"Allah'ın ilk yarattığı şey benim nurumdur"sözü ile Efendimiz(sav) yaratılmanın başlangıcını ifade etmiştir.ancak,yaratılan her şeyde Cenab-ı Hakk'ın zahire gelme, bilinme isteği mevcuttur.Buna sebeb Efendimiz(sav)dir."İlim bir noktadır cahiller onu çoğalttı"sözünde Hz.Ali efendimiz hakikatte Hz.Peygamber (sav)'i kastedmiştir. Hz:peygamber (sav) Cenabı hakk'ın insan olarak yaratılmışlık alemine çıkışının kemali ve en özelidir.Bizler Cenabı Allah'ın insan sıfatı ile zahir oluşuyuz.Efendimiz Sav,Hakk'ın zatının insan olarak zahiridir.
Bu hali İbni Arabi hazretleri:"Alemde tek bir varlık vardır.Bu varlık Allah'a aittir.Alem, Allah'ın isim ve sıfatlarının görünümlerinden ibarettir.Varlık, bir tek hakikatten ibarettir.Çeşitlenme ve çoğalma , dış duyuruların meydana getirdiği zahiri bir şeydir.Allah mutlak varlıktır.O'nun varlığının sebebi yoktur.O, kendi zatıyla vardır.O'nu bilmek varlığını bilmektir.Zatının hakikatını bilmek mümkün değildir.Allah ezelde vardı ve kendisiyle birlikte hiçbir şey yoktu.Alemi yaratmak isteyince kendinde mevcut ve her şeyin aslı olan kadimle kadim, muhdesle muhdes sıfatını kazanan Külli hakikate ,Allah'dan heba denen bir hakikat tecelli etti. Bu tıpkı yapılacak bir binanın , kağıt üstünde planını çizmeye benzer.Sonra yüce Allah kendi nuruyla o hebaya tecelli etti.Bütün alem, bilkuvve bu hebada var idi.Hebada bulunan her şey , gelen bu tecelli nurunu kendi istidadına göre kabul etti.Bu nuru en çok alan da hebada bulunan Hakikatı muhammediyye oldu.Bu suretle Allah'ın tecellisinden heba ve hebanın tecellisinden alem meydana geldi.Allah'ın ezel bilgisinde bizim bu şeklimiz vardı.Bizi ezeli bilgisiyle böyle bilmiştir.O halde biz, bilkuvve O' nda vardık.O'nun bizi bilmesinin aynısı olan bizim misalimiz kendi varlığında kadimdir.Çünkü bilgi O' nun sıfatıdır.Sıfatı da ezelidir.
KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
14 Kasım 2017 Salı
ALLAH TEALANIN HÜKÜMLERİ
“Muhakkak ki Allah Teala bir takım işleri farz kılmıştır,onları zayi etmeyiniz.Bir takım sınırlar çizmiş, onları da aşmayınız.Bazı şeyleri de haram kılmıştır, onları çiğnemeyiniz.Bazı konularda ise , unuttuğu için değil de sizlere rahmet olması için susmuştur.Onları da araştırmayınız.”
Hadislerden anlamaktayız ki:Allah Teala’nın hükümleri dört kısma ayrılmıştır:
1. Farzlar
2. Haramlar
3. Sınırlar
4. Sükut edilen şeyler Denilmiştir ki kim bu hadisi şerifle amel ederse, sevabı elde etmiş ve cezadan emin olmuş olur.Çünkü farzları yerine getiren, haramlarından sakınan, sınırları aşmayan ve sükut edilen şeyleri araştırmayı bırakan kişi, faziletlerin bütün kısımlarını kendisinde toplamış ve dinin bütün hukukunu yerine getirmiş olur.Zira şeriatın hiçbir hükmü , bu hadiste sayılan kısımların dışında kalmaz.”
DİL İLE İŞLENEN GÜNAHLAR
İnsanların cehenneme girmesinde en büyük etken dilleriyle söyledikleri sözler olduğunu Efendimiz(sav)’in hadislerinden öğrenmekteyiz.
Dil ile işlenen günahlar arasında şirk ifade eden sözler, Allah Teala katında günahların en büyüğüdür.Kişinin bilgisi olmadan söylediği söz de dil ile işlenen günah kapsamına girer .Bu da şirke yakın bir günahtır.Yalan yere şahitlik de Allah'a şirk koşmaya denk gelebilecek bir günahtır.
Sihir, namuslukişilere zina iftirası atmak ve bunlar dışında bulunan yalancılık, dedikodu, insanları çekiştirmek gibi küçük ve büyük günahlar da dil ile işlenen günahlar kapsamına dahildir.Ayrıca fiili işlenen günahlar da çoğunlukla dil ile işlenen günahların yardımıyla işlenir.
İbni Abbas, dilini tutarak şöyle dediği rivayet olunmuştur:”Yazıklar olsun sana ! Hayır söz söyle de ganimetler kazan yahut sus da selamette kal.Eğer böyle yapmazsan iyi bil ki pişmanlık duyacaksın!’Kendisine,
‘Ey Ebül Abbas, neden böyle yaptın?’ diye sordular.O da:
‘Bana ulaştığına göre , insan kıyamet günü bedenindeki hiçbir organa diline olduğu kadar kızgın ve öfkeli olmayacaktır. Ancak hayır olarak söylediği sözler ve hayırla doldurduğu sözler bunun dışındadır’ diye karşılık verdi.
SADAKANIN GECE KARANLIĞINDA VERİLENİ
“Gece karanlığı” kavramından maksat fiziksel olan olabileceği gibi etraftan üçüncü bir şahsın görmediği ve bilmediği bir şekilde olanı manasına gelir.Hatta,sadaka alan şahsın dahi bilemeyeceği bir yöntemle bu sadakayı vermek de kastedilmiş olabilir.
Hz.Hüseyin efendimiz, gece sırtında ekmek taşır ve gece karanlığında vermek için yoksul kimseleri araştırır ve şöyle derdi:
“Gece karanlığında verilen sadaka Rabb’in öfkesini söndürür.” Allah Teala bu hususta şöyle buyurur:”Eğer sadakaları(zekat ve benzeri hayırları) açıktan verirseniz ne ala! Eğer onu fakire gizlice verirseniz, işte bu sizin için daha hayırlıdır.Allah da bu sebeble sizin günahlarınızı örter. Allah, yapmakta olduklarınızı bilir.”(Bakara 2/ 271)
ORUCUN KALKAN VASFI
Kalkan ,kişiyi bir tehlikeden koruyan ara maniadır.Gelecek olan tehlikeyi savuşturacak sertliği ve mania özelliğine sahiptir.Bu muhafazaya zarar verecek şeyler kalkanın vasfını ortadan kaldırır.
Efendimiz (sav)buyurmuştur:”Oruç, onu parçalamadığınız takdirde kalkandır.
‘onu parçalayan şey nedir?’ diye sorulunca
‘Yalan ve gıybet’ diye karşılık verdi
DİL BELASI
Muaz b. Cebel (r.a) rivayet edilir:
“Ey Allah’ın
Resulü! Bana, cennete girmemi sağlayacak ve cehennemden uzaklaştıracak bir amel
bildir!’ buyurdular ki:
‘Büyük bir iş
hakkında soru sordun! Bununla birlikte , Allah Teala’nın kolaylaştırdığı
kimseler için bu gerçekten çok kolaydır! Hiçbir şeyi O’na ortak koşmadan Allah’a
ibadet edersin, namazı dosdoğru kılar, zekatı verirsin , ramazan orucunu tutar
ve beyti haccedersin.’
Sonra şöyle
buyurdu:
‘Sana hayır
kapılarını göstereyim mi? Oruç kalkandır, suyun ateşi söndürdüğü gibi sadaka da
günahları söndürür. Bir de gecenin ortasında kişinin kalkıp namaz kılması.’
Sonra şu ayeti
okudu: ”Korkuyla ve umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için)
vücutları yataklardan uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah
yolunda harcarlar.Yaptıklarına karşılık olarak , onlar için ne mutluluklar
saklandığını hiç kimse bilmez.(Secde 32/16-17)
Ardından şöyle
buyurdu: ”Sana işin başını, direğini ve en zirve noktasını bildireyim mi? Ben,
‘Evet bildir ey
Allah’ın Resulü!’ deyince buyurdu ki:
‘İşin başı islam,
direği namaz ve zirve noktası cihaddır. ’Sonra buyurdu ki:
‘Sana bütün
bunların temelini bildireyim mi?’Ben,
‘Evet bildir ey
Allah’ın Resulü!’ deyince , eliyle dilini tuttu ve ,,
‘Buna sahip ol’
buyurdu.Ben,
‘Ey Allah’ın
Resulü!Konuştuklarımızdan dolayı da sorgulanacak mıyız? Dedim.Buyurdu ki:
Hay anası seni
kaybedesice! İnsanların yüzüstü yahut burunları üzeri cehenneme
sürüklenmelerinin sebebi dilleriyle kazandıklarından baş ka şey midir ki?”
13 Kasım 2017 Pazartesi
SÜNNETE SARILMAK
"Resulullah (sav) bize öylesine bir vaaz etti ki, ondan dolayı kalpler ürperdi, gözlerden yaşlar aktı.Dedi ki:
"Ey Allah'ın Resulü! Bu veda eden birinin öğüdüne benziyor.Bizlere vasiyette bulunsan! Şöyle buyurdu:
Sizlere Allah Tealaya karşı takva sahibi olmanızı,başınıza bir köle bile emir tayin edilmiş olsa dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim.Benden sonra yaşayanlarınız gerçekten pek çok ihtilaf görecek.(Bu ihtilaflar karşısında) siz benim sünnetime ve hidayet rehberi olan raşid halifelerimin sünnetine uyun; buna azı dişlerinizle sımsıkı sarılın! Sonradan çıkma işlerden kaçının.Çünkü her bid'at sapıklıktır"
Efendimiz (sav) aradan sekiz sene geçtikten sonra ölülere ve dirilere veda eder gibi Uhud şehitleri üzerine cenaze namazı kıldı.Sonra minbere çıktı:"Ben havzın başına sizden önce varacağım.Ben, benim arkamdan sizin şirk koşmanızdan korkmuyorum.Fakat ben, sizlerin dünya için yarışa girmenizden ve birbirinizle çarpışıp sizden öncekilerin helak olduğu gibi helak olmanızdan korkuyorum."
"Ey Allah'ın Resulü! Bu veda eden birinin öğüdüne benziyor.Bizlere vasiyette bulunsan! Şöyle buyurdu:
Sizlere Allah Tealaya karşı takva sahibi olmanızı,başınıza bir köle bile emir tayin edilmiş olsa dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim.Benden sonra yaşayanlarınız gerçekten pek çok ihtilaf görecek.(Bu ihtilaflar karşısında) siz benim sünnetime ve hidayet rehberi olan raşid halifelerimin sünnetine uyun; buna azı dişlerinizle sımsıkı sarılın! Sonradan çıkma işlerden kaçının.Çünkü her bid'at sapıklıktır"
Efendimiz (sav) aradan sekiz sene geçtikten sonra ölülere ve dirilere veda eder gibi Uhud şehitleri üzerine cenaze namazı kıldı.Sonra minbere çıktı:"Ben havzın başına sizden önce varacağım.Ben, benim arkamdan sizin şirk koşmanızdan korkmuyorum.Fakat ben, sizlerin dünya için yarışa girmenizden ve birbirinizle çarpışıp sizden öncekilerin helak olduğu gibi helak olmanızdan korkuyorum."
İYİLİK VE GÜNAH NEDİR?
Vabisa b.Ma'bed'den:
"Resulullah'ın yanına gelmiştim, buyurdu ki:
İyilik ve günah hakkında ne varsa hiç bir şeyi dışarıda bırakmamak üzere her şeyi sormak istiyordum.Peygamber bana,
'Yaklaş ey Vabisa' buyurdu.Ben de dizlerim Resulullah'ın (sav) dizlerine değecek şekilde kendisine yaklaştım.Buyurdular ki:
'Ey Vabisa! Ne sormak için geldiğini ben haber vereyim mi yoksa sen mi bana soracaksın?' Dedim ki:
'Ey Allah'ın Resulü ! Sen bana söyle ' Buyurdu ki;
'İyilik ve günahın ne olduğunu sormak için geldin!'
'Evet'dedim.Üç parmağını bir araya topladı ve göğsüme doğru bastırarak buyurdu ki:
"Ey Vabisa ,kendin(kalbine) sor! İyilik , kalbin huzur bulduğu ve nefsin tatmin olduğu şeydir.Günah ise , kalbi tırmalayan ve göğüste tereddüt oluşturan şeydir, insanlar sana fetva verse hatta herkes sana fetva verse bile!"
"Resulullah'ın yanına gelmiştim, buyurdu ki:
İyilik ve günah hakkında ne varsa hiç bir şeyi dışarıda bırakmamak üzere her şeyi sormak istiyordum.Peygamber bana,
'Yaklaş ey Vabisa' buyurdu.Ben de dizlerim Resulullah'ın (sav) dizlerine değecek şekilde kendisine yaklaştım.Buyurdular ki:
'Ey Vabisa! Ne sormak için geldiğini ben haber vereyim mi yoksa sen mi bana soracaksın?' Dedim ki:
'Ey Allah'ın Resulü ! Sen bana söyle ' Buyurdu ki;
'İyilik ve günahın ne olduğunu sormak için geldin!'
'Evet'dedim.Üç parmağını bir araya topladı ve göğsüme doğru bastırarak buyurdu ki:
"Ey Vabisa ,kendin(kalbine) sor! İyilik , kalbin huzur bulduğu ve nefsin tatmin olduğu şeydir.Günah ise , kalbi tırmalayan ve göğüste tereddüt oluşturan şeydir, insanlar sana fetva verse hatta herkes sana fetva verse bile!"
SAĞLIK VE AFİYET GİZLİ MÜLKTÜR
Davud ailesinin hikmetleri arasında şu yazılıdır:Sağlık ve afiyet gizli mülkdür.
"Ey insanoğlu AllahTeala'nın sana ihsan ettiği nimetin değerini öğrenmek istiyorsan gözlerini kapaman yeterli"
"Ey insanoğlu AllahTeala'nın sana ihsan ettiği nimetin değerini öğrenmek istiyorsan gözlerini kapaman yeterli"
NİMETE KARŞI SADAKA
"İnsanın sahip olduğu her ekleminden dolayı , güneşin doğduğu her günde bir sadaka vermesi gerekir.İki kişinin arasını düzeltmen bir sadakadır.Birine bineğine binmesi için yardım ederek üzerine çıkmasını sağlaman yahut yerdeki eşyasını adama uzatman bir sadakadır.Güzel söz sadakadır.Yoldaki rahatsızlık verici şeyi gidermen bir sadakadır."Hadis-iŞerif-Ebu Hüreyre (r.a)
İNSANDA 360 KEMİK YAHUT (ÜÇ YÜZ) OTUZALTI EKLEM VARDIR.Her gün bunlar için bir sadaka gerekir.
Verecek sadaka bulamaz ise? Buyurdular ki:İyiliği emreder kötülüğe engel olur.Yine dediler ki:
'Ya bunu yapamaz ise?' Buyurdu ki:
Yoldaki kemiği kaldır.'Yine dediler ki:
'Ya buna da gücü yetmez se?.'Buyurdu ki
'Zayıflara yardım etsin.'Dediler ki
'Bunu da yapamaz ise ? Buyurdu ki;
'İnsanlara kötülük yapmaktan sakınsın."
Hak Teala Beled suresi 90/8-9 ayetinde:"Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi? buyurarak bizatihi bu organlarımızı saymıştır.
İNSANDA 360 KEMİK YAHUT (ÜÇ YÜZ) OTUZALTI EKLEM VARDIR.Her gün bunlar için bir sadaka gerekir.
Verecek sadaka bulamaz ise? Buyurdular ki:İyiliği emreder kötülüğe engel olur.Yine dediler ki:
'Ya bunu yapamaz ise?' Buyurdu ki:
Yoldaki kemiği kaldır.'Yine dediler ki:
'Ya buna da gücü yetmez se?.'Buyurdu ki
'Zayıflara yardım etsin.'Dediler ki
'Bunu da yapamaz ise ? Buyurdu ki;
'İnsanlara kötülük yapmaktan sakınsın."
Hak Teala Beled suresi 90/8-9 ayetinde:"Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi? buyurarak bizatihi bu organlarımızı saymıştır.
12 Kasım 2017 Pazar
MAL DIŞINDA SADAKA SAYILAN İŞLER
Mal varlığı olmayan fakir müminler,sadaka verdikleri için
zenginlere gıpta ederler.Efendimize gelerek:”Ey Allah’ın Resulü! Servet sahipleri bütün ecirleri alıp gittiler.Bizim
kıldığımız gibi namaz kılıyorlar, bizim oruç tuttuğumuz gibi onlar da oruç
tutuyorlar ve mallarının fazlasıyla sadaka da veriyorlar.” Resulullah (sav)
buyurdu ki:
‘AllahTeala sizler
için de sadaka olacak bazı imkanlar
sunmamış mıdır? Her bir teşbih(sübhanallah demek) bir sadakadır.Her bir Tekbir
(Allahü Ekber demek)sadakadır.Her bir hamd (Elhamdülillah demek=)sadakadır.Her
bir tehlil (La ilahe illallah demek) sadakadır.Her bir kötülükten alıkoymak
sadakadır. Bunun üzerine sahabe-i Kiram,
‘Ey Allah'ın
Resulü ! Bizim cinsel arzusunu giderdiği halde onun için mükafat mı vardır? Diye
sordular.Buyurdu ki:
Ne dersiniz,eğer o
kişi arzusunu haram yoldan giderseydi onun için günah söz konusu olmaz mıydı?İşte
arzusunu helal yoldan giderdiği takdirde de onun için sevap hasıl olur.”
Başkalarına yararlı olan sadakalar (mal dışındakiler) İyiliği
emretmek,kötülükten sakındırmak,faydalı ilim öğretmek,Kuranı Kerim
okutmak,zarar veren şeyleri yoldan kaldırmak,insanlara yararlı olmak için
çalışmak böyledir.Güzel söz sadakadır.İnsanlara güleç yüzle selam vermek
sadakadır.
DANIŞMANLARIN FARKLARI
Bir devlet adamının etrafında danışmanları bulunur.Başkan istişareleri bunlarla yapar.Eğer,bu danışmanların seçiminde isabetli davranılmaz ise , bu danışmanlar başkanı hataya ve yanlışa sevk ederek ona zarar verirler. Bu nedenle danışmanlar çok mühimdir.Mesnevi-i şerifte anlatılır,gördüğü mucizeler karşısında Firavun, Hz.musa (a.s)'a inanıp iman etmeyi içinden geçirip bunu veziri olan Haman'a söylediğinde,vezir hemen onun dünyevi yönünü işaretle "Nasıl olur, ülkeler sana haraç veriyorlar, emrinde sayısız asker ve silahlar,sana secde eden halkın var iken zayıf bir insana tabi olup tüm bu ihtişamlardan vazgeçmeye kalkışacaksın" diye onun fikrini değiştirir.
Ancak,niyet hayr, akibet hayr kuralı gereğince,Başkan ihlas sahibi ve zühd sahibi olamadığı vakit,seçtiği danışmanlarda dünyevi olacağından bunların mutlaka yanlışa sevk edeceği bilinmelidir.
Ancak,niyet hayr, akibet hayr kuralı gereğince,Başkan ihlas sahibi ve zühd sahibi olamadığı vakit,seçtiği danışmanlarda dünyevi olacağından bunların mutlaka yanlışa sevk edeceği bilinmelidir.
BELA KARŞISINDA MÜMİN VE MÜNAFIĞIN FARKI
"Mümin kişi bir hastalığa yakalandığı ve bundan afiyet bulup iyileştiği zaman , geçmiş günahlarına kefaret ve ömrünün kalan kısmı için de bir nasihat olur. Münafık biri hastalanıp sonra sıhhatine kavuşunca , tıpkı sahibi tarafından niçin bağlandığını ve neden dolayı salıverildiğini idrak edemeyen bir hayvan gibi önce bağlanmış ve sonra salıverilmiş olur"(Hadis-i şerif)
11 Kasım 2017 Cumartesi
İNSANIN KALBİNİ BULMASI
Hikaye edilir ki Zünun-i Mısri'nin müritlerinden biri, "Ah kalbim nerede? kalbimi kim bulacak?" diye bağırarak dönüyordu.Günlerden bir gün bir sokağa daldı.O sokakta bir kadının evladını dövdüğünü gördü.Kadın çocuğunu dövdükten sonra evden dışarı attı ve içeri girip kapıyı kapattı.Küçük çocuk bulunduğu yerden sağına soluna bakınıp durmaya başladı.Nereye gideceğini, nereye yöneleceğini bilemiyordu.Tekrar evinin kapısına döndü ve orada şu sözleri söyleyerek ağlamaya başladı:
"Anneciğim! sen benim yüzüme kapıyı kapatırsan , kim bana kapısını açacak?Sen beni kovarsan kim beni yanına yaklaştıracak?Sen bana kızdıktan sonra kim beni yanına sokacak?"
Bu sözleri duyan annesi merhamete geldi.Yerinden kalktı ve kapının arasındaki aralıktan çocuğa şöyle bir göz attı.Bakınca toz toprak içinde evladının gözünden süzülen yaşların yanaklarına doğru akmakta olduğunu gördü.Hemen kapıyı açtı , çocuğunu içeri aldı ve kucağına oturttu.Yavrusunu öperek şöyle demeye başladı;
"Ey gözümün nuru! Ey benim canımdan daha değerli yavrum!Bütün bunları sana yapmama sen sebeb oldun.Sana olan kızgınlık ve öfkemin sebebi de sensin.Eğer sözümü tutup bana itaat etseydin bu kötü durumlarla karşılaşmayacaktın."
Bu sözleri duyan genç kendine geldi.Hemen yerinden fırladı ve, Gerçekten kalbimi buldum! Kalbimi buldum! diye bağırmaya başladı.
Ali imran suresi 3/135 ayeti:
"ONLAR BİR KÖTÜLÜK YAPTIKLARINDA YA DA KENDİLERİNE ZULMETTİKLERİNDE ALLAH'I HATIRLAYIP GÜNAHLARINDAN HEMEN TEVBE-İSTİĞFAR EDERLER.ZATEN GÜNAHLARI ALLAH'DAN BAŞKA KİM BAĞIŞLAYABİLİR Kİ! BİR DE ONLAR , İŞLEDİKLERİ KÖTÜLÜKTE BİLE BİLE ISRAR ETMEZLER.'
"Anneciğim! sen benim yüzüme kapıyı kapatırsan , kim bana kapısını açacak?Sen beni kovarsan kim beni yanına yaklaştıracak?Sen bana kızdıktan sonra kim beni yanına sokacak?"
Bu sözleri duyan annesi merhamete geldi.Yerinden kalktı ve kapının arasındaki aralıktan çocuğa şöyle bir göz attı.Bakınca toz toprak içinde evladının gözünden süzülen yaşların yanaklarına doğru akmakta olduğunu gördü.Hemen kapıyı açtı , çocuğunu içeri aldı ve kucağına oturttu.Yavrusunu öperek şöyle demeye başladı;
"Ey gözümün nuru! Ey benim canımdan daha değerli yavrum!Bütün bunları sana yapmama sen sebeb oldun.Sana olan kızgınlık ve öfkemin sebebi de sensin.Eğer sözümü tutup bana itaat etseydin bu kötü durumlarla karşılaşmayacaktın."
Bu sözleri duyan genç kendine geldi.Hemen yerinden fırladı ve, Gerçekten kalbimi buldum! Kalbimi buldum! diye bağırmaya başladı.
Ali imran suresi 3/135 ayeti:
"ONLAR BİR KÖTÜLÜK YAPTIKLARINDA YA DA KENDİLERİNE ZULMETTİKLERİNDE ALLAH'I HATIRLAYIP GÜNAHLARINDAN HEMEN TEVBE-İSTİĞFAR EDERLER.ZATEN GÜNAHLARI ALLAH'DAN BAŞKA KİM BAĞIŞLAYABİLİR Kİ! BİR DE ONLAR , İŞLEDİKLERİ KÖTÜLÜKTE BİLE BİLE ISRAR ETMEZLER.'
RAVİLERİ ŞAMLI OLAN EN DEĞERLİ HADİS
Ravileri şamlı olan birhadis-i kutsi de buyrulur:
Ebu Zer (r.a) rivayet eder:
Ey Kullarım! Şurası kesindir ki ben kendime zulmü haram
ettim ve onu sizlerin arasında da haram kıldım.Öyleyse birbirinize zulmetmeyin,
Ey KULLARIM! Benim hidayete erdirdiklerim dışında hepiniz
sapmış durumdasınız.Öyleyse benden doğru yola iletmemi isteyin ki sizleri doğru
yola ileteyim.
Ey Kullarım! Benim doyurduklarım dışında hepiniz
açsınız.Benden doyurmamı isteyin, ben de sizi doyurayım. Ey Kullarım! Benim giydirdiklerim
dışında hepiniz çıplaksınız. Öyleyse benden giydirmemi isteyin, ben de sizi
giydireyim.
Ey Kullarım! Sizler gece ve gündüz günah işliyorsunuz.Ben
ise bütün günahları bağışlarım.Öyleyse benden bağışlanma dileyin, sizleri
bağışlayayım.
Ey kullarım! Sizler bana zarar verecek durumda değilsiniz
ki zarar verebilesiniz.Bana bir fayda verebilecek durumda da değilsiniz ki fayda verebilesiniz.
Ey Kullarım! Eğer sizin öncekilerinizi ve
sonrakilerinizi, insanlarınız ve cinleriniz, sizin içinizdeki en takva kişinin
kalbi gibi bir kalbe sahip olsa , bu durum benim mülkümde hiçbir şey
artırmaz.Ey kullarım! Şayet sizin öncekileriniz ve sonrakileriniz, insanlarınız
ve cinleriniz, sizin içinizdeki en günahkar kişilerin kalbi gibi bir kalbe
sahip olsa , bu durum benim mülkümden hiçbir şey eksiltmez.
Ey kullarım! Eğer sizin öncekileriniz ve sonrakileriniz,
insanlarınız ve cinleriniz, hep birlikte bir düzlükte toplansa ve benden
dilekte bulunsalar, ben de her insanın isteğini versem, bu durum benim katımda
olandan, denize batırılan iğnenin(çıkarıldığından) eksilttiğinden başka hiçbir
şey eksiltmez.
Ey kullarım! Bunlar sizlerin amellerinizdir, ben onları
sizin için bir bir sayıyorum.Sonra da onları size eksiksiz vereceğim.Öyleyse
her kim hayır bulursa Allah’a hamdetsin.Her kim de bundan başka bir şey bulursa
, kendi nefsinden başkasını kınamasın!”
10 Kasım 2017 Cuma
NEFSİ AZAD ETMEK
KURAN KIYAMETTE İNSAN ŞEKLİNE BÜRÜNDÜRÜLÜR
“Kuran’ı Kerim kıyamet günü insan şekline büründürülür.Bu arada onun yanına ,Kuran-ı Kerim bilgisi kendisine verilmiş ve onun emrine muhalefet etmiş biri getirilir.Kur’an da o kişiye hasım olarak orada durur ve şöyle der:
“Ya Rabbi, beni bu kişiye yükledin, bu kişi ne şerli bir taşıyıcı oldu! Benim sınırlarımı aştı, farzlarımı zayi etti, günah saydıklarımı işledi, taat saydıklarımı terketti.’
Böylece Kuran o kişi aleyhine delilleri saymaya devam eder.Nihayet ona,’Evet senin söylediğin gibi ‘ derler.O kişinin elinden tutar ve o kişi burnu üzerine sürüklenerek cehenneme atılıncaya kadar onu salıvermez.Sonra Kur’an bilgisi kendisine verilmiş (hafız) salih ve onun emrini korumuş kişi getirilir.Kuran-ı Kerim de onun yanında hasım olarak durur ve şöyle der:
‘Ya Rabbi beni bu kişiye yükledin(ezberlettin), bu kişi ne hayırlı bir taşıyıcı imiş.Sınırlarımı korudu, farzlarımı yerine getirdi, günah saydıklarımdan kaçındı, ibadet saydıklarıma uydu.’
Bu şekilde Kuran’ı Kerim o kişi lehine deliller saymaya devam eder.Nihayet ona ,’Evet senin söylediğin gibi ‘ denilir.Sonra o kişinin elinden tutup kendisine atlastan elbise giydirmeden, onu kralların tahtına oturtmadan ve kendisine içki kasesi sunmadan onu bırakmaz”
NAMAZI KORUMAK
“Kul namazını muhafaza eder; abdestini, rükuunu,
secdelerini ve namazdaki kıraatini tam olarak yerine getirirse , namaz kendisine
şöyle der:Beni koruduğun gibi Allah da seni korusun.O namaz, nurla dolu olarak
semaya yükseltilir, nihayet Allah'ın huzuruna ulaşır ve sahibi için şefaatçı
olur”
NAZAR DEĞMESİNİN BİR BAŞKA TÜRÜ/HAYVANLARIN NAZARI
Fars ve Hint ilim adamları , Yunanlı doktorlar, Arapların dâhileri, Mutezile mezhebinden deney yapan kişilerle mesleğinin erbabı kelamcılar yırtıcı hayvanların gözlerinin önünde bir şey yemeyi hoş görmezlerdi.O hayvanların gözlerindeki yemeye karşı olan iştah düşkünlük sebebiyle nazarlarının değeceğinden korkarlardı.Çünkü o esnada bu hayvanların içlerinden çok düşük seviyede buhar çözülür .Bu buhar , o hayvanın gözlerinden ayrılarak insana ulaştığı esnada insanı eksik hale getirir ve hasta eder diye düşünürlerdi.Onlar yine nazar değer korkusuyla hizmetçilerinin gözlerinin önünde herhangi bir şeyi yiyip içmezler ve tadına bakmazlardı.Kendilerine tabi olan kimselere , yemeğe başlamadan önce sofranın etrafında köpek ve kedi varsa onların önlerine bir şey atmalarını; dikkatlerini başka tarafa çekmelerini isterlerdi.Bu açıklamalar ışığında Peygamber (sav)'İN ŞU HADİSİ ŞERİFİ DAHA İYİ ANLAŞILABİLİR:"HERHANGİ BİR KİMSE BİR İNSANIN VEYA HAYVANIN GÖZÜ ÖNÜNDE BİR ŞEY YER DE ONA DA VERMEZSE ÇARE VE TEDAVİSİ OLMAYAN BİR HASTALIĞA TUTULUR."
9 Kasım 2017 Perşembe
GÖZ DEĞMESİNİN(NAZARIN)İLACI
Hasan Basri hazretleri göz değmesinin ilacı Kalem suresinin 51-52 ayetini okumaktır demiştir.bu ayetlerin manası:
"O inkar edenler Zikr'i(Kur'an'ı)işittikleri zaman , neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi.Hala da (kin ve hasedlerinden:)"Hiç şüphe yok ki o bir delidir" derler.
Oysa o (Kuran), alemler için ancak bir öğüttür.
El-Esrarül-muhammediyye isimli eserde ifade edildiğine göre ; bu ayetin herhangi bir kağıda yazılıp rukye(muska) olarak taşınması, okunan suyu ile tüm vücudun yıkanması ve yine okunmuş suyunun içilmesi durumunda nazar değmesini savuşturma özelliği vardır.
Alimlerin ifadesine göre nazar, herhangibir şey kemale erdiği zaman değer.Her kamil olan şeyi , Allah Kaza ve kaderi gereği bir bozulma izler .Takdiri ilahi , göz değmesinden sonra ortaya çıktığı için bu takdir, nazara izafe edilmiştir.
Efendimiz (sav) torunları Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin'i göz değmesinden korumak için
"EUZÜ Bİ KELİMATİ'LLAHİT TAMMETİ MİN KÜLLİ ŞEYTANİN VE HAMMETİN VE MİN KÜLLİ AYNİ LAMMETİN
Göz değmesi sadece insanlara mahsus olmayıp cinler arasındada göz değmesi vardır.Cinlerin gözleri okların sivri uçlarından daha keskindir."(Her şeytan ve zehirli hayvandan , her kem gözden Allah'ın tam kelimelerine sığınırım
Göz değmesine engel olan şeylerden birisi Hz.Osman(r.a) dan rivayet edilen şu olayda anlatılır:Hz.Osman gürbüz bir çocuk görür ve çocuğa nazar değmemesi için çenesinin çukurunu karartın der.
Göz değmesine şifa olan hususlardan birisi de temiz bir kap içerisinde bulunan suya:
"ANESE ABİŞÜN Bİ ŞİHABİN GABİSİN REDETTE 'LAYNE MİNEL MEINİ ALEYHİ VE İLA EHABBİ'NNASİ İLEYNİ"duasını "gözünü çevirde bir bak bozukluk görebiliyormusun"(Mülk 67/3) ayetini , Fatiha, Ayetel Kürsi ve altı şifa ayetini okuyarak suyu hastaya içirmek ve onunla vücudu yıkamaktır.
Sözü edilen altı şifa ayeti
Tevbe 9/14 "Mümin olan kavmin kalplerine şifa versin)
Yunus 10/57 "Ey insanlar! Size rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir."
Nahl 16/69 "Onda insanlar için bir şifa vardır"
İsra 17/82 "Biz Kuran'dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir.Zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır."
Şuara 26/80 "Hastalandığım zaman bana şifa veren O dur"
Fussulet 41/44 "O inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır"
Göz değmesi için tedavi yöntemlerinden birisi de, gözü değen kişiden boy abdesti ya da namaz abdesti almasını istemek ve ondan dökülen bu su ile göz değmesine uğrayan kimsenin boy abdesti almasını sağlamaktır.
"O inkar edenler Zikr'i(Kur'an'ı)işittikleri zaman , neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi.Hala da (kin ve hasedlerinden:)"Hiç şüphe yok ki o bir delidir" derler.
Oysa o (Kuran), alemler için ancak bir öğüttür.
El-Esrarül-muhammediyye isimli eserde ifade edildiğine göre ; bu ayetin herhangi bir kağıda yazılıp rukye(muska) olarak taşınması, okunan suyu ile tüm vücudun yıkanması ve yine okunmuş suyunun içilmesi durumunda nazar değmesini savuşturma özelliği vardır.
Alimlerin ifadesine göre nazar, herhangibir şey kemale erdiği zaman değer.Her kamil olan şeyi , Allah Kaza ve kaderi gereği bir bozulma izler .Takdiri ilahi , göz değmesinden sonra ortaya çıktığı için bu takdir, nazara izafe edilmiştir.
Efendimiz (sav) torunları Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin'i göz değmesinden korumak için
"EUZÜ Bİ KELİMATİ'LLAHİT TAMMETİ MİN KÜLLİ ŞEYTANİN VE HAMMETİN VE MİN KÜLLİ AYNİ LAMMETİN
Göz değmesi sadece insanlara mahsus olmayıp cinler arasındada göz değmesi vardır.Cinlerin gözleri okların sivri uçlarından daha keskindir."(Her şeytan ve zehirli hayvandan , her kem gözden Allah'ın tam kelimelerine sığınırım
Göz değmesine engel olan şeylerden birisi Hz.Osman(r.a) dan rivayet edilen şu olayda anlatılır:Hz.Osman gürbüz bir çocuk görür ve çocuğa nazar değmemesi için çenesinin çukurunu karartın der.
Göz değmesine şifa olan hususlardan birisi de temiz bir kap içerisinde bulunan suya:
"ANESE ABİŞÜN Bİ ŞİHABİN GABİSİN REDETTE 'LAYNE MİNEL MEINİ ALEYHİ VE İLA EHABBİ'NNASİ İLEYNİ"duasını "gözünü çevirde bir bak bozukluk görebiliyormusun"(Mülk 67/3) ayetini , Fatiha, Ayetel Kürsi ve altı şifa ayetini okuyarak suyu hastaya içirmek ve onunla vücudu yıkamaktır.
Sözü edilen altı şifa ayeti
Tevbe 9/14 "Mümin olan kavmin kalplerine şifa versin)
Yunus 10/57 "Ey insanlar! Size rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir."
Nahl 16/69 "Onda insanlar için bir şifa vardır"
İsra 17/82 "Biz Kuran'dan öyle bir şey indiriyoruz ki o, müminler için şifa ve rahmettir.Zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır."
Şuara 26/80 "Hastalandığım zaman bana şifa veren O dur"
Fussulet 41/44 "O inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır"
Göz değmesi için tedavi yöntemlerinden birisi de, gözü değen kişiden boy abdesti ya da namaz abdesti almasını istemek ve ondan dökülen bu su ile göz değmesine uğrayan kimsenin boy abdesti almasını sağlamaktır.
DERS ALMAYANLARA TEKRAR/dindar değil dini dar olanlara
Tarihteki tekerrür ve benzemeler bir fizik kuralı gibi ceryan eder.sürekli tecelli eder.Sıcağın yaktığı,buzun dondurduğu gibidir.ancak dünyevi şaşaa ve hazlar,hevası peşinde olanları sarhoş ettiği için bu sonuçları düşünmek aklın kullanım sınırları dışında kalır.
Bugün Suud mal varlıklarına elkoyma eylemi ile çalkalanmakta.El koyan daha güçlü olanıdır.Malvarlığına el konulanlar ise lüks ve sefahat içinde nefsin hazlarını yaşayanlardır.Bir gece içinde tüm mal vralıkları gitmiş ve üstelik can korkusu başlamıştır.Kıyametin dehşetini yaşayanlar kurtuluş fidyesi için mallarını ve sevdikleri kişileri feda etmekten asla çekinmezler.Cenab-ı Hakk7ın kendilerine sunduğu petrol nimetinin sonsuz cazibesine kapılanlar bugün bu acıyı yaşamaktadır.ancak, bunu yapanların başına aynı durumun gelmeyeceğini kimse garanti edemez.Tüm dış güçler (ABD,İsrail,İngiltere)arkalarında olsa dahi sonuçlarını izleyeceğiz.Kutsal topraklarda hizmet için bulunan Osmanlı'yı arkadan hançerleyen Suud hanedanı muhtemeldir ki kısa zaman içinde çökecek,çökmemek için Kafirleri kutsal topraklara davette dahil her şeyi yaparak halkına ihanet edecektir.Bu gelmesi muhtemel bir zatın teşriflerinden önceki işaretler olsa gerektir.DİNDAR değilde DİNİ DAR olanların dünyevi akıbetlerini hep birlikte izleyeceğiz
Bugün Suud mal varlıklarına elkoyma eylemi ile çalkalanmakta.El koyan daha güçlü olanıdır.Malvarlığına el konulanlar ise lüks ve sefahat içinde nefsin hazlarını yaşayanlardır.Bir gece içinde tüm mal vralıkları gitmiş ve üstelik can korkusu başlamıştır.Kıyametin dehşetini yaşayanlar kurtuluş fidyesi için mallarını ve sevdikleri kişileri feda etmekten asla çekinmezler.Cenab-ı Hakk7ın kendilerine sunduğu petrol nimetinin sonsuz cazibesine kapılanlar bugün bu acıyı yaşamaktadır.ancak, bunu yapanların başına aynı durumun gelmeyeceğini kimse garanti edemez.Tüm dış güçler (ABD,İsrail,İngiltere)arkalarında olsa dahi sonuçlarını izleyeceğiz.Kutsal topraklarda hizmet için bulunan Osmanlı'yı arkadan hançerleyen Suud hanedanı muhtemeldir ki kısa zaman içinde çökecek,çökmemek için Kafirleri kutsal topraklara davette dahil her şeyi yaparak halkına ihanet edecektir.Bu gelmesi muhtemel bir zatın teşriflerinden önceki işaretler olsa gerektir.DİNDAR değilde DİNİ DAR olanların dünyevi akıbetlerini hep birlikte izleyeceğiz
"UUTANMAZSAN DİLEDİĞİNİ YAP" SÖZÜ
İlk peygamberlerdenberi insanlara naklonulan ,İnsanlığın eriştiği ilk nübüvvet sözlerinden biri de ,’Utanmazsan
dilediğini yap!’sözüdür.” hadis-i yerifini Ebu Mesud el-Bedri (r.a) rivayet
etmiştir.Bu sözün iki anlamı vardır
Birinci anlamı bu sözden kişiye dilediğini yapsın
özgürlüğü değil kınama ve yasaklama anlamındadır.Hayası olmayan kişi dilediğini
yapar.Çirkin işleri yapmaya engel olan şey, hayadır.
Haya’nın önemi hususunda şu hadisi şerifmevcuttur.
“Allah bir kulundan nefret edince ondan hayayı çekip alır.Hayayı ondan çekip alınca da onunla sadece nefret edilen kişiler karşılaşır.Sonra ondan emanet vasfını çekip alır.Ondan emanet vasfını çekip alınca rahmetini de çekip alır. Rahmetini ondan çekip aldığı zaman İslam bağını da ondan söküp almış olur. İslam bağını da ondan aldığı zaman artık onunla azgın şeytandan başkası karşılaşmaz.”
“Allah bir kulundan nefret edince ondan hayayı çekip alır.Hayayı ondan çekip alınca da onunla sadece nefret edilen kişiler karşılaşır.Sonra ondan emanet vasfını çekip alır.Ondan emanet vasfını çekip alınca rahmetini de çekip alır. Rahmetini ondan çekip aldığı zaman İslam bağını da ondan söküp almış olur. İslam bağını da ondan aldığı zaman artık onunla azgın şeytandan başkası karşılaşmaz.”
Haya ve iman yan
yanadır.Haya çekilip alındığı zaman diğeri de(imanda)onu takip eder”
Bu sözün ikinci anlamı:”Eğer yapmak istediğin iş , itaat
sayılan fiillerden biri ve işlenmesinde de ne Allah’dan ne de insanlardan
utanılması gerekmeyen bir iş ise;yahut güzel ahlak ve beğenilen edeplerden
biriyse , bu durumda onlardan dilediğini
işleyebilirsin” manasındadır.
8 Kasım 2017 Çarşamba
LA HAVLE VE LA KUVVETE İLLA BİLLAH SÖZÜNÜN GÜCÜ
Malikbin Eşcai (r.a) Hz.Peygamber'e geldi ve ,
"Oğlum Avf esir alındı " dedi.Peygamber Efendimiz'de kendisine,
"oğluna, Resulullah (sav) sana.la havle ve la kuvvete illa billah sözünü çokça söylemeni emrediyor, diye haber sal" dedi.
Elçi gelip ona durumu bildirdi.Avf yere kapanıp la havle ve la kuvvete illa billah demeye başladı.Kendisini yay kirişi ile bağlamışlardı.bağı çözülüp düştü.Bağlı olduğu yerden çıktı, orada bir deve gördü ve üzerine bindi.Deveyi bir yöne doğru sürmeye başladı, birden bire kendisini bağlayanların develerinin bulunduğu alanda buldu.Onlara bir sayha attı, develerin hepsi birden peşine düştüler.Avf, ebeveyninin huzuruna ansızın çıkmadı,kapıdan seslendi.Babası,
"Kabenin Rabbi'ne yemin ederim ki bu Avf'dır dedi.Bu söz üzerin annesi,
"Esefler olsun! Avf şu an esir ve deri bağlar altında acı çekmektedir" dedi.
Babası ve hizmetçileri kapıya doğru koştular.Bir de baktılar ki Avf evin bahçesini develerle doldurmuş.Sonra başından geçenleri ve develerin durumunu babasına haber verdi.Bu hal üzere babası Resulullah'a (sav) geldi,Avf'in durumunu ve develerle ilgili haberi anlattı.Bunun üzerin Resulullah Efendimiz kendisine şöyle buyurdu:
O develere, daha önce kendi develerine ne yapıyor isen , arzu ettiğin şeyi yapabilirsin.Bu hal üzerine Cenabı hakk:
"Kim Allah'dan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder ve ona beklemediği yerden rızık verir.Kim Allah'a güvenirse O,ona yeter"(Talak 65/2-3) ayetlerini indirdi.
"Oğlum Avf esir alındı " dedi.Peygamber Efendimiz'de kendisine,
"oğluna, Resulullah (sav) sana.la havle ve la kuvvete illa billah sözünü çokça söylemeni emrediyor, diye haber sal" dedi.
Elçi gelip ona durumu bildirdi.Avf yere kapanıp la havle ve la kuvvete illa billah demeye başladı.Kendisini yay kirişi ile bağlamışlardı.bağı çözülüp düştü.Bağlı olduğu yerden çıktı, orada bir deve gördü ve üzerine bindi.Deveyi bir yöne doğru sürmeye başladı, birden bire kendisini bağlayanların develerinin bulunduğu alanda buldu.Onlara bir sayha attı, develerin hepsi birden peşine düştüler.Avf, ebeveyninin huzuruna ansızın çıkmadı,kapıdan seslendi.Babası,
"Kabenin Rabbi'ne yemin ederim ki bu Avf'dır dedi.Bu söz üzerin annesi,
"Esefler olsun! Avf şu an esir ve deri bağlar altında acı çekmektedir" dedi.
Babası ve hizmetçileri kapıya doğru koştular.Bir de baktılar ki Avf evin bahçesini develerle doldurmuş.Sonra başından geçenleri ve develerin durumunu babasına haber verdi.Bu hal üzere babası Resulullah'a (sav) geldi,Avf'in durumunu ve develerle ilgili haberi anlattı.Bunun üzerin Resulullah Efendimiz kendisine şöyle buyurdu:
O develere, daha önce kendi develerine ne yapıyor isen , arzu ettiğin şeyi yapabilirsin.Bu hal üzerine Cenabı hakk:
"Kim Allah'dan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder ve ona beklemediği yerden rızık verir.Kim Allah'a güvenirse O,ona yeter"(Talak 65/2-3) ayetlerini indirdi.
RIZA VE SABIR ARASINDAKİ FARK
Sabır; başına gelen musibet karşısında nefse hakim olmak ve acı duymakla birlikte kızıp öfkelenmekten uzak durmak ve belanın sona ermesini temenni etmektir.Bedeni ve organlarını yaygara gibi fiillerden uzak tutmaktır.
Rıza ise ; gelen kazayı gönül hoşluğu ve huzurla karşılamak, elem duysa bile bu acı verici halin sone ermesini temenniden uzak durmaktır.Ancak bu rıza hali kalpte yerleşen yakin ve marifet hali ile acının hafiflemesini sağlar.Rıza hali güçlenir ve köksalar ise , acı duyma hali tamamen kaybolur
Büyük cihad "Kulun hevasına karşı mücahede etmesidir."
Rıza ise ; gelen kazayı gönül hoşluğu ve huzurla karşılamak, elem duysa bile bu acı verici halin sone ermesini temenniden uzak durmaktır.Ancak bu rıza hali kalpte yerleşen yakin ve marifet hali ile acının hafiflemesini sağlar.Rıza hali güçlenir ve köksalar ise , acı duyma hali tamamen kaybolur
Büyük cihad "Kulun hevasına karşı mücahede etmesidir."
7 Kasım 2017 Salı
İSTEDİĞİN ZAMAN ALLAH'DAN İSTE
"Bütün ihtiyaçlarınızı Rabbı'nızdan isteyiniz, hatta ayakkabınızın bağı koptuğu zaman onu bile"hadisi şerifi ihtiyaçlarımızı kime arz edeceğimizi gösterir.Yine "Allah'dan istemeyen kişiye Allah öfkelenir" buyurulmuştur.
Keza Resulullah Efendimiz (sav) insanlardan bir şey istememek hususunda bir topluluktan biat almıştı.Bunlar arasında Ebu Bekir-isıddık,Ebu Zer ve Sevban (r.anhüm) vardı.Bu topluluktan biri,bineğinin üzerindeyken kamçısı yada hayvanın gemi yere düşürse başka birinden istemez, kendisi iner alırdı.
Keza Resulullah Efendimiz (sav) insanlardan bir şey istememek hususunda bir topluluktan biat almıştı.Bunlar arasında Ebu Bekir-isıddık,Ebu Zer ve Sevban (r.anhüm) vardı.Bu topluluktan biri,bineğinin üzerindeyken kamçısı yada hayvanın gemi yere düşürse başka birinden istemez, kendisi iner alırdı.
BOLLUK ZAMANINDA ALLAH'I ZİKRETMEK
Selman-ı Farisi (r.a) şöyle der:”Kişi , bolluk zamanında dua eden bir kimse olup, başına bir sıkıntı geldiğinde Allah’a dua ettiği zaman melekler,
‘Bu tanıdık bir ses’ der ve şefaatçı olurlar.Eğer kişi bolluk zamanında dua etmeyen biri olup başına bir sıkıntı geldiğinde Allah'a dua edince melekler,”Bu tanımadığımız bir ses” der ve onun için şefaatçi olmazlar .
Adamın biri Ebüd Derda’ya(r.a)”Bana tavsiyede bulun!”deyince , Ebüd-Derda şöyle der:”Bolluk zamanında Allah’ı zikret ki darlık zamanında da Allah seni hatırlasın!”
ALLAH İLE TANIŞMAK
Kulun rabbi ile tanışması iki türlüdür.
Birincisi genel anlamda herkesin Allah’ı kabul edip tasdik ve iman etmekten ibaret olan tanımasıdır.Kelime-i şehadet tir.
İkincisi özel anlamda tanışıklıktır.Bu da kalbin her şeyden ilgisini kopararak bütünüyle Allah'a bağlanması, O’nunla ünsiyet kurması , zikri ile mutmain olması, gereği gibi haya etmesi ve gereği gibi korku duyması anlamına gelir.İşte bu marifet ve tanışıklık ariflerin peşinde koşup durdukları marifettir.
KADERİN KORUMASI
Hz.Enes (r.a) dan rivayet edilir ki:
“Allah Teala buyurur ki:
Kullarım arasında öyleleri vardır ki, onların imanları ancak FAKİRLİKLE düzelir.Eğer onlara zenginlik verirsem, bu durum onların (imanlarının)BOZULMASINA YOL AÇAR.
Kullarım arasında öyleleri vardır ki imanları ancak ZENGİNLİKLE düzelir.Bunlar fakirliğe düştükleri zaman imanları da bozulma tehlikesine girer.
Yine kullarım arasında öyleleri vardır ki, imanları ancak SAĞLIKLI OLMAKLA yoluna girer.Bunlara hastalık versem , onların bozulmasına sebeb olur.Kullarım arasında öyleleri de var ki ancak HASTALIK İLE imanları selamete erer.Bunlar sıhhat verdiğimde , bu durum bozulmalarına neden olur.
Kullarımdan bazıları, ibadet yoluna girip abidlerden olmak isterler.Halbu ki ben , bu kimselerin kendilerini beğenip ucba düşmemeleri için onların bu isteklerine mani olurum.
Ben, kullarımın kalplerindekini bilir ve işlerini düzene koyarım.Çünkü ben her şeyi bilirim ve her şeyden haberdarım.”
ALLAH’IN SINIRLARINI KORUMAK
Abdullah b. Abbas(r.anhüma) şöyle rivayet eder:
“Resululah’ın terkisinde idim, buyurdular ki:
Ey oğul! Sana bazı kelimeler öğreteceğim:Allah’ı koru ki O
da seni korusun. Allah’ı koru ki O’nu karşında
(yanında)bulasın. İstediğin zaman Allah’dan iste.Yardım dileyeceğin zaman Allah’dan
dile.
Şunu da iyi bil ki, eğer bütün insanlar bir konuda sana
faydalı olmak için bir araya gelseler, Allah’ın senin lehine yazmış
olduğu dışında bir fayda veremezler. Yine eğer insanlar sana bir konuda zarar
vermek için toplanacak olsalar, Allah’ın senin aleyhine yazmış olduğu dışında
bir zarar veremezler.(Çünkü)kalemler kaldırılmış ve sayfalar kurumuştur.”
Hadis-i şerifte ki “Allah’ı
koru” kavramı Allah’ın emirlerini yerine getirip yasakladıklarından kaçınmak
manasındadır.
Korunması
emredilenlerin başında NAMAZ gelir.”Onlar namazlarını gereği gibi korurlar”(Mearic
70/34)
Korunması gereken şeylerden birisi de ABDESTTİR.
Korunması emredilen şeylerden birisi de YEMİNLERDİR.
Korunması emredilen şeyler içinde BAŞ ve KARIN vardır.Baş
ve onun taşıdıklarını korumaya ;kulak,göz ve dili haramlardan korumak
girer.Karın ve onun ihtiva ettiklerini korumaya ise , kalbi, haramda ısrar
etmekten koruma hususu girer.Karnı korumanın kapsamına haram yiyecek ve içecek
girişinden korumak da dahildir.korunması gereken organlar arasında en önemlisi
dil ve cinsel organdır.
Hadisi şerifte geçen “ALLAHIN KULU KORUMASI”iki şekilde
olur.
Korumanın BİRİNCİ çeşidi Dünya işlerinde onu koruma
altına alır.Bedenini,çocuğunu, ailesini ve malını koruması gibi.”Onun önünde ve arkasında Allah’ın emriyle
onu koruyan takipçiler(melekler) vardır.Bir toplum kendilerindeki özellikleri
değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez.Allah bir topluma
kötülük diledi mi, artık onun için geri çevrilme diye bir şey yoktur.Onların
Allah’dan başka yardımcıları da yoktur.”
Korumanın İKİNCİ
çeşidi Allah Teala’nın kulunu dinini ve imanını korumasıdır.Yaşadığı sürece
her türlü şüphelerden ve sapıklıklardan , haram olan arzulardan uzak tutması ve
ölümü anında dinini korumasını sağlaması demektir. Böylece kişi iman üzere
ruhunu teslim eder.
6 Kasım 2017 Pazartesi
EN FAZLA ALDANDIĞIMIZ HUSUSLAR
İbnü's Semmak bir şiirinde şöyle der:
Ey günahlara dalmış kişi ,utanmazmısın?
Tek başına olsan da yanında ikinci olarak Allah var.
Fakat ,O' nun mühlet vermesi ve işlediği kötülüklerin
Üstü örtülü kalması seni Rabbine karşı aldattı.
Cehabı Hakk,işlediğimiz kötülükten dolayı tevbe etmemiz için bize mehil vermesi ve SETTAR isminden dolayı o kötülüklerimizi gizlemesi,cezayı geciktirmesi bizlerin el aldandığı bir husustur.
Ey günahlara dalmış kişi ,utanmazmısın?
Tek başına olsan da yanında ikinci olarak Allah var.
Fakat ,O' nun mühlet vermesi ve işlediği kötülüklerin
Üstü örtülü kalması seni Rabbine karşı aldattı.
Cehabı Hakk,işlediğimiz kötülükten dolayı tevbe etmemiz için bize mehil vermesi ve SETTAR isminden dolayı o kötülüklerimizi gizlemesi,cezayı geciktirmesi bizlerin el aldandığı bir husustur.
TAKVA'NIN ASLI
Takvanın aslı:Kişinin , kendisi ile korktuğu ve sakındığı şey arasında kendisini koruyacak bir kalkan edinmesidir.Kulun Rabbi'ne karşı takvalı olmasının manası ise kendisi ile korkup sakındığı Rabbi'nin öfkesi , gazabı ve cezası arasında kendisi için bir koruyucu edinmesidir.Bu koruyucu da Allah Teala'ya ibadet sayılan fiilleri işlemek ve O'na isyan sayılan fiillerden uzak durmaktır.
Kamil manada takvanın içine şunlar girer:Farzları yerine getirmek,haram ve şüphelileri terk etmek.Hatta bundan sonra takvaya , mendupları işlemek ve mekruhlardan sakınmakta girer.Bu derece takvanın en üst mertebesidir
Müttaki(sakınan) kime denir?
Hasan Basri hazretleri şöyle der: Müttakiler takva sayesinde öyle sakınırlar ki , haramlara düşme korkusundan helallerin pek çoğunu bu yüzden terk ederler".
Marufu Kerhi der ki:"Eğer güzel bir şekilde takva sahibi olamıyorsan , faiz yemiş olmalısın.Şayet güzel bir şekilde takva sahibi olamıyorsan , yabancı bir kadını görmüş fakat gözünü ondan sakınmamış olmalısın.
Kamil manada takvanın içine şunlar girer:Farzları yerine getirmek,haram ve şüphelileri terk etmek.Hatta bundan sonra takvaya , mendupları işlemek ve mekruhlardan sakınmakta girer.Bu derece takvanın en üst mertebesidir
Müttaki(sakınan) kime denir?
Hasan Basri hazretleri şöyle der: Müttakiler takva sayesinde öyle sakınırlar ki , haramlara düşme korkusundan helallerin pek çoğunu bu yüzden terk ederler".
Marufu Kerhi der ki:"Eğer güzel bir şekilde takva sahibi olamıyorsan , faiz yemiş olmalısın.Şayet güzel bir şekilde takva sahibi olamıyorsan , yabancı bir kadını görmüş fakat gözünü ondan sakınmamış olmalısın.
BEDDUADAN SAKINMAK
İnsanın ağzından çıkan söz çok önemlidir..Çünkü hadisi şeriflerde , duaların kabul edildiği saate rastlaması durumunda öfkeli kişinin duasının kabul edildiğini , bundan dolayı kişinin kendisine, ailesine ve malına beddua etmesinin yasaklandığı gösterilmektedir.
Sahihi müslümde rivayed edilen bir hadisi şerifte buyrulmuştur:
"Bir gazvede (Batnı Ruvat gazvesinde) Resulullah (sav) ile yolculuk ediyorduk.Nöbetleşe binilen develerden birine ensardan biri binmişti.Deve biraz durakladı.Adam deveye,
'Yürüsene , Allah sana lanet etsin !" dedi.Resulullah (sav) bunu işitince
'O deveden in, lanetlenmiş hayvanla bize yoldaşlık etme! Kendinize beddua etmeyin, çocuklarınıza beddua etmeyin, mallarınıza da beddua etmeyin ! Allah'dan bir şey istenip de isteklerin kabul olunduğu saate rastlayabilirsiniz' buyurdu.
Ayeti kerimede buyrulmuştur:"
Eğer Allah insanlara , hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu."(Yunus 10/11)
Sahihi müslümde rivayed edilen bir hadisi şerifte buyrulmuştur:
"Bir gazvede (Batnı Ruvat gazvesinde) Resulullah (sav) ile yolculuk ediyorduk.Nöbetleşe binilen develerden birine ensardan biri binmişti.Deve biraz durakladı.Adam deveye,
'Yürüsene , Allah sana lanet etsin !" dedi.Resulullah (sav) bunu işitince
'O deveden in, lanetlenmiş hayvanla bize yoldaşlık etme! Kendinize beddua etmeyin, çocuklarınıza beddua etmeyin, mallarınıza da beddua etmeyin ! Allah'dan bir şey istenip de isteklerin kabul olunduğu saate rastlayabilirsiniz' buyurdu.
Ayeti kerimede buyrulmuştur:"
Eğer Allah insanlara , hayrı çarçabuk istedikleri gibi, şerri de acele verseydi, elbette onların ecelleri bitirilmiş olurdu."(Yunus 10/11)
5 Kasım 2017 Pazar
TAVSİYE
Ebu Hüreyre (r.a) şöyle rivayet eder:
"Adamın biri Resulullah'a (sav),
-"Bana tavsiyede bulun!" dedi.Resulullah (sav)da ona,
-"Öfkelenme!" dedi. Adam aynı soruyu defalarca tekrarladı,Hz.Peygamber (sav) her defasında ,"Öfkelenme" diye karşılık verdi.
Bir başka rivayette de şu sözler yer alır:"Ey Allah'ın Resulü! Bana cennete girmemi sağlıyacak bir amel göster ama çok olmasın .Bunun üzerine Resulullah (sav) "KIZMA"buyurdu.
"Adamın biri Resulullah'a (sav),
-"Bana tavsiyede bulun!" dedi.Resulullah (sav)da ona,
-"Öfkelenme!" dedi. Adam aynı soruyu defalarca tekrarladı,Hz.Peygamber (sav) her defasında ,"Öfkelenme" diye karşılık verdi.
Bir başka rivayette de şu sözler yer alır:"Ey Allah'ın Resulü! Bana cennete girmemi sağlıyacak bir amel göster ama çok olmasın .Bunun üzerine Resulullah (sav) "KIZMA"buyurdu.
4 Kasım 2017 Cumartesi
SÖYLEDİKLERİMİZ
Efendimiz (sav) buyurmuştur:"Kişi,Allah'ın rızasına uygun bir söz söyler ve buna kalbinde bir önem vermez.Ancak Allah Teala bu sözden dolayı onu pek çok derece yükseltir. Yine kişi, Allah Tealayı öfkelendiren bir söz söyler ve bunu önemsemez.Fakat bu söz sebebiyle cehenneme yuvarlanır"
Yine Efendimiz Sav buyurmuştur:
"Ademoğlunun bütün konuştukları lehine değil aleyhinedir..Lehine olanlar sadece iyiliği emretmek, kötülüğe engel olmak ve Allah'ı zikretmek için söylediği sözlerdir."
Yahya b.Ebu Kesir şöyle nakleder:"Adamın biri merkebe binmişti.Merkep tökezleyince adam "Merkep yüz üstü düştü" dedi.Bunun üzerine sağındaki melek ,"Bu söz bir iyilik değil ki yazayım" dedi .Soldaki Melek de "Bu söz bir kötülük değil ki bende yazayım" dedi.Cenabı Hakk soldaki meleğe şöyle vahyetti:"Sağdaki meleğin yazmadıklarını sen yaz." Bunun üzerine "Merkep yüz üstü düştü" sözü adamın defterine bir kötülük olarak yazıldı.
Bu sözlerden açıkça anlaşılmaktadır:Eğer söylenen bir söz iyilik değilse , o sözden dolayı bir ceza verilmese dahi kötülük sınıfına girmektedir.Bunu yapan kişi batıl ile meşgul olduğu için zarardadır.
Yine Efendimiz Sav buyurmuştur:
"Ademoğlunun bütün konuştukları lehine değil aleyhinedir..Lehine olanlar sadece iyiliği emretmek, kötülüğe engel olmak ve Allah'ı zikretmek için söylediği sözlerdir."
Yahya b.Ebu Kesir şöyle nakleder:"Adamın biri merkebe binmişti.Merkep tökezleyince adam "Merkep yüz üstü düştü" dedi.Bunun üzerine sağındaki melek ,"Bu söz bir iyilik değil ki yazayım" dedi .Soldaki Melek de "Bu söz bir kötülük değil ki bende yazayım" dedi.Cenabı Hakk soldaki meleğe şöyle vahyetti:"Sağdaki meleğin yazmadıklarını sen yaz." Bunun üzerine "Merkep yüz üstü düştü" sözü adamın defterine bir kötülük olarak yazıldı.
Bu sözlerden açıkça anlaşılmaktadır:Eğer söylenen bir söz iyilik değilse , o sözden dolayı bir ceza verilmese dahi kötülük sınıfına girmektedir.Bunu yapan kişi batıl ile meşgul olduğu için zarardadır.
3 Kasım 2017 Cuma
KAVRAMLARIN KATLİAMI
Referandum nedeniyle"Hayırlı günler", yahut "Hayırlı cumalar" sözlerindeki "Hayr"ın "HAYIR" şeklinde anlaşılmasından çekinenler, Akşener'in kurduğu parti nedeniyle "İyi Günler","İyi işler","İyi cumalar" temennilerindeki "İYİ"nin Parti şeklinde anlaşılmasından çekinenler güzellikleri katledenlerdir."GÜL"kelimesinin eski cumhurbaşkanını ima etmesi de ayrı bir konu.Aşağıdaki hadis-i şerife "GÜLEN PEYGAMBER" başlığını atmak istediğimizde birileri başlıktaki "GÜLEN"kelimesini malum zevat olarak telakki etmesinden çekinir olduk.
Hadisi şerif şöyledir
"Ben ,cennet ehli içinde cennete en son gireni, cehennemlik olanlar içinde cehennemden en son çıkan kişiyi pek ala biliyorum.Bu adam kıyamet günü getirilir:
'Sen falan gün ve falan gün şunu ve şunu yaptın; falan gün ve falan gün şunu ve şunu yaptın.'
Bunun üzerine o adam,'Evet' der ve büyük günahlarının ortaya dökülmesinden korkarak bunları inkar etmez.Derken kendisine,
'Senin işlediğin her kötülüğe karşılık bir iyilik vardır' denilir.O zaman adam der ki:
"Ya Rabbi ! Ben bir takım şeyler daha yapmıştım, onları burada göremiyorum.'
Hadisin ravisi der ki:Gerçekten Resulullah'ı (sav) gülerken gördüm, hatta azı dişleri bile göründü."(Ebu Zer'den -sahihimüslüm -iman)
Bu hadisi şerif Peygamberin beşer yönünü ifade etmek amaçlı bir anlatıma konu edilse atılacak başlık şu olmaz mı?:"GÜLEN PEYGAMBER"
Hadisi şerif şöyledir
"Ben ,cennet ehli içinde cennete en son gireni, cehennemlik olanlar içinde cehennemden en son çıkan kişiyi pek ala biliyorum.Bu adam kıyamet günü getirilir:
'Sen falan gün ve falan gün şunu ve şunu yaptın; falan gün ve falan gün şunu ve şunu yaptın.'
Bunun üzerine o adam,'Evet' der ve büyük günahlarının ortaya dökülmesinden korkarak bunları inkar etmez.Derken kendisine,
'Senin işlediğin her kötülüğe karşılık bir iyilik vardır' denilir.O zaman adam der ki:
"Ya Rabbi ! Ben bir takım şeyler daha yapmıştım, onları burada göremiyorum.'
Hadisin ravisi der ki:Gerçekten Resulullah'ı (sav) gülerken gördüm, hatta azı dişleri bile göründü."(Ebu Zer'den -sahihimüslüm -iman)
Bu hadisi şerif Peygamberin beşer yönünü ifade etmek amaçlı bir anlatıma konu edilse atılacak başlık şu olmaz mı?:"GÜLEN PEYGAMBER"
MALAYANİ(KENDİSİNİ İLGİLENDİRMEYEN)'İ TERK ETMENİN FAZİLETİ
Vehb b.Münebbih şöyle der:"İsrailoğulları içinde iki kişi vardı.Bunlar ibadetleri sayesinde su üzerinde yürüyebilecek dereceye ulaşmışlardı.Bu iki kişi su üzerinde yürürken , bu sırada havada yürüyen birini gördüler.Hemen ona "Ey Allah'ın kulu ! bu dereceye ne ile ulaştın?"diye sordular.adam şöyle cevap verdi:
Bu dereceye azıcık bir dünyalık ile ulaştım;nefsimin arzularına engel oldum, dilimi malayani konuşmaktan uzak tuttum, Allah'ın beni davet ettiğine(zikre) yöneldim ve hep susmayı tercih ettim.Allah'ın adına yemin ettiğimde , beni yeminimde doğru çıkarır, kendisinden bir şey istediğimde bana verir."
Hasan Barsi hazretleri şöyle buyurmuştur:"Allah Teala'nın bir kulu malayani ile meşgul etmesi , ondan yüz çevirdiğinin işaretidir."
Sehl b.Abdullah Tusteri şöyle der:"Malayani konuşan kişi doğruluktan mahrum olur"
Bu dereceye azıcık bir dünyalık ile ulaştım;nefsimin arzularına engel oldum, dilimi malayani konuşmaktan uzak tuttum, Allah'ın beni davet ettiğine(zikre) yöneldim ve hep susmayı tercih ettim.Allah'ın adına yemin ettiğimde , beni yeminimde doğru çıkarır, kendisinden bir şey istediğimde bana verir."
Hasan Barsi hazretleri şöyle buyurmuştur:"Allah Teala'nın bir kulu malayani ile meşgul etmesi , ondan yüz çevirdiğinin işaretidir."
Sehl b.Abdullah Tusteri şöyle der:"Malayani konuşan kişi doğruluktan mahrum olur"
HAZRETİ İBRAHİM'E İNDİRİLEN SAYFALAR İÇİNDE YAZILI OLANLAR
"Hz.İbrahim'e (a.s)indirilen suhuf(sayfalar) içinde şunlar da vardı:Akıllı kimsenin üzerine düşen şudur:Aklına yenik düşmemeli ve vaktini şöylece bölümlere ayırmalıdır:
Vaktinin bir bölümünü Rabbine ibadet ve yakarış için ayırmalı.
* Bir bölümünü nefsini hesaba çekmek(muhasebi nefs) için ayırmalı
*Bir bölümünü ,Allah'ın yarattıklarını ve sanatı tefekküre ayırmalı
* Bir bölümünü de , yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını giderebilmek için ayırmalı.
Yine akıllı kimse ancak şu üç şey için gayret eder, harekete geçer:
*Ahirete azık hazırlamak
*Dünyalık geçimini sağlamak
*Haram olmayan bir lezzetten yararlanmak
Akıllı kimse, içinde bulunduğu zamanı basiretle değerlendirir, kendi işleriyle ilgilenir ve dilini muhafaza eder.Sözlerini de amellerinin bir bölümü kabul eden kimse çok az ve sadece kendisini ilgilendiren konularda konuşur.
Vaktinin bir bölümünü Rabbine ibadet ve yakarış için ayırmalı.
* Bir bölümünü nefsini hesaba çekmek(muhasebi nefs) için ayırmalı
*Bir bölümünü ,Allah'ın yarattıklarını ve sanatı tefekküre ayırmalı
* Bir bölümünü de , yiyecek ve içecek ihtiyaçlarını giderebilmek için ayırmalı.
Yine akıllı kimse ancak şu üç şey için gayret eder, harekete geçer:
*Ahirete azık hazırlamak
*Dünyalık geçimini sağlamak
*Haram olmayan bir lezzetten yararlanmak
Akıllı kimse, içinde bulunduğu zamanı basiretle değerlendirir, kendi işleriyle ilgilenir ve dilini muhafaza eder.Sözlerini de amellerinin bir bölümü kabul eden kimse çok az ve sadece kendisini ilgilendiren konularda konuşur.
ALLAH'DAN HAYA ETMEK NASIL OLUR?
"ALLAH'DAN HAKKIYLA HAYA EDİN!Sahabe-i kiram,
'Ey Allah'ın Resulü, elhamdülillah biz Allah'dan haya ediyoruz' dediler.Bunun üzerine Resulullah (sav) buyurdu ki:
Söylemek istediğim bu(sizin anladığınız haya)değil.Allah'tan hakkıyla haya etmek, kafayı ve içindekileri, mideyi ve taşıdıklarını korumak, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamaktır. Kim ahireti isterse dünya hayatının süsünü terk eder.Kim bu söylenenleri yerine getirirse , Allah'dan hakkıyla haya etmiş olur."
Hikmet sahibi zatlardan birisi şöyle der:"Allah'dan sana yakınlığı derecesinde haya et.Sana karşı kudreti derecesinde Allah'dan kork!"
Ariflerden biri der ki:"Konuştuğun zaman Allah Teala'nın seni dinlediğini bil! Sustuğun zaman da her an seni görmekte olduğunu unutma!"
Bu manada ayetler Kur'anda geçmektedir:
"Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız.İki melek (insanın)sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar.İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın.(Kaf 50/16-18)
"Ne zaman sen bir işte bulunsan, ne zaman Kur'an'dan bir şey okusan ve siz ne zaman bir iş yaparsanız, o işe daldığınız zaman biz mutlaka üstünüze şahidizdir.Ne yerde ne gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli)kalmaz.Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü yoktur ki apaçık kitapta(levhi mahfuzda)bulunmasın."(Yunus (10/61)
"Yoksa onlar, bizim kendilerinin sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, öyle değil;yanlarındaki elçilerimiz(hafaza melekleri de) yazmaktadırlar"Zuhruf 43/80)
'Ey Allah'ın Resulü, elhamdülillah biz Allah'dan haya ediyoruz' dediler.Bunun üzerine Resulullah (sav) buyurdu ki:
Söylemek istediğim bu(sizin anladığınız haya)değil.Allah'tan hakkıyla haya etmek, kafayı ve içindekileri, mideyi ve taşıdıklarını korumak, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamaktır. Kim ahireti isterse dünya hayatının süsünü terk eder.Kim bu söylenenleri yerine getirirse , Allah'dan hakkıyla haya etmiş olur."
Hikmet sahibi zatlardan birisi şöyle der:"Allah'dan sana yakınlığı derecesinde haya et.Sana karşı kudreti derecesinde Allah'dan kork!"
Ariflerden biri der ki:"Konuştuğun zaman Allah Teala'nın seni dinlediğini bil! Sustuğun zaman da her an seni görmekte olduğunu unutma!"
Bu manada ayetler Kur'anda geçmektedir:
"Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız.İki melek (insanın)sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar.İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın.(Kaf 50/16-18)
"Ne zaman sen bir işte bulunsan, ne zaman Kur'an'dan bir şey okusan ve siz ne zaman bir iş yaparsanız, o işe daldığınız zaman biz mutlaka üstünüze şahidizdir.Ne yerde ne gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli)kalmaz.Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü yoktur ki apaçık kitapta(levhi mahfuzda)bulunmasın."(Yunus (10/61)
"Yoksa onlar, bizim kendilerinin sırlarını ve gizli konuşmalarını işitmediğimizi mi sanıyorlar? Hayır, öyle değil;yanlarındaki elçilerimiz(hafaza melekleri de) yazmaktadırlar"Zuhruf 43/80)
EDEP İLE İLGİLİ KONULARIN TEMELİ OLAN DÖRTHADİS
Büyüklerden nakledilir ki Edeple alakalı konuların tamamı ve temeli şu dört hadisi şeriften oluşur:
BİRİNCİ HADİS:"Allah'a ve ahiret gününe iman eden kişi , ya hayır söylesin yahut sussun"
İKİNCİ HADİS:"Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terketmesi Müslümanlığın güzelliklerindendir."
ÜÇÜNCÜ HADİS:Kendisinden nasihat isteyen kişiye özlü bir ifadeyle,'Öfkelenme! şeklindeki vasiyetidir.
DÖRDÜNCÜ HADİS:"Mümin kişi , kendisi için istediğini mümin kardeşi için de ister."
BİRİNCİ HADİS:"Allah'a ve ahiret gününe iman eden kişi , ya hayır söylesin yahut sussun"
İKİNCİ HADİS:"Kişinin kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terketmesi Müslümanlığın güzelliklerindendir."
ÜÇÜNCÜ HADİS:Kendisinden nasihat isteyen kişiye özlü bir ifadeyle,'Öfkelenme! şeklindeki vasiyetidir.
DÖRDÜNCÜ HADİS:"Mümin kişi , kendisi için istediğini mümin kardeşi için de ister."
2 Kasım 2017 Perşembe
TARİKATLARDA ZAT POSTU
Tarikatı aliyyelerde Tarikat Pir'inden rabıta sahibi birden çok halife yetişip her ne kadar bazı kollar zuhur etmişse de , zat postu tektir.Bu her dönemde böyle olmuştur.Silsile, bu zat postlarından devam ede gelmiştir.Zat postundan hilafet alan diğer şeyhler tekkenişin, sohbet ve sıfat şeyhi olarak faaliyet göstermişlerdir.Adabı odur ki, hulefa(halifeler) mürşit göçünce emaneti sahibine , yani zat postuna teslim eder.
İbrahim Has'ın Tezkiretül has isimli eserinin Seyyid yahya Şirvani 'yi anlattığı bölümde şunlar yazılıdır:
Seyyid Yahya her mecliste dermiş ki:
"her pirin mücazları (icazet verdikleri) ve perverdeleri(hususi yetiştirdikleri) olur.Mücazlar çok olsa doğrudur.Amma perverde birdir ki, o, pirin vefatından sonra zuhur eder.Hakikatta sahibi telkin ve ehli irşad odur.Amma mücazlar tevbe ve istiğfar vermek için ve adabı tarikat öğretmek içindir."
İbrahim Has'ın Tezkiretül has isimli eserinin Seyyid yahya Şirvani 'yi anlattığı bölümde şunlar yazılıdır:
Seyyid Yahya her mecliste dermiş ki:
"her pirin mücazları (icazet verdikleri) ve perverdeleri(hususi yetiştirdikleri) olur.Mücazlar çok olsa doğrudur.Amma perverde birdir ki, o, pirin vefatından sonra zuhur eder.Hakikatta sahibi telkin ve ehli irşad odur.Amma mücazlar tevbe ve istiğfar vermek için ve adabı tarikat öğretmek içindir."
BÜYÜKLERİN BELAYA SEVİNMELERİNİN SEBEBİ
Şeyh Hakim Tirmizi şöyle demiştir: "Geçmiş günlerimin birinde bir hastalığa tutulmuştum.Allah Teala bana şifa verince , hastalığım süresince Allah'ın verdiği sevapla , aynı süre içinde insan ve cinlerin ibadet sevabı bana gösterildi.Kendi kendime sordum:"Bu hastalıkla, bu hastalığım müddetince insan ve cinlerin ibadet sevabını seçmek arasında kalsaydım hangisini tercih ederdim acaba?".Azmim doğru yöne yöneldi, yakinim kökleşti ve basiretim şu sağlam kararı vermeme yardım etti:"Allah'ın benim için seçtiği şey daha şerefli , kıymet ve makam bakımından daha yüksek ve sonuç bakımından daha faydalıdır.D da Allah'ın benim için takdir ettiği süre içinde hastalıktır.O' nun işi olduğundan bunda herhangi bir karışıklık yoktur. Allah'ın işi ile kurtulman ve kendi işinle kurtuluşa ermen arasında fark ne kadar büyüktür."Bunu görünce , hastalığım süresince insan ve cinlerin ibadeti , Allah'ın hastalığım sebebiyle verdiği yanında gözüme küçük göründü.Bu sebeble hastalığım nazarımda bir nimet, nimet de bir minnet, minnet ise emel, emel de merhamet oluverdi.Ben de kendi kendime dedim ki:"Demek ki büyükler gönül hoşluğuyla bela içinde Hak'la beraber olmayı bu sebeble ısrarla istiyorlar.Böylece belaya sevinmelerinin sebebi de ortaya çıkmış oluyor."
ÜZÜNTÜ VE SEVİNCİN HAKSIZ KULLANIM YERLERİ
Allah'dan başka yitirdiklerinizden dolayı üzülmeyiniz.Allah'dan başka elde ettiklerinizden dolayı da sevinmeyiniz ki , kullanılması gereken yerden başka yerde kullanarak üzüntü ve sevince haksızlık etmiş olmayasınız.Allahın lütuflarından kaçırdıklarınız sebebiyle üzülün ve Allah'dan verilenlerle sevinin ki yerinde kullanmakla sevinç ve üzüntü hakkında adaletli davranmış olasınız.Çünkü Allah Teala hak,O' nun dışındakiler ise batıldır.Öyleyse üzüntü ve sevinç hakla kullanıldığında onlar adına hak ve adalet, böyle yapan da adil ve hakkı gerçekleştiren kişi olur. Allah'a hicret etmiş olanlardan başka hiç kimse Allah için sevinip üzülemez.Allah'dan yüz çevirenlerden başka hiç kimse O' ndan başka şeyler için üzülüp sevinmez.Öyleyse sen her halinde adil olanların yolundan git ve zalimlerin yolundan olmaktan sakın! Mal mülk de Allah'dan başka olan şeylerdendir.
1 Kasım 2017 Çarşamba
ARACI (ALLAH'IN VEKİLİ)
Allah'ın yeryüzündeki halifesi , insan-ı Kamildir.Allah insanı Kamili kendisini izhar etmek ve görünmek için aracı olarak yaratmıştır.İnsanı kamil, yaratılmış varlıkları bağlayan halkadır.O, temizleyici bir deniz olarak , kirli olanı temizlemektedir.O,Ruh'dan kesilmiş olanları birlikte onarmaktadır. Allah'a giden yol ondan geçmektedir.Dervişe,Tanrının kendinde olduğunu göstermekten ibarettir.Yolun sonuna varan derviş, kendi sırasını görecektir.araştırması kaybolmuş vatana doğru , bizzat kendi içinde tamamlanacaktır.
MANEVİYAT YOLUNUN SONU:FENAFİLLAH/BAKABİLLAH
Necmeddini Kübra hazretleri "EMANET"den bahseden ayeti şöyle yorumlamaktadır:"Hakikatta emanet , büyük mutluluk olarak tasvir edilmiştir.Yani fena fillah(Allah'ta yok olmak),Baka billah(Allah'da baki olmak)."
Bunlar Tanrısal inayetin doğrudan alınışını ifade eder ve bu "emanet" olarak isimlendirilir.Çünkü bu ,münhasıran insana tahsis edilmiş ilahi bir sıfattır.(Yanimükemmel insan kainatın kalbidir)O sıfat , insan aracılığı ile bütün yaratıklara ulaştırılmıştır.Halife'nin sırrı buradadır ve bu sadece insana verilmiştir.İnsan cahildir çünkü o, çiftleşen, yiyen, içen ve çekirdeğinin aşk olduğunu bilmeyen hayvan olduğunu sanıyor.Halbu ki o,Allah'ın sevgilisidir veAllah'ın aşkıdır.Kim ki Allah'dan başka bir şeyi severse cahildir.
Bunlar Tanrısal inayetin doğrudan alınışını ifade eder ve bu "emanet" olarak isimlendirilir.Çünkü bu ,münhasıran insana tahsis edilmiş ilahi bir sıfattır.(Yanimükemmel insan kainatın kalbidir)O sıfat , insan aracılığı ile bütün yaratıklara ulaştırılmıştır.Halife'nin sırrı buradadır ve bu sadece insana verilmiştir.İnsan cahildir çünkü o, çiftleşen, yiyen, içen ve çekirdeğinin aşk olduğunu bilmeyen hayvan olduğunu sanıyor.Halbu ki o,Allah'ın sevgilisidir veAllah'ın aşkıdır.Kim ki Allah'dan başka bir şeyi severse cahildir.
Şu gönlümün illeri
Bir
garip diyar imiş
Şu
gönlümün illeri
Nesneleri
bi-renkmiş
Şu
gönlümün illeri
La
mekan, semadani
Hem
fakir, hem de gani
Ezdadı
cami yani
Şu
gönlümün illeri
Nakşıdır
bu alemin
Yazısıdır
cümlenin
Kapsayanı
hepsinin
Şu
gönlümün illeri
Fena
bulup da beka
Götürendir
ol Hakka
Sırlanır,
satmaz caka
Şu
gönlümün illeri
Yüce
bir idraktir bu
Yıkılmıştır
tüm tabu
Ne
köşk, ne de tapu
Şu
gönlümün illeri
16.10.2017
HAZRET-İ DAVUD'UN DUASI
"EYRABBİM !
BANA, SENİ SEVMEMİ İHSAN ET.
SENİNSEVDİKLERİNİSEVMEYİ İHSAN ET.
SENİN AŞKINI ELDE EDECEĞİM AMELLERİ YAPMAMA YARDIM ET!ÖYLE Kİ SENİN AŞKIN, BENDEN, AİLEMDEN VE MALIMDAN DAHA DEĞERLİ OLSUN."
BANA, SENİ SEVMEMİ İHSAN ET.
SENİNSEVDİKLERİNİSEVMEYİ İHSAN ET.
SENİN AŞKINI ELDE EDECEĞİM AMELLERİ YAPMAMA YARDIM ET!ÖYLE Kİ SENİN AŞKIN, BENDEN, AİLEMDEN VE MALIMDAN DAHA DEĞERLİ OLSUN."
AŞK'IN YEDİ MAKAMI
Yedi rakamı , maneviyat yolunda aşılması gereken dereceleri sayan ehli tasavvufun yazılarında sürekli bulunur.Hz.Mevlana, büyük mutasavvuf ATTAR'ın "Aşkın yedi kalesini aştığından" söz eder.ATTAR, mantıkut tayr isimli eserinde , otuz kuşun , efsanevi Simurg'la sembolize edilen Tanrı'nın arayışı hikayesini anlatmaktadır.Kuşlar hedeflerine ulaşınca yüce varlığın,çokluğun yansıması içinde kaybolan, kendilerinden başkası olmadıklarını anlarlar.Yani otuz kuş, kutsal kuştur.Buna göre seyahatlarının sonuna ulaşmadan önce, yedi vadiyi geçmek zorunda kalırlar.
Hz.Peygamber (sav)'in meşhur bir hadisi şöyle buyurur:"Allah,yediyüz(yetmiş,yahut yetmişbin) aydınlık ve karanlık örtüye sahiptir.Eğer bu örtüleri çekerse , o vakit yüzünün aydınlığı, onu göreni de yok edecektir"
Gazali bu hadisten hareket ederek , insanları, Allah'dan ayıran örtünün parlaklık derecesine veya Allah inançları ile yükseldikleri saflık derecesine göre sınıflara ayırmaktadır.
Hz.Mevlana , ışık perdelerini ,kutsallık dereceleriyle kıyaslamaktadır:
"Çünkü Tanrı'nın nurunun yediyüz perdesi vardır.Nur perdelerini bu kadar kat bil!
Bu perdelerin her birinin ardında , bir veliler kategorisi bulunmaktadır.Sıra sıra onların perdeleri yükselmektedir.
Zayıflıkları nedeniyle en altta bulunanlar karşılarındaki ışığa dayanamamaktadırlar.
Ön saftakilerin gözleri de görüş zayıflığı yüzünden daha önsaftakilerin nuruna takat getiremez.
İlk saftakilerin hayatı olan aydınlık, bu şaşının ruhuna azap ve afettir.
Fakat şaşılık yavaş yavaş azalır, adam yediyüz dereceyi geçti mi deniz kesilir"
Hz.Peygamber (sav)'in meşhur bir hadisi şöyle buyurur:"Allah,yediyüz(yetmiş,yahut yetmişbin) aydınlık ve karanlık örtüye sahiptir.Eğer bu örtüleri çekerse , o vakit yüzünün aydınlığı, onu göreni de yok edecektir"
Gazali bu hadisten hareket ederek , insanları, Allah'dan ayıran örtünün parlaklık derecesine veya Allah inançları ile yükseldikleri saflık derecesine göre sınıflara ayırmaktadır.
Hz.Mevlana , ışık perdelerini ,kutsallık dereceleriyle kıyaslamaktadır:
"Çünkü Tanrı'nın nurunun yediyüz perdesi vardır.Nur perdelerini bu kadar kat bil!
Bu perdelerin her birinin ardında , bir veliler kategorisi bulunmaktadır.Sıra sıra onların perdeleri yükselmektedir.
Zayıflıkları nedeniyle en altta bulunanlar karşılarındaki ışığa dayanamamaktadırlar.
Ön saftakilerin gözleri de görüş zayıflığı yüzünden daha önsaftakilerin nuruna takat getiremez.
İlk saftakilerin hayatı olan aydınlık, bu şaşının ruhuna azap ve afettir.
Fakat şaşılık yavaş yavaş azalır, adam yediyüz dereceyi geçti mi deniz kesilir"
MANEVİYAT YOLUNDA MAKAM VE GEREKLİ VECİBELERİ
HAL ,Tanrısal bir lütuf iken; makam , nefse karşı yapılan büyük cihat çabası sayesinde elde edilmektedir.Makam, Allah yolunda olma olayını ve bu makama uygun olan vecibelerin yerine getirilmesini belirtmektedir.Bu vecibeleri yerine getirmeden bir makamı(istasyonu)terk etmeye izin yoktur.
Birinci makam(istasyon) TEVBE'DİR. Sonra HİDAYET makamı gelir.Daha sonra ZÜHD en sonunda TEVEKKÜL makamı gelir.Nedamet olmadan Hidayetin, Hidayet olmadan zühd'ün, zühd olmadan tevekkülün olduğu iddia edilemez.
Hal, öyle bir şeydir ki Allah'tan, insanın kalbine inmektedir.Bu hal geldiğinde ne reddedilebilir nede gittiğinde geri getirilebilir
Birinci makam(istasyon) TEVBE'DİR. Sonra HİDAYET makamı gelir.Daha sonra ZÜHD en sonunda TEVEKKÜL makamı gelir.Nedamet olmadan Hidayetin, Hidayet olmadan zühd'ün, zühd olmadan tevekkülün olduğu iddia edilemez.
Hal, öyle bir şeydir ki Allah'tan, insanın kalbine inmektedir.Bu hal geldiğinde ne reddedilebilir nede gittiğinde geri getirilebilir
YOL BİR ADIMDIR
Büyük sufi Ebu Said ibn Ebul Hayr şöyle demektedir:" YOL , SADECE BİR TEK ADIMDIR:YANİ , ALLAH'A ULAŞMAK İÇİN BENLİĞİN DIŞINDA BİR ADIM ATMAK".Bu benlikten çıkarak , Allah'dan başka hiçbir şeyin olmadığının farkına varmaktır.Yani Cüneyd'in meşhur tasavvuf tarifine göre:"Tasavvuf , Allah'ın, seni sende öldürmesi ve kendisinde diriltmesidir."
MANEVİYAT YOLUNDA ÇIRAKLIK
"Ustasız kar haramdır" atasözünden mülhem olsa gerek zahirde ve batında olgunlaşabilmek için bir öğreticiye hizmet şarttır."Baba himmet" diyen bir müride "oğul hizmet "denmiştir.Mevlevilikte çile tabir edilen bu eğitim metodu 1001 güne denk gelir.Üç yıllık bir manevi disipline boyun eğmesi gereklidir.Birinci yıl insanların hizmetine tahsis edilmiştir.İkinci yıl Allah'a hizmete tahsis edilmiştir.Üçüncü yıl ise kendi kalbini denetlemeye tahsis edilmiştir.
İnsanlara hizmet , ancak kendisini hizmetçi mertebesine koyduğunda ve diğer insanları ise üstad olarak kabul ettiğinde mümkün olabilmektedir.Yani istisnasız herkesi , kendisinden daha iyi kabul ederek onların hepsine aynı tarzda hizmet etmek zorunda olduğunu kabul etmelidir.
ALLAH'A HİZMET İSE, bütün bencil arzularından vazgeçtiğinde yapılabilmektedir.Bu arzu ve ilgi, ister bu hayatı için olsun, isterse gelecek hayatı için olsun fark etmez. O, Allah'a, sadece Allah aşkı için ibadet edecektir.Çünkü, kim Allah'a herhangi bir nedenle ibadet ederse,Allah'a değil, kendine tapmış olur.
KALBİNİ DENETLEMEK İSE , düşünceleri toplandığında , Allah'la birleşerek onu ihmal edecek bütün saldırılara karşı kalbini koruduğunda alabilmektedir.
İnsanlara hizmet , ancak kendisini hizmetçi mertebesine koyduğunda ve diğer insanları ise üstad olarak kabul ettiğinde mümkün olabilmektedir.Yani istisnasız herkesi , kendisinden daha iyi kabul ederek onların hepsine aynı tarzda hizmet etmek zorunda olduğunu kabul etmelidir.
ALLAH'A HİZMET İSE, bütün bencil arzularından vazgeçtiğinde yapılabilmektedir.Bu arzu ve ilgi, ister bu hayatı için olsun, isterse gelecek hayatı için olsun fark etmez. O, Allah'a, sadece Allah aşkı için ibadet edecektir.Çünkü, kim Allah'a herhangi bir nedenle ibadet ederse,Allah'a değil, kendine tapmış olur.
KALBİNİ DENETLEMEK İSE , düşünceleri toplandığında , Allah'la birleşerek onu ihmal edecek bütün saldırılara karşı kalbini koruduğunda alabilmektedir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
