18 Eylül 2015 Cuma

DÜŞMANLIK NEDENDİR

Düşmanlık İki (2)rakamındadır.Bir (1)rakamı kendisi ile savaşmaz.Üzüm tanelerinde sıkılmayıncaya(şıra haline gelmeyinceye)kadar savaş mevcut olur ancak şıra olunca nefsi vahide denilen tek nefis haline gelirki düşmanlık kalmaz.

TEKRAR "RİYA" NEDİR

Riya,Ahiret amelini icra ederken Hakkı değil dünya menfeatını hedeflemektir."İhlas"riyanın zıddı olup amelleri "Hakk'ın memnun etmek amacıyla"yapmaktır.Riya'ya zamanımız işlerinde sayısız örnek vermek mümkündür.Siyasilerin şovundan,rakibini küçümsemesinden,vaatlerinden,işlerinden hülasa 24 saatlerinden bahsetsek mutlaka riyayı anlatmış oluruz.Korkum,bu satırları,bu düşünceleri yazanda da  bu hallerin mevcut olması.

BARIŞIN KAYNAĞI

Barışın kaynağı Aşkı Küll olan Evliyadır.Çömlek yapan,mizaçları farklı olan unsurları-cüzleri-parçaları(su,toprak)birbirine katarak birleştirir ve bu maddelerden birbirine çok sıkı yapışmış Çömlek imal eder.Unsurlardaki Ruh ve manayı  birleştirebilecek yegane usta Evliyadır.Ruh ve Mananın dışındaki maddi birliktelikler çok zayıf bir birliktir.Hemen dağılır.Haşr suresi 59/14:"Sen onları müctemi ve müttehit zannedersin.Halbuki onların kalpleri ve manaları müteferriktir"ayetinden gözlemleneceği üzere,İmanın bir araya getirmediği topluluklarda gerçek anlamda birliktelik yoktur.

 
Mevlana Vakfı  İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.com

"SÜLEYMAN"A DEVAM

Hz.Peygamber efendimizin varlığı barış kaynağı olmuştur.Ezeli kan düşmanı Evs ve Hazreç kabilesi efendimize tabi olmaları nedeniyle düşmanlıkları son bulmuştur."MÜMİNLER KARDEŞTİR"düsturuyla salkımdaki üzüm taneleri olarak salkıma(Allahın ipine-Bir'e) bağlanmışlardır.

BİR SÜLEYMAN ARANIYOR


İnsan-ı Kamilin sözünün kaynağı(menbaı)Hakk olduğundan bu sözden birlik(cemiyyet)hasıl olur.Ehli hased olan nakıs(eksik)insanın sözünün menbaı nefis olmakla bu sözden tefrika ve nifak oluşur.Süleyman Peygamber zamanında Kaplanda yırtıcılık kalmadığı için ahu korkmadı.Güvercin kuşu,Doğan kuşunun pençesinden emindi.Koyun ise kurttan çekinmedi.Süleyman ,düşmanlar arasında ıslah edici ve adalet dağıtıcı oldu.Bizim zamanımızda da mutlaka bir Süleyman mevcuttur.Çünkü Fatır suresi 35/24 ayeti:"Ey resulüm,biz seni Hak'la müjde verici ve korkutucu olarak gönderdik.Aralarında bir korkutucu geçmemiş hiçbir ümmet yoktur"Bu ayetten anladığımız,Kıyamete kadar insanlar arasında bir "Korkutucu"var edilecektir.Bu kimdir?Vaktin Süleymanı diyebileceğimiz Allah'ın Velisidir.Çünkü,Hüküm vaz eden Peygamberlik sona ermiştir.Ancak Tarif eden,bildiren(nübevveti tarifiyye)makamındaki ümmeti Muhammedi hidayete sevk edici varisi kamil olan Evliya kapısı acıkır.Bu nedenle,düşmanlar arasındaki nizayı ancak Süleyman kaldırabilir.Hz.Süleyman kıssası sadece geçmişte olmuş ,bitmiş,geçmiş gitmiş bir hikaye değildir.Kur'anın hiçbir ayeti de öyle değildir.Zamanımıza ve kıyamete kadar geçecek zamana hitap eden ,yeniden sürekli yaşanan bir hakikatı vardır.Bu nedenle,Bölgemizdeki,ülkemizdeki düşmanlıkların bitmesini istiyorsak insanımızın ruhlarını ve manalarını birleştirecek Süleyman Meşrepli Velileri bulmamız gerekir.Onlar,siyasal iktidara(dünyaya)hiç talip olmazlar.Ancak,Siyasete talip olanlar en azından onların sözünü dinleyerek icraat gösterirlerse birliğimiz daha çabuk ve kolay sağlanır.Vaktin Süleymanları derhal bulunmalıdır.


 
Mevlana Vakfı  İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.com

HEP-HİÇ


Neden hep olma peşinde insan
Buna dayanmaz ki şu can
Gelsin işte ateşi aşkta yanan
Ol tevhidde bir olmak için

Bilmem neden yöneldi merakım sana
Senin için geldim belki ben şu hana
Aşk ile divane olsam da yana, yana
Ol sen içre sana ermek için

Şol tevhid dedikleri ne ola
Belki idrak edilir ben kalmasa
Sahibi sır olan şu acaip insana
Ol deryaya varmak için

Zaman’sız tutuldum ben bu aşka
Ben derken gidilir mi hiç Hakka
Alıcı yok, satmak dilesem de bu cana
Ol hep içre, hiç olmak için

Sahipsiz sanma seni divane gönül
Belki seni de kollar bir güzel bülbül
Bülbülden habersiz büyürmüş gül
Aşk içre ateşlerde yanmak için
18.09.2015

Tuğrul İnançer Efendi 1

Tuğrul İnançer Efendi 2

Tuğrul İnançer Efendi 3

Tuğrul İnançer Efendi 4

17 Eylül 2015 Perşembe

ALLAHIN YAKINLIĞI




Bakara suresi 2/186 ayeti:"Ey Muhammed,kullarım sana,beni sorarlarsa ben şüphesiz onlara yakınım".Bu ayetle,inananların ,Velilere Allahı sorduğu,Velilerinde cevap verdiği gözlemlenecektir.Çok çok yakın olan bir nesneyi göz bebeğimizin içine girecek derecede yakına koyarsak görebilirmiyiz.Hayır.Allah C.C da şah damarından yakınım demekle görünmezliğe bürünmüştür.

TARİKATIN ABDESTİ

Abdest,namazın ön şartı olup bedeni temizlemeyi hedefler.Tarikattaki karşılığı Mürşide itiraz etmeme halidir.Aksi halde,namaz kılarken abdest bozulursa sonrasında namaza devam etmenin anlamı kalmaz.Mürşide itiraz edenin hizmet ve faaliyeti de faydasızdır.

İKSİR

Bakırın üzerine döküldüğünde bakırı altın haline getirdiğine inanılan bir kimyevi karışımın adıdır.Mürşitler iksir olup bakır gibi değersiz kalbimizi altına çevirme kabiliyetleri vardır.İksire hizmet,sevgilinin cefasını çekmektir.Namaz ve oruçta arınılan şey,hizmette çok daha kolay bulunabilir.Çünkü,namaz ve oruçta nefis mevcut olup(manevi çıkar),mürşide hizmet ise nefsi dışarı atar

EFENDİLİĞİ İSTEMEK

yeşil destar 
Efendilik,yani topluma önder olma isteği(ister maddi ister manevi)övülmeyi gerektirir ve bu amaçla işler yapılırsa kişide Kibir oluşur.Kibir kini beraberinde taşır.Çünkü,yüzüne karşı kötü olduğunu söyleyenlere düşmanlık eder ve bu düşmanlıkta hasmı yok edip sindirinceye kadar Zulmü devam ettirir.Zulmün anasını,efendi olmak isteği olarak söylersek yanlış olmaz.
Efendilik ve önderlik,bir zehir olup ancak Panzehir haline gelmiş ilahi ruh taşıyanlardan başkası için tehlikedir.Çünkü Kibre kapılıp manen zehirlenme vardır.Bir ruha,ezelde önderlik vasfı verilmişse bunun için tehlike yoktur.Mürşit yılanlarla çevrili olmuş olsa korkman onda yılanlara karşı panzehir mevcuttur.Önder olma gikri senin beynine iyice yerleşirse,seni bu fikirden vazgeçirmek isteyen herkesi düşman görür "acaba kendini mi efendi yapmak istiyor"dersin.

ADEME SECDE DEVAM EDİYOR MU?

Evet bu secde emri  kıyamete kadar devam etmektedir.Adem kim?Bugünün peygamberleri.Yani Peygamber varisleri olan Veliler.Onlara secde etmeyenler iblisin çocukları ve hizmetkarlarıdır.
Hz.Pir Mevlana efendimiz buyurmuştur:"Mürşit tarafına bir adım atmak,Kabe'yi tavaf için yüz adım atmaktan evladır".Kabeyi tavaf bir amel işidir.Halbuki Mürşidi tavaf ilim işidir.İlim amelden üstündür.Bilerek yapılan ibadetle bilmeyerek yapılan ibadet arasında çok fark vardır.Bir saatlik tefekkür yüz senelik ibadetten üstündür denmiştir.Alimin uykusu cahilin ibadetinden efdaldir denmiştir.Bu husus olsa gerek.
 Ruhlar aleminde yapılan bu secde,dünya hayatında nasıl tecelli eder.?Cesede bürünmüş olan ruh,dünya hayatında cesede bürünmüş Adem'e(vaktin Peygamberine-Velilere)tabi olursa secde etmiş olduğu anlaşılır.Secde etmeyerek karşı olanı veya Gaflet içinde Ademden habersiz olanlar da burada anlaşılır.

SESSİZ OLMAK

Hucurat suresi 49/2"Ey inananlar Peygamberin sesini bastıracak şekilde sesinizi yükseltmeyin.Peygamber yanında sesini kısan kimseler Allah'ın takva ile gönüllerini sınadığı kimselerdir".
Bu ayet her nekadar Sahebe efendilerimize hitap etmekte ise de,Vaktin Peygamberleri olan Veliler yönünden de işarettir.Peygambere gösterilen saygı,peygamber varisi olan Velilere de gösterilmelidir.

Maneviyat kervanında arkada kalmak

Hz.Pir,Mevlana efendimiz,Peygamber veya mürşit değilsen maneviyat yolunda arkadan gitmeyi tavsiye etmektedir.Önde olma hevesi olmaksızın hizmete devam edilirse bir gün Can yusufunu içine atıldığı nefis kuyusundan kurtaracak maneviyat erleri olacaktır.Olgunluğa varmadan yalnız başına dükkan açmak tehlikelidir."SUSUNUZ"emri Hakk dili olmayanlar içindir.

ALLAHIN FARKEDİLMEYEN SINAMALARI

Biz cezayı,bedeni bir eziyyet ve meşakket olarak telakki ederiz.Ceza hukukumuzda,şimdi uygulanmayan ve yürürlükte olmayan "SÜRGÜN"cezası mevcuttu.Bu cezanın maddi,bedeni yanı olmamasına rağmen nasıl "CEZA"oluyordu.Bu birazda manevi ceza idi.Kişi,doğup yetiştiği,ahbab ve dostlarının bulunduğu,işini kurduğu bir mekandan hiç tanımadığı ve bilmediği bir mekana ceza olarak gönderilmekteydi.Dostlarını görememe ve yetiştiği yere dönememe aslında bir ceza idi.Bizlerin,yaptığımız ibadetlerden lezzet almayarak ibadetin özünden gafil olmamız,günah ve gaflet hususundaki hassasiyetimizin kaybolmuş olması,işlenilen günahlardan dolayı pişmanlığımızın bulunmaması hakikatte bir CEZA dır.Şair ayrılık acısını ölüme denk tutmuştur.Hakk'ın Velilerini tanımadan ömrü tamamlamak.Hakikatte hasretin ta kendisi olup farketmediğimiz bir imtihandır.

 
Mevlana Vakfı  İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.com

zamanların birliği

yürüyorum

MEDRESEDE OLAN RİYA NİÇİN MEYHANEDE YOKTUR

Medresedeki öğrenilen ilim,başkalarına bu ilmi satış için öğrenildiğinden bu duygu zaten başlangıçta gizli tutulmuştur.Öğrenilen ilmin adı dini ilimler de olsa neticesinde nefsin payı vardır.Meyhanede bulunanlar ise yaptığı işi gizleme ihtiyacında olmadıklerı için ikiyüzlü davranış sergilemezler.Bu sözden,medresinin zemmi,meyhanenin methi anlaşılmasın.Kerahet asla teşvik edilmemiştir.Hz.Pir"göründüğün gibi ol,olduğun gibi görün"demiştir.O işi yapanlar zaten nefislerinin esirleri.Kölelerin riyası -gösterişi olamazki.Gösteriş, Hür olduğunu ifade ve iddia eden nefis kölelerinde.Bağlanılan ipler ve zincirler ah meydanda olsaydı.Ne yazık ki görünmüyor.

KALBE GELEN DÜŞÜNCELER NERDEN GELİR

Gün boyu kalbimize değişik düşünce ve duygular gelir.Bunların kaynağı nedir?diğer bir anlatımla kalbimize gelen bu düşünceleri kontrol mümkün mü?Çünkü,bu düşünceler beden azalarımızı etkiler ve tesiri altına alır.Örneğin kötü bir haberin oluşturduğu olumsuzluklar bir anda vücudu kaplar.Azalar susuz kalmış sebze gibi süzülür.Renk gitmiştir.Haberin derecesine göre devam eder.İyi bir haberde ise azalar neşelenir.İyi ve kötü olan bu haberler dünyaya ilişkindir.Nefis etkilenir.Zaten bir takım rüyaların ,uyanıkken içinde bulunduğumuz nefsi endişelerin uzantıları olduğu ifade edilir.Kalbe gelen düşünceler kalpten atılmazsa yerleşir ve sıkıntı devam eder.Kalpteki bu düşünceler nasıl  kolayca atılabilir.Ruh canlı tutulursa,ilahi rahmet suyunu çeker.Bu su kuvvetli olursa,kalp üzerinde bulunan çerçöpleri süratle atar bu nedenle iç sıkıntı gider.Ancak su az ise çerçöpleri atamadığı için bu çöpler çöreklenerek balçığa dönüşür ve beden bir türlü sıkıntılardan kurtulamaz.

16 Eylül 2015 Çarşamba

MELAMİ NEŞESİ KİMDE DEVAM ETMEKTEDİR

Üçüncü devre Melamilerin kutbu Muhammet Nurul Arabi hazretleri Kuşadalı İbrahim Efendiden gelen bu neşeyi ,vefatından önce Fatih Türbedarı Ahmet Amiş efendiye devretmiştir.Ancak,Türbedar Efendimiz,Ehli zahirin (ehli şeriatın)Melamiler üzerindeki  baskısından  müntesiplerini korumak için  melametini gizleyerek irşadı sohbet ve nazarla devam ettirmiştir.Günümüzdeki Melamet neşesinin kaynağını Ahmet Amiş Sultandan gelenlerden aramak gerekir.

AKIL -İLAHİ İLİMLER(Vahyi-İlhami)

İlahi ilimlere uygun hareketler vardır amma akıl onları anlayamadığı için bu ilimler sır olarak kalır.Vahyi olan bu ilme "İlmi Ledün"denirmiş.Çünkü akıl,ilahi hükümleri bazen delilik olarak görür bazende şaşar.Çünkü aklın onu anlayabilmesi için "O"olması gerekir.Hz.Hızır'ın ilahi vahye uygun olarak yaptığı işler,Hz.Musa'ya uygun görünmüyordu.Hz.Musa'nın aklı bile gayb konusunda eli bağlı halde kalırsa,fare gibi olan avamın akklı da ne olurmuş.Kader konusunu okumak,Peygamberlerin görevlerini layıkıyla yerine getirmesinde aksaklıklar meydana getireceği için onlardan bile meçhul kalırmış,Bunun için Veliler hep "Kaderini bilmem" veya "Kaderine karışılmaz"derler

 Mevlana Vakfı  İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.com

BİLGİLERİN GİZLİLİK DERECESİ(ZAHİRDEN ÖRNEKLER)

Cumhurbaşkanının bilgisi(Devlete ait en mahrem konuların bilgisine sahip yegane kişidir)
Başbakanın-Bakanların Bilgisi:Cumhurbaşkını bilgilerinin bazısını Bu kişilerle paylaşır.
Bakanların Bilgisi:(Bakanlar kurulunda edindikleri bilgilerin kendi teşkilatıyla ilgili olanlarını Müsteşarlarına,onlar Genel müdürlerine,onlarda kendilerine bağlı birimlerin silsilelerinegöre en alta kadar iletirler.Bu durumda,idariteşkilatın alt biriminde olanlar yukarıdaki bilgileri bilmezler.ancak kendilerine bildirilirse bilirler.Devlete ait sırları herkes bilemez.Ancak pek az sayıda kişi bilebilir.Niçin böyledir?İman  ve akıl dereceleri bu hususta filtreleme yapar.Aksi halde kaos olur.Manevi dünyada da bu yapı mevcut imiş.

HANGİSİ DAHA GİZLİ..AKIL MI?RUHMU?

Akıl Ruhtan daha gizli imiş.Şöyle Örnek verir Hz.Pirimiz.Hareket eden bir karartı gördüğümüzde bunun canlı bir nesne olduğunu idrakle o canlıda ruhun bulunduğu anlaşılır.Ancak,görünen bu şeklin insanmı yoksa hayvanmı olduğunu anlarsak,hayvanda akıl olmayacağı için dengeli hareketlerden insanın akılla müşerref olduğunu idrak ederiz.Yani Aklın varlığı gizli olup gizlilikte sırası Ruhtan sonradır.Peki İlahi vahiy veya ilham sahibi olup olmadığını anlamak daha müşkülmüş.Çünk akıl bunu çözemezmiş.Vahiy gayb aleminden,Hakk'ın zatından neşet ettiği için akıldan gizli imiş.

KERAMET GÖRMEK

His gözü görünce aşk artarmış.Aşkda kalpteki imanı artırırmış.Kalpteki doğruluk,hislerin uyanmasına sebeb olarak ,hisler uyum sağladıkları ilahi tecelliden zevk alırlarmış.Koyun sürüsünde harekete,ileri giden bir koyun sebebiyet verir.Bir koyun ırmağa atlarsa tüm sürü atlar.Bu nedenle hislerimiz olan gözümüz,kulağımız,burnumuz ilahi tecelliden nasiplenirse,diğer hisleri tetikleyip harekete geçirirmiş.

KÖR NASIL TANIR

Kör,gözü açıktan sesiyle yardım ister.Bulamazsa gözü açık birinin imal ederek eline verdiği değnekten aldığı bilgileri akıl süzgecinden geçirerek yavaş yavaş yürür.Değneği de yoksa işte o zaman eyvah.

EDEB DEĞİŞİR Mİ?

Beden ehli kimselere karşı edep dış görünüşedir.Gönül ehli olanların yanında edep içtedir.Duygu ve düşünceler üzerindedir.Çünkü onlar kalpten geçen sırları anlarlar.Dünya menfeaatı için kalp gözü kör olanların huzurunda kapı dibine oturarak edep gösterenler,gönül gözü açık velilerin karşısında edebi terk ettiklerinden şehvet ateşine odun olmaktan başka sonları yoktur.

ALGI OPERASYONU

Bir haberin çarpıtılarak insanlarda farklı duygu oluşmasını temin etme yöntemidirGönüllerin ayarı bozulduğundan bu tür şeytani davranışlar şüphesiz avama tesir eder.

kabe kabe olalı böyle bir zulüm görmedi..

kabe gönüldür
"o gönlü kıran boşuna kabe ye gider" demişler
kabe zahiren küb dür
batında ise rahmanın çadırı ^
kabe hem vardır hem yok
kabe adem dir
var olan tek adamın mekanı
adem dir kabe
ve tavaf eden hacılar züccac-ı kirami
kabe
düşlerin düşlendiği mekan
ve düşlerden düşerek çıkılan  alan
kabe güzel kadın
kabe simsiyah kadife yastıklardan bir rahiym
kabe gönül
kabe  asabiyetli eteği belinde savaşçı bir kadın

nur cihan
16 eylül 2015

not:bu şiiri o korkunç kabeyi ameliyat eden kepçelere dayanamadığım için yazdım.......kabedeki kırış döküşün islam ülkelerinde de tecelli ettiği ne kadar açık değil mi?? .....kabeyi tekrar sade ve yalın görmek ümidi ile

MÜŞTERİSİ ALLAH OLAN İŞLER

İçinde söz ve göz olmayan,dudak yumulmuş göz ve kulak kapalı işler.
Siyasiler yaptıkları işleri halkın bilgisine abartarak ve rakiplerine üstünlük taslamak kaydıyla sunumda bulunurlar:Şu kadar okul açtık.Bu kadar hastane,duble yol,fakire kömür,öğrenciye burs v.s anlatırlar.Müşterileri halk'tır.Onları celbetmek için bu yapılanları ifade ihtiyacı duyarlar.Bunları yaparken"Cephede her şey mubahtır"fetvasını nerden alıyorlarsa,açılmış bir tesisin ek binasını sıfırmış gibi yeniden açmak,beş sene sonrasının proğramında olan bir iş için beton dökmek,açılacak tesislerin sayısının sonuna sıfır ilave etmek hep bu fetva içinde kaybolur gider."Gel vatandaş gel"diye ucuz Mahmutpaşa semtine gidenler de bu malların kalitelerini biliyorlar ama ah bu fukaralık ne yapsınlar bellerini büküyor.Çareleri Allah.

ÜRÜN ÇEŞİTLERİ

KALP ÜRÜNLERİ:Vahyi-ilhami olmakla kaynağı Hakteala olan bu ürünler %100 organiktir.
AKIL ÜRÜNLERİ :Yetişmesinde doğal unsurlar kullanılan ürünler.
NEFİS ÜRÜNLERİ:Sahte(tağşiş)ürünler olup taklittir.Çin malıdır.ucuz ve yaygındır.Ama,daima kalp ürünlerinin şekline benzetilerek sunulur.

MANEVİ VARLIK TEHLİKELERİ

Bir Uşşaki mürşidinin halifesi  olan ....den emekli ...efendi,mürşidinin vefatından sonra efendinin ikamet ettiği ...şehrine döner.Efendinin oğlu Post'a oturmuştur.Oğlunun kemalatını yeterli mi görmez veya kendi için bir devir beklentisiyle AZİZİM'e başvurur.AZİZİM,ona Elazığlı Musa Kazım Efendi'ye hizmet etmesini söyler.Bu amaçla Elazığ'a gider.Musa Kazım Efendi,gelen misafire,"Bana mı gönderdi"sorusuya AZİZİM'i ifade eder.Üç beş defa Musa Kazım Efendi'yi ziyaret ederse de bir ses çıkmaz ve bir hizmette talep edilmez.son ziyaretinde,Misafire buyururki:...Efendi."Bu gece burada kalacaksın"der.Misafir ,akşamdan sonra orada kalmayıp söz tutmayarak mübareğin evinden ayrılır ve memleketine döner.Bir zaman sonra bir düğün sebebiyle Musa Kazım Efendi,İzmirdeki Uşşaki kolunun devam ettiren zatın oğlu ve bizim halife efendi buluşurlar.Düğün sonrasında Musa Kazım Efendi,Uşşaki olan zatı ve ...efendiyi yanına çağırır.Uşşaki olan Efendiye sorar:Sen nesin,ben neyim?"Babasının yerine Uşşaki yolunu devam ettiren kişi cevap verir:"Efendim ben şeyhim siz Mürşid-i Kamilsiniz"cevabı üzerine Musa Kazım Efendi,bizim adama soru bile sormaz.Çünkü doğru cevap verilmiş ve Uşşaki yolunun o zat üzerinden yola devamı teyit edilmesi üzerine bizimki derin bir sükutu hayala uğrar.
Ne yazıkki "Şeyhlik-Mürşitlik"beklentisi  içinde olan halife efendi, şeyh postuna oturan efendisinin oğluna biat etmeyerek şansını denemek için bir dükkan açıp müşteri bekler.

 Mevlana Vakfı  İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.com

15 Eylül 2015 Salı

CAN BALIĞI-ALİ ÖZTAYLAN



Mürşitler Can balıklarıdır.Sen onları göremiyorsan onlar kendilerini sana haberdar olman için vuruyorlar.Onları apaçık görmek için gözü açmak gerek.Ama göz görmüyorsa onların tespihleri olan sohbet ve sözlerini okuyalım

ZİYA PAŞA

Onlarki verir laf ile dünyaya nizamat
Her türlü teseyyüp (ayıp,lakaytlık,nizamsızlık)bulunur hanelerinde.
(Hanelerinde(Parti,dernek,kurum v.s )teseyyüp bulunanların dünya nizamı laflarına ihtiyatlı yaklaşmak gerek.

Tarihteki tekerrürün hikmeti

Dünya hayatı bize kesintisiz gelsede toplum hayatının bir günü,(ki biz buna devirler diyoruz),mevsimsel hayatta elli yüz  yıla denk olsa gerek.Sahnede bir tiyotro vardır.O gün seyretmeye gideriz ve seneryoyu öğrenmiş oluruz.Ancak,aynı tiyatronun ikinci sergilenişi aradan devir dediğimiz zaman geçtikten sonra yani ertesi gündür.ancak,o günkü tiyatroyu seyredenler arasında öncekiler yoktur.Yeni bilet almış seyirciler vardır.Aynı tiyatroyu onlarda seyreder.İşte Hakiki Senarist Cenab-ı Hakk'ın yazdığı bu piyes zamana göre değişen oyuncuları ile sürekli oynanır.Seneryoda anlatılmak istenenler aynıdır.Her oyunu farklı sanan aptallar,eski oyunu seyretmiş olan birini bulup ona sorsa idi,tiyatronun seyredilmeye değer olup olmadığını bilir,bilet için çok değerli parasını boşa harcamazdı.

Mescid-i hakiki

Erenlerin gönlü.Bu mescidi kirleten(Hak erenlerine dil uzatan)toplum en rezil toplumdur.Mevlana efendimiz Mesnevide ihtiyar Hasta ve doktoru konuşturur.ancak bundan bir şey anlatılmak istenmiştir.
İhtiyar Hastanın soruları:
"-Ben hafıza bulanıklığı içindeyim.Doktor bey acaba neden?"Doktor:"Amca ihtiyarlıktan"
"-Gözümün üzerinde karanlık leke var.iyi göremiyorum neden?"Cevap:"İhtiyarlıktan)
"Sırtıma büyük acı veren ağrılar geliyor .sebebi ne ola ki?cevap:"Amca ihtiyarlıktan".
"Her ne yesem bir türlü hazmedemiyorum"."Mide zayıflığın da  ihtiyarlıktan"
"Nefesimde kesiliyor".Doktor:"İhtiyarlıktan".
Hasta kızar Ey ahmak.Tek cevabın var.Sen tabiblikte sadece bu sözü mü öğrendin?her derdin bir çaresinin olduğunu öğretmediler mi?"
Doktor:"Amca kızma.bu hiddette ihtiyarlıktan!"
Bütün uzuvların zayıfladığı gibi,kendini zabtedme ve sabırda zayıflar."Hey artık çok olmaya başladın der"Avam için geçerli olan bu zayıflamada  Hakkın sarhoşu olanlar bundan müstesnadır.Onların gönüllerinde tertemiz bir yaşayış vardır.Dış yüzü ihtiyar olsa bile iç yüzü çocuk gibi tazedir.

YALANLA DOĞRUNUN MİHENK TAŞI

İnsan gönlü  bir mihenk taşı gibi,yalan söz ile doğru sözü bilebilirmiş.Yalan söz kalpte şüphe bırakır,doğru söz ise gönlü yatıştırır ve neşelendirirmiş.Peki Gönül hasta olmuşsa ne olacak.Tıpkı ağzının tadı bozulan hastanın onun bunun tadını alamaması gibi yalanı ve doğruyu ayıramazmış.O zaman ne yapmalı:Gönlü bozulmamış bir Hakk erinin gölgesinde durmalıyız.

VAY ONA,VAY VAY ONA

Ayıp söyleyenler,hakikatte o ayıbı satın alırlarmış.Bu nedenle kendinden emin olmadıkça şöhret arama,önce yüzünü yıka sonra elaleme göster.Çünkü "La Tehafu"(Korkmayınız)hitabını duyuncaya kadar eminlik yoktur.Siyasette şöhret olanlar"Şehit olmak istiyorum" lafını ,"Kefenimiz hazır"sözünü ortama göre sıkça kallanmaktalar.Bela ve imtihan zamanında sözünde durabilecek çok az kişi çıkmıştır.Ya Hallac-ı Mansur  olmak gerek,yahutta İstiklal mahkemesinde son savunma yapmaktan vazgeçip bildiği kadere razı olan İskiliplı Atıf Hocaefendi olmak gerek.Biz dünyevi mahkemelerde yargılanmayı kaldıramıyoruz.

 Mevlana Vakfı  İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.com

13 Eylül 2015 Pazar

*Sâhib-i Keyvân veya Sahipkıran



*Sâhib-i Keyvân veya Sahipkıran aynı manâdadır.
 İki yıldızın aynı dereceye, yani aynı hizaya gelmesine denir. Güneşle Zühre yıldızı bir dereceye gelir ve tam o anda bir padişah tahta çıkarsa bu padişaha “sahibkıran” denir. Bu hükümdarlar sağ yanına iki, sol yanına da iki kılıç takardı. Daha sonraları fetihlere, zaferlere erişen padişahlar hakkında da “sahipkıran” ünvanı kullanılırdı.
(*alıntıdır)

"Sence"





Farzet ki hiç dilini bilmediğin bir yerdesin. Karnın acıktı nasıl anlatırsın derdini? Dedi. 

El kol işaretiyle yanıtı ilk aklıma gelendi. 

Olmaz dedi. O işaretler kültüre göre özeldir farklı anlamlar taşır. Anlatamazsın. 

Peki dedim. Nasiı?

Sence dedi. 

Bence dedim :)

Evet "sence" dedi. Kainatta sana sence konuşuluyor. Herşey sence. Sen bu dili bilmedin hiç. Orjinal ve ozgun dil sence. Bilmediğin için önce sen seni hiç anlamadın ve anlatiıanı da okuyamadın. Oysa sana ilk; OKU dendi...

nildem



MÜRŞİTLER EBE İMİŞ

İlahi teklifleri kabul etme keyfiyeti kalpte mevcut olup bu teklifi kabul eden kalp hamile imiş.Mürşitlerin nasihati ise ilahi tecellilerin doğmasına ebelik yaparmış.Doğum için sancı gerekli olmakla Ebe dermiş ki:çocuğun doğması için dert ve ızdırap gereklidir.Bu nedenle talibin meşakkati başlarmış.Maddi doğum ana rahminden dünyaya,manevi doğum ise dünyada iken Allah'a ulaşmaktır.Nefsin sıfatlarından ölmeyi başaranları Allah,kendi sıfatlarıyla yeniden diriltir.Nefsini bütünüyle yakmayan küllerinden yeniden doğamaz.



DELİLER-VELİLER

Bir Veli'yi ancak Hakk'ın bir başka Veli'si tanıyabilirmiş.Bir veli,manevi derecesini gizlemek için kendisini deli yapıp işi deliliğe vurduğu zaman hiç kimse aklını kullanmak suretiyle onu tanıyamazmış.Meczuplarla çok senli benli olmamak gerekirmiş.Bakarsın seni çok sever,kendindeki emaneti senin üzerine bırakırsa sende meczup olurmuşsun.Bir Velinin,kendini anlamayan inkarcılardan sakınmak için saklandığı kisve,delilik kisvesi imiş.

Mevlana Vakfı  İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.com

HAC NEDİR?

Hac,Peygamberin insanları kendisine çağrısıdır.Kabe(Mekke)randevu yeridir."İnsanları,Hacca çağır,yürüyerek veya binekler üzerinde uzak yollardan sana gelsinler"(Hac:22/27)Bu ayette "SANA GELSİNLER"hitabı peygambere olup,Hac ,Vaktin peygamberini ziyaret olsa gerek.Kabe etrafında dönmek günahların affına vesile olunca ,bir mürşidi kamilin etrafında dolaşmak ,ona hizmet için koşuşturmak günahların affına daha çok vesile olur.Mümin,Haktealaya göre Kabe'den daha şereflidir.

ERENLERLE BİRLİKTE OLMAK-NÜKTE

Korunma kalkanı imiş.Şeytan yaklaşamazmış.Cami kapısında sabırsızlık içinde kıvranan şeytana bir Veli,sebebini sorunca:"-Cami içinde bir zahit namaz kılıyor.Ben onun namazını bir anda yele veririm(boşa çıkarırım)ama,yanında bir veli uyuyor.Velinin nuru,beni ,namaz kılan zahite yaklaştırmıyor".


Mevlana Vakfı  İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.com

ÜÇ KÖRLÜK

Gözü ama Bir dilenci varmış.Dilenirken şöyle söylermiş:Ey insanlar bana iki türlü acıyın hem gözüm kör hem sesim çirkin.Bari sesim güzel olsa bu kadar mağdur olmam".Bu samimi itiraf üzerine insanların merhametleri galebe gelmiş derler.
Hakikatte İnsanların üç körlüğü olurmuş.Bunlar:
1-)Baş gözünün körlüğü,nasıl tüm görüşten mahrum kalınırsa;Dünya hayatında Hakk'ın Veli kullarını görmemek ve bilmemek,baş gözünün körlüğü mesabesinde bir Manevi Körlükmüş.Veliler Hakkın nurunun sahibi ve ışık kaynağı olmakla,bu kaynağa dünya hayatında ulaşamayanlar kör kalırmış.
2-)Sesin Çirkilliği mesabesinde olan Velilere,Hakk'ın has kullarına dil uzatmak ,onların aleyhinde söz kullanmak.İkinci körlükmüş.
3-)Körlüğün en şiddetlisi olan Gönül gözünün körlüğü ise Evliyayı hiç kabul etmemek körlüğü.Tamamen redde sebeb bir körlükmüş.ilk iki körlük(Veli'yi tanıyamamak,yahut onun aleyhinde olmak fiilinden pişmanlık duyulduğunda sebebsiz verenlerden biri çıkıp o çirkin baş üzerine el koyarlarsa,çirkinlikleri giderebilirler.Ama gönül közünün körlüğünün çaresi yokmuş. 

BÜYÜK TEHLİKE-ÖNDER OLMAK

Önder olmak için önde koşan nice bilgi ve hünerler vardır ki (Baş olmak isterken)onunla baş elden gider.Başının gitmemesini istiyorsan Ayak ol ve tasarruf sahibi bir kutbun himayesinde ol.

AŞIKLARIN EDEBLERİ

Canında aşktan bir ateş tutuşturda düşünceyi ve şatafatlı sözleri yak.Edep bilenlerin edepleri başkadır.Ruhu yanık olanların(aşıkların)edepleri bambaşkadır.

Mevlana Vakfı  İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.com

İbadet niçin emredildi

Allah c.c ibadeti,kullarına cömertlikte bulunmaya bir vesile olsun diye kul için yaratmıştır.Kul,Allahı tespih etmekle temizlenir.