5 Aralık 2020 Cumartesi

MAKBUL OLAN HİZMET

Hz.Süleyman vefat ediyor.Cennetin kapısında kendisini Rıdvan isimli melek karşılıyor ve Hz.Süleyman’a verilen Cennetteki köşkü gösteriyor. Hz.Süleyman soruyor:Ey Melek! Ben dünyada iken Mescid-i Aksa’yı yaptırmıştım.Bunun için mi Hakteala bana bu köşkü bahşetti? Melek:Hayır diyor. Hz. Süleyman: -Peki , adaletli davrandığım için mi? Diyor.Cevap yine :Hayır -Peki insanlara çok yardım ettiğim için mi?diyor cevap yine :Hayır oluyor.Hz.Süleyman: -Peki niçin? Deyince:-Hani sen bir sefere giderken bir pınar başında,suya düşmüş bir karıncayı parmağınla sudan alıp kurtarmıştın.Bu sebepten deyince Hz.Süleyman:Hatırlamadım diyor.Melek ise:Zaten hatırlasan olmazdı. Nafile ibadet budur; herkese yardım et, ama farkında olmadan yap. Bünyeni o hale getir ki hep iyilik yap, hep iyi davran. İnsanın kendi özünü ortaya çıkartması ya temizlik, ya tevbe yahutta inayetle mümkün olur.Temizlik akıl ve beden ve nefis temizliği olur.Nasıl inayet alırız denirse bunun cevabı :Karşılıksız hizmetle alırızdır. İnsana karşılıksız hizmet, hayvana, bitkiye karşılıksız hizmet.

4 Aralık 2020 Cuma

KALBİ SELİM NE DEMEK?

KALP TEKALLÜB EDEN, DÖNÜŞEN DEMEK. KALBİ SELİM İSE DÖNÜŞEREK TEMİZLENMİŞ AKIL DEMEK. Kalbi selim, bedenimizdeki pompa değildir.Ancak temizlenmiş bütün beden demektir.Nasıl usta bir piyano virtüözü çalarken notaları düşünmeden , çalan parmakları aklıyla bir bütün hale gelmiş olarak bütün bedeniyle çalıyorsa kalbi selim de temizlenmiş aklın bütün bedeni kaplamış halidir. Beşerde aklın kademeleri vardır.İlk kademeye aklı meaş yani günlük maişetini temin eden, doğuştan gelen akıldır.Bu akıldı iki olgu vardır:Şehvet ve şiddet.Bu nefsi emmaredir. Şehvet, ihtiyacına sahip olma içgüdüsüdür.Şiddet ise bunu koruma içgüdüsü.Bunlar beslenme, barınma , üreme ihtiyaçları.Bu akılda negatif duygular hakim:Yalan, kibir,gurur,hased gibi.En çok rastlanan akıl tipi budur. Bu akıldan kurtulup kalbi selime ulaşmak istiyorsan , bir kamil eli tutmaya ihtiyacın vardır. Ehlibeyt'e mensup bir kamil bularak onun aklına tutunup onun cazibesine girersen , maaş akılla dolu beden kabında zamanla dönüşüm olur ve kişide Kalbi Selim hasıl tecelli eder.

BÜLBÜL SESİ

Güzel sesten kinayedir. BÜLBÜLÜN ÖZELLİĞİ , BÜTÜN HAYVANLARIN SESLERİNİ AHENKLİ ÇIKARTMASIDIR. BÜLBÜLÜN SESİ AĞIRLAŞTIRILARAK İNCELENİRSE , ÖRDEK SESİ,KURBAĞA SESİ,YILAN TISLAMASI, KUŞ CIVILTISI, KUZU MELEMESİ; HEPSİ MEVCUT İMİŞ,BÜLBÜL DOĞADAKİ SESLERİ ARMONİK HALE GETİREREK SENFONİYE DÖNÜŞTÜRÜRMÜŞ. MÜRŞİD-İ KAMİLLER DE BÖYLE İMİŞ,Mürşid-i Kamil, her dilden konuşan demek imiş.Bunun sembolik anlatımı da bülbül imiş.

KENDİNİ GÖRMEK

Ahmet Gazali hazretleri , halifesi Aynül Kuzat yusuf Hemadani hazretlerine şöyle dedi:"Ey Ayn ul Kuzat, Cenabı Resulullah'a bugüne kadar rüyamda yüz defa gördüm ve her görüşümde O'nu gördüğümü zannederdim.Fakat bugün Hz. Muhammed'i(sav) değil kendimi görmüş olduğumu anladım"

MELAMİ MÜRŞİDİ YUNUS ÇALIŞ

Bu zat hicret ederek Türkiye'ye dönmüş ve 1956 yılında bursa'ya yerleşmiş.Bursa'da "ehli tarik kim vardır?" diye araştırınca diyorlar ki "Nakşi mürşidi Ali Efendi vardır.ehli hal bir zat olup ahşap fıcı imalatı ile meşguldür".Bir gün bu zatı ziyarete gider .bakar hazret çalışır.Selam verip yanına oturup söyrediyor. Yunus Efendi, Ali efendiye hitaben:"Ali Usta sizden bir ricam olacak , bana benim içine girebileceğim büyüklükte bir fıçı yapabilir misiniz?Fıçının yan tarafında bir delik olsun , ben fıçının içine girince , o delikten bütün alemi seyredeyim ama beni kimse görmesin".Bu der demez Ali usta bir cezbeye tutulur "Allah" der kendinden geçer.

İKİ AYRI DÜNYA:ÖLÜLER DÜNYASI-DİRİLER DÜNYASI

Efendimiz (sav)'in bilinen bir hadisi şerifi.Diyanet hocaları mimberden bunu sık sık söylerler."Bana sizin dünyanızdan üç şey sevdirildi.Nisa(kadın),güzel koku ve gözümün nuru namaz".Bu hadis-i şerifde Efendimiz (sav) "sizin dünyanız" demiştir.Çünkü Efendimizle biz ayrı dünyalardanız. Hz.İsa peygamberde havarilerine "Ben sizin dünyanızdan değilim" buyurmaktadır.Bu konuya Mevlana efendimiz açıklık getirir:"Hepiniz ölüsünüz".Hz.İsa'ya bir havarisi gelip izin istedi:Efendim babam öldü izin verirseniz kaldırmak ve gömmek istiyorum" deyince Hz.İsa ona:"Bırak ölüler ölülerini kaldırsın, sen benimle kal" der. Adanalı Melami mürşitlerinden İsmail Emre hazretlerine bir dervişi gelir:"Efendim Bakkal Ahmet efendi ölmüş , haber verdiler mi?" deyince Hazret:"Evladım.Bakkal Ahmet Efendi ne zaman doğdu ki ölmüş olsun?". Netice iki ayrı dünya varmış:Ölüler dünyası ve diriler dünyası.Hak Teala ayetinde "Önce ölümü sonra hayatı yarattım".Hepimiz önce beşer seviyesinde insan hayvanıyız. Bu ölü halimiz.Bu ölü halden, nefsimizi temizleyerek diri aleme geçmemiz gereklidir.

RENE GUENON

Son yüzyılın İslam velisi olup Fransız asıllıdır.1951 yılında Kahire'de profesörken vefat etmiştir. İsmini Abdülvahit Yahya olarak değiştirmiştir. Şazeli tarikatının ikinci Pier'i olarak kabul edilir. İslam'a büyük hizmetleri olmuştur. Eski kültür Bakanlarından Prof.Dr Nabi Avcı onun bir çok eserini terceme etmiştir. Rene Fuenyon "Siz batılısınız. Ve bu topraklarda yaşayan ve kendilerine mükemmel İslam olarak görenler bile gerçekten İslam değildir" demiştir

2 Aralık 2020 Çarşamba

HAZRETİ MEHDİ

HAZRET-İ MEHDİ HAKKINDA Muhyiddin İbni Arabi hazretleri Hz.Mehdi (as) hakkında “Anka-i Mugrib” isimli eserinde şunları yazıyor. Celal ve azamet sahibi olan Cenab-ı Hakk bu hatmi mükerremi, bu velayet sancağı taşıyanı Kuranı Kerimin bir çok yerinde zikr ve methediyor. Bunlardan:Bakara suresinde iki yerde, Ali İmranda dört yerde, Nisa suresinde dört yerde, Maide de sekiz, Enamda bir yerde, Berae de bir yerde, Meryem de iki yerde,Enbiya da bir yerde,Şura da bir yerde, zuhrufda bir yerde, Hadid de bir yerde, Saf suresinde iki yerde buna ait malumat buldum.Ve bu surelerdeki ne suretle işaret vaki olduğunu uzun uzun anlatmıştır. Hazreti Mehdi zamanında Hz.Resulullah bulunsa idi Hz.Mehdi gibi hükmederdi. Bütün mezhepleri yeryüzünden kaldırır, yalnız halis ve saf din kalır. Hazreti Mehdinin düşmanları taklit ehli olan zahir alimleridir.  düşmanlığı kendi bilgilerinin ve arkasına düştükleri imamlarının söylediklerinin aksine hüküm vermesinden ileri gelecektir. Erbabı keşf ve şuhuddan ehli hakikat olan Arifi Billahlar ona beyat eder. O’nun ehlullahdan yardımcıları vardır. Bunlar Hz.Mehdinin vezirleridir. Memlekette vukua gelen her türlü darlığı ve sıkıntıyı gidermeye çalışırlar..

İNSAN MAZLUM OLDUĞUNDA KUDRET DEVREYE GİRER

Şöyle bir hadise anlatılır. Sümbül Sinan hazretleri daha çocukken dergaha hizmeti esnasında Şeyh efendi, mahalledeki çeşmeden dergah testisinin doldurulup getirmesini istedi. Küçük sümbül çeşme başına gitti çeşme başında iken atlı bir harami geldi,testisine bir tekme vurdu, ve Sümbül'ü oradan kovdu. Ağlayarak dergaha gelen sümbül hadiseyi Şeyhine nakletti. Hazret buyurdu ki Derhal git, o haramiye sen de ağzına geleni söyle, bağır, hakaret et"Küçük sümbül, dergahtan çıkar korku ve şefkat dolu yüreği bu işi yapmaya mani olur ve dergaha döner. Şeyhi gitmediğini anlayınca "Sümbül evladım aman aman hemen git dediğimi yap"deyince gider Çeşmeye yaklaştığında görürki haraminin atının attığı çifte adamın başına isabet eder ve beyni dağılır,adam ölür.küçük sümbül, bunu Efendiye anlatır. Şeyh efendi:Ah sümbül,ah ! Kıydın adama.Bir testi yüzünden adam canından oldu. Mazlum olunduğunda Kudret devreye girer.

KİBİR

Birinci senede imam, ikincide tamam,üçüncüde kalpaklı yuvan, dördüncüde bir kalbur saman olmayın,(Ahmet Amiş efendi)

KIYAMET

KIYAMET YAKLAŞTIKÇA ENBİYA VARİSLERİ BULUNAN EVLİYA GİTTİKÇE MAKAMLARI MÜNHAL(BOŞ) KALIR GİT GİDE YALNIZ VARİSİ MUHAMMEDİ KALINCA VE ONA DA BİAT EDEN BULUNMAYINCA KIYAMET ALAMETLERİ YER YER BAŞLAR"(Kuşadalı İbrahim)

KERAMAT

Ehlüllahın yanında kerametin celi ve azimi(küçük ve büyüğü)taatle telezzüz eylemektir(zevk almaktır). Halvet ve kesret ve dahi her nefeste hazır olup, Allah'ı zikr eylemek keramattandır. Ve dahi varidat olup inşirah hasıl oldukça vakar ve sekinesi ziyade olup, edep ve haya üzerine olmak keramattandır. Ve cümle ahvalde Allah Teala'dan razı olmak keramattandır. Yoksa mücerret hırka zuhur eylemek keramet değildir.zira tasavvuf ehli mahcubdur(perdelidir) "Beni bu türbenin türbedarı zannederler, oysa ki biz bütün alemin türbedarıyız"(Ahmet Amiş Efendi)

KELİME-İ TEVHİD

*YETMİŞBİN KELİME-İ TEVHİD İMANSIZ GİTMİŞ ADAMIN İMANINI KURTARIR. *Ben size şimdi La ilahe illallah'ın Türkçesini söyleyeceğim:"Yoktur, vardır, yoktur, vardır; yoktur vardır. Öyle de anlar be" (Ahmed Amiş Efendi)

DÜNYA VE AHİRET

İNSANLAR DÜNYA İLE İÇ İÇE O KADAR geçmişler ki "Ben nereden nereye gidiyorum" u pek düşünemiyorlar. Oysa bizim üç konuda yağunlaşmamız gerek: ilki;"Bu konuda ne biliyorum?", sonra "Ne yapabilirim?", ve "Ahiretim nasıl?".İnsan iki ana tesir altındadır. Zorunluluk ve özgürlük. Zorunluluk alanı kontrolümüz dışındaki alandır.İç organlarımızın çalışması gibi. Bu alanda cebir var sahibi Cebrail ve melekler. Özgürlük alanı ise düşünceler,zihin. Ancak bu özgürlük alanı özgür değil çünkü inançlarımızın ve zanlarımızın işgalinde kirlenmiş, nefsi emmarenin kontrolunda. Din anlayışına gelince kültürel din anlayışı ile sürü bilinci oluşturulmuş. Ayet "Biz ona şah damarından daha yakınız"(Kaf 16) denirken nefs perdesi nedeniyle bu algılanamıyor. İnsan bu alemden öbür aleme , aldıklarını değil verdiklerini götürebiliyor. Günlük yaşantımızda, fiil ve düşüncelerimizle cennet ve cehennemi biz var edip yaratıyoruz. Zulüm yapmışsak onu götürüyor, güzel hizmetler yapmışsak cenneti oluşturuyoruz. İnsana, hayvana,bitkiye, doğaya bütün evrene hizmet yapmakla arın. Tevazu ile gülümseyerek ve severek hizmet et.

ZİHNİMİZE DOLDURDUĞUMUZ ZARARLILAR

Televizyonu açarak zihnimize ne çıkarsa doldurmaktayız. Duyduklarımız, seyrettiklerimiz zihnimizi tıka basa doldurduğundan biz bunlarla teselli olup,çıkış arıyoruz. Belki de hakkı bu tesellilerde aramaktayız. Bu yönde kitaplar okumaktayız. Eskilerin sözlerini araştırmaktayız. Ancak tesellide kaldığımız için tecelliden mahrum olmaktayız. Tecelli dönüşümdür. Hal değişikliğidir. Bir sohbet dinliyoruz biraz ruhani aleme gidiyor gibi oluyoruz amma o hemen bitip kayboluyor ve zihnimizdeki teselliler bizi yönlendiriyorlar. Kendimizde manevi tecellileri yaşayamıyoruz. Niçin? Zihnimiz boş değil ki! Kalabalıkla dolu. Misafir kabul etmek için evin boşaltılması gerekmez mi? Melami mürşitlerinden Hasan Lutfi Şuşut hazretleri buyurmuşlar:Teselliyi bırak, tecelliyi ara"

Fİ Hİ MAFİH

Mevlana hazretlerinin bir eseridir. Yani için iç manasında aslında Bendeki Ben,Yani Bizdeki Allah. İçimizdeki Allah. İÇİNDEKİNİN İÇİNDE diye anlattı bunu. Yani Beden olarak evrenin içindeyiz, evren de ilim olarak bizim içimizde

MANEVİYATIMIZIN ANA İLKESİ

Maneviyatın ana ilkesi özgürlüktür. Ancak imansız özgürlük olmaz. İman olmazsa ümidin olmaz. Tarikat kapısı aslında özgürlük kapısıdır. Şeriat kapısında özgür değilsin, sene yasalar, kaideler dıştan belirliyor. Tarikat kapısında özgürlük sana veriliyor. O zaman mürid oluyorsun. Çünkü irade sende. Şeriatta ise irade yok.İrade yasalarda. Hakikati aramak için çöle çıktın. Çölde özgürlük var

DEVRİ ARŞİYYE

Niyazi Mısri hazretlerinin "Devri Arşiyye" isimli eseri, insanlığın başlangıcını ve sonunu anlatır.İnsanın ortaya çıkışı ,devamı ve sonu anlatılır. Yedi yıldızdan bahseder. Bunlar Zühal(Satürn), Müşteri(Jüpiter), Merih (Mars), Şems (Güneş), Zühre (Venüs), Merkür (Utarit), Kamer'dir(Ay). Kitapta denir ki Adem Zühal devrinde Başak burcunda topraktan yeni doğan bebeğin saçlarının çıkması gibi zuhur eder. Böylece insanlık başlar ve her yıldız devri, yedi bin yıl sürer ki Allah indinde bir gün bin yıldır. Nihayet Kamer(ay) devrinde Mehdi'nin zuhuru ile sona yaklaşılır. Ondan sonra o devirde bir çocuk doğar. Sadece bu çocuk Allah der, ondan başka Allah diyen kalmaz. Bu çocuk insanları hakka davet eder ancak uyan olmaz. Sonra halk hayvanlar gibi kalır. Yani bunlar insan suretinde hayvan olurlar. Ne helali helal, ne haramı haram sayarlar. Kıyamet bunların üzerine kopar. Bundan sonra yeni Adem zuhur edinceye kadar uzun bir süre, karanlık bir devir olur. Sonra yine Adem'in zuhuru ve bu devirler sonsuza kadar devam eder. Hz.Ali Efendimize ve Caferi sadık hazretlerine bu soruyu sorarlar:Ademden önce ne vardı? Cevap hep aynı:Adem vardı.

HALİNE GÖRE ÜÇ İNSAN TÜRÜ

İnsan yaşantı olarak dünyada durur, yaşantısını dünyaya kaptırırsa bu onun MUSEVİ halidir. İnsan ahirette durur, yaşantısını ahirete göre düzenlerse bu onun İSEVİ halidir. Eğer dünya ve ahiret arası berzahta yaşantısını dengelerse bu onu MUHAMMEDİ halidir.

AHMET GAZALİ HAZRETLERİN'DEN

Ahmet Gazali hazretleri üç Gazali kardeşlerin ortancasıdır. Büyükleri Muhammed Gazali Hüccetül baliğa dır.Ortanca kardeşi için şunu söyler"Biz aradık, o buldu".Ahmet Gazali bir nefesinde şöyle der: "Kimse görmemiştir aşkı, gizlidir aşk gözlerden uzaktır bu aşıklar böyle boş sözlerden herkes bir şeyler söyler aşka dair kendi aklınca Uzaktır aşk her zandan"şöyledir" den "böyledir" den Aşkın kemali melamettir.

AŞIK OL DA GEL

Eskiden Mevlevi dergahlarına intisap etmek isteyen taliplere, dergahın dedesi sorarmış:"Evladım sen şimdiye kadar hiç aşık oldun mu?" "Evet, oldum" diyeni dergaha kabul edermiş,"Hayır, olmadım" diyene de sen git önce aşık ol da öyle gel" dermiş. Aşık olan dönüşür.Yeni bir aleme ulaşmıştır.Aşk sonunda dua başlar. Dua bütün varoluşa aşık olmak demektir. Teknik olarak üç türlü aşk vardır: 1-Dünya,mal mülk aşkı.Buna aşk denmez.bu tutkudur, tamahtır, hırstır 2-Bedensel aşk.Bir erkeğin kıza, yahut kızın erkeğe olan aşkı. Bedensel aşkta üş şart vardır:Bir GÖRECEKSİN. Aşk gözden girer İki;SEVECEKSİN Üç: AYRI DÜŞECEKSİN. Ayrı düşmezse aşk olmaz o bir tutkudur. 3-Semavi aşk. Buradaki Aşk KEMALATA olan aşktır. Aşık ağlar. Eğer akan gözyaşı acı ise sen kendi hemcinsine aşıksın. Eğer akan gözyaşı tatlı ise bu semavi aşktır. Semavi aşkta ağlamadan haz duyulur, bedeni aşkta ise ağlamadan acı duyulur. Aşk dünyasında gözyaşı abdesttir. Şeriattaki abdest ise bildiğimiz organlarımızı yıkamaktır. Ağlamak ruhun abdestidir. Bu nedenle ağlayamayan bu yolda yürüyorum demesin. Gözyaşı ile arınılır. Asıl namaz bu abdestle başlar.

1 Aralık 2020 Salı

KADERE DÖNÜŞENLER

Mahatma Gandi,Budha'nın bir deyişini söyler: Söylediklerinize dikkat edin, düşüncelere dönüşür, Düşüncelerinize dikkat edin , duygularınıza dönüşür, Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür. Davranışınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür, Alışkanlıklarınıza dikkat edin değerlerinize dönüşür. Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür, Karakterinize dikkat edin KADERİNİZE dönüşür. Hz. İsa (A:S) :"SİZİ AĞZINIZDAN GİRENLER DEĞİL, ÇIKANLAR KİRLETİR. KELİMELERİN ÇEKİM GÜCÜ YÜKSEKTİR, KELİMELERİMİZ İNANCA, İNANCIMIZ DA HAYATA DÖNÜŞÜR. KULLANDIĞIMIZ KELİMELER NEGATİF İSE iyi bir hayatı çekemeyiz.

LATİFE

Bektaşi babası diyor ki:"Ey Allah'ım ! Her şeyi yaparsın da beni mülkünün dışına atamazsın" Tevhidin özeti La mevcude illa Allah"Allah'dan başka mevcud yoktur. Bu nedenle mevcudun dışı bir yer olamaz ki!

MEVLANA HALLAC'DAN DAHA SIRLIDIR

"Enel hakk" dediği için hallacı zamanın medrese mensupları astılar. Şeriat gayretleri ağır basmıştı. Hz.Mevlana efendimiz diyor ki: Dertliyim biliyorsun da Fatiha okuyorsun, ey dost! Görmüyorsun ki Fatiha'dan hastayım. İşaret eden Hallacı halk berdar etti (astı) Esrarımı işitseydi eğer, Hallac asardı beni.

ŞEHRİBANU HAZRETLERİ

Ateşperest İran Şahı Yezdicerd'in kızıdır. Hz.Ömer efendimiz zamanında İran'ın fethinde harp meydanında Yezdicerd öldürülmüştür.Kızı Şehribanu ise Hz.Hüseyn efendimizle nikahlanmıştır. Bu evlilikten Kerbela'da hasta olduğu için kurtulan Zeynelabidin hazretleri doğmuştur ve 12 imam silsilesi Zeynel Abidin hazretlerinden devam etmiştir. Hz.Hüseyn'in şehadetinden sonra muhterem zevcesi Şehribanu tarafından Kerbela şehidi için şu mersiye söylenmiştir: "Sen sefer kıldın cihandan ben cihanı neyleyim Kubbe-ye aşkım yakıldı, asumanı neyleyim. Beyti Ömrüm ta temelden hak ile yeksan olup Kaldı bomboş gülzarım, ben bu canı neyleyim. Bülbülümle, gülşenimle göçmeye kıldım karar Lane-yi aşkın dururken aşinayı neyleyim Ey Hüseynim, ey habibim, gönlümün ey serveri Şehribanu bir kölendir, bunca şanı neyleyim

KADIN EVLİYA

Bir Veli'ye soruyorlar:"Efendim, hep bir çok erkek evliyadan bahsediliyor, ancak hiç kadın evliya'dan bahsedilmiyor, neden?"Veliyullah buyuruyor ki:"Evladım, bu alemde bir erkek evliyaya karşı en az kırk kadın evliya vardır, ancak namehremdir, kapanmış, gizlidir.  Kendileri de durumlarından habersizdir. Çünkü bunların cazibeleri çok yüksektir, insanı meczup eder. Kadın evliyalar hep batında durur. Erkekler ise bütünde"

KURAN KİME OKUNUR?

Kur'an ölüye mi? Diriye mi okunur?Hadisi şerifte buyrulur:"Ölülerinize Yasin okuyunuz." Ancak bir diğer anlayış Kur'an diri kitabıdır ve diriye okunur. Dayanakları Yasin suresinin 70 ayeti:"Kur an ölüler için değil diriler için inmiştir. Bu iki zıt kutsal ifadeleri nasıl anlıyalım? Ölü ve diri kavramlarına bakılacak olursa; ELLEZİ HALAKAL MEVTE VEL HAYATE(Ölümü ve hayatı yarattım"buyrulmuştur.(Mülk suresi2).ayet önce ölümün sonra hayatın yaratıldığını vurguluyor. Biz ise zanlarımızda halimizi diri kabul ediyoruz.Hz.Mevlana müridanına "Hepiniz ölüsünüz" buyuruyor.Ayet "ölümü" önce zikrettiğine göre biz ölüm safhasındayız.Henüz bize ruh üflenmedi bu nedenle diri değiliz.Ne zaman ki nefha-i ilahi üflenir o zaman diriyiz. Hz.Ali Efendimiz "Ben canlı kur'an ım"BUYURDULAR. Bu durumu Pir Sultan abdal şöyle ifade etmiştir: Uyur idik uyardılar, diriye saydılar bizi Koyun olduk ses anladık, sürüye saydılar bizi Sürülüp kasaba geldik, kasabada mekan tuttuk Ser'i Hakk'a teslim olduk, ölüye saydılar bizi. Halimizi hal eyledik, yolumuzu yol eyledik. Her çiçekten bal eyledik,arıya saydılar bizi. Pir divanına dizildik, aşk defterine yazıldık Bal olduk şerbet ezildik, doluya saydılar bizi Pir sultan Abdalım şunda, çok keramet var insanda O cihanda bu cihanda , Ali'ye saydılar bizi.

DOSTU BULMAK

Cami hocalarımız der ki:"son nefesimizde Kelime-i şehadet le Allah (c.c) diyerek çene kapatmak nasip olsun. Bu kötü bir tavsiye değil. Ancak Efendimiz (SAV) son nefesinde böyle mi yaptı?Hayır! Peki son mesajları ne idi?"Er refikul A'la (Ey benim A'la dostum".Yine bir hadisi şerifde "Biz Ali ile bir elmanın yarısı gibiyiz" buyurdular. Hz.Pir Seyyid Nurul Arabi hazretleri "Miraçta Resulullah (sav) Rabb mazhar-ı tammı olduğu halde niçin Rabbını kendi suretinde müşahede etmedi de Hz.Ali suretinde müşahede etti?" diye .Cevabı:"Fahri Alem efendimiz, Rabb Tala mazhar-ı tamdır, lakin ism-i Rabbi kendi suretinde müşahede eylemekten Ali suretinde görmek ekmeldir. Zira aynada görmek daha zevklidir.Bu sırrı azim eğer tafsil olursa kan dökmeye sebeb olur" Adanalı İsmail Emre hazretleri:"Taksim eyle sofulara dini(şirki) bırak dostu ara. Dost aynasında bul özünü buyuruyor.

GEÇER

Izdırabın sonu yok sanma, bu alem de geçer, Ömr-i fani gibidir, gün de geçer, dem de geçer Gam karar eyliyemez hande-i hurrem de geçer Devr-i şadi de geçer, gussa-i matem de geçer Bu tecelli-i hayat aşk ile büktü belimi, Çağlayan gözyaşı mı, yoksa bu hicran seli mi? İnleyen saz-ı kazann acaba bam teli mi? Çevrilen dest-i kaderle bu şuurun fiili mi? Ney susar, mey dökülür, gulgule-i Cem de geçer İbret aldın okudunsa şu yaman dünyadan Nefsini kurtarıgör masiva vü mafihadan Niyyet-i hilkati bul aşkı çıkar aradan, Önü yoktan, sonu boktan bu kuru davadan Utanır gayreti şefkatle cehennem de geçer Ne şeriat, ne tarikat, ne hakikat, ne türe Süremez hükmünü bunlar yaşadıkça küre Cahilin korku kokan defterini Tanrı düre Marifet mahkemesinde verilen hükme göre Cennet iflas eder, efsane-i Adem de geçer Serseri Neyzen'in aşkınla kulak ver sözüne Girmemiştir bu avalim bu bedayi gözüne Cehlinin kudreti baktırmadı kendi özüne Pir olur saki-gül-çehre, bakılmaz yüzüne Hak olur pir-i mugan, sohbet-i hemdem de geçer NEYZEN TEVFİK KOLAYLI

30 Kasım 2020 Pazartesi

TASAVVUF

Tasavvuf, terki davadır. Bir iddiası olmaz. Tamamen bir zevktir. Yaşarsın ve tadına varırsın. Bu hal dinin özüdür. Tasavvufta üç ilke; Bu aleme Cemal görmeye, Kemal bulmaya,Rıza devşirmeye geldik. Tasavvufda hedef, Allah'ın işlerine karışmamak ama Allah'a karışmaktır. Bunun için bir çok manevi yollar mevcuttur. Bu yollardaki yetkin mürşitler rehberliğinde insan aydınlanır.

COK MEŞGULİYET

Adamın birinin çok işi varmış ancak hiç huzuru yokmuş.Bir arkadaşı civardaki bir dergahın şeyhinden bahsetmiş,"senin için bir randevu alayım,görüş" demiş.Adam peki deyince arkadaşı o kamil şeyhe gidip durumu arz ediyor,hazret peki cuma sabahı erkenden dergaha yalnız gelsin diyor.Adam Cuma sabahı erkenden dergaha varıyor içeri giriyor.Şeyh efendi postta oturmuş görünce selam verip "Efendim geldim" diyor.Mürşit diyor ki:"Tamam geldin ama bu kalabalıkla niye geldin?".adam sağına soluna bakıyor kimseyi göremiyor,şaşkın şaşkın "Kimse yok ki?"diyor.Hazret:"Arkana bakma, kapa gözlerini içine bak, kalabalık orada, ben sana yalnız gelmeni söylemiştim".Adam gözlerini kapayınca kalabalığı görüyor,karısı ağlıyor,çocukları şikayet ediyor diğer insanlar hepsi orada.Mürşit diyor ki:"Dışarı çıkıp kalabalığı bırak öyle gel, yalnız seni kabul edebilirim, kalabalığı değil"

HİLAFET

Hilafet , Ya sahihun neseb bil istihkak(hakiki nesebe(soya) göre kazanmak suretiyle) Ya biatı amme ve tamme(Tüm insanların bağlılık ve itimadını bildirmek suretiyle) Ya da kahrı galebe(Zor kullanarak üstün gelmek suretiyle) kazanılır. Yavuz sultan selim’de bu üçü tahakkuk etmiştir.

İRADE

İRADE *İnsan surette muhtar, hakikatte mecburdur *”İyyake na’büdü ve iyyake nestain” iradeyi cüziyyeyi silmiş süpürmüştür. *İradei külliyenin efradı beşerde zuhuruna o ferdin irade-i cüziyyesi denir *Cenabı hakk şerri Cüz’iyi kullanır ki altından hayrı külli zuhur eder. Cenab-ı Hakk hayrı Cüz’iyi kullanmaz ki altından şerri külli zuhur eder diye.

ŞEYH HİZMETİ

Fatih Türbedarı Ahmet Amiş efendi, kendisine hizmet için gelenlere dermişki:"Efendim emret" deyip durmayın, femi saadetlerini(dudaklarını)gösterip "Buradan bir şey çıkar yapamazsınız, mesul olursunuz".Ben üç şeyhe hizmet ettim, bilirim şeyhe hizmet çok güçtür. Şeyh efendiye hizmet çok kazançlı aynı zamanda risklidir.Çünkü,mübarekler hassastır.Kırıldıklarını hissettirmezler ve yüzlerinden anlamak da mümkün olmayabilir.Bu nedenle mesafeli durmakta faide vardır.

29 Kasım 2020 Pazar

ADEM PEYGAMBERE İNEN İLİM

Hz. Adem'e inen ilk suhuf(sahife) hesap(matematik), birden dokuza kadar olan rakamlar, İkincisi hendese(geometri), üçüncüsü mimaridir.onun için hesap kıyamete kadar terakki edecektir

OSMANLI PADİŞAHLARI SEYYİD Mİ?

OSMANLI PADİŞAHLARI SEYYİD Mİ? Fatih Baştürbedarı Ahmet Amiş efendi nakletmiştir. Evlad-ı Resulden birisi zulüm ve itisafa maruz kalınca Kayı Aşiretine iltica etti. Günler ve yıllar geçince onlara baş oldu. Fakat kendileri de bilmez. Fatih ve Yavuz Selim Han imameyn neslindendir. Türk Devleti(milleti) kıyamete kadar ayakta kalır, payidar olur. Fakat idare şekli, şekilden şekle değişir.

SEVGİYİ UCUZA HARCAMAK

SEVGİYİ UCUZA HARCAMAK Mesnevi-i Şerifte bir insanın ahmaklık derecesini ifade için bir pul değerinde olan bir çivinin duvara çakılması ile yapılacak askı işine, çok değerli mücevherlerle süslü bir hançerin duvara saplanıp ona su kabağı asmak örneği verilmiştir.Sevgi çok değerli ve kıymetli şey olmakla bu sevgiyi dünyevi mallar ve ziynetler uğruna harcamayı aynı değerde görürler.Dünyadan yararlanırken, dünyadan nasibini alırken ona sevgi ile bağlanmayı ve beytullah mesabesinde olan kalbe koymamak gereklidir.Sevgi kalbde tecelli eden içsel bir Rabbani duygu olup ucuz,geçici ve fani şeyler uğruna sarfedilmemelidir. Aksi halde At seyisi, paşa odasına konulmuş olur.

ADAK

ADAK Hastalandığınız zaman ağır gelmeyecek,yapabilecek bir neziri yapınız. Mesela bu hastalıktan kurtulursan günde iki rekat nafile namaz kılayım, dersin(AHMET AMİŞ EFENDİ)

TASAVVUF'DA SİLSİLE

Silsile ile, bir mürşit önce tarikatının pirine oradan da Hz.Peygamber'e ulaştıran "kişiler zinciri" kastedilmektedir. Böyle bir zincirle, Hz. Peygamber'e bağlanmayan bir şahsın, tarikat bünyesinde irşada ehliyeti kabul edilmez. Bu ehliyete sahip olabilmek için, bir halka ile ilahi hakikati son Resul'den almış olmak gerekli görülür. Sufiler, ilmi ve ahlaki yüksekliğin, silsile ile peygambere bağlanma keyfiyetini bertaraf edemeyeceği noktasında söz birliği ederler. Silsilesi olmayan kimse zahiri ilimlerde, kitabi ilimlerde zirve olsa bile bu şahıs irşadda bir yol kesicidir. Anadolu tabirinde "horozsuz yumurta" tabiri vardır ki bu tür yumurtadan civciv çıkmaz. Böyle bir kimsenin dili ne kadar tatlı olursa olsun "HAL"aktaramaz.

BİZ EHLİ BEYTTEN OLABİLİR MİYİZ?

Mümkündür. Çünkü “Kişi sevdiği ile beraberdir” buyrulduğundan Ehli Beyte olan muhabbetimiz artıp aşk şekline ulaşırsa muhtemeldir ki biz de ehli beytten sayılırız ve bu hale erişenler Meveddet temizleyicisi ile insanlardaki pislikleri temizleyici olurlar.

EZOTERİK BİR ANLATIM:DÜNYA ÖKÜZÜN BOYNUZLARI ARASINDADIR

“Dünyamız öküzün boynuzları üzerinde duruyor. Öküz de sudaki balığın üzerinde durur” Bu Hz. İdris peygamberin bir öğretisidir. Bu ifade bilimsel çalışmalar sonunda elde edilen sembolik bir anlatımdır. Milattan önce 300-250 yılları arasında önemli iki bilim merkezi, Bergama ve İskenderiye idi. İskenderiye kütüphanesinde 500.000 adet papirüs üzerine yazılmış yazma eser varmış. İnsanlar o yıllarda bilimsel çalışmalarla deneyler, araştırmalar yaparak hayatın sırlarını çözmeye çalışırlarmış. Araştırmalar en çok insan bedeni üzerinde kadavralarda gerçekleşmekte imiş. Kadavradaki çalışmada, insan hayatını neresidir konusudur. Kadının karnı şişiyor sonra içinden bir insan çıkıyor. Bu yaratım nasıl oluyor? Yıllarca kadavralar kesilip inceleniyor. Kalpte, midede, ciğerde bir iz yok. Rahim,döl yolu iki taraflı boynuz gibi, yumurtalıklar var. Tamam diyorlar yaratım bu bölgede oluyor. Orayı da öküzün boynuzuna benzetiyorlar. Bu bölgeyi tamamlayan da sudaki balık yani erkekten gelen meni içindeki spermler.

KAYBOLDUĞUMUZ YER

Cenab-ı Peygamber efendimiz(sav)'in Size iki emanet bırakıyorum."Biri kur'an, diğeri Ehli Beytim" emrinden uzaklaştığımız yer, beşerin kaybolduğu yerdir.Kur'an; Efendimizin saadetli ağızlarından çıkan mushaf-ı şerif le birlikte onu kıyamete kadar açıklayacak Canlı Kur'an denilecek varislerinden ve MEVEDDET'i temin ve temsil eden Ehli Beytten uzaklaşmak kaybolduğumuz yerdir. Kaybolduğumuz yerden Cenab-ı Muhammed'e ulaşmak mümkündür. Beşer bu kaybolduğu yeri bulamazsa kalbi hastadır. Cenab-ı Allah'ın muradı insanı Kamil olmak, Habibullah'da görünmek. O'nun için Efendimiz "Ben kulluğumla övünürüm" buyurdular. Yani kendisini kullukla örttü. Abdiyyeti ile övündü.

BİR CÖMERTLİK ÖRNEĞİ

Şeyhül Ekber İbni Arabi hazretlerinin atalarından olan Hatem-i Tai, Efendimiz (sav) den önce yaşamış,Araplar içinde cömertliği ile tanınmış ünlü bir zattır.Kızı ve oğlu Efendimize yetişmiş, oğlu Hz.Ali ordusunda kumandanlık yapmıştır. Ebu hureyreden rivayet edilir ki:Abdul Kays kabilesinden bir gurup Hatem-i Tai’nin kabrinin yanında konakladılar.Onlardan birinin adı Ebul Hayr idi. Bu kişi Hatem'in kabrini ayağı ile tekmeledi ve alayla şöyle dedi: “Ya Hatem! Bizi misafir et (yani senin cömertliğin ölümüne kadardı.Öldükten sonra faydan yok) O gece yattılar ve uyudular. Sabah olunca Ebul Hayr guruba dedi ki:”Develerimize iyi bakın. Rüyamda Hatem’i gördüm; bizi kendi devemizle ağırlayacağını söyledi.Onlar böyle konuşurken Ebul Hayr’ın devesi hastalandı, hemen kestiler etini yediler ve “Vallahi Hatem bizi diri iken de, öldükten sonra da ağırladı” dediler. Ebul Hayr isimli kişinin devesi kesildiğinden oradan gitmek için birisinin devesinin arkasına bindi.O sırada kendilerine doğru gelen bir adam gördüler.Adam onlara “Ebul Hayr hanginizdir? diye sordu.İşte filandır dediler. Adam dedi ki:Bu gece rüyamda Hatem’i gördüm.”Bana konuklar geldi, deveni Ebul Hayr isimli kişiye ver, binsin gitsin”dedi. Adam deveyi Ebul Hayr’a verdi ve geri döndü.

28 Kasım 2020 Cumartesi

GÜZEL SÖZ VE SEVGİNİN ETKİSİ

Japon alternatif tıp doktoru . Dr. Masaru Emato(1943-2014) insanın suya ve bazı gıda maddelerine etkisini inceledi. İnsanın su üzerinde titreşime dayalı yarattığı etkiyi inceledi.Olumlu ve olumsuz ses, müzik, konuşma ve düşüncenin su üzerindeki tesirini inceleyip fotoğrafladı.Bir gurup suya "Sen iyisin, sen hayat verensin" gibi güzel sözler, bir diğerine "Sen kötüsün" gibi sözler söyledi.Bunları çok soğuk bir ortamda dondurup güçlü mikroskop ve yüksek hızlı fotoğraf çekimi ile suyun iki haldeki kristallerinin fotoğraflarını çekti.Güzel sözlerin suyun kristal yapısını güzelleştirdiği kötü sözlerin suyun kristal yapısını bozup kötüleştirdiğini gördü. Aynı araştırmacı başka bir deneyinde iki ayrı kavanoza pirinç koydu.Birinci kavanoz üzerine "Teşekkür ederim çok iyisin" etiketi yapıştırıp o telkinde bulundu.İkinci kavanozdakinin üzerine "Sen aptalsın" etiketini yapıştırıp telkinde bulundu. Bir ay sonra ilk kavanozdaki pirinçlerin rengi sarı olup kokusu güzelleşti.İkinci kavanozdaki pirinçlerin renginin karardığını ve kokusunun kötüleştiğini gördü.Bunlar ilmi tespitlerdir

İRŞADDA MÜRİT /MÜRŞİT İLİŞKİSİ

İngilterede kraliyet tiyatrosu KRAL LEAR isimli oyunu sahneye koyacaktır.Açılışa İngiltere kraliçesi geleceği için .Baş rol olan KRAL LEAR rolünü oynayacak olan oyuncu hastalanır. Yönetmenler yedek kadrodaki oyuncuyu çağırırlar.Oyunca tecrübesizdir.ona sorarlar "Corç sen bu oyunda Kral Lear'i oynayabilecek misin?" diye sorarlar. Yedek oyuncu corç "Siz bana gerçek Kral Lear gibi davranırsanız ben bu oyunu oynarım" Mürit mürşit ilişkisi de böyledir. Aralarında MEVEDDET (Sevgi) varsa yol açılır.Teslimiyette noksanlık olursa yol alınmaz.

TEVHİDİ İBLİSTEN ÖĞRENMEK

Ahmet Gazali hazretleri'nin asırlardır büyük etki yapan bir ifadesi vardır:"Tevhidi İblisten öğrenmeyen kafirdir" Bu ifadeden ne anlamalıyız: İnsanın bedeni topraktan halkedilmiştir. Toprak dünyamızdan oluştu.dünyamız ise güneşten koparak oluştu.O zaman bedenimizin aslı Güneştir, yani ateştir. LİBAS kelimesi arapça L-B-S olarak üç sessiz harfle yazılır. İBLİS kelimesi de B-L-S olarak yazılır. Arap gramerine göre kelime aynı harflerden oluşursa anlam olarak aynı manaya gelir. Yani bedenimiz(Libas) bir anlamda iblistir.Kur'an da iblis kelimesi on bir yerde, şeytan kelimesi ise seksen sekiz yerde geçer. Şeytan İblisin kötüleşmiş durumunu ifade eder.Efendimiz "Her kes şeytanı ile beraber yaratılır" buyurmuştur."Siz de mi?" sorusuna Evet ancak ben şeytanımı müslüman yaptım buyurmuştur.İblis bedenin varlığı, Adem ise bedenin ruh üflenmiş durumudur.İblis Allah'ı reddetmez. İblisin karşı geldiği Ruhullahtır. İblis Adem'in özündeki Ruhullah'ı göremedi. Secde etmeyen bizim bedenimizdir. Yani beşer halinde iken, inisiye olmamış bedenimizdir. Beden daima hizmetin kendisine yapılmasını ister. Kafir örten demektir. Tasavvufta insanın özündeki küntü kenz"Hakikatı Muhammediyye" sırlarını örten, açığa çıkmasını engelliyene kafir denir.Eğer bir beşer, sahip olduğu bedenin sırrını çözer, özündeki manevi hali ile kabuğundan kurtulup insan olarak ortaya çıkarsa tevhide ulaşır,felaha selamete erişir. Efendimizin buyurduğu gibi "Ben şeytanımı müslüman yaptım" hali ortaya çıkar.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİMİZ İÇİN TIP İLMİ NE DİYOR?

Bugün tıp ilmi diyor ki;Biz insanın bağışıklık sistemine virüs yahut mikroplar değil , aklından geçen negatif düşünce ve ağzından çıkan negatif sözler daha çok zarar veriyor.Bunların tesiri ile beyin neropeptit denilen kimyasallar salgılıyor.Bu neropeptitler hastalığı artırıyor veya azaltıyor veya durduruyor.Yani bağışıklık hücrelerimizi düşüncelerimiz belirliyor.Bu nedenle zaman içinde :1-Daima iyi düşünüp iyi fiilde bulunmak gerekir 2-Daima emin kişi olmak gerekir.Efendimizin Eminliği örnek alınmalıdır. 3-Hiçbir tecelliye karışmayıp , her tecellinin güzel yönünü görmek gerekir. Hz. İsa (AS) buyururki:"Bizi ağızdan girenler değil, ağızdan çıkanlar kirletir."

USÜL

Fatih Baştürbedarı Ahmet Amiş hazretlerine "Duaların en hayırlısı nedir?" diye soruldu.Şöyle buyurdular:"Ya Rabbi bizi ehli beyt kapısından ayırma" ve ilave ettiler:(dilekleriniz olursa) "Hazreti Fatıma anamızdan dileyin O çok merhametlidir.Kendisinden niyaz edileni geri çevirmez,"

İLMİN VE İRNFANIN KAYNAKLARI

Bilim nesnenin bilgisidir.İlim maluma tabidir, deneyle bilgiye çevrilir.İlmi doğadan deneyleyip alabiliriz amma , irfanı bu şxekilde alamayız.İrfanı ancak insan-ı kamilden alabiliriz.Onun için önce insanı Kamili bulmak gerekir.

KİLİSENİN AYDINLATMA YAĞI MEVLANA DERGAHINDAN

Hz:Pir Mevlana efendimiz Konya etrafını gezerken yolu Bir Rum köyüne uğradı.Serik isimli köy bugün askeri bölge içinde bulunmaktadır.Rapihle konuşurken yağ olmadığından dolayı Kilisenin kandillerinin yanmadığını öğrendi ve buna çok üzüldü.Çünkü Kilisenin kandilleri Hak Teala'nın nuru adına yakılıyordu.Erntesi gün o köyün kilisesine iki tulum kandil yağı gönderdi.Bu gelenek Hz.Mevlana'dan sonra asırlarca devam etmiştir.Yediyüz sene boyunca (yirminci asrın başlarına kadar) Serik ökyündeki kilisenin yıllık kandil yağı , hep Konya Mevlevi Dergahı tarafından karşılanmıştır.