5 Ekim 2018 Cuma

YİĞİT İNSANLAR,ADALET,HUKUK


Eğer yiğit ve öncü insanlar olmasaydı, insanlık şer güçlerle yaptığı mücadeleyi her defasında kaybederdi. Hakikat için diri diri yanmayı kabul eden Giordano Bruno (1548-1600) bu öncüler içinde müstesna bir yere sahiptir. Şöyle diyordu: “Tanrı iradesini hâkim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır. Yeryüzündeki kötü insanlar ise kendi iradelerini hâkim kılmak için Tanrı’yı kullanır.” Bruno’nun yaptığı bu çarpıcı tahlil bugün için de geçerliliğini koruyor... Dünyanın neresinde olursa olsun bir iktidar ne kadar dini motiflere sarılıyorsa o kadar hukuk ve adaletten uzaklaşıyor. Adalet kavramı toplumu bir arada tutan çimento işlevi gördüğünden kadim dönemlerden bu yana yönetici ve düşünürlerin ilgi alanına girmiştir.
 Konfüçyus’a göre, “Devletin hazinesi adalettir.” Aristo konuya şöyle yaklaşır: “Adalet ilk önce devletten gelmelidir. Çünkü hukuk, devletin toplumsal düzenidir.” Timur ise, “Ülkelerin kılıçla alındığını ama adaletle muhafaza edildiğini” ileri sürer. Ünlü düşünür Maurice Duevenger (1917-2014), “Hukuk kuvvetinin azaldığı yerde kuvvetlinin hukuku geçerli olur!” şeklinde konuyu özetler.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra demokrasi, hukuk ve adalet kavramları üzerinde geniş ve derin incelemeler yapıldı. Çünkü Almanya başta olmak üzere çeşitli ülkelerde demokratik parlamenter sistemlerin kolayca faşizme dönüştüğü görüldü. Hastalığın panzehrinin, “kuvvetler ayrılığı” olduğu anlaşıldı. Ancak bunun Anayasa Mahkemeleri gibi çeşitli denetim mekanizmaları ile gerçek boyutta hayata geçirebileceği öngörüldü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder