10 Ekim 2018 Çarşamba

İBRAHİM'İN ŞERİATINA UY EMRİ

Kur'an da Cenab-ı peygamberimiz için "Hz.İbrahim'in şeriatına uy "emrivardır.İbrahim'in şeriatına uymaktan maksat nedir?Hz.İbrahim gibi,babasının Hakk'ka aykırı olan emrine uymamak ve Evladını Hak uğruna kurban etmek,Hakk'ın emri diye Hacer annemizi ve küçük evladı İsmail'i kimsenin olmadığı Mekke beldesine terketmek vardır.Bu değerler(Baba,evlat,eş,mal)insanın en değerverdiği şeylerdir.Budeğerlerden Hakk uğruna vazgeçilmesi gereklidir.Cömertlik Hz.İbrahim (a.s) örneğidir.Hem maldan cömertlik hem can'dan cömertlik.
Mesnevi-iŞerifte buyurulur:Aşıkın biri sevgilisi uğruna çektiğicefaları veyaptığı fedakarlıkları anlatır.Ama ona dendi ki:"Bu yaptıklarınla dirilik gösterdin.Bütün buyatıkların parça buçuktur.Aşkın temeli ölmektir, yokluktur.Sen dirilik gösterdin haydi canıyla oynayan aşıksan öl bakalım

İNSANLARI YÖNETMEK KİMİN HAKKIDIR?

İnsanları yönetmek ,peygamberlerin hakkıdır.Hak teala'ya yakın olanların hakkıdır.Bu kurala riayet edilmediği sürece kavga ve kaos bitmez.Bugünün peygamberi yahut Hakk'a yakın olanı kimlerdir?Halkın seçtikleri mi?Bir nebze..Ancak,bu husustaki ilahi kuralları unutmamak gereklidir."Nasılsanız öyle idare edilirsiniz"Hz.Mevlana Efendimiz Mesnevi-i Şerifin 5 nci cildinde Peygamberlikdavasını güden bir adamın hikayesini anlatır.Peygamberlikiddiasında bulunup,vaktin padişahının huzuruna getirilerek ceza verilmesi istenen bir adamın hikayesidir.Bu hikaye içinde derin manalar vardır.Padişah adama sordu:Neyle geçinirsin, kimesığınırsın dedi.
Adam:"Padişahım dedi, Darüsselam'danım;oradan çıktım, yola düştüm, şukınanma yurduna geldim.Ne evimvar benim,ne benimle düşüp kalkan bir eşim-dostum.Hiç Ay, yeryüzünde ev sahibi olur mu?
Padişah onunla şakalaşarak :Kuşlukvaktine yedin , ne içtin ki böyle sarhoşsun,laflar atıyorsun yel gibiesip tozuyorsun?
Adam:Taze bayat ekmeğim olsaydı  peygamberliklafı edermiydim?
Bu topluma karşı peygamberlikdavasına kalkışmak dağdan gönül ummaya benzer.Hiç kimsetaşta, kaya da akıl gönül aramaz, zor bir sözü anlamayı, bellemeyi ummaz.Dağ, sen ne söylersen , ancak onu söyler, alay edenler gibi seninle alay eder.
Bu toplum nerde , haber vermek, öğüt dinletmek nerde?Cansızdan kim umar can?
Ama, sen bir kadından , bir altından haber verirsen, o vakit hepsi de gümüşünü önüne yığar, önünde yere baş koyar.
Ama Tanrı'dan haber verir, bal gibi sözler söyler,Tanrı katına gel,ölümlü dünyadan azıklı dünyaya yürü , ölümsüzlüğü elde et, yok olup gitme dersen
Kanına girmek isterler, başına kastederler.Din için ve mezhep için değil.Bu GİBİ HAKİKATI SÖYLEYENLERE DÜŞMANLIKLARININ SEBEBİ  dünyaya olan bağlılıklarının sıkı olması nedeniyledir..
(Bugün, hakikatları ifade eden bir zatı dinlemeye kaç kişi gider?pek az.Ancak bir sanatçı şarkı söyleyip konser verecekmiş denildiğinde binlerce insan oraya akın ederler.Allah'dan bahsedenlere itibar yokken,dünyaya çağıranlara itibar ziyadedir.Bu nedenle toplumumuzun hali perişandır.)

HAKİKATTEN BAHSEDENLER AYNI AKİBETE UĞRARLAR

Aşk'dan,hakikatten bahsedenler,peygamberlik davasını iddia edenlerle aynı akibete uğrarlar.Bulundukları toplumca reddedilir.akabindetehdit edilir.akabinde bulunduğu yerden çıkartılır.Bu niye böyle olur? Şeytanın en büyüközelliği hasedci olmasıdır.Hz.Adem'in HakTeala nezdindeki parlak mevkii olan halifeliğe seçilmesine hased etmiştir.Bu nedenle bu imtiyazı kabul etmeyip secdeetmemesi akabinde Hakk'ın huzurundan tardedilmesi onda bir kin ve öfkenin oluşmasına sebeb olmuştur.Bu nedenle Hakikat yolundan yürüyen her kişiye haset eder.Şeytanın , kesif vücuddan oluşan insan cinsinden dostları ve yardımcıları vardır.bu nedenle ,nefsine esir olmuş,nefsinin istekleriuğruna hayat süren insanlar şeytanın dostları ve adamlarıdır.İnsan şeytanları,Hz.Adem'in yolundan gidenleri gördüklerinde hemen onlara çatarlar,düşmanlık gösterirler. 

9 Ekim 2018 Salı

NÜKTE

Ömrünün otuz yılını seyahatlarda geçiren Şeyh Sadi hazretleri Hz.Mevlana'yı ziyaret ettiği rivayet edilir ve Gülistan isimlieserinden bir nüsha'yı hediye eder.ertesi gün Şeyh Sadi eseriyle alakalı olarak sorduğundan Hazreti Mevlana "Binemek(tuzsuz)" der.Şeyh Sadi yüzünde bir hüzün belirir.Mevlana sözüne bir kelime daha ekler:"helvaest".yani helvadır demiş.Helva gibi tatlı olana tuz atılmaz demek istemiştir.

KONYA'YA METHİYE

Hz.Pir Mevlana efendimiz Konya için buyurmuştur:"Konya pek kutludur.Sultanül Ulemanın kemikleri  ve toprağımız burada bulundukça , buray zeval gelmez, yabancıların atları burayı çiğnemez, düşman kılıçları buraya zarar vermez, burada kan dökülmez, burası tamamıyla yıkılmaz, boşalmaz"

8 Ekim 2018 Pazartesi

YAŞADIKLARIMIZDAN İBRET ALMAK

https://bianet.org/biamag/siyaset/112604-40-yil-once-kanli-pazar-da-ne-oldu
16 şUBAT 1969 olaylarında ülkenin gençliği sağcılar ve solcular çatıştırıldı.2 ölü 100 yaralı.Tertip edenler  ve tahrikçileri bilinmesine rağmen hep gölgede kaldı.Yıllar sonra hadise değerlendirildi.Bu ülkede İslam'ı boğmak isteyenlerin tahriklerle insanımızı birbirine düşürdüklerine hep şahit olduk.Tehlikesini ve zararını hep birlikte gördük.Sağdan ve soldan diy öldürülen insanların cesetleri üzerinden askeri ihtilalleri de gördük.Bugün,milletin birlikteliğine zarar verecek davranış içine girenleri dikkatle tetkik zorundayız.Mutlaka Dış mihrakların adamlarıdır.Bu mihrakların kullandıkları,parayla satın aldıkları,makamla kandırdıklarıdır.Mümin/kafir,Alevi/sünni, Cennetlik/cehennemlik  gibi dinsel içerikli ayrımcılık ziyadesiyle zararlıdır. Bu ayrımcılığa şiddetle en azından dilimizle karşı çıkmamız gerekir.
İnşaallah bugün insanımız kendi içinde karşı karşıya getirtilmez.Vatan elden gidiyor diyerek insanımız tahrik edilmez.Zaman geldiği vakit,Hak Teala sahip gönderdiğinde kimlerin vatana ihanet ettiklerini de ortaya çıkartacaktır.Sabir ve sükunet

ŞAM VİLAYETİNİNİÇİN SEVERİZ

Çünkü Mevlana Efendimiz Şam'ı sevmiştir.Hz.Şemsle orada ilk kez karşılaştırmıştır.Birinci koyboluşunda Hz.Şems'i orada bulmuş ve Sultan Veled Efendimiz getirmiştir.Son kayboluşunda ise Hz.Mevlana yine oraya giderek orada aramıştır.Şumübarek gazeli Şam için söylemiştir:
"Biz Şam'ın aşıkı ve delisiyiz.
Biz Şam'a canımızı vremişiz..gönlümüzü bağlamışız.
"Üçüncü defgadır ki Rim'dan Şam7a koşuyoruz;
Çünkü biz;Şam'ın gece gibi siyah olan zülfünden gelen kokuyu sürünmüşüz"

BİR YOLCULUK HİZMETİNİN KARŞILIĞI

Sultan Veled hazretleri,Hz.Şems'i tekrar Konyaya getirmek için Şam7a gitmişti.Dönerken Hz.Şems katır üstünde Sultan Veled hazretleri yaya yürüyerek Konyaya gelmiştir.Bu yolculuk esnasında gösterdiği hizmetle alakalı olarak Hz.Şems buyurmuştur:"Eğersultan Veled'in; Nuh (a.s) gibi ömrü olsaydı ve hepsini ibadet ve riyazete harcasaydı, yine de , bu yolculukta benden ona ulaşan sır kadar sırra müyesser olmazdı.Kendisinin bu nesiplerden dolayı bir Pir'in olgunluğuna ulaşacağı, büyük bir üstad olacağı umulur,inşaallah" demiştir.

MÜRŞİD'İ DÜŞÜNMEK

Mürşid'i düşünmenin kişinin iç dünyasında yaptığı sayısız değişiklikleri vardır.Çünkü,Mürşid'i düşünmekle ruhsal bir irtibat sağlanır ve kişi, şarz olmaya başlar.Geçmişte yaşamış Evliyaullah'ın eserlerini okurken de aynı faideler sağlanır.İnsan nasıl limon düşündüğünde ağzı sulanmaya başlarsa, mürşid düşünüldüğünde bedende  etkileri ve karşılıkları oluşur, 

HZ.ŞEMS'İN MEYDAN OKUMASI

Birgün,VezirNasıreddin evinde büyük bir tören düzenledi.Bir ulukişiye şeyhlikrütbesi verilecekti.Bütün bilginler,arifler, şeyhler davetedilmiştiHz.Şems ve Hz.Mevlana'da o toplantıya davet edilmişti.Salonudolduran bütün ulu kişiler , her bir muhtelif ilim ve fenlerden sözler söylüyorlardı.Bütün bukonuşmaları sessiz bir şekilde dinleyen Şems dayanamayarak yerinden kalktı:
"Ne zamana kadar , şundan bundan rivayet edip , övünecek  ve atsız eğere binip , erlerin meydanında koşacaksınız? İçinizde:
-Kalbim bana Rabbimden bu haberiveriyor diyecek kimse yok mu ve ne zamana kadar, başkalarının asasıyla ,ayakta yürüyeceksiniz? dedi.
-"Hadisten , tefsirden, hikmetten vesaireden (naklen) söylediğiniz sözler, o zamanda yaşayan ve her biri kendi asrında erlik makamına oturan erlerin sözleridir.Madem ki bu asrın erlerisiniz ; o halde , sizin sırlarınız vesözleriniznerede? " diye iilave etti.
Hz.Şems devam etti:"Peygamber'e Cebrail vasıtasıyla vahyedildiği gibi , kalbinin de vahyi vardır.Veli de böyledir.
"Allah Ömer'in diliylekonuşur" sözünün manası , size yüzünü göstermemiştir.Bu mananın yüz gösterdiği kimseye de insanlar teveccüh etmişlerdir.

SEN OLMASAYDIN

"Ay'ım, Güneş'imŞems,Hayatım Şems; sen olmasa idin ne Allah'ı(c.c) nede Muhammed'i(sav) bulurdum"diyenHz.Mevlana devrin dini ilimlerdeki allamesi iken bu sözleri sarfetmektedir.Hal sahibi olmak,ezberlenen kitaptan geçmez.

6 Ekim 2018 Cumartesi

LA HAVLE VELA KUVVETE

Bir insanın bir ibadeti işleyebilmesi için , sevab,günah gibi kavramları yerine getirebilmesi için bir fiile ihtiyacı vardır.Fiilin olabilmesi için de bir kuvvete ihtiyac vardır.Kuvvet olmadan olmaz.Kuvvet te vücudda bulunur."La havle vela kuvvete illa billah "güç kuvvet Allah'ın".Bu durumda biz nasıl diyebiliriz ki ben yaptım, ben ettim diye.Fiil , Allah7ın gücü ile meydana geliyor

ORUCUN HAKİKATI

Hakikatta oruç tutmak nedir? Hakikatta oruç, şirktenkurtulmaktır.Vücudunu onlardan temizlemektir.Şirke eluzatmamak, onları içine koymamaktır.Nefse hakim olmak, ona fırsat vermemektir.Bunasıl olur?Nefsi ruha dönüştürmekle olur.Nefs,ben yaptım, ben ettim, benim gibi vasıfları barındıran ikili birvarlıktır.KişiHakk'la olmaz ise , nefs hep ikilik emredicidir.ve Hakk7ın karşısında olur.Fail Allah iken, ben yaptım demeyeceksin.Allah'ın olan varlıklara el atmayacaksın.Önce fiil şirkinden, sonra sıfat şirkinden kurtulacaksın sonra da vücud şirkinden kurtulacaksın.Şeriatta sayarken savm önce anılır sonra salat gelir.Şirkten kurtulmayana , namaz ne fayda verir.
Fıkıh kitaplarında Zekat için mal anılır.malı olmayan zekat vermez.Zekat rızıktan verilir.Allah bize hayat vremiş,ilim vermiş,el ayak göz vermiş.Bunların zekatını vermek gereklidir.Bunların zekatını verelim ki bu uzuvlar paklanmsın,temizlensin.Peki biz bu zekatı nerede nasıl vereceğiz.Mürşidi Kamilin huzurunda vereceğiz.Bunasıl olur? Fiiller Allah'ın, sıfatlar Allah'ın,vücud-zat Allah'ın .Allah, bizden kendinin olanları istiyor.Onları sahibine verirsek pak oluruz.

ALLAH KAYITLANDI MI KUL ADINI ALIR

Ebu Kasım Gur'i-Gürkani hazretleri buyururlar ki:"Tenzihederim şol zat-ı ecellü alayı ki,zatını latif kılıp onu Hak diye isimlendirdi ve kesif kılıp onu da halk diye isimlendirdi.
Buifadeler tevhid de aşkla anlaşılacak olunack şeylerdir.Lafızla ilgili işler değildir

5 Ekim 2018 Cuma

ZÜHD VE TAKVA NEREYE KADAR

Zühd-ü takvaya yar idim evvel
Aşkla benden hep cüda düştü
(Niyazi Mısri)
Zühd vetakva dini terimlerdir.ZÜHD:dünyadan yüz çevirip yönünü ahirete dönmek , nefsani arzulardan kendini çekmek ,kendini ibadete vermektir.Buhal içinde olanlara zahid denir.
TAKVA:sakınmak,korunmak anlamındadır.Haramlardan yasaklardan şüphelilerden sakınan manasınadır.Zühd vetakvada aslolan dinin emirlerine riayettir.Kamile ikrar vermeden evvel dinini yaşayan birisi iken aşka giriftar olunca ne zühd kalır ne takva.Zühd vetakva mahcublar işidir.Variyet sahipleri şekli ibadetlere çok düşkündürler.Onlardan haz duyarlar.Kurtuluşubu ibadetlerde beklerler.
Salik ne zaman ki Hakikat mürşidini buldu ,gözünden gönlünden perdekalktı.Bu görme ile aşk her yanını ihata etmeye başlar.Ağışığın ibadeti artık aşktır.Zühd ve takva şeriat ve tarikat işidir.Aşığın ibadeti dini aşk olduğu için aşığa kayıt olmaz.Aşığa din diyanet sorulmaz.

YİĞİT İNSANLAR,ADALET,HUKUK


Eğer yiğit ve öncü insanlar olmasaydı, insanlık şer güçlerle yaptığı mücadeleyi her defasında kaybederdi. Hakikat için diri diri yanmayı kabul eden Giordano Bruno (1548-1600) bu öncüler içinde müstesna bir yere sahiptir. Şöyle diyordu: “Tanrı iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır. Yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Tanrı’yı kullanır.” Bruno’nun yaptığı bu çarpıcı tahlil bugün için de geçerliliğini koruyor... Dünyanın neresinde olursa olsun bir iktidar ne kadar dini motiflere sarılıyorsa o kadar hukuk ve adaletten uzaklaşıyor. Adalet kavramı toplumu bir arada tutan çimento işlevi gördüğünden kadim dönemlerden bu yana yönetici ve düşünürlerin ilgi alanına girmiştir.
 Konfüçyus’a göre, “Devletin hazinesi adalettir.” Aristo konuya şöyle yaklaşır: “Adalet ilk önce devletten gelmelidir. Çünkü hukuk, devletin toplumsal düzenidir.” Timur ise, “Ülkelerin kılıçla alındığını ama adaletle muhafaza edildiğini” ileri sürer. Ünlü düşünür Maurice Duevenger (1917-2014), “Hukuk kuvvetinin azaldığı yerde kuvvetlinin hukuku geçerli olur!” şeklinde konuyu özetler.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra demokrasi, hukuk ve adalet kavramları üzerinde geniş ve derin incelemeler yapıldı. Çünkü Almanya başta olmak üzere çeşitli ülkelerde demokratik parlamenter sistemlerin kolayca faşizme dönüştüğü görüldü. Hastalığın panzehrinin, “kuvvetler ayrılığı” olduğu anlaşıldı. Ancak bunun Anayasa Mahkemeleri gibi çeşitli denetim mekanizmaları ile gerçek boyutta hayata geçirebileceği öngörüldü.

ABDURRAHMAN DİLİPAK/ŞİKAYETNAME

Bu benim için zor bir yazı oldu. Kaç kez sildim, yeniden yazdım, yumuşattım. Dudaklarımı ısırdım, elim titredi, utandım. Öfkelendim. Sonunda kuşa çevirdim. Buyurun sonuç bu:
Eba Müslim Horasani’nin o malum sözlerini tekrar hatırlatmak isterim: Onlar dostlarını uzaklaştırıp, düşmanlarını dost edindiler. Düşmanları dost olmadı, ama dostlarını geri kazanamadılar ve yıkılmaları mukadder oldu! 
Beni ya da benim gibi düşünenleri dışlayıp, Rothchild’leri McKinsey’gilleri dost edinenler, bir gün bazı gerçeklerin farkına vardıklarında çok geç olabilir. 
Hiç kimse la yüs’el değildir. Peygamberler dışında kimse masum da değildir. İstişare ayeti savaş şartlarında nazil oldu. Hem de Resulullah’ın ilk görüşü dışında bir görüş üzere karar verildiği halde. Kur’an-ı Kerim yapılan işi doğruladı.
Sahi ne oldu bize!. Siyasete soyunan kardeşler (Allah onları ve beni affetsin) siyasetin en temel “edeb”i olan, “düşman”a karşı “celadet” ve “cesaret”, “mazlum” ve “dost”lara, sıradan insanlara karşı “hilm” ve “tevazu” elbisesini giyinmeliler. Ne demişti Edeb-Alî, Osman Gazi’ye: “Ey Oğul! Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana. Güceniklik bize; gönül almak sana. Suçlamak bize; katlanmak sana. Acizlik bize, yanılgı bize; hüsnüzan sana. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana. Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana.” “Milli” ve “Yerli” olmak için önce bu “alîedeb” şart. 
Bu ahlakla ahlaklanmayanların oralarda işi ne o zaman!
Kuraldır: “Basın mensupları, kanaat önderleri, sivil sözcülerin genişletilmiş eleştiri hakkı, siyasilerin ve bürokratların artırılmış tahammül yükümlülükleri vardır.”
Ben darbe dönemlerinde darbecilere karşı bu sözlerle kendimi ve toplumu savundum. Kadere bakar mısınız, bugün bu sözleri kime söylemek durumunda kalıyorum. Birileri bazı gerçekleri unutmuş olabilir mi? Beni bilen bilir, birilerine olan, bırakın eleştirimi, düşmanlığım bile beni onlar için inşallah adaletsizliğe sevketmez! Kızsam da doğru söz ve işlerini desteklerim. Hele hele öyle, kişiler üzerinden kurum ve topluluklara karşı adaletsizlikten Allah’a sığınırım.

Bazı AK Partili belediyelerde, bazı bakanlıklarda, kamu kuruluşlarında birilerinin adamı olmadığı, olanlara göz yummadığı için baskıya uğrayan, tehdit edilen, taciz edilen bir sürü eleman var. İftira ediyorlar. Tecrit uyguluyorlar. Hiçbir iş verilmeden bankamatik memura dönüştürülen personeller var. Kimi bakanla, kimi başkanla tanış diye kendini konumlandırıyor. Kiminin arkasında milletvekilleri var. Sırtını dayadıkları biri var işte. Birini orada istemiyorlarsa, ya da kendi cemaatlerinden birini getireceklerse, tıpkı FETÖ’cüler gibi sürekli soruşturma açarak caydırmaya, yıldırmaya çalışıyorlar. Sorumlusu olmadığı işlerden dolayı suçlanıyorlar, zimmet çıkartılıyor.Yargıya da gidemiyorlar. Niye, partiye zarar verirmiş.. Sendika da çaresiz, onlar da sorun çıkartmak istemiyor. Avukat kendi partisine karşı dava açmak istemiyor. CHP’li avukat mı tutsunlar. Bu tür haksızlıklara uğrayanlar artık MHP’li sendikalara gidiyorlar. 
Mesai dışında TÜGVA’da çalışanı da var, annesi AK Parti Kadın Kollarında çalışanı da bunlardan. Ben de her şeye rağmen mücadele, sabır diyorum. “Urvetül Hasene / Güzel bir örnek” olmak zorundayız. Ankara’da bir yerlere haber veriyoruz, bir ilerleme olmuyor. Merkezdekiler de hayali, gerçek dışı suçlamalarla işi savsaklıyorlar. 
Bunlar oluyor da, insanlar davasından vazgeçiyor mu? Bazıları dökülse de, genelde hayır. Üzülüyorlar ama hep bir umutla bekliyorlar. Sabırla direniyorlar. Bu gençler artık daha fazla kurda kuşa yem edilmese. 

Değil mi ki, sonunda Allah’ın dediği olacak, ne gam!. O bizi sabredenlerden, şükredenlerden ve direnenlerden bulacak. Herkes yaptıklarının hesabını verecek elbette bir gün! Kimse rızkından az ya da çok yiyemez. Ecelinden sonra ve önce de ölmez. Bu insanlar için olduğu gibi örgütler için de böyle.
Bizim Akit TV’de Tıbbı Nebevi programı yapan Dr. Muammer Yıldız bir-iki olay anlattı, utancımdan yerin dibine girdim. Bu birileri var ya, o birileri, “ısırıcı melikler”in torunları, Belam’ın, Şeddat’ın, Karun’un mirasçıları bunlar. Bunların itibar görüp, başkalarını ezip geçtikleri mekânlardan “rahmet melekleri” uzaklaşır ve “azab melekleri” gelir.
Reis be, biliyorum “yalnız” adamsınız, kalabalıklar içinde yapayalnız. Sizin güvendiklerinizden bazıları güveninizi kötüye kullandı ve sizin adınızı kullanarak çirkin işler yaptılar. Sizin için dua ediyorum ki, Allah sizi bunların şerrinden emin eylesin.. Bunların bazıları tam da, “Vay o namaz kılanların haline” diye başlayan ayetin muhatabı olan bir ahlak zafiyeti içinde. Bazıları tarikat iltisaklı görüntüde. Rivayet olunur ki; KarunHz. Musa ve Hz. Harun’dan sonra Tevrat’ı en iyi bilen kişi idi. 
Derdim şu: Bir kişiye yapılan haksızlık, bütün bir topluma yöneltilmiş bir tehdittir. Benim katlanmak zorunda olduğum güçlükler bir başkası için baht kaynağı olsun, emsal ve örnek teşkil etsin diye bunları yazıyorum. AK Parti, içindeki AKP’lilerin sırtına yüklediği bu kamburdan kurtulmadan rahata kavuşmayacak. Bu etrafınızdaki menfaatperest, laf dinlemez siyaset ve bürokrasi bezirgânlarından yakanızı kurtarmazsanız, Allah’ın yardımı bize ulaşmaz. “İçimizdeki beyinsizler” yüzün bir helak gerçekleşebilir. “Allah o zaman işlerimizi sarp dağlara sardırır”.
Talut – Calud’u hatırlayın. İçimizden çoğu o “içme” denilen “zehirli su”dan kana kana içtiler. Şimdi tevbe zamanıdır. Şimdi Davud’un sapanını ele alma zamanı. Geç kalmadan.
Şikâyet değil, ama siyasette olması gerekenler üzerine yarın da yazmaya devam edeceğim. Daha yazacak çok şey var zira. (yENİ aKİT GAZETESİ 5 EKİM 2018)



RET EDİLEN ARAŞTIRMA ÖNERGELERİ

Millet Meclisinde,milletvekilleri tarafından  verilen araştırma önergeleri Ak Parti vekilleri tarafından ret edilmesi hadisesinin yansımaları üzerine kafa yorarsak:Bu önergeler bir anlamda ciddi ikazlarlar taşımaktadır.Demokrasinin bir gereğidir.Anayasal bir yoldur.Ucu siyasi iktidara, uzantılarına dokunacak diye bu önergeleri sayışıl avantaj nedeniyle reddedildiği takdir de:
Bu davranış vicdanları yaralayacaktır.Bir devrin karanlık içinde kalması anlamına gelecektir.Ancak,devir değiştiği zaman( ki Hakk'tan başka hiçbir şey baki değildir) bu işlerle alakalı yeni bir süreç başlatılırsa(tıpkı Kenan Evrenin otuz yıl sonra hakim karşısına çıkması gibi),ret oyu kullanan kişilerin sorumluluğu tartışmaya açılırsa,ret oyu verenler örgütsel bir suçlamaya muhatap olurlarsa şaşırmamak gerekir.En azında suçluyu gizlemek,yataklık suçuna muhatap olabilirler.

LATİFELER

Beş altı kişi araba ile Kayseri'nin bir kasabasından geçerken beş altı tane büyükbaş hayvan yolun ortasında dururlar .arabada durur.Hayvanlar arabanın içindekilere bakmaktadır.Araç içinde,diğerlerinin baba dediği bir zat vardır.Dersimakamı cem imiş.İnekleri göstererek babaya sorarlar:Baba bunlar kim?.Muhterem der ki:"Gadasını aldığım!bunlar benim hocam yahu! der.arabadakiler hayvanlara derlerki:Hadi babacığım .Müsade et geçelim! deyince hayvanlar yürümeye başlar veyol açılır.Arabadakiler durumdan neşelenir ve gülerler.Efendi sorar:Ne oluyonr yahu? arabadakiler :"Baba olsun da söz dinlenmesin mümkün mü?
Makamı cem zevkin doruk olduğu makamdır.Saliktetaşkınlık had safhadadır.Bu nedenle bu makamda fazla bekletilmez hemen fark makamı olan hazretül cem'e terakki ettirilir.Orası ikinci şeriat(hakikatın şeriatı) makamıdır.

İNSANI KAMİLDEN İSTİFADE EDEBİLMEK

İki kuşun ayaklarını bir birlerine bağlasan uçamazlar.Zira her bir farklı taraffa uçmak ister bu nedenle  mesafe alamazlar.Kuşlardan biri ölü olursa diğeri  uçarken onu da taşır.Bunedenle insanı kamilden istifade edebilmek için huzurunda ölü gibi olmak gereklidir.Variyet,varlık,bilgi insanı kamilden istifadeye engel olan şeylerdir.Öl ki ebedi var olasın. 

İRFANİ BAHİSLER/İMAN EDENLERE HİTAPLAR

Zahirde bir insan müşrik ise , o insan:"La ilahe illallah Muhammedün Resulullah" der ve müslüman olur.Dil ile söylediği bu tevhid kelimesine kalben inanır ve o insan iman ehli mümin olur.Din de böyledir.
"Ey iman edenler, iman edin,Allah'a ve elçisine indirdiği kitaba"(Nisa 136).Burada durum farklılaştı ,birdaha iman edin buyuruyor.
"Ey iman edenler, Allah ve Resul'ü sizi dirilmeye(hayat verecekşeylere)davet ettiğinde icabet edin"(Enfal 24).İman etmişler ancak dirilmemişler .Dirilmek sözle, lafızla olmaz.Allah'la olur.Bunun okulu insanı kamildir.Tanrı okulunun müderrisi odur.
""Ey iman edenler, Allah'dan korkun ve ona yaklaşmaya vesile arayın"(Maide35).Duyarak iman ettiğin imandan,görmeye,olmaya.Resul,vesile insanı kamildir.O maani Kur'andır.Allah'ı sana o sevdirir.O öğretir.Korkunun ne olduğunu aşkla anlarsın, korkun kalmaz.

SIRRI İFŞA ETMEK

Devlete ait bir sırrı ifşa etmek nasıl idamı gerektiren bir suçsa Hakikata ait bir sırrı ifşa etmek te suçtur.Zahir de bu suçu ifşa edenler başları ile bedel ödemişlerdir.Arifi Billah olanlar bu sırrı rümuzlu olarak ,misal ile hikayeler içinde anlatmışlardır ki ancak ehli anlayabile.Hz.Musa (a.s) bile Hz.Hızır'ın hareketlerine takat getiremedi ve ayrıldı.Bir şeyin yıkılması kolaydır ama inşası zordur.Evren boşlukkabul etmez.Şeriatı yık, yerine hakikatı koy bu olmaz..Her şey yerli yerindedir.Merkez efendihazretlerinin dediği gibi.Herkesin istadadı farklıdır.ufak bir işaret ehli şeriattan istidadı olanları hakikat yönüne doğru çeker.Dert ehli arar bulur."Dağ ne kadar yüce olsa üzerinden yol aşar" demişlerdir.
Aslan et ile beslenir,At ot ile.Aslanın önüne ot,atın önüne ot koyarsan yemezler.Ehlüllahın lisanından avam anlamaz.Arifin sözünü arif olıan anlar.Allah'ı aşikar gören var mı?Yok.Zira sıfatını efaliyle,zatını da sıfatıyla mahcublara gizlemiştir

4 Ekim 2018 Perşembe

SENDEKİ VARLIKLAR ALLAH'INDIR

NiyaziMısrihazretleri buyurmuştur:
"Öyle sanırdım ayrıyem dostgayrıdır ben gayrıyem
Benden görüp işiteni bildim ki ol canan imiş"
Ben dinimde(şeriatımda), tarikatımda samimi idim, ama hakikatı bilmiyordum.Allah'ı ayrı bir varlık, bense kendimi Allah'dan ayrı birvarlık biliyor, öyle düşünüyor,öyle inanıyordum(şeriat, tarikat bana bu telkini yapıyordu).Ne zaman ki, hakikat mürşidim gözümden perdeyikaldırıp:"Senin sana ait birvarlığın yoktur.Sendekivarlıklar Allah'ındır.Allah'ı ayrı,kendini ayrı sanma O,sende.Sen O'ndasın.Sen ve O yok .Sen ve O, ikinizde bir varlıksınızZahir O dur.Batın O dur.

İNSANIN ANILIR OLDUĞU MERTEBE HANGİSİDİR?

İnsan suresinin 1.ayeti:"İnsanın üzerinden öyle birzaman geçti ki , o anılmaya değer bir varlık değildi".
Nefsimutmainnemertebesine gelen insan'a Hak teala hitapeder"Ey nefsül mutmainne, dönRabbine,Sen O'ndan razı.O senden razı olarak haydi gir kullarımın arasına , gircennetime"(Fecr 27-30).Nefs mutmainneye geldikten sonra hemen raziyye,marziyye vesafiyye gelirvenefs ruha tebdil olur.Kamilin nefesi ile dirilen insan, insani ruha terakki eder

DERGAHA YÜZ SÜRMEK

Dergah:Hak kapısı,Zatı İlahi kapısı, tevhidkapısıdır ki ,o kapıdan mürşidikamil vasıtasıyla girilir.Allah'ın zatına , mürşit kapısından girilir.Kişininen evvela o kapıya gelmesi şarttır..Mürşidikamil kapısından dergaha girmeyen , Allah'a vasıl olamaz.Zira Allah'ı bilmek O'na vasıl olmak , kamilsiz olmaz.
Dergah, kamilin içinde bulunduğu tekke değildir.Dergah:Büyük bir huzura girilecek kapı olan kamilin gönlüdür ki salik oraya girer.kim oraya girdi ise emniyette olur.O dergaha yüz sürmek kamile itaat etmektir.Bu itaat sıdku sadakatla verilen derslere riayet etmek, gayret etmekle, çalışmakla olur.Yoksa alnı yere sürmekle değil.Kalıbın secdesi ile kalbin secdesi aynı değilse maksud hasıl olmaz.

İZ SÜRMEK

Yazolsun,kış olsun ava çıkan avcı iz sürer.İzisürenavcı ,avına yaklaşmış ve onu bulmuştur.Tevhidde iz sürme ef'alden başlar.Efaldentakip başlar, o izden Allah7ın esma ve sıfatlarına ulaşılır.Esma ve sıfatı takip eden salik , sonunda mutlaka Allah'ın zatına ulaşır.

İRFANİ BAHİSLER

Bütün mükevvenat Allah'ın aynasıdır.Allah'ın zatının, sıfatının , esma ve efalinin zuhurudur.Birinin olduğu yerde diğer ikisi devardır.Bir mana daha vardır ki, o mananın sırrı, insanı kamilde gizlidir.
Şeyhi kamil Abdullah Ensari Herevi hazretleri buyururlar ki;"Allah kendi sıfatlarını izhar etmeyi isteyince alemi, kendini izhar etmeyi isteyince deAdem'i yarattı.Kapı iyice kapalıydı.O yüce Padişah Adem'inhırkasını fiydi, ansızın kapıdan içeri giriverdi."(Kitabı Lemaat-FahreddinIraki).
Allah'ın zatı, sıfatı, esma ve efali insanı kamilde cem olmuştur.O,zatın mazharıdır.Maani-iKuran, yaşayan Kur'an odur."Allah, meleklere Adem'e secdeedin"(Bakara 34)dedi.Adem'e secde, Allah'a secde idi.Melekler bunu biliyordu.Secde başka nereye yapılır ki?
Allah'a secdeden kasıt, insanı kamile teslimiyettir.İnsanı kamil arzda zatın mazharıdır.

3 Ekim 2018 Çarşamba

ALLAH'IN ULUHİYYETİ

Cüneyd-i Bağdadi hazretlerine sormuşlar:"Efendim bizeAllah'ın Uluhiyyetinden bahseder misin?".Hazretcevap vermiş:"Nediyebilirim ki,suyun rengi kabın rengidir".
Su her kapta başka bir renk alır.O olur,bu olur, cemad olur,nebad olur,hayvan olur,insan olur.İnsandan insana , farklı insan olur.Olan O'dur

DOĞRULARA İNANMAYANLAR

Ehli hakikatın ifadelerine ehli şeriat inanmazlar.Ehlişeriatın nazarında Allah Teala hayaldedir.Mevhumdur.İnsanı Kamiller Hakk'la alakalı hakikatları ifade ettiklerinde inanmazlar.
Abbasilerdöneminde Abdürrezzak isimli bir mutasavvıf yaşardı.Halifeninveziri bumutasavvıfa karşı idi.Askerlere emir verdi onu bulup getirmelerini istedi.Abdürrezzak kaçtı ve Behlüldane'nin evine geldi.Kendisini saklamasını istedi.Behlül birçuval getirip içine girdirdi veçuvalı sırtlayarak evden çıktı.Askerler bunu görerekAbdürrezzak'ı sordular.Behlül arkamda dedi.Askerler eve doğru seyirttiler eviaramak için.Keza yol boyunda devriye gezen bir başka askerde Behlül'den Abdürrezzak'ı sordular Behlül onlara da "Arkamda" dedi.onlarda behlülün geldiği istikamete doğru arayışa çıktılar.Selamet bir yer bulunca Behlül sırtındaki çuvalı indirdi.Abdürrezzak şaşkındır.Behlül hem onu koruyor hem de yerini söylüyor.Korkmuş bir vaziyette Behlül'e çıkışır:Sana sığındık beni korudun, sonra da askerlereyerimi söylüyorsun ,bu ne iştir?Behlül cevap verir:Onlar doğrulara inanmazlar.
Söylenecek çok sözvardır ama sarfedecek yer yoktur.

VEFALI BAŞBAKAN:MENDERES

Fransa ziyareti sırasında bir şirketin bulaşık bölümünde çalışan 2.Abdülhamit'in karısı ve Kızı'nın varlığını ve içler acısı durumunu öğrenen Menderes,Osmanlı saray mensuplarından kadınların yurda dönmeleri için Kanun çıkartılmasını istifası pahasına kabul ettirir.Yurda dönen Sultan 2.Abdülhamit'in eşi Müşfika Kadınefendi ile kızı Ayşe Osmanoğlu için Teşvikiyede bir mühendisten ev kiralar ,Kira parası ile oturanların harçlıklarını kendi şahsen karşıladığı halde onlara bu durumu hissettirmez.
1959 daki Londra Uçak kazasından sağ kurtulup yurda döndüğünde halk coşkuyla kendini karşılar.Eşi Berrin hanım sorar:Uçak düşerken ölüme doğru giderken ne düşündün?.Menderes cevaplar:"Ben ölürsem Berrin hanım Abdülhamid hanın yadigarlarına bakmaya devam eder mi?"
ve O berrin hanım Menderes'in şehadeti akabinde geçirdiği zor günler içinde,Teşvikiyedeki evin kirasını istemeye gelen ev sahibi mühendisin kira alacağını ödemek için alyansını kuyumcuya gönderip sattırır ve yadigarların kirasını öderve iaşelerini karşılarAradan iki sene geçmiştir.Berrin hanımın kapısını çalan Adapazarından gelen bir kuyumcu zat elindeki alyansı kendisine uzatarak,bu alyansı bir müşterim getirdi.satın aldım.ama içinde sizle beyefendinin ismini gördüm.çalınmış olabileceğini düşünerek size getirdim.Berrin hanım konuyu izah etmek istesede kuyumcu ikna olmaz ve alyansı,Berrin hanımın avuçlarına bırakarak ayrılır.
Vefa Hak teala'nın güzel ahlakıdır. Vefalı olanlar asla unutulmaz.Aradan 60  yıl geçsede Menderesler asla bu milletin kalbinden çıkmamıştır.

DÖRT UNSURDAN DOĞANLAR

Anasırı erbaa denilen dört unsur birşeyinmeydana gelmesine sebeb olan ana unsurlardır.Hava,su,Toprak,ateş.Bunların topyalamına tabiat denir.Hararet,katılık,soğukluk,rutubet.Hararetlekatılık bir araya gelirse ateş,soğuk ile nem bir araya gelirse su olur.soğukluk ve katılık bir araya gelirse toprak olur.ısı ile nem bir araya gelirsehava olur.
Engüste bunların da birer vasfı vardır.Toprakvasfına sahip insanlar mütevazi olurlar.Hava vasfına sahip olanlar, değişken olurlar,bir karar da durmazlar.Ateş vasfına sahip olanlar ,Celalli,asabi,sinirli,kızgın olurlar.Suvasfına sahip olanlar ilim ehli olurlar.

YUNUS PEYGAMBER KISSASININ ENFÜSİMANASI

Hz.Yunus peygamber (a.s) halkını din edavet etti.Onlar icabet etmedi.Sonra azabın gelmekte olduğunu hatırlattı ve azabın belirtileri görülmeye başlayınca , kavminin helakını görmemek için beldeyi terketti.Kavmi,yaptıklarına pişman oldu ve Yunus'u aramaya çıktılar ama bulamadılar.Bir gemiye binen Yunus a.s deryada yol alırken fırtınayı dindirmek için adetleri gereği bir yolcuyu suya atmak gerekiyordu.Kura çeiktiler ve kur'a Yunus peygambere isabet etti.ve deryaya(vahdet denizine) attılar.Bir büyük balık(mürşidikamil) yutar.Kırk gün karnında dolaştırır.Artık onukimse göremez.Mürşit,saliki kimseye göstermez.,zira gönlüne almıştır.Kırk gün sonra balık(mürşidikamil) karnından Yunus a.s'ı(saliki)sahile bırakır.Bunlar birer rümuzdur.
Bu seyir her salikin meratibi tevhidde yaşamış olduğu seyir olup ,enfüsidir.Yunus a.s Saliktir.Balık, mürşidi kamildir.Derya, tevhid deryasıdır,ilmü ledündür.Gemi, hayat gemisidir yani dünyadır.Kırk gün meratibi tevhidde  makamı cemdir,ona işaret eder.dört makamdan onardan kırk eder ki bunlar tevhidi efal,tevhidi sıfat,tevhidi zat,makamı cemdir.
Mürşidi kamil, saliki kırk gün gönlün detaşır, kırk gün bitti mi , saliki batnından çıkarır ve sahilebırakır, yani halkın arasına.artık salikin mürşide ihtiyacı kalmaz.Yani makamı cemi salik zevk ettimi, hazretül cem bakamına ulaşır.Vahdetten kesrete geçer.Mürşidi kamille yol çok kolaydır."Vüsulsüzlük, usulsüzlüktendir".Yolu bilmeyenşeyhler,kendisine tabi olanları nafile ibadetlerle oyalar,ömürlerini heba ederler.Zaten kendileri de heba olmuşlardır.

SAĞ-SOL KAVRAMI

Kur'anda bir ayetvardır:"Kitabı sağından verilen"(Hakka 19)."Kitabı sol tarafından verilen."(Hakka 25).Kitabı sağ tarafından verilen ehliimandır ve ruh sahibi muvahhitlerdir.Kitabı solundan verilenler ise, nefs sahibi olanlardır,ehliinkardır.Sağ cennetliklerdir.sol cehennemliklerdir.Sağ ve sol budur.Engüste salik,nefs makamından ruh makamına yükseldi mi , bir daha ona gaflet arız olmaz.Ruhtan nefse dönüş yoktur.Beka makamlarında anılan nefs makamı hazretül cem makamı ,Hakk'ın nefsidir,Hak olan nefistir.Zira tevhid,kesret ve vahdeticamidir.Vahdet kesretin,kesret vahdetin aynıdır.Diğertarafta kastedilen nefis benlik ve variyet sahiplerinin nefisidir.

HER DEVRİN DECCALİ,FİRAVUNU,NEMRUD'U VARDIR

Peygamber hadislerinde deccal kıyametin alametlerindendir.Kevni keramet sahibidir.Sağında cennet,solunda cehennemle halka gelir ve onları kendi cennetine davet eder,cennetini gösterir.Halkı kendi cehenneminden sakındırmaya çağırır .Kim Deccal'in cennetine girer ise orası cehennem olur,Kim cehennemine girer ise orası cennettir.
Dünyevi iktidar ve güç sahiplerinin de cenneti ve cehennemi vardır.İktidar sahiplerine yakın olup onlarla birlikte iş içinde olmak onların cennetinde olmaktır.Ancak hakikatta cehennem olacak bu yer başlangıçta insanın nefsine hoş gelir.İktidar sahiplerinden uzak olmak cehennem gibi ise gerçekte cennettir.Zira hesap verme zamanında hakikat anlaşılır.

GÜNDE 24.000 DEFA ALLAH'LA ALIŞVERİŞ

İbniArabi hazretleri buyururlar ki:"İnsanlar,bir günde Allah'la 24000 defa alışverişte bulunurlar.Bu söz üzerine kendisine sormuşlar:Bu nasıl olur? Cevap vermiş:Nefes Ondan alınır,Ona verilir

KALEMİN VE KELAMIN BİTTİĞİ YER

Nefsin yedimertebesini (emmare-levvame-mülhime-mutmainne-raziyye-marzıyye-safiyye) tamamlayan salikRuh mertebesine dahil olur.Ademliği bulan bunlardır.İnsandan manaların zuhuru ruh makamında zahir olur,mana erleri bunlardır.Bu makamın yedi mertebesi olup üçü fenafillah, dördü de bekabillah mertebeleridir.Tevhide dahil olanlar bu makam vemertebeleri tahsil ederler.Bu mertebeler:Tevhidi efal,tevhid-i sıfat ve tevhid-izat. Bunlar fenafillah mertebeleridir.Makam-ı cem,hazretül cem,cemül cem,ahadiyet, bunlarda bekabillah mertebeleridir.
Nefs makamları perdeli makamlardır.Kul hicab içindedir.Tıpkı güneşin önündeki bulut gibi güneş görünmez.Devamlı kabz halindedir.Bir yol göstericinin irşadiyle gönül güneşi parladımı bast haline geçer.Güneşin ziyası ona sürur verir.Kişi bundan sonra ruh ehlini, insanı kamili arar.
Ruhun yedince mertebesi olan ahadiyyeti bir kişitahsil etti, sonra ne olacak? sorusu akla gelebilir.Bu makamda olacak olmuştur.Salik sırf vahdet haline erişmiştirBumakamın ötesivardır"O'nun" ve "nedir'in" olmadığı, tarifinin mümkün olmadığı, kalemin ve kelamın bittiği ,bırakıldığı andır.Bu sırra eren kamilin anlatacak bir şeyi yoktur.O makamda ondan istifade imkansızdır.Orda bulunan kamilden badece şu seda yükselir:"Anlatılan sadece hatadır.hakikat değil"

2 Ekim 2018 Salı

BEN SÖYLERİM BEN DİNLERİM

Ebubekir Şibli hazretleri hakikatları hutbede halka aşikar eyledi.Bu Cüneyd bağdadi hazretlerinin kulağına gitti.Cüneyd ,Şibli'ye:"Biz buhakikatları gizlide tahsil ettik, gizlide sohbetiniederiz.Halka niçin aşikar edersin?
Şiblicevap verir:"Ben söylerim ben dinlerim.Bu iki cihanda benden gayrı varmıdır?

ERENLERİN YAŞI

Erenlerden birine sormuşlar:"Efendim yaşınızı öğrenebilirmiyiz?"Hazret cevap vermiş:"Hüda ile aynı yaştayım"
Tanrı kadim,kulkadim, ayrılmadum bir adum
Gör kul kim Tanrı kimdiranla iy sahib kabul

Dadarsan ışk dadından geçersin zahirdinden
Ayrılığın odundan ol vaktin kurtulasın
(Yunusemre)

ASRA YEMİN-KUreyş suresi

"Asra yemin olsun ki insanlar hüsrandadır(ziyandadır).Ancak iman edip salih amel işleyenler, birbirine Hakk7ı ve sabrı tavsiye edenler müstesna"
Bu suredki Asr'ı bizim zaman ölçümüz olan yüz yıllık zaman olarak algılandığı gibi,diniyenileyici müceddidi din olan insanı Kamiller anlaşılır."İman edip" ifadesini o asırda yetişen insanı Kamile iman olarak algılamak gerekir.İnsanı Kamile iman etmeyenlerin, insanı kamilden Hakk nefesini almayanların , salih amel işlemesine , Hakk7ı ve sabrı tavsiye etmelerine imkan yoktur.Hz.İsa "İkidefa doğmayan melekut semalarına kanat açıp uçamaz"der.Kuş iki defa doğar.Birincidoğuş yumurtadan çıkıştır.İkinci doğuş kanat açıp uçuştur.İnsanda önce anadan doğar.Sonra Kamilden doğar.

DERVİŞ

Derviş;tasavvuf ehli olup, hem şeyh hem de mürid için kullanılan bir kelimedir.Derviş,tasavvuf yolunun eridir, maneviyat sahibidir.Derviş olan kişilerin sözleri , dert ehline derman olur.Yıkık gönüllerin gönüllerini  imar eder.Sözleri yapıcıdır.Dinleyene mutluluk verir.O gönül ehlidir, gönle hitab eder.Edep ve tevazu sahibidir.Ubeydullah Ahrar hazretleri  derler ki:"Bir duvarın yüzüne bir dervişin-müridin resmini yapsalar, o duvarın önünden geçerken edeple geçmek lazımdır".

1 Ekim 2018 Pazartesi

FAKİHLER

İbniArabi hazretleri Fütahatı Mekkiyyede buyurur:Fakihler(istisnalar hariç)Evliyanın Firavunları ve Tanrının iyi kullarının Decal'larıdır.

ŞAHİTLİK ÜZERİNE

Adamın birinibir olayla alakalı şahit yazdırırlar.Hakim adama sorar.olayı gördüğün gibianlat.Adam cevap verir:Efendim ben olayı görmedim.Bana anlattılar duydum,ben duyduğuma şahidim.Hakim:Bunun şahitliği geçerli değildir.Olayı göreni getirin.
Dil müslümanının hal nice olur.Görmediğinden haberveriyorsun.Şahit görendir,nakleden değil

HIRSIZIN HALİ

Adamın biri pazar yerindemücevher satan bir yerin önünden geçerken,mücevherleredikkatla bakar.İçinden birini gözüne kestirir.Elini o mücevhereuzatır ,aldığı gibikaçar.Pazar yerikalabalıktır,adamı hemen yakalarlar.veKadı karşısına çıkartırlar.Kadı efendisorar:Be adam! Bunca kalabalığın arasında ne cesaretle mücevher çalarsın !Yakalanacağın hiç aklına gelmedi mi? Adam cevap verir:Kadı efendi,ben hiç kalabalık görmedim ki , sadecemücevheri gördüm
Hırs, nefs insanıkapladı mı ,gözü sadece menfeatını ve sadece odaklandığı şeyi görür.Cinayetlere dikkat edilirsesadece kurbanını görür veodaklandığı şeyi yapar.

KEMALATI KAZANANLARIN YOLU

Dünyanın neresine gider incelerseniz inceleyin , bütün kemal ehli aynı metoddan kemalat kazanmışlardır.Yani insanı kamilden seyrü süluk görerek ,olguninsan olmuşlardır.
Aşık Mustafa isimli bir zatın ilahisi şöyledir:
Bekayı mülkünden eyledim teşrif
Bu dar-ı fenaya imtihan için
Gece gündüz muradım budur kim
Cemali pakini anlamak için

Muradım mürşidikamile varmakta
Kendibildiklerimi terk eylemekte
Soru hesabını burada vermekte
Ahirette hesaba durmamak için

Mürşidi kamile varıp kul olan
Kendikendisiniarayıp bulan
Aşkın ateşine yanıp kül olan
Cehennem narına yanmamak için

Ger ölümden korkar isen alemde
Mürşide bende ol çıkma izinden
"Mutu kable entemutu"sırrını
Anlamaktan murad ölmemek için

Şükrüyayım haberini vermekte
Hak ile birliktekaim olmakta
Hakk'ın Cemalini burda görmekte
Anda mahcub mahzun olmamak için 

AŞIĞIN BİRİNİN SÖYLEDİKLERİ

Dön ziyaret eyleme İbrahim'in binasını
Dertlinin gönlünü ziyaret eyle beytullahı gör
BeyazidBestami hazretler Hac ziyaretine niyet edip ziyaret ettiği bir zatın "Ver o Hac yolculuğu için biriktirdiğin parayı.Dön etrafımda yedi defa.İşte sana makbul bir hac" diyen bu kişinin Ebu Ali Sindi hazretleri olduğu ifade edilir.Bu zatın eski bir Brahman üstadı olduğu söylenir.
Hak Cemalin Ka'besin kıldı aşıklar tavaf
Yerde Ka'be gök yüzünde beytimamur olmadan
(ŞemsettinAhmetSivasi hazretleri)

"MASRAFTAN KURTULDUK"BEYANATI

Euro 24 müsabakalarına ev sahipliğini Almanya kazanınca Cumhurbaşkanımız "masraftan kurtulduk" açıklamasını yapmış.Bu ifade "ciğer zaten mundardı" halk söylemini çağrıştırır.Avrupalı,sözleri hiç unutmaz.Arşivler.Çünkü kişilikdil altında gizlidir.Yaptığmız tanıtımlarda ve açıklamalarda bu müsabakaların Türkiyede yapılması için her türlü vaad yapıldı.Belki bu vaadlerden iktidarın maksadı 2024 yılına kadar halkı turist,döviz v.s gibi söylemlerle meşgul edip kendini düşünmeyi unutturmak olabilirdi.Ama, düşüncekuruluşlarının yaptığı her planın isabetli olacağı söylenemez.Çünkü ,her şeyi bilen bir güç var ve O'nun isteği tecelli eder.

EZANDAKİ DÖRT TEKBİR

Gündebeşvakit okunan ezan-ı Şerif dört Tekbir ile başlar."Allahü Ekber" ezanda neyi ifade eder."Bütün ilahi ilimlerde kisırlar ilahi kitaplarda (Tevrat,Zebur,İncil,Kur'an)mevcuttur.Bu kitaplardaki ilahi sırlar Kur'an'da mevcuttur.Kur'anda mevcut  ilahi sırlar Fatiha'da mevcuttur.Fatiha'daki sırlar Besmelede mevcuttur"(Hadis)
Besmele'de HakTeala'nın üç ismi geçer.Allah, Rahman ,Rahim.Fatiha-ı Şerifte ise beş ismi geçer:Allah,Rabb,Rahman,Rahim,Malik.Besmele ve Fatiha birleştirecekolursak:Fatiha'daki HakTeala'nın beş ismi:
1-Allah:Allah'ın uluhiyetinin(ilahlığının) has ismidir.
2-Rabb,Rububiyetinin has ismidir
3-Rahman.Rahmaniyetinin has ismidir
4-Rahim.Rahimiyetinin has ismidir
5-Malik-Malikiyetinin has ismidir
Bu isimleri Allahü Ekber ifadesiile nasıl tevhid etmeliyiz ki tevhid etmiş olalım.Allahü Ekber ifadesi için halk arasında :"Tek bir"  ifadesi kullanılır
Birinci Allahü Ekber:Allahın uluhiyeti,Allah'ın Rrububiyetinden  büyüktür, demektir
İkinciuALLAHÜEKBER:Allah'ın uluhiyeti, Allah'ın Rahmaniyetinden büyüktür,
Üçüncü ALLAHÜEKBER,Allah'ın uluhiyeti,Allah'ın Rahimiyetinden büyüktür demektir
Dördünva ALLAHÜEKBER ;Allah'ın uluhiyeti,Allah'ın malikiyetinden debüyüktür demektir.
Tevhid budur.Ezan tevhide davettir.Kurtuluş huzur tevhiddedir.
Bu nedenle Yunus Emre ne güzel söylemiş
Tevhid imiş cümle alem tevhidi bilendir Adem
Bu tevhidi inkar eden özcanına düşman imiş

30 Eylül 2018 Pazar

SEN,BEN,BİZ,SİZ,ONLAR

Özde birliğe ulaşıldı mı sen,ben,siz,biz pazarı dağılır.İnsanın yaşantısında busırrın yaşandığı en belirgin örnek bütün varlıkların (bitki,hayvan,insan)  uykuya daldıkları rüyasız derin bir uykudur.İştebu an varlığın birliği halidir.Acı yok,ızdırap yok,kaygı yok,dertyok,sevinç yok,konuşma yok,dinyok,diyanet yok,sen,ben yok.Bütün isimler e resimler silinmiştir.Uyanınca kendivarlığımızın farkına varıyoruz.Önce bendiyoruz.sonra evren içindeki evren beliriyor.
Uykuda nemekan var ne nişan.Uyanıklıkta mekan belirde,nişan belirdi.Bu ikisi birbirinden ayrı değil.Allah bir mekanla mekanlanmaz, bir nişanla nişanlanmazMekan ve nişan belli olsa ,hedef olur.Mekansız ve nişansız nasıl bulunur?Kul,Allah'ın zuhurdaki hali-görünüşü,ehlü iyali
Beyazid-iBestami hazretleri birisi ile yürürken arkadaşı "Allahü Ekber" demiş.Beyazidsormuş:Sen ne dediğini biliyormusun?".arkadaşı evet demiş:Allah en büyüktür.Beyazid hazretleri:Sus!Ben, O'nun yanında ikincibir varlık görmüyorum kien büyük olsun.Bu mu senin tevhidin?

DÜNYALIK İÇİN KİŞİYİ ÖVMEK

Birisisöylemişti.Faizi sadece paradaki fazlalık olarak düşünmeyin,iyilikettiğiniz bir insandan hürmet beklemek bile o iyiliğin faizidir.Siyasi ikbal,makam ve dünyalık işler için birvariyet sahibini,bir makam sahibiniaykışlamak ve ona normalın üzerinde iltifat göstermek bizdeki manevi duygularımızın merkezi olan ruhu öldüren bir harekettir.Hele,o makam sahibivasıtasıyla devlet malını haksız şekilde kazanmış olmanın zararını sen düşün.
Övdüğümüz,destek verdiğimiz o kişide bu hareketimiz kibre sebeb olmaktadır.Bilinmelidirkio övdüğümüz kişinin mutlaka kendisine alkış tutanlara bir şekilde maddi alemde zararı olacaktır.Bu ilahi bir kuraldır.
Bugün Hakk'a sahip çıkarak makam sahiplerinin yüzüne karşı gerçekleri söyleyen kimse yok.Rüşvet yiyen bir makam sahibine karşı toplum içinde "Sen hırsızsın"diyecek kişiler olsa,o makam sahibi toplum içine çıkamaz olur. 

NECİB SULTAN'DAN

Necib Sultanım buyurmuştu:2023 de gelecek olan müceddid-idin,MehdiResule asker hazırlayacak."
Askerden muradın ne olduğunudüşündüğümüzde:Tevhide ermiş güzel ahlaklı insanlar aklımıza gelir.Hani birsözvradır:En büyük vatansever,bildiği işien iyişekilde yapan insandır.Bu nedenle güzel ahlaka sahip tüm insanlar Mehdi Resulün askeri olup,Batıl'a (zalimlere karşı)mücadele ederek İslam'ın galibiyetine say edeceklerdir.