25 Ocak 2017 Çarşamba

İNSANLAR ÜÇ SINIFTIR

İmam Hz.Hasan  efendimiz buyurmuştur.İnsanlar üç sınıftır.Tam adam, yarım adam, sıfır adam
Tam adam :Hem rey sahibidir ,hem istişareye taraftardır
Yarım adam; rey sahibidir, istişareye yanaşmaz
Sıfır adam; ne reye malik ne de istişareye taraftardır.

HZ.HASAN EFENDİMİZİN HİLAFETİ TERK ŞARTLARI

Hazreti Ali efendimiz şehit edildikten sonra kırk bin kişi imam Hasan hazretlerine biat etmişti.Mısır ve Şam Muaviyeye biat etmişti.İki ayrı biat islam dünyası içinde kalıcı düşmanlık ve kan dökmek anlamına geliyordu.Muaviye büyük bir ordu ile Kufe’ye yürümüş, imam Hasan'ı kendisine biat etmeye zorlamıştı.İmam-ı Hasan (r.a)hilafeti Şam valisine terk ederken kendisiyle bir anlaşma yaptı.anlaşmanın şartları şunlardı;
*Emirel müminin Hz.Ali’ye asla hutbelerde ve diğer yerlerde kötü söz söylememek
*Şam valisi Muaviye ölünce kendi yerine bir başkasını getirmemesi*İnsanların Kur’an ve Resulullah sünneti üzerine idare edilmesi,
*Hz.Ali evlatlarına  ve sevenlerine asla kötülük yapılmaması
*İmam Ali’nin yanında şehit olanların ailelerine beytül mal’den hak verilmelerine.
İki tarafın taraftarları imzalarıyla anlaşma sağlandı.
Muaviye anlaşma metni elinde taraftarlarını toplayarak “Bu şartların hepsi ayağımın altındadır”dedi ve ehli beyt ve şehit ailelerine pay vermedi,Hz.Ali’yi tüm mescitlerde lanet okutarak uymamıştır.Keza oğlu melun yezid’i de veliaht tayin etmiştir.
Allahü Teala’nın ve meleklerin laneti Zerka oğullarının üzerine olsun.

                                                                                                                                      

HZ.ALİ (KV)'NİN HİKMETLİ SÖZLERİ

*Gıda maddelerini kırk gün saklayanın kalbi kararır
*Halifeliği sırasında Kufe çarşısında:”Az kârı reddetmeyiniz, çok kârdan mahrum kalırsınız”buyurmuştur.
*İnsanın sözü, aklının mizanıdır.
*Akrabanın düşmanlığı , akrebin sokmasından daha tesirli  ve daha elemlidir.
*Cömertlik ile ayıplar örtülür.
*Akıl kemal bulunca boş sözler zeval bulur.
*Din,tevazu,cömertlik denilen üç haslet muhabbete sebeb olurlar.
*Dünyalığa muhabbet eden kimse  onları başkaları için toplar.
*İlim alçaklarda kalanları yükseltir, cehalette yüksektekileri alçaltır


SITMA HASTALIĞININ DEF'İ İÇİN DUA

Aişe validemiz Medineye geldiğinde hummaya yakalanmıştı ve ona lanet etmişti.Bunun üzerine Hz.Peygamberimiz:"Ona lanet etme! çünkü ona öyle emredilmiştir.Fakat dilersen sana bazı kelimeler öğreteyim , onları söylediğin zaman  Allah Teala onu senden giderir"buyurdu Hz.Aişe:"Bana öğret"dedi.Efendimiz (sav):"Ey Allahım ! Rakik cildime , dakik kemiklerime  şiddetli ateşe karşı  merhamet et.Ey sıtma! Eğer ulu olan Allah'a inanmış isen  başımı ağrıtma, ağzımı pis kokutma, etimi yeme, kanımı içme, benden uzaklaş.Allah ile birlikte bir ilah daha tanıyan kimseye git (musallat ol)!"Hz.Aişe bu duayı okudu  ve sıtma ondan yok olup gitti.
(Nükte:Derlerki birisinin yazdığı muskalar humma hastalığına iyi geliyormuş.Adamın birisi bu muskadan edinmiş,hastalığı geçtikten sonra merak saikiyle muskayı okumak için açmış.yazılan yazı şu:"Sıtma ! bu iti tutma" )

SEMAYA YÜKSELENLER AMELLERİN DEĞERLENDİRMESİ

Bir hadiste buyurulmuştur ki:
Hafaza melekleri kulun namaz, zekat, oruç, hac, umre, güzel ahlak, susma(az konuşma)ve Allah'ı zikirden oluşan amelini semalara yükseltir.Bu ameli  yedi kat semanın melekleri de teşyi eder ve bu şekilde Allah Teala'ya ulaştırıncaya kadar bütün hicabları kateder.Nihayet Rab Celle  Celaluhu 'nun huzurunda dururlar.O kulun amelinin salih ve Allah için samimi olduğuna şahitlik ederler.Allah Teala onlara şöyle buyurur:
"(Ey Melekler)Siz kulumun amelini korumakla görevlisiniz.Ben ise onun içindekileri gözetleyen, murakabe edenim.Bu kul bu ameli ile benim rızamı gözetmedi, onu sırf benim rızam için samimi bir şekilde işlemedi.Bu amel ile neyi murat ettiğini ben daha iyi bilirim.O, Ademoğullarını aldattı. Fakat beni aldatamadı.Gizlilikleri eksiksiz bilen , kalplerdekine muttali olan yalnız benim.
Hiçbir gizli bana gizli kalmaz.hiçbir uzak bana uzak kalmaz.Olanlar  hakkında bilgim ile olmayanlar hakkındaki bilgim birdir.Geçmişi bilmem, devam edeni bilmem gibidir. Evvelkileri bilmem ,sonrakileri bilmem gibidir.Gizliyi de gizlinin gizlisini de bilirim.Kulum beni ameliyle nasıl aldatabilir?
O ancak bilmeyen yaratılmışları aldatır.Ben ise gizlilikleri  eksiksiz bilenim.Lanetim onun üzerine olsun!"
Kulun amelini götüren yedibin melek yahut üçbin melek de "Ey Rabbimiz ,senin lanetin ve bizim lanetimiz onun üzerine olsun"derler.Gök halkı da :"Allah'ın laneti ve lanet edenlerin laneti onun üzerine olsun "derler.
Bu hadisten anlaşılmaktadır ki hafaza melekleri kulların işledikleri kalbi ve bedeni amellere muttalidirler.Fakat amellerin makbul olanı ile makbul olmayanına muttali değildirler.Ancak Allah Tealaya arz ettikten sonra muttali olurlar.

BAŞKANLIK SİSTEMİNE FARKLI BAKIŞ

Aziz Nesin’e kızmıştık.Sandığa giden seçmenlerin değerlendirmesi ile alakalı olarak.Şüphesiz haklılık payı vardı. Eğitimsiz, kültürsüz, amelsiz ve hal ehli olmayan, nefsani yaşayan insanların tercihleri üzerine bina edilmiş bir demokrasi beklenen mutluluğu sunamaz. Düşünün ki seçilebilmek için liderinin, başkanının ağzına bakan, onu memnun etme gayreti içinde olan bir yapıdan sağlıklı sonuç çıkmaz. Yağcı, yardakçı kişiler bu nedenle hep iş başında olmuştur.Bu günde durum aynıdır.Kadrolarından (İlçe yönetim, il yönetim, Belediye başkan ve meclisleri, milletvekilleri, bakanları)şikayetin olmadığı Ak Parti, neden bu halde?diye sorulursa verilecek en etkili cevap şudur: Zenginlik ve gücün verdiği sarhoşluk deriz.”Köre renk, sağıra ahenk”sorulmaz darbı meseline “Ak partiye hesap”sorulmazı da ilave etmek gerekir.Eflatun ,demokrasiyi eleştirirken eğitimsiz, cahil, dünya peşinde olan insanların kolay manipüle edilerek ağzı laf yapanların, riyakarların işbaşına geçeceğini hissetmişti.Eğitimli insandan kasıt,”TV lerdeki bilgi yarışmasındaki sorulara cevap vercek”bilgi değildir.Amel ve Hal sahibi insanlardır.Buna kısaca hikmet’te diyebiliriz.Efendimiz(SAV)den sonra, kimin yönetici  olacağı hususunda   istişarede bulunan heyeti oluşturan insanlar sayı itibarıyla çoğunluk değildi ama topluma önderlik, Resulullah’a itaat hususunda canları ile malları ile cihad yapmış , imtihandan geçmiş örnek insanlardı.Eğer Hz.Ali Efendimiz ile Muaviye’den hangisi halife olsun  şeklinde ortaya sandık konulsa idi saltanat için siyaset güden ve bu amaçla rakiplerini  para ile satın alan, mümkün olmazsa öldürten Muaviye elbette sandıktan galip çıkardı.
Başkanlık bu ülkede, sandığın  daha önceki muhtemel olumsuzluklarını ortadan kaldırma fırsatını bahşedebilir.Diğer bir anlatımla Mütevazi, İhlaslı, Hak’dan ve hesaptan korkan ,bir hal ehlini başkan yapabilme fırsatı vereceğinden, böyle birisi başımıza geldiğinde onun bir takım hususularda yetkili kılınması bugüne kadar  mevcut olan örneklerden daha iyi olacağı kanaatındayım.Bu nedenle Başkanlığa EVET. İnsanlar fanidir. İyi müesseseler oluşturursak iyiye ulaşma şansımız daha yüksek olacaktır.Çünkü doksan yıldan beri çok başlılık sıkıntısını bu ülke çekmiştir. ÇATAL YERE BATMAZ. Kalıcı olabilmek için TEK’e inmek gereklidir. BİRLİK ,şüphesiz Tek'ten geçer.
DİKTATÖRLÜK MÜ?İslam, bir emevi bir abbasi saltanatını yaşamıştır.Tekrar bu dönem yaşanmayacaktır.Allah Teala, diktatörlük heveslilerine bu saatten sonra fırsat vermeyecektir.

YA ALİ ! MÜMİN SANA BUĞZETMEZ,MÜNAFIK SENİ SEVMEZ

Hz.İmam Ali efendimiz hutbede şöyle buyurur:”Şu kılıcımla bana buğz etmesi için müminin beynine vursam bile ,gene bana buğz edemez.Beni sevmesi için bütün dünyayı münafığın önüne döküp sersem bile beni sevmez
Bu Allah’ın selamı üzerine olsun Resulullah’ın dilinden çıkan takdire uyan sözün özüdür.Bana buyurmuştur ki:”Ya Ali ,mümin sana buğzetmez,münafık seni sevmez! “
KENDİNİ NASIL BULUYORSUN?
Birisi bu soruyu Hz.Ali efendimize sormuş .Şöyle cevap vermiştir:Varlığını yok olmakta,sıhhatini hastalık kavramakta emin olduğun yerden musibet çatmakta  bulan kişinin hali nice olur ki?Benim yüzümden iki zümre helak olmuştur.Sevip hakkımda ileri giden,sevmeyip aleyhimde bulunan.
 KADINLAR
“Kadınların kötülerinden çekinin,hayırlılarından sakının”
(Hz.Ali Kv)

BEŞ VASİYYET

Hz.Ali (kv)buyurmuştur ki: Size beş şey vasiyyet ediyorum ki, develere binip seferlere düşseniz de onları elde etseniz değer mi değer.
Hiç biriniz Allah’dan bir şey ummasın, günahından başka bir şeyden korkmasın
Hiçbiriniz kendisinden bilmediği bir şey sorulunca bilmiyorum demekten utanmasın
Hiçbir kimse bilmediği bir şeyi öğrenmekten çekinmesin.
Sabredin,çünkü sabır imana nisbetle cesetteki baş gibidir.Başı olmayan bedende hayır yoktur.Sabır olmadıkça  da imandan hayır gelmez”


TAKİYYE

(Takiyye: Tehlike halinde kendini , Müslümanları ve dini korumak anlamına gelir)
Takiyyesi olmayanın dini de yoktur.
Takiyye Kuran’daki şu ayetlere dayanır:(Nahl 106):”Gönlü imanla dolu olduğu halde,zor altında olan müstesna, inandıktan sonra Allah’ı inkar edip , gönlünü kafirliğe açanlara Allah katında bir gazap vardır;büyük azap ta onlar içindir”
Ali imran 28:”İnananlar iman edenleri bırakıp da kafirleri dost edinmesinler.Bu işi yapan Allah’dan bir şey beklemesin.Fakat kafirlerden çekinmeniz hali başka .Allah kendisinden sakınmanızı emretmektedir ve dönüp varılacak yer de Allah’a dır”
Ancak İslamın üstünlüğü mevcutsa o zaman Takiyye caiz olmaz.


BEDEN ORUCU-NEFSİN ORUCU

Bedenin orucu, irade ve ihtiyarla azaptan korkup sevaba girmeyi, ecre nail olmayı dileyerek ,yemekten kesilmektir.Nefsin orucu  beş duyguyu öbür suçlardan çekmek , kalbi de bütün şer sebeplerden ayırmaktır.Kalbin orucu dil orucundan; dil orucu ,kalbin orucundan hayırlıdır.


BEDEN SECDESİ-GÖNÜL SECDESİ

Beden secdesi ,yüzün en şerefli yerlerini toprağa koymak ,avuçlarıyla , dizleriyle, ayak parmaklarıyla, gönül alçaklığıyla  ve halis niyetle toprağa kapanmaktır.
Gönül secdesi ise, geçici şeyleri gönülden çıkarmak , varlığı olmayacak şeylere himmetle yöneltmemek, ululuğa  ve benliğe bırakmamak; dünya bağlarını kesmek , peygamberlik huyları ile huylanmaktır.

24 Ocak 2017 Salı

ALLAH’TAN SUÇLARIN ÖRTÜLMESİNİ İSTEMENİN ŞARTLARI

 Hz.Ali efendimiz Kufe’de hutbe okurken haricilerden birisi :”Ya İmam Allah’dan suçlarımı örtmesini dilerim”deyince Hz.Ali (kv)şu cevabı vermiştir:
“Anan yasında ağlasın.Biliyor musun suçların örtülmesini, bağışlanmasını istemek nedir? Suçların örtülmesini istemek, İlliyyin derecesidir. Ve bununda altı anlamı vardır.
Birincisi geçmiş suçlara pişman olmak
İkincisi,ebedi olarak o geçmiş suçları işlememek
Üçüncüsü;Allah’a temiz ulaşmak,Kul hakkından kendisinde bir şey olmadığı halde kavuşmak için yaratılmışların haklarını kendilerine vermek.
Dördüncüsü;sana vacib olan bütün emirleri yerine getirmeye niyet etmek
Beşincisi;Bedeninde hırstan bitip gelişmiş etleri dertle, gamla eritmek,derini kemiğe yapıştırack kadar zayıflatmak, ondan sonra helal lokmadan gelişen ete kavuşmak.

Altıncısı ,bedenine evvelce suç işleme tadını tattırdığın gibi  ibadet elemini de tattırmaktır.Bu şartlardan sonra Allah’tan suçlarını örtmesini dilerim
Hazreti Ali Kerremüllahi veche hazretleri)

HAZRETİ ALİ (K.V.H)’NİN MISIR VALİSİNE GÖNDERDİĞİ MEKTUBU

Sen oradaki halkın üstünüsün ama seni oraya gönderen senden üstündür.Allah her cebbarı alçaltır ve her hilekarı cezalandırır.
Allah kendi kullarına zulmedenlere daima düşman olur, mazlumların seslerini işiticidir.
İşleri idarede ortalama yolu tut.
Ferdlere gösterilecek adalet,umumun memnuniyetini celbeder ve umumun hoşnutluğunu kazanmakla adalet umuma şamil olmuş olur.
Sana lazım olan herkesin memnun kalmasıdır.Bir kaç kişinin memnunluğu kafi gelmez.
Halkın kusurlarını sana müzevirleyecekleri yanına uğratma.
Korkaklara danışma ki ,senin de yüreğin zayıflamasın.Tamahkarlarla konuşma ,bunların fikirleri seni haksızlığa sevkeder.
İyi olanlarla doğru söyleyenlerle ,kötü ve kara kalplileri bir tutma .
İyilik edicilerin cesaretlerini kırma, Kötüleri koruyarak  onların cüret ve tecavüzlerini artırma.
Bir işin iç yüzünü araştırmadan ,hakikatını anlamadan hüküm vermede acele etme.
Mahiyetindekilere ,memurlarına irtikap ve irtişaya mecbur kalmamalarını temin edecek  kadar maaş ve tahsisat ver.Diğer taraftan kendi hallerine de bırakma.
Hiç kimsenin senin karşına çıkarak derdini ve isteğini anlatmasına mani olma, sözlerini kesme, dediklerini ve isteklerini iyice anla .
Halkla namaz kılarken namazı uzatarak cemaata sıkıntı verme.Sözünde dur.Haksız yere asla kan dökme.

(Bu mektup çok uzundur)

TEVHİD MANZUMESİ(NİYAZİ MISRİ)


*O öyle bir gizli hazinedir ki her var olan şey(ayanı sabite)O’ndan gelir peyda olur.Kimisinde zulmet(Celal)kimisinde nurlar(Cemal)ortaya çıkar.

*O,dalgaları asla kesilmeyen , bir vahdet denizidir.(O tecellileri devam eden Vacibül Vücud’tur)Bu çokluk alemi,o dalgalardan (tecellilerden)doğup,çaresiz peyda olur.

*Ne acayip bir sihirdir ki ,bu yüzden(Zahir isminden)Allah Teala’nın gayrileri görünüyor.Hakikatta O’nun vechinden başka her şeyin helak olduğunu biliyoruz.O’nun didarı gelip zuhur etmiş ve bu zuhur kendine perde olmuştur.

*O yüzden görünen hakikatlar O’nun Cemal mumunun etrafında dönerler ve O’nu teşbih ederler.İşte felekler de O’nu görüp, devirler meydana gelir.

*Günde yüzbinlerce hayat sahibi varlık ,yokluk iklimine taşınırken ,yüzbinlerce can da izafi ademden gelir ve ömürler devam eder.

*Dıştan içe hayalat,dıştan içe zuhurat vardır.(Dış içi hayal eder,iç de dışa zuhur eder)Birinden öbürüne(Dış alemden iç aleme,iç alemden dış aleme)her an hediyeler teati eder.

*İşte bu devir ile Nebi ve resuller mertebelerine göre gelirler,Bunları görenler bazen mümin,bazen de kafir zuhur ederler.

*Allah Teala gizli sır sarayından tecelli ettikçe ,bu suret aleminde alış-veriş meydana gelir

*Allah Teala Zatıyla da ,sıfatlarıyla da namütenahidir.Bu sebeble O’nun her bir isminden bir iş peyda olur.

*O her an bazen Celaliyle,bazen de Cemaliyle tecelli eder.Birinden cennet ve birinden cehennem zuhur eder.

*O’nun Cemal ismi zuhur ettiği zaman , hemen yanında Celal’ı de belirir.Bir gül açıldığı zaman,onun yanında dikeni de görürsün

*İşte bu sırdan dolayı ,kamil bir insan bu alemde zuhur etse ,kimileri onu ikrar,kimileri de inkar ederler.

*Fakat arif kimseler, Hakk’ın Celal isminde Cemal'ini görenlerdir.(Kahru lütfu şey-i vahid bilmeyen çeker azab)Onlar dikenlik içinde gül bahçesini görürler.(Lütfunda hoş kahrında hoş)

*Bu öyle bir sırdır ki ,bu aleme iki insan nazar kılsa ;biri sadece evi,diğeri ise evin sahibini görür.

*İçi vahdet denizi, dış yüzü kesret sahrasıdır.Dış yüzünü gören O’nun gayrini görür, içinde ise yar peyda olmuştur

*Birlikten lezzet alanlar ,ikilikten kurtulurlar.Niyazi nereye baksa ,didar orada peyda olur

*O gizli hazinede nice şeylerin zahir olduğunu ve her suret nakşından nice sırların peyda olduğunu bilir. (Niyazi Mısri)

MÜNACAAT (YENİŞEHİRLİ AVNU)


MÜNACAAT


Sen oluş aynasına tecelli ettiğin zaman ,kendi cemalini ,aşığın gözünden temaşa eyledin.Allah Teala kendi kudretini ,”Cemal”isminin mazharı olan kamil insan ile temaşa etmiştir.

(Evliyaullah,Nefsi Mutmainne makamından başlar.Cenab-ı hakk'ın tecellilerinin yedinci mertebesi insan-ı kamil mertebesi olup Allah’ı ancak insan-ı Kamil hakkıyla bilebilir)

*Latif olan lahut alemini ,kesif olan nasut aleminde izhar için ,Hz.Adem’e suret verip , ona isimleri öğrettin.”Ve  Adem’e bütün isimleri öğretti”

(Demekki ancak peygamberler görünmeyen alemin hususiyetine vakıftırlar)

*Gayb halvet-sarayının bütün gizliliklerini ,şehadet levhasının süsü yaparak ,aşikar eyledin

*Mutlak küllü, mukayyed cüzde  meydana çıkarıp, hakiki vücud denizinin  dalgalarının köpükleri mesabesinde olan suretleri, vahdet deryasının anahtarı yaptın

*Her zerreyi Hz.Musa’nın talep ettiğini talep eden birer aşık edip ;kainatı tecelli nurlarına gark ettin.

*Adem(yokluk)levhasında sayısız güzel nakışlar göstermek suretiyle  sırrını açıkladın

*Firavunu hayret çoşkunluğu ile dolu olan denizde boğup ,felsefe bilen aklın filozofunu  rüsvay eyledin

*Bir nefeste Hz.Meryem’i Cebrail(a.s)ile arkadaş edip ,ruh verdin ve mevhum olan kalıbı Hz.İsa olarak yarattın

*Hz.Adem’i, Hz.Havva’nın hicranının meftunu eyleyip ,didar cennetinden(cenneti Zattan)birdenbire dünya sahrasına salıverdin .

*Nerede (Hz.İbrahim gibi)bir mukaddes dostun varsa ,onu derhal aşk mancınığı ile ateşe terk eyledin

*Senin yakınlık eşiğinin muhlis olanlarını şereflendirmek için , her yerde binlerce bela hazır ve amade kıldın.

*Ateş tabiatlı(ateşten yaratılmış)olan şeytanın kadrini yerde yaratıp, toprağa düşmüş olan insanın değerini de göklere yükselttin.

*Hz.Yusuf’a kavuşması için Züleyha’ya el uzattırdın(yaklaştırdın).Hz.Yusuf’a  da Züleyhanın uzattığı eli ittirdin, ona iltifat ettirmedin.

*Zuhurundaki taşkınlığın şiddeti ,didarının perdesi olmuştur Kendini can ve gönül gözünün içinde gizledin

*Güzellik gülistanını ilahi feyizlere karıştırmak için ,her tarafı aşığın kanıyla suladın

*Aklı, aşkın şifa evinde mecnun edip ,Kays’ı (Mecnun’u)Leyla’nın saçının  dostluğunun zincirine bağladın

*Cemal güneşinin ışığı puthanede çakıp ,aşığı Lat ve Uzza süsüne perestiş eder, tapar kıldın.

*Bu icad gülşeninde (mümkinat aleminde)her taze yaprağın damarını apaçık feyz ırmağının mecrası kıldın.Kainat zerrelerden kürrelere kadar Senin tecellilerinin ma’kesi olmuştur.

*Güzellerin zülfünün perdesinden binlerce el çabukluğu gösterip ,gönülleri sevda kaydının zünnarına bağladın

*Üç doğumun(cemadat,nebatad,hayvanat)icad beşiğine gelmesi için ,dört unsuru(ateş,toprak,hava,su)dokuz gezegene arkadaş eyledin.

*Kafiri dünya ile ,sofuyu ukba ile meşgul ettin.Aşığa dünyayı ve ukbayı terkettirdin.

*Hem Hallac Mansurun dudağından “enel-Hak”söyledin ve hem de bu suçun cezasını Mansur’a verdirdin.

*Surete feda olan gönülleri mekr edip ,onları kilise duvarının nakışına müptela  kıldın.

*Nurdan güller bitirdin, taştan tatlı sular çıkardın.Çöpten (asadan)Hz.Musa’nın ejderini ızhar ettin.

*İlahi hikmetin her nerede bir ışık yakmışsa altı cihetten sayısız pervane peyda eyledin.Senin “Cemal” ve “Celal” tecellilerinin mazharı olan varlıklar ,istidatlarının gereğini iştiyak ve arzu ile yerine getiriyorlar

*Vücudunun feyzi Hz.İsa ‘nın nefesinde zahir olup ,yüz sene önce ölmüş olanı ihya ettin ,dirilttin.
(YENİŞEHİRLİ AVNİ)

TAYYİ ZAMAN VE TAYYİ MEKAN ÖRNEKLERİ

Hazreti Abdülkadir Geylani'ye derviş olan birisinin içinde hazretin halifesi olmak isteği vardı.Aşırıya giden bu istek üzerine hazret, huzurda bir helva kavurmasını istedi. Derviş helvayı kavurmaya başladı, Hazret:"iyi karıştır oğlum, dibi tutmasın"dedi.dervişe bir uyku hali hasıl oldu.gözünü açtığında kendisini Hindistan'da Gavs'la birlikte buldu.Gavs ona:"Seni buranın padişahı yapacağım.ama şartım ne kazanırsan yarı yarıya ortağım"dedi.DERVİŞ KABUL ETTİ.Sonra oradaki bütün insanlar  dervişe teveccüh ederek onu kendilerine padişah yaptılar.Padişah evlendi  ve bu evlilikten bir erkek çocuğu oldu. Zevkü sefa içinde bir hayat sürerken bir gün vezirleri ile istişare ederken Gavs çıktı geldi VE PADİŞAHA:"HİÇ VAKİT KAYBETMEDEN ŞU MALLARI PAYLAŞALIM burada nelere sahip oldun?"dedi.Padişah Cariyelerim var dedi.Gavs:"Cariye istemem"dedi.Padişah Mücevheratım var"deyince  Gavs hepsini getir dedi..Çuvallarla mücevherat geldi ve ikiye bölündü.Gavs :"Başka neyimiz var?"diye sordu.Padişah hepsi bu kadar deyince beş-altı yaşlarında bir oğlan çocuğu yanlarına geldi.Hazret:"Bu kim?"dedi.Padişah "oğlumdur, tahtımın varisi "deyince Gavs :Buradamı doğdu? dedi.Evet cevabını alınca "O zaman anlaşmaya göre yarısı benim"dedi.Padişah hayretle:"Nasıl bu çocuğu paylaşırız efendim?"diye sordu.
Hazret:Bana Satırı getirin çocuğu ortadan böleceğiz yarısı senin,yarısı benim"dedi.Çocuğu önüne aldı.Padişah:Efendim ben hakkımdan vazgeçtim.Çocuğu al git, senin olsun"dedi.Hazret:"Olmaz,hak-hukuk var.Yarı yarıya..
Çocuğun omuzundan tutarken "Ya Allah Bismillah"dedi ve satırı kaldırdı.Padişahda aklından "Ben bu şeyhi öldüreyim,hem padişahlığımı korurum,hem mücevherlerimi,hemde çocuğumu kurtarırım"diyerek elini belindeki hançerine attı.
Hz.Gavs tam çocuğu öldürecekken derviş arkasından dolaşıp Gavsın sırtına kamayı vurdu.O anda derviş irkilerek Hz.Gavsın sırtı diye kaşığı tencerenin dibine vurmaya başladı.Hz.Gavs kendisine seslenerek:
"-Yavaş oğlum, tencerenin dibini çıkartacaksın"dedi.

HASSAS NOKTA

Dördüncü Murat Han huzurunda yapılan musiki meşkinden sıkıldı..Elini çırparak,
-Bre medet, çağırın evliyayı!.Evliya çelebi yer öperek huzura girdi. Murat han:-Yaklaş evliya dedi.Tahtın önüne kadar gelip el öptü.Daireyi verin oradan diye ferman buyurdu.
-Al şimdi sana izin.Bu daireyi sana hediye ettim, amma sakın bu daireden çıkma, dedi.Tahtın ayağını ve eteğini öptüm."İnşaallah padişahım, bu daireden çıkmam, haddimi bilirim"dedim ve şu beyti okudum;
Kişi haddini bilmek pek revadır
Eğer derviş eğer bay eğer gedadır.
Sonra dizlerimin üzerine çökerek edeble bekledim.Allah'dan yardım isteyip segah makamında "Ya hazret-i Kelim-i Gülşeni Hu "diyerek yüksek sesle giriş yaptım.
Bestenigar makamlarından gezerek karar edip Murat Han'ın öldürülen kardeşi Musa Çelebi hakkında şeyhim Ömer Ruşeni'nin bestelediği şu varağı okudum:
Yola düşüp giden dilber
Musa'm eğlendi gelmedi
Yoksa yolda yolmu şaşdı
Musam Eğlendi gelmedi"
Hazin bir sesle okurken Murat Han mendilini yüzüne tutup ağlamağa başladı
- Hay çocuk! Taksimin ruhumu canlandırdı,dedi.
Musa Çelebinin ruhunu yad etti,sonra bana:
-Çabuk söyle ,ben bu şiiri yazdığıma pişman olup yasak ettim.okuyanın boynunu vururum dedim.Sana padişah huzurunda kim oku dedi?Kimden öğrendin? diye ısrar etti
Ben de:"Padişahım, ömrün uzun olsun !Babamın Ferruh ve Behzad isminde iki kölesi vardı.veba salgınında öldüler, onlardan öğrenmiştim.Başka kimselerden duymadım.,hiç kimse de padişah huzurunda oku demedi.Allah bilir.."deyip sustum
Murat Han:
-Hay evliya!ne kadar bilgiçmişsin, suçu ölmüş adamların üzerine yıktın, artık onlara sual sorulmaz.Eğer hayatta olan adamlardan öğrendim desen, belki benim zararım dokunur düşüncesi ile ölülerin ağzından naklettin.Faslı tamamla, deyince yine segah makamından devam ettim.Tebessüm edip başım eğik ayakta durdum.Murat han bir avuç altın verdi"

İŞLERİN EBTER VE EKMEĞİ ÇİĞ OLARAK bu dünyadan gitmek GİTMEK

Bu tabir, bu dünyadan  maksat hasıl olmadan gitmek hali için kullanılmıştır.Aşıkların dışında hiç kimse  bu dünya için "işlerimi bitirdim","yapacaklarımı yaptım","amaçlarımı gerçekleştirdim"ifadesini kullanmaz.Cesedimize ne kadar hizmet etsek ise de mutlaka yaşlanma, el ve ayaktan düşme, zaiflik ve acizlik haline dönme mukadderatından kurtulmak mümkün değildir.Eğer bu işler para pulla alakalı olsa idi nice zenginler yaşamıştı da hiçbiri böyle olamadı.Cenab-ı Hak Teala hazretleri, her beşyüz yılda bir Hz.Hızır (a.s)'ın vücudunu yenilermiş.Hz.Nuh peygamberden bu yana Hz.Hızır'ın vücudunun yedi defa yenilendiği belirtilmiştir.Nihayetin mehdi Resul geldiğinde Hz.Hzır'da kafire karşı savaşıp ölümü tadacaktır.""Küllü şey'in fan, ve yebga vechü rabbike  zülcelali vel ikram"
Bu nedenle dünya işlerinin kemaline değil,ahiret işlerinin emrinden gayrinde çalışmamak gereklidir.
"Şimdi atlas giyen diriye bak,hiç atlas onun aklının elini  tutar mı?Onun canı o münkerin azabı içindedir.Gam akrebi onun gam mahalli olan kalbindedir.Hariçten onun zahiri üzerine nakış ve nigar vardır; ve batından endişelerden o zar zar ağlar.Ve o bir kimseyi ki, eski libas içinde görürsün, endişe nebat ve söz şeker gibidir"(Mesnev-i Şerif)

"EN"LER

 Hz.Ali Efendimize sormuşlar:”Gökten daha ağır, yerden daha geniş, denizden daha zengin, taştan daha sert, ateşten daha sıcak, zemheriden daha soğuk ve zehirden daha acı ne var?”

Demiş ki:”Suçsuz ve temiz olan bir kimseye iftira etmek, gökten daha ağırdır.Hak ,hukuk  yerden daha geniştir..Kanaat sahibi olan kalp ,denizden daha zengindir.Münafığın kalbi taştan daha katıdır.Zalim padişah ateşten daha sıcaktır.Namert bir kimseye muhtaç olmak, zemheriden daha soğuktur.Sabretmek zehirden daha acıdır.

HIRS VE TAMAHIN KESİLMESİ

HIRSI VE TAMAHI KESEN DOKUZ CÜMLE
Ebu Ubeyde (r.a)diyor ki:
“İmam Ali (r.a.)dokuz cümle ile tamah ve hırsı kesip attı.o cümlelerin üçü münacaata ,üçü ilme, üçü de edebe dairdir.
Münacaata dair olan:
”Bana şeref olarak Rabbim olman yeter.Kulun olman övünmeme kafi gelir.Zatına severek sahip çıkıyorum..Sen de sevdiğin şeyde bana başarı ihsan eyle.”
İlme dair olanı:
“Kişi dilinin altında saklıdır.Konuşturunuz.Kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız.”
Edebe dair olan kısım:
“Dilediğine iyilik et;emiri olursun.Kim olursa olsun ,karşısında müstağni, gani gönüllü ol;örneği olsun.İstediğinle çekiş ;esiri olursun.”


KADER KONUSU

Hz.Ali Efendimiz bir zatın Kader  hakkındaki sorularına verdikleri cevapları.Adam:”Ya İmam bana kaderden haber ver?”diye  aynı soruyu  defalarca üst üste sorması üzerine o kişi aynı soru akabinde şu cevapları vermiştir:
“O bir karanlık yoldur ki ,o yola girme.
“O bir dipsiz deryadır, o deryaya dalma”
“Kader sırrullahtır,sana gizlidir, onu araştırmaYine o kişi “Ya İmam bana kadarden haber ver”diye sorunca Hz.Ali Efendimiz:”Ey sorucu Allah seni dilediği gibi mi halk etti, yahut senin dilediğin gibi mi halk etti? Diye sorunca o kişi:”Allah beni dilediği gibi halk etti”cevabını verince Hz.imam:”Seni dilediği gibi yaratan  yine seni dilediği gibi kullanır”buyurdular.(Kerem Allahu  veçhe)
“Takdire ilaç eylemez olsa Eflatun
Elbette olur her ne ise mukadder”
 

YAHUDİ DÖNMESİ TABİBİ

 Muaviye’nin Yahudi dönmesi bir tabibi vardı.İbn-i Usal. Bu mel’un  tarafından hazırlanılan zehirlerle Hz.Hasan Efendimiz zehirlendi.Keza Hz.Ali (k.v.)hazretlerinin Mısır’a Vali olarak gönderdiği  Maliki Eşter (r.a) Mısır hudutuna girmeden sınırda misafir kaldığı bir evde kendisine ikram edilen zehirli sütü içtikten sonra şehit olmuştur.Muaviye’nin şehit ettiği insanlar içinde Hz.Ebubekir efendimizin büyük oğlu Muhammed Hanefi  (r.a)’da vardır.Hz.Ali Efendimiz bu zatı Msır'a vali olarak vazifelendirmişti.Mısır’a girince, Muaviye, bu zatı yakalatttı.Eşek derisi içine sokarak işkence ile  küçük kardeşi Hz.Ebubekir’in diğer oğlu Abdurrahman’ın gözleri önünde şehit etti.Bu olay Müminlerin annesi Hz.Aişe (r.a)tarafından duyulunca Muaviye ve Amr bin As’a çok beddua ettiği rivayet ederler.Keza Halid bin Velid’in  oğlu Abdurrahman’ı  kendinden sonra Şamlılar ona meyleder korkusu ile Muaviye tarafından, ibni Usal’a hazırlattırılan zehirli bir içecekle şehit edildiği belirtilir.
Yahudi dönmesi bu tabibi, Abdurrahman’ın yeğeni Halid bin Muhacir öldürmüştür.
 

İLAHİ-MEDET

Medet hey Allah’ım medet
Gel derdime derman eyle
İriş ya Muhammed ya Ali
Gel derdime derman eyle

Hasan Hüseyin aşkına
Yardım edesin düşküne
Zeynel Abidin aşkına
Gel derdime derman eyle

İmam Bakır’ın katına
İmam Cafer’in zatına
Musa Kazım hürmetine
Gel derdime derman eyle

Hem Taki’nin hem Naki’nin
Kemteriyim Askeri’nin
Yargılamak senin işin
Gel derdime derman eyle

Var Haktan dileğin dile
Mehdi sahip zaman gele
Dedemoğlu secde kıla
Gel derdime derman eyle
Dedemoğlu (k.s)



23 Ocak 2017 Pazartesi

İSLAM ÜMMETİNİN İŞLERİNİ İFSAT EDEN İKİ KİŞİ

Bunlar Şam valisi Muaviye ,diğeri Mısır valisi Amr bin as'dır. Birincisi Şam askerlerine mızraklarının uçlarına mushaf taktırmalarını söyleyip hakem tayini işini başarmaları, ikincisi de Muğire bin Şube'nin Kufe valiliğinde kalmak için Yezid'in veliaht yapılmasını  Muaviye'ye teklif etmesidir. Ki, Amr bin As'ın sebeb olduğu bu hileler yüzünden İslam ümmeti, dünya durdukça birbirleri ile anlaşamaz ve ihtilallerden kurtulamaz.Muğirenin tavsiyelerine uyup Yezid'i yerine halife bırakan Muaviye ise kıyamete kadar içine düştüğü kuyudan çıkamaz

PAKİSTANDAN HOCA İTHALİ

Hasan Hüda hazretlerinden nakildir ki."Bir gün öyle bir idareci gelecek PEK çok insanları görevden atacak.Hoca kalmayacak.Pakistan'dan hoca ithal edecek"(Hasan Hüda hazretleri)

LADİKLİ HACI AHMED EFENDİ'DEN

Metli Sultan'dan tefeyyüz eden Hasan Hüda hazretlerinin  kızları babalarından nakletmişti. Bir akşam(bir vakit)Ladikli Hacı Ahmet Efendi hazretleri bir müddet kayboldu sonra geldi.Sorduk "Baba nereye kayboldun".Mübarek Demişki Mehdi Resulün anne -Babasının düğünü vardı.davetli idik o düğüne katıldık

HZ.ÜFTADE


Hakka aşık olanlar zikrullahdan kaçar mı?
Arif olan cevheri boş yerlere saçar mı?

Sen bir kovuk selvisin hemen şöyle durursun
Sen bir palaz yavrusun,kuş kanatsız uçar mı?

Gelsin marifet alan yoktur sözümde yalan
Emmareye kul olan  hayrı şerri seçer mi?

Gerçek bu söz yarenler gördüm demez görenler
Keramete erenler gizli sırrın açar mı?

Üftade yanar tüter bülbüller gibi öter
Dervişlere taş atan iman ile göçer mi?

(Hz.Üftade k.s)

OYUN VE EĞLENCE

 Gazali “ihya”isimli eserinde :”Oyun ve eğlence mubahtır. Habeşlilerin  ve zencilerin ortaya koydukları oyun ve eğlencelerden daha üstün oyun mu var?Halbuki bunun helal olduğu nas ile sabittir.
Kaldı ki ben diyorum ki ;eğlenceler aslında kalbi rahatlatır, zikir yorgunluğunu giderir.Halbuki kalp rahatsız olduğu zaman kör olmaya başlar.onu rahatlatmak, onun yeniden ciddiyeti takınmasına yardımcı olmak demektir.Oyun eğlence kalbi rahatlatmakla onu ciddiyete yöneltir.Peygamberlerin kalpleri/nefisleri dışında hiçbir nefis daima mutlak ciddiyet üzerine üzerine devam  edemez.O halde oyun eğlence ,kalbi yorgunluk ve gevşeklik hastalığından kurtaran bir ilaç hükmündedir.
Bu açıdan bakılınca oyun/eğlencenin mubah olması gerekir.Şu kadar var ki ,ilacı fazla kullanmak doğru olmadığı gibi  oyunlara fazla dalmak da uygun olmaz.
Buna göre sırf kalbe yeniden dinçlik kazandırmak niyetiyle olursa ,oyun da bir nevi ibadet hükmüne geçer”

İLAHİ

 Ey çok kitaplar okuyan
Sen mi tutarsın bana dak
Okur isen sırrı a’yan
Aşktan oku bir varak

Yerde gökte bu aşk bile
Aşktan gelir bu söz dile
Biçare yunus ne bile
Ne kara okudu ne ak
(Yunus emre)

ASHABI KEHF'İN İSİMLERİ

Cenab-ı Peygamberimizin bir hadis-i Şerifinde:”Çocuklarınıza ashabı kehfin isimlerini öğretiniz”(ALLİMU EVLADEKÜM ESMAE ESHABÜL KEHFİ)buyrulmuştur.bu isimler
1.MESLİNA
2.MEKSELLİNA
3.MERNUŞ
4.DEBRENUŞ
5.SAZENUŞ
6.EFEŞŞATTAYUŞ
7.YEMLİHA
8.KITMİR



22 Ocak 2017 Pazar

İNSANLIĞI AYAKTA TUTANLAR

Cenabı Peygamberimiz (s.a.v.)buyurmuştur ki:"Muhammed, ümmetinden iki sınıf vardır ki, onlar düzelirse insanlar da düzelir.onlar bozulursa, diğer insanlar da bozulur.Bunlar amirler ve fakihlerdir.
Dünyayı ayakta tutan  dört sınıf insandır:
1)Vera sahibi alimler
2)Eli açık zenginler
3)Sabreden fakirler
4)Adalet sahibi sultanlar

KALPLER DÖRT ÇEŞİTTİR.(HADİS- ŞERİF)

Birincisi: Pürüzsüz parlak bir kalptir ki; onda sürekli bir lamba yanar. Bu mümin kalbidir.
İkincisi: Tersine dönmüş ,karanlık bir kalptir ki, kafirlere aittir.
Üçüncüsü : Kabuklu bir kılıfla kaplanmış bir kalptir ki , münafıklara aittir.
Dördüncüsü: Her tarafa açık müfsah kalptir ki, içinde hem iman hem de münafıklık bulunabilir.İmanın misali ,güzel su ile gelişip serpilen bakla misalidir.Nifakın misali ise ,irin ve sarı su ile kaplı olan iltihaplı bir yara misalidir.Bu iki unsurdan hangisi üstünlük sağlarsa ,yaranın hükmü ona göre olur.”

ALLAH EMRİN TUTALIM GEL ZİKREDELİM HAKKI
RIZASINA VARALIM GEL ZİKREDELİM HAKKI
   AŞK BAHRİNE DALALIM ANDA CEVHER BULALIM
   DOST AŞKI İLE YANALIM GEL ZİKREDELİM HAKKI
DERDE DERMAN ZİKRULLAH U İHSAN ZİKRULLAH
“FEZKURUNİY”DER ALLAH GEL ZİKREDELİM HAKKI
   SERTARİKZADE PİR’DEN ALDI BU ZİKRİ SIRDAN
   SIRRINDAN SEYRAN EDEN GEL ZİKREDELİM HAKKI
(Şeyh Muhammed Emin Cerrahi(k.s)


ALLAH'I(C.C.) ÇOK ZİKRETMEK-AZ ZİKRETMEK

Kur’an’da “Ey Müminler Allah’ı çokça zikredin”buyrulmakla Çok zikir           FARZ bir ibadettir. Kur’an’da münafıklar kötülenmiş onlar namaza kalktıkları zaman tembel ve isteksiz olarak kalkarlar.insanlara karşı gösteriş yaparlar .Allah’ı çok az zikredip anarlar”şeklinde nitelenmiştir.”Az zikretmek”’in münafıkların özelliği olduğu vurgulanmıştır.Ayrıca zikrin azlığı nifakın alameti sayılmıştır.
Efendimiz (s.a.v.)buyurmuştur: Demir pas tuttuğu gibi kalpler de pas tutar”.dinleyenler”Peki onun cilası nedir ya Resulullah?”diye sorunca, Cenab-ı Peygamber (s.a.v.)”onun cilası Allah’ı zikretmek, Kur’an okumak  ve ölümü hatırlamaktır”diyerek cevap vermiştir.


ACINMIŞ ÜMMET

Hazret-i İsa (a.s.)dedi ki:”Rabbim! Bana ümmeti merhume (rahmetin kucağına alınmış-acınmış)’nin kimin ümmeti olduğunu bildirmeni isterim”.Allah (c.c)buyurdu ki;”O, Muhammed(s.a.v.)’in ümmetidir. Onlar, ulema, asfiya ve hukemadır. Benim verdiğim rızkın azına  .Ben de azına razı olurlar. Ben de az  amel ile onlardan razı olurum.”La ilahe illallah”ile onları cennete koyacağım.
Ey İsa! Onlar,cennet ehlinin çoğunluğunu teşkil ederler.Çünkü hiçbir kavmin dili , onların dilleri kadar kelime-i tevhid çekmemiştir.Hiçbir kavmin boyunları onların boyunları kadar secde ile eğilmemiştir”

İLAHİ

Şikar-ı can-ı saydetmek dilersen
Dil-i viraname gel kim yataktır
     Şi-ar-ı aşkı benden sorursan
     Cünün-ü ah-ü vah hep ağlamaktır.
Gerekmez aşıka keşfü keramet
Ki aşık olana bunlar tuzaktır
     Anın aşkında iken gayre bakma
     Sakın ki aşkına ol kıyaktır
Şarab-ı aşkı içmiş Sünbül-i çok
Ve lakin mest eden şol son ayaktır
(Sünbül Sinan hazretleri)


ALLAH HAKKI- BABA HAKKI

Bakara suresi 200 ayeti:”Hac ibadetini bitirdikten sonra”yani kurbanlarınızı kestikten sonra ,Mina’da kalıp şeytanı taşladıktan sonra “Babalarınızı andığınız gibi Allah’ı anın” buyrulmuştur.Arapların biradeti vardı Hac ibadetinibitirdikten sonra Minadaki mescid ile dağ arasında bir yerde durup ,atalarının faziletlerini,iyi yönlerini ,onlrın devirlerinin güzelliklerini sayıp dökerlerdi.Bunu Kabe’nin yanında da yaparlardı.Maksatları medarı iftiharları olan  babalarının iyiliklerini başkalarına duyurmaktı.Kendilerini övmezlerdi.Bu nedenle mü’minlere,o arapların babalarını övdükleri gibi Allah’ı övmeleri emredilmiştir.Teşrik tekbirlerinin mahiyeti budur.Teşrik tekbirleri,hususi vakitte yapılması emredilmişse de her vakitte ve her mekanda yapılması faziletlidir.


21 Ocak 2017 Cumartesi

AZMİ DEDE

Hakka temkini rızada hamd eden mesrur olur
Daim zikrü salata şuğl edenler nur olur
Bir kişi kim hakkı sevse hakkı söyler daima
Sahibi irfan olup akibet mağfur olur

Ehli tevhidin kulubu arşı ala'dan yüce
Yek nazarda görür anı devreder mahmur olur
Bir aba puşu görünce eyleme kahrı nazar
Kibr ile meluf olanlar akibet makhur olur
(Azmi dede k.s)

EY ALİ

"Ey Ali! Perşembe günü bıyığını kes, tırnağını kes, koltuk ve kasıklarını traş et.Cuma günü temiz elbiseni giy ve güzel koku kullan
Ey Ali Mercimek yemeğe devam et. Mercimeği bütün peygamberler, en son İsa bin Meryem olmak üzere yetmiş peygamber bereketle dua etmiştir.
Oniki imamın ol şahı sensin
Muhammed Ali'nin hem rahı sensin
Bunca düşkünlerin penahı sensin
Gülüm, gülistanım seyranım Ali

Göster cemalini eyleme nihan
Yakıyor derunum ateşi hicran
Pervaneyim dostlar şem'ine hayran
Gülüm gülistanım seyranım Ali

Derviş Tevfik kendin üryan eyleme
Yıkıp mahzun gönlüm viran eyleme
Erenlere karşı isyan eyleme
Gülüm, gülistanım seyranım Ali
(Derviş Tevfik (k.s)

TASAVVUFİ SORULAR(İBRANİM HAS)

SORU:Mürşide hizmet niçindir?Zira bir şahsa Rabbani alemde hakikat sırlarına yol verilmemişse mürşit terbiyesi ile terbiye edilemez.Başka bir ifade ile ,mürşidin terbiyesinden ona nasip yoktur. Onun mürşide teslim olup çalışıp gayret etmesi faydasızdır.Çünkü gayb aleminde ona hakikat irfanı takdir olmamıştır.Böyle olunca  da esrara vakıf olamaz.Onun tahsili men edilmiştir
CEVAP:Dedim ki ey dost bu senin söylediğin kelam ;Hak yol değildir.Belki sapık düşüncelerin yoludur.Söylediğin bu söz öyle bir sözdür ki  böyle düşünenler dört hak mezhepte olmadıkları gibi kötü yollara sapmış kabul edilirler.Bu tavır Muhammedi(s..a.v)bir tavır değildir. Evliyaullahın erkanına  da terstir. Bütün evliyaullah ,dört hak mezhebin birine mensuptur.
Allah Teala ,kullarını delaletten sırat-ı müstakime davet için Peygamberleri, sonra  gaflet ehlini ikaz etmeleri için onlara varis olan evliyauullahı göndermiştir.Zira dalalet ve gaflete rızası yoktur.Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeci  ve uyarıcı olarak gönderdik”(Ahzab 45)buyurmuştur. Bilirmisin müjdeci ve uyarıcı hangi ufuktan doğmuştur.
Ah ne söyleyeyim.Nuru Muhammedi(s.a.v.)den agah olmamışsın ki sana sırrı şahidi  diyeyim?Eğer bunun sırrından sana zerre kadar haber versem söylediklerimi inkar ettiğin gibi beni tekfir edip katlime yönelirsin.Hak Teala  bir yerde “Allah dilediğini yapar”(İbrahim 27) ve bir başka yerde “Allah dilediğine hükmeder”(Maide 1)buyuruyor.Bunun sırrından haberdarmısın?
Hak Teala zalim bir kulu  veya halktan birini hakikat irfanına ulaştırmayı  ve ona ledün ilmini bildirmeyi murad etse, o kulunu, evvela bir mürşidi kamile mülaki eder. Onu, mürşid-i kamil hizmetine mukim kılar.O kul da, Hakk’ın rızası için mürşide teslim olur. Hakk’ın sırları gönlünde, mürşid-i kamil yüzünden zuhur edip arif olur.Cenab-ı Hak, o kulunu mürşitle yüz yüze getirmeden sırlarına vakıf etmeğe kadirdir. Amma adetine muhalefet etmez.Hakk’ın ezeli adeti böyledir. Bilmezmisin ki Cenab-ı Hakk,”Allah dilediğini saptırır ,dilediğini doğru yola iletir”(Fatır 8)buyurmuştur.Bunun sırrı ve zahiri hükmü el-an caridir. Nitekim, Allah Teala  bir kafiri bağışlamak murat eylediğinde, onu önce İslamla şereflendirir, sonra bağışlar, İslam’a gelmeden bağışlamaz.
Bilirmisin Hakk Teala herşeye kadir iken bunu niçin böyle eder?Yani, bendeyi niçin önce mürşide yakınlaştırıp sonra sırrını ihsan eder?
Şunun içindir ki, zati hakikatının sırrını  ve bu sırrın irfanını mürşitlerin yedine, yani emrine vermiştir.Bu yetkili insan-ı kamiller icra eder.
Böyle olunca  mürşitlerin sırrına ins, cin ve meleklerle  na-mahremler vakıf değildir. Mürşidi yine mürşid bilir. Onların, hakikatlarından haber verilmemiştir. Onlar kamil imamlardır. Her bir zamanda bulunurlar. Amma, şimdiki zamanda dervişi eğer divara yazalar! Onun hakiki yüzünü görmeye kimsenin kudreti yoktur!Çoğu der ki ben dervişim.!
Bir kişi, nefsi arzularına tabi ise , bu arzuları onu Hakk’a kurbiyyetten uzaklaştırır.
Birisi dünya muradı ve talebi için Hak yoluna yaklaşırsa , o kişi ıslah olur.Ve yine bir kul binlerce fısk u fücur isyan içinde olduğu halde ,evliyaullahın dergahına gelip teslimiyet ve gayretle ciddiyet gösterirse kibar-ı Evliyaullahdan olur.Cenab-ı Hakk’ın eserleri ,fiilleri ve sıfatlarının tecellileri onun insani sırrından yüz gösterir.Bu tecelliler vasıtasıyla sırrı genişler ve aydınlanır. Zat tecellisi, onun hakiki zatına (ayanı sabitesine)erişir.O vakit, Hakk’ı Hak’la arif olur.Sonra kendi, kendisini kendiliksiz bilir.,Ve salikler ,Hakk’ı bilmeden evvel kendini bilmezler.O zevk içindeyken Hakk’ı arif olur ve kendini bilir. Sonra, kendini kendinde bulur.Kendini kendinde bulan ise kendi olur.
Şimdi, kişi öğrendiği sözleri bırakıp bu sözlerin hakikatını hal ile ulaşmaya ciddi olarak gayret etmelidir.


HZ.FATIMANIN DUASI

 Allahım! Nefsimi bana küçük göster ve kendi makamını benim nazarımda büyüt; itaatimi, senin rızana uygun amel etmeyi  ve senin gazabına sebeb olan işten uzak durmayı bana ilham eyle.Ey rahmeti bütün rahmedenlerden daha çok olan.

HAZRET-İ FATIMA'NIN HİKMETLİ NASİHATLARI

Allah namazı; kibirden uzaklaşmamız için farz kıldı.
Allah orucu; ihlasın sağlamlaşması için farz kıldı
Allah zekatı; nefsin temizlenmesi ve rızkın artması için farz kıldı
Allah ,imanı; sizler için şirkten temizlenme vesilesi kıldı
Allah ,haccı; dinin ayakta durması için farz kıldı
Allah ,sabrı ;ilahi mükafata erişme vesilesi kılmıştır
Allah, hırsızlık yapmayı;(umumi)iffet ve emniyeti toplumda hakim kılmak için haram kılmıştır.
Allah, başkasını zina ile suçlamayı; lanetlenmeyi önlemek için farz kılmıştır.
Allah, emri bil ma’ruf nehyi an’il münker’i; insanların ıslahı için farz kılmıştır.
Allah nezri(adağı yerine getirmeyi);mağfirete erişme  vesilesi kılmıştır.
Allah, ana-babaya iyilik etmeyi ilahi gazaptan korunma vesilesi kılmıştır.
Allah sıla-i rahim(akrabaya ziyaretini)yapmayı ömrün uzamasına vesile kılmıştır.
Allah, adaleti; kalplerin kaynaşması için farz kıldı.
Allah ,şarap içmeyi; pislik ve kötülükleri önlemek için haram kılmıştır.
Allah ,tartı ve ölçülerde hile yapmamayı; halkın birbirinin itimadını sağlamak  ve malların zarara uğramasını önlemek çin farz kıldı.


ONUN İÇİN AĞLAR FATIMA ANAM

Hilal'i Muharrem giydi karalar
Onun için ağlar Fatıma Anam
Sinemdeki göz göz oldu yaralar
onun için ağlar Fatıma anam

Kerbelaya düştü hüsn- şehadet
Ehl-i Beytim diye ağlar Muhammed
Matemler gördü Şah-ı Velayet
onun için ağlar Fatıma anam

NEFES(KUL YUSUF)

Muhabbet ırmağın başı göl imiş
Rakib-i nadanın işi al imiş
Aşıkın maşuka zehri bal imiş
İmam Hasan gibi içer mi bilmem

İmam-ı Hasan zehri beytinden içti
Hüseyni Kerbela şehrinden göçtü
Gördüm Muhammedi nikabın açtı
Ali düldüle biner mi bilmem

Ehli Beytin hali zaif olunca
Uryan olup develere binince
Muhammed’e Hak’dan Cibril gelince
Fatıma anam yanar mı bilmem
(Kul Yusuf-k.s)

20 Ocak 2017 Cuma

HAZRETİ FATIMANIN EVLATLARI

Hazreti Fatıma validemizin altı tane muhterem evladı dünyaya gelmiştir:
1-İmam Hasan (r.a)
2-İmam Hüseyin (r.a)
3-Muhsin (r.a)
4-Ümmü gülsüm (r.a)
5-Zeynep(r.a)
6-Rukiyye (r.a)
SİYAH RENK VE NAR ,Cenab-ı Fatımaya remzdir

SADAKA ,SADAKATİ GÖSTERİR

Meşhur bir hikayedir.bir fakir, bir başkasından Allah için sadaka istemiş.adam kesesini çıkarmış ve keseyi muhtemelen ufak para bulmak için karıştırmış.fakir arif bir zat imiş:"Hayırdır Efendi, kesenin içinde değerini mi arıyorsun?"demiş.verilen sadaka miktar ve kalite yönünden kişinin samimiyetini ve sadakatini gösterir.Malın eskimişi, paranın ufak miktarlarını vermeyi nefis isteklidir.Fazlası ile alakalı olarak nefis insanı Fakirlikle korkutur.

NİYYET VE HİMMET

İnsanın gönlü Kabe'ye gitmek ister.Sürekli kalbinde bu düşünce vardır.Gönlündeki bu himmet nedeniyle bedeni Kabeye gidemese bile Kabeye gitmiş gibi olur.Bilinmez belki Cenab-ı Hakk ,bedenini de bilinmez bir şekilde Kabeye götürür. Ebül Kasım Cüneyd (k.s)anlatmıştır ki "Ben camiye erkenden gelirim buna rağmen "Ebül kasım geçildin"diye bir ses duyarım.Bir cuma günü daha erken bir saatte camiye geldim ama yine aynı ses"Ebül Kasım geçildin"Camiye erken gelmeme rağmen beni geçen kimseyi bilmek hususunda Allah'a yalvardım.mihrabın köşesinden bir ses geldi:"Seni geçen camiden insanların en sonuncusu olarak çıkacak olan kişidir"bunun üzerine ben cuma namazını kıldım ve camiden çıkmayarak ikindiye kadar oturdum.İkindi namazını cemaatle kılıp cemaatın çıkmasını bekledim.Bir piri fani en sonunda camiden çıktım. Sordum: Cemaat ne zaman geldin? Yaşlı adam:"Zeval vaktinde "dedi.Peki hangi sayede beni geçiyorsun ?Senin durumun bana bildirildi"dedim.adam:"Ey Ebül Kasım !Ben, camiden çıktığım zaman böyle bir güne bir daha kavuşursam camiye geleceğim diye niyet ederim"dedi. Ben anladım ki öne geçmek ayakla değil himmetledir.

ÜMMETİN EN FAZİLETLİLERİ

Alimlerin icmaına göre bu ümmetin en faziletlileri ,dört halifedir.Sonra da aşer-i Mübeşşirenin geri kalan altısı, sonra Bedir savaşına katılanlar, sonra uhud savaşına katılanlar ve sonra Rıdvan beyatında bulunanlardır.
Efendimizin ümmeti için denilmiştir ki:"Dünyaya gelme ve kitap verilme bakımından sonuz.Kıyamet gününde fazilet ,cennete girme ve hesap vermede önde gidenleriz.Dolayısıyla bu ümmet cennete diğer ümmetlerden önce girecektir"

PEYGAMBER DUASI

Tevbe suresi 103 ayeti:"onların mallarından kendilerini temizleyeceğin,yücelteceğin bir sadaka al ve onlara dua et.Çünkü senin duan ,onlara huzur verir.Allah işitendir,bilendir.

FAKİRLERİN AZIKLARI

Hazreti Ali efendimiz demiştir ki:"Fakirlerin azıkları, zenginlerin mallarında takdir edilmiştir.Şayet bir fakir aç kalmışsa bu, ancak zenginin o fakire hakkını vermemesi yüzündendir.Allah bunun hesabını onlardan soracaktır.
Mesnevi'de denilmiştir ki:
Hz.Peygamber buyurdu:Öğüt vermek için sürekli
Hoş bir şekilde,tatlı bir sesle seslenir iki melek
Derler ki:Rabbim!  Cömertleri doyur
Verdikleri her dirheme karşılık yüzbin dirhem ihsan buyur
Allah'ım Cimrilere,dünyada
Verme,ziyan üstüne ziyandan başka


Para vermek cömert kişiye layıktır
Can bağışlamak aşıkların cömertliğidir.
Sen allah rızası için ekmek verirsen, sana ekmek verirler
Can verirsen Hak için , sana can bahşederler
Ekin ekenin anbarı boşalır
Ancak bunun iyiliği ,tarlada belli olur
Fakat kullanılmaz,anbarda saklanırsa
Bitler, fareler ve kurtlar yer onu.

HİKAYE

Bir zamanlar İsrail oğulları arasında kıtlık meydana geldi.Bu esnada bir fakir, sokaklarından birine girer. girdiği sokakta bir zenginin evi bulunmaktadır.Fakir:"Allah rızası için bana bir sadaka verin"deyince zengin ev sahibinin kızı çıkarıp o fakire sıcak bir ekmek verir.
Yolda zengin adam bu fakire rastlar ve:"Bu ekmeği sana kim verdi"diye sorar. Fakir: Şu evden bir kız"der. adam kızgınlıkla eve gider ve kızının sağ elini keser..Bir süre sonra allah zenginin halini değiştirir.adam fakirleşir  ve fakir olarak ölür.
Kız güzel olduğu için onu zengin bir genç beğenir ve onunla evlenir.Kızı evine alır, gece olunca kız sofra hazırlar.Yemeği yemek için sol elini uzatır.Zengin genç:"Fakirlerin edeplerinin az olduğunu duyardım, sağ elini uzatsana"der.Kız ikinci ve üçüncü defasında sol elini uzatır.Bu esnada hatiften:"Sağ elini uzat!Rızasını kazanmak için fakire ekmek verdiğin Rabbin, sağ elini sana geri verdi"diye bir ses gelir.
Bunun üzerine Allah'ın emriyle kız sağ elini çıkarıp yemeğini yemeğe başlar(Bu hikaye Ravdatül Ulema adlı eserde geçer)