Zahir
uleması takvayı ancak Hakk Teala’dan korku sebebiyle günahtan perhiz etmekten
ibaret bilirler.Bunanaleyp şeriatta müsaade edilen mübahlar ile nefislerinin
şehvetini tatmin ederler.Bu şeriat mertebesidir.Tarikat mertebesinde
takva,mubahlardan dahi çekinip nefsin hazzını terk etmektir.Nefsin sıfatları bu
takvanın bu türü ile kesilir.Ruh kendi sıfatlarını ızhara yol bulur.Hakikat
mertebesinde takva ise kişiyi Allah Teala hazretlerinden uzaklaştıran şeylerin
hepsinden çekinmektir.Bu üçüncü mertebedeki takva seçilmezse Hakka vusul mümkün
değildir.Cefar-i Sadık hazretleri bu nedenle:”Takva ,kalbinde Allah Teala’dan
gayri bir şey görmemendir”buyurmuştur.Ehli zahir bu takvaya yabancıdır.Cenabı
Pir,Fihi ma fih’in 4.ncü faslında buyurmuştur:”Ehli zamanın alimleri ilimde kılı
kırk yararlar.Kendileri ile alakalı olmayan şeyleri gayet iyi bilmişler ve o
ilimde onlara ihata-i külliyye hasıl olmuştur.;ve mühim olan ve cümleden ona
daha lazım bulunan kendinin kendiliğini bilmez.”Bu caizdir,o caiz değildir;bu
helaldir;o haramdır”diye her şeye hill ve hürmetle hükmeder.Halbuki kendisini
bilmez ki ,helal midir;haram mıdır;caiz midir;Pak mıdır;yoksa na-pak mıdır?”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder