20 Ocak 2016 Çarşamba

KURANDAN BAHİS EDEN DİYANET NİÇİN EHLİ BEYTTEN SÖZ ETMEZ

"Size iki ağırlık terk ediyorum, onlara yapıştığınız takdirde dalalete (sapıklığa) düşmezsiniz. Birisi Allah'ın kitabı, diğeri de Ehl-i Beytim'dir".
Ebu Zer Gıfari tarafında  rivayet edilen hadis-i şerifte:: "Beni tanıyanlar, zaten beni tanıyor, tanımayanlara diyorum ki: Ben Ebu Zerr'im, Peygamberin şöyle söylediğini işittim: ‘Şunu bilin ki ! Ehli Beytim'in misali Nuh'un gemisi gibidir. Kim ona binse kurtulur. Her kim dışında kalırsa boğulur.' (Yani onlarla beraber olanlar kurtulur, onlarla beraber olamayanlar ise helaka gider.)
Bu zürriyete mensub olanları yalanlamamak, isbatlı neseb şecereleri olduğu halde, bunlara itibar etmeyerek bunların doğru olmadığını, uydurma olduğunu söylemek çok mesuliyetli bir tutumdur. Herhangi bir insan için bile gayri meşru olmakla itham etmek asla caiz olmadığına göre Ehl-i beyt'den olduğunu söyleyen birine inanmamak, menfi tutum içinde olmak doğru değildir.
İmam Şafii  şöyle diyordu: ‘Peygamber'in Al'i benim vesilemdir, onlarla Allah'a yalvarıyorum ki, yarın kıyamet gününde amel defterimin sağ elime verilmesini  umuyorum.' Yine şöyle diyordu:‘-Ey Ehl-i Beyt-i Rasûlullah ! Sizi sevmek Kur'an'da  nazil olan bir farzdır. Kadrinizin yüceliği için şu husus yeterlidir: Size namazda salat ve selam okumayanın namazı yoktur(kabul değildir)'.Ehl-i Beyt'i sevdiğinden onu  Rafizilikle itham edenlere şöyle söylüyor:"Al'i Muhammed'i sevmek Rafizilik ise, Cin ve İns bilsin ki ben Rafiziyim."
Bu hadis-i şeriflerden Ehl-i Beyt'den olanlara gereken saygının, sevginin gösterilmesi ve Peygamber Efendimizin zürriyeti olarak hak ettikleri mevkie oturtulmaları gerekirken, şu hususlara da  işaret etmek gerekir.
Ehl-i Beyt'in nesepleri çok erken bir zamandan beri tespit edilmiş ve bir çok kitap telif edilmiştir. Zaman ilerledikçe kitaplarla tesbitleri zorlaşınca şecereler yazılmış ve Nakibül-eşraf olarak seçilen yine Ehl-i Beyt'e mensub güvenilir kimseler tarafından bu şecereler tasdik edilmiştir. Hiç bir zürriyete nasip olmayan bu ispat tarzı bu mübarek zürriyete nasip olmuştur.Şunu da belirtelim ki; bu temiz zürriyete hakikaten mensup olmadığı halde, hilaf-ı hakikat olarak böyle bir iddiada bulunmak büyük bir günah ve cinayettir.Aşağıda zikredilecek olan hadis-i şerifler, nesebi sabit olanın nesebini inkar etmenin veya hilaf-ı hakikat olarak iddiada bulunmanın ne kadar büyük günah olduğunu bize açıkça ifade etmektedir.
İmam-ı Buhari'nin Sahih'inde (3509 numara) rivayet ettiği hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: "En büyük iftira, bir kimsenin gerçekte kendi babası olamayan bir kimsenin babası olduğunu iddia etmesi, gözüyle görmediği bir şeyi gördüm demesi ve Peygamber'in söylemediği bir şeyi 'söyledi'  demesidir."
Yine İmam-ı  Buhari Sahih'inde (4327 numara)  şu  hadisi rivayet ediyor: "Bilerek babası olmayan bir kimseyi babamdır diye idida edene cennet haramdır."
İbn-u Mace'nin (2610 numara) rivayet ettiği hadis-i şerifte Peygamber şöyle buyuruyor: "Babası olmayana kendini nisbet edene; Allah'ın, meleklerin ve insanların laneti üzerine olsun."
İbn-u Mace'nin es-Sünen kitabında (2744 numara), Ahmed b.Hanbel'in Müsned'inde (6980 numara) rivayet ettikleri hadis-i şerifte, bir nesebi inkar etmenin veya doğru olmadığı halde bir nesebi iddia etmenin küfür olduğu beyan edilmiştir.
Şöyle bir ölçü kabul edilmiştir: İnsanlar nesebleri hususunda emin kabul  edilirler.
Ancak şunu ifade edelim: Elinde isbatı olmayanların her ne kadar ecdadından böyle bir nisbeti işitmiş olsa da, başkasını sui zanna sokmamak için bu hususta susması gerekir.

Ehl-i Beyt'e Mensub Olan Kişilerin Dikkat Edecekleri Hususlar:

Ehl-i Beyt'e mensup olanların dindar ve takva sahibi olmaları, İslami ilimleri öğrenmeye özen göstermeleri gerekir. Cehalet, bu yüce zürriyete yakışmaz.
Kibirden, gururdan, kendini beğenmekden ve nesebi ile iftihar etmekden kaçınmaları gerekir. Allah-u Teala Kur'an-ı Kerim'de şunu buyurmaktadır: "Allah katında en değerli olanlarınız takva sahibi olanlarınızdır." (el-Hucrat:13)
Peygamber Efendimiz de: "En şereflileriniz takva sahibi olanlarınızdır." buyurmuştur. (Buhari: (4/153) Müslim: (2378) )
İmam Müslim (4/2074) şu hadis-i şerifi rivayet ediyor: "Amel etmediğinden dolayı geride kalan bir kimseyi nesebi  ileriye  götüremez."
Güzel ahlak sahibi ve mütevazi olmaları, herkesi şefkatle kucaklamaları gerekir. Hareket ve muameleleri ile "hakikaten Peygamber torunudur'' dedirtmeleri onlara en yakışanıdır.
Bugünün Türkiyesinde yahut dünyasında durum nedir?Diyanet,Peygamberimizin emanet olarak bıraktığı iki şeyden yalnız "Kur'an'ı"zikretmekte EHLİ BEYTTEN BAHSETMEMEKTEDİR.Ehli Beytin kimler olduğu hususunda bugünün Türkiyesinde yaşayanların haberleri hiç yoktur.Selçuklu ve Osmanlı ,Nakibül Eşraflık müessesesi ile bu kutlu soyun tespiti yapmakta idi.Cumhuriyetle birlikte dine ait ne varsa hepsinin ret edildiği bir anlayış bu müesseseyi bilinmezlik duvarı ötesine atmakla insanlığa karşı suç işlemiştir.Bir yerden başlangıç yapmanın zamanıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder