KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
12 Mayıs 2017 Cuma
MÜRŞİDİN SOHBETİ
Mürşid şeyhin sohbeti , müridin ruhunu yetiştirmeye götüren güzel söz ve fiilleri içerdiği için müridin gıdası mesabesindedir.Mürit ne zaman bu sohbeti terkederse , vüsule eremeden ve maksuduna nail olamadan nefsini boşuna yormuş olur.Onu buna sevk eden ve yardımsız bırakan sadece şeytandır.Dolayısıyla Hz.Musa ve Yuşa'nın geri döndükleri gibi onunda Tevfik refiki ile beraberliğe tekrar dönmesi gerekir.Allah Teala buyurur:"Ey iman edenler, Allah'dan korkun ve doğrularla beraber olun"(Tevbe 9/19)Yani onlarla beraberlikte ve sohbete devam edin, yalancılarla beraber olmayın
HAZRETİ MUSA'NIN ACIKMASI
Denir ki Hz.Musa ,Tur dağına çıkınca otuz gün hiç acıkmadığı halde , Hz.Hızır ile olan buluşma yerine giderken acıkmış ve sofrayı talep etmiştir. Denilmiştir ki Tur dağına yapılan sefer Allah Teâlâ'ya yolculuk anlamına gelmekte idi. Hz.Hızır'ı bulmak için yapılan sefer ise te'dip,ilim talebi ve meşakkatlere tahammül seferi idi.
YOLCULUKLA İLGİLİ(SEYAHAT) KURALLAR
1.YOLCU KENDİSİNE BİR YOL ARKADAŞI BULMALI SONRA YOLA ÇIKMALIDIR
2.YOL ARKADAŞLARINDAN BİR EMİR, DİĞERİ TABİ OLMALIDIR.
3.ARKADAŞINA NİYETİNİ VE YOLCULUK AMACINI AÇIKLAMALI, SEFER HALİNDEKİ KONAKLAMA SÜRELERİNİ HABER VERMELİDİR. BÖYLECE O DA ONUN HALLERİNE VAKIF OLSUN,ŞAYET ONA TABİ OLMAYA KARAR VERİRSE ONA YOL ARKADAŞLIĞI YAPSIN
4.Sadık talibin niyeti şeyhin talebi doğrultusunda olmalıdır.Maksuduna ulaşıncaya ve muradına erinceye kadar ondan ayrılmaması, ona tabi olması gerekir.çünkü şeyhin talebi hakikatta Allah Teala'nın talebi demektir.
2.YOL ARKADAŞLARINDAN BİR EMİR, DİĞERİ TABİ OLMALIDIR.
3.ARKADAŞINA NİYETİNİ VE YOLCULUK AMACINI AÇIKLAMALI, SEFER HALİNDEKİ KONAKLAMA SÜRELERİNİ HABER VERMELİDİR. BÖYLECE O DA ONUN HALLERİNE VAKIF OLSUN,ŞAYET ONA TABİ OLMAYA KARAR VERİRSE ONA YOL ARKADAŞLIĞI YAPSIN
4.Sadık talibin niyeti şeyhin talebi doğrultusunda olmalıdır.Maksuduna ulaşıncaya ve muradına erinceye kadar ondan ayrılmaması, ona tabi olması gerekir.çünkü şeyhin talebi hakikatta Allah Teala'nın talebi demektir.
HZ.ADEM'E SECDE İLE SINANMAK EN BÜYÜK İMTİHANDIR
Melekler ruhani-ulvi nurdan yaratıldıkları vakit, Allah'ın emirlerine boyun eğmek, itaat ve kullukta bulunmak onların tabiatlarında vardı. Hz.Adem'e secde ile sınanmak , imtihanların en büyüğüdür.Çünkü secde,kulluğun ve O'na tevazuun en üst mertebesidir.Bir kimsenin Allah'dan başkasına secde ile denenmesi imtihanın en zorudur.İşte onlara Hz.Adem'e secde etmeleri emredilince ve bununla imtihan olununca emre imtisal konusunda hiç tereddüt etmediler.Hiçbir isteksizlik göstermeden emre itaat ettiler ve isteyerek secde ettiler.
İblis dalalet,aldatma,saptırma ve kandırma için yaratılmıştı.O, ateşten yaratılmıştı ve büyüklenip kibirlenmek tabiatında vardı.Her ne kadar Cenab-ı Hakk onu yaratıp melekler safına katmış ve ona melek kisvesi giydirmişse de aslında İblis yaptığı her şey ile onlara gerçek manada değil takliden benziyordu.Bu yüzden onlardan sayıldı.Hatta çalışması ve itikadıyla onlardan öne geçti.Melekler gerçekten isteyerek değil de gösteriş ile yaptığı gayretlere bakarak onu reis ve muallim edindiler.Meleklerle beraber Adem'e secde etmekle imtihan olununca , işte o zaman rüzgar yön değiştirdi.İblisin üzerinde eğreti duran , rağbet ve gayret ehline ait olan elbise soyuldu.Ta ki böylece Allah murdarı temizden ayıklasın.İşte bu emirle İblis , üzerinde bulunan alçaltıcı hallerden arındırıldı, gösteriş için giriştiği bu davranışlar ortadan kalktı ve uğursuz aslına döndü.Doğruluk eğrilikten ayrıldı.Melekler secde etti.iblis yüz çevirdi, eğriliğinden büyüklendi.onun cinlerden olduğu ve kafir olarak yaratıldığı anlaşıldı.
Hafız der ki:
Zahid, sakın Hakkı'ın mekrinden emin olma
Çünkü ibadethanenden ateşgede o kadar uzak değil.
İblis dalalet,aldatma,saptırma ve kandırma için yaratılmıştı.O, ateşten yaratılmıştı ve büyüklenip kibirlenmek tabiatında vardı.Her ne kadar Cenab-ı Hakk onu yaratıp melekler safına katmış ve ona melek kisvesi giydirmişse de aslında İblis yaptığı her şey ile onlara gerçek manada değil takliden benziyordu.Bu yüzden onlardan sayıldı.Hatta çalışması ve itikadıyla onlardan öne geçti.Melekler gerçekten isteyerek değil de gösteriş ile yaptığı gayretlere bakarak onu reis ve muallim edindiler.Meleklerle beraber Adem'e secde etmekle imtihan olununca , işte o zaman rüzgar yön değiştirdi.İblisin üzerinde eğreti duran , rağbet ve gayret ehline ait olan elbise soyuldu.Ta ki böylece Allah murdarı temizden ayıklasın.İşte bu emirle İblis , üzerinde bulunan alçaltıcı hallerden arındırıldı, gösteriş için giriştiği bu davranışlar ortadan kalktı ve uğursuz aslına döndü.Doğruluk eğrilikten ayrıldı.Melekler secde etti.iblis yüz çevirdi, eğriliğinden büyüklendi.onun cinlerden olduğu ve kafir olarak yaratıldığı anlaşıldı.
Hafız der ki:
Zahid, sakın Hakkı'ın mekrinden emin olma
Çünkü ibadethanenden ateşgede o kadar uzak değil.
YANINDA AYET VE HADİS BULUNMAYAN SÖZ BENİM DEĞİLDİR
Ebu
Hanife hazretleri söylemiştir:”Yanında ayet ve hadis bulunmayan söz benim değildir”
demiştir.Bu,dinin şeriat kısmına verilen bir önemin sonucudur.Hakikat
mertebesine ulaşmış bir kulun her halükarda şeri hükümlerle mükellef
olduğunu,hatta şeriatsız bir hakikatın batıl olduğunu ifade etmişlerdir. “Şer-i
şerif ruhsat vermeyince emir ve nehiy kuldan sakıt olmaz.Nass-ı nebevi,kavl-i
sahabi, ve manayı zahiri üzere tefsir yapılır.Afaka göre yorumlamayıp enfüse göre yorumlamak, batına yönelmek
ilhada yol açar.Lakin batın manayı inkar etmek de aynı şekilde küfürdür.
Hakikata
ulaşmak için emr-i ilahi ve sünnete imtisal gereklidir.Hakkın rızasının
hilafına bir talepte bulunmayan azizdir, azimdir.Hakikat ancak şeriatla kaim
olur.
Hakikata
ulaşmanın yolu Hz.Peygamber'e ve onun ashabına uymak , onların halleri ile
hallenmekten geçer.
İBNİ ARABİDE İNSANI KAMİL ANLATIMI
Fütühatı
Mekkiyye’de insanı Kamiller şöyle tarif
edilir:”Onlar , Allah’ın emirlerini yerine getiren diğer müminlerden fazladan
bildikleri bir hal nedeniyle ayırt edilemezler.Farz namazlara sadece nafileleri
eklerler, çarşılarda dolaşırlar, insanlarla konuşurlar, farzları insanlarla
birlikte eda ederler, her beldeye o beldenin insanlarına ait kıyafetlerle
girerler, mescitleri mesken edinmezler, insanlar arasında dikkat çekmemek için Cuma
namazının kılındığı mescitlerde yerlerini sürekli değiştirirler.konuştukları
zaman Allah’ı murakabe ederler ,insanlar tarafından pek fark edilmemek için
komşuları dışındakiler ile pek haşır neşir olmazlar.,bütün ihtiyaçlarını kendileri
karşılarlar.Allah’ın razı olacağı şekilde çoluk-çocuğuyla şakalaşır ve haktan
başkasını söylemezler.Ancak kalpleri ile insanlardan ayrılıp Allah’la beraber
bulunurlar,ilimde rüsuh sahibi olup Allah’a kullukta bir an dahi geri
durmazlar.Kalblerini rububiyet sultanı istila ettiği ve onun karşısında zelil bulundukları için
riyasete tama etmezler,her makamın gerektirdiği şekilde amel ederler ve halkdan
gizlenirler.Onlar hiç şüphesiz Efendilerinin halis ve muhlis
kullarıdır.İnsanlar arasında yerken içerken uyanıkken ve uyurken ve konuşurken
devamlı surette Allah’ı müşahede ederler..onlar,kalbleriyle birlikte allah’dan
başka bir mehumla uğraşmadıkları ve kendilerini korudukları için bu ilahi
basamaklara varmışlardır.Onların konuşmaları ,oturmaları, kalkmaları, bütün
yaşantıları Allah iledir.İşte bunlar melametiler olup , ricalin en yükseği,
talebeleri deen üstün olan kimselerdir.”
11 Mayıs 2017 Perşembe
HAZRET-İ BEYAZİD7İN HİZMETÇİSİ
Şeyh Bahauddin'den nakledildiğine göre Beyazıd-i bestami (k.s)'un hizmletçisi Mağribli bir kimse idi.onun yanında münker ve nekir meleklerinin suali ile ilgili konuşma geçti.Mağripli:"Vallahi onlar bana sorarlarsa ,ben de onlara söylerim"dedi.orada hazır bulunanlar onu:"Bunu kim bilecek"dediler.O da:"Ben ölünce kabrimin başına oturun ve beni dinleyin" diye karşılık verdi.Mağribli vefat edince kabrinin başına gelip oturdular.Meleklerin sorgusunu ve onun cevabını işittiler:O,münker ve nekir'e"Ebu Yezid'in kürkü boynumda olduğu halde bana soru mu soruyorsunuz?"diye cevap veriyordu.orada bulunan insanlar bunu duyunca kalktılar ve gittiler.
KILIÇ ŞEHİTLERİ/AŞK ŞEHİTLERİ
Ömer b.Farıd (k.s) Allah dostlarından birinin cenazesinde bulunmuştu.O der ki:Cenaze namazını kıldığımızda gök yeşil kuşlarla doldu.Sonra büyük bir kuş geldi , onu yuttu, sonra da uçtu.Bu olaya hayret ettim.Gökten inip namazda hazır bulunan bir adam bana şöyle dedi:"Hayret etme.Çünkü şehitlerin ruhları cennetteotlayan yeşil kuşların kursaklarındadır.İşte onlar kılıç şehididir.
Muhabbet şehitlerine gelince onların da cesetleri ruhları haline gelmiştir.çünkü latif ruhların eserleri cesedlere sirayet eder.Böylece cesedlerde de letafet meydana gelir.İşte bundan dolayı kamil kimselerin cesetleri çürümez
Bu mertebeye ulaşmak isteyen ve ebedi hayatı yaşamak isteyen kimsenin mutlaka nefsi emmaresini öldürmesi , kibir,ucub,riya,gadap,hased, mal sevgisi ve mevki muhabbeti gibi kötü huylardan ve düşük vasıflardan tezkiye etmesi gerekir
Muhabbet şehitlerine gelince onların da cesetleri ruhları haline gelmiştir.çünkü latif ruhların eserleri cesedlere sirayet eder.Böylece cesedlerde de letafet meydana gelir.İşte bundan dolayı kamil kimselerin cesetleri çürümez
Bu mertebeye ulaşmak isteyen ve ebedi hayatı yaşamak isteyen kimsenin mutlaka nefsi emmaresini öldürmesi , kibir,ucub,riya,gadap,hased, mal sevgisi ve mevki muhabbeti gibi kötü huylardan ve düşük vasıflardan tezkiye etmesi gerekir
ŞEYTANIN ÇOCUKLARI VE GÖREVLERİ
Şeytanın bir kaç evladı vardır.Onun çocuklarından ZELENBUR ittifakla çarşıların sahibidir ki yalan ve eksik tartarak satmaya ve hiyanete vesvese verir.AVEL , kadınların kapılarının bahibidir.Yani zinanın sahibidir ki onu emreder ve süsler.SEBR , musibetlerin sahibidir. Birisinin başına musibet gelince bağırıp çağırmayı,üstünü başını yırtmayı , yüzüne vurmayı ve Cahiliyye adetlerini vesvese verir.MEYSUT , yalanların sahibidir ki önce dinler, sonra da bir kişinin karşısına geçer ve ona yalan bir haber verir.Adam da bir topluluğa gider ve "Bir adam grdüm, simasını tanıyorm, ama ismini bilmiyorm, bana böyle böyle söyledi " der. DASİM ,besmelesiz yemek yiyenlerin yemeğine ortak olur.Dasim kişi ile ehli arasına girer.Onlara ayıplarını gsterir , birbirine kızıştırır."MEDHİŞ alimlere görevlendirilmiştir ki onlara muhtelif heva ve arzular üzere tutar.
HAZRET-İ ÖMER'İN HESABI
Hz.Ömer (r.a)'ı vefatından on iki sene sonra rüyada görüldü.Alnını siliyor ve şöyle diyordu."Şimdiye kadar hesap veriyordum.Halifeliğim döneminde bakımsız bir köprüden geçerken aşağı düşen bir keçi yavrusunun ayağı kırılmış, köprüyü niçin yaptırmadığım ve bu konuda suçlu olup olmadığım hususunda inceden inceye hesaba çekildim.Ancak,allah Teala , bir çocuğun elinden satın alıp azad ettiğim serçeden ötürü beni affetti.
KIYAMETTE DİRİLİŞ ÜZERİNE
Hz.Aişe validemiz (r.anha) dan rivayet edilmiştir:"Ya Rasulallah (s.a)insanlar kıyamet günü nasıl haşr olacak"diye sordum."Çırılçıplak ve yalın ayak"buyurdu.."Kadınlar da mı öyle olacak?"dedim."Evet " buyurdu.Bunun üzerine ben:"Ey Allah'ın Rasulü biz utanırız"dedim."Ey Aişe,o günkü işin şiddetinden insanlar birbirine bakmaya fırsat bulamazlar." buyurdu
DÜNYA ÜZERİNE
"Dünya akıllı kimselere bir ganimet,cahillere ise gaflet ve aldanıştır.Peygamber ve Velilerde dünyada yaşadılar , ama ona iltifat etmediler.onun geçici güzelliklerine aldanıp rağbet etmediler
Derler ki hapishaneye giren herkes mahpus değildir.Bilakis oraya giren öyleleri vardır ki mahpusları oradan çıkarmak ve esirleri kurtarmak için girerler.İşte peygamberlerle onlara tabi olanlar, kevn ve fesad alemine ancak dünya hapishanesinde esir düşen nefisleri kurtarmak için gelmişlerdir.Nasıl ki mahpus,kendini kurtarmak için hapishaneye girene tabi olunca kurtulursa, aynen bunun gibi dünya hapishanesinde peygamberlerin sünnetlerine ve yollarına uyanlar da dünya hapishanesinden çıkar kurtulur.
Derler ki hapishaneye giren herkes mahpus değildir.Bilakis oraya giren öyleleri vardır ki mahpusları oradan çıkarmak ve esirleri kurtarmak için girerler.İşte peygamberlerle onlara tabi olanlar, kevn ve fesad alemine ancak dünya hapishanesinde esir düşen nefisleri kurtarmak için gelmişlerdir.Nasıl ki mahpus,kendini kurtarmak için hapishaneye girene tabi olunca kurtulursa, aynen bunun gibi dünya hapishanesinde peygamberlerin sünnetlerine ve yollarına uyanlar da dünya hapishanesinden çıkar kurtulur.
MALİK BİN DİNAR'IN BİR ÇOCUKLA KONUŞMASI
Malik bin.Dinar'ın şöyle dediği rivayet edilir:"Bir gün toprakla oynayan bir çocuğa rastladım. Bazen gülüyor, bazen ağlıyordu.ona selam vermek istediğimde nefsim beni engelledi. Nefsime:"Ey Nefis ,Peygamber (a.s) büyük küçük ayırmaksızın herkese selam erirdi." dedim ve çocuğa selam verdim. O da bana:
"Allah'ın selam ve rahmeti senin de üzerine olsun ya Malik" diye karşılık verdi.
"Beni nereden tanıyorsun ?" dedim. O dra:
"Ruhum, ruhuna melekut aleminde ülfet etti ve ölümsüz olan diri allah seni bana tanıttı."dedi.
"Nefisle akıl arasında ne fark vardır?"dedim.O da:
"Nefis , seni bana ilk önce selam vermekten alıkoyandır. Akıl ise , seni buna teşvik edendir." diye cevap verdi.
"Niçin toprakla oynuyorsun ?" diye sordum.
"Çünkü biz ondan yaratıldık ve yine onun bağrına döneceğiz."dedi.
"Bazen gülüp bazen ağlamanın sebebi nedir?"diye sordum.
"Rabbi'min azabını hatırlayınca ağlar, rahmetini hatırlayınca gülerim." dedi.
Ey çocuk senin ne günahın var da ağlıyorsun? çünkü sen henüz mükellef bile değilsin?" dedim.O da:
"Böyle söyleme; Çünkü anneme bakıyorum, büyük odunları küçüklerle tutuşturuyor."dedi.
Bundan ibret almak lazım
"Allah'ın selam ve rahmeti senin de üzerine olsun ya Malik" diye karşılık verdi.
"Beni nereden tanıyorsun ?" dedim. O dra:
"Ruhum, ruhuna melekut aleminde ülfet etti ve ölümsüz olan diri allah seni bana tanıttı."dedi.
"Nefisle akıl arasında ne fark vardır?"dedim.O da:
"Nefis , seni bana ilk önce selam vermekten alıkoyandır. Akıl ise , seni buna teşvik edendir." diye cevap verdi.
"Niçin toprakla oynuyorsun ?" diye sordum.
"Çünkü biz ondan yaratıldık ve yine onun bağrına döneceğiz."dedi.
"Bazen gülüp bazen ağlamanın sebebi nedir?"diye sordum.
"Rabbi'min azabını hatırlayınca ağlar, rahmetini hatırlayınca gülerim." dedi.
Ey çocuk senin ne günahın var da ağlıyorsun? çünkü sen henüz mükellef bile değilsin?" dedim.O da:
"Böyle söyleme; Çünkü anneme bakıyorum, büyük odunları küçüklerle tutuşturuyor."dedi.
Bundan ibret almak lazım
DÜNYAYA MEYLETMENİN ÖLÇÜLERİ
Fakirlerden
yüz çevirip zenginlere ikbal göstermekdir..Ramazan ayı geldiğinde şehrin bir takım
zenginleri,iftar davetleri verir lüks otellerde.çağırdıkları,davet ettikleri
şahisyetlerde kendisi gibi tuzu kuru kişilerdir.Sofralarına bir faikiri bir
miskini davet etmezler.onların varlıklarından , kıyafetlerinden ar
duyarlar.utanırlar.Bu hal,dünyaya meyletmenin bir ölçüsüdür.Efendimiz’in (sav) bile bu hususta dikkati çekilmiştir.Çünkü Kureyş
müşrikleri,Efendimizden,yanında bulunan sahabenin fakirlerinden Suheyb, Ammar
ve Habbab (r.anhüm) gibi fakir sahabileri meclisinden kovmasını istedikleri
zaman nazil olmuştur.”Sabah akşam
Rablerine, O’ nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte candan sebat
et.Dünya hayatının süsünü isteyerek gözlerini onlardan çevirme.Kalbini bizi
anmaktan gafil kıldığımız, kötü arzularına uymuş ve işi gücü aşırılık olan
kimseye boyun eğme.”
Bu
nedenle sofrasında fakir olmayan kişiler seni neye davet ederlerse etsinler
Kur’an üzre olan bir yolda değildirler.Allah’ın ismini anarak seni, nefsine
davet etemektedirler.Buna rahmetli Yaşar Nuri hoca "Allah ile aldatmak"tabirini kullanmıştı.
KORKUDAN DİZ ÇÖKENLER
Şeyh
Sadi şöyle der:
“O günde ki fiil ve sözden sorarlar
Ulül-azm peygamberlerin korkudan
vücudları titrer
Bir yer ki peygamberleri dehşet yer
bitirir
Senin günahların için ne özrün var, gel
söyle bakalım”
Bugün
yapmamız gereken Kur7an okumayı, gereği ile amel etmeyi öğrenmek ve onun
hakikatlarına ulaşmanın yolunu bilmek için bir alimin önünde diz
çökmektir.Çünkü o, içinde bütün peygamberlerin ve Allah dostlarının ilimleri
bulunan ilahi bir nüshadır.İster yaşlı olsun ister genç, kim bu huzur sarayına
girmek isterse kapı tarafından gelsin
ŞEYTAN KİME TASALLUT EDEMEZ
"Gerçek şu ki:İman edipde yalnız Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun(şeytanın)bir hakimiyeti yoktur"(Nahl 99)buyrulmakla bu ayetten şeytanın tevekkül ehli mümine tasallutunun olmadığını anlamaktayız.Sadece sözün fayda etmeyeceğini , şeytanın kendisine yol bulmaması için mutlaka imanla tevekkülü birleştirmek gerekmektedir.Çünkü onun (şeytanın) hakimiyeti ancak onu dost edinenlere ve Allah'a ortak koşanlaradır"İman ve tevekkülün nuru,şeytanın vesvesesinden üstündür.
Efendimiz (sav)namazda şöyle demiştir:"Allah en büyüktür,O' na çok hamdolsun.Sabah akşam onu tesbih ederim.Kovulmuş şeytanın üflemesinden (nefh),tükürüğünden ve dürtmesinden Allah'a sığınırım."
İbni Mesud der ki:Şeytanın üflemesi KİBİR, tükürüğü ŞİİR,dürtmesi de insanı delirtmesidir.
Efendimiz (sav)namazda şöyle demiştir:"Allah en büyüktür,O' na çok hamdolsun.Sabah akşam onu tesbih ederim.Kovulmuş şeytanın üflemesinden (nefh),tükürüğünden ve dürtmesinden Allah'a sığınırım."
İbni Mesud der ki:Şeytanın üflemesi KİBİR, tükürüğü ŞİİR,dürtmesi de insanı delirtmesidir.
SALİH AMELİN ÖZELLİĞİ
Salih amel, heva ve riya karışmayan yalnızca Allah'ın rızası gözetilen her çeşit ameldir.Heva ile riya arasında şu fark vardır:Heva nefisle, riya ise insanlarla ilgilidir.
KİM,İYİ İŞLERDEN YARARLANIR
Kafirlerin yaptıkları iyi işlerin,ahirette karşılığı yoktur.Çünkü Kur'an da:"Erkek veya kadın , mümin olarak kim iyi amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız.Ve mükafatlarını, elbette yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz." buyurulmuştur.
Sevaba hak kazanmanın koşulu "Mümin olmak"tır.küfür ehlinin amellerine itibar edilmez.Ancak küfür ehlinin yaptıkları bazı iyilikler azaplarının hafiflemesine sebeb olabilir.Nitekim bir hadiste buyurulmuştur ki:"Allah Teala, cömert kafirin cehenneme atılmasını emreder.Cehennemin muhafızı Malik'e der ki :"Ona azab et, dünyada yaptığı cömertliği kadar da azabından hafiflet."
Sevaba hak kazanmanın koşulu "Mümin olmak"tır.küfür ehlinin amellerine itibar edilmez.Ancak küfür ehlinin yaptıkları bazı iyilikler azaplarının hafiflemesine sebeb olabilir.Nitekim bir hadiste buyurulmuştur ki:"Allah Teala, cömert kafirin cehenneme atılmasını emreder.Cehennemin muhafızı Malik'e der ki :"Ona azab et, dünyada yaptığı cömertliği kadar da azabından hafiflet."
ÖĞRETME MAKAMI
Denilmiştir ki "Öğretme makamı bir tür şehvettir".Bu makamı ancak alimler anlar.
Mesnevi 'de şöyle denir:
Eğer kötüleri sınama olmasaydı
Her muhannes,savaşta rüstem kesilirdi.
Farz et ki muhannes zırh giymiş, kaç para eder?
Savaşa girişip sıkışınca esir olacak değil mi?
"Denendiği zaman kişiye ya ikram edilir ya da horlanır."Kim denenince ayağı sürçerse rezil rüsva olur, ayrılık ve rahmetten mahrum olma acısını tadar. artık onun bir nasibi kalmaz.Kim de sebat edip sabreder ve akibeti düşünürse murada erer ve ancak Rabbül aleminin bileceği mükafata nail olur.Çünkü O, salih kullarına hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir beşerin hatırına gelmeyen nimetler hazırlamıştır.
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Mesnevi 'de şöyle denir:
Eğer kötüleri sınama olmasaydı
Her muhannes,savaşta rüstem kesilirdi.
Farz et ki muhannes zırh giymiş, kaç para eder?
Savaşa girişip sıkışınca esir olacak değil mi?
"Denendiği zaman kişiye ya ikram edilir ya da horlanır."Kim denenince ayağı sürçerse rezil rüsva olur, ayrılık ve rahmetten mahrum olma acısını tadar. artık onun bir nasibi kalmaz.Kim de sebat edip sabreder ve akibeti düşünürse murada erer ve ancak Rabbül aleminin bileceği mükafata nail olur.Çünkü O, salih kullarına hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir beşerin hatırına gelmeyen nimetler hazırlamıştır.
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.comAHİD YAPILAN ŞEYLER
Hepimiz kıyamet günü ahde vefa ve ahdi bozma gibi dünyada "yaptıklarınızdan mutlaka sorumlu tutulacaksınız" ona göre de bunların karşılığını göreceksiniz.Üzerine ahid yapılan şeyler çoktur.Sadık müritlerle kamil şeyhler arasında beyat de gerçek ahidlerdendir. ve bu Allah'a kavuşuncaya kadar devam eder.Bir mürit , sadık bir taleble şiddetli mücahedeler sırasında sebat, nefse ve hevaya muhalefete sabır, sohbete devam, hizmete boyun eğme, ihvana tahammül, onlarla beraber edebi muhafaza ve benzeri konularda onunla muahede yapar.Bu ahdi taşırken usanır, sorumluluklara tahammülde gevşek davranırsa ahdini bozmuş,azmini yitirmiş ve gerisin geriye dönmüş olur.Sonra mürid Allah'ı talebin sebebleri olan irade ve seyr sırasında elde edilen fütühatı , dünyayı talebin aleti ve nefsinin şehvetlerini tahsil etmenin vasıtaları edinir.Nefsinin şehvetlerini de yapmacık hareketlerle , riyakarlık, süma(duysunlar diye yapma)ile elde etmeye çalışır.Bunlar ona Allah'tan bir iptila olarak verilmiş olup nefsin tefahuru esnasında Allah kendi izzetini böylece gösterir.Nefse ait olan bu şehvetler onu matlubu olan Allah'dan alıkoyar ve uzaklaştırır.İşte böyle bir kimseye Hak'dan uzaklık ve mahrumiyet cehennemi yeter.
10 Mayıs 2017 Çarşamba
DECCAL İSMİNİN MANASI
Deccale "Deccal" adının verilmesi,tabilerinin çokluğu ile yeryüzünü kaplaması sebebiyledir.Bu onun hak üzere ve o gün yer yüzünde yaşayanların efdali olmasını gerektirmez.Çünkü, Allah, suret ve mala değil kalb ve amellere bakar.İnsanlar kalb ve salih amellere sahip olunca , iyi hal ve kıymetli malları olsa da olmasada onlar makbul kişiler olurlar
AHDE VEFA
"Anlaşma yaptığınız zaman Allah'ın ahdini yerine getirin ve Allah'ı üzerinize şahit tutarak , pekiştirdikten sonra yeminleri bozmayın.."buyruğu Nahl suresinin 91 nci ayetidir.Vefa, kabl ederek veya nezir yoluyla kendine vacib kıldığın şeyi yerine getirmektir.Bazı kelamcıların şöyle dediği nakledilmiştir.Kişiye bazı kerametler verilip de su üstünde yürüdüğünü ve havada uçtuğunu görseniz, o kimsenin Allah'ın hududunu muhafaza,ahidlere vefa ve şeriata tabi olma konusunda onu nasıl bulacağınıza bakmadan ona aldanmayın.
Bir hakime sormuşlar:Ne yapayım ki , müslüman olarak öleyim."Cevap olarak:"Allah'a itaate, halka nasihata, nefse muhalefete, şeytana adavete(düşmanlığa)dinde vefaya devam et"demiştir.
Bir hakime sormuşlar:Ne yapayım ki , müslüman olarak öleyim."Cevap olarak:"Allah'a itaate, halka nasihata, nefse muhalefete, şeytana adavete(düşmanlığa)dinde vefaya devam et"demiştir.
İNŞAALLAH ÜZERİNE BİR HİKAYE
"BİR ADAMA "NEREYE GİDİYORSUN ?" DİYE SORDULAR.
o da:"Eşek almak için Künase'lye(KUFE'DE BİR YERE) gidiyorum "dedi.
O na :"İNŞAALLAH DE " dediler.
Adam :"Benim "inşallah" demeye ihtiyacım yok.İşte paralar cebimde, merkepte Künasede"dedi.
Ancak pazara varmadan parası çalındı ve istediğini alamadan geri döndü.Dönüşte birisi ona :"Nereden geliyorsun?" diye sordu.
Adam:"İnşaallah Künase'den geliyorum., inşallah paralarım çalındı" diye cevap verdi
o da:"Eşek almak için Künase'lye(KUFE'DE BİR YERE) gidiyorum "dedi.
O na :"İNŞAALLAH DE " dediler.
Adam :"Benim "inşallah" demeye ihtiyacım yok.İşte paralar cebimde, merkepte Künasede"dedi.
Ancak pazara varmadan parası çalındı ve istediğini alamadan geri döndü.Dönüşte birisi ona :"Nereden geliyorsun?" diye sordu.
Adam:"İnşaallah Künase'den geliyorum., inşallah paralarım çalındı" diye cevap verdi
İNŞAALLAH(ALLAH DİLERSE)DEMEK
Kehf suresi 23-24 ncü ayetinde :"Hiç bir şey için "Bun yarın yapacağım"deme.Ancak Allah dilerse(yapacağım de).Unuttuğun zaman Allah'ı an ve "Umarım Rabbim beni, doğruya daha yakın olana eriştirir." de. buyurulmuştur.
İmam Razi tefsirinde şöyle der:"Bir işi yapmaya azmedince "inşallah "demenin gerekli olmsı şundandır:insan:"Şu işi yarın yapacağım"dediğinde , yarına varmadan vefat etmesi mümkündür.Yarına çıktığı halde herhangibir sebepten ötürü onu yapmaması uzak bir ihtimal değldir.Bu durumda o işi yarın yapacağını söylerken "inşallah"dememişse , yalancı durumuna düşer.Yalancılık ise sevilmeyen bir şeydir ve peygamberlere layık değildir.Bu sebebledir ki herhangbir şeyi yapacağını vaad edince "inşallah"demek peygambere vacibdir.Böylece o vaad ettiği şeyi yerine getiremezse yalancı olmaz ve kendisinden nefret edilmez.
Kişinin her sözüne "Allah dilerse"diye başlaması imanının tamam olmasından ileri gelir.
Mesnevi-i şerifte denir ki:
"İnşaallah'ı terk edişlerinden maksadım kasvettir.
Arızi bir hal ile unutmak değildir.
Hey gidi nice inşaallah7ı diliyle söylemeyen vardır ki
onun canı "inşallah"ın canı ile eş olmuştur.
İmam Razi tefsirinde şöyle der:"Bir işi yapmaya azmedince "inşallah "demenin gerekli olmsı şundandır:insan:"Şu işi yarın yapacağım"dediğinde , yarına varmadan vefat etmesi mümkündür.Yarına çıktığı halde herhangibir sebepten ötürü onu yapmaması uzak bir ihtimal değldir.Bu durumda o işi yarın yapacağını söylerken "inşallah"dememişse , yalancı durumuna düşer.Yalancılık ise sevilmeyen bir şeydir ve peygamberlere layık değildir.Bu sebebledir ki herhangbir şeyi yapacağını vaad edince "inşallah"demek peygambere vacibdir.Böylece o vaad ettiği şeyi yerine getiremezse yalancı olmaz ve kendisinden nefret edilmez.
Kişinin her sözüne "Allah dilerse"diye başlaması imanının tamam olmasından ileri gelir.
Mesnevi-i şerifte denir ki:
"İnşaallah'ı terk edişlerinden maksadım kasvettir.
Arızi bir hal ile unutmak değildir.
Hey gidi nice inşaallah7ı diliyle söylemeyen vardır ki
onun canı "inşallah"ın canı ile eş olmuştur.
PEYGAMBERE BEY’AT’IN BUGÜNKÜ KARŞILIĞI
Bunun için “Peygamber (SAV)’in sünnetine yapışarak ona
benzemeye çalışmaktır” dersek bu biraz mücerret kalır.Çünkü,Efendimize (s.a.v)
tabi olan sahabe efendilerimiz,O’ndan feyz ve enerji almaktaydılar.O’nun yanında
halleri farklı iken,O’ndan ayrıldıklarında tekrar dünyaya dönmüş gibi
kendilerini farklı hissetmekteydiler.Bu nedenle :”Ya Rasulallah !, acaba biz
münafık mı olduk?Senle beraber iken farklıyız(dünyayı düşünmüyoruz),senden
ayrıldıktan sonra dünyayı düşünmeğe başlıyoruz” demişlerdir.
Bu nedenle “Muhakkak ki
sana bey’at edenler ancak Allah’a bey’at etmektedirler (Fetih 48/10) buyruğunda
olduğu gibi insanın bir bey’atının olması gerekir.Bugün bu konu çok fazla
istismar edilmekte ve eleştirilmektedir.Ancak,sahteciler ve istismarcılar her
devirde mevcut olmuşlardır.Sahte peygamber dahi Efendimiz (sav) zamanında
çıkmış ve islam devletini epeyi uğraştırmıştır.Bu nedenle istismar edilmesi, o müesseseden uzak
kalmayı gerektirmez.Yaşayan bir insana tabi olmak aynı zamanda bir ihtiyaçtır.O
insandan enerji almak gereklidir.
NAFİLE İBADETLER BİR İHSANDIR
Emir,nehiy
ve nafileleri yapmak konusunda sabır ve sebat etmek ve ihsanın bir türüdür.Çünkü
farzları edada mutlaka noksanlıklar
bulunur.Bu da ancak menduplarla telafi edilir.Bir hadiste şöyle
buyurulmuştur:”Nafile ibadetlerinizi iyi yapın,çünkü farzlarınız onlarla
tamamlanır.”Merfu bir hadiste de buyurulmuştur ki:”Nafile müminin Rabbine
hediyesidir.Her biriniz hediyesini iyi ve temiz yapsın “.
9 Mayıs 2017 Salı
SEÇİLMİŞLER
HIZIR (A.S)'IN ŞÖYLE DEDİĞİ HİKAYE EDİLİR.:"300 EVLİYA,70 NÜCEBA/SEÇKİNLER, 40 EVTAD-I ARZ/YERYÜZÜ DİREKLERİ MESABESİNDEKİ KİŞİLER,10 NUKABA/REİSELR, 7 URAFA/ARİFLER, ÜÇ SEÇİLMİŞLER/MUHTARUN VE BİR DE GAVS VARDIR.Bunlar vasıl oldukları derecelere çok oruç tutmak, çok namaz kılmak, huşu sahibi olmak ve güzel vasıflar ile ulaşmamışlardır. Onlar bu mertebeye ancak sıdk ile vera sahibi olmak ,iyi niyet sahibi olmak, iç alemlerinin salim olmasıyla ve bütün Müslümanlara karşı engin bir merhamet duymakla erişmişlerdir. Çünkü Allah onları ezeli ilmi ile seçmiş ve sırf kendi nefsine has kılmıştır. Onlar hiç kimseye kötü söz söylemezler, hiç kimseye beddua etmezler. Kendilerinden aşağı olanlara eziyet etmezler ve onları asla hor görmezler. Kendilerinden üstün olanlara da haset etmezler. onlar insanlar içinde huyca en mülayim ve kelamı en doğru olandır. Cömertlikte eşsizdirler.
MEVLANA/SADRETTİN KONEVİ KIYASLAMASI
Bir gün Sadreddin Konevi ,Hz.Mevlana'ya:şöyle dedi:"MELİKLER GİBİ YAŞAYALIM, DERVİŞLER GİBİ YATALIM".Hz.Mevlana'a :"DERVİŞLER GİBİ YAŞAYALIM, MELİKLER GİBİ YATALIM."Bu sebledir ki Mevlana'nın türbesi büyük bir ihtişam içindedir.Şeyh Sadreddin Konevi'nin kabri ise böyle değildir.
Molla Cami der ki:
O'na vuslatı şahların atlas elbisesinde arama
Aşkın ten üzerine diktiği bu elbise yama altında gizlidir.
Molla Cami der ki:
O'na vuslatı şahların atlas elbisesinde arama
Aşkın ten üzerine diktiği bu elbise yama altında gizlidir.
ASHABI KEHFİN İKİNCİ ÜÇÜNCÜ UYANIŞLARI
İmam Salebi'nin tefsirinde zikredilir ki:"Hz.Risalet(s.a)Efendimiz, Ashab-ı Kehfi görmeyi arzu etti.Cebrail (a.s)geldi ve "Ya Rasulallah sen onları bu dünyada görmeyi isteme. Ama ashabının hayırlılarından dört kimseyi gönder ki onları senin dinine davet etsinler"
O hazret şöyle buyurdu:"Nasıl göndereyim ,kimin gitmesini buyurayım?" deyince Hz.Cebrail:"Kendi mübarek ridanı döşe, zemine aç. Hz.Sıddik, Faruk, Murtaza ve Ebüd-Derda'ya söyle her biri bir köşesine otursun.Süleyman (a.s)'ın emrine amade olan rüzgarı talep eyle ki Cenab-ı Hakk onu sana itaatkar kılmıştır.Ona söyle onları kaldırıp o mağaraya iletsin"dedi.Hz.Peygamber (sav) da aynısını yaptı.Sahebe o mağaranın kapısına ulaştı.Mağaranın ağzındaki taşı kaldırdılar .Köpek onlara hamle etti havladı sonra onları görünce kuyruğunu sallamaya başladı Sahabe selam verdiler.Cenab-ı Hakk,ashabı Kehfin ruhlarını cesetlerine iade etti,kalktılar ve selama karşılık verdiler.Sahabeler;Allah'ın nebisi Muhammed b.Abdullah (s.a)size selam gönderdi" dediler.Onlar da:"Allah'ın resulü Muhammed'e selam olsun "diye karşılık verdiler.Sahabe onları islam dinine davet etti.onlarda kabul ettiler .Sonra Resulullah'a selam gönderdiler ve tekrar kabirlerine geri döndüler.
onlar bir kere daha Hz.Peygamber (sav)'in ailesinden olan mehdinin ortaya çıktığı zaman dirilirler.Mehdi onlara selam verir, onlar da selama mukabele ederler,sonra ölürler ve kıyamette tekrar dirilirler.
O hazret şöyle buyurdu:"Nasıl göndereyim ,kimin gitmesini buyurayım?" deyince Hz.Cebrail:"Kendi mübarek ridanı döşe, zemine aç. Hz.Sıddik, Faruk, Murtaza ve Ebüd-Derda'ya söyle her biri bir köşesine otursun.Süleyman (a.s)'ın emrine amade olan rüzgarı talep eyle ki Cenab-ı Hakk onu sana itaatkar kılmıştır.Ona söyle onları kaldırıp o mağaraya iletsin"dedi.Hz.Peygamber (sav) da aynısını yaptı.Sahebe o mağaranın kapısına ulaştı.Mağaranın ağzındaki taşı kaldırdılar .Köpek onlara hamle etti havladı sonra onları görünce kuyruğunu sallamaya başladı Sahabe selam verdiler.Cenab-ı Hakk,ashabı Kehfin ruhlarını cesetlerine iade etti,kalktılar ve selama karşılık verdiler.Sahabeler;Allah'ın nebisi Muhammed b.Abdullah (s.a)size selam gönderdi" dediler.Onlar da:"Allah'ın resulü Muhammed'e selam olsun "diye karşılık verdiler.Sahabe onları islam dinine davet etti.onlarda kabul ettiler .Sonra Resulullah'a selam gönderdiler ve tekrar kabirlerine geri döndüler.
onlar bir kere daha Hz.Peygamber (sav)'in ailesinden olan mehdinin ortaya çıktığı zaman dirilirler.Mehdi onlara selam verir, onlar da selama mukabele ederler,sonra ölürler ve kıyamette tekrar dirilirler.
ASHABI KEHFİN UYKUSU
Kim bedeninde, dininde, amelinde, inancında ve ırzında selamet isterse onu vahdette; insanlardan ayrı durmakta, evine sığınmakta, ve uyuyan kimse gibi insanların büyüğünün-küçüğünün ,yükseğinin alçağının hallerine muttali olmaktan sakınmakta arayıp bulsun.Çünkü uyuyan kimsenin hisleri elinden alınmıştır.Dünyayı ve onda olanları duymaz.Gözleri kapalı olduğu için siyahı beyazı ayıramaz.
MUHABBET EHLİ-GAFLET EHLİ
Ashab-ı Kehfi Cenabı Hakk 309 sene uyutmuştu.Uykudan uyanınca kendi aralarından birisini bir miktar para ile yiyecek almak için şehre gönderirler.ayet bu durumu şöyle ifade eder:"Hangi yiyecek daha temiz ise size ondan erzak getirsin;ayrıca , nazik davransın(gizli hareket etsin) ve sakın sizi kimseye sezdirmesin"
Burada Ashab-ı Kehf vuslat erbabını ve müşahade ashabını temsil eder.Bu cemal ve güzelliğe şahid olup vuslatın tadına varınca ,ünsiyetin ve Sevgilinin iltifatlarının tadını hissederler.Nefisler alemine döndükleri vakit kalbleri ve ruhları ,ruhani gıdaları arzu ederler.Hep güzel şeyleri müşahede etmek isterler.Çünkü her güzellik Allah'ın cemalindendir.Her letafet Allah'ın güzelliğindendir.
Bu ayette gaflet ehlinin muhabbet ehlinin hallerini sezmelerinden sakınmak gerektiğine işaret vardır ki bunlar henüz daha işin başında olanlara (bidayet ehline)göre küfür gibidirNitekim Ebu Osman Mağribi "Ariflerle beraberlik yumuşaklıkla(lutf ile)müritlerle beraberlik ise sertlikledir"demiştir.
Burada Ashab-ı Kehf vuslat erbabını ve müşahade ashabını temsil eder.Bu cemal ve güzelliğe şahid olup vuslatın tadına varınca ,ünsiyetin ve Sevgilinin iltifatlarının tadını hissederler.Nefisler alemine döndükleri vakit kalbleri ve ruhları ,ruhani gıdaları arzu ederler.Hep güzel şeyleri müşahede etmek isterler.Çünkü her güzellik Allah'ın cemalindendir.Her letafet Allah'ın güzelliğindendir.
Bu ayette gaflet ehlinin muhabbet ehlinin hallerini sezmelerinden sakınmak gerektiğine işaret vardır ki bunlar henüz daha işin başında olanlara (bidayet ehline)göre küfür gibidirNitekim Ebu Osman Mağribi "Ariflerle beraberlik yumuşaklıkla(lutf ile)müritlerle beraberlik ise sertlikledir"demiştir.
ADALET NEDİR?
Adalet,Allah'ın sana verdiği bedeni ve ruhi halleri, dünya mallarını,dini hükümleri ve onlarla yapılan amelleri Allah'ı taleb ve O'na vuslat uğrunda sarfetmendir.Çünkü bunları farklı gayeler için kullanmak zulümdür.
Hafız der ki:
Dosta ömrü ve malı feda edemedik,
Yazık ki bizde bu derece aşk yoktur
Hafız der ki:
Dosta ömrü ve malı feda edemedik,
Yazık ki bizde bu derece aşk yoktur
AMEL HUSUSUNDA ORTA YOL
Allah ameli konularda da adaleti emreder.Mesela farz ve vacipleri eda ederken tamamen ibadeti terk ile rahipler gibi manastıra çekilmek arasında orta yol tutulmalıdır.
Allah ahlaki davranışlarda da adaleti emreder..Mesela cimrilik ile saçıp savurma arasında cömertlik,hiddetli olmakla korkmak arasında şecaat gibi.Şu halde her işte orta yolu bilmek gerekir.Çünkü orta yol övülmüş, ifrat ve tefrit ise yerilmiştir.
Resululalh rahipler gibi manastıra çekilmek,aralıksız oruç tutmak,bütün geceyi ibadetle geçirmek konusunda kendisiyle istişare eden sahabeyi bundan men ettikten sonra şöyle buyurmuştur:"Kendi nefsinin senin üzerinde hakkı vardır, zevcenin senin üzerinde hakkı vardır, misafirinin senin üzerinde hakkı vardır.O halde oruçta tut,iftar da et,hem gece kalkıp ibadet et,hemde uyu
Allah ahlaki davranışlarda da adaleti emreder..Mesela cimrilik ile saçıp savurma arasında cömertlik,hiddetli olmakla korkmak arasında şecaat gibi.Şu halde her işte orta yolu bilmek gerekir.Çünkü orta yol övülmüş, ifrat ve tefrit ise yerilmiştir.
Resululalh rahipler gibi manastıra çekilmek,aralıksız oruç tutmak,bütün geceyi ibadetle geçirmek konusunda kendisiyle istişare eden sahabeyi bundan men ettikten sonra şöyle buyurmuştur:"Kendi nefsinin senin üzerinde hakkı vardır, zevcenin senin üzerinde hakkı vardır, misafirinin senin üzerinde hakkı vardır.O halde oruçta tut,iftar da et,hem gece kalkıp ibadet et,hemde uyu
ALLAH'A İTİKAD YOLUNDA ORTA YOL
Allah'a itikad konusunda orta yol emredilmiştir.Allah'ın bazı sıfatlarını reddetmek(tatil)ile başka varlıkları ona ortak koşmak(teşrik) arasında orta yolu tutan bir tevhid inancı , cebr ve kaderciliğin arasında kesb(kulun kendi iradesiyle kazanması)görüşü gibi.Yine Allah'ın mümin kulunu işlediği günah sebebiyle hiç cezalandırmayacağı şeklindeki görüş aşırı iyimser bir görüştür.>Buna karşılık bir kimseyi günahları yüzünden ebedi cehennemde bırakacağı görüşü de aşırı sert bir görüştür.adalet ise ehli sünnetin görüşüdür.
BÜTÜN YOLLAR
Hz.Ali (r.a) der ki:Bütün yollar insanlara kapanmıştır.Ancak Resulullah (s.a)'in izine tabi olan kimse müstesnadır."
Cüneyd Bağdadi der ki:"Bizim bu yolumuz Kur'an ve sünnetle sınırlandırılmıştır"
Beyazıd der ki:"Yedi şey vardır ki, yedi azanın kalesidir.İlimle amel etmek, güzel edep,nefsi muhasebe etmek, lisanı muhafaza, çok ibadet etmek ve sünnete uymaktır.
Sehl b.Abdullah Tusteri der ki:"Dinin aslı iki rükün üzeredir.Allah'ın kitabına sımsıkı yapışmak ve Allah Resulünün sünnetine uymak"
Cüneyd Bağdadi der ki:"Bizim bu yolumuz Kur'an ve sünnetle sınırlandırılmıştır"
Beyazıd der ki:"Yedi şey vardır ki, yedi azanın kalesidir.İlimle amel etmek, güzel edep,nefsi muhasebe etmek, lisanı muhafaza, çok ibadet etmek ve sünnete uymaktır.
Sehl b.Abdullah Tusteri der ki:"Dinin aslı iki rükün üzeredir.Allah'ın kitabına sımsıkı yapışmak ve Allah Resulünün sünnetine uymak"
KUR'AN TÜM HÜKÜMLERİ AÇIKLAMIŞ MIDIR?
Kitabın (Kur'an'ın)her şey için bir açıklama olması nasıl mümkün dür?Çünkü malumdur ki ahkamın(hükümlerin)çoğu Kur'an da açıklanmamıştır.Bu yüzden alimler kıyamete kadar ahkam konusunda ihtilaf ederler "diye bir soru insanın hatırına gelirse denilebilir ki:Din ile ilgili bir şeyi açıklaması , onların bir kısmını nas olarak , diğer kısmını da Peygambar (sav)ittiba ve itaatı emrederek sünnete havale yoluyla olur.Hz.Peygamber(a.s) hakkında :"O heva ve arzusuyla konuşmaz"(Necm 53/3)buyurulmuştur.Resulullah (s.a.v.)icmaya teşvik ederek ümmetinin ashabına tabi olmalarından razı olarak şöyle buyurmuştur:"Ashabım yıldızlar gibidir , hangisine uysanız sizi hidayete erdirir"Onlar ictihad ettiler, kıyas yaptılar ve içtihad hazırladılar.Böylece sünnet,icma ve kıyas kitabın açıklanmasında en büyük yardımcı oldu.Fakat yine de kitabın bazı kısımlarının bize gizli kalması, onun her şeyi beyan etmiş olmasına zarar vermez
KUR'AN DA SALİKİN İNSANA TAKDİR EDİLEN MAKAMIN KEMAL NOKTASINA ULAŞ
MASINA KADAR SÜLUK VE SEYR İLE ALLAH ARASINDA İHTİYAÇ DUYDUĞU HER ŞEYİN BEYANI VARDIR.İLHAMA NAİL OLAN KİMSE , ALLAH RESULÜ(SAV)'NÜN VARİSİ VE BAŞKASININ TERBİYESİNDEN GEÇEN İRŞAD EHLİ KİMSEDİR.KİM BÖYLE BİR TERBİYEYE BOYUN EĞİP TESLİM OLURSA KENDİ NEFSİNDEN GELEN BİR SALİKLE HAREKET ETMEYİP GASSALIN(ÖLÜ YIKAYICININ)ELİNDEKİ MEYYİT GİBİ OLURSA , NEFSİ KİRLERDEN ARINMIŞVE ARİFLERİN DERECESİNE ULAŞMIŞ OLUR.
Hafız-ı Şirazi der ki
Ben ankanın son durağına kendi çalışmamla yol buldum
Ben ankanın son durağına kendi çalışmamla yol buldum
Bu merhaleyi Süleyman (a.s)'ın kuşuyla katettim.
Kur'an şeriat ve hakikat ehli için yeterlidir.Kur'anın açıkladığı yoldan yürürse sürçmekten emin olur.Ameli bırakıp nefis ve hevasına tabi olan kimse de Allah'dan uzaklaşmış ve Mevlasını gazablandırmış olur
8 Mayıs 2017 Pazartesi
ŞÜKRE ÇAĞIRMAK
Sırrı Sakati hazretleri buyurmuştur:"Şükür üç kısımdır.Kalbin şükrü,bedenin şükrü ,lisanının şükrü.
Kalbin şükrü:kulun bütün nimetleri Allah'dan bilmesidir.
Bedenin şükrü, azalarını ancak Allah'a itaat yolunda kullanmasıdır.
Lisanın şükrü ,Allah'a hamde devam etmektir.
Rivayete göre İsa (a.s) bir zengine uğradı.Elinden tutup onu bir fakire götürdü ve şöyle dedi:"Bu, senin İslamda kardeşindir.Allah sana genişlik vererek üstün kılmıştır.Bundan dolayı Allah'a şükret.Sonra fakirin elinden tutarak onu bir hastaya götürdü ve şöyle dedi:"Sen fakir olsan da hasta değilsin.Hem fakir,hem hasta olsan ne yapardın?.O halde Allah'a şükret".Sonra hastayı bir fakire götürdü ve şöyle dedi:"Hem hasta,hem fakir hem kafir olsan o zaman ne yapardın?O halde Allah'a şükret"dedi.Böylece onları müşahede yoluyla hallerini birbirlerine göstererek şükre çağırdı.Şükre yönelerek nimete nankörlük etmekten kaçınmaları için onları uyardı
Kalbin şükrü:kulun bütün nimetleri Allah'dan bilmesidir.
Bedenin şükrü, azalarını ancak Allah'a itaat yolunda kullanmasıdır.
Lisanın şükrü ,Allah'a hamde devam etmektir.
Rivayete göre İsa (a.s) bir zengine uğradı.Elinden tutup onu bir fakire götürdü ve şöyle dedi:"Bu, senin İslamda kardeşindir.Allah sana genişlik vererek üstün kılmıştır.Bundan dolayı Allah'a şükret.Sonra fakirin elinden tutarak onu bir hastaya götürdü ve şöyle dedi:"Sen fakir olsan da hasta değilsin.Hem fakir,hem hasta olsan ne yapardın?.O halde Allah'a şükret".Sonra hastayı bir fakire götürdü ve şöyle dedi:"Hem hasta,hem fakir hem kafir olsan o zaman ne yapardın?O halde Allah'a şükret"dedi.Böylece onları müşahede yoluyla hallerini birbirlerine göstererek şükre çağırdı.Şükre yönelerek nimete nankörlük etmekten kaçınmaları için onları uyardı
BİR HADİS VE MESNEVİDEKİ TEFSİRİ
Bir hadiste şöyle buyurulmuştur:"Baharın soğuğunu ganimet bilin.Çünkü o, ağaçlarda çalıştığı gibi sizin bedenlerinizde de çalışır.Sonbahar soğuğundan ise kaçının .Çünkü yine o ağaçlara etkili olduğu gibi sizin bedenlerinizde de etkisini gösterir"
Mesnevi'de der ki:
Cenab-ı Hakk nezdinde sonbahar, nefis ve hevadır.
Akılla cansa baharın ve ebediliğin ta kendisidir.
Eğer senin gizli ve cüzi bir aklın varsa
Cihanda bir kamil akıl sahibi ara!
Senin cüz'i aklın , onun külli aklı yüzünden külli akıl olur.
Çünkü aklı kül nefse zincir gibidir.
Binanaleyh hadisin manası teville şöyle olur:Pak nefesler
Bahar gibidir, yaprakların ve filizlerin hayatıdır.
Velilerin sözlerinden , yumuşak olsun, sert olsun
Vücudunu örtme çünkü o sözler ,dininin zahiridir
Sıcak da söylese , soğukta söylese hoş gör
Ki sıcaktan, soğuktan ve cehennem azabın dan kurtulasın
Onun sıcağı hayatın ilk baharıdır.
Doğruluğun, yakinin ve kulluğun sermayesidir.
Çünkü can bahçeleri, onun sözleri ile diridir
Gönül denizi, bu cevherlerle doludur.
Mesnevi'de der ki:
Cenab-ı Hakk nezdinde sonbahar, nefis ve hevadır.
Akılla cansa baharın ve ebediliğin ta kendisidir.
Eğer senin gizli ve cüzi bir aklın varsa
Cihanda bir kamil akıl sahibi ara!
Senin cüz'i aklın , onun külli aklı yüzünden külli akıl olur.
Çünkü aklı kül nefse zincir gibidir.
Binanaleyh hadisin manası teville şöyle olur:Pak nefesler
Bahar gibidir, yaprakların ve filizlerin hayatıdır.
Velilerin sözlerinden , yumuşak olsun, sert olsun
Vücudunu örtme çünkü o sözler ,dininin zahiridir
Sıcak da söylese , soğukta söylese hoş gör
Ki sıcaktan, soğuktan ve cehennem azabın dan kurtulasın
Onun sıcağı hayatın ilk baharıdır.
Doğruluğun, yakinin ve kulluğun sermayesidir.
Çünkü can bahçeleri, onun sözleri ile diridir
Gönül denizi, bu cevherlerle doludur.
MECZUPLARIN FAİDELERİ
Halkın "deli" tabir ettiği meczuplar ayrı bir dünyanın insanlarıdır.Bunları,külli irade idare etmektedir.Akıl noktasındaki zafiyetleri bunları toplum nezdinde özürlü olarak kabul edilse de ; meczupların farklı vazifeler icra ettiklerini tefekkür ehli zaman içinde anlamaktadırlar.Çünkü akıl en büyük nimet olarak telakki edilir.Ancak kıymeti ve şükrü noktasında insanlar zayıf kalırlar.Bu meczupları gördüğümüzde nimetin önemi dahada anlaşılır.Meczuplar bir bölgenin bela ve imtihanlarını paratoner gibi kendi vücutlarında çeken şahsiyetlerdir.Dünyanın önemsenmemesi gerektiğini gözümüze gösteren açık işaretlerdir.Ahiret hayatına göre bir nefes uzunluğunda dahi olmayan bu dünya hayatında,çile ve meşakket çeken bu insanların ahiretlerini Cenab-ı Hakk garanti etmiştir.Bu nedenle hakikatta acınacak kişiler olmayıp,gıpta edilecek kişiler olduğunu kıyamet günü anlıyacağız.Kişisel olarak ta insanlar için müthiş bir terapi unsurudurlar.Onlara samimi olarak yaklaşan,onların seviyesinde davranan ve onların gönlünü hoş eden insanların vücudundaki olumsuz enerjileri çekip alırlar.
SALİHLERLE BİRLİKTE OLMANIN TEHLİKELERİ
Maneviyat ehli büyüklerle birlikte olmak Kur'an'da müminlere emredilmiştir.Bunun dünyaya ve ahirete yönelik sayısız faide ve hikmetleri vardır.Ancak,bunun bir manevi tehlikesi mevcuttur.Salihlere yakın olmak,onların aile mahremiyetlerine vakıf olmak durumu insanı beşer olmakla gaflete ve laubaliliğe düşürebilir.Çok yakın olmak insanda samimiyeti oluşturup hizmet ve hürmet noktasında,edeb konusunda zaafiyet oluşturabilir.Büyüklerin hikmet gereği yaptığı bazı hadiseleri kavrıyamıyarak,eleştirmek, yahut garipsemek içinde olabiliriz.Büyüklerle birlikte olduğumuz vakit edebin hem zahir yanını,hemde batın yanını elden bırakmamak gerekir.Büyüklerle birlikte olunduğu zaman zahir batın edebe nasıl riyat gösterirsek bu davranış bizi zamanla sürekli bizimle birlikte olan ve bizi gözetleyen Allah Teala duygusunu canlı ve aktif hale getirir.Eğer gaflet içinde umursamama,hafife alma,laubali davranma,hikmete dayalı davranışların bizde oluşturacağı "Acaba?","receb ağa"gibi içsel tereddütler bizim manevi yönümüz için felakete sebeb olabilir.
Bir çok örneklerini gördüğümüz üzere,sülukun başlarında sıkı ve ateşli olan bir mürit zaman içinde laubalileşip içsel tereddütler nedeniyle gerilediklerini görmekteyiz.Sevgi azalması nedeniyle de bir müddet sonra irtibatlar da kesilmektedir Aslında Allah Teala bu irtibatları kesmektedir.Zira mürit,bu lütfa layık olamamıştır.Nimete gerekli şekilde teşekkür edememiştir
Bir çok örneklerini gördüğümüz üzere,sülukun başlarında sıkı ve ateşli olan bir mürit zaman içinde laubalileşip içsel tereddütler nedeniyle gerilediklerini görmekteyiz.Sevgi azalması nedeniyle de bir müddet sonra irtibatlar da kesilmektedir Aslında Allah Teala bu irtibatları kesmektedir.Zira mürit,bu lütfa layık olamamıştır.Nimete gerekli şekilde teşekkür edememiştir
7 Mayıs 2017 Pazar
TEFEKKÜR ÇEŞİTLERİ
TEFEKKÜR BEŞ TÜRLÜDÜR.
Allah'ın ayetlerini tefekkür ki ondan marifet meydana gelir.
Allah'ın nimetlerini tefekkür ki ondan muhabbet meydana gelir.
Allah'ın vaadini ve sevabını tefekkür ki ondan rağbet meydana gelir.
Allah'ın tehdidini ve cezasını tefekkür ki ondan korku(rehbet) meydana gelir.
Allah'ın ihsanı karşısında nefislerin cefasını tefekkür ki ondan haya ve pişmanlık meydana gelir.
Allah'ın ayetlerini tefekkür ki ondan marifet meydana gelir.
Allah'ın nimetlerini tefekkür ki ondan muhabbet meydana gelir.
Allah'ın vaadini ve sevabını tefekkür ki ondan rağbet meydana gelir.
Allah'ın tehdidini ve cezasını tefekkür ki ondan korku(rehbet) meydana gelir.
Allah'ın ihsanı karşısında nefislerin cefasını tefekkür ki ondan haya ve pişmanlık meydana gelir.
İLK ŞEHİDE KADIN :HZ SÜMEYYE
Ebu Cehil kafiri ,Müslüman olduğu için Ammar b.Yasir'e ve kendisinin azadlı kölesi olduğu için annesi Sümeyyeye azab ediyordu.Hatta bir gün Sümeyye'ye "Sen, Muhammed7e ancak cemalinden dolayı iman ettin" diyerek mızrafını ağzına sapladı, o da vefat etti.Böylece İslam'da ilk şehid olan kadın oldu.
VUSLAT/ALLAH'I BULMA/ALLAH'A KAVUŞMA
Musa (a.s) Allah Teala'ya:"Ya Rabbi 1 Seni nerede bulurum ?" dedi.Allah Teala şöyle buyurdu:"Ey Musa ! Bana yöneldiğinde bana ulaşmış olursun." Yani Allah Teala , kendisine yönelen kişinin zaman ve mekan söz konusu olmadan kendisine vasıl olacağına işaret etmiştir.Esas mesele toplu bir iç duygusu (el-cum'u'l-vicdani) ile yönelmek ve Hakk'a tam olarak meyletmektir.Çünkü arayan ve ciddi olan bulur.Kapıyı ısrarla çalana kapı açılır.Kapı kalb kapısıdır.Kişi marifetullah evine bu kapıdan girer, sonra rabbani müşahedeye vasıl olur.Böylece üns, huzur,zevk ve safa hasıl olur.Heybet, hayret, vahşet(yalnızlık),gaflet,keder ve kapalılık ortadan kalkar.Ya Rabbi.Bizi de vuslata eren kullarından eyle
RIZK KONUSUNDA ALLAH'IN KULLARI
Rızk konusunda Allah'ın kulları bir kaç kısma ayrılır.Bir kısmı rızkını arar.Rızknı arayan ve bu uğurda çalışan kimse , eliyle kazanmak gibi helal ve tayyip yollarla rızkını elde etmelidir.Bir kısım insanlar rızk konusunda kanaat ehlidirler. Buna lügatta "taksime rıza"denir.Hakikat ehlinin ıstılahında ise alışılan şeyler olmadığında sükuneti muhafaza etmektir.Bir kısım kimseler de rızkı tevekkülde görürler.Bu Allah'ın katında olana güvenmek ve insanların elinde olanlardan tamamen ümid kesmektir.
Bir kısım insanda rızkı müşahede ve mücahedede görür.Nitekim Resulullah (s.a.v.)şöyle buyurmuştur:"Rabbimin yanında gecelerim.O beni yedirir ve içirir"Bunda ayrıca müşahedeye de işaret vardır.Yine buyurdu ki :"Rızkı mızrağımın gölgesinde kıldı".Bunda da mücahedeye işaret vardır.
Akıllı kimseye gereken , sadece Allah Teala için samimiyetle mücahede ve kulluk etmektir, yoksa cennette nefsin nimetlere kavuşması ve cehennemden kurtulması için değil.Çünkü onlarda vasıtadır.Sırf onlar için ibadet edilmesi durumunda ma'bud, sevab ve ceza olmuş olur.
Mesnevi'de şöyle der:
Benim önümde sekiz cennetle yedi cehennem
Puta tapanın karşısında putun durduğu gibi duruyor.
Bir kısım insanda rızkı müşahede ve mücahedede görür.Nitekim Resulullah (s.a.v.)şöyle buyurmuştur:"Rabbimin yanında gecelerim.O beni yedirir ve içirir"Bunda ayrıca müşahedeye de işaret vardır.Yine buyurdu ki :"Rızkı mızrağımın gölgesinde kıldı".Bunda da mücahedeye işaret vardır.
Akıllı kimseye gereken , sadece Allah Teala için samimiyetle mücahede ve kulluk etmektir, yoksa cennette nefsin nimetlere kavuşması ve cehennemden kurtulması için değil.Çünkü onlarda vasıtadır.Sırf onlar için ibadet edilmesi durumunda ma'bud, sevab ve ceza olmuş olur.
Mesnevi'de şöyle der:
Benim önümde sekiz cennetle yedi cehennem
Puta tapanın karşısında putun durduğu gibi duruyor.
TEVRATTAN NAKİL
Ka'bu'l-ahbar'ın Tevrat'tan yaptığı nakillerden birisi şöyledir:"Ey Ademoğlu! Bana kulluk etmen için seni yarattım; o halde oyun oynama.Rızkını taksim ettim, o halde kendini yorma, daha fazlasına tama etme ve az diye de sızlanma. Eğer sana taksim ettiğime razı olursan kalbimi ve bedenini rahatlatırım, nezdim de de övülmüş olursun.Eğer razı olmazsan, izzet ve celalim hakkı için sana dünyayı musallat ederim.Vahşi hayvanın koşup gittiği gibi sen de dünyada sağa sola koşup durursun.Ancak sana taksim ettiğim kadarını elde edersin.Fakat bu durumda benim katımda yerilen biri olursun.
Ey Ademoğlu ! Gökleri ve yeri senin için yarattım ve onları yaratırken yorulmadım da hiç meşakkatsiz sana bir somun ekmek vermek mi beni yoracak.
Ey Ademoğlu ! Ben seni seviyorum.B sevgimden ötürü sen de sevgini bana hasret
Ey Ademoğlu, Ben senden yarının amelini istemediğim gibi sen de benden yarının rızkını isteme .Çünkü Bana asi olanları bile unutmam, nasıl olur da Bana itaat edeni unuturum"
Ey Ademoğlu ! Gökleri ve yeri senin için yarattım ve onları yaratırken yorulmadım da hiç meşakkatsiz sana bir somun ekmek vermek mi beni yoracak.
Ey Ademoğlu ! Ben seni seviyorum.B sevgimden ötürü sen de sevgini bana hasret
Ey Ademoğlu, Ben senden yarının amelini istemediğim gibi sen de benden yarının rızkını isteme .Çünkü Bana asi olanları bile unutmam, nasıl olur da Bana itaat edeni unuturum"
6 Mayıs 2017 Cumartesi
NE NEDEN ÜSTÜNDÜR ?
Allah, fenadan ve bakaya reddolunduktan sonra ruhları mükaşefe ve müşahede rızkıyla kalblerden üstün kılmıştır.
Kalbleri de zühd,vera,takva, sıdk, yakin, iman , tevekkül, teslim ve rıza rızıklarıyla nefislerden üstün kılmıştır.
Nefisleri de tezkiye şiddetli mücahede, musibetlere ve belalara sabır tarikatın işaretleriyle şeriatın mükellefiyetlerini yüklenme ,kötü huyları iyi huylarla değiştirme rızkıyla bedenlerden üstün tutmuştur.
Müminlerin bedenlerini , şeriatın rükünleri olan ameller,Kur'an kıraati, kalbin ihlasıyla lisanın zikri ve benzeri rızklarla kafirlerin bedenlerinden üstün yaratmıştır.
Kalbleri de zühd,vera,takva, sıdk, yakin, iman , tevekkül, teslim ve rıza rızıklarıyla nefislerden üstün kılmıştır.
Nefisleri de tezkiye şiddetli mücahede, musibetlere ve belalara sabır tarikatın işaretleriyle şeriatın mükellefiyetlerini yüklenme ,kötü huyları iyi huylarla değiştirme rızkıyla bedenlerden üstün tutmuştur.
Müminlerin bedenlerini , şeriatın rükünleri olan ameller,Kur'an kıraati, kalbin ihlasıyla lisanın zikri ve benzeri rızklarla kafirlerin bedenlerinden üstün yaratmıştır.
İNSANLARDAKİ FARKLILIKLAR
"ALLAH KİMİNİZE KİMİNİZDEN DAHA BOL RZK VERDİ.bOL RIZIK VERİLENLER, RIZIKLARINI ELLERİNİN ALTINDAKİLERE VERİP DE BU HUSUSTA KENDİLERİNİ ONLARA EŞİT KILMAZLAR.dURUM BÖYLE İKEN ALLAH'IN NİMETİNİ İNKAR MI EDİYORSUNUZ ?"Nahl suresinin 71 nci ayetidir.
Rızık,Allah'ın canlılara verdiği yiyecek ve içecektir.Malı çok olanan zenginliği zekasından,aklının ileri ve çok çalışmasından değildir.Malı az olanın fakirliği ise beceriksizliğinden, aklının naksanlığından ve çalışmasının azlığından değildir
Bu farklılık sadece malda olmayıp zeka, ahmaklık,rüşd, aşağılık,güzellik,çirkinlik, sıhhat, hastalık ve diğer hususlarda da vakidir.
Rızık,Allah'ın canlılara verdiği yiyecek ve içecektir.Malı çok olanan zenginliği zekasından,aklının ileri ve çok çalışmasından değildir.Malı az olanın fakirliği ise beceriksizliğinden, aklının naksanlığından ve çalışmasının azlığından değildir
Bu farklılık sadece malda olmayıp zeka, ahmaklık,rüşd, aşağılık,güzellik,çirkinlik, sıhhat, hastalık ve diğer hususlarda da vakidir.
ABDULLAH GÜL HAREKATI
Ülkenin içinde bulunduğu kaynama,endişe ve korku durumundan dolayı insanların Abdullah Gül'den bir beklentileri mevcuttur.Bu insanımızın kalbinde oluşan bir "hal"in duygusudur.Tıpkı doksanlı yıllarda insanımızın gönlünde oluşan Tayyib Erdoğan sevgisinin oluşması gibi bir şey."HAL"in zahiri sebebleri izah edilmeye kalkışılsa tarif edilemez.Kalbi bir duuygunun ifade edilememesi gibi bir şey.Tıpkı "Aşk yaşanır , anlatılamaz "gibi bir şey.Ülke insanımız sayın Abdullah Gül'ü beklemektedir.tıpkı bir meyvenin olgunlaşması gibi bir durumdur bu.günü geldiğinde sanırım meydana çıkacaktır.Çünkü HAL sahibi insanlardan ,diğer insanlara HAL aktarılması gibi.Neşeli insanın yanında bulunduğunda o kişinin varlığından size neşe geçişi olur.Tıpkı böyle bir şey.Bu bir bilgi aktarımı değildir.Duygu aktarımıdır.bunun için ara kablosuna ihtiyaç yoktur.Yeterki o insanla kalbi bir bağ kurup zahirende yanında olmakla mümkün olur bu transfer.
Görelim mevlam neyler
Neylerse güzel eyler
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Görelim mevlam neyler
Neylerse güzel eyler
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.comSUFİ MANADA İHTİYARDIR
Sufi manada ihtiyardır.Çünkü onun gayesi bütün kötü huy ve sıfatlardan arınmaktır.Bu nedenle sufinin yaşı gençte olsa yaşlılar gibi giyinmesi nefsi karşısında olumlu bir davranıştır.Bir hadis-i şerifte buyurulmuştur:"Kimin üzerinden kırk yıl geçer de hala hayrı şerrine galip gelmezse, ateşe hazırlanmsın!"
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)