Beşi görmek,beş duyu (görme-işitme-koklamak-dokunmak-tatmak)vasıtasıyla algıladığımız varlıkları müşahede etmekten,altıyı görmek ise yönlere ve cisme ait olan altı ciheti(sağ-so-üst-alt-ön-arka)görmekten kinayedir.Ancak beş duyuya vazife yaptıran ve bu duyuların aslı olan Ruh'tur. Ruh ,din ile ikiz kardeştir.Ancak ruh beşten ve altıdan öte olmakla his gözüyle görülemez. Peygamberi inkar eden insanlar peygamberin suretini gördüler ama manasını anlamadıkları için inkar ettiler.Ve bu inkarlarına gerekçe zahiri beş duygularının değerlendirmesi idi.Efendimiz için Yetim olmasını gerekçe gösterip,Zuhruf suresi 43/31 ayeti:"Bu Kur'an Mekkenin ve Taif'in eşrafından olan bir adama nüzul ede idi ne olurdu!"demişler.Hz.Musa (AS)için ise konuşma özrünü neden gösteren Firavun,o peygamber için :Zuhruf 43/52 ayeti:"Ben riyaset hususunda hakir ve dili peltek olan bu kimseden hayırlıyım"demiştir.Bu değerlendirmeler gözün ve kulağın değerlendirmesidir. Göz ve kulak kişinin Peygamber olduğunu bilebilmek kabiliyetinden uzaktır.Bununla alakalı Mevlana Efendimiz mesnevi-i şerifte güzel değerlendirmeleri mevcuttur.İnsanın cismini minareye benzetir,ilim ve taatı da kuşa benzetir.Kuşun ağzındaki ince kılı da vahdet sırrına teşbih eder.O,MİNAREYİ GÖRDÜ AMA MİNARE ÜZERİNDEKİ KUŞU GÖRMEDİ."Peygamber ve Evliyaullahı göremeyenler içidir.İKİNCİSİ KANAT ÇARPAN KUŞU GÖRDÜ FAKAT KUŞUN AĞZINDA OLAN KILI GÖRMEDİ.Bu zahir ulemasına söylenmiştir.Zira zahir uleması Enbiya ve Evliya'nın cisminin ve ruhunun yüksekliğini görür ancak onların sözlerindeki ince vahdet sırlarını anlayamaz.Ancak Allah'ın nuruyla bakanlar hem kuştan hem onun ağzındaki kıldan haberdar olur.Gözümüzü sadece Evliyanın minare gibi yüksek cisminde mevcut amel ve ibadete dikmeyelim Hak ile insan-ı kamil arasındaki sırrı vahdeti de görelim.Aksi halde ilim ve amelimizdeki şek ve şüphe düğümü açılmaz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder