16 Kasım 2024 Cumartesi

MELAMİLİK

 Melamilik islam toplumunda hicri 100, Miladi 700 lü yıllara nispet edilir.Oysa başlangıcı yoktur.İlk temsilcileri olarak  "EBU ALİ SİNDİ, BEYAZİD-İBESTAMİ, EBU HAFS HADDAD, HAMDUN KASSAR, EBU KASIM GÜRKANİ, RABİATÜL ADEVİYE, AHMET HADRAVEYH, EBU TURAB NAHŞEBİ, HALLAC-I MANSUR, EBU BEKİR ŞİBLİ, HABİB-İ ACEMİ, EBUL HASAN HARAKANİ, EBU SAİD HARRAZ, EBUL HÜSEYİN NURİ, YUSUF BİN-İ HÜSEYİN RAZİ  hazeratı gösterilir.

İkinci dönem Melami Piri olarak Hacı bayram Veli  vehalifesi Ömer Sıkkıni( Bıçakçı Ömer dede) hazretleri anılır.

Üçüncü dönem Melami piri olarak da Seyyid Muhammed Nurul Arabi hazretleri anılır.

Bu tür alametler hakikatın tarikata dönüşmesinin alametleridir.Zira hakikatın dönemi yoktur.

İlmi ledün olanlara Melami denilebilir.

Melami olmayan bir yol, bir kişi kuralların kuludur.Bu kurallar din ve tarikatın kurallarıdır.Özgürlük yoktur.Melami ise hür ve özgürdür.O Allah da fani olandır.Allah kendinde olunca kendi baki olur.

Hakikat , varlığın Hakk'ın varlığı olduğunu idraktir.Bu sırra erenler variyetlerinden kurtulanlardır.Melami bunu başarmış olandır.Melamilik dinler üstü hakikattır.Lüğat manası kınanmış , ayıplanmış olarak tanımlanır ki ; bu ifadeler gayriyat sahipleri tarafından onlara verilmiş vasıftır.

Hakikatta Melami  Allah'ta fani (fena fillah) olan demektir.Onlar mutlakta yaşarlar . Sözleri ilahidir. O mazhardan ilahi söyler.Onlar ilahi ruh sahibidirler .İlahi ruh ise ilaha aittir.

Hakikat dava işi değildir.Bir iş değildir ki davası olsun,sen ben pazarı olsun.

Hakikatta silsile yoktur.Ehli hakikat dersi Hakk'tan alır.İnsan isme ve resme kutsal vasfı vermeye , kutsal icad etmeye müsait varlık olmakla bazı Melami adını alanlar, melamiliği tarikata dönüştürmüşlerdir.

Hakikat zahiri batından, batını zahirden ayırmaz.Mana suretlerin altında gizlidir.Bunu idrak eden surete gereken değeri verir.Suretler geçicidir amma öz (mana) ezeli ve ebedidir.

Dadarsan aşk dadından geçesin zahir dinden

Ayrılığın odundan ol vaktin kurtulasın (yUNUS eMRE)

GAYB İLİMLERİ TAHSİL EDENLER

 Niyazi Mısri hazretleri Mısırda bulunduğu 30 lu yaşlarda "Miftah-ı ulumi'l gayb"(Gayb ilimleri anahtarı) ilmini tahsil etti.bu ilmidaha önceki yıllarda Şeyh Bedrettin Simavi hazretleri tahsil etmişti.Son dönemde ise bu ilmi , Mısır'da tahsil eden kişi Muhammed Nurul Arabi hazretlerini görmekteyiz

HAKİKATTE SİLSİLE YOKTUR

 Hakikatte silsile (manevi soy-sop) yoktur.Doğmak ölmek zahire has olan tabirlerdir.Hayat sıfatı ebedidir, ezelidir.Mutlak; hakikattir ve o ne ise O'dur.Söylenen ve yazılanlar ise mutlak açısından hakikat değil hatadır.Zira mana, gönlün derinliklerindedir..Kim gönle dönerse onun derinliklerine iner.Hal kal ile anlatılmaz, anlatılamaz.Bir gülün güzelliğini, bir çınar aağacının haşmetini , semayı hangi kelimelerle anlatabilirsin.Onlar bizatihi güzeldir.Kesret aleminde bir şeyler söylemek lazımdır ama vahdetten gaflet etmeden.

HAKİKAT İSİMSİZDİR

 Hakikat isimsizdir.Ehli hakikat kendilerini bir isimle anmazlar.Her isim bir kayıttır ve hedeftir.Esma'lar arası rekabet kaçınılmazdır amaher esmanın müsemması birdir.

İbni arabi hazretleri  Fütahatı Mekkiyye isimlieserindeder."Allah'a dua ederken  FRENKLER;Ey kribatur, ACEMLER ; Ey Huday , TÜRKLER ; Ey tanrı, HABEŞLER;Ey Vak, RUMLAR;Ey Siya (Theo), ERMENİLER ;Ey Asfac, ARAPLAR; Ey Allah  diye seslenirler.Fakat bu değişik lafızlar aynı manaya delalet eder.

HAKİKATE DAİR

 Derler ki Bütün dinler körlerin elindeki asa mesabesindedir.İnsanlar kördür.Asa kör insana yol gösterir.Gerçek gözlüler Allah ile görenlerdirki bunlara tevhid-erimuvahhidlerdir.Kim tevhide erdi , 'ere,erilen,eremk' O oldu.Var olan O' dur, varlık dahi O'dur.Varlığın özü O'dur.Varlıkların zahiri değişse de , O hiç değişmeden olduğu hal üzeredir.O her yerde ve herşeydedir.O yaşayan bir varlıktır.

Hakikatte yaşayan O' dur.Kişileşmeler mazharlardır.O kişileşmelerle beraber kişilik ötesi hayat sahibidir.Mutlaktır; mukayyet oldu 'kul' adını aldı.Mutlak da , mukayyet de O' dur."O zahirdir, O batındır"(Hadid suresi 3).Bilen,irade eden, kudret, duyan, göre ,konuşan,zuhurda(tekvin) olan O' dur."Evvel O dur, ahir O'dur".O nasılsa öyledir.İzahlar, kıyaslar kesret alemi içindedir.Kesret, vahdetin kesretidir.Tevhide erenlerdekıyas kalkar. Hakikate erende ahdet, kesret anılmaz olur.Zira kişilik yok olmuştur.

Şunu bil kisen de O' sun.O ve sen, ben bir varlıktır.Senin ne evvelin vardır ne de ahirin olacaktır.

Mutlak dinler üstü hakikattir. Tüm dinleri kapsar.Hakikate erenin meyli yoktur.Zira O'nda kıyas yapacak bir ikinci yoktur.Bununla beraber o her mertebede bulunur..Cemad olur, bebad olur, hayvan olur, insan olur.İnsandan alem-i ekber olur, evren olur.Evreni dahi aşan olur.Evren senin vücudundur ama sen vücuda sığmayan bir varlıksın.Zatını , sıfatlarını düşün.

Gönlün gözün değil vücudunu , evreni dahi aşmadadır.Onlara kayıt yoktur.Bu sırları idrak et.Sonraki idrak dahi senden yok olur.Seni kendisine bağlı kılacakhiçbir şey kalmaz.Özgürlük senin asli özündür.Özgür olansa evreni ve içindeki tüm varlıkları ( ki, aslı bir varlıktır)kendi olarak görür.Tüm mükevvenat bir "Ben" dir.Mutlak "Ben" den ayrı kendini bir ben kabul edersen , mutlak tarafından hedef olursun.Tüm varlıklar gözüne bir har(diken) olarak görünür.Öyle de olur.Varlığına bürünen ayrıştırır.

Evren bir varlıktır .O bir ise hiç bir kimse değildir.Suretlere takılma , onlar geçicidir.İnkar da etme.Herkes aynı idrake sahip değildir.

Paracelsusun Sırları | Yıldızlarda Saklı Şifa | Evren Afat

15 Kasım 2024 Cuma

ZAHİT KOTKU HAZRETLERİ

 

Her rahmetin bir zahmeti vardır. Dünya hayatı zor bir sınavdır. Yalan dünya boştur. Ancak yanıltıcı görüntüsü hoştur. Yaradan’ın da koyduğu kurallar vardır. Bu dünyadaki nimetlerin haramı vardır. Helali vardır. Ahirette de hesabı vardır. Mehmet Zahit kotku hazretleri  dilinden hiç eksik etmezmiş. “Haramın azabı vardır. Helalin de hesabı vardır. Bana göre, “ayaklarınızı denk alın” demek isterdi. Gerçek âlimler bir rehberdir. Allah’ın koruyucu melekleri gibidir. Mürşitler birer paratonerdir. Bu halkaya katılan insanları korumak onların doğal bir görevidir.

Gerçek âlimlerin zaman ve mekân tanımayan güçleri vardır. Bu Allah’ın onlara verdiği bir lütuftur.

 Kotku hazretlerinin  kendisine has bir eğitim metodu vardı. Önem verdiği bir konuyu, zihinlere yerleştirmek için çok sık tekrarlardı. Cuma hutbesinde anlatır. Pazar derslerinde tekrarlar. Ev sohbetlerinde de bir kez daha vurgulardı.Bir gün etrafındakilere  çok güzel bir ders verdi. Dedi ki, “Söylüyorum. Tekrar söylüyorum. Sözlerimin tesirli olmadığını üzülerek görüyorum. Oturdum, kendi kendime sebebini araştırdım. Kabahati kendimde gördüm.” Bu sözler nakledildiğinde  Necip Fazıl Kısakürek “Bana bakın” dedi, “Bu bir veli üslubudur. Bu zatı sakın bırakmayın.”

 Hazretin en önemli uyarısı: “Denizde yürüyen bir kişi görseniz. Havada uçtuğuna tanık olsanız. Eğer bu kişi Resulullah’ın sünnetine muhalefet ediyorsa, vebadan kaçar gibi, onun yanından kaçınız.”

1- Bu dünyada en büyük felaket imansız olarak yaşamaktır. En büyük bahtiyarlık da bu dünyayı kâmil bir imanla terk etmektir. İçerisinde zerre kadar imanı olan kimse cehennemde kalmayacaktır.

Ehli iman günahları nedeniyle cehenneme gitse bile, cezasını tamamladıktan sonra, kendisini cennette bulacaktır. Halbuki iman etmeyenlerin gidecekleri yer doğrudan cehennem olacaktır. 

Geliniz ev ev merhamet şebekeleri kurunuz... İnsanları bu felaketten kurtarınız. 

2- Bu memleketin başına gelen felaketlerin en büyük sebebi rızık korkusudur. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” veya “viran olası hanede evladüiyal (eş ve çocuklar) var” safsatasıdır.Doğrusu şudur: Rızkı veren Allah’tır. Rezzak olan Allah’tır. Rızık konusunda Allah’ın sözü vardır. Şüphesiz Allah sözünde durandır.” 

3- Bütün dünya Müslümanların karşısında olsa, hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Yeter ki, Allah bizimle beraber olsun. Hz. İbrahim Aleyhisselam’ı ateşe attılar. Rabbimizin emriyle bu yakıcı ateş, gül bahçesine dönüştü. Ateş bir mahlûktur. Allah’ın yarattığı bir şeydir. Rabbimizin izni olmaksızın, hiçbir şey yapamaz. 

Unutmayınız ki, kuvvet ve kudret sahibi sadece Allah’tır.

 TAVSİYE:Mutlaka gerçek âlimleri bulunuz. İlmi ile amel eden bu güzel insanların yanı başından ayrılmayınız. Bu güzel insanların sohbetlerinden istifade ediniz. Kur’an ve sünnet çizgisinden kesinlikle sapmayınız. Birlikte yola çıktığınız kardeşlerinizi unutmayınız. Yolda bulduğunuz insanları da bu kervana katınız. Unutmayınız ki, sanat Allah’ı aramaktır. Gerisi çelik çomaktır.

 

 


HİÇ BABA













 

BAHRİ BABA'NIN SESİNDEN








 

14 Kasım 2024 Perşembe

VERMEK ÜZERİNE

 Alimlerden biri, talebesi ile gezerken, bir tarlanın yanındaki ağaçlardan birinin altında eski bir çift ayakkabı gördüler. Belli ki civarda çalışan birisinin ayakkabısıydı.

Talebe :

"Hocam bu ayakkabıyı saklasak da, sahibi geldiğinde ayakkabısını bulamayınca, o anki halini seyretsek, ne dersin ? " dedi.

Hoca:

"Sevincimizi başkalarının üzüntüsü üzerine kurmak doğru değildir. Gel şöyle yapalım; sen zengin bir ailenin çocuğusun, bu ayakkabının içine bir miktar para bırak, sahibi gelip bunu gördüğü zamanki sevincini seyredelim" dedi.

Talebe bu teklifi daha güzel buldu ve adamın yakkabısının içine bir miktar para koydu.Hocası ile görünmeyecek şekilde bir ağacın arkasına saklandılar.

Bir müddet sonra, ayakkabının sahibi geldi. Elbiselerini değiştirdi, ayakkabısını giyerken içinde bir şey olduğunu farketti. Baktığında bunun para olduğunu gördü. Bir müddet etrafına bakındı, hic kimseyi göremeyince, dizleri üzerine oturdu ve ellerini açıp:

" Ya Rabbi, eşimin hasta, çocuklarımın aç olduğu

Sence malumdur, verdiğin bu nimet için Sana sonsuz şükürler olsun," deyip gözyaşlarına boğuldu ve uzun bir süre ağladı. Bunu gören Hoca ile talebesi de göz yaşlarını tutamadılar...

Sonra Hoca talebesine döndü :

" Bu ilk tekliften daha güzel olmadı mı , şu an daha mutlu değil misin?" dedi.

Talebesi:

" Evet Hocam, daha sevinçliyim. Şimdi, daha evvel anlamadığım şu cümlenin manasını anladım : Verdiğin zaman, aldığın zamankinden daha mutlu olursun”.

Hocası dedi ki:

"Evladım! Güçlü ve haklı olduğunda affetmek: Vermektir."

"Yokluğunda kardeşine dua etmek: Vermektir."

"Haksız iken özür dileyebilmek: Vermektir."

"Başkasının ırzına kem gözle bakmamak: Vermektir.

"İnsanların gönüllerine sevinç ekmek: Vermektir...

Sevincimizi başkalarının üzüntüsü üzerine değil sevinci üzerine kurmak dileğiyle.


Alıntı

12 Kasım 2024 Salı

RÜYA- HACI BEKİR UZUN

 Hacı Bekir Uzun amca yaşadığı bir hali anlatı.""Ahmet Yesevi hazretlerinin türbesini ziyarete gittim.Hazret türbesinden çıktı konuştuk.O sırada annemiz olan hanımıda ayağa kalktı.Ben ona 50 Lira para verdim.Niçin verdiğimi hatırlamıyorum.ancak Ahmet Yesevi hazretlerinin şeklini unuttum ancak hanımının şekli halen gözümün önünde".

4 Kasım 2024 Pazartesi

TÜM DERTLERİN DEVASI MEVCUTTUR

 Hacı Bekir Uzun amca anlattı.Hatay/Dörtyol özerli'de yaşamış seyyidlerden Şıh Hasan(ince) çok hastalanmıştı.Kanserin artık kemiklere sıçradığını morfinin artık ağrısını kesmediği bir devrede idi.Ölücü gözüyle bakılmakta idi.zİYARETİNE GELEN KİŞİLERE "EMEKLİYEREK TUVALETE GİTMENİN NE BÜYÜK NİMET OLDUĞUNU " SÖYLEMEKTE İDİ.İskenderun'da bir bayan doktor bir ilac yahut yöntem tavsiye etti Şıh Hasan iyileşti. Bu ara hanımı vefat etmişt.Yeniden evlendi ve 5 sene daha yaşadı.

2 Kasım 2024 Cumartesi

İrşadi Baba ile Vali bey - Nurullah Mete Erenköy Dergahı Meşk #sohbet #t...

SÜNNETE UYANLAR VERİLEN MERTEBE

 Cenab-ı Peygamber efendimizin sünnetini öğrenip tutanlara Hak teala tarafından dört büyük mertebe verilir:

1-  Kalbi temiz olan müslümanların kalbine sevgisini koyar.Müminler onu canı gibi severler

2- Fasık ve facir münafıkların kalbine de bu kimsenin heybetini düşürür.Bu kimseyi gördüklerinde korku düşer.

3- Bu kimsenin geçinmesini kolaylaştırır ve rızkına genişlik verir.

4- Din yoluda kavi, sağlam olur.Bu kimsenin dini kuvvetli olur.

1 Kasım 2024 Cuma

SÜNNET NEDİR

 Cenab-ı Resulullah'a tabi olmanın gereği olup,sünnet şunlardır:"Şeriat kavlimdir, Tarikat fiilimdir, hakikat halimdir, marifet sırrımdır, zikrullah eniimdir" hadisi şerifidir.Şeriat sünnetlerden biridirAllah'a ve Resulüne itaatın şartı tüm ayetleri kabul tüm sünnetleri kabuldür.Kur'anın içinde şeriat, tarikat,hakikat ve marifetin hepsi vardır

73 FIRKA MESELESİ

 Efendimizden rivayed edilen bir hadis-işerifte" Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak biri hariç hepside cehenneme girecektir.Kurtulan kimlerdir? ya Resulullah diye soranlara "Ben ve benim ashabım ne itikatta ise ondan ayrılmayanlardır" buyrulmuştur.

73 fırkanın hepsi Muuhammed ümmetidir.Farklılık neden kaynaklanmıştır.Bu fırkalar içerisinde kimisi mezar telkinini, kimisi şefaati, kimisi tarikatı, kimisi ashabe buğz eder, kimi dört halifeyi ayırır üçüne buğz eder,kimisi iradeyi inkar eder, kimisi zikrullaha itiraz eder, kimisi evliyanın kerametini inkar eder.kİMİSİ VARDIR Kİ, HADİSİ ŞERİFE NE LÜZUM VAR,ZATEN MEVCUT HADİSLERE  yalan karıştırılmıştır.Biz kur'ana  bakalım derler.Birkısmı Sahabe arasındaki ihtilaflarda taraf olur.Kimisi Hak teala'nın hikmete mebni konularına itiraz eder.

HER AĞIZ AYNI DEĞiLDİR

 Hz.İsa (a.s) ölüye okur, ölü drilirdi.Şakirtlerinden birisi, Ya İsa, bu duayı bana da öğret diye rica etti.Hz.İsa, o duayı ona öğretti.O şahıs o duayı bir başka ölüye okudu ancak ceset dirilmedi.Bu durumu Hz.İsa peygamber'e bildirince İsa (a.s) buyurdu ki:"Dua aynı duadır, fakat ağız İsa'nın değildir" dedi.

İtikatlı kamil bir müminin kalbi, sağlam bir silah gibidir.Münkir münafığın kalbi , ağızı, bozuk bir silah gibidir.İş görmez

31 Ekim 2024 Perşembe

HATAYLI BOSTAN

 Hacı Bekir Uzun amca bir şahsiyeti anlattı.Bu şahıs Hatay'da yaşamakta iken Dörtyol'a gelir ve üç çocuğu olan dul bir kadınla evlenir.Devir 1940 yılların kıtlık devridir.Adam, ağaç kökü sökerek geçimini temin eder ve ailesine bakar.Evlendiği kadından iki de çocuğu olur.Uzun yıllar yaşar ve ihtiyarlayınca köy içinde çınarların bulunduğu yerdeki bir bahçede bulunan bir oda evde tek başına yaşar.Aile kendisini reddetmiştir.Köyde bulunan bir kahveye gelir ve söverek içeriye gider.Köydeki insanlara sövmektedir.Günlerdir aç kalmıştır ve Bir somun ve helvayı canı çekmiştir.orada bulunanlardan Ziraatbahçesinden emekli olmuş birisi yanındaki mahir isimli oğluna hitaben "oğlum eve git somun ve Helva getir" der.Çocuk istenileni getirir ve bu adama verirler.Adam gelen nevaleyi yer.Ancak o gece vefat eder.Ertesi gün, Afganlı hocadenilen bir zat mezarlıkta defin sonrasında talkın vermeye hazırlanırken Özerli'de bulunan Hacı Emin Efendi gelir ve müsade istiyerek talkını verir.Sonrasında Hacı Emin Hoca şunu söyler:"Dün ,evliyalar arasında muazzam bir kalabalıkla bir toplantı yapıldı.Bu cenaze, o toplantıda su dağıtmakta idi.Acaba bu hali nasıl kazandı" der.Halbuki Hataylı Bostan namaz abdest yok.ara sıra kahvede kağıtta oynardı.Düşündüm, kıtlık devrinde üç cocuklu dul bir kadınla evlenip o çocukların maişetini temin ettiğinden dolayı Hak teala ona bu mertebeyi layık görmüş

Uyan Artık Yiğidim Şiiri - Nurullah Genç

29 Ekim 2024 Salı

AMELİN TEMELİ:TEVEKKÜLÜN-AMEL-İ SALİH-EDEP TARİFİ

 Tevekkül şudur ki;"bir kimse, iman edip, Allah (c.C)'a ibadet etmeye ,Cenab-ı Hakk'ın rızasına ve dostluğuna kavuşmak izinde çalışırken  bu yolda başına gelen her türlü sıkıntılara karşı hiç kimseye halini şikayetçi olmayıp , her halini, her işini Allah (c.c) 'a havale veher işine vekil edip , her işini O'na ısmarlayıp O' nun her işi yapacağına inanıp, sabırla beklemektir.

Amel-i Salih ; kulun yaptığı işte sadece Hakk'ın rızasına hoş gelmesini düşünüp başka gaye ve maksatlardan temize çıkarmasıdır.

SEYYİD NİZAMOĞLU

HER KİM İSTER OTURA ALLAH İLE / DAİM OTURSU EHLULLAH İLE

KİM KELAM ETMEK DİLERSE HAK İLE  / ÖMRÜNÜ GEÇİRSİN İLLALLAH İLE.

BULMAK İSTERSEN BEKA ENDER BEKA / AŞİNA OLVAR FENA FİLLAH İLE.

MUSTAFA'NIN ŞER'İNE KIL İNKIYAD / SOHBET İSTERSEN RESULULLAH İLE.

NEFSİN İSTERSE CEHENNEMDEN HALAS / DURMA TEVHİD EYLE SEYFULLAH İLE

HAKİKAT SIRRI ESRARIN CİHANDA EHLİ HAL ANLAR/AVAM OLAN NE BİLSİN HALET-İ AŞKI VEBAL ANLAR

GÖRÜR MÜ HER TEHARETSİZ SANIRSIN ALEMİ KALBTE/ GÖNÜL SEYRİN BEYAN ETSEN BASİRETSİZ HAYAL ANLAR.

OKURLAR LEVHİ MAHFUZUN KİTABIN EHLİ AŞK OLAN / KALAN ZAHİRDE BİLLAHİ HEMAN BİR KIYL-U KAL ANLAR

 BAKA CAM-I ŞERABINDAN MÜYESSER OYLMAYAN ŞAHSA/ CİHANIN ZEHRİNİ NUŞ İDÜBEN BİÇARE BAL ANLAR

TEFEKKÜR EDER Mİ SEYFİ ,RUMUZ-I AŞKIHER ADEM / HAKİKAT SÖZLERİN HER ŞAHIS NE BİLSİN HOŞ HİSAL ANLAR  

KALBİMİZE ALTI YÖNDEN GELENLER

 Kalp bir santral gibidir, altı yönden gelen vardır;

*Cenab-ı Hakk'dan gelen var

*Melekten gelen var

*Ruhtan gelen var

*Akıldan gelen var

*Nefisten gelen var

*Şeytan'dan gelen var

En tehlikeli olanı nefisten ve şeytandan gelenlerdir.bu gelenler kalbi ele geçirmek isterler.bu nedenle nefis ve şeytandan gelen hayal ve arzuları ve iğvaları(vesveseleri) ile yapılan bir harp vardır ki ehli yakin, ehli vera ve ehli takva olanlar , her an mücadele ve harptedirler.

YAKİN İLMİNİ ÖĞRENMEK

 Yakin üçtür, Aynel Yakin, İlmel yakin,Hakk'al Yakin..Yakin hasıl edip yakinen inanmak, ancak halis müminlere mahsusturİman edecek şeylere tamamen yakinen inanmak  , ancak yakin ilmini üstazından , şeyhinden öğrenenlere yakin hasıl olur.

Hadisişerif buyurur:"İlm-i Yakin öğreniniz.Kuran-ı Kerim ilmini öğrenir gibi öğreniniz.Hatta onu iyice bilesiniz, ben de öğreniyorum"

Meşayihler dualarında ELHADÜLİLLAHİLLEZİ CEALNA MİN EHLİL YAKİN (Allah tealaya hamdolsun, bizleri ehli yakinden eyledi" derler.

Hz.Ali efendimiz buyurmuştur:"İl-i batın, Allah (c.C) sırlarından bir sırdır ve Allah(c.c) hikmetlerinden bir hikmettir.Bunu dilediği kulunun kalbine koyar

ULEMA KİMDİR?

 "bENİM ÜMMETİMİN ULEMASI(ALİMLERİ), bENİ iSRAİL'İN PEYGAMBERİ GİBİDİR" hadisi şerifinde belirtilen ulema (alimler) kimdir?.

Diyanet her ne kadar bunu namaz memurları olan cami hocaları olarak telakki etse de, yahut Diyanet teşkilatının üst katmanlarındaki kurulları işaret etsede o değildir.Yahut kerameti kendinden menkul, sarığı , cübbesi büyük olan , yarım noksanlar değildirEnes bin. Malikden rivayet edilir:"İlim ikidir.Biri kalpte sabit olan batın ve ledün maneviyat ilmidir.En menfeatlı ilim budur.Bir ilimde dilde, lisandaki ilimdir, kitaptır.Bu da Hak Teala'nın hüccetidir" diye buyurmuştur.Ulema-ı ümmet .bu iki ilimle çalışıp huzura erenlerdir.


BİR KALBİ MESRUR EYLEMEK

 Farzların edasından sonra Cenab-ı Hakk7ın ziyade sevdiği amel, Müslim bir kimsenin kalbini mesrur eylemektir.

KUDDİSİ HAZRETLERİ

 Canana gönül vereli candan usandım

Düşeli onun derdine dermandan usandım.

Çün zamane ihvandan , bulmadım derdime bir deva,

Yüzleri kabil dost, özleri düşman olandan usandım.


VELİ OLMAZ KİŞİ TAŞLANMAYINCA,DÜNYA ENDİŞESİ KALPTEN BOŞLANMAYINCA.

İBADDET ÇOKLUĞUNA İTİBAR YOKTUR, KULUNDAN HALIK'I HOŞLANMAYINCA. 


Vasıl olmaz Hakk'a kimse cümleden dur olmadan/Kenz açılmaz her gönülde ta ki pür nur olmadan

Sür çıkar ağyarı gönülden Hakk tecelli ede sana/ Padişah konmaz saraya ta ki hane mamur olmadan,

GİZLİ KÜFÜR

 Gizli küfür ikidir.Birisi ehli zikrin aleyhine kötü konuşmaktır.İkincisi ise Allah'ın emriyle evlenen kimselerin hakkında kötü konuşmaktır.

26 Ekim 2024 Cumartesi

SULTAN BACI

 Hatay Dörtyol'da yaşayan Necib Sultan'ın 35 yıllık hizmetkarı Hacı bekir Uzun ağabey anlattı.13 kardeşinden birisi Sultan isimli kızkardeşi.Kocası ölmüş,çocukları olmayan ve tek başına yaşayan bir bayan.Yaşı 80 'e yaklaşmış..Manevi dünyadaki yaşadıkları halleri anlattı:

"Bir kandil gecesi idi.İbadetimi yaptım. Secade üzerinde iken bir ihtiyar geldi.bana "nereyi görmek istersin?" dedi.Bende "Çanakkaleyi" dedim.İhtiyar zat beni takip et dedi.O önde ben arkada yürüyerek çanakkaleye gittik.Şehitliğe girer girmez bütün yerdeyatanlar ayağa kalktılar.Ben şaşırdım.Nedir bu? deyince bunlar senin için ayağa kalktı" dedi.ben üç gün ağladım Ben buna layık değilim diye..

*

Her cuma günü sabahları evimin önünde bulunan ve bakımını yaptığım çiçeklerle konuşurum.onlara "Bana hakkınızı helal edin .Size bakım görevini layıkıyla yerine getirmiş isem" derim onlarda başlarlar sallanmaya.Bir tanesi sallanmıyor.Baktım kökü dışarıda kalmış.Ben çiçeklerle konuşurken evde bulunan kayın validem,Kayınpedernime "Bu gelin dışarıda kiminle konuşuyor? baksana" demesi üzerine dışarıya geldi ve bana sen kimilne konuşuyorsun dedi.Bende çiçeklerle konuşuyorum deyip onların zikir çekerek sallandıklarnı söyledim.".Evimize akrabalardan birisi gelmiş bunu kayınvalidemden duyunca avluya geldi ve bana "Söyle bir daha sallansınlar" dedi.o lafını bitirince çiçekler sallanmaya başladım.kadın hayretle bana sarıldı".

*

Komşularımızdan Bostan Gözübenlinin oğlu Ahmet Gözübenli, Dörtüyol'daki Nakşi şeyhi Ziya efendiye devam ederdi.Bir Cuma günü, bana dışarıdan seslenerek " Gelin.Ben ziyaefendiye zikre gidiyorum gelince benim halimi sööyle dedi.O akşam seccade üzerinde iken o ihtiyar geldi ve bana ne istiyorsun? dedi.Bende Filanın halini görmek istiyorum.dedi.Hadi gel deyince ben arkasına düştüm.Bir camiye geldik.Birisi yüksek bir yerde vaaz ediyordu.minberin iki basamak altında iki kişi oturmuştu.Yüksek yerde vaaz eden için "Bu kim?" dedim. Bana, bu yüksek okulu bitirmiş bir öğretmen dedi.Aşağıda olan iki kişi için "Ah bunların dilleri olmasa" dedi.daha aşağıd koyun sürüsü gibir bir çok insan oturmuştu.Ertesi Gün Ahmet Gözübenli geldi:"ben nasıldım ?" diye sorunca ben cevap vermedim,söyliyemem dedim.Üç sene geçtikten sonra öğretmen olan hanımını bana gönderdi ve o vakitteki gördüklerimi sordu.Bende "Ah dilleri olamsa idi" sözünü naklettim ve bunu sebeb nedir diye o ihtiyara sormuştum.O da bana :Evladım burda hayır yapıyorlar biraz gittikten sonra o hayırlarını yere döküyorlar.Ah dilleri olmasa" dediğini anlattım.Öğretmen olan o kişi bana sarıldı dili tutulmuş gibi konuşamadı.

*

Bir ara çok darlandım.Evin üstündekikiremitler kırılmış, kiremit altındaki ağaçlar eskimişti.Ustalara konuştuğumuz parayı verecektim ancak 200 liram eksikti.Kimseden alma imkanımda yoktu.Ben namazdan sonra kendikendime "Ey Yahyanın oğlu Hacı Bekir,yetiş" dedim.biraz sonra Hacı bekir kardeşim geldi ve bana sormadan 200 TL verdi ve işim görüldü. 

25 Ekim 2024 Cuma

İÇSEL BİR VURGU

Ne çok şeyi yükleniyorsun farkında bile değilsin,

Oysaki arınmak, durulmak ve yüklerini bırakmakla

Hafifleyecek, gerçek huzura erececeksin.

Sıratından şimşek hızıyla geçivereceksin belki de. :)

Dedikodu kültürünle biriktirdiğin

Düşüncelerin sana yük bindiriyor,

Sana secde ile emredilen varlıkları

Şeytanlaştırıp uzaklaştırıyorsun kendinden

Düşmanlaştırıyorsun ötekileştirdiklerini

Öyleyse bir an düşünüp bakıver geçmişine

Ne çok şeyi şeytanlaştırıp uzaklaştırmışsın kendinden

Sevmeyi öğrenememiş olmanın yetersizliği ile.

Vesselam....

24 Ekim 2024 Perşembe

ÖCALAN GÖREVİNİN SON DEMİNDE

 İmralıda tutuklu bebek katili Abdullah Özalan, delikanlılığında sıkı bir Necip Fazıl hayranı olduğu söylenir.Evlendiği Kesire Öcalan7ın ,Diyarbakır Mit başkanının kızı olduğu ifade edilir.Acaba derin mahfiller tarafından kendisine verilen misyonunun  sonuna mı gelindi?. Kürt hadisesi , siyasi iktidar ve ortağı tarafından başka bir evreye mi çevriliyor.Muhtemelen..Ancak birliğimizi oluşturan harçta,milletimizi oluşturan harçta inançlı kürtlerin etkin varlığı yadsınamaz..Planlı bir şekilde kürt varlığı ayrıştırıcı sahaya çekildi.

23 Ekim 2024 Çarşamba

HACI BEKİR UZUN

 Hacı Bekir Uzun amca anlattı. "Hayırdır inşallah rüyamda Kara, Hava, Deniz kuvvetleri hazırlanıyormuş. İnşallah ülkemiz için bir olumsuzluk olmaz" buyurdu.

AŞIK FATMA AHISKA, SOHBET, DUA, ZİKİR MERASİMİ


 

22 Ekim 2024 Salı

AFYON MEVLEVİHANE ÇELEBİLERİ






sultan Divani'yeait sandukanın solunda Baki Çelebi dede yatar.Bu zat Semai ve Ahmet Çelebi'nin babalarıdır.



 

19 Ekim 2024 Cumartesi

SEMAİ MEHMET ÇELEBİ

 



Semai Çelebi,21 nci kuşak olan İskenderun'da yaşayan Celalettin Çelebi'nin dedesi Burhanettin Çelebi ve Fahrettin amcası ile Kamile, Hatice, Fasiha halalarının Babasıdır.

SULTAN DİVANİ

 Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî’nin yedinci kuşak torunu olan Sultan Dîvanî Afyonkarahisar’da dünyaya gelmiş, yaşamış ve hayata burada veda etmiştir. Sultan Dîvanî yaşam tarzı, yazdığı şiirler ve alçak gönüllülüğü ile Afyonkarahisar halkına kendini sevdirmiştir. Sultan Dîvanî ve yakınlarının türbesinin bulunduğu Karahisâr-ı Sâhip Sultan Dîvânî Mevlevîhânesi müze haline getirilmiştir. Günümüzde Mevlânâ ve Sultan Dîvânî sevgisini taşıyan kişiler ve meraklılar tarafından ziyaret edilmektedir. Karahisâr-ı Sâhip Sultan Dîvânî Mevlevîhânesi’nin cami, türbe ve müzeden oluşması ziyaretçi sayısını artırmaktadır. Müzenin düzenlemesi esnasında mevlevîhâneye ait eşyalar kullanılmıştır. Karahisâr-ı Sâhip Sultan Dîvânî Mevlevîhânesi’nde ve müzede sergilenen eşyaların sadece sayıları görevliler tarafından tespit edilmiş, eserlerin ayrıntılı bilgisine kayıtlarda yer verilmemiştir. Bu eşyalar arasında dival işlemeli puşide levhaları, puşideler ve sandukaların önüne asılan bohçalar yer almaktadır

14 Ekim 2024 Pazartesi

PROSTAT HASTALIĞI İLE ALAKALI BİR YAZI

 https://landprofit.best/?flow_hash=PAbdC0vx&clickid=cs6iac6n6s0s73d2iub0&data1=20957724&data2=57759032

12 Ekim 2024 Cumartesi

Şirin anne cenazesi - Zikr mevlevi

GELEN ZAMANIN KODLARI

 Necib Sultanım sahibüzzamanın geliş vakti olarak 2023 yılını işaret etmişti.Ancak Sahibüzzaman'ın kim olduğunu bilmek ehline ait bir konu olup bilenlerde zaten ifşa etmezler.Kerameti kendinden menkul din adına TV lerde boy gösterenler zaten bunu kabul etmezler.Gelen amanın kodlarını bilmeyenler zaten insanları sevap,hangi saatte hangi tesbihin çekilmesinin daha dereceli olduğu  hususları ile uyutacaklar.Yeni dönemin yeni kurallarına eskiler direnç gösterip reddedecekler.Asıl zorluk çıkartacak olanlar bunlar olacak.Diyanet toptan reddedecek..Arayış içinde olan ve Hak Teala'nın kalp donanımlarını kuracağı 30-35 yaşlarındaki nesil,muhtemelen 2035 yılında birlik oluşturup İslam bayrağını burçlara dikecektir. 

1 Ekim 2024 Salı

HACI BEKİR UZUN

 Hacı Bekir uzun abimiz, Necib sultanımla alakalı anılarından anlatımları:Necib Sultan, ben, Dörtyol'da yaşamış Nakşi şeyhlerinden Ziya Bölükbaşı sık sık seyahatlere gider idik.Bu ziyaretler günü birlik olurdu.Bir keresinde Ökkeşiye hazretlerine gittik.Kömürlerdeki köy yolundan gitmekte idik.Bindiğimiz araba Anadol taksi idi.Traktörler toprak yolda giderken çamurda derin izler yapmışlardı.Bu durumda gitmekte zorlanıyorduk.Ziya Efendi dönelim dedi.biz arabadan indik düşe kalka Ökkeşiye hazretlerinin bulunduğu tepenin eteklerine geldik.Kar yağmıştı.arabayı oraya bırakıp yaya olarak türbenin bulunduğu yere vardık.Kubbe eski idi ve yağmurdan akıntı yapmakta idi.ince bir hasır üstünde iki rekat namaza durduk.Necib Sultan yanımda idi.Namaz esnasında vücudu titremeye başladı.O kadar şiddetli idi ki mafsallarının titremekte oluşan şakırtı sesleri duyulmakta idi.Namazı bu hal üzere tamamladı selam verdikten sonra Ziya Efendi ninde orada olduğunu anladı ki namazdaki halinden dolayı utanarak benim duyacağım bir sesle " Ayıp oldu.Ziya Efendiye" dedi.

Yine aynı şekilde Kilis te yaşayan tahrirat katipliğinden emekli Durmuş efendi'nin ziyaretine gittik.Mübarek damadına ev yaptırmakta idi.evin bulunduğu sokak başında beklemeye başladık.Ziya Efendi en önde idi.Yanında ben vardım en sonda Necib Sultan vardı.Durmuş efendi ileriden gözüktü, yürüyerek Ziyaefendi ve benim önümden selam vermeden geçti.Sanki bizi görmüyordu doğru Necib SultaNın bulunduğu yere vardı ve ona " Sultanım " diye sarıldı.ZiyaEfendi bu hale bozuldu.Necip Sultanımda utanarak Durmuş Efendi'ye " ziya efendi de burada diyerek hazreti ayıktırdı.

Durmuş efendi , Osman Seraceddin hazretlerinin haliflerinden idi.Bu ziyarette Necib Sultanım bir ara ortadan kayboldu,Manen ,Durmuş efendinin mutfağında misafire ikram edecek bir şeyin olmadığını keşfedince hemen pazardan erzak tedarik edip mutfağa bırakmıştı.Durmuş efendi bundan memnun kaldı.

28 Eylül 2024 Cumartesi

OSMANLI HIRSIZLIĞI

 Newyork gazetelerinden birisi böyle başlık atmış ..Ülkemizin varlığı bir başka ülke için suç tehdidi olarak ifade edilmekte.Rüşvet suçunu o ülkenin idarecisine aşıladığı için.Newyork Belediye başkanı muhtemelen rüşvet almaktan 20 yıl hapis yiyecek bir riskle karşı karşıya...siyasi kariyeri bitecek..57 sahife tutan iddianamede tamamen Türk vatandaşlarından alınan rüşvetlerle alakalı.TÜrk Hava yollarının imkanlarının ucuza arzedilmesi v.s.Toplam rakam 150.000 Dolar.Türkiye nin üst katmanındakiler için bu çerez rakam..Ama Amerikada , bir amerikan vatandaşı birde başka ülke vatandaşından 50 Dolar ve üzeri bağış aldığında devlete bildirmek zorunda..Ve bu husus yandaş basın tarafından sükut geçirilecek.

Osmanlı asla hırsız değildi.Ama torunları, ecdad için bu başlığı ona reva gördü.

17 Eylül 2024 Salı

MANEVİYATIN YOL KESİCİLERİ

 İnanmak bir ihtiyaçtır.manevi dünyanın esası inanmaktır.Şüphesiz insanlar,  örnek alacakları insanlar ararlar. Bu ihtiyaç doğru şekilde giderilmezse sonuç hüsran olur.Manevi dünya da bu hususlar çok görülür.Tarikatta yol kesenler diye tabir edilen bu insanlar, manevi dünyanın maddi kısmını hedeflerler.Bir takım bilgi kaynaklarını rüyalar yoluyla doldururlar.Bir miktar da "Kalbime geliyor ki" diyerek  tamamlarlar.İnsanımızın merak ettikleri hususlar "Yarınlarda olacak hadiseler", "bir işin kendisi için hayırlı olup olmadığı şeklindeki tereddütler" dir.Hizmet ettiği bir türbede yatan zat'a ruhani sorarak cevap alma iddialarında olanlara rastlamak ta mümkündür.Bu hal o derece ileriye giderki, türbedeyatan zat, o kimsenin rüyasına girerek "filan şunu yapsın " dediğini aktararak iş yürütenlerde olmuştur.Tüm bunlar, manevi dünyanın maddi dünya için yozlaştırılmasıdır.

12 Eylül 2024 Perşembe

AHMET TAŞGETİREN

İslâm’dan ne kaldı bizde?

İslâm toplumuyuz” ya, peki ara sıra bakmak gerekmez mi, İslâm’dan bizde ne kaldı, diye…

Şu Narin çocuk olayı neresine düşer Müslümanlığımızın?

Kur’an Kursu’ndan dönüyormuş Narin çocuk. Omuzunda Elifbası varmış. Buraya kadar Müslümanlığımızla ilgili. Sonra eve gelmiş, muhtemelen “görmemesi gereken bir şeyi görmüş” ve görmemesi gereken şeyi başkaları duymasın diye öldürülmüş. Ondan sonra birileri seferber olmuş, bu cesedi ne yapsak da kimse görmeden ortadan kaldırsak diye…

Seferber olmuş herkes Narin’in öldürüldüğünü duymasın, diye. Bütün köy seferber olmuş. Anneler bile, babalar bile, kardeşler bile… Amca amcalığını unutmuş, baba balalığını, anne anneliğini…

Narin’in Elifbasını cesedini koydukları battaniyenin içine koymuşlar, sonra bir çuvala aktarmışlar sonra da derenin kenarında açtıkları çukura gömüp, üzerine ağır bir taş koymuşlar.

Dindar bir köy imiş burası… Peki ama Narin’in başına bunlar getirilirken İslam nerede?

Ne oluyoruz size göre? Ey Hocalar ne oluyoruz?

Aşağıdaki soruları 1997 yılında Altınoluk dergisinde “İnsan Krizi” başlıklı yazımda sormuştum. Gelin birlikte soralım:

 Acaba trafikte, bir savaş ortamından daha çok can vermenin temelinde ne vardır? Neden insanlar hep, kendi şeridinden başkasına geçme tutkusu taşırlar? Neden kırmızıda geçmeyi büyük bir zafer duygusu içinde yaparlar?

Acaba insanlar, bir başkasını insanlığından çıkaracak uyuşturucu maddeleri neden üretir, neden satarlar?

İnsanlar, sonunda kendilerini çürütecek bir maddeyi neden kullanırlar?

Neden, insanın şuurunu yok eden alkollü maddeler, bizzat devlet tarafından üretilir?

Acaba neden erkekler eşlerini döverler? Neden anneler bebelerini dayakla terbiye ederler?

Neden, Afrika’nın bir köyünde bir bebek, annesinin kuruyan memesinden süt yerine kan emer de, Amerika’da bir başka insan, bir öğünde, bir köyün bir aylık yiyecek masrafını ödeyip kalkar...

Neden tezgâhta manav, kesekâğıdına mutlaka bir çürük meyve koyar? Neden kasap, müşterinin görmediği bir ânı kollar?

Neden müteahhit, bina inşa ederken çimentosu-demiri üzerinde oyun oynar? Neden bakan, devlet ihalesi verirken, ahbap-çavuş ilişkileri gözetir?

Neden öğretmen, derse azıcık geç kalmaktan ve dersi kaynatmaktan zevk alır? Neden öğrenci kopya çeker?

Neden öğrenci öğrenciyi öldürür?

Neden çocuk çocuğun oyununu bozar?

Neden çocuk bahçeden elma çalar? Çam fidanının sürgününü kırar neden? Neden kediyi taşlayarak öldürür çocuk? Neden kelebeğin kanatlarını yolar?

Neden doktor, hastabakıcı veya hemşirenin ilgisinde, fakir hasta ile zengini arasında derin farklar bulunur? Neden fakir hastalar rehin kalır hastanede?

Neden din adamı, haftalık izninde camiye gelmez? Neden camiyi temiz tutmaz? Neden mevlithan, parası olmayan çocuğun babası için Kur’an okumaz?

Neden cemaat, namazdan çıkar çıkmaz gıybete dalar? Neden namazda saf saf durur da, dışarı çıkar çıkmaz birbiriyle kavga eder mü’minler?

Neden politikacı halkın huzurunda başka, evine dönünce başka, devlet hayatında başka insan olur? Neden halktan önce hısım akrabasını düşünür devlet adamı?

Neden ölen komşudan ancak cesedi kokuştuğu zaman haberdar olunur?

Neden insanlar, yolda çarptıkları yaşlı kadınları orada bırakıp da kaçarlar? Neden onların çantaları kendilerinden kıymetli görünür gözlerine?

Neden yaşlı annelerin bir an önce huzurevine yatırma yarışı yapılır?

Neden tütmeyen ocaklar görülmez? Neden parası yetişmeyen reçetelere katkısı olmaz insanların?

Neden yapılan yanlışlarda hemen telafi mekanizmasını işletip, kendisini haklı gösterecek gerekçeler üretir insan?”

Yazı uzun da soruların ardından şu cümle geliyor:

Bunca “neden” sorusu bir problemi getiriyor önümüze ve problem insanda düğümleniyor. İşin özünde bir “insan krizi” var. İnsanda da “ölçü krizi...”

Narin’in cesedini “Amca”dan alıp çuvala koyduğunu, sonra götürüp dere kenarına gömdüğünü itiraf eden adam, sonra eve gitmiş, yemeğini yiyip, namazını kılıp uyumuş…

Bir çocuk ne, onu öldürmek ne, onu dereye gömmek ne, sen insan mısın be adam?

O namaz ne? Senin İslâm’ın sana ne veriyor insanlık adına? Seni insan yapmak değil miydi Müslümanlığının amacı?

Ne oldu İslâm’a bu aralarda?

Ne diyeyim bilmem ki… Bir Müslümanlığımıza bir de insanlığımıza bakmak gerekiyor değil m?

Ne yazık ki Narin tek değil. “Üçüncü sayfa haberi” derz ya gazetecilik jargonu olarak… Artık onlar “Birinci sayfa”ya terfi ettiler. Çünkü üçüncü sayfa kaldırmıyor onların insan dışılığını…

Ne dersiniz İslam nasıl kurtarılır bu insani düşüş sürecinin elinden?


7 Eylül 2024 Cumartesi

Sufi - Tasavvuf Musiki Meşk 4

DUA-SALAT-ŞEFAAT

 

DUA-SALAT-ŞEFAAAT

 

Bir Kur’an ayeti:” Allah ve  melekleri Nebi’ye salat ü selam ederler.Ey iman edenler siz de ona salat edin, duada bulunun”(Ahzab suresi 33/56)

Allah’ın salat’ı rahmet etmesi, Meleklerin salatı istiğfar ve af dilemeleri, müminlerin salatı ise dua etmeleri anlamına gelir. Burada  salat denince dua kastedilir.Salli Barik duaları bu vesileyle söylenir.

Kelimelerin bir sözlük anlamı birde terim anlamı vardır.Salat’ın sözlük anlamı dua ama terim anlamı namaz demektir.

Dua nedir? Allah’ın huzuruna çıkma O’ ndan bir şeyler isteme talepte bulunma demektir.

Şefeat yardım demektir.Ahirette başta Efendimiz (SAV) olmak üzere Allah katında sevilen insanların , evliyanın , salih kimselerin , ulemanın  zayıf durumda olanlar için Allah’dan af dilemesidir.Şefeaata izin veren Allah (C.C) dur.

6 Eylül 2024 Cuma

din =bilim=teknoloji=insan =icad = insanın simyası ve kimyası analizleri yeni mürşidlerin teknikleri


göçebeler SES ayinini büyü olarak kullanırken , yerleşik medeni halklarsa :) ŞEKİLLERİ yaratım büyü ayini olarak kullanırlarmış..ses ve şekil içiçe de kullanılmış halklar karıştıkça tabii..
eweet ...RENE GUENON un İNİSİYASYONA TOPLU BAKIŞLAR( ..çeviren MAHMUT KANIK) kitabına yine devam ediyoruz..bu bölümde insiyetik sırlar ve ayinler ve teşkilat adamlarının nitelikleri var ..ben göz attım işime geldiğini anlayıp yazacağım bilginize yani günümüzde yaşayan ayin ve sembol ve ayini gerçekleştirenlerin niteliklerine bakacağız ...aslında benim anladığım yaptığımız her hareket ve fiil bir ayin olabilir çünkü sonunda bir hayali maddeleştiriyor bir. bakıma insanca yaratıyoruz değil mi? fiillerimiz ve niyetlerimiz uyumlu ise o rahmani şifalı huzur veren oluyor ve niyetimiz ve eylemlerimiz. negatifse o huzursuzluk veren ve ortamı bozan yaratımlar oluyor..
yanii huzur veren korumalı bir elektrik ve çarpan ve senin canını yakan bir kaçak elektrik yayını var ...

mesela ülkemizde artık sık sık yaşayan uluorta herkesin içinde soyunup çifleşen kişiler aslında en kadim büyüyü yapıyorlar biliyor musunuz ?... ben bunu ilk DEMİRCİLER VE SİMYACILAR KİTABINDA sanırım yine aynı şahsa ait bilgilerde öğrenmiştim..mesela kadim devirlerde bir simyacı çiftçi BİR MEYVEYE BAŞKA BİR MEYVEYE AŞILAYACAK DİYELİM ve bu o zamanda genel olarak pagan tabiata uyumlu yaşayan halklar için en büyük küfür olduğundan simyacı bunu aynın gözükmediği en karanlık gecede yapıyor..ve ağaca başka bir meyvenin dalını aşılarkende YANINDA GETİRDİĞİ SABİ İKİ KÜÇÜK KARDEŞ OLAN KIZ VE OĞLANI YANINDA ÇIPLAK İLİŞKİYE SOKUYORMUŞ.. yani eylem ve büyü ve şekil ve niyet aşılama böylece gerçekleşiyormuş.. bugünde halkımızdaki aşırı dejenerasyon böyle HALKIN AHLAKINI DEZONFARMASYONA AŞILAYARAK ALIŞTIRA ALIŞTIRA NORMALLEŞTİRİYORLAR ve bir süre sonra bizde batı dünyasındaki gibi bunları sıradan kabul edeceğiz..

birde kadim menkıbe var..hz ibrahim için hazırlanan ateşi ne yaparlarsa yapsınlar bir türlü yakmayı başaramaz nemrutun adamlar ve sonra bir simyacı kahin bana bırakın der ve yaşlı fakir büyücü bir kadının kız ve oğlan kimsesiz iki torununu para ile satın alır ve çocukları soyup herkesin içinde ve ateşin yanında çiftleştirir ve sonra ateşi yakarlar ve bu sefer ateş yanar ve ....
bunlara törensel büyü deniyormuş..

ve ala silsiletihim kadim geleneksel bir tekke ayinine katıldınız diyelim ..oradaki meşk ve sonra olan zikir ve hareketlerde inisiyasyonda söylenemeyen sırların icrası varmış diye de kitap yazıyor bilginize..mesela halvetilerde devran ve bir şey topu diye zikir var ya hani işte onu galaksiler ve atom altı veya soyut suyun içindeki cevalan halimiz olarakta bugünkü ilimle kolayca anlayabilirsiniz gibi..aynı ritüel ve ayin. ve sözler kabe tavafı ve hac da toplu yapılır mesela..SILA-İ RAHİYM-RUHUN GELDİĞİ YERİ VE HALİNİ UNUTMAYIP HATIRLAMASI VE ŞİFASI İÇİN YAPILIR.. VE KABE MUCİZELERİN NAKLEN YAYIN HALİNDE MADDELEŞTİĞİ CELALİ BİR YERDİR..

mesela bugün sanal medya da ülkemiz ve dünya için en ağır ölüm ve acı haberleri okuyabilmek ve videolarını görebilmek için pek çok sexi video ve reklamı izlemek ve sürelerinin dolup geçmesini beklemek zorundayız değil mi?..işte buda aslında simyasal iblisi teşkilatın bir ayini ve o olayları değersizleştirip hükümsüz kılıp halkı olaylara duyarsız hale getirme eylemidir..o yüzden halkımız tüm şehit haberlerine-çocuk -kadın taciz ve ölümlerine ve olup biten her anormal haksız kötülüklere dahi mekanikselleşerek tepkisiz edildi.. ruhsuzlaştı kısaca ..şehvet ve para için yaşayan ama ruhları olmayan yaratıklara evriliyoruz..ilahi ruh bizde barınamayacağından bize maalesef yaklaşamıyor..hayvani ruhlarımızla işi götürüyoruz....

uzakdoğu öğretileri ile ilgilenen hemen çoğu kişinin evinde ayin tütsü -mum-sunu vs ile dolu bir tapınak yeri vardır değil mi ? ..meditasyon yapmak içinde belirli imajine ve eşyalara sahip oluruz ...ve günümüzde yeniden insanlar tütsüler-kokular-yarı değerli değersiz taşlar vs eşyaların enerjilerini ve metafizik varlık ve esmaların enerjilerini davet ederek kendilerince bir şeyler yani büyüler yapıyorlar değil mi?...evet ama esma çekenlerde aynını yapıyor diyebilirsin..de tabii... herkes sırları öğrenmek ve görmek istiyorda ondan ...

işte bu kitapta SIR denilen şeyin asla ve kata kimseye söylenemeyeceği ve anlatılamayacağıda var .. çünkü diyor bu anlatılamaz ... bende diyorum ki ,SIRLAR DA KİŞİSELDİR VE SANA SIR OLAN BANA SIR DEĞİLDİR VE SIRRIN SIRRI SIRRIN SIRRI DİYE DİYE SONUNDA ZATEN SIRSIZ AYNAYA CAM A GELİNMİYOR MU ve sonra ne deniyor sır filan yoktu-sır sendin yanii değil mi?..kendini öğrenmek içindi tüm bilmeceler ve seni hevesle yolda tutmak içinde tüm yalanlar ...

işte kişiler FERDİYET MAKAMINA GELİNCE KENDİ ZAT LARIYLA TANIŞIYOR OLABİLİRLER HERHALDE..yani ZAT-I ALİNİZ diyoruz ya .. işte kişilerin zat ı ALİ leriyle tanışamalrı herhalde ALİ SIRRI nı tanımaları da olabilir bilemiyorum şimdi bilmem kaçıncı defa aynı şeyi yazıyorum çünkü benim idrakim bu kadar maalesef..daha iyisini sen bana yaz lütfen :)

böylece ne öğrendik o youtuberlerin size bir sır vereceğim dedikleri şeylerin hiçbiri sır filan değilmiş.. birde nitelikler bahsinde bu teşkilatın adamlarının her konuda mükemmel bedensel özelliklere sahip olması gerektiği de var ..çünkü adam sesle ayin yapıyorsa frekansı doğru titreştirmesi gerekmiş..bedeninde rahatsızlık varsa -mesela omuru yamuksa kundalini doğru çalışamazmış ve içindeki omur sıvısı yani ASA SUYUMUZ İÇİNDEKİ İLİM SUYUNU TAŞIRAMAZMIŞ :) VE bu organlar doğru çalışamayacağından ayinde doğru olmazmış diye yazıyor kitapta ama ben buna katılamayacağım çünkü bilali habeşinin dili peltek olduğu ve bazı harfleri yanlış söylediği halde hz peygamber efendimiz ezanı ona okutturur ve onun diğer mükemmel arapça ile okuyanlardan daha etkili olduğunu söylermiş..

başkaaa..haaa ..dünyanın holywood -isisin kutsal odun ateşi şeytan uşağı müzik piyasasının hemen her klip ve konseri aleni satanist çiftleşme ve bu yozlaşmayı aşılama büyüsüdür ve artık herkes bunu zaten biliyor.. dikkat edin bu tarz müzik ve video yapmayan asla o piyasaya girip şöhret olamıyor değil mi?... filmler ve diziler artık sadece bu konular hakkında yapılıyor farkında iseniz ve hemen herkes bu konularda sayısız kamp ve eğitimden geçiriliyor çünkü biz başa sarıyoruz ve ilk devirlerdeki gibi paganik bir çağ ve çok az sayıdaki haniflerin sahasına doğru evriliyoruz...o yüzden bunları takip edip farkına varmalıyız..

bugün yeni nesil tıpçılar kişisel gelişim dersleri alıyor ve aldılar ve astroloji ve geleneksel tekke mürşid ve uzakdoğu kamp ve nefes teknikleri deneyimlediler ve eskiden alay edilen yaşam koçları yavaş yavaş bu zamanın akademili mürşidlerine dönüşmeye başladı..ve mürşidlerin ilimleri psikolglarınki ile birleşince ve üstüne beynin çözülen sınırlarıda eklenince yüksek kalitede mürşidleri yakında göreceğiz demektir.. ama KALP NEDİR VE KALBİ ANLATAN DAHA TEK BİR İLİM VE BİLİM ADAMI ÇIKAMIYOR NEDENSE..YANİİİ KADİM MÜRŞİDLERİN EKMEĞİ HEP BAKİİ .AŞK ONLARIN İŞİ OLMAYA DEVAM EDECEK..


ve yeni akademik inisiyeler artık kolayca HAYAL ALEMLERİ yaniii zihni ve bedeni çözmeye de başladılar ..yanı mürşidlerin bildikleri felsefe ve hikmet i de çözüyorlar ..özel bir acaip devriyeye girdik ..bu kadar aşırı bilgi ve görülerle yapay zeka ve diziler ve sıradan insanların tekamülleri yarıştırılıyor..insanın kazanması lazım tabii geleneksel olarak ..
aşağıdaki bu zamanın ruh bilimci yeni mürşidlerinden gayet güzel kolay bilgiler öğrenebilirsiniz..özellikle TULPA denen hayali maddeleştirebilen insanları ve çocuklarımızı ve kendimizi çözebilmek ve ağır travmalarımızla yüzleşebilmek için içimize bakmayı gayet anlaşılır şekilde bizlere ücretsiz selsebilane hayrına öğretebiliyorlar..işte bunlar rahmani teşkilatın adamları diyebilirz bu analmda..neden ?çünkü KORKUTMUYOR-HUZURSUZ ETMİYOR VE RAHATLATIP HUZUR VE ŞİFA VEREREK DÜĞÜMLEDİĞİMİZ BÜYÜLEDİĞİMİZ KARMALARIMIZIN DÜĞÜMLERİNİ ÇÖZMEYİ ÖĞRETYORLAR..

bugün kadim inisiye -irşad ilimleri hakkı ile açıklanabilir hale ergitildi aslında..çünkü DİN =BİLİM= TEKNOLOJİ=İNSAN =İCAD GERÇEKLEŞTİ..

devam edecek
nur cihan

ve not:konuya ekleyeceğim videoyu bulamadım ve kimi seyrettiğimi hatırlayamadığımdan şimdilik yazısal bir okunarak ayin eylemi deneyimleyeceksiniz görsel sonra..unutma ilk emir ne :OKU -İKRA değil mi?okudukça maddeleştirirsen sende tulpa dar olabilirsin :)

ilk defa izlediklerimi hatırlayamadım ve bulamadım ama oytungiller daha önemli bizi bize analiz yapıyorlar herkes izlemeli ve zorla izletmeli















5 Eylül 2024 Perşembe

SEYYİD HASAN İNCE

 Hacı bekir Uzun amca nakletti.Seyyid hasan İnce anlatmıştı.Adana civarına portakal tüccarlığı vesilesiyle ziyaret esnasında,Dörtyollu olup ta Çukurovaya pamuk toplamak için gidenlerin bulunduğu bir ortamda Şeytan karşıma aç bir köpek şeklinde geldi, bana hücum etmek istedi ve onu kovdum.O şeytan, tanıdıklardan filanın çadırına girdi.O çadırda kalan arkadaş baktım sabah namazına kalkamadı.O gece ihtilam olmuş. Banyo yapmakta idi.

HACI BEKİR UZUN

 Hacı bekir Uzun amca anlattı.Necib Sultan'a hizmet etmeden ev vel 70 yıllarda Dörtyol Özerli mahalesinde seyyidlerden olan Hasan İnce ile çok muhabbetim var idi.Bu şahısla gündüz beraber olduğumuz gibi, akşemleyinde doymaz evine gider sohbet eder idik.Sessiy Hasan İnce portakal tüccarlı yapar,hali durumu çok iyi idi.Bir gece Manada Yeşil bir nur rüzgarı geldi ikimize çarptı.Ben sırt üstü yere düştüm, Hasan İnce ağız aşağı yere düştü.BİR SES DUYDUM.bANA HİTABEN "SEN ZENGİN OLARAK YAŞAYACACAKSIN, O FAKİR OLARAK YAŞAYACAK"denildi.

Gerçektende  bir müddet sonra ben işe girdim. halim vaktim düzeldi. Hasan Efendi fukarayı sabirin olarak hayatını tamamladı

HACI BEKİR UZUN

 Hatay Dörtyol'da yaşayan Hacı bekir Uzun amca nakletti."Necib dedeyi ziyaret için Altınözünden gelen Ensari Dede isimli yaşlı bir zat var idi.Zaman zaman ben evimde misafir eder idim. Bir hadise ceryan etti:Yaşlı Ensari Dede kadınların bulunduğu bir topluluk içinde geçer iken yaşlı bir kadına  gayriihtiyari sarılarak ööptü.Bu hadise dedikoduya sebeb oldu.Hadiseyi Necib Sultan'a ilettiler.Necib Sultanım:"O kadın çok zengin olacak" dedi.Gerçekten de çok fakir olan bu kadın sonraki süreçte o kadar zenginliğe kavuştu ki 300 Dönüm portakal bahçesi satın aldı.