaza “orta namaz” sayılır.Çünkü iensan bedeninin orta yerinde bulunan kalb,ruh ile ceset arasında bir vasıtadır.

 

 


NUR KALBE GİRİNCE,ORTA NAMAZ

 

NUR KALBE GİRİNCİ

Efendimiz SAV buyurmuştur:” Nur kalbe girince orada yayılır genişler” Denildi ki “ Ya Resulallah nurun kalbde yayılıp çoğaldığının bir alemti var mıdır? Buypurdu ki: “ Dar-ı gurur olan dünyadan vazgeçip , ebedilik alemi olan ahirete yönelmek ve gelmeden önce ölüm için hazırlık yapmaktır.”

 ORTA NAMAZA DİKKAT ETMEK

Bakara suresi 238 ayetinde buyurulmuştur:” NAMAZLARA VE ORTA NAMAZA DİKKAT EDİN.ALLAH’A SAYGI VE BAĞLILIK İÇİNDE NAMAZ KILIN”

Orta namaz İkindi namazıdır.”Orta” iki eşit şeyi ayıran”manasınadır.İkindi vaktinde insanlar ticaret ve çalışma ile yoğun bir meşgale içindedir.Bu nedenle Hak teala bu namaza dikkat çekmiştirAyrıca gece ve gündüz melekleri ; bu vakitte bir araya gelmekte dir.Efendimiz bsuyurmuştur:” İkindi namazını kılmayan kimse ehlini ve malını kaybetmiş gibidir.Yani ikindi namazını kaçırmaktan mal ve evladının yok olmasınden korktuğu gibi korksunlar ve sakınsınlar.

ALLAHI ZİYARET,

 ALLAHI ZİYARET İÇİN

 Beytullahı ziyaret için ehlü iyal ve vatanından ayrılmak gerekir.Allah'ı ziyaret için ise ruhlardan ve bedenlerden ayrılmak lazımdır”Nefsini bırak , gel ve “Allah” de, sonra bırak onları daldıkları bataklıkta oynaya dursunlar”(Enam 91)

BASAR SIFATI

 

KULUN BASAR İSMİ CELİLİNDEN ALACAĞI DİNİ HAZ

Kulun “Basar” ismi celilinden alacağı dini haz ikidir:

BİRİNCİSİ; Kulun, Allah Teala’nın , kendisine , ayetlere ve melekut ve semavatın acaipliklerine bakıp ibret alması  için görme gücü; yani göz verdiğini bilmesidir.

İKİNCİSİ: Kulun, Allah Teala’nın yardım ve inayetiyle görüp işittiğini bilip , Allah’ın her an kendisine nazar kıldığından ve haline muttali olduğundan gafil olmamasıdır.

Allah dan gizleyemeyeceği bir şeyi başka birinden gizlemeyeçalışmak , Allah'ın devamlı görmekte olduğunu hafif         e almak demektir.Allah7ın devamlı gördüğünü bilip buna göre murakabe halinde olmak imanın meyvelerinden biridir.Allah’ın , kendisini görmekte olduğunu bildiği halde masiyetlere dalan kimse ne kadar cesaretlidir, ne kadar da hüsrana uğramıştır.Allah’ın görmediğini zanneden kimse-maazallah- ne kadar büyük inkar içindedir.

HİCRETİ TAMAMLAYAMAMAK,

 HİCRETİ TAMAMLAYAMAMAK

 Ayette buyrulmuştur ki:”Kim Allah ve Resulü uğrunda hicret ederek evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse onun mükafatı Allah’a düşer” (Nisa 100).

Bu ayette,Seyrü süluk yoluna girip Hakk7a vasıl olma çabası içinde olan bir mürid, vuslata kavuşmadan ömrü yetmeyip ecel gelirse bu ayet gereğince Hakk7ın mükafatını görecektir.Çünkü pislik olan Şeytan vesvese vererek ,talep yolunu üzerlerine kapamaması için müminleri ngönlüne teselli vardır.Şeytan der ki:” Hakkı talep etmek büyük bir iş, zor bir durumdur.Sen ise zayıf bir varlıksın , ayrıca ömrün de kısadır.” Halbuki fazl duvarları arkasından kerem çağrısı şöyle nida eder.” Dikkat ediniz! Beni isteyen beni bulur.Çünkü beni isteyenleri, ben de istemekteyim”

Hz.İsa peygambere denildi ki: Halk içinde senin gibi olan , başka biri var mı?. Dedi ki:” Bakışı ibret, susması fikir ve konuşması zikir olan kimse benim gibidir.

NAFAKA,

 HESABA ÇEKİLMEYEN NAFAKA

Hadis-i şerifde varid olmuştur.”Kul, dört çeşit nafakadan kıyamet günü hesaba çekilmez,Bunlar, ana babasına verdiği, iftarda ve sahurda kullandığı ve ehlü iyaline harcadığınafakadır.

EMZİRME FITRAT DEĞİŞTİRİR,

 EMZİRME ÇOCUĞUN FITRATINI DEĞİŞTİRİR

Demişlerdir ki , çocukta, hayırn veya şer emzirdiği kadının ahlakının tezahür etmesi cari olan adetlerden biridir.Bu yüzden güzel ahlaklı , temiz bir kimse için :” Onu iyi huylu, saliha bir kadın emzirmiş “ derler.Çünkü ahmak bir kadının sütü , çocuğa sirayet ederek ahmaklığının tesiri günden güne ortaya çıkar.Hadis-i şerifte buyrulmuştur ki :”Emzirme , çocuğun fıtratını değiştirir.

HASAN BASRİ

 HASAN BASRİ HAZRETLERİ

 Rivayet olunduğuna göre Hasan basri , hacca giderken devesini kaybetmişti.Onu ararken bir çocuğa rastgelip devenin nerede olduğunu sordu.O da filan yerde idi diey cevap verdi.Tarif edilen yerde deveyi bulduktan sonra çocuk Hasan basri’ye :

“ Ey ihtiyar ne yer ne giyersin?” diye sordu.Hazret: Şehvetimi kırmak için arpa ekmeği yer ve yün elbise giyerim” diye cevap verdi.Çocuk:”Helal olduktan sonra istediğini ye,istediğini giy” dedi.çocuk devamla :
 Nerede yatıp kalkıyorsun?” diye sorunca Hasan Basri “ Sazlıktan yapılmış bir kulübede” dedi.Çocuk :” Kendine zulmetme, istediğin yerde konakla,” dedi.bunun üzerine Hasan basri:” Eğer çocuk olmasa idin , konuştuğun şeyleri dinler ve gereğince amel ederdim” dedi.Çocuk

“ Seni gafil görüyorum.Sana dünyadan haber verdim, kabul ettin.Sana şimdi dinden haber veriyorum, istinkaf ediyorsun.Evine dön, bu halinle sana hac gerekmez.” Dedi.

ÖĞÜT

 ÖĞÜT

Öğüt şahin gibidir.Şahin kuşu ölü üzerine değil , ancak diri üzerine konar .Kalbi ölen kimse – bunudan Allah’a sığınırız-  Resululah  efendimiz buyurmuştur ki:” İçinizde iki sarhoşluk ,geçim sarhoşluğu ve cehalet sarhoşluğu belirmedikçe siz bu gün Rabbinizden bir beyyine yani size, gideceğiniz yolu gösterecek bir beyan üzeresiniz öğütlerden etkilenmez.

EHLİ SOHBET KİMSELER

 EHLİ SOHBET KİMSELER

Eİehli sohbet kimseler , doğru ve dürüst arkadaşlarından sadır olan bir veya iki suç sebebiyle onları terketmezler.Bilakis bir veya iki suçu affederler.Üçüncüsü vcuku bulunca , ya onu güzelce ikaz edip dostluklarını devam ettirirler veya güzelce ondan ayrılırlar.Nitekim Hz.Hızır, Musa (a.s) ‘ın iki kez vuku buluna itirazını affetmiş , üçüncüsünde ise “İşte bu , benimle senin aramızın ayrılmasıdır”(Kehf 78) demek durumunda kalmıştır.

HALİM VE SABUR SIFATLARI,

 HALİM VE SABUR SIFATLARI

Hakk Teala’nın sıfatlarındandır.aralarında şu fark vardır:

Halim olan zat, herhangibir işten tiksinmez, öfke onun sabır ve metanetini yok ederek kararsız kılmaz.ve istediği an intikam almağa gücü yettiği halde kızgınlık onu acelece intikama sürüklemez.Nitekim Hak teiala buyurur:”Eğer Allah, yaptıkları yüzünden inisanları(hemen)cezalandırsaydı , yeryüzünde hiçbir canlı yaaratık bırakılmazdı.”(Fatır 45)

Kulun, Cenab-ı Hakk’ın halim vasfından alacağı dersve nasibin ne olacağı ortadadır.Hilm, kulların engüzel vasıflarından birisidir.Bir hadis-i şerifde buyrulmuştur:” Kişi hilm vasfıyla , gündüz saim ve gece kaim olanların mertebesine ulaşır”

VELİLERİN YEMİNLERİ,

 VELİLERİN YEMİNLERİ

Bir Allah dostu “Vallahi Allah şöyle şöyle yapacak” şeklinde yemin ederse, keramet olarak Allah onun yemini yerine getirir ve yalancı çıkarmaz.

Ebu Hafs Haddad bir gün yolda yürüyordu,O sırada dehşete düşmüş , şaşkın halde bir köylü gördü.Ebu Hafs ona:” Sana ne oldu?” dedi. Köylü:”Merkebimi kaybettim.Başka bir binek almaya da gücüm yok” dedi.Ebu Hafs:” Ey Allah'ım, izzetine yemin ederim ki , bu adamın bineğini geri iade etmedikçe bir adım atmam” dedi. Derhal o vakit merkeb zuhur ediverdi.Bu kıssa Şerhul Meşairk isimli eserde zikredilmiştir.

İŞİTİCİ/GÖRÜCÜ,BİLİCİ

 İŞİTİCİ-GÖRÜCÜ-BİLİCİ

Mesnevide denilir ki:

Cenab-ı Hakk kendi hakkında buyurdu ki :İşiticiyim,

Ta ki inisanlar dudaklarını kötü sözden tutalar.

Yine zatı hakkında buyurdu ki :Görücüyüm.

Böylece ne işlerlerse gördüğünü söyleyerek kulları uyardı.

Ben her şeyden haberdarım ve her şeyi bilirim, buyurarak:

İnsanları fesada düşmekten sakındırmış oldu.

AHLAK VE RUHLARIN FARKLILIKLARI,

 AHLAKLARIN VE RUHLARIN F ARKLILIKLARI

Ahlakların farklı oluşu ; bedenler şehadet aleminde birbirleriyle karşılaşmadan ruhların , ruhlar aleminde birbirleriyle tanışmalarından dolayıdır.Kimin ruhu, salih bir adamın ruhu ile tanışmışsa , bu ezeli tanışma nedeniyle salih olur.İşte ahlakın salih  ve fasid diye farklı oluşu bir münasebet sebebiyledir.Bu alaka cismani veya ruhani olabilir.Cismani alaka , insanoğlunun yaratıldığı çamurla ilgilidir.Ruhani açıdan alakaya gelince o da daha önce zikredilen ruhani münasebetle ilgilidir.Efendimiz (SAV) şöyle buyurmuştur.”Ruhlar, düzenli ordular gibidir.Ruhlar aleminde birbiriyle tanışanlar dünyada kaynaşır, birbirlerini yadırgayanlarda ihtilafa düşerler”(Buhari, Enbiya ,2,Müslüm Birr 159)

Mesnevi’de denilir ki:

Kötü kötülere yakın durur,

Hakk ile batıl bir arada olmaz.

İyiler daima iyiler tarafına gider

Kötüler de kötülürden yana.

 

HAFIZ ŞİRAZİ

Sevgilinin yüzü , örtü ve perde tutmaz, cemali açıktır.

Yoldaki tozu tozutma ki onu rahat görebilesin.

İLKLER

 İLKLER

Rivayet edilir ki , ilk kez “Süphanallah” diyen CEBRAİL (a.s) dır. Allah Teala , Cebrail (a.s) ‘ ı yaratınca Arş’a baktı  ve onu nazametini görünce “Süphanallah” dedi. Bu sebeble kil “Süphanallah” derse  Cebrail (a.s) ın teşbih ve sevabına nail olur.

İlk kez Adem (a.s) , kendisine ruh üflenince “ELHAMDÜLİLLAH” demiştir.”Elhamdülillah” diyenler Adem (a.s) ‘ın tahmid ve sevabına nail olur.

İlk kez tufanı ve belanın şiddetini görünce “La ilahe illallah “ diyen Nuh (a.s) dır. Kim “La ilahe illallah” derse Nuh(a.s) ın tevhid sevabına nail olur.

İlk kez “Allahü Ekber” diyen İbrahim (a.s) dır.Bunu İsmail’e fidye olarak Allah tarafından gönderilen koçu gördüğünde söylemiştir.Kim “Allah’ü Ekber” derse İbrahim (a.s) ın feyzinden istifade etmiş olur.

ŞARABIN ÇEŞİTLERİ

 ŞARABIN ÇEŞİTLERİ

Görünürdeki(zahir) şarab,üzüm, hurma,kuru üzüm,buğday ve arpa vesair muhtelif bitki ve danelerden yapıldığı gibi BATIN ŞARABI da gaflet, şehvet, heva, dünya sevgisi ve emsali cinslerden oluşur.İşte bu şarablar insanın akıl ve nefsini uyuşturur , sarhoş eder.

Bir çeşit şarab daha vardır ki , kalbleri, ruhları, sırları sarhoş eder.Bu şarab , Allah Teala’nın sıfatlarının tecelli sakisinden müşahede kadehlerine dökülen şarabdır.Bu şarab içine döküldüğü nefislerin şehvetlerini söndürür, vecd ile kalbleri kesretten, şühud ile ruhları vücuddan yani varlıktan , cemale bakmakla sırları kemal mülahazesinden sarhoş edip alıkor.İşte bu şarab insan için faydalıdır ve helaldir. Şuna ne kadar taaccüb etsek azdır ki: Bir gurub kimseleri şarabın varlığı sarhoş ederken diğer bir gurub insanı , şarab sunanı görmek sarhoş ediyor.

Şarabla sarhoş olanlar namazdan alıkonuldukları gibi gaflet ve heva ile sarhoş olanlar da Allah’a vasıl olmaktan perdelenmişlerdir.

CAFER-İ TAYYAR

 CAFERİ TAYYAR HAZRETLERİNİN DÖRT HASLETİ

          Cebrail (a.s) ,Peeygamber (SAV) Efendimize demiştir ki: Allah Teala , Cafer-i Tayyar’a dört hususiyet vermiştir..Cafer, cahiliyye döneminde de İslyamiyet döneminde de bu hususiyetleri üzerinde bulundurmuştur..Bunun üzerine Rasulullah (SAV) , Cafer’e bunların hangi özellikler olduğunu sordu. Cafer dedi ki: “Ya Resulallah! Eğer Allah Teala bunları sana haber vermemiş olsa idi , bende söylemekten uzak dururdum.Bu dört şey şunlardır:

1-    Ben asla şarap içmezdim.Çünkü baktım ki şarap aklı gideriyor.Ben ise aklımın zail olmasından daha ziyade artmasına muhtacım.

2-     Asla puta tapmadım.Çünkü onların faya veya zarar vermeye güç yetiremediklerini gördüm.

3-    3- Kendi aileme düşkünlüğüm nedeniyle asla zina etmedim.

4-     Alçak bir davranış olması dolayısıyla da asla zina etmedim.

FAYDALI ŞEYLERDEN SORMAK,

 FAYDALI ŞEYLERDEN SORMAK

 İbni Abbas (ra) demiştir ki: Rasulullah (SAV) ‘in ashpabından daha hayırlı bir topluluk görmedim.Onlar Peygamber Efendimiz(sa)’e sadece on üç mesele sormuşlardır.Bunların hepsi de Kur’an da zikredilmiştir. Onlar ancak kendilerine ve Müslümanlara fayda verecek şeylerden soruyorlardı.

10 Mayıs 2025 Cumartesi

İSM'İ AZAMI ÖĞRENMEK İSTEYENLERE,

 İSMİ AZAMI ÖĞRENEK İSTEYENLERE

 Hikaye olunur ki bir salik , büyüklerden birine senelerce hizmet etmiş sonra:”Efendim! Bana ismi azamı öğretmenizi istiyorum” der.O büyük zat:” Buna ehliyetiniz var mıdır?” dedikte:”Evet” diye cevap verir.Şeyh:” Öyle ise şehrin kapısına git, orada olup bitenleri gel bana anlat” der.

Salik çıkar şehrin kapısına gidip oturur.Görür ki bir ihtiyar, hayvanla bir yük odun getiriyorken , bir asker onu döver ve odunlarını zulmen gasbeder.Salik biraz daha bekledikten sonra daha fazla sabredemeyip kalkar ve gidip hadiseyi şeyhine anlatır.Şeyh dinledikten sonra sorar:”Eğer ismi Azamı bilse idin ne yapardın?” Salik cevap verir:”Askerin helakına dua ederdim” der. Şeyh:” Fakat bilesin ki , bana ismi azamı öğreten o ihtiyar oduncudur.”

Bir müminde bu oduncuda olduğu gibi sabır, rahmet ve halka şefkat sıfatları kemaliyle tahakkuk etmeksizin İsm-i Azamı bilmeğe layık olmaz., bu sebeble cihadı ekbere ihtimam ederek nefsi ıslah eylemek ve Hakk'a teslimiyetle kamil bir kul olmak lazımdır.

Az konuşmak nefsi ıslahta en çok faidesi dokunan bir haslettir.Kalb tasfiyesi ve tabiatın ıslahında ise , helal lokmanın ehemmiyeti pek büyüktür

     

 

 

HİCRET İKİ KISIMDIR,ciihad çeşitleri

 HİCRET İKİ KISIMDIR

Hicret iki kısımdır: Suri hicret, manevi hicret

Suri hicret; zahirde bir beldeyi terkedip diğer bir beldeye göç etmektir.Efendimiz zamanında hicret Mekke’nin fethinden sonra bitmiştir.”Fetihten sonra hicret bitmiştir” buyrulmuştur.

Manevi hicret ise; insanın içinde tahakkuk eder.Buna da nefs yurdundan kurtulup , kalb Kabe’sini f ethederk orada şirk ve dalalet putlarını temizlemek için Allah’a yönelmektir.Hükmü kıyamete kadar baki olup her mümine farzı ayındır.

Allah yolunda cihadda iki kısımdır.Küçük cihad; Küffar ile yapılan mücahede ve muharebedir.Büyük cihad: Nefisle cihad etmektir.ki batını ıslah etmektir.Muharebe zahiri ıslahtır.Batını ıslah ise zahiri islahdan daha zor ve uzundur.Küçük cihadın gayesi cennet ve rahmete nail olmak, büyük cihadın gayesi ise Hak Teala’yıo ve cemalini müşahedeye vasıl olmaktır.Küçü kcihadın gayesi şehadet, büyük cihadın gayesi sıddıkiyettir.Sıddıkların derecesi , şehidlerin derecesinden üstündür.

Büyük cihad dediğimiz kibriti ahmerden daha kıymetli olan nefisle mücadelede başarıya ulaşır ve onu ıslah ederse kullara şefkat  e merhameti artar.Ondan kimse zarar görmez.Bu kimse birine zarar vermeyi gönlünden dahi geçirmez.

ÜMİT EDEN İSTER, KORKAN KAÇAR

 ÜMİT EDEN İSTER, KORKAN KAÇAR.

 

Ceenab-ı Hakk kuluna bahane ile pek çok ihsan eder

Fakat adliyle muamele edince verdiği seni kurtarmaz.

 

İSLAMIN GARİBLİĞİ,

 İSLAMIN GARİPLİĞİ

Şeyh Atpazari Osman Efendi, Peygamber SAV ‘in “İSLAMİYET GARİP OLRAK BAŞLADI , GARİB OLARAK NİHAYETE ERECEKTİR” hadisi şerifi hakkında şöyle buyurmuştur:Hadisi şerifde söz edilen islam, hakiki İslam’dır.Bu İslam’ın sahibi olan Müslüman ebediyyen mürted olmaz.Garib oluşu ise , kendisi ile dostluk gurup , anlaşacak bir kimsenin bulunmayışıdır. Mesnevi de anlatılır:

Beyazid-i Bestami zamanında bir Mecusi vardı.Bir bahtiyar Müslüman ona dedi ki :”Sen Müslüman olsan ne olur sanki? Bu sayede yüz necat ve sevinç bulursun.Mecusi dedi ki:” Eğer gerçek Müslüman varsa O, alemin şeyhi Beyazid Bestamidir.Ben gizlice mümin olayım , iman getireyim.Gerçi mührümün ağzı kapalıdır, iman istidadım yoktur.Gerçi benim imanım da sizin imanınız gibidir.Benim sizin imanınız gibi imanada meyil ve arzum yoktur.İmah tarafına yüzlerce meyil ve muhabbeti olan kimse, Sizi, sizin hal ve ahvalinizi görünce imandan uzaklaşır.Çünkü sadece bir isim var ortada , mana yoktur. Farsçadaki beyaban Arapça’daki mefaze hep sahradır.Mana değişmedikten sonra isim değişmiş neye yarar?

ŞEYTANI MAHVEDENLER,

 ŞEYTANI MAHVEDENLER

Şeyh Hasan b.Muhammed b.Serrac, Cüneydi Bağdadi’nin şöyle dediğini nakleder:” Rüyamda İblisi sanki çırılçıplak bir halde gördüm.” İnsanlardan utanmaz mısın?” dedim. Cevaben dedi  ki:” Eğer bunlar insan olsa idi , çocukların topla oynadığı gibi bunlarla oynamazdım.” O halde “İnsanlar kimdir?” dedim. Şeytan cevaben:” Onlar Şunuzi camisindeki bir topluluktur ki , bedenimi zayıflatıp , kalbimi yaktılar. Her ne vakit onları sapıtmaya kalkışsam, derhal Allah'ı zikrederler, nerde ise zikirlerinin nuru ile yanacak hale geldim.” Derken uyandım ve bir gece adı geçen mescide gittim. Mescide girdiğimde oturmuş , başları örtülerle kapalı üç kişi gördüm.. Beni farkettiklerinde bir tanesi başını açtı ve dedi ki:”Ya Ebel kasım! Sana herhangi bir şey söylendiğinde kabul eder, dinlersin. Bunların Allah yolundaki gayretlerine bak, Allah’dan başka gönüllerinde hiçbir şey yok. İşte bunlar hakiki Müslümanlardır.

HANGİSİ DAHA DEĞERLİDİR

 HANGİSİ DAHA DEĞERLİDİR?

 Sahabe efendilerimiz Resulullah efendimize sordular:” Amellerin efdali hangisidir ya Resuallah?” Efendimiz SAV cevaben:” Allah7ı bilmek” buyurmuşxtur. Sahabe :” Biz amelden bahsediyoruz.Siz ilimden cevap veriyorsunuz” deyinde Efendimiz SAV:” İlimle az amel fayda verir.Cehaletle çok amel fayda vremez” buyurmuştur.

HAYR VEŞERR'İ ALLAH BİLİR,

 HAYIR VE ŞER’İ ALLAH BİLİR

 Neyin hayır neyin şer olduğunu “Allah bilir”. Şurası unutulmaması gerekir ki , kalbin rahat ve huzuru , nefsin hoşlanmadığı şeylere konulmuştur.Fakat “Siz bilmezsiniz”, Kalbin hayatı, nefsin ölümünde, yine kalbin ölümü de nefsin diriliğindedir.Nitekim Hallac şöyle demiştir:

Ey Dostlar! Ölmdürün beni öldürün.

Zira ölümümde hayat içinde hayat vardır.

Mesnevide şöyle gelmiştir:

Hançer ve kılıç benim fesleğen çiçeğimdir,

Benim ölümüm de nergistan bahçesine girmemdir.  

HOŞUNUZA GİTMEDİĞİ HALDE CİHAD SİZE FARZ KILINDI

 HOŞUNUZA GİTMEDİĞİ HALDE SAVAŞ SİZE FARZ KILINDI

Bakara suresi 216 ayetidir.Bu ayetin tefsirinde denilmiştir ki:”Size şeytan ve nefisle savaşmak farz kılındı, hoşunuza gitmesede .Gerçek ciihad mecazi varlığın ortadan kalkmasıdır.Zira kul ile Rabbi arasında perde olur.Nitekim benliğin öyle bir günahtır ki onunla mukayese edilemez” denilmiştir.

KALBİMİZDE YER VERDİĞİMİZ SEVGİLER

 KALBİMİZDE YER VERDİĞİMİZ SEVGİLER

 İbrahim Havvas demiştir ki: “ Ben bir defasında Lükkam dağında bulunuyordum.Orada bir nar gördüm, canım istedi yaklaştım .Bir tane aldım, yardım, baktım ki ekşi, bırakıp yoluma devam ettim.Derken bir tarafa atılmış bir adam gördüm ki , yüzüne sinekler konmuş , “Es selamü aleyküm”diye selam verdim.Selamımı , “Sana da selam ey İbrahim! “ diyerek aldı. “Beni nereden tanıdın?” dedim.”Allah’ı tanıyana hiçbir şey gizli kalmaz” dedi.Bunun üzerine ona dedim ki:” Görüyorum ki ,  Allah ile berabersin, Allah’a dua etsen de seni bu sineklerin ezasından korusa ya” Buna karşılık o da dedi ki: “Görüyorum ki sen de Allah ile berabersin., dua etsen de seni bu nar arzusundan korusaya.Zira insan , yüreğini nar sevgisi sokmanın elemeni ahirette duyar.Sineklerin sokma acısını ise yalnız dünyada hisseder.”.Bunun üzerine onu bıraktım ve yoluma devam ettim.

 

İNSANLAR ARASINDA FESAD ALTI ŞEYDEN DOĞAR

 

İNSANLAR ARASINDA FESAD ALTI ŞEYDEN DOĞAR

Zünun-i Mısri der ki: İnsanlar arasında fesad altı şeyden girmiştir

1-) Ahiret ameline karşı niyyet zayıflığı

2-) Bedenlerin , şehvetler elinde rehin olması,

3-) Ecelin her an gelebilme ihtimaline rağmen tuli emeli bırakmamaları,

4-) Mahlukların rızasını Halık’ın rızasına tercih etmeleri

5-)Heva ve heveslerine uyarak , nebilerin sünnetini terk edip arkalarına atmaları

6-) Selefin zelle kabilinden olan hatalarını hüccet edinip onların asıl örnek alınacak menakıbını bırakmaları, ahlaklarını örnek almamaları

TASAVVUF NEDİR?

 TASAVVUF NEDİR?

Tasavvuf nedir ? Dedi ki: Ferah bulmaktır.

Gönülhe hüzün çöktüğünde ferahlamaktır.

Nerkes bela ve korku zincirine vurulmuştur.

Evliya’nın dışında herkes bu yoldan gider. 

Yani mukallid, zat-ı hazrete zoraki gider.Oysa Veli severek gider.