İmam Hz.Hasan efendimiz buyurmuştur.İnsanlar üç sınıftır.Tam adam, yarım adam, sıfır adam
Tam adam :Hem rey sahibidir ,hem istişareye taraftardır
Yarım adam; rey sahibidir, istişareye yanaşmaz
Sıfır adam; ne reye malik ne de istişareye taraftardır.
KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
25 Ocak 2017 Çarşamba
HZ.HASAN EFENDİMİZİN HİLAFETİ TERK ŞARTLARI
Hazreti Ali efendimiz
şehit edildikten sonra kırk bin kişi imam Hasan hazretlerine biat
etmişti.Mısır ve Şam Muaviyeye biat etmişti.İki ayrı biat islam dünyası içinde
kalıcı düşmanlık ve kan dökmek anlamına geliyordu.Muaviye büyük bir ordu ile
Kufe’ye yürümüş, imam Hasan'ı kendisine biat etmeye zorlamıştı.İmam-ı Hasan
(r.a)hilafeti Şam valisine terk ederken kendisiyle bir anlaşma yaptı.anlaşmanın
şartları şunlardı;
*Emirel müminin Hz.Ali’ye
asla hutbelerde ve diğer yerlerde kötü söz söylememek
*Şam valisi Muaviye ölünce
kendi yerine bir başkasını getirmemesi*İnsanların Kur’an ve Resulullah sünneti
üzerine idare edilmesi,
*Hz.Ali evlatlarına ve sevenlerine asla kötülük yapılmaması
*İmam Ali’nin yanında
şehit olanların ailelerine beytül mal’den hak verilmelerine.
İki tarafın taraftarları
imzalarıyla anlaşma sağlandı.
Muaviye anlaşma metni
elinde taraftarlarını toplayarak “Bu şartların hepsi ayağımın altındadır”dedi
ve ehli beyt ve şehit ailelerine pay vermedi,Hz.Ali’yi tüm mescitlerde lanet
okutarak uymamıştır.Keza oğlu melun yezid’i de veliaht tayin etmiştir.
Allahü Teala’nın ve
meleklerin laneti Zerka oğullarının üzerine olsun.
HZ.ALİ (KV)'NİN HİKMETLİ SÖZLERİ
*Gıda maddelerini kırk gün
saklayanın kalbi kararır
*Halifeliği sırasında Kufe
çarşısında:”Az kârı reddetmeyiniz, çok kârdan mahrum kalırsınız”buyurmuştur.
*İnsanın sözü, aklının
mizanıdır.
*Akrabanın düşmanlığı ,
akrebin sokmasından daha tesirli ve daha
elemlidir.
*Cömertlik ile ayıplar
örtülür.
*Akıl kemal bulunca boş
sözler zeval bulur.
*Din,tevazu,cömertlik
denilen üç haslet muhabbete sebeb olurlar.
*Dünyalığa muhabbet eden
kimse onları başkaları için toplar.
*İlim alçaklarda kalanları
yükseltir, cehalette yüksektekileri alçaltır
SITMA HASTALIĞININ DEF'İ İÇİN DUA
Aişe validemiz Medineye geldiğinde hummaya yakalanmıştı ve ona lanet etmişti.Bunun üzerine Hz.Peygamberimiz:"Ona lanet etme! çünkü ona öyle emredilmiştir.Fakat dilersen sana bazı kelimeler öğreteyim , onları söylediğin zaman Allah Teala onu senden giderir"buyurdu Hz.Aişe:"Bana öğret"dedi.Efendimiz (sav):"Ey Allahım ! Rakik cildime , dakik kemiklerime şiddetli ateşe karşı merhamet et.Ey sıtma! Eğer ulu olan Allah'a inanmış isen başımı ağrıtma, ağzımı pis kokutma, etimi yeme, kanımı içme, benden uzaklaş.Allah ile birlikte bir ilah daha tanıyan kimseye git (musallat ol)!"Hz.Aişe bu duayı okudu ve sıtma ondan yok olup gitti.
(Nükte:Derlerki birisinin yazdığı muskalar humma hastalığına iyi geliyormuş.Adamın birisi bu muskadan edinmiş,hastalığı geçtikten sonra merak saikiyle muskayı okumak için açmış.yazılan yazı şu:"Sıtma ! bu iti tutma" )
(Nükte:Derlerki birisinin yazdığı muskalar humma hastalığına iyi geliyormuş.Adamın birisi bu muskadan edinmiş,hastalığı geçtikten sonra merak saikiyle muskayı okumak için açmış.yazılan yazı şu:"Sıtma ! bu iti tutma" )
SEMAYA YÜKSELENLER AMELLERİN DEĞERLENDİRMESİ
Bir hadiste buyurulmuştur ki:
Hafaza melekleri kulun namaz, zekat, oruç, hac, umre, güzel ahlak, susma(az konuşma)ve Allah'ı zikirden oluşan amelini semalara yükseltir.Bu ameli yedi kat semanın melekleri de teşyi eder ve bu şekilde Allah Teala'ya ulaştırıncaya kadar bütün hicabları kateder.Nihayet Rab Celle Celaluhu 'nun huzurunda dururlar.O kulun amelinin salih ve Allah için samimi olduğuna şahitlik ederler.Allah Teala onlara şöyle buyurur:
"(Ey Melekler)Siz kulumun amelini korumakla görevlisiniz.Ben ise onun içindekileri gözetleyen, murakabe edenim.Bu kul bu ameli ile benim rızamı gözetmedi, onu sırf benim rızam için samimi bir şekilde işlemedi.Bu amel ile neyi murat ettiğini ben daha iyi bilirim.O, Ademoğullarını aldattı. Fakat beni aldatamadı.Gizlilikleri eksiksiz bilen , kalplerdekine muttali olan yalnız benim.
Hiçbir gizli bana gizli kalmaz.hiçbir uzak bana uzak kalmaz.Olanlar hakkında bilgim ile olmayanlar hakkındaki bilgim birdir.Geçmişi bilmem, devam edeni bilmem gibidir. Evvelkileri bilmem ,sonrakileri bilmem gibidir.Gizliyi de gizlinin gizlisini de bilirim.Kulum beni ameliyle nasıl aldatabilir?
O ancak bilmeyen yaratılmışları aldatır.Ben ise gizlilikleri eksiksiz bilenim.Lanetim onun üzerine olsun!"
Kulun amelini götüren yedibin melek yahut üçbin melek de "Ey Rabbimiz ,senin lanetin ve bizim lanetimiz onun üzerine olsun"derler.Gök halkı da :"Allah'ın laneti ve lanet edenlerin laneti onun üzerine olsun "derler.
Bu hadisten anlaşılmaktadır ki hafaza melekleri kulların işledikleri kalbi ve bedeni amellere muttalidirler.Fakat amellerin makbul olanı ile makbul olmayanına muttali değildirler.Ancak Allah Tealaya arz ettikten sonra muttali olurlar.
Hafaza melekleri kulun namaz, zekat, oruç, hac, umre, güzel ahlak, susma(az konuşma)ve Allah'ı zikirden oluşan amelini semalara yükseltir.Bu ameli yedi kat semanın melekleri de teşyi eder ve bu şekilde Allah Teala'ya ulaştırıncaya kadar bütün hicabları kateder.Nihayet Rab Celle Celaluhu 'nun huzurunda dururlar.O kulun amelinin salih ve Allah için samimi olduğuna şahitlik ederler.Allah Teala onlara şöyle buyurur:
"(Ey Melekler)Siz kulumun amelini korumakla görevlisiniz.Ben ise onun içindekileri gözetleyen, murakabe edenim.Bu kul bu ameli ile benim rızamı gözetmedi, onu sırf benim rızam için samimi bir şekilde işlemedi.Bu amel ile neyi murat ettiğini ben daha iyi bilirim.O, Ademoğullarını aldattı. Fakat beni aldatamadı.Gizlilikleri eksiksiz bilen , kalplerdekine muttali olan yalnız benim.
Hiçbir gizli bana gizli kalmaz.hiçbir uzak bana uzak kalmaz.Olanlar hakkında bilgim ile olmayanlar hakkındaki bilgim birdir.Geçmişi bilmem, devam edeni bilmem gibidir. Evvelkileri bilmem ,sonrakileri bilmem gibidir.Gizliyi de gizlinin gizlisini de bilirim.Kulum beni ameliyle nasıl aldatabilir?
O ancak bilmeyen yaratılmışları aldatır.Ben ise gizlilikleri eksiksiz bilenim.Lanetim onun üzerine olsun!"
Kulun amelini götüren yedibin melek yahut üçbin melek de "Ey Rabbimiz ,senin lanetin ve bizim lanetimiz onun üzerine olsun"derler.Gök halkı da :"Allah'ın laneti ve lanet edenlerin laneti onun üzerine olsun "derler.
Bu hadisten anlaşılmaktadır ki hafaza melekleri kulların işledikleri kalbi ve bedeni amellere muttalidirler.Fakat amellerin makbul olanı ile makbul olmayanına muttali değildirler.Ancak Allah Tealaya arz ettikten sonra muttali olurlar.
BAŞKANLIK SİSTEMİNE FARKLI BAKIŞ
Aziz Nesin’e
kızmıştık.Sandığa giden seçmenlerin değerlendirmesi ile alakalı olarak.Şüphesiz
haklılık payı vardı. Eğitimsiz, kültürsüz, amelsiz ve hal ehli olmayan, nefsani yaşayan insanların tercihleri üzerine bina edilmiş bir demokrasi beklenen
mutluluğu sunamaz. Düşünün ki seçilebilmek için liderinin, başkanının ağzına
bakan, onu memnun etme gayreti içinde olan bir yapıdan sağlıklı sonuç
çıkmaz. Yağcı, yardakçı kişiler bu nedenle hep iş başında olmuştur.Bu günde durum
aynıdır.Kadrolarından (İlçe yönetim, il yönetim, Belediye başkan ve meclisleri, milletvekilleri, bakanları)şikayetin olmadığı Ak Parti, neden bu
halde?diye sorulursa verilecek en etkili cevap şudur: Zenginlik ve gücün verdiği
sarhoşluk deriz.”Köre renk, sağıra ahenk”sorulmaz darbı meseline “Ak partiye
hesap”sorulmazı da ilave etmek gerekir.Eflatun ,demokrasiyi eleştirirken
eğitimsiz, cahil, dünya peşinde olan insanların kolay manipüle edilerek ağzı laf
yapanların, riyakarların işbaşına geçeceğini hissetmişti.Eğitimli insandan
kasıt,”TV lerdeki bilgi yarışmasındaki sorulara cevap vercek”bilgi değildir.Amel
ve Hal sahibi insanlardır.Buna kısaca hikmet’te diyebiliriz.Efendimiz(SAV)den
sonra, kimin yönetici olacağı hususunda istişarede
bulunan heyeti oluşturan insanlar sayı itibarıyla çoğunluk değildi ama topluma
önderlik, Resulullah’a itaat hususunda canları ile malları ile cihad yapmış ,
imtihandan geçmiş örnek insanlardı.Eğer Hz.Ali Efendimiz ile Muaviye’den
hangisi halife olsun şeklinde ortaya
sandık konulsa idi saltanat için siyaset güden ve bu amaçla rakiplerini para ile satın alan, mümkün olmazsa öldürten
Muaviye elbette sandıktan galip çıkardı.
Başkanlık bu ülkede, sandığın daha önceki muhtemel olumsuzluklarını ortadan kaldırma fırsatını bahşedebilir.Diğer bir anlatımla Mütevazi, İhlaslı, Hak’dan ve hesaptan korkan ,bir hal ehlini başkan yapabilme fırsatı vereceğinden, böyle birisi başımıza geldiğinde onun bir takım hususularda yetkili kılınması bugüne kadar mevcut olan örneklerden daha iyi olacağı kanaatındayım.Bu nedenle Başkanlığa EVET. İnsanlar fanidir. İyi müesseseler oluşturursak iyiye ulaşma şansımız daha yüksek olacaktır.Çünkü doksan yıldan beri çok başlılık sıkıntısını bu ülke çekmiştir. ÇATAL YERE BATMAZ. Kalıcı olabilmek için TEK’e inmek gereklidir. BİRLİK ,şüphesiz Tek'ten geçer.
DİKTATÖRLÜK MÜ?İslam, bir emevi bir abbasi saltanatını yaşamıştır.Tekrar bu dönem yaşanmayacaktır.Allah Teala, diktatörlük heveslilerine bu saatten sonra fırsat vermeyecektir.
Başkanlık bu ülkede, sandığın daha önceki muhtemel olumsuzluklarını ortadan kaldırma fırsatını bahşedebilir.Diğer bir anlatımla Mütevazi, İhlaslı, Hak’dan ve hesaptan korkan ,bir hal ehlini başkan yapabilme fırsatı vereceğinden, böyle birisi başımıza geldiğinde onun bir takım hususularda yetkili kılınması bugüne kadar mevcut olan örneklerden daha iyi olacağı kanaatındayım.Bu nedenle Başkanlığa EVET. İnsanlar fanidir. İyi müesseseler oluşturursak iyiye ulaşma şansımız daha yüksek olacaktır.Çünkü doksan yıldan beri çok başlılık sıkıntısını bu ülke çekmiştir. ÇATAL YERE BATMAZ. Kalıcı olabilmek için TEK’e inmek gereklidir. BİRLİK ,şüphesiz Tek'ten geçer.
DİKTATÖRLÜK MÜ?İslam, bir emevi bir abbasi saltanatını yaşamıştır.Tekrar bu dönem yaşanmayacaktır.Allah Teala, diktatörlük heveslilerine bu saatten sonra fırsat vermeyecektir.
YA ALİ ! MÜMİN SANA BUĞZETMEZ,MÜNAFIK SENİ SEVMEZ
Hz.İmam Ali efendimiz hutbede şöyle buyurur:”Şu kılıcımla
bana buğz etmesi için müminin beynine vursam bile ,gene bana buğz edemez.Beni
sevmesi için bütün dünyayı münafığın önüne döküp sersem bile beni sevmez
Bu Allah’ın selamı üzerine olsun Resulullah’ın dilinden
çıkan takdire uyan sözün özüdür.Bana buyurmuştur ki:”Ya Ali ,mümin sana
buğzetmez,münafık seni sevmez! “
KENDİNİ NASIL BULUYORSUN?
Birisi bu soruyu Hz.Ali efendimize sormuş .Şöyle cevap
vermiştir:Varlığını yok olmakta,sıhhatini hastalık kavramakta emin olduğun
yerden musibet çatmakta bulan kişinin
hali nice olur ki?Benim yüzümden iki zümre helak olmuştur.Sevip hakkımda ileri
giden,sevmeyip aleyhimde bulunan.
“Kadınların kötülerinden çekinin,hayırlılarından
sakının”
(Hz.Ali Kv)
BEŞ VASİYYET
Hz.Ali
(kv)buyurmuştur ki: Size beş şey vasiyyet ediyorum ki, develere binip seferlere
düşseniz de onları elde etseniz değer mi değer.
Hiç biriniz
Allah’dan bir şey ummasın, günahından başka bir şeyden korkmasın
Hiçbiriniz
kendisinden bilmediği bir şey sorulunca bilmiyorum demekten utanmasın
Hiçbir kimse
bilmediği bir şeyi öğrenmekten çekinmesin.
Sabredin,çünkü sabır
imana nisbetle cesetteki baş gibidir.Başı olmayan bedende hayır yoktur.Sabır
olmadıkça da imandan hayır gelmez”
TAKİYYE
(Takiyye: Tehlike
halinde kendini , Müslümanları ve dini korumak anlamına gelir)
Takiyyesi
olmayanın dini de yoktur.
Takiyye
Kuran’daki şu ayetlere dayanır:(Nahl 106):”Gönlü imanla dolu olduğu halde,zor
altında olan müstesna, inandıktan sonra Allah’ı inkar edip , gönlünü kafirliğe
açanlara Allah katında bir gazap vardır;büyük azap ta onlar içindir”
Ali imran
28:”İnananlar iman edenleri bırakıp da kafirleri dost edinmesinler.Bu işi yapan
Allah’dan bir şey beklemesin.Fakat kafirlerden çekinmeniz hali başka .Allah
kendisinden sakınmanızı emretmektedir ve dönüp varılacak yer de Allah’a dır”
Ancak
İslamın üstünlüğü mevcutsa o zaman Takiyye caiz olmaz.
BEDEN ORUCU-NEFSİN ORUCU
Bedenin
orucu, irade ve ihtiyarla azaptan korkup sevaba girmeyi, ecre nail olmayı
dileyerek ,yemekten kesilmektir.Nefsin orucu
beş duyguyu öbür suçlardan çekmek , kalbi de bütün şer sebeplerden ayırmaktır.Kalbin
orucu dil orucundan; dil orucu ,kalbin orucundan hayırlıdır.
BEDEN SECDESİ-GÖNÜL SECDESİ
Beden
secdesi ,yüzün en şerefli yerlerini toprağa koymak ,avuçlarıyla , dizleriyle,
ayak parmaklarıyla, gönül alçaklığıyla
ve halis niyetle toprağa kapanmaktır.
Gönül
secdesi ise, geçici şeyleri gönülden çıkarmak , varlığı olmayacak şeylere
himmetle yöneltmemek, ululuğa ve benliğe
bırakmamak; dünya bağlarını kesmek , peygamberlik huyları ile huylanmaktır.
24 Ocak 2017 Salı
ALLAH’TAN SUÇLARIN ÖRTÜLMESİNİ İSTEMENİN ŞARTLARI
Hz.Ali efendimiz Kufe’de hutbe
okurken haricilerden birisi :”Ya İmam Allah’dan suçlarımı örtmesini dilerim”deyince
Hz.Ali (kv)şu cevabı vermiştir:
“Anan yasında ağlasın.Biliyor
musun suçların örtülmesini, bağışlanmasını istemek nedir? Suçların örtülmesini
istemek, İlliyyin derecesidir. Ve bununda altı anlamı vardır.
Birincisi geçmiş suçlara
pişman olmak
İkincisi,ebedi olarak o
geçmiş suçları işlememek
Üçüncüsü;Allah’a temiz
ulaşmak,Kul hakkından kendisinde bir şey olmadığı halde kavuşmak için
yaratılmışların haklarını kendilerine vermek.
Dördüncüsü;sana vacib olan
bütün emirleri yerine getirmeye niyet etmek
Beşincisi;Bedeninde
hırstan bitip gelişmiş etleri dertle, gamla eritmek,derini kemiğe yapıştırack
kadar zayıflatmak, ondan sonra helal lokmadan gelişen ete kavuşmak.
Altıncısı ,bedenine
evvelce suç işleme tadını tattırdığın gibi
ibadet elemini de tattırmaktır.Bu şartlardan sonra Allah’tan suçlarını
örtmesini dilerim
Hazreti Ali Kerremüllahi veche hazretleri)
HAZRETİ ALİ (K.V.H)’NİN MISIR VALİSİNE GÖNDERDİĞİ MEKTUBU
Sen oradaki halkın
üstünüsün ama seni oraya gönderen senden üstündür.Allah her cebbarı alçaltır ve
her hilekarı cezalandırır.
Allah kendi kullarına
zulmedenlere daima düşman olur, mazlumların seslerini işiticidir.
İşleri idarede ortalama
yolu tut.
Ferdlere gösterilecek
adalet,umumun memnuniyetini celbeder ve umumun hoşnutluğunu kazanmakla adalet
umuma şamil olmuş olur.
Sana lazım olan herkesin
memnun kalmasıdır.Bir kaç kişinin memnunluğu kafi gelmez.
Halkın kusurlarını sana
müzevirleyecekleri yanına uğratma.
Korkaklara danışma ki
,senin de yüreğin zayıflamasın.Tamahkarlarla konuşma ,bunların fikirleri seni
haksızlığa sevkeder.
İyi olanlarla doğru
söyleyenlerle ,kötü ve kara kalplileri bir tutma .
İyilik edicilerin
cesaretlerini kırma, Kötüleri koruyarak
onların cüret ve tecavüzlerini artırma.
Bir işin iç yüzünü
araştırmadan ,hakikatını anlamadan hüküm vermede acele etme.
Mahiyetindekilere
,memurlarına irtikap ve irtişaya mecbur kalmamalarını temin edecek kadar maaş ve tahsisat ver.Diğer taraftan
kendi hallerine de bırakma.
Hiç kimsenin senin karşına
çıkarak derdini ve isteğini anlatmasına mani olma, sözlerini kesme, dediklerini
ve isteklerini iyice anla .
Halkla namaz kılarken
namazı uzatarak cemaata sıkıntı verme.Sözünde dur.Haksız yere asla kan dökme.
(Bu mektup çok uzundur)
TEVHİD MANZUMESİ(NİYAZİ MISRİ)
*O
öyle bir gizli hazinedir ki her var olan şey(ayanı sabite)O’ndan gelir peyda
olur.Kimisinde zulmet(Celal)kimisinde nurlar(Cemal)ortaya çıkar.
*O,dalgaları
asla kesilmeyen , bir vahdet denizidir.(O tecellileri devam eden Vacibül Vücud’tur)Bu
çokluk alemi,o dalgalardan (tecellilerden)doğup,çaresiz peyda olur.
*Ne
acayip bir sihirdir ki ,bu yüzden(Zahir isminden)Allah Teala’nın gayrileri
görünüyor.Hakikatta O’nun vechinden başka her şeyin helak olduğunu biliyoruz.O’nun
didarı gelip zuhur etmiş ve bu zuhur kendine perde olmuştur.
*O
yüzden görünen hakikatlar O’nun Cemal mumunun etrafında dönerler ve O’nu teşbih ederler.İşte
felekler de O’nu görüp, devirler meydana gelir.
*Günde
yüzbinlerce hayat sahibi varlık ,yokluk iklimine taşınırken ,yüzbinlerce can da
izafi ademden gelir ve ömürler devam eder.
*Dıştan
içe hayalat,dıştan içe zuhurat vardır.(Dış içi hayal eder,iç de dışa zuhur
eder)Birinden öbürüne(Dış alemden iç aleme,iç alemden dış aleme)her an
hediyeler teati eder.
*İşte
bu devir ile Nebi ve resuller mertebelerine göre gelirler,Bunları görenler
bazen mümin,bazen de kafir zuhur ederler.
*Allah
Teala gizli sır sarayından tecelli ettikçe ,bu suret aleminde alış-veriş
meydana gelir
*Allah
Teala Zatıyla da ,sıfatlarıyla da namütenahidir.Bu sebeble O’nun her bir
isminden bir iş peyda olur.
*O
her an bazen Celaliyle,bazen de Cemaliyle tecelli eder.Birinden cennet ve
birinden cehennem zuhur eder.
*O’nun
Cemal ismi zuhur ettiği zaman , hemen yanında Celal’ı de belirir.Bir gül
açıldığı zaman,onun yanında dikeni de görürsün
*İşte
bu sırdan dolayı ,kamil bir insan bu alemde zuhur etse ,kimileri onu
ikrar,kimileri de inkar ederler.
*Fakat
arif kimseler, Hakk’ın Celal isminde Cemal'ini görenlerdir.(Kahru lütfu şey-i
vahid bilmeyen çeker azab)Onlar dikenlik içinde gül bahçesini görürler.(Lütfunda
hoş kahrında hoş)
*Bu
öyle bir sırdır ki ,bu aleme iki insan nazar kılsa ;biri sadece evi,diğeri ise
evin sahibini görür.
*İçi
vahdet denizi, dış yüzü kesret sahrasıdır.Dış yüzünü gören O’nun gayrini
görür, içinde ise yar peyda olmuştur
*Birlikten
lezzet alanlar ,ikilikten kurtulurlar.Niyazi nereye baksa ,didar orada peyda
olur
*O
gizli hazinede nice şeylerin zahir olduğunu ve her suret nakşından nice sırların
peyda olduğunu bilir. (Niyazi Mısri)
MÜNACAAT (YENİŞEHİRLİ AVNU)
MÜNACAAT
Sen
oluş aynasına tecelli ettiğin zaman ,kendi cemalini ,aşığın gözünden temaşa
eyledin.Allah Teala kendi kudretini ,”Cemal”isminin mazharı olan kamil insan
ile temaşa etmiştir.
(Evliyaullah,Nefsi Mutmainne makamından
başlar.Cenab-ı hakk'ın tecellilerinin yedinci mertebesi insan-ı kamil mertebesi
olup Allah’ı ancak insan-ı Kamil hakkıyla bilebilir)
*Latif
olan lahut alemini ,kesif olan nasut aleminde izhar için ,Hz.Adem’e suret
verip , ona isimleri öğrettin.”Ve Adem’e
bütün isimleri öğretti”
(Demekki ancak
peygamberler görünmeyen alemin hususiyetine vakıftırlar)
*Gayb
halvet-sarayının bütün gizliliklerini ,şehadet levhasının süsü yaparak ,aşikar
eyledin
*Mutlak
küllü, mukayyed cüzde meydana
çıkarıp, hakiki vücud denizinin
dalgalarının köpükleri mesabesinde olan suretleri, vahdet deryasının
anahtarı yaptın
*Her
zerreyi Hz.Musa’nın talep ettiğini talep eden birer aşık edip ;kainatı tecelli
nurlarına gark ettin.
*Adem(yokluk)levhasında
sayısız güzel nakışlar göstermek suretiyle
sırrını açıkladın
*Firavunu
hayret çoşkunluğu ile dolu olan denizde boğup ,felsefe bilen aklın
filozofunu rüsvay eyledin
*Bir
nefeste Hz.Meryem’i Cebrail(a.s)ile arkadaş edip ,ruh verdin ve mevhum olan
kalıbı Hz.İsa olarak yarattın
*Hz.Adem’i, Hz.Havva’nın
hicranının meftunu eyleyip ,didar cennetinden(cenneti Zattan)birdenbire dünya
sahrasına salıverdin .
*Nerede
(Hz.İbrahim gibi)bir mukaddes dostun varsa ,onu derhal aşk mancınığı ile ateşe
terk eyledin
*Senin
yakınlık eşiğinin muhlis olanlarını şereflendirmek için , her yerde binlerce
bela hazır ve amade kıldın.
*Ateş
tabiatlı(ateşten yaratılmış)olan şeytanın kadrini yerde yaratıp, toprağa düşmüş
olan insanın değerini de göklere yükselttin.
*Hz.Yusuf’a
kavuşması için Züleyha’ya el uzattırdın(yaklaştırdın).Hz.Yusuf’a da Züleyhanın uzattığı eli ittirdin, ona
iltifat ettirmedin.
*Zuhurundaki
taşkınlığın şiddeti ,didarının perdesi olmuştur Kendini can ve gönül gözünün
içinde gizledin
*Güzellik
gülistanını ilahi feyizlere karıştırmak için ,her tarafı aşığın kanıyla suladın
*Aklı, aşkın
şifa evinde mecnun edip ,Kays’ı (Mecnun’u)Leyla’nın saçının dostluğunun zincirine bağladın
*Cemal
güneşinin ışığı puthanede çakıp ,aşığı Lat ve Uzza süsüne perestiş eder, tapar
kıldın.
*Bu
icad gülşeninde (mümkinat aleminde)her taze yaprağın damarını apaçık feyz
ırmağının mecrası kıldın.Kainat zerrelerden kürrelere kadar Senin
tecellilerinin ma’kesi olmuştur.
*Güzellerin
zülfünün perdesinden binlerce el çabukluğu gösterip ,gönülleri sevda kaydının
zünnarına bağladın
*Üç
doğumun(cemadat,nebatad,hayvanat)icad beşiğine gelmesi için ,dört
unsuru(ateş,toprak,hava,su)dokuz gezegene arkadaş eyledin.
*Kafiri
dünya ile ,sofuyu ukba ile meşgul ettin.Aşığa dünyayı ve ukbayı terkettirdin.
*Hem
Hallac Mansurun dudağından “enel-Hak”söyledin ve hem de bu suçun cezasını
Mansur’a verdirdin.
*Surete
feda olan gönülleri mekr edip ,onları kilise duvarının nakışına müptela kıldın.
*Nurdan
güller bitirdin, taştan tatlı sular çıkardın.Çöpten (asadan)Hz.Musa’nın ejderini
ızhar ettin.
*İlahi
hikmetin her nerede bir ışık yakmışsa altı cihetten sayısız pervane peyda
eyledin.Senin “Cemal” ve “Celal” tecellilerinin mazharı olan varlıklar
,istidatlarının gereğini iştiyak ve arzu ile yerine getiriyorlar
*Vücudunun
feyzi Hz.İsa ‘nın nefesinde zahir olup ,yüz sene önce ölmüş olanı ihya ettin
,dirilttin.
(YENİŞEHİRLİ AVNİ)
TAYYİ ZAMAN VE TAYYİ MEKAN ÖRNEKLERİ
Hazreti Abdülkadir Geylani'ye derviş olan birisinin içinde hazretin halifesi olmak isteği vardı.Aşırıya giden bu istek üzerine hazret, huzurda bir helva kavurmasını istedi. Derviş helvayı kavurmaya başladı, Hazret:"iyi karıştır oğlum, dibi tutmasın"dedi.dervişe bir uyku hali hasıl oldu.gözünü açtığında kendisini Hindistan'da Gavs'la birlikte buldu.Gavs ona:"Seni buranın padişahı yapacağım.ama şartım ne kazanırsan yarı yarıya ortağım"dedi.DERVİŞ KABUL ETTİ.Sonra oradaki bütün insanlar dervişe teveccüh ederek onu kendilerine padişah yaptılar.Padişah evlendi ve bu evlilikten bir erkek çocuğu oldu. Zevkü sefa içinde bir hayat sürerken bir gün vezirleri ile istişare ederken Gavs çıktı geldi VE PADİŞAHA:"HİÇ VAKİT KAYBETMEDEN ŞU MALLARI PAYLAŞALIM burada nelere sahip oldun?"dedi.Padişah Cariyelerim var dedi.Gavs:"Cariye istemem"dedi.Padişah Mücevheratım var"deyince Gavs hepsini getir dedi..Çuvallarla mücevherat geldi ve ikiye bölündü.Gavs :"Başka neyimiz var?"diye sordu.Padişah hepsi bu kadar deyince beş-altı yaşlarında bir oğlan çocuğu yanlarına geldi.Hazret:"Bu kim?"dedi.Padişah "oğlumdur, tahtımın varisi "deyince Gavs :Buradamı doğdu? dedi.Evet cevabını alınca "O zaman anlaşmaya göre yarısı benim"dedi.Padişah hayretle:"Nasıl bu çocuğu paylaşırız efendim?"diye sordu.
Hazret:Bana Satırı getirin çocuğu ortadan böleceğiz yarısı senin,yarısı benim"dedi.Çocuğu önüne aldı.Padişah:Efendim ben hakkımdan vazgeçtim.Çocuğu al git, senin olsun"dedi.Hazret:"Olmaz,hak-hukuk var.Yarı yarıya..
Çocuğun omuzundan tutarken "Ya Allah Bismillah"dedi ve satırı kaldırdı.Padişahda aklından "Ben bu şeyhi öldüreyim,hem padişahlığımı korurum,hem mücevherlerimi,hemde çocuğumu kurtarırım"diyerek elini belindeki hançerine attı.
Hz.Gavs tam çocuğu öldürecekken derviş arkasından dolaşıp Gavsın sırtına kamayı vurdu.O anda derviş irkilerek Hz.Gavsın sırtı diye kaşığı tencerenin dibine vurmaya başladı.Hz.Gavs kendisine seslenerek:
"-Yavaş oğlum, tencerenin dibini çıkartacaksın"dedi.
Hazret:Bana Satırı getirin çocuğu ortadan böleceğiz yarısı senin,yarısı benim"dedi.Çocuğu önüne aldı.Padişah:Efendim ben hakkımdan vazgeçtim.Çocuğu al git, senin olsun"dedi.Hazret:"Olmaz,hak-hukuk var.Yarı yarıya..
Çocuğun omuzundan tutarken "Ya Allah Bismillah"dedi ve satırı kaldırdı.Padişahda aklından "Ben bu şeyhi öldüreyim,hem padişahlığımı korurum,hem mücevherlerimi,hemde çocuğumu kurtarırım"diyerek elini belindeki hançerine attı.
Hz.Gavs tam çocuğu öldürecekken derviş arkasından dolaşıp Gavsın sırtına kamayı vurdu.O anda derviş irkilerek Hz.Gavsın sırtı diye kaşığı tencerenin dibine vurmaya başladı.Hz.Gavs kendisine seslenerek:
"-Yavaş oğlum, tencerenin dibini çıkartacaksın"dedi.
HASSAS NOKTA
Dördüncü Murat Han huzurunda yapılan musiki meşkinden sıkıldı..Elini çırparak,
-Bre medet, çağırın evliyayı!.Evliya çelebi yer öperek huzura girdi. Murat han:-Yaklaş evliya dedi.Tahtın önüne kadar gelip el öptü.Daireyi verin oradan diye ferman buyurdu.
-Al şimdi sana izin.Bu daireyi sana hediye ettim, amma sakın bu daireden çıkma, dedi.Tahtın ayağını ve eteğini öptüm."İnşaallah padişahım, bu daireden çıkmam, haddimi bilirim"dedim ve şu beyti okudum;
Kişi haddini bilmek pek revadır
Eğer derviş eğer bay eğer gedadır.
Sonra dizlerimin üzerine çökerek edeble bekledim.Allah'dan yardım isteyip segah makamında "Ya hazret-i Kelim-i Gülşeni Hu "diyerek yüksek sesle giriş yaptım.
Bestenigar makamlarından gezerek karar edip Murat Han'ın öldürülen kardeşi Musa Çelebi hakkında şeyhim Ömer Ruşeni'nin bestelediği şu varağı okudum:
Yola düşüp giden dilber
Musa'm eğlendi gelmedi
Yoksa yolda yolmu şaşdı
Musam Eğlendi gelmedi"
Hazin bir sesle okurken Murat Han mendilini yüzüne tutup ağlamağa başladı
- Hay çocuk! Taksimin ruhumu canlandırdı,dedi.
Musa Çelebinin ruhunu yad etti,sonra bana:
-Çabuk söyle ,ben bu şiiri yazdığıma pişman olup yasak ettim.okuyanın boynunu vururum dedim.Sana padişah huzurunda kim oku dedi?Kimden öğrendin? diye ısrar etti
Ben de:"Padişahım, ömrün uzun olsun !Babamın Ferruh ve Behzad isminde iki kölesi vardı.veba salgınında öldüler, onlardan öğrenmiştim.Başka kimselerden duymadım.,hiç kimse de padişah huzurunda oku demedi.Allah bilir.."deyip sustum
Murat Han:
-Hay evliya!ne kadar bilgiçmişsin, suçu ölmüş adamların üzerine yıktın, artık onlara sual sorulmaz.Eğer hayatta olan adamlardan öğrendim desen, belki benim zararım dokunur düşüncesi ile ölülerin ağzından naklettin.Faslı tamamla, deyince yine segah makamından devam ettim.Tebessüm edip başım eğik ayakta durdum.Murat han bir avuç altın verdi"
-Bre medet, çağırın evliyayı!.Evliya çelebi yer öperek huzura girdi. Murat han:-Yaklaş evliya dedi.Tahtın önüne kadar gelip el öptü.Daireyi verin oradan diye ferman buyurdu.
-Al şimdi sana izin.Bu daireyi sana hediye ettim, amma sakın bu daireden çıkma, dedi.Tahtın ayağını ve eteğini öptüm."İnşaallah padişahım, bu daireden çıkmam, haddimi bilirim"dedim ve şu beyti okudum;
Kişi haddini bilmek pek revadır
Eğer derviş eğer bay eğer gedadır.
Sonra dizlerimin üzerine çökerek edeble bekledim.Allah'dan yardım isteyip segah makamında "Ya hazret-i Kelim-i Gülşeni Hu "diyerek yüksek sesle giriş yaptım.
Bestenigar makamlarından gezerek karar edip Murat Han'ın öldürülen kardeşi Musa Çelebi hakkında şeyhim Ömer Ruşeni'nin bestelediği şu varağı okudum:
Yola düşüp giden dilber
Musa'm eğlendi gelmedi
Yoksa yolda yolmu şaşdı
Musam Eğlendi gelmedi"
Hazin bir sesle okurken Murat Han mendilini yüzüne tutup ağlamağa başladı
- Hay çocuk! Taksimin ruhumu canlandırdı,dedi.
Musa Çelebinin ruhunu yad etti,sonra bana:
-Çabuk söyle ,ben bu şiiri yazdığıma pişman olup yasak ettim.okuyanın boynunu vururum dedim.Sana padişah huzurunda kim oku dedi?Kimden öğrendin? diye ısrar etti
Ben de:"Padişahım, ömrün uzun olsun !Babamın Ferruh ve Behzad isminde iki kölesi vardı.veba salgınında öldüler, onlardan öğrenmiştim.Başka kimselerden duymadım.,hiç kimse de padişah huzurunda oku demedi.Allah bilir.."deyip sustum
Murat Han:
-Hay evliya!ne kadar bilgiçmişsin, suçu ölmüş adamların üzerine yıktın, artık onlara sual sorulmaz.Eğer hayatta olan adamlardan öğrendim desen, belki benim zararım dokunur düşüncesi ile ölülerin ağzından naklettin.Faslı tamamla, deyince yine segah makamından devam ettim.Tebessüm edip başım eğik ayakta durdum.Murat han bir avuç altın verdi"
İŞLERİN EBTER VE EKMEĞİ ÇİĞ OLARAK bu dünyadan gitmek GİTMEK
Bu tabir, bu dünyadan maksat hasıl olmadan gitmek hali için kullanılmıştır.Aşıkların dışında hiç kimse bu dünya için "işlerimi bitirdim","yapacaklarımı yaptım","amaçlarımı gerçekleştirdim"ifadesini kullanmaz.Cesedimize ne kadar hizmet etsek ise de mutlaka yaşlanma, el ve ayaktan düşme, zaiflik ve acizlik haline dönme mukadderatından kurtulmak mümkün değildir.Eğer bu işler para pulla alakalı olsa idi nice zenginler yaşamıştı da hiçbiri böyle olamadı.Cenab-ı Hak Teala hazretleri, her beşyüz yılda bir Hz.Hızır (a.s)'ın vücudunu yenilermiş.Hz.Nuh peygamberden bu yana Hz.Hızır'ın vücudunun yedi defa yenilendiği belirtilmiştir.Nihayetin mehdi Resul geldiğinde Hz.Hzır'da kafire karşı savaşıp ölümü tadacaktır.""Küllü şey'in fan, ve yebga vechü rabbike zülcelali vel ikram"
Bu nedenle dünya işlerinin kemaline değil,ahiret işlerinin emrinden gayrinde çalışmamak gereklidir.
"Şimdi atlas giyen diriye bak,hiç atlas onun aklının elini tutar mı?Onun canı o münkerin azabı içindedir.Gam akrebi onun gam mahalli olan kalbindedir.Hariçten onun zahiri üzerine nakış ve nigar vardır; ve batından endişelerden o zar zar ağlar.Ve o bir kimseyi ki, eski libas içinde görürsün, endişe nebat ve söz şeker gibidir"(Mesnev-i Şerif)
Bu nedenle dünya işlerinin kemaline değil,ahiret işlerinin emrinden gayrinde çalışmamak gereklidir.
"Şimdi atlas giyen diriye bak,hiç atlas onun aklının elini tutar mı?Onun canı o münkerin azabı içindedir.Gam akrebi onun gam mahalli olan kalbindedir.Hariçten onun zahiri üzerine nakış ve nigar vardır; ve batından endişelerden o zar zar ağlar.Ve o bir kimseyi ki, eski libas içinde görürsün, endişe nebat ve söz şeker gibidir"(Mesnev-i Şerif)
"EN"LER
Hz.Ali Efendimize
sormuşlar:”Gökten daha ağır, yerden daha geniş, denizden daha zengin, taştan daha
sert, ateşten daha sıcak, zemheriden daha soğuk ve zehirden daha acı ne var?”
Demiş ki:”Suçsuz
ve
temiz olan bir kimseye iftira etmek, gökten daha ağırdır.Hak ,hukuk yerden daha geniştir..Kanaat sahibi olan kalp
,denizden daha zengindir.Münafığın kalbi taştan daha katıdır.Zalim padişah
ateşten daha sıcaktır.Namert bir kimseye muhtaç olmak, zemheriden daha
soğuktur.Sabretmek zehirden daha acıdır.
HIRS VE TAMAHIN KESİLMESİ
HIRSI VE TAMAHI KESEN DOKUZ CÜMLE
Ebu Ubeyde (r.a)diyor ki:
“İmam Ali (r.a.)dokuz cümle ile tamah ve hırsı kesip
attı.o cümlelerin üçü münacaata ,üçü ilme, üçü de edebe dairdir.
Münacaata dair olan:
”Bana şeref olarak Rabbim olman yeter.Kulun olman
övünmeme kafi gelir.Zatına severek sahip çıkıyorum..Sen de sevdiğin şeyde bana
başarı ihsan eyle.”
İlme dair olanı:
“Kişi dilinin altında
saklıdır.Konuşturunuz.Kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız.”
Edebe dair olan kısım:
“Dilediğine iyilik
et;emiri olursun.Kim olursa olsun ,karşısında müstağni, gani gönüllü ol;örneği
olsun.İstediğinle çekiş ;esiri olursun.”
KADER KONUSU
Hz.Ali Efendimiz bir zatın
Kader hakkındaki sorularına verdikleri
cevapları.Adam:”Ya İmam bana kaderden haber ver?”diye aynı soruyu
defalarca üst üste sorması üzerine o kişi aynı soru akabinde şu
cevapları vermiştir:
“O bir karanlık yoldur ki
,o yola girme.
“O bir dipsiz deryadır, o
deryaya dalma”
“Kader sırrullahtır,sana gizlidir, onu araştırmaYine o kişi “Ya İmam bana kadarden haber ver”diye sorunca
Hz.Ali Efendimiz:”Ey sorucu Allah seni dilediği gibi mi halk etti, yahut senin
dilediğin gibi mi halk etti? Diye sorunca o kişi:”Allah beni dilediği gibi halk
etti”cevabını verince Hz.imam:”Seni dilediği gibi yaratan yine seni dilediği gibi kullanır”buyurdular.(Kerem
Allahu veçhe)
“Takdire ilaç eylemez olsa Eflatun
Elbette olur her ne ise mukadder”
YAHUDİ DÖNMESİ TABİBİ
Yahudi dönmesi bu tabibi, Abdurrahman’ın yeğeni Halid bin
Muhacir öldürmüştür.
İLAHİ-MEDET
Medet hey Allah’ım medet
Gel derdime derman eyle
İriş ya Muhammed ya Ali
Gel derdime derman eyle
Hasan Hüseyin aşkına
Yardım edesin düşküne
Zeynel Abidin aşkına
Gel derdime derman eyle
İmam Bakır’ın katına
İmam Cafer’in zatına
Musa Kazım hürmetine
Gel derdime derman eyle
Hem Taki’nin hem Naki’nin
Kemteriyim Askeri’nin
Yargılamak senin işin
Gel derdime derman eyle
Var Haktan dileğin dile
Mehdi sahip zaman gele
Dedemoğlu secde kıla
Gel derdime derman eyle
Dedemoğlu (k.s)
23 Ocak 2017 Pazartesi
İSLAM ÜMMETİNİN İŞLERİNİ İFSAT EDEN İKİ KİŞİ
Bunlar Şam valisi Muaviye ,diğeri Mısır valisi Amr bin as'dır. Birincisi Şam askerlerine mızraklarının uçlarına mushaf taktırmalarını söyleyip hakem tayini işini başarmaları, ikincisi de Muğire bin Şube'nin Kufe valiliğinde kalmak için Yezid'in veliaht yapılmasını Muaviye'ye teklif etmesidir. Ki, Amr bin As'ın sebeb olduğu bu hileler yüzünden İslam ümmeti, dünya durdukça birbirleri ile anlaşamaz ve ihtilallerden kurtulamaz.Muğirenin tavsiyelerine uyup Yezid'i yerine halife bırakan Muaviye ise kıyamete kadar içine düştüğü kuyudan çıkamaz
PAKİSTANDAN HOCA İTHALİ
Hasan Hüda hazretlerinden nakildir ki."Bir gün öyle bir idareci gelecek PEK çok insanları görevden atacak.Hoca kalmayacak.Pakistan'dan hoca ithal edecek"(Hasan Hüda hazretleri)
LADİKLİ HACI AHMED EFENDİ'DEN
Metli Sultan'dan tefeyyüz eden Hasan Hüda hazretlerinin kızları babalarından nakletmişti. Bir akşam(bir vakit)Ladikli Hacı Ahmet Efendi hazretleri bir müddet kayboldu sonra geldi.Sorduk "Baba nereye kayboldun".Mübarek Demişki Mehdi Resulün anne -Babasının düğünü vardı.davetli idik o düğüne katıldık
HZ.ÜFTADE
Hakka aşık olanlar zikrullahdan kaçar mı?
Arif olan cevheri boş yerlere saçar mı?
Sen bir kovuk selvisin hemen şöyle durursun
Sen bir palaz yavrusun,kuş kanatsız uçar mı?
Gelsin marifet alan yoktur sözümde yalan
Emmareye kul olan
hayrı şerri seçer mi?
Gerçek bu söz yarenler gördüm demez görenler
Keramete erenler gizli sırrın açar mı?
Üftade yanar tüter bülbüller gibi öter
Dervişlere taş atan iman ile göçer mi?
(Hz.Üftade k.s)
OYUN VE EĞLENCE
Kaldı ki ben diyorum ki ;eğlenceler aslında kalbi
rahatlatır, zikir yorgunluğunu giderir.Halbuki kalp rahatsız olduğu zaman kör
olmaya başlar.onu rahatlatmak, onun yeniden ciddiyeti takınmasına yardımcı olmak
demektir.Oyun eğlence kalbi rahatlatmakla onu ciddiyete yöneltir.Peygamberlerin
kalpleri/nefisleri dışında hiçbir nefis daima mutlak ciddiyet üzerine üzerine
devam edemez.O halde oyun eğlence ,kalbi
yorgunluk ve gevşeklik hastalığından kurtaran bir ilaç hükmündedir.
Bu açıdan bakılınca oyun/eğlencenin mubah olması
gerekir.Şu kadar var ki ,ilacı fazla kullanmak doğru olmadığı gibi oyunlara fazla dalmak da uygun olmaz.
Buna göre sırf kalbe yeniden dinçlik kazandırmak
niyetiyle olursa ,oyun da bir nevi ibadet hükmüne geçer”
İLAHİ
Sen mi tutarsın bana dak
Okur isen sırrı a’yan
Aşktan oku bir varak
Yerde gökte bu aşk bile
Aşktan gelir bu söz dile
Biçare yunus ne bile
Ne kara okudu ne ak
(Yunus emre)
ASHABI KEHF'İN İSİMLERİ
Cenab-ı
Peygamberimizin bir hadis-i Şerifinde:”Çocuklarınıza ashabı kehfin isimlerini
öğretiniz”(ALLİMU EVLADEKÜM ESMAE ESHABÜL KEHFİ)buyrulmuştur.bu isimler
1.MESLİNA
2.MEKSELLİNA
3.MERNUŞ
4.DEBRENUŞ
5.SAZENUŞ
6.EFEŞŞATTAYUŞ
7.YEMLİHA
8.KITMİR
22 Ocak 2017 Pazar
İNSANLIĞI AYAKTA TUTANLAR
Cenabı Peygamberimiz (s.a.v.)buyurmuştur ki:"Muhammed, ümmetinden iki sınıf vardır ki, onlar düzelirse insanlar da düzelir.onlar bozulursa, diğer insanlar da bozulur.Bunlar amirler ve fakihlerdir.
Dünyayı ayakta tutan dört sınıf insandır:
1)Vera sahibi alimler
2)Eli açık zenginler
3)Sabreden fakirler
4)Adalet sahibi sultanlar
Dünyayı ayakta tutan dört sınıf insandır:
1)Vera sahibi alimler
2)Eli açık zenginler
3)Sabreden fakirler
4)Adalet sahibi sultanlar
KALPLER DÖRT ÇEŞİTTİR.(HADİS- ŞERİF)
Birincisi: Pürüzsüz
parlak bir kalptir ki; onda sürekli bir lamba yanar. Bu mümin kalbidir.
İkincisi: Tersine
dönmüş ,karanlık bir kalptir ki, kafirlere aittir.
Üçüncüsü
: Kabuklu bir kılıfla kaplanmış bir kalptir ki , münafıklara aittir.
Dördüncüsü: Her
tarafa açık müfsah kalptir ki, içinde hem iman hem de münafıklık
bulunabilir.İmanın misali ,güzel su ile gelişip serpilen bakla
misalidir.Nifakın misali ise ,irin ve sarı su ile kaplı olan iltihaplı bir yara
misalidir.Bu iki unsurdan hangisi üstünlük sağlarsa ,yaranın hükmü ona göre
olur.”
ALLAH EMRİN TUTALIM GEL ZİKREDELİM HAKKI
RIZASINA VARALIM GEL
ZİKREDELİM HAKKI
AŞK BAHRİNE DALALIM ANDA CEVHER BULALIM
DOST AŞKI İLE YANALIM GEL ZİKREDELİM HAKKI
DERDE DERMAN ZİKRULLAH U İHSAN ZİKRULLAH
“FEZKURUNİY”DER ALLAH GEL
ZİKREDELİM HAKKI
SERTARİKZADE PİR’DEN ALDI BU ZİKRİ SIRDAN
SIRRINDAN SEYRAN EDEN GEL ZİKREDELİM HAKKI
(Şeyh Muhammed Emin
Cerrahi(k.s)
ALLAH'I(C.C.) ÇOK ZİKRETMEK-AZ ZİKRETMEK
Kur’an’da “Ey
Müminler Allah’ı çokça zikredin”buyrulmakla Çok zikir FARZ bir ibadettir. Kur’an’da münafıklar kötülenmiş onlar
namaza kalktıkları zaman tembel ve isteksiz olarak kalkarlar.insanlara karşı
gösteriş yaparlar .Allah’ı çok az zikredip anarlar”şeklinde nitelenmiştir.”Az
zikretmek”’in münafıkların özelliği olduğu vurgulanmıştır.Ayrıca zikrin azlığı
nifakın alameti sayılmıştır.
Efendimiz
(s.a.v.)buyurmuştur: Demir pas tuttuğu gibi kalpler de pas tutar”.dinleyenler”Peki
onun cilası nedir ya Resulullah?”diye sorunca, Cenab-ı Peygamber (s.a.v.)”onun
cilası Allah’ı zikretmek, Kur’an okumak
ve ölümü hatırlamaktır”diyerek cevap vermiştir.
ACINMIŞ ÜMMET
Hazret-i İsa
(a.s.)dedi ki:”Rabbim! Bana ümmeti merhume (rahmetin kucağına alınmış-acınmış)’nin
kimin ümmeti olduğunu bildirmeni isterim”.Allah (c.c)buyurdu ki;”O, Muhammed(s.a.v.)’in
ümmetidir. Onlar, ulema, asfiya ve hukemadır. Benim verdiğim rızkın azına .Ben de azına razı olurlar. Ben de az amel ile onlardan razı olurum.”La ilahe illallah”ile
onları cennete koyacağım.
Ey İsa! Onlar,cennet
ehlinin çoğunluğunu teşkil ederler.Çünkü hiçbir kavmin dili , onların dilleri
kadar kelime-i tevhid çekmemiştir.Hiçbir kavmin boyunları onların boyunları kadar
secde ile eğilmemiştir”
İLAHİ
Şikar-ı can-ı saydetmek
dilersen
Dil-i viraname gel kim
yataktır
Şi-ar-ı aşkı benden sorursan
Cünün-ü ah-ü vah hep ağlamaktır.
Gerekmez aşıka keşfü
keramet
Ki aşık olana bunlar
tuzaktır
Anın aşkında iken gayre bakma
Sakın ki aşkına ol kıyaktır
Şarab-ı aşkı içmiş
Sünbül-i çok
Ve lakin mest eden şol son
ayaktır
(Sünbül Sinan hazretleri)
ALLAH HAKKI- BABA HAKKI
Bakara
suresi 200 ayeti:”Hac ibadetini bitirdikten sonra”yani kurbanlarınızı kestikten
sonra ,Mina’da kalıp şeytanı taşladıktan sonra “Babalarınızı andığınız gibi
Allah’ı anın” buyrulmuştur.Arapların biradeti vardı Hac ibadetinibitirdikten
sonra Minadaki mescid ile dağ arasında bir yerde durup ,atalarının
faziletlerini,iyi yönlerini ,onlrın devirlerinin güzelliklerini sayıp
dökerlerdi.Bunu Kabe’nin yanında da yaparlardı.Maksatları medarı iftiharları
olan babalarının iyiliklerini
başkalarına duyurmaktı.Kendilerini övmezlerdi.Bu nedenle mü’minlere,o arapların
babalarını övdükleri gibi Allah’ı övmeleri emredilmiştir.Teşrik tekbirlerinin
mahiyeti budur.Teşrik tekbirleri,hususi vakitte yapılması emredilmişse de her
vakitte ve her mekanda yapılması faziletlidir.
21 Ocak 2017 Cumartesi
AZMİ DEDE
Hakka temkini rızada hamd eden mesrur olur
Daim zikrü salata şuğl edenler nur olur
Bir kişi kim hakkı sevse hakkı söyler daima
Sahibi irfan olup akibet mağfur olur
Ehli tevhidin kulubu arşı ala'dan yüce
Yek nazarda görür anı devreder mahmur olur
Bir aba puşu görünce eyleme kahrı nazar
Kibr ile meluf olanlar akibet makhur olur
(Azmi dede k.s)
Daim zikrü salata şuğl edenler nur olur
Bir kişi kim hakkı sevse hakkı söyler daima
Sahibi irfan olup akibet mağfur olur
Ehli tevhidin kulubu arşı ala'dan yüce
Yek nazarda görür anı devreder mahmur olur
Bir aba puşu görünce eyleme kahrı nazar
Kibr ile meluf olanlar akibet makhur olur
(Azmi dede k.s)
EY ALİ
"Ey Ali! Perşembe günü bıyığını kes, tırnağını kes, koltuk ve kasıklarını traş et.Cuma günü temiz elbiseni giy ve güzel koku kullan
Ey Ali Mercimek yemeğe devam et. Mercimeği bütün peygamberler, en son İsa bin Meryem olmak üzere yetmiş peygamber bereketle dua etmiştir.
Oniki imamın ol şahı sensin
Muhammed Ali'nin hem rahı sensin
Bunca düşkünlerin penahı sensin
Gülüm, gülistanım seyranım Ali
Göster cemalini eyleme nihan
Yakıyor derunum ateşi hicran
Pervaneyim dostlar şem'ine hayran
Gülüm gülistanım seyranım Ali
Derviş Tevfik kendin üryan eyleme
Yıkıp mahzun gönlüm viran eyleme
Erenlere karşı isyan eyleme
Gülüm, gülistanım seyranım Ali
(Derviş Tevfik (k.s)
Ey Ali Mercimek yemeğe devam et. Mercimeği bütün peygamberler, en son İsa bin Meryem olmak üzere yetmiş peygamber bereketle dua etmiştir.
Oniki imamın ol şahı sensin
Muhammed Ali'nin hem rahı sensin
Bunca düşkünlerin penahı sensin
Gülüm, gülistanım seyranım Ali
Göster cemalini eyleme nihan
Yakıyor derunum ateşi hicran
Pervaneyim dostlar şem'ine hayran
Gülüm gülistanım seyranım Ali
Derviş Tevfik kendin üryan eyleme
Yıkıp mahzun gönlüm viran eyleme
Erenlere karşı isyan eyleme
Gülüm, gülistanım seyranım Ali
(Derviş Tevfik (k.s)
TASAVVUFİ SORULAR(İBRANİM HAS)
SORU:Mürşide
hizmet niçindir?Zira bir şahsa Rabbani alemde hakikat sırlarına yol
verilmemişse mürşit terbiyesi ile terbiye edilemez.Başka bir ifade ile
,mürşidin terbiyesinden ona nasip yoktur. Onun mürşide teslim olup çalışıp
gayret etmesi faydasızdır.Çünkü gayb aleminde ona hakikat irfanı takdir
olmamıştır.Böyle olunca da esrara vakıf
olamaz.Onun tahsili men edilmiştir
CEVAP:Dedim ki
ey dost bu senin söylediğin kelam ;Hak yol değildir.Belki sapık düşüncelerin
yoludur.Söylediğin bu söz öyle bir sözdür ki
böyle düşünenler dört hak mezhepte olmadıkları gibi kötü yollara sapmış
kabul edilirler.Bu tavır Muhammedi(s..a.v)bir tavır değildir. Evliyaullahın
erkanına da terstir. Bütün evliyaullah
,dört hak mezhebin birine mensuptur.
Allah Teala
,kullarını delaletten sırat-ı müstakime davet için Peygamberleri, sonra gaflet ehlini ikaz etmeleri için onlara varis
olan evliyauullahı göndermiştir.Zira dalalet ve gaflete rızası yoktur.Biz seni
hakikaten bir şahit, bir müjdeci ve
uyarıcı olarak gönderdik”(Ahzab 45)buyurmuştur. Bilirmisin müjdeci ve uyarıcı
hangi ufuktan doğmuştur.
Ah ne
söyleyeyim.Nuru Muhammedi(s.a.v.)den agah olmamışsın ki sana sırrı şahidi diyeyim?Eğer bunun sırrından sana zerre kadar
haber versem söylediklerimi inkar ettiğin gibi beni tekfir edip katlime
yönelirsin.Hak Teala bir yerde “Allah
dilediğini yapar”(İbrahim 27) ve bir başka yerde “Allah dilediğine hükmeder”(Maide
1)buyuruyor.Bunun sırrından haberdarmısın?
Hak Teala
zalim bir kulu veya halktan birini
hakikat irfanına ulaştırmayı ve ona
ledün ilmini bildirmeyi murad etse, o kulunu, evvela bir mürşidi kamile mülaki
eder. Onu, mürşid-i kamil hizmetine mukim kılar.O kul da, Hakk’ın rızası için
mürşide teslim olur. Hakk’ın sırları gönlünde, mürşid-i kamil yüzünden zuhur edip
arif olur.Cenab-ı Hak, o kulunu mürşitle yüz yüze getirmeden sırlarına vakıf
etmeğe kadirdir. Amma adetine muhalefet etmez.Hakk’ın ezeli adeti böyledir. Bilmezmisin
ki Cenab-ı Hakk,”Allah dilediğini saptırır ,dilediğini doğru yola iletir”(Fatır
8)buyurmuştur.Bunun sırrı ve zahiri hükmü el-an caridir. Nitekim, Allah
Teala bir kafiri bağışlamak murat
eylediğinde, onu önce İslamla şereflendirir, sonra bağışlar, İslam’a gelmeden
bağışlamaz.
Bilirmisin
Hakk Teala herşeye kadir iken bunu niçin böyle eder?Yani, bendeyi niçin önce
mürşide yakınlaştırıp sonra sırrını ihsan eder?
Şunun
içindir ki, zati hakikatının sırrını ve
bu sırrın irfanını mürşitlerin yedine, yani emrine vermiştir.Bu yetkili insan-ı
kamiller icra eder.
Böyle
olunca mürşitlerin sırrına ins, cin ve
meleklerle na-mahremler vakıf
değildir. Mürşidi yine mürşid bilir. Onların, hakikatlarından haber
verilmemiştir. Onlar kamil imamlardır. Her bir zamanda bulunurlar. Amma, şimdiki
zamanda dervişi eğer divara yazalar! Onun hakiki yüzünü görmeye kimsenin kudreti
yoktur!Çoğu der ki ben dervişim.!
Bir kişi,
nefsi arzularına tabi ise , bu arzuları onu Hakk’a kurbiyyetten uzaklaştırır.
Birisi dünya
muradı ve talebi için Hak yoluna yaklaşırsa , o kişi ıslah olur.Ve yine bir kul
binlerce fısk u fücur isyan içinde olduğu halde ,evliyaullahın dergahına gelip
teslimiyet ve gayretle ciddiyet gösterirse kibar-ı Evliyaullahdan olur.Cenab-ı
Hakk’ın eserleri ,fiilleri ve sıfatlarının tecellileri onun insani sırrından
yüz gösterir.Bu tecelliler vasıtasıyla sırrı genişler ve aydınlanır. Zat
tecellisi, onun hakiki zatına (ayanı sabitesine)erişir.O vakit, Hakk’ı Hak’la
arif olur.Sonra kendi, kendisini kendiliksiz bilir.,Ve salikler ,Hakk’ı bilmeden
evvel kendini bilmezler.O zevk içindeyken Hakk’ı arif olur ve kendini
bilir. Sonra, kendini kendinde bulur.Kendini kendinde bulan ise kendi olur.
Şimdi, kişi
öğrendiği sözleri bırakıp bu sözlerin hakikatını hal ile ulaşmaya ciddi olarak
gayret etmelidir.
HZ.FATIMANIN DUASI
Allahım! Nefsimi bana küçük göster ve kendi makamını
benim nazarımda büyüt; itaatimi, senin rızana uygun amel etmeyi ve senin gazabına sebeb olan işten uzak
durmayı bana ilham eyle.Ey rahmeti bütün rahmedenlerden daha çok olan.
HAZRET-İ FATIMA'NIN HİKMETLİ NASİHATLARI
Allah namazı; kibirden
uzaklaşmamız için farz kıldı.
Allah orucu; ihlasın
sağlamlaşması için farz kıldı
Allah zekatı; nefsin
temizlenmesi ve rızkın artması için farz kıldı
Allah ,imanı; sizler için
şirkten temizlenme vesilesi kıldı
Allah ,haccı; dinin ayakta
durması için farz kıldı
Allah ,sabrı ;ilahi
mükafata erişme vesilesi kılmıştır
Allah, hırsızlık
yapmayı;(umumi)iffet ve emniyeti toplumda hakim kılmak için haram kılmıştır.
Allah, başkasını zina ile
suçlamayı; lanetlenmeyi önlemek için farz kılmıştır.
Allah, emri bil ma’ruf
nehyi an’il münker’i; insanların ıslahı için farz kılmıştır.
Allah nezri(adağı yerine
getirmeyi);mağfirete erişme vesilesi
kılmıştır.
Allah, ana-babaya iyilik
etmeyi ilahi gazaptan korunma vesilesi kılmıştır.
Allah sıla-i rahim(akrabaya
ziyaretini)yapmayı ömrün uzamasına vesile kılmıştır.
Allah, adaleti; kalplerin
kaynaşması için farz kıldı.
Allah ,şarap içmeyi; pislik
ve kötülükleri önlemek için haram kılmıştır.
Allah ,tartı ve ölçülerde
hile yapmamayı; halkın birbirinin itimadını sağlamak ve malların zarara uğramasını önlemek çin
farz kıldı.
ONUN İÇİN AĞLAR FATIMA ANAM
Hilal'i Muharrem giydi karalar
Onun için ağlar Fatıma Anam
Sinemdeki göz göz oldu yaralar
onun için ağlar Fatıma anam
Kerbelaya düştü hüsn- şehadet
Ehl-i Beytim diye ağlar Muhammed
Matemler gördü Şah-ı Velayet
onun için ağlar Fatıma anam
Onun için ağlar Fatıma Anam
Sinemdeki göz göz oldu yaralar
onun için ağlar Fatıma anam
Kerbelaya düştü hüsn- şehadet
Ehl-i Beytim diye ağlar Muhammed
Matemler gördü Şah-ı Velayet
onun için ağlar Fatıma anam
NEFES(KUL YUSUF)
Muhabbet ırmağın başı göl
imiş
Rakib-i nadanın işi al
imiş
Aşıkın maşuka zehri bal
imiş
İmam Hasan gibi içer mi bilmem
İmam-ı Hasan zehri
beytinden içti
Hüseyni Kerbela şehrinden
göçtü
Gördüm Muhammedi nikabın
açtı
Ali düldüle biner mi
bilmem
Ehli Beytin hali zaif
olunca
Uryan olup develere
binince
Muhammed’e Hak’dan Cibril
gelince
Fatıma anam yanar mı
bilmem
(Kul Yusuf-k.s)
20 Ocak 2017 Cuma
HAZRETİ FATIMANIN EVLATLARI
Hazreti Fatıma validemizin altı tane muhterem evladı dünyaya gelmiştir:
1-İmam Hasan (r.a)
2-İmam Hüseyin (r.a)
3-Muhsin (r.a)
4-Ümmü gülsüm (r.a)
5-Zeynep(r.a)
6-Rukiyye (r.a)
SİYAH RENK VE NAR ,Cenab-ı Fatımaya remzdir
1-İmam Hasan (r.a)
2-İmam Hüseyin (r.a)
3-Muhsin (r.a)
4-Ümmü gülsüm (r.a)
5-Zeynep(r.a)
6-Rukiyye (r.a)
SİYAH RENK VE NAR ,Cenab-ı Fatımaya remzdir
SADAKA ,SADAKATİ GÖSTERİR
Meşhur bir hikayedir.bir fakir, bir başkasından Allah için sadaka istemiş.adam kesesini çıkarmış ve keseyi muhtemelen ufak para bulmak için karıştırmış.fakir arif bir zat imiş:"Hayırdır Efendi, kesenin içinde değerini mi arıyorsun?"demiş.verilen sadaka miktar ve kalite yönünden kişinin samimiyetini ve sadakatini gösterir.Malın eskimişi, paranın ufak miktarlarını vermeyi nefis isteklidir.Fazlası ile alakalı olarak nefis insanı Fakirlikle korkutur.
NİYYET VE HİMMET
İnsanın gönlü Kabe'ye gitmek ister.Sürekli kalbinde bu düşünce vardır.Gönlündeki bu himmet nedeniyle bedeni Kabeye gidemese bile Kabeye gitmiş gibi olur.Bilinmez belki Cenab-ı Hakk ,bedenini de bilinmez bir şekilde Kabeye götürür. Ebül Kasım Cüneyd (k.s)anlatmıştır ki "Ben camiye erkenden gelirim buna rağmen "Ebül kasım geçildin"diye bir ses duyarım.Bir cuma günü daha erken bir saatte camiye geldim ama yine aynı ses"Ebül Kasım geçildin"Camiye erken gelmeme rağmen beni geçen kimseyi bilmek hususunda Allah'a yalvardım.mihrabın köşesinden bir ses geldi:"Seni geçen camiden insanların en sonuncusu olarak çıkacak olan kişidir"bunun üzerine ben cuma namazını kıldım ve camiden çıkmayarak ikindiye kadar oturdum.İkindi namazını cemaatle kılıp cemaatın çıkmasını bekledim.Bir piri fani en sonunda camiden çıktım. Sordum: Cemaat ne zaman geldin? Yaşlı adam:"Zeval vaktinde "dedi.Peki hangi sayede beni geçiyorsun ?Senin durumun bana bildirildi"dedim.adam:"Ey Ebül Kasım !Ben, camiden çıktığım zaman böyle bir güne bir daha kavuşursam camiye geleceğim diye niyet ederim"dedi. Ben anladım ki öne geçmek ayakla değil himmetledir.
ÜMMETİN EN FAZİLETLİLERİ
Alimlerin icmaına göre bu ümmetin en faziletlileri ,dört halifedir.Sonra da aşer-i Mübeşşirenin geri kalan altısı, sonra Bedir savaşına katılanlar, sonra uhud savaşına katılanlar ve sonra Rıdvan beyatında bulunanlardır.
Efendimizin ümmeti için denilmiştir ki:"Dünyaya gelme ve kitap verilme bakımından sonuz.Kıyamet gününde fazilet ,cennete girme ve hesap vermede önde gidenleriz.Dolayısıyla bu ümmet cennete diğer ümmetlerden önce girecektir"
Efendimizin ümmeti için denilmiştir ki:"Dünyaya gelme ve kitap verilme bakımından sonuz.Kıyamet gününde fazilet ,cennete girme ve hesap vermede önde gidenleriz.Dolayısıyla bu ümmet cennete diğer ümmetlerden önce girecektir"
PEYGAMBER DUASI
Tevbe suresi 103 ayeti:"onların mallarından kendilerini temizleyeceğin,yücelteceğin bir sadaka al ve onlara dua et.Çünkü senin duan ,onlara huzur verir.Allah işitendir,bilendir.
FAKİRLERİN AZIKLARI
Hazreti Ali efendimiz demiştir ki:"Fakirlerin azıkları, zenginlerin mallarında takdir edilmiştir.Şayet bir fakir aç kalmışsa bu, ancak zenginin o fakire hakkını vermemesi yüzündendir.Allah bunun hesabını onlardan soracaktır.
Mesnevi'de denilmiştir ki:
Hz.Peygamber buyurdu:Öğüt vermek için sürekli
Hoş bir şekilde,tatlı bir sesle seslenir iki melek
Derler ki:Rabbim! Cömertleri doyur
Verdikleri her dirheme karşılık yüzbin dirhem ihsan buyur
Allah'ım Cimrilere,dünyada
Verme,ziyan üstüne ziyandan başka
Para vermek cömert kişiye layıktır
Can bağışlamak aşıkların cömertliğidir.
Sen allah rızası için ekmek verirsen, sana ekmek verirler
Can verirsen Hak için , sana can bahşederler
Ekin ekenin anbarı boşalır
Ancak bunun iyiliği ,tarlada belli olur
Fakat kullanılmaz,anbarda saklanırsa
Bitler, fareler ve kurtlar yer onu.
Mesnevi'de denilmiştir ki:
Hz.Peygamber buyurdu:Öğüt vermek için sürekli
Hoş bir şekilde,tatlı bir sesle seslenir iki melek
Derler ki:Rabbim! Cömertleri doyur
Verdikleri her dirheme karşılık yüzbin dirhem ihsan buyur
Allah'ım Cimrilere,dünyada
Verme,ziyan üstüne ziyandan başka
Para vermek cömert kişiye layıktır
Can bağışlamak aşıkların cömertliğidir.
Sen allah rızası için ekmek verirsen, sana ekmek verirler
Can verirsen Hak için , sana can bahşederler
Ekin ekenin anbarı boşalır
Ancak bunun iyiliği ,tarlada belli olur
Fakat kullanılmaz,anbarda saklanırsa
Bitler, fareler ve kurtlar yer onu.
HİKAYE
Bir zamanlar İsrail oğulları arasında kıtlık meydana geldi.Bu esnada bir fakir, sokaklarından birine girer. girdiği sokakta bir zenginin evi bulunmaktadır.Fakir:"Allah rızası için bana bir sadaka verin"deyince zengin ev sahibinin kızı çıkarıp o fakire sıcak bir ekmek verir.
Yolda zengin adam bu fakire rastlar ve:"Bu ekmeği sana kim verdi"diye sorar. Fakir: Şu evden bir kız"der. adam kızgınlıkla eve gider ve kızının sağ elini keser..Bir süre sonra allah zenginin halini değiştirir.adam fakirleşir ve fakir olarak ölür.
Kız güzel olduğu için onu zengin bir genç beğenir ve onunla evlenir.Kızı evine alır, gece olunca kız sofra hazırlar.Yemeği yemek için sol elini uzatır.Zengin genç:"Fakirlerin edeplerinin az olduğunu duyardım, sağ elini uzatsana"der.Kız ikinci ve üçüncü defasında sol elini uzatır.Bu esnada hatiften:"Sağ elini uzat!Rızasını kazanmak için fakire ekmek verdiğin Rabbin, sağ elini sana geri verdi"diye bir ses gelir.
Bunun üzerine Allah'ın emriyle kız sağ elini çıkarıp yemeğini yemeğe başlar(Bu hikaye Ravdatül Ulema adlı eserde geçer)
Yolda zengin adam bu fakire rastlar ve:"Bu ekmeği sana kim verdi"diye sorar. Fakir: Şu evden bir kız"der. adam kızgınlıkla eve gider ve kızının sağ elini keser..Bir süre sonra allah zenginin halini değiştirir.adam fakirleşir ve fakir olarak ölür.
Kız güzel olduğu için onu zengin bir genç beğenir ve onunla evlenir.Kızı evine alır, gece olunca kız sofra hazırlar.Yemeği yemek için sol elini uzatır.Zengin genç:"Fakirlerin edeplerinin az olduğunu duyardım, sağ elini uzatsana"der.Kız ikinci ve üçüncü defasında sol elini uzatır.Bu esnada hatiften:"Sağ elini uzat!Rızasını kazanmak için fakire ekmek verdiğin Rabbin, sağ elini sana geri verdi"diye bir ses gelir.
Bunun üzerine Allah'ın emriyle kız sağ elini çıkarıp yemeğini yemeğe başlar(Bu hikaye Ravdatül Ulema adlı eserde geçer)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)