16 Ocak 2025 Perşembe

DEVLET ADAMINDA BULUNMASI GEREKEN VASIFLAR-YAVUZ SULTAN SELİM

 Devlet ve siyaset adamı basiretli, meseleleri derinliğine bilen, tehlikeleri önceden sezebilen , bir takım işaretlerden gelecekte olması muhtemel hadiseleri sezen ve tedbir alan kimsedir. 

Yavuz Sultan selim,kısacak padişahlığında ,İran'ın Osmanlı'ya karşı nasıl bir tuzak kurduğunu  ve kalleşlikler hazırladığını sezmişti. Mısır'daki Kölemen devletinin tehlikesini bilmekte idi.İran Safevi detleti  ve Anadolu'nun ortasına Malatya'ya kadar giren Mısır Kölemen devleti küçümsenecek şeyler değildi.Ciddi olarak birleşirlerse çok tehlike olabilecekti.Mercidabık zaferi ile Halep civarını ele geçirdi, sonra çölü aşıp Mısır'a ulaştı.Mercidabık savaşında Memluk sultanı Kansu Gavri ölünce yerine Kahire'de Tomanbay geçmişti.Tomanbay'a elçi gönderilip Osmanlı'ya tabi olması durumunda  tahtında bıırakılacağı iletildi, anhcak elçiler Kölemen beyleri tarafından öldürüldüYavuz birkaç bin deve ile su ikmali yapıp bir kaç gün içinde , rekor sayılacak şekilde çölü geçip Ridani'yede Tomanbay ve ordusunu yenmiştir.Hadisenin Tarihteki durumu budur.Keşke iki sünni devlet çatışmasaydıÇünkü İran Mısırdaki bu devlete yardım edip onun Osmanlı'yı yıkmasını bekelemekte idi.Yavuz Selim, önceÇaldıran savaşı ile İran'ı mağlup etmiş ,Savaştan kurtulan Şah ismail Mısırdaki Kölemenlerle işbirliğine devam ettiği için tehlikeyi ortadan kaldırmak için Kölemenlerin üzerine yönelip Ridaniiye savaşı ile Kölemenleri yenip Mısırdaki Hilafeti devralıp Osmanlı'yı müslüman dünyasında ortaya çıkarmıştı.Hilafeti kabullenmekle tüm dünya müslümanlarının yükünü üzerine almıştır.

Arap dünyasında Petrol Osmanlı zamanında çıkmamıştır.Arap dünyasının Deve ,Hurma ve çölden başka bir şeyi yoktu.Yavuz hilafeti yüklenmekle , tüm dünyayı karşısına almıştır.İslam alemini iişgal etmek isteyen güçlerin önüne set çekmiştir.Osmanlılar, mallarıyla, canlarıyla, evlatlarıyla , bütün müslümanları korumak için asırlarca fedakarlık yapmışlardır.

İslamiyete, hilafete feda olmak Osmanlı Türkünün şiarı olmuştur..Osmanlı Türkü , bunu bir din borcu ,müslümanların korunmasını kendine vazife saymıştır.İslamiyete  ve Hilafet'e canını, malını feda etmek türkün şiarı olmuştur.

15 Ocak 2025 Çarşamba

İLİM NAFİLE İBADETTEN EFDALDİR

 Nafile ibadetler şahsımızı kurtarmak, Allah lütfederse cennetteki makamımızın yükselmesi içindir.Fakat ilim, Müslümanları cehennemden, cehennemin başlangıcı olan dalaletten ve küfürden kurtarır.Hangi ilimde yahut fende , istidadımız, aşkımız, şevkimiz varsa, onun mütehassısı olmaya gayret etmek gerekirHerşeyi bilen insan devri değil, bir meselede uzman olma devrindeyiz

CENAB-I PEYGAMBER(sav) RÜYADA GÖRENLER-HACI BEKİR UZUN

Hacı bekir Uzun amcaya birisi bir rüya hususunda danıştı.O kimseye birisi gelir ve "dün sizi rüymda gördü,Bana dediniz ki şu pencereden bakarsan Hz.Peygamberi görebilirsin.o şahısta pencereden baktığında Resullah'ı gördüğünü söylemiş.Hacı bekir Uzan'a bunu nakleden kişi:"Ben o derecede birisi değilim , ben kendi rüyamda dahi göremiyorum" deyince Hacı bekir Uzun kendi rüyasını anlattı:

"Afyonlu Uşşaki mürşidi Ali Şan efendi bana demiş ti ki "Ben Resulullah'ı iki güneş arasında bir nur şeklinde gördüm".Hacı bekir amca'da kendi rüyasını ona söylemiş.Bir camide'yim Ancak caminin ortasına doğru sünnet namazına durmuşum.Yanımdan Nakşi Şeyhi Ziya Bölükbaşı selam vererek geçti,Sonra Necib Sultanım geçti, sonra Ali Şan efendi geçti.ön sfta durdular.Birisinin sakalının yüzüme değidiğini duydum.Rüyamda gördüğüm kişi Efendimiz SAV idi.Bana bir ayet okudu  sordu"Ben bilmiyorum" dedi.Sonra ikinci bir ayet sordu ben yine "Bilmiyorum" dedim.Bana sen Kevser suresinden öteye geçme buyurdu.Tebessüm etti, bembeyaz dişleri parlıyordu"

Hacı Bekir amca "Herkesin Efendimiz SAV i rüyada görmesi farklıdır buyurdu.

İBRAHİM SABRİ BEY

 Osmanlı'nın son şeyhülislamı Mustafa Sabri efendinin oğlu.Babasıyla beraber o da Mısır'a hicret edenlerden."Yıkık catı" yahut "Harabe" ünvanıyla bir şiir yazan Hüseyin Siret isimli şair, Mısır'da kendisini ziyaret etmek ister.İibrahim Sabri bey bu daveti bir şiirle reddetmişti.Siret bey, yıkılan bir ev için güzel bir şiir yazarken bir devletin yıkılmasını gözleriyle görmesine rağmen yıkılan devlet için bir şiir yazmadı fakat onu yıkanları methetti..Bu manzumeyi okuyan Hüseyin Siret  bir kıta ile ona mukabele edip siyaset adamı değilşair olduğunu belirten mahiyette bir cevap verdi:

"Geçti yetmişbiri sinnim, olup idbare refik/Ben edep aleminin bali kırık tairiyim.

Ne şihinişaha kul oldum, ne de ikbale esir/Ben Fuzuli gibi , sultanı elem şairiyim.

İbrahim Sabri bey,kendi başlarına gelen sıkıntıları , herkesin istiyerek göğüslemesini , zulme ve zalimlere karşı bayrak açılmasını, gurbet acısını kendi istekleri ile kabullenmesini istiyor, yapmayanlara kızıyordu.,

14 Ocak 2025 Salı

ESAD ERBİLİ HAZRETLERİ

 Menemen hadisesinden dolayı tevkif olmuş,oğlu idam edilmiş.Kendisi hastahanede olduğu için idam edilememiş ancak,hastahanede zehirli bir iğne yapılarak şehit edilmiştir.

Nefis, ateşli şiirleri vardır:

NE YERDEN KERVAN-I GAM GÖÇER OLSA,KONAR BENDE;

BELA RAHINDA , ŞİMDİ BİR MUAYYEN MENZİL OLDUM BEN 

"İster" isimli gazeli

Gönül nuri cemalinden habibim bir ziya ister/Gözüm hak-i rehinden ey tabibim tutiya ister.                Safa-yı sineme zulmet veren jeng-i günahımdır/Aman ey kan-i ihsan zulmeti kalbim cila ister.            Yetiş imdada ey şahı risalet ruzi mahşerde/Ki derdi bi devayı masiyet senden şifa ister                        Ne ab-ı dideden rahatne ah-ı sineden imdad/benim barı günahım lütfi şah-ı enbiya ister               Sarıldım damen-i ihsanına ey şafi-i ümmet/Dahilek ya muhammed hasta canım bir deva ister.       Gül-i ruhsarına meftun olanlarşüphesiz sensiz/ne mülk ü mal ü cah ister ne de zevku sefa ister        Nola bir kerre şad olsuncemali ba kemalinle/Ki kemter bendeniz Esad sana olmak feda ister     

MEHMET AKİF'İN PERİŞANLIĞI

 Mehmet Akif, Mısır'da bir nevi sürgünde yaşadığı sıkıntılı zamanlarda bir dostu sorar:Türkiyede yapılanlara kalemi ile niçin tenkit etmiiyorsunuz?. Akif şöyle cevap verir:"Ben yalan söylemem; Allah'ım şahiddir, yemin de etmem..Yeminim olsun ki , mecalim kalmadı; kendimi toparlıyamıyorum.Bu yapılanlar bana çok ağır geldi.Perişanlığımın derecesini söze şöyle anlatayım:Secde-i sehivsiz namaz kılamaz oldum.Yahu namazda dalıp gidiyorum.Zihnim öyle perişan.

"Ben yazmak istediğim bir çok şeyleri yazamadım.Bize neler oldu? diye.Asım gibi bir piyes yazmak isterdim.Ama olmadı.Zihnim çok karışıkHalim yok.

Ben böyle bakıp durmayacaktım, dili bağlı,İslamı Uyandırmak için haykıracaktım.

Gür hisli , gür imanlı beyinler coşar ancak/Ben zaten uzunboylu düşünmekten uzaktım.

Haykır! Kime, lakin? Hani sahipleri yurdun?/Ellerdi yatanlar , sağa baktım, sola baktım;

Feryadımı artık boğarak , na'şımı tuttum,/Bin parça edip şiirime gömdüm de bıraktım.

Seller gibi vadiyi eminim saracakken/Hiç çağlamadan , gizli inen yaş gibi aktım.

Yoktur elemimden şu sağır kubbede bir iz/İnler "Safahat"ımdaki hüsran bile sessiz

AHİRETTEN FEDAKARLIK ETMEK

 Üstad Bediüzzaman Said Nursi hazretlerinin talebelerinden Tahiri isimli birisi vardı.Hac organizesi yapan birisi Tahiri efendiye :"Hacı götürüyorum.Beş tane kontenjanım var.Hazırlan seni de götüreyim" deyince Tapiri efendi "Üstada danışayım sonra" dedi.Üstadın yanına vararak meseleyi izah etti. Üstadın ilk sözü şu olmuştu:"Tahiri , şeytan bazen sağdan gelir.Sana Hac farz oldu mu? Yok efendim neyim var ki".üstad:Hac farz olmadıysa , seyahate mi çıkacaksın.Gidiş dönüş sana kaç güne mal olacak.İman hakikatlerini yazıyorsun.Sizler yazınca yazılar dağılıyor.İinsanlar bu hakikate muhtaç..Niçin kendini düşünüyorsun da müslüman mahrum kardeşini düşünmüyorsun.Yahu cennete yalnız mı gireceksin, başkaları da girsin , onlara vesile ol.Şimdi hac senin için nafile , iman hakikatlarını tebliğ etmek ise farz!. Niçin hafife kaçıyorsun.Bir kaç risale daha yazarsın, belki bir kaç müslüman daha kurtarırsın.Bir milletin imanı gidiyor, millet cehenneme gidiyor.Sen cennette kendine yer hazırlıyorsun.Cennete hep sen mi gireceksin?Bırak başkaları da girsin" 

Abdullah ibni Mübarek hacca gitmek için hazırlanıyormuş.Komşu'dan bir kadının ağlama sesi gelmiş.Zevcesini gönderip sordurmuş,komşu teyzenin kızı evlenecek, fakat çeyizi yok; yapacak para yok.kızın da yaşı geçiyor.Abdullah ibni Mübarek hac için ayırdığı parayı komşusuna göndermiş:" Madem ki talibi çıkmıştır, şu parayla işini gör, çeyizini yap kızının yuvasını kur" demiş

O sene hacca gidenler, kendisini tebrik ederek:"Hani sen hacca gelmeyeceğim demiştin.Seni hem Arafatta, hem Mina'da hem Mekke'de gördük" demeye başlamışlar

ADALET NEDİR?

 Adalet kavramı Arapça'da Muadele'den gelir.Yani verilecek cezanın cürme müsavi ve muadil olması, denk olması lazımdır.Eğer cani zulmün cezasını çekmez ise  ,cinayeti işlemekten  zulum yapmaktan çekinmez.İslamda ceza vermekten maksat suçlunun canını yakmak değildri. Diğerlerine , suç işleyebilecek olanlara , niyet edenlere , suç işlemeyi düşünenlere  veya bir gün aklına getirebilecek olanlara  ibret göstermektir.Hırsızın elinin kesilmesini gerektiren şartlarda , kesilmekten maksat  onu neli değildir.Yaşadıkça kesik eli görenler  hırsızlık yüzünden kesilmiştir diye dehşet verip niyeti olanları hırsızlıktan vazgeçirmektir..Korunmak tedaviden daha mühimdir buyrulmuştur.Cemiyeti korumak için , suçlulara hak ettikleri cezanın verilmesi lazımdır ve bu adalettir.

MUSTAFA SABRİ EFENDİYİ NİYE SEVMEZLER

 Bugün bile bir kısım insanlar Şeyhülislam Mustaa Sabri efendiyi sevmezler.Çünkü, Mustafa Sabri efendi Mustafa Kemal'e karşı çıkmıştı.Padişah tarafından Mustafa Kemal'in anadolu'ya gönderilmesi hadisesinde bir din borcu olarak Mustafa Kemal'e olan endişelerini Padişah'a arzetmişti.Ancak padişah bu endişeleri nazara almadı.Osmanlı Bulgar savaşında Mustafa Kemal yönetimindeki 20.000 kişilik Osmanlı ordusu Bulgarlara yenilmiş ve Mustafa Kemal ordu'yu teslim etmişti.Bu hadiseyi sorgulayan Miralay Sabri Sadık bey soruşturma ile görevlendirilmiş, hezimette kumanda hatası olduğu tespit ve rapor edilmesine rağmen gereği yapılmamıştı.Birde Vahdettin'in avrupa seyahatı esnasında Mustafa Kemal padişaha yaverlik etmiş ve üç ay boyunca padişaha hürmet edip İttihat terakki aleyhinde bulunmuştur.Bu sinsi taktik, mustafa Kemal'in padişah nazarında kabul görmesini temin etmiştir.Bu nedenle Padişah, Anadolu'nun ayağa kaldırılıp işgal kuvvetlerine direniş başlatması için Mustafa Kemal' görevlendirilmiştir.

VAHDETTİN İLE BİRLİKTE GİDENLER

 Sultan Vahdettin'in yurdu terk etmesinin sebeblerini iyi tetkik etmek gerekir.Ankara hükümetinin temsilcisi sıfatı ile İstanbul7a gelen Refet Paşa bir takım edep harici laflar etmişti:" Ben Al-i Osman filan tanımıyorum."..Ali Kemal gibi bazı gazetecilerin kaçırılıp linç edilmesi v.s gibi bir çok hadiseler padişahı Yurt dışına gitmeye mecbur etmişti.İngiliz İşgal gemisiyle yurdışına gidenlerin yanında Mustafa Sabri efendi(Son şeyhülislam),Zeynelabidin efendi(Meşayih'den) Filozof Rıza tevfik,Refik halid karay gibi insanlar varmış.Bir kısmı Pire'de ,Atina'da inmişler.Gemi İskenderi'ye ye varınca oradaki Türk konsolosu Ankara'nın emriyle mi yoksa kendi işgüzarlığı ile bir yerlere şirin görünmek için mi ayak takımından birilerini toplayıp Padişah rıhtıma inerken , üzerlerine çürük yumurta ve domates attırmış..

Mekke'de bağımsızlığını ilana çalışan Mekke Emiri Şerif Hüseyin bir gemi göndererek İskenderiye'de yalnız başınıza kalmanız uygun olmaz Mekke'ye buyurun diye davet göndermiş.Padişah bu gemiyle Ciddeye gelmiş, şehir halkı Padişah geliyor, Şeyhülislam geliyor diyerek karşılamaya çıkmışlar.heryere halılar serilmiş..Padişah Mekkeye gelmiş,yaz gelip sıcaklar başlayınca Şerif Hüseyin  misafirleri serin bir yer olan Taif'e davet etmiş.

Ancak ileri görüşlü olan Şeyhülislam Mustaf sabri efendi, ingilizlerin bir oyununu sezmiş.İngilizler Şerif Hüseyin7e halifeliği ilan ettirecekler.Böylece islam dünyasında bir fitne daha çıkarmak isteyecekler.Bir halife İstanbul'da Abdülmecid Efendi,diğer halife'de hicazda..Bu durum f    arkedilince Misafirler derhal ayrılmış bi rgemiyle hicazdan ayrılmışlar,Şeyhülislam Yunanistan'da inmiş Romanya'ya gitmiş,padişah ise İtalya'ya gitmiş 

İLAHİ KAİDELER

 Ahiret gününe , ilahi cezaya inanmayan , bundan çekinmeyen kimseler , muhakkak maslahat ve menfeatları icab edince , doğru yoldan saparlar.Bunlardan dürüst ve hattı hareket beklemek hatadır..İmanları noksan iken doğru gibi görünen , iyi görünen , iyilerin arasında olup onlar gibi hareket eden insanlar , sıkıntılı günler gelipte menfeatları tehlikeye girince , doğru yoldan ayrılıyor, çıkarlarına göre hareket etmeye başlıyorlar.

MADDİ ORDU-MANEVİ ORDU

 Milletin bir içi bir de dışı vardır.Cismi var, ruhu var ; maddesi var manası var; toprağı var dini imanı var,ırzı var namusu var..Milletin dışını , cismini, maddesini , toprağını ordusu korur.İcabında ayette emredildiği gibi , bütün bir millet bu cihada katılır.,savaşır.

Milleti millet yapan asıl değerler , ruh, iman, din,mana, ahlak, namusise manevi ordu olan ilim adamlarının koruması altındadır.Asıl millet bu değerlerden meydana gelir.Bunlar korunabilirse , bir millet her zaman ve her yerde , kendisini yeniden  inşa edebilir

NAMAZDAN ZEVK ALABİLMEK

 Ebu Eyyub el-Ensari hazretleri peygamber efendimize bir şikayette bulundu:"Ya Resulallah , namazlarımda huzur bulamıyorum.'Namaz müminin miracıdır' buyuruyorsunuz.Namazlarım malesef mirac olmuyor.Ne tavsiye buyurursunuz?"

Peygamber zişan şu cevabı veriyor:"Ya Eba Eyyub! Salli salate müveddi'in.Dünyaya veda eden bir kimsenin namazı gibi kıl"

TOPBAŞ AİLESİ

 Topbaşlar Konya'nın Kadınhanı kazasındandır.Zeynelabidin isimli zata bağlı imişler.Zeynelabidin hazretleri dini hayata olan devlet takibatı nedeniyle yurtdışına çıkmışlar Mısır Kahire'de sıkıntı içinde vefat etmiştir.Ancak Hamdi Topbaş, maddi olarak kendilerine yardım etmiştir.Hamdi Topbaş'ın Osmanlının son şeyhülislamı Mustafa sabri efendi ilede dostluk ve hatıraları vardır.İttihatçılar Hamdi Topbaşı takip edip vurmak istediklerinde hemen şeyhülislamın makamına koşmuş ve kendisini saklamasını istemiştir.Şeyhülislamın makam odasına gelip giderken kullandığı gizli bir yol var imiş.Sarayda bu yol kanuni devrinden beri kullanılmakta imiş.Hamdi Topbaş bu yolu kullanarak kurtulmuş.Takip edenler güya Şeyhülislamı ziyaret için odasına girmişler ama Hamdi beyi bulamamışlar.Yine Hamdi beyin Sultan Vahdettin ilede anısı mevcuttur.Vahdettin sürgünde V iyana'da olduğu bir zamanda Gümülcineli İsimail denilen birisi ziiyaretine gelmiş ve gurbettefakru zaruret içinde olan iinsanların durumunu anlatıp onlara yardım babında Vahdettinin nezde bulunan 500 altını almış.Kendisini o kadar acındırmış ki padişah dayanamamış kendisinin son harçlığı olan bu parayı almış.Padişah durumu, kendisini ziyarete gelen Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendiye anlatmış.O da ,Viyanada bulunan Hamdi Topbaş'a durumu aktarmış.Topbaş, Gümülcineli İsmail'i eskiden tanıdıkları için Viyana'da onu bulmuş otel odasında silahını çekerek parayı 10 altın eksiğiyle zorla almış ve padişahın vekilharcına teslim etmiş.Ahmet Hamdi Topbaş ve ailesi, oğulları Nuri, Hulusi, Muammer,Musa ve Abidin beyler , dua almış bir ailedir.Bu aile Avrupaya gitmekten ziyade Hicaz'a Harem-i Şerife gelmeyi seven bir aile imiş. 

13 Ocak 2025 Pazartesi

ATATÜRK'Ü KORUMA KANUNU

 Bu kanun demokrat Parti iktidarında çıkartılmıştır.Kaderin bir cilvesi ki Demokrat parti milletvekilleri 27 Mayıs darbesinde Yassıada da yargılanırken suçlandığı konulardan birisi Atatürk Düşmanlığı idi.Kayseri cezaevinde yatarken Bir milletvekili bu durumu şöyle yorumladı.İşte başımıza bu gelenler o yüzden geldi ki Biz Atatürk'e dil uzatanları cezalandırmak için bu kanunu çıkarttık ama Allah'a ve Resulüne dil uzatılmasına, dine mukaddesata sövülmesini yasaklayan bir kanu nçıkarabilse idik bunlar başımıza gelmeyecekti.İlahi adalet tecelli ediyor .

bU KANUN çıkartılırken Celal Bayar kanunun görüşüldüğü günlerde üç kerre meclise gelmiş; parti gurubunda konuşmuş ve dördüncü oylama için , çok hiddetli ve ağır bir lisan ile şunları söylemişti; Eğer bu kanun bugün de çıkmazsa , ben eşkiya olarak dağlara çıkacağım, komiteciolacağım, bu partinin aleyhine isyan edeceğim.

Bayar'ın bu konuşması üzerine Menderes şöyle demişti:"Bu iş galiba çok büyüyecek; bunu körükleyenler körüklüyor.Matbuat denen cenabet güç , galiba beni hayatımdan edecek.."

Nitekim dediği gibi tecelli oldu

MUSTAFA RUNYUN

 Kaşıkcı Ali Rıza efendinin oğlu olup Babası ve kardeşi ile birlikte Medineye hicret etmişlerdir.Küçük yaştan itibaren kardeşi Abdullah ile beraber, Medine'ye hicret etmiş olan Zeynelabidin efendinin sohbetine devam etmişlerdir.Zeynelabidin efendinin sohbetleri onları bir mücahit yapmıştır.Mustafa Runyun, Kahirede kalarak Şeriat fakültesini bitirmiş ve sonrasında İslam Hukuku ihtisasını yapmıştır.1950 de Türkiye'ye dönmüş ,Diyanet te vazife almıştır.Radyo'da dini sohbetler yapmıştır.1958 yılında Demokrat Parti'den Konya milletvekili seçilmiştir.Daha önceki seçimlerde Konya'dan aday gösterilmesine Celal Bayar karşı çıkmıştır:" Meclis tekrar mollaların hakimiyeti altına mı girecek? Bu nasıl iş".Ancak 1957 de seçimi kazanmak hatırına Bayar itiraz edememiştir.

Mustafa Runyun, vekilliği sırada particiliğin ve siyasetin ne hale geldiğine şikayet olarak:"Ya hu parlementoda çalışmak , bizlerin işi değilmiş.Tek başına insanın sesi duyulmuyor.Gurup olmak istiyor.Belalı meselelerde yanımızda arkadaş bulamıyoruz.Cemaata namaz kılmaya gelen çok, fakat faydalı işte kanun çıkacak, yine "evet" diyen çok ; ama kanun teklifinin altına imza atan yok" demiştir.

Resulullah efendimiz 13 yıllık Mekke deki peygamberlik hayatında kadro yetiştirmeye harcamıştır.Ööyle ki yetiştirdiği sahabi  de "Acaba " yoktu.Kendisine tam inanan bir kadro kurmuş, hicret deyince hepsi birlikte hareket etmiştir.

HAKİMİYET MİLLETİNDİR KANDIRMACASI

 Hakimiyet kayıtsız şartsız Türk milletinindir kandırmacası elan devam etmektedir.İktidara gelenler korku imparatorluğu yaratmayı kendi bekalarının vazgeçilmezi olarak görmüşlerdir.İstiklal mahkemeleri ve sürgün cezaları bunların en tesirlileridir.Değil Hakimiyet türk milletinindir, Esaret kayıtsız şartsız Türk milletine has hale gelmiştir ve  getirilmiştir.Öcalan'ı övmek dün suç iken bugün çözüm sürecinin vazgeçilmezi "Bilge" konumuna getirilmiştir.Tüm hadiselere iktidarın ömrünün uzatılması olarak bakıldığından geçmişte söylenen sözlerin zıttı bugün rahatlıkla söylenmekte, daha garibi cılız bir kaç muhalefetten başka kimse bu hususu dile getirmemektedir.Sadakaya alıştırılan millet, geçim sıkıntısı içinde bu meseleleri dile getirememektedir.Kokuşma zirve yaptığında mutlaka heyacan kaynağı olabilecek birilerini bu millet içlerinden çıkartmıştır.

YURTTA SULH VAR MI?

 "Yurt ta sulh, Cihan da Sulh" denmiş.Ancak bunu diyen kendisi bu söze uygun davranmamış.a harbi bittikten sonra ifade edilen bu söze rağmen yurt içinde savaşa devam edilmiştir.Hangi savaş? İslamı yaşamak isteyenlerle yapılan savaşa.İstiklal mahkemelerinin sırf Konya'da astığı insan sayısı beş yüzü geçerse..Buna savaş denmez mi? Kel Aliler, Kılıç Aliler,Salih Bozoklar..Din savaşında devlet adına hareket edenler..

Bugünlerde mazlumların okudukları ayet:"RABBENA LA TUAHİZNA BİİMA FA'ALE'S-SÜFEHAU MİNNA..Allah'ım içimizdeki bir takım akılsızlar yüzünden bizi cezalandırma!

Sefihler, şeriat,  adalet tanımıyorlar.Allah'ım bunların şerrinden sana sığınırız.


12 Ocak 2025 Pazar

DEĞİŞEN NEDİR?

1923 SONRASI Din inisanımızın günlük hayatından çıkartılmış, mazi ile irtibatı kesmek için harf devrimi, kılık kıyafet devrimi yapılmışcamide imamların okuyacağıa hutbeleri  hutbeleri otorite belirlemekte idi..Aradan 100 yıl geçti yine aynı durum.Diyanet, cuma hutbelerinde okunacak metinleri hazırlayıp imamlara vermekte. Değişen bir şey yok.İktidar, iinsanların uyanmaması için dinin bu safhalarına müdahale etmekte, bir anlamda dinin sınırlarını kendisi belirlemektedir.

MUSTAFA RUNYUN'UN BABASI KAŞIKÇI ALİ RIZA EFENDİ

 Ortaokul çağlarımızda Peeygamber kıssaları adı altında bir dizi kitapçığı hazırlayan Konya'lı bir şahsiyet.Babası, Kaşıkçı Ali Rıza Efenrdi isminde  kaşık yaparak geçinen şair ruhlu ,derviş bir zat olup Esad Erbili hazretlerinin halifesi idi.Ali Rıza efendinin, Şeyh Esad Erbili nezdinde büyük değeri ve itibarı var idi.Konya'dakı dervişlerine adeta bir tamim halinde şöyle söylediği biliniyordu:" Alı Rıza efendi benim halifelerimden biri olmakla , Canab-ı Hakk'ın mahbub-ı hassı(özel sevdiği) dır.Onu gücendiren , sade benim gönlümü kırmakla kalmaz, Allah azimmüşşanı gücendirir"

1934 yılında Ali Rıza efendi bir fırsatını bularak oğlu Mustafa ile hacca gitmiş, ertesi yıl ailesini alarak önce Şam'a gitmiş, bir sene sonra da Mediyi Münevvereye yerleşmiştiKonya'da zengin olmasına rağmen malı mülkü terk etmiş iman zenginliği ile hicret etmiş hicretin ateşten gömleğini giymişti.Medine'de yaşadıağı 50 yıl boyunca yıl boyu yaptığı kaşıkları hac zamanı satarak geçimini temin etmekte idi.Şiirleri "Gülzar-ı Medine" ismiyle 1990 yılında Konya'da latin harfleri ile basılmıştır.Cezbeli aşık bir kişi olup bulunduğu meclislerde o meclisi cezbeye getirirdi.

Ali Rıza efendi Menemen hadisesinden sonra tevkif edilmiş bir kaç ay hapiste yatmıştı.Sebebi Esad Efendinin halifesi olmasıydı.Bazı kimselere kimden ders aldın denince Ali Rıza Hocaefendiden dedikleri için tevkif edilmişti.

Şeyh Esad Erbili hazretlerinin ;

GÖNÜL NUR-İ CEMALİNDEN HABİBİM BİR ZİYA İSTER

GÖZÜM HAK-İ REHİNDEN EY TABİBİM TUTİYA İSTER.

SAFAYI SİNEME ZULMET VEREN JENG-İ GÜNAHIMDIR

AMAN EY KAN-İ İHSAN ZULMET-İ KALBİM CİLA İSTER

İLAHİSİ OKUNUURKEN CEZBEYE GELİRDİ.

NAMAZLARIN SÜNNETLERİNİ KILMAMAK

 Namazların sünnetlerini kılmayan bir kimse hoca da olsa, alim de olsa Peygamberin yaptığını yapmadığından dolayı feyizden mahrum kalır

GÖZYAŞLARI NEREDE DÖKÜLÜR?

 Mekkeyi Mükerremeye gidip Kabe'yi ilk görmenin lezzeti anlatılamaz.Efendimiz SAV veda haccı sırasında Hz.Ömer RA.Efendimizi ağlar bulmuş.Gİözyaşları iç indeki peygamber :"HUNA TUSKEBUL-ABARAT YA ÖMER" Ey Ömer ! Gözyaşları işte burada dökülür" 

HAZRETİ İBİRAHİM'İN DUASI

 Hz.İbrahim a.s karısı hacer'i ve bebek olan oğlu İsmail'i ,Hak Teala'nın emri üzerine Mekke'de Kabe'nin yanına bırakmıştı.Ayet meallerinden olan şu duayı yapmıştı:"Allah'ım ! Ey, benim, Hacer'in , İsmail'in ve bütün kainatın halıkı olan Rabbimiz ! Ailem Hacer7i, süt emen yavrusu İsmail'i , ziraat olmayan, bağı bahçesi bulunmayan bir beldeye , bir vadiye bir dereye bırakıyorum.Fakat yabancı bir yere değil Allah'ın senin Beytinin yanına bırakıp gidiyorum.İNNE BEYTİKEL MUHARREM..Senin mükerrem, muazzez, mukaddes Kabe'ne komşu bırakıp gidiyorum. Bunları sana tevdi ediyor, sana emanet ediyorum.Allah'ım imanım ve inancım şudur ki , sana tevdi olunan emanet zayi olmaz.."

MEZARTAŞI KİTABESİ-HACIAVEYİSZADE MUSTAFA EFENDİ

 Vefatı üzerine Konya o gün Hz.Mevlana'nın vefatından sonra en fazla kalabalığı ihtiva eden cenaze merasimine şahit olmuştur.Bu müstesna mücahidin kabir taşında yazılı olanlar:

DERUNİ BİR VİSAL AŞKIYLA GEL ZAİR BU DERGAHA

BÜYÜK ARİF BU YERDEN NUR OLUP YÜKSELDİ ALLAH'A

ÖLÜMSÜZ YADI BAKİDİR YAŞAR HER AN GÖNÜLLERDE 

MÜBAREK TATLI SİMASI GÜLÜMSER SANKİ HER YERDE

GÖNÜLLER FETHEDEN ULVİ MÜCAHİD BURDA MEDFUNDUR

İLAHİ BİR TECELLİNİN TEMAŞASIYLA MEMNUNDUR

BAKABİLLAHA ERMİŞ KUTB-İ RABBANİ VEYİSZADE

BÜTÜN ENVARA MÜSTAĞRUK KESAFETLERDEN AZADE

Mezartaşının diğer yüzünde ise şu mısralar mevcuttu:

CANDAN VECİHANDAN GEÇ EREK AFVINA GELDİM

HASRET DOLU RUHUMLA HUZURUNDA EĞİLDİM

GUFRANINI , RIDVANINI RABBİM KEREM EYLE

ŞAD ET BENİ BİLCÜMLE ZİİYARETÇİLERİMLE

CANDAN GEÇEN AŞIKLARIN ANCAK SENİ İSTER

LÜTFUNLA NAZAR KIL BİZE DİDARNINI GÖSTER

(Bu yazılar hazretin yeğeni Ali Ulvi Kurucu hazretlerine aittir)

11 Ocak 2025 Cumartesi

İNSAN OLABİLMENİN ŞARTLARI

 iİNSANOĞLU'NUN İNSANİ SIFATLARI  var hayvani sıfatları var.Ne sadece hayvan olarak kalır ne de sadece insan olarak yaşar.İinsanlık , hayvani sıfatlarda beraber bulunmakla birlikte, insani sıfatların , hayvanisıfatlara galebe çalmasıyla mümkündür.İnsanı insan eden , hayvandan ayıran,mümeyyiz vasıfların , ulvi , yüksek sıfatların hayvanisıatlara üstün gelmesilazımdır.Ahlak, fazilet, sabır, metanet,ferağat, aşk..Bunların hayvani vasıflara galip gelmesi gerekir.Devamlı olarak kendi kendinitenkit edecek, kontrol edeceksin,Başkalarından önce , sen kendi yaptıklarını, kontrol edeceksin.Kendine , devamlı surette; iinsan olamadım, insan olamadım.Her şey olunurmuş ta insan olunamazmış, diyeceksin.

DUA

EFENDİMİZ SAV İN DUALARINDAN BİRİSİDİR:

Allahümme'c'al-hayra a'malina ev ahireha ve hayra a'marinahavatimeha ve hayra eyyamina yevmene'l-lika"

Allah'ım , amellerimizin en hayırlısı , son amellerimiz olsun.Hüsnü hatime ile sana kavuşalım.Sonumuz iyi olsun.Ömrümüzün en hayırlı zamanı da ömrümüzün sonu olsun.Gençliğimizde iyi insan olupta, yaşlandıktan sonra manevi servetini kaybeden müflislerden olmayalım.Ve günlerimizin en hayırlısı sana kavuştuğumuz gün olsun"

ASİL DAVRANIŞ-HACIVEYİSZADE MUSTAFA EFENDİ

 dine uygun davranışlar asildir.Hacıveyiszade Mustaf Efendi ile alakalı şu hadise anlatılır:Hazreti çağdaşı olan bir vaiz efendi kürsüden mustaa Efendi aleyhine birşeyler söylemiş:"Fenedim bazı gençler geliyor.Hoca mdiyorlar.Namaz borçlarımız var.KMazaya kalmış namazlarımız var.İkindi ile Yatsının ilk sünnetini kaza namazlarımıza niyet etsek.Geçmiş namaz borçlarımızdan kurtulsak olmaz mı ? diyorlar.Ben de onlara: kurtul oğlum,borçlu gitme.Onlar sünneti gayrimüekkededir.Kazayı eda etmek farzdır.Bunlardan sorulacaksın oğlum kıl kurtul diyorum.GElde bizim Hacıveyisszade Mustafa Efendiye anlat.Allah selamet versin o ; bu borçlu insanların üstüne , üstelik bir de evvabin , teheccüd,işrak, kuşluklar katıyor.Be mustafa efendi insaf et yahu.Bu adamlar borçlu..Nafile kılmaları borçlu adamın ziyafet çekmesine benzer.Sen bunlara nafile kıldırıyorsun.Fakat anlatamadık bu Mustafa Efendi'ye.."

Dinleyen birisi bu hadiseyi Hacıveyiszade Mustafa Efendi'ye anlatır.Hoca EFendi köpürür.Hadiseyi kendisine anlatana öfkelenir:"Ulan der.hoca benim ne oylduğumu bilmediği için sözmüş; ne mal olduğumu bilseydi beni döverdi.Ben sövülecek insan değilim, dövülecek insanım.." Hazret ömründe hiç "Ulan" kelimesini kullanmamıştı.Devamla;"Evladım ortada üç hıoca kaldık yahu.Bizi böyle birbirimize düşürmeyin.Elinizden gelirse deyin ki ....hoca size dua ediyor.Hocların birbirine södüğünü duysanız dahi , hocam filan size dua ediyor; Allah ömrüne bereket versin, sağ olsun, var olsun diyor.deyin,Yahu şurada üç hoca kaldık! Yahu siz hoca düşmanımısınız

5 Ocak 2025 Pazar

ADANA İMAM HATİP LİSESİNİN YAPILMASI

Konyalı Hacıveyiszade Mustafa efendi hazretleri ilk olarak Konya imam hatip okulunu Konyalıların gayretiyle açınca , diğer şehirlerde de bu okulun açılmasını arzular.bununla alakalı bir hadiseyi Adana'da ticaretle meşgul olan Kayserili Mehmet Dedeoğlu isimli bir şahıs anlatmıştır.1949 yılında uçakla hacca gelirken ve dönerken Hacıveyiszade Mustafa efendi ile görüşmüş;Hacıveyiszade ona "oğlum bugünkü din borcumuz talebe yetiştirmek, insan yetiştirmek" diyormuş.Dedeoğlu'na:"Babam demiş, Adana'dateyyareden iner inmez ilk işin İmam-Hatip'e para toplamak olacak.."

-Hocam, , siz Adana'yı bilmezsiniz. Çoğu avamdır, ruhsuzdur bu insanlar..".Dedeoğlu para toplamayaçıkmamış..Bir ara İstanbul'a gider iken Konyaya uğrayıp Hacıveyiszadeyi ziyaret etmiş.Hacıveyis efendi sormuş:"Ne yaptın?"..Dedeoğlu " Olmadı şimdi İstanbul'a gidiyorum " deyince hazret:Dönüşte bu işe başlayacaksın.Dedeoğlu işin devamını şöyle anlatmış:

İstanbul'dan dönünce Müftü'yle ve bazı zatlarla konuştum.Onlar da ümitsiz ve neşesizler idi.Fakat Hocanın himmeti beni zorluyordu."Eğer Adana'ya döner dönmez bu işe başlamaz isen Mustafa dedeoğlu diye benim dostum yok" demişti.

Arkadaşlarlaliste yaptık.Yedi mahalleyi dolaşacağız.Benim listemin başında , o günün zenginlerinden "Bey Amca" diyetanınan Halk partili biri vardı Din ile imanla alakası,bu tarakta bezi yoktu.Ona gittim..Bey amca ipe un sermeye başladı.

"Oğlum , hükümetin eli olmazsa , bunu yaşatmazlar.Yarın yaparsınız edersiniz , elinizden alırlar kız lisesi yaparlar".dedi.Ne diyeceksin? Çaresiz:"Bey amca biz yapacağız, yapan sevabını kapar, yıkan günahını alır.Gönlünden ne koparsa" dedim.Kasayı açtı iki buçuk lira çıkardı,verdi.Ben "Bey amca , eğer siz bunu cennete girmek için veriyorsanız adamı bugün ikibuçuk liraya sinemaya sokmazlar, cennetin sinema kadar değeri yok mu?"dedim.Dedeoğlu anlatmaya devam etti:Bey amcaya "Bin lira verirsen giderim.Vermezsen sokağa çıkıp :Bey amca bin liramı aldı vermiyor, diye bağırırım" dedim."Ulan deli sağlan yapar mısın yaparsın" dedi.Bey amca bin lirayı verdi..Yıl 1949 bin lira büyük paraydı. Ondan sonra gittiğim yerlere, "Bey Amcabin lira verdi" diyorum.Önce inanmıyorlar."Vallahi verdi ,işte para" diye gösteriyorum, onlar da "Eee , bana dabeşyüz yaz, ikiyüzlira yaz, yüz lira yaz,elli lira yaz.." Akşamakadar dolaşıtım.Akşam topladığım paraya baktım." Ya hu , hocamın kerameti, bu iş olacak" dedim


ALİME İLTİFAT

Konya'lı Hacıveyiszade mustafa efendi hazretleri tüm Konyanın yükünü çekmiş bir zattır.Bir şehir halkının bir alimki, bir din adamını bukadar sevdiği  de çok nadir görülmüştür.Hazret haftada bir gün hapishanelere , bir gün çingenelerin mahallesine vaaz etmeye giderdi.Kitabı, Kıbleyi, nikahı ,talakı ,fuslü bilmeyen n, cahil kalmış , ihmal edilmiş o vatandaşlarımızın ayağına gidiyordu.O çingeneler de , hocanın cenazesinin arkasından "Hocamız bizleri kimlere bıraktın da gittin?" diye ağlaşmıştır.Denir ki Konya'daen kalabalık cenaze namazı Hz.Mevlana'dan sonra iki kişinin cenazesinde görülmüştür.Biri Hacı Veyis efendi, diğeri oğlu Hacıveyiszade Mustafa Efendi'nin cenazesidir.Konya'lı "Hacıveyiszade" külliyesini inşa ederek bu zatlara olan vefa borcunu ödemiştir.

HACI BEKİR UZUN

 Hacı bekir Uzun amca anlattı.Kayseri Pınarbaşılı  Bedir Baba hazretlerinin dervişlerinden Ensari Baba dediğimiz .bir zat var idi.Senede belli günler gelir , misafirim olur idi.kalb gözü açık bir zat idi.Geceleyin teheccüd namazı vakti girdiğinde Kabe'de yahut medine-i münevverede namaz kılmak isteyenlerin kervanları kalkar, ilk kervan  Nakşilerin kervanıdır, sonra Kadiriler v.s gelir ,Bu kervanlar geçer iken namazını mübarek beldelerde kılmak isteyenlerin evlerine uğrar dışarıdan çağırırlar .Sabah namazı eda edildikten sonra işrak namazı kılınıp tekrar memleketlerine dönerler" dedi.Ben bu hususu Seyyid Ali baba hazretlerine sordum.Hazret buyurdu ki"5 vakit orada olanlar var" buyurdu.

Yine Ensari baba hazretleri anlatmıştı.Biz Kıbrıs'ın tamamının fethi  için çalışıyoruz.Kadanacinsinden büyük katım var.alakları vealnı sekili.Kadir'li de bir arkadaşım var.Onunla Kıbrısa gideriz.orada bizi bir rum bacımız misafir eder" buyurdu.

HACI BEKİR UZUN

 Kırklardan Fırıncı mehmet Ağa hazretleri ile alakalı şu rüyasını anlattı.Genişce meydanlık bir yerde diğer insanlarlaberaber namaza durdum.Yerde seccade niyetin sergi yahut yorgan gibi şeyler mevcut idi.Önümde Seyyid Ali baba hazretleri vardı.secde edeceğim bir yer hafif engebeli idi.Selam verdim bana Ali baba yahut Fırıncı mehmet Ağa "Namazın olmadı" dedi. Sonra bana İstanbul'da bir mürşide gidip ders almamı söyledi.Mürşidin ismi Zeynel Abidin imiş.Rüfai şeyhi imiş.Ben "içimden İstanbul'a nasıl giderim.param yok, yol yordam bilmem gidemem" dedim.Gitmedim.Yine bir zaman sonra insanlar cemaat olmuşlar,İmamlıklarını Fırıncı mehmet Ağa yapmakta imiş.Ben abdest alabilmek için acele ettim.abdesti bitirip namaza yetişeyim diye gayret ettim ama namaza duramadan Fırıncı Mehmet Ağa selam verdi.Beni görünce "Hacı senin olduğunu bilse idim bekler idim" buyurdu.

Yine Hacı Bekir amca nakletti..Fırıncı mehmet Ağa'nın cenazesine iştirak ettim.Seyyid Ali baba hazretelri devardı.Necib Sultanım vardı.Nakşi şeyhi Ziya efendi de vardı.Cenazeye iştirak için Konya'dan Deli Albay denilen zatta geldi.Cenaz mezara konulmadan Deli Albay  eline yedi tane küçük taş aldı her birisine bir şeyler okudu ve sonra mezara attı.Bunu gören Ziya efendi "Bunlar bidat "kabilinden laf etti. Sonradan Necib sultanıma bu kabre taş atmahadisesini sorduğumda bana "Hz.Hızır aleyhisselamın adetidir" buyurdu. 

3 Ocak 2025 Cuma

HACI BEKİR UZUN

 Hatay Dörtyol'da yaşayan Hacı Bekir Uzun amcamız anlattı.Necib sultanımla 30 küsür yıllık ahbablığı mevcuttu.Kürt Ali isimli İslahiyeli birinden bahsetti.Kürt Ali Fakir bir kimse idi.Ancak kalb gözü açıktı.Barakamsı bir evde yaşar,kendi bahçemin bakım işçiliğini kendisine verirdim.Necib Sultanımla birlikte ,zekat verenlerden topladığım para ile Kürt Ali'nin iaşelerini satın alıp verirdim.Bu iş bir müddet devam etti.Ancak iyilik ettiğin kinseden çile çekmen bir kural olmaklabu çileyi iki defa yaşadım.Birincisi,Narenciye ağaçlarının sulama havuzlarını ona verdim.Hanımı ile birlikte çalışırlardı.Havuz başı 60 Kuruşa anlaştık sonra 80 kuruşa çıkardı.Sonra 100 kuruş yapıldı.on günlük işi iki ayda tamamladılar.Bir zaman sonra Kürt Ali'nin bizim vasıtamızla olan yardım işinin bittiğini Necib sultanım söylemişti.Bu yardımlaşma bitince Kürt Ali benimle alakalı olarak "Hacı beni bahçesinde çalıştırdı ancak paramı vermedi" demiş.

Bir başka hadisede şöyle oldu.Baktım Kürt Alinin kış günü barakanın bacasından duman çıkmıyor.Anladım.Yakacak odunu yok.Ertesi gün elime para geçti.Bir şahısta yardım etti.Kenarda kalmış bir hızarda yakacak odun buldum,ve bir arabaya yükleyerek evine gönderdim.Bir kaç gün sonra birisi bana dedi ki:"Yahu Hacı bekir,sen filanla beraber  bir küp altın hazine çıkartmışsınız Yara yarıya baylaşmışsınız.Adam Jandarmaya şikayet edeceğim diyor.Ben Kürt Ali'nin yanına gittim. Bu sözün hakikatını sordum.Kürt Ali dedi ki:Evet sen filanla beraber bir küp hazine çıkarttın ve aranızda paylaştınız.Hukukumuz olmasa seni Jandarmaya şikayet edecektim. 

TEMİZ TUTULACAK HUSUSLAR

 Temiz tutulacak yerler:Göz,söz,öz..Bir Evliyaullah  şöyle buyurmuştu:

GÖZÜNÜ TEMİZ TUT.."Oğlum , gözünü temiz tut, namahreme bakma,Gözünü günahtan, hasetten,kötü bakmaktan koru...

SÖZÜNÜ TEMİZ TUT.Günah sözler, çirkin sözler, kaba sözler söyleme..

ÖZÜNÜ TEMİZ TUT..Niyetin iyi olsun, ihlaslı, samimi ol.hasetlik fesatlık yapma

2 Ocak 2025 Perşembe

DEVLETİN DİNİNİN TEKRAR İSLAM OLMASI VE HİLAFET KONUSU

 Necib Sultanımın aktardığı büyüklere ait söz bloğun yazıları içinde mevcuttur."TC nin ortasına İ harfi gelecek".

23 yıllık AKP iktidarının ,inançlı kesimin oylarını alabilmesinin son mermisi Anayasa değişikliği ve hilafet meselesi olacaktır. Çünkü,100 yıl önce kaldırılan Hilafet ve 1924 Anayasındaki "devletin dini" maddelerini tekrar yerine getirebilecek güçteki tek iktidar AKP iktidarıdır. Kader sırrı olan öyle çok hadiseler vardır ki bunlardan birisi  Zalimi zalimle def etme ilkesidir.Hak Teala istediği işi istediği kimseye yaptırandır.

Böyle bir hadisenin başlangıcı çalkantılı olsa da Bu milletin içindeki niyet ve düşünce gerçekleşecek bu da "Türkün ateşle imtihanı" olacaktır. Hakk'ı isteyenler ile Batılı isteyenlerin ayrışması yaşanacaktır.

SELAMIN MANASI NEDİR?

 SELAMDAN MAKSAT NEDİR? SELAMIN MANASI NEDİR? diye soranlara bir zat şöyle demiştir:"Selamdan maksat , anlaşılacak şekilde kısa olarak : Hayat ve cemiyeti emniyet içine almaktır.Selam veren kimse şunu demiş olur:Kardeşim emin ol, benden sana bir zarar gelmez...İşte selamın manası budur

1 Ocak 2025 Çarşamba

ALLAH'A ISMARLADIK DEDİK YA

 Konya Hadimli Vehbi efendi büyük bir alimdi.çok talebe yetiştirip icazet vermiştir.Ancak, yapılan devrimlere karşı çıkmamış hiç eleştirmemiş suskun kalmıştır.Konyadan milletvekili seçilmiş, şeriye vekilliği yapmıştır.Vehbi hoca hiç halk arasına çıkmaz, çıktığında kamuşçılık ticareti yapan oğlu Fevzi'nin ticarethanesine giderdi.Fevzi soyadıKanun ile "Çelik" soyadını almış ve CHP nin Konya il başkanlığını yapmıştır.İsmet İnönü Konya'ya geldiği vakit onun evinde misafir kalırdı.CHP devrinde(Tek parti devri) Her ilin valisi aynı zamanda CHP il başkanı idiCHP ile İnönünün dinle alakasını karikatüristleştiren vaka bu Fevzi ile İnönü arasında geçmişti.Konya'ya gelişinde  İnönü halka hitaben yapacağı konuşmayı hazırlarken Fevzi Çelik ona şöyle demiş:"Paşam, Konya'da uzun konuşmaya gerek yoktur.Konyalıyı bir kelime ile kazanabiliriz" İnönü:"Nedir o kelime Fevzi bey"  deyince il başkanı:"Paşam, Konyalı'ya Allah deyin yeter"

Ertesi gün paşa konuşmasını yapmış .Fevzi Çelik akşam olunca Paşaya:"Efendim, Allah demediniz" deyince şu cevabı almış:""Allah'a ısmarladık , dedim ya fevzi bey"..

İmam Hatip okulları kurulurken Hacı Veyis zade mustafa Efendi'nin başkanlığındaki bir heyet Konya'nın zenginlerini ziyaret edip para toplamak isterler.Heyet Meşhur tefsir sahibi Vehbi efendinin oğlu Fevzi Çelik'in mağzasına giderler ve meramlarını anlatırlar.FevziÇelik'in cevabı şu olmuştur:"Hocam bu dilencilikten ne zaman kurtulacaksınız?"hiçbir şey vermemiştir.Heyet şaşkınlık içinde dışarı çıkmıştır.Bu mağzanın bitişiğinde olan ilkine göre daha küçük bir mağzaya girip yardım istediklerinde mağza sahibi hiç beklemedikleri bir miktarda yüklü bir yardım yapmıştır.

Fevzi Çelik'in bu davranışı üzerine Hacıveyiszade Mustafa Efendi babasının sözlerini tekrarlar:"Oğlum bu parti , inkar üzerine temeli atılmış bir teşekküldür.Ehlullahdan, Allah dostlarından durmadan beddua almıştır.Allah'ı sevenler bu partiyi sevmezler.Allah'a sövenler ise bu partiyi korumuşlardır.Yavrularım bu parti kalaysız bakır bir kaba benzer, içine gireni zehirler.İçine düşüp zehirlenmemek olmaz."Vehbi efendi oğlunun bu tavrına hiç karşı çıkmamış başındakoskoca bir şapka oğlunun dükkanına giderken hiç etrafa bakmaz, verilen selamı almaz..Vehbi efendinin bakanlık maaşı hiç kesilmemişti.

CHP İTTİHAT TERAKKİNİN DEVAMIDIR

 Hacı Veyis efendi, torunu Ali Ulvinin sorusu üzerine ittihatçılar ve onun devamı olan halk Partisi hakkında ;" Oğlum , bu fırka, bu teşekkül kalaysız bakır bir kaba benzer, içine ne konulursa zehir olur.İsterse hacı, hoca olsun..Oğlum bu fırka ehlullahtan, Allah dostlarından beddua almıştır.Bu yüzden öyle bir hale gelmiştir ki , kalaysız , bakır kaba benzer, içine girenizehirler."

Ne için Dede? sorusu üzerine;

"Böyle oğlum.Bir milleti dinsiz yapmayaçalışmaktan daha büyük cinayet ne olur? Bir kerre din terbiyedir, ahlaktır, dürüstlüktür..Din evvela kendi nefsine , sonra ailesine , komşularına, çevresine, ülkesine, milletine  memleketine hayırlı insan yetiştiren bir müessesedir.Her sahada en üstün insanıdin yetiştirir.Çünkü ilahi kaynağa bağlıdır.Terbiye ve ahlakı kabul etmemek dini kabul etmemektir.Dini kabul etmemek ise Allah'ı ve Peygamberini kabul etmemek demektir.Türk milleti Yunanı kovdu niçin? Yunan memleketimizde kalırsa , bana Kur'an ı okutmaz, dinimi yaşatmaz, mukeddasatımı değiştirir, diye kovdu.Meleketimizde değişmeyen ne kaldı. 

TEKKELER VE MEDRESELERİN BAŞINA GELENLER

 Tekkeler ve Medreseler kapatılınca bir zat şöyle demiştir:"Allah Teala zulmetmez.Kul, başına gelecekleri hak eder.CEnab-ı Hak, bir nefis kendini değiştirmeden, onun halini değiştirmez.Onaceza vermez.Çünkü Adil-i Mutlaktır.Demek ki yapılan bu inkılaplara , bu darbelere, bu millet müstehak olmuştur..Dergahlar laubali oldu.Medreselerde , bir tulum peynir, bir teneke yağa, talebe sınıf geçti.Çocuk babasının yanında köyde çalışır, ama rüşvet yiyen hoca çocuğu medreseye devam etmiş gösterir, sınıf geçirir.İşte bu gibi laubalilikler, lakadlıklar başımıza bu cezaları getirdi.Çektiklerimiz amellerimizin neticesidir"

Hakikatten tekkeler de medreseler de ne yazık ki , bozulan milli ahlak ve zayıflayan devletle birlikte değişip asıl hizmet ve vazifelerini yapamaz olmuşlar. 

CAMİ GÖRÜNCE SELAVAT GETİRMEK

 Konya Hacı Veyis efendinin bir tavsiyesidir:"Oğlum, bir caminin yahut mescidin civarından geçerken ,Relulullah Efendimize salavat getirin".

Bunu duyan bir İstanbullu İstanbulda gezdiği yerlerde gördüğü her cami ve mescid için salavat getiriyor ve bu salavatlar binleri bulmakta imiş.Tarihte hiç kimsenin hayatından bahsetmek ibadet olmaz iken , Peygamber efendimizin hayatından bahsetmek, mübarek ismini anmak  insana sevap kazandırır. Bilindiği gibi Hz Cebrail'in efendimize buyurduğu üç nesneden birisi :"Bir mecliste senin ismi şerifin anıldığında, sana selat ve selam getirmemiş olan kimsenin burnu yere sürtülsün" hadisidir.Efendimiz buyurmuştur ki:"Bana bir defa salavat getirene , Allah Teala on defa salavat getirir yani onun günahlarını affeder, cennetteki mertebesini yükseltir"

ŞIH ALİ'NİN MİSAFİRLİĞİ

 150 ,200 SENE ÖNCE dışarıdan hac için Mekke ve Medine'ye gidenler oradaki bir şahsı"Delil" olarak kullanmaları mecburi imiş.Delil o hacıların sorumlusu olup Hac esnasında kendisine tabi olan Hacılarla ilgilenirmiş.Onları gezdirir, ziyaretlerine nezaret ederler imiş.Konya 'nın delili ise Şıh Ali isimli bir zat imiş.Hacı Veyis efendi Hacca gittiği esnasında diğer hacılar Hacı Veyis efendiye hürmet gösterdiklerinden Delil olan Şıh Ali 'de hocaya hürmet edermiş. Şıh Ali de manen zengin olan Hacı Veyis efendiyi maddeten de zengin sanırmış.Bir defasında " Hacı Veyis efendi , inşaallah bu yaz Konya'ya geleceğim size misafir olacağım. 

Şıh Ali Konyaya misafir olarak gelmiş ve Veyis efendinin evinde misafir kalmış.Yaz günü, hocanın bahçesinden tulumba suyu ile yetişen kabak pişirilmiş.Sofraya kabak gelince Hocaefendi misafirine :"Şıh Ali, Resulullah  kanheyuhibbul zuhba , eleyse zalike? (Şıh Ali , Resulullah efendimiz SAV kabağı severdi değil mi? deyince Şıh Ali cevap vermiş:"Na'am , ma kane yuhibbud'decac, ma kane yuhibbul kebab (Hacı Veyis efendi , evet Peeygamber kabağı severdi, amakebabı sevmez miydi, tavuğu sevmez miydi?" der.Hoca Efendi:"onu da yiyeceğiz inşaallah, Rabbim onu da verecek" demiş.

O gün Konya'nın zenginlerinden " Hacı kaymak" denilen bir zengin  Hacı Mahmud Efendi, Mekke-i Mükerremeden delil gelmiş diye Şıh Ali'nin ziyaretine gelmiş.Veyis efendi ona demiş ki:" Hacı Kaymak! Şıh Ali bize gelmiş Mekkeliler Hz.İbrahim'in duasına mazhar olmuşlardır.Allahım bunların rızkını sen ver diye dua etmişştir.Mekkelilerin rızkı boldur.Bunlar Beytullah'ın komşusu Bizim evde Şıh Ali'yi rahat ettiremeyiz.Sizin hariciyeyi döşeseniz de Şıh Ali'yi orada rahat ettirsek.Hacı Kaymak cevap vermiş:"Hocam hariciyye döşeli,aşçımız da var.sizin misafiriniz, bahusus kibeytullahtan geliyor, bizim de misafirimizdir." der fayton getirir ve misafiri evine götürür.Tabizengin evi.börek,kebab,tavuk gırla..Üç gün sonra Şıh Ali faytona binmiş , çıkmış gelmiş.."Hacı Veyis efendi ben kabağa razı oldum"Sizin sohbetiniz yakınlığınız,sizin evinizin harimi başkadır.Midem doydu da ruhum aç kaldı"

Peşinden Hacı Kaymak koşup gelmiş"Hocam Şıh Ali evden kaçmış?" Veyis efendi:"Hacım siz yemeği buraya gönderin" Şıh Ali misafir kaldığı müddetçe , Hacı Kaymak çeşitli yemekleri oraya gönderir,komşular bilebundan faydalanmıştır.

DERVİŞ AHMED'İN NAMAZI-ACIKLI BİR YAĞMR DUASI

 1935 senesiKonya' ya yağmur kıt yağar.Hemen her sene Mayıs ayında "Hacet Namazı"denilen yağmur duasına çıkılır.Konya'nın Kuzeyinde   "Musalla Denilen" bir meydanlık saha vardır.orası yağmur duası için tahsis edilmiştir.O duayı Hacı Veyis efendi yapmıştı.Ayakta dua ediyor, millet Amin diyordu.İnsanlar ceketlerini ters çevirip giymişler başlar açık.tam bir tezellül hali.Eller göğe doğru kaldırılmış avuç içleri yere bakıyor.bir perişanlık, bir ah ü vah..

Öte taraftan bir gündür koyunlardan , ineklerden ayrımış yavru kuzular ve danalar , analarının yanın salınmamış, onların feryadları, melemeleri..Hacı Veyis efendi cemaata dönüp :"Ey muhterem cemaat, benim dua etmem isteniyor.Fakat bütün bu kıtlıklara benim günahım sebeb oluyor gibi geliyor bana..Bu felaketlere ben sebebim , benim günahlarım sebeb; bu yaşa geldim, hala kul olamadım Allah'a " deyince Konyalı çoştu , kendiden geçti.Bir ağlama, ahü zar, feryad ü figan ortalığı kapladı.

O gün duanın ilk günü idi.Dua sırasında müezzinler "Amin, amin .Allahümme amin , ya Erhamerrahimin2 derlerdi.İlk gün Konya'nın en güzel okuyucularından Sivaslı Derviş Ahmet , amin demişti.o gün havabulutlanmıştı.

Sivaslı Derviş Ahmet eve dönünce hanımına "Sıdıka, bugün Hacı Veyis hocam ağlar, kuzular meler, hayvancıklar bağrışırYa Rabbi bizim günahımız sebebiyle yağmuru kesme , diye doya doya amin dedim.Yarın da ağlayarak söyliyeceğim Sıdıka"

İkinci gün Feryad ü figan ile dua edilirken Hacı Veyis efendinin önüne bir cenaze geldi.O anda yağmur başladı.Hoca ağlar, koyunlar kuzular meleşir, yağmur yağar.bir gün önce gür sesi ile amin diyen Hafız Ahmet'in cenazesi de Hocanın önüne yatar, ıslanır

EVVABİN NAMAZI

 Akşam namazından sonra kılınan altı rekat olan bu namaz sünnettir.İkişer ikişer kılınır.Evvabin  demek , tövbekarlar demektir.Günahından tevbe edip Allah'a dönmüş kimseler, demektir.

31 Aralık 2024 Salı

CELALİNE SIĞINIRIM

 Konya Üçler mezarlığına bitişik Dolav mahallesindeki Ulu cami de 50 yıl ücretsiz imam hatiplik yapan Hacı Veyis Efendi sarıkla dolaştığı  için caminin yakınındaki Aslanlı kışlada bir zabit musallat olmuştu.Niçin şapka giymiyorsun, sarık takıyorsun diye.Bir gün hazret cami dışındaki çeşmeden abdest alır iken kadana denilen buyük atına binmiş bu zabit geldi ve bağırmaya başladı:"Hoca, nedir benim senden çektiğim.Sana kaç defa söyledim, şapka giy diye.Niçin giymiyorsun da hala takke giyiyorsun?Seni bir daha takke ile görürsem.Seni atla çiğnerim demiş .Hoca efendi cevap vermeyip abdeste devam edince atı üstüne sürmüş,şaha kaldırmış atın nallarının yere değmesinden kıvılcımlar çıkartmış.Zabit böyle söylene söylene gitti.Hoca Efendi mahzun bir şekilde dua etmiş:"Allahım! Nemrudun köşkü bu attan büyük idi.Fakat kahrü celalin önünde eridi gitti.Celaline sığınırım Allah'ım , cemaline değil, celaline sığınırım?"

Üç gün sonra bu zabite bir buğday kamyonu çarpmış, yere serilip ölmüş gitmiş

GIYBET NEDEN KÖTÜDÜR?

 Gıybette hukuka, insanın hakkına tecavüz vardır.İnsanın malını çalan, canına kasteden, ırzına namusuna musallat olan kimsenin adı canidir.Gıybette insanın manevi şahsiyetine taarruz ve tecavüz vardır.O şahıs burada olsa , münakaşasını yapar  kendini müdafa eder.Ama ortada olmadığı için İslam o şahsın yokluğunda , onun manevi kıymetini korur.İnsanlar cemiyetlerde , şerefle ,iitimatla , isimle yaşar.Ardından konuşulunca manen kaybı olur, şahsiyeti zarar görür .Onu sevenler: Allah Allah yahu biz bu adamı severdik, demek ki sevilecek insan değilmiş, diye düşünür.İslam , bir kimseye, böyle bir manevi zarar vermeyi ölü kardeşinin etini yemekle bir tutuyor.

Nefsi emmare , bizi günahlara sevkeden şeytan , Müslüman kardeşimizin kötü taraflarını gösterir.Yine şeytanın ikinci bir hilesi daha vardır:"Zeyyene lehumüşşeytanü a'malehum "Günahkarlara, asilere, günah işlemekten korkmayanlara  şeytankötü işlerini yaldızlar da iyi gösterir, onlardan zevk alırlar.

Yaptıkları bu kötü işlere sevap boyası sürüp güya bu sözleri insanlar kötü şahsı bilsinler de ona aldanmasınlar diye sevap gibi telakki ettirir.

TAVSİYE

 Bir Evliyaullah buyurmuştur ki:"Efendiler , Müslüman'ın gözü temiz olacak, özü temiz olacak,sözütemiz olacak diyorum, ama içinizde soranınız yok,Ya hu hocam insanın sözü nasıl temiz olur,bir diyeniniz yok madem sormuyorsunuz, bariben söyliyeyim;

İnsan dilini güzel şeylere alıştıracak, demektir.Misal vereyim  Hani buğday çuvallarının dibini delen küçük bir hayvanvardır.Siz o hayvana fare deyin.Sakın onun türkçe adını kullanmayın, Türkçesi çok çirkindir.kuran okuyan ağızlara böyle kelimeler yakışmaz".Devamla dilin terbiyesi böyle başlar.Dil, yaman bir hırsızdır, söz dinlemeyen bir asidir.Allah Teala onu zaptedmek için iki bekçi yaratmıştır.Biri dişler, diğeri dudaklardır.Fakat o , bunların ikisini de kandırır yine yapacağını yapar.O iki kapıyı, o iki zinciri, açar kıraryine bizi tehlikelere atacak sözler söyler.

BU ORUÇTAN NE ANLADIK

 Bir Genç Efendimiz SAV in yanına geldi ve :"Ya Resulallah! Annemle bazı komşu kadınlar nafile oruç tutuyorlar" dedi.Efendimiz "Ne iyi ediyorlar, maşaallah, barekallah" buyurdu. Genç:

"Ala yün eğirip , bizde otururken konuşmalarını duydum.Baktım ki , hep diğer komşu kadınlar hakkında konuşuyorlar, onları, şöyle olmuş öyle yapmış diye çekiştiriyorlar"

Genç sahabinin bu sözleri üzerine Peygamber SAV:"Biz bu oruçtan ne anladık.Allah'ın helal kıldığı yemeği yemediler, helal kıldığı suyu içmediler; ama haram kıldığı ölü Müslümanların etinden yediler.."

İYİ BİR MÜSLÜMAN OLMANIN DELİLİ

 Bir hadis-i şeriftir:"min hüsni islam'i-mer'i terkühu malaya'nihi" Kişinin iyi bir müslüman olmasının delili , malayaniyi terk etmesidir. Kendisini alakadar etmeyen, faydasız, lüzumsuz, boş şeylerle ilgilenmemesi; onlarlavakit harcamaması, onları terk etmesidir.

Ağızdan çıkan her şey kaydedilmektedir.Amel defterimiz önümüze konulacak ve "Kendi kitabını oku, hesabını kendin ver" denecektir.

30 Aralık 2024 Pazartesi

PEYGAMBERİMİZ SAV'İN SON KILDIRDIKLARI NAMAZ

 Hz.Ali efendimizden rivayet edilir:"Son kıldırdıkları namazlardan bir akşam namazında , Resulullah VETTİNİ VEZ ZEYTUNİ suresiniokuduydu.O gün bu gün böyle bir okuyuş duymadım, görmedim, dinlemedim.Meğer ki efendimiz elveda diyormuş.Peygamber-i Zişanın arkasında bir akşam namazı daha kılmak nasip olmadı.

Öldüm Ama Azrail'i Görmedim | Kırılma Anı | Mustafa Kemal Koca

29 Aralık 2024 Pazar

PEYGAMBERİMİZİN HALLERİ

 Hazreti Aişe validemize sahabe sorar:Anne, Peygamberimizin ibret dersi veren hallerinden bahsetseniz ne iyi olur.Gözlerimiz kurudu, yüreğimiz katılaştı; bahsedin de gözümüz yaşarsın, kalbimiz yumuşasın".

Hz.Aişe validemiz onlara buyururlar:Evlatlarım, onun hangi hali ibret verici değil ki..Evin dışındaki hayatını siz daha iyi biliyorsunuz.Sizlerle beraberdi.Devlet reisi o idi, hükümet reisi o idi.Belediye reisi o idi.mahkeme reisi o idi.Başkumandan o idi.Beş vakit namaz kıldıran imam o idi.Peygamberinizin evinde , bazen iki ay geçerdi de ocak yanmaz, tencere kayanamazdı" Sahabe ağlayarak sordu:Anne ne yerdiniz yahu:

"İki siyah şeyle ömrümüz geçerdi. Su ve hurma.Acıktık mı hurma yerdik , susayınca su içerdik.Onun eve bir şey alacak vakti yoktu.O kadar işi gören peygamberiniz eve geldiğinde , oturmadan bize sorardı:Bana da bir şey söyleyin, yapacağım bir iş var mı?Kane yahdimü ehlehu ailelerine hizmet eder , yardım ederdi; ve yahlibu şatehu, evdeki koyunu keçiyi sağardı ve yahsifü nalehu ayakkabısını kendisi yamardı..