EVLİYA MENKIBELERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
EVLİYA MENKIBELERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2017 Perşembe

EVLİYA MENKIBELERİ NAKLETMENİN KAYNAĞI

Ruzbihan Bakli hazretleri (k.s)Nisa suresinin 36 ncı ayeti(Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın Ana  babaya..yakınlara..yetimlere..düşkünlere..yakın komşuya..uzak komşuya..yanınzdaki arkadaşa..yolcuya..ve elinizin altında bulunan kimselere iyilik edin..Allah,kendini beğenip öğünenleri elbette sevmez” ayetindeki “bu valideyn”(ana babadan) murat  meşayihi marifettir.Şeyhlerin marifetleridir.Onların emir,istek ve işlerine karşı çıkmamaktır,itiraz etmemektir.ve insanlar arasında onların faziletlerini yaymak ve anlatmak ve yazmaktır.”şeklinde tefsir etmiştir.

24 Mayıs 2016 Salı

BİR MECZUBUN HİKMETLİ SÖZLERİ

Kadı İmam Ebu Yusuf ,Kufe şehrinde dolaşırken Uleyyan isimli meczupla karşılaşır ve meczup ona sorar:"Ey Kadı !sana bir mesele soracağım ,Yüce Allah kitabında yeryüzünde yürüyen ve gök yüzünde iki kanadı le uçan kuşlardan hepsi ancak sizin gibi bir ümmetlerdir,(Enam 38) demiyor mu?Allah her millet için mutlak bir uyarıcı (peygamber)bulunmuştur demiyor mu?"diye sorunca Ebu Yusuf "Evet"der.Meczup devam eder:"Öyleyse köpeklerin uyarıcısı kim?"deyince cevap verememiş.Meczuba sormuş:"Peki kim?"deyince meczup:"olmaz öyle beleş.cevabını öğrenmek istiyorsan birkaç etli yufka yaptırda yiyeyim"deyince Ebu Yusuf etli ekmek yaptırır ve meczubun karnını doyurur.Meczuba "Cevabın ne ?"diye sorunca meczup elbisesinin cebinden bir taş çıkardı ve :"İşte köpeklerin uyarıcısı".

BUGÜN ,DÜNYEVİ MENFAAT İÇİN GÜÇTEN YANA TAVIR KOYANLARIN UYARICISINIDA FARKLI BEKLEMEMEK GEREKİR.NİTEKİM ÖYLEDE OLMAKTADIR.AYI YAVRULARINI DÖVEREK SEVERMİŞ.

15 Mayıs 2016 Pazar

DÖRTYOL'UN MEŞHUR MECZUBU-AHMET SİNAN

    ANKARA HACI BAYRAM-İ VELİ MECZUBAN TAKIMI KÜLLİSİ BİZİ SELAMLAR -HÜÜÜ

Meczupların halleri kitaplaştırılsa sayısız hikmetlerin iç içe girdiği gözlemlenecektir.İçlerinde ,şüphesiz işi deliliğe vurup Veli'liğini setr edenlerde mevcuttur.Ahmet Sinan.1980 ihtilali öncesinde ve sonrasında Hatay/Dörtyol'un meşhur meczubu.1.90 boyunda iri yarı celalli bir meczup.Sırrını sadece babası bilir.İhtilalden üç ay önce,Atatürk anıtının karşısında her gün selam duran bir meczup.Meczubiyeti ileri derecede.Solcular ve sağcılar diye ikiye ayrılan bir toplumda,solcuların devam ettiği kahvehanelere polisin girmeye cesaret edemediği bir dönemde elinde kalın ve uzun bir sopa Sinan önde polisler arkada  içeri dalışlarını,canlı tanıklar her zaman anlatırlar.
*Ahmet Tahir Konevi hazretlerinden el alan Dörtyollu Nakşi meşayihi Ziya efendinin haftalık toplantı yaptığı ev nerede olursa olsun Sinan bey o gece orada mevcut.Başlangıçta bu meczubun toplantıya iştirakinden memnun kalan Ziya Efendi,bilahere hatim esnasında bazı dervişlerin enselerine osmanlı tokadını vurmaya başlayan Sinan beyin bu tutumundan rahatsız olur ve sahibi,Sinan beyi geri çeker.Ensesine tokadı yiyen kişilerin hali ise,zikir esnasında kalplerinden dünya işlerini düşünenlerdi.Şeyh efendi meczubun ba halini,tokat yiyenlere maalesef anlatamamıştı.

13 Mayıs 2016 Cuma

DR.MÜNİR DERMAN

KABİR TAŞIM :
Bir gövde borcum var toprağa Verdim borcumu.
Ruhumun toprağa borcu yok benim. Arama toprakda beni, ben başka yerdeyim.
Toprağım temizdi, temiz teslim ettim borcumu.
 Bu kabir ruhumla gövdemin ayrılış yeri.
 Burada arama, burda değilim. Azapda değil, narda değilim.
Sıkıntım kalmadı artık, aç ve yoksul değilim.
 Dünyada haksızlık, sefalet, açlık, sıkıntı, dertlerle arkadaş yaşadım. Şikayet etmedim Rabb'imden, bu nedir diye
 Kırklar, yediler, dörtler, üçlerle arkadaş idim. Hızır'la buluştum, konuştum, dertleştim, dünya yüzünde... Şikayet etmedim kendi halimden.
Nefsinle uğraşma bu savaş değildir. Kabirde azabın esası budur. Bırak nefsini kendi haline. Uğraşma onunla yakışmaz sana.
 Gövde, nefis, ruh başka başkadır. Yekdiğerine karıştırıp çengelleme onları.
Nefis dünyada kalır, gövde toprakda Ruh gider aslı olan Rab'bine
 Burada arama burda değilim. Azapda değil, narda değilim. Sıkıntım kalmadı, aç ve yoksul değilim. Gövdemi verdim toprağa borçlu değilim.
Nefsimin de derdi dünyada kaldı. Üzme kendini, ben de senin gibiyim. Rabb'imin yanında uçar gibiyim.
Dr. Münir Derman                     (Duvar içine girerek kaybolan iki şahsın elinden düşen bir kağıtta yazılan yazılar.)
Vesveseyi bırak... Ne kadar işin ve arzun, dileğin varsa hepsini kaza ve kadere teslim et... Kendi nasıl dilerse öyle iş gören Allah'a bırak... Ve bekle... Telaşı terket. Izdırabı, üzüntüyü kaldır. Murat yolu kendi kendine görünür, o yola düşersin. Aç kal, kimseye söyleme. Dertlerini, yoksulluklarını, ızdıraplarını söz haline geçirme. Melekler bile duymasın... Derdin olursa Hakk ile konuş, herşeye yeter. Sefalete düşersen vakur ol. Sabret. Hak'ka bile ellerini istek için kaldırma. Yalnız hamd için kaldır. Allah seni senden iyi bilir... Hakk'da erimek dünyada budur..." 

(Dr.Münir Derman):Kırklardan bir zat idi.4 fakülte bitiren bir tıp doktoru iken geriye hiçbirşey bırakmaksızın çok sade bir hayat sonunda bir köy kabristanına gömülmeyi vasiyet etti.(Ankara/Yenimahalle-Memlik köyü )
"Bağlarda bulunan asmalar,çiçek açmışlardı.Zamanı gelince onlar,hoş renkli,tatlı üzümler vereceklerdi.Ama sizler,sakın,mest olmuş Hakk aşıklarının şu kendinden geçmiş hallerini bu üzümlerin suyundan elde ettiklerini sanmayınız ! Onlar,gayb aleminin üzümlerinden yapılan acaip bir şarapla mest olmuşlardır"

RESULULLAH sav'IN HAYA ETMESİ

Ahmet Bin Hambel hazretlerine Halife sorar:"Kur'an münzilmidir?Mahlukmudur?.İmam cevap verir:"Münzildir".Bu cevap Halifeye tesir eden eden çevrelerin fikirlerine aykırıdır.Bu nedenle İmam kırbaçlanır.Bizzat İdareci Halife eliyle.Daha sonra bir çuvala konup çuvalın ağzı bağlanır ve dövülerek şehit edilir.Ahmet Hambel hazretleri vefatından sonra bir şahsın rüyasına girer ve ahvalini şöyle anlatır:"Üç gündür Ahiret alemindeyim.Resulullah Efendimiz iki defa önümden geçti ama mübarek yüzlerini benden gizlediler.Üçüncü gün ise cür'et edip Efendimize sordum:"Ya Resulullah.Kur'an münzildir dediğim için mi benden mübarek veçhenizi gizliyorsunuz?diye sorunca Hayır ya Hanbel"buyurdular."Ehli beytimden birisi seni bi gayri hakkın katl  ettiği için senden haya ettiğimden yüzüne bakamıyorum"buyurmuştur.

11 Mayıs 2016 Çarşamba

EVLİYA ALLAH'IN GELİNİDİR




Biz Allah gelinlerinin sadece duvağını görürüz.Yüzünü,nurunu belki kokusunu dayarız.Ancak buraya kadar.Daha ötesi yoktur.Allah'ın reyhanı oldukları için ancak Sıddıklar koklayabilir.Rububiyet sırrını ifşa yasaktır.Alnını secdeye koymayanlar Evliyanın zahirini de anlayamazlar.

10 Mayıs 2016 Salı

BİR İBRET SAHNESİ

Sırrı Sekati hazretlerinin bir müridesi dokuz yaşındaki çocuğunu eğetim için hazrete gönderir.Kadın 37 yaşında olup dul kalmıştır.Çocuğu bir vesile ile değirmene gönderdiğinden değirmenci telaşla gelir ve çocuğun suya düştüğünü ve boğulduğunu söyler.Hazret dervişlerini alarak kadına haber için giderler.Kadıncağıza sabırdan bahis açarak sohbeti rızaya getirir.Kadın sorar:Efendim ne söylemek istiyorsunuz?.Hazret durumu anlatır.Kadın:Hayır benim çocuğum ölmemiştir"der.Etraftakiler çocuğun ölümü nedeniyle kadının aklını oynattığını düşünürler.Hazret Rıza'dan bahsetse de kadın kabullenmez ve çocuğun boğulduğu yere gidelim derler.Giderler.Kadın su içinde boğulmuş vaziyette olan çocuğunu görür ve suya atlayarak çocuğun elinden tutarak dışarı çıkartır.Çocuk sağdır.İnsanlar Şaşırırlar.Sırrı Sekati hazretleri,bu durumu Hz.Cüneyd-i Bağdadiye sorar:Hazret buyurur ki :Bu kadın öyle bir makamdadır ki Cenabı Hakk,onunla alakalı işleri ona haber vermeden tecelli ettirmez.Çocuğunun boğulacağı hadisesi kadına bildirilmediği için kadın çocuğun öldüğüne inanmadı.Çünkü Hakk'a zannı bu derece yüksekti.

7 Mayıs 2016 Cumartesi

FAHREDDİN-İ RAZİ'NİN İRŞADI

Tefsir-i Kebir sahibi Fari Razi,Harzemşah'ın hocası olup,Mevlana Efendimizin Belh'i terketmesinin müsebbiblerindendir.Fahreddin-i Razi,Necmeddini Kübra hazretlerinin bulunduğu şehre gelmişti.Herkes bu büyük islam aliminin ziyaretine gitmişlerde Hazreti Necmeddin gitmemişti.Etraftakiler hazrete ziyarete gitmenin gerekliliğini anlattılar.Hz.Necmeddin sordu:"Kimdir bu şahıs?"Cevapladılar:Cenab-ı Hakkın vahdaniyyetini bin bir delil ile ispat eden bir zattır".Hz.Necmeddin buyurdu ki:"Demek ki vahdaniyyeti Hak hususunda bin bir şüphesi varmış ki delil aramış!".
Fahri Razi bunu işitince Hz.Necmeddinin ziyaretine geldi.hazretin ilminin ve irfanının karşısında kendi eserlerini pek alçak görür ve Hazret-i Necmeddin'in tarikatına intisap etmek istediğini söyler.Hazret kendisini halvete koyar.Fahreddin halvete girince ,sinesinde şiddetli bir sıkınt hissedip Hz.Necmeddin'e halini anlatır.Evet o sıkıntı ,sadrındaki o ulum-i resmiyyenin verdiği bir sıkıntıdır.onların hepsini kusmak lazımdır buyurdular,Bu söz Fahreddin Raziye ağır gelir ve halveti terk eder

14 ÇORAP GİYEN MECZUP

Dokuz yaşında yürümeyi beceren,on dört yaşında konuşmayı söken bir meczup ile alakalı bir hadise anlatıldı. Abdülkadir Musla isimli bir arkadaş nakletti ki:Mahallemizdeki bu meczubun on dört çorap giydiğini söylediler.Yanına vardım sordum:Efendi kaç çorap giyiyorsun?Dedi ki bu soruya cevap verebilmem için 25 kuruş vermen gerek.Bende çıkarttım talep ettiğim parayı verdim ve ayağındaki çorapları çıkartarak saymaya başladı;Tam on dört çorap çıkmıştı.Ayaklarından çıkan çorapları sağdan çıkanı sağa,soldan çıkarttıklarını soy tarafa koymuştu.Merakım devam etti:Efendi !niçin ondört çorap giyiyorsun ?deyince meczup dedi ki bu soruya cevap verebilmem için çorapları giymem lazım.ancak 25 kuruş daha vereceksin ki  soruyu çorapları giydikten sonra cevaplıyayım.Çaresiz bir yirmi beş kuruş daha verdik."Ee !"dedim.Meczub ciddi bir şekilde bana döndü:Kadir amca halen anlamadın mı?.Ben hayır dedim.Meczub:Kadir amca ben de seni çok akıllı birisi sanırdım..Merakım daha da çoğaldı:"Hayır" ! dedim.Meczub cevaben dedi ki:Ayaklarımı ayakkabıya uyduruyorum.ve sonrasını izah etti:Bana alıp getirdikleri ayakkabı hep büyük numaralı ayakkabılar.Bu nedenle çorap giyerek ayağımı ayakkabıya uyduruyorum.!Düşündüm doğru.Bir meczup,ayağını ayakkabıya uygun hale getirmiş te acaba Boğaziçi üniversitesi gibi gözde bir Üniversitede iki fakülteyi birincilikle bitirmiş,ana dili gibi üç dil konuşan bir Profesör Başbakan ,nasıl ayakkabıya ayağını  uyduramadı  merak konusu !

Mevlana Vakfı  İSKENDERUN

Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.com

4 Mayıs 2016 Çarşamba

VELİLERİN ÇEKİŞİ YAHUT DEF'İ

Kendi varlığına düşkün olan kimse ,Fena ehli olan bir Veliye yaklaşamamasının nedeni Kişiden kaynaklanmaz.Gelecek kişinin istidadı o Veli'nin konumunu idrak edemeyecekse Veli olan Zat  o kişiyi adalet gereği kendinden ve dergahtan zak tutar.Şeyh Galip hazretleri bu meyanda buyurmuştur ki:
Gelenler asitanı evliyaya
Bütün davetlidir Galip safaya
Sakın surette kalma aldanırsın
Komazlar,yoksa sen gelmem sanırsın"
Ancak bu zatların def etmesi sözle olmaz manevidir.Ehli suret olan ise "Ben gitmiyorum,"sanır."İstersem giderim,istersem gitmem"yoktur.Veli isterse dergaha gidebilirsin istemezse gidemezsin.Senin batınında enaniyetin varlığını görürse Evliyanın Batını ,manevi ret sopası ile senin batınını kovalar.Bu hal zahirde ise perdeye,sanki sen istemediğin için bu iş böyle oluyor şeklinde tecelli eder.
Gavsül Azam Abdülkadir Geylani hazretlerinin bir müridi nakleder ki Hz.Şeyh ile Cum'a namazına giderdim.Halk onlara iltifat ve hürmet etmezlerdi.Kendi kendime derdim ki:Böyle bir zatı şerife halkın iltifat ve hürmette kusuru taaccüp olunacak bir şeydir"dedim.Cuma namazını kılıp çıktıktan sonra halk,hazretin elini öpmek için öyle bir hücum ettiki güç bela aralarından kurtulup dergaha gelebildik.Hazret şöyle bana buyurdu:"Bunların kalpleri bizim irademiz elindedir.Bize iltifat ve hürmet etmeyen onlar değil,belki bizim batınımızın nefreti onları benden tedip eder"

1 Mayıs 2016 Pazar

GÜZEL BİR CEVAP

Gaziantepte yaşamış Bilal Baba hazretlerine sormuşlar:"Efendim Hz.Abdülkadir Geylani mi büyüktür yoksa Seyyid Ahmet Rüfai hazretlerimi?".Hazret bu soruyu şu şekilde cevaplamıştır:"Evladım birisi boyuna büyümüştür diğeri enine büyümüştür ! Hatta bu soruya bir mübarek zat da şöyle cevap vermiştir:"Evlat ! bu soruya cevap verebilmek için ikisinden de büyük olmak gerek ki hangisinin büyük olduğu söyliyebilelim."

"ASHABI KEHF'"'İN İŞARET ETTİĞİ MANA

Ashab-ı Kehf hikayesi Kur'an da zikredilmiştir.Zalim bir padişahın vezirleri konumunda olan yedi gencin inançlarından dolayı bir mağaraya sığınmaları ve Cenab-ı Hakk'ın onları,köpekleri Kıtmir ile birlikte 309 yıl uyutması ve sonra uyanmaları hikayesidir.Ashab-ı Kehf'te geçen zamanın,beden üzerine tesir etmemesi hali,bedenin bu kadar süre içinde bir şeye ihtiyaç duymayarak fiziksel hayatiyetini devam ettirmesi,bu süre içinde bedenin ihtiyaç duyduğu hareketin Hakk Teala tarafından yerine getirilmesi v.s gibi sayısız hikmeti ve sırrı içinde barındırır.Bu ayetler ,Dünyevi hayatlarında Evliyaullah'ın hareketlerini yöneten,onları hareket ettirenin  Cenab-ı Hak olduğunun delilleridir.Ashab-ı Kehf'in her devirde mevcut olduğunun delilidir.Evliyanın cismini görüp manasından habersiz olanlar onlardan faidelenemezler.Tıpkı Hz.Nuh (AS)'ın gemisine binemeyenler gibi.Bugünde günah ve inkar tufanı tüm yeryüzünü kaplamıştır.Bu tufanın zararından kurtulabilmek,Evliyaullahın kalbine girmekle mümkün olacağının idrakinde kaç kişi vardır ki ?Kur'an'ın anlattığı her şey el'an yaşanmaktadır.Yoksa tarihte olmuş bitmiş bir vakıa olarak düşünülmemelidir.

25 Nisan 2016 Pazartesi

DOKTOR MÜNİR DERMAN (Rahmetullahi aleyh)

Yedi lisanı ana dili gibi konuştuğu ifade edilen 6 fakülte bitirmiş Tıp doktoru idi.Maddi ve manevi sahada yetkin bir Melami idi.Hatıraları ile alakalı şunları anlatırlar ki bu hatıralar aslında Evliya Menkıbesi olacak şeylerdir.Bir gün bindiği otobüste adamın birisine bozulur.Adam derki "Ben karateciyim,cesaretin varsa dışarıda hesaplaşalım".Arabadan inilir.Münir bey ,karate sporunda siyah kuşak sahibidir.Tek hamle ile adamı yere yatırır.Ancak eziyet etmez.Adam şaşırır:"Benim karate hocam bu numarayı bana öğretmemişti"diye itirafta bulununca mübarek hasmının gönlünü alırken söyliyeceğinide söyler:"Yavrum senin hocan mübarek bir adammış.Senin ne mal olduğunu anlamış onun için öğretmemiş"
Yine Yunus Emre ile alakalı bir toplantıya davet edilmiş.O toplantıda Bakanlık yapan bir şahsiyette mevcutmuş.Münir Derman beyin konuşmasından sonra Bakan konuşmaya başlamış.Münir beyi kastederek:"Hayatta en kötü şey dini siyasete alet etmektir"diyor.Kendisinin hiç hak etmediği bir laf geldiği için söz istiyor ve salondakilere Münir Bey şöyle seslenir:"Bakan bey çok doğru söylüyor.Ancak hayatta dini siyasete alet etmekten çok daha kötü bir şey vardır:O da dinsizliği siyasete alet etmektir..".Bakan topyantıyı terk ediyor. 

İBRAHİM HAKKI HAZRETLERİNİN ENDİŞESİ

BU ENDİŞE 18.NCİ YÜZYILA AİTTİR.İSLAM'IN MADDİ YÖNÜ İLE MANEVİ YÖNÜNÜN AYRIŞMASIDIR.Medrese maddi ilimlerle(Zahiri ilimler,Matematik,Tıp,astronomi v.s)ilgilenmeyip sadece dini ilimlere yönelmesi,Müslümanların teknolojide geri aklmasına neden olmuştur.İbrahim Hakkı hazretleri Marifetname isimli kitabında :"İslam toplumunun gidişatı beni düşündürüyor.Medreselerde ilim tahsili sadece manevi ilimlere yönelik oldu.Cebir,astronomi,kimya,felsefe artık okutulmuyor.Bu çok tehlikeli bir hal."diyor.Marifetname isimli eseri bu endişesi üzerine kaleme almaya karar vermiştir.Sadece manevi ilimle iş bitmez.Düşman silah kullanırken,taşla karşılık vererek başarılı olamazsın.

24 Nisan 2016 Pazar

YA AHMET YA FAKİH

Bu ibareyi tesbih  çeker gibi söylemesini istemiş Akşemsettin hazretleri Sultan Fatih'ten .ve de İstanbul'u fetih için kuşatan askerin de bu kelimeleri söylemesini belirtmiş.Nedir bu Ya Ahmet Ya Fakih kelimeleri.Medrese ehli karşı çıkmış:Bu sözler Hak Teala'nın isimlerinden değil.Nasıl tespih olarak çekilir !Sultan Fatih,çekinerek hocasına sorar:Nedir bu tespihat şekli ?Akşemsettin hazretleri izah etmiş:

Sultanım !Bu vaktin kutbu Ahmet Fakih isimli zattır.Bu isim ona aittir.Tasarruf ondadır.Bu nedenle onun ismini anmaktayız.Ahmet Fakih,Kütahyalı bir sütcünün oğludur.

22 Nisan 2016 Cuma

MUTLU DEDE

MUTLU DEDE bir cum'a günü Şişhanede ki Çürüklük Dergahından çıkmıştı.Evine gidecekti.Bir araba içinde bekliyordu.Yaklaştım.Camı açtı yüzüme dikkatle bakarak "Bu güzelliği nereden aldın ?"dedi.Şehadet parmağımla yukarıyı göstererek"Sahibinden"dedim.camı tekrar kapadı,sarsıla sarsıla ağladığını gördüm.Bu Mutlu Dedeyi son görüşümdü.Mutlu dede ile bu dünyada son mutluluğumdu.Gerisi mahşere kaldı".(Merhum Nezih UZEL)
Fatihte oturan Havlucu mustafa Mutlu isimli bu zat etraındaki bir gurup aşıkla birlikte dergahlarda gezerdi.Dede 1969 yılında dünyadan göçtü ve ihvan dağıldı.Aşağıdaki nefes Dede'ye aittir.


Bahrine aşkın dalmaya geldim
Şem'ine yârin yanmaya geldim.
     Men Aref dersin okumak için
     Mürşidi Kamil bağıne geldim
Zühdü Takvamı hiçe saymışem
Hemr-i vahdeti,içmeye geldim
     Aklı fikrimi,Hakk'a vermişem
     Mecnunem...Leylaya geldim.
İlmi Ledüni noktada gördüm
Ehli hal için feryada geldim
     Mutlu'nun yaşı sekseni aştı
     Hiçliğe talip olmaya geldim

21 Nisan 2016 Perşembe

HAZRETİ HIZIR DUALARI

Dr.Münir Derman hazretleri  evliyaullahtan bir zat idi.Kitabında,HZ.Hızır A.S ın öğrettiği bir duayı sürekli okuduğunu belirtmiştir.Bu dua:"Ya Hak,Ya Mübiyn,Ya Habiyr,Ya Hadi,Ya Huyyu,Ya Gayyumu,Ya Evvelü,Ya Ahirü,Ya Zahiru,Ya Batınu".Niyazi Mısri hazretleri de Hızrıya-yi Cedida adlı eserinde anlatır:"Hızır (A.S)"Sabahleyin müezzin efendi ezan okurken "Eşhedü enne Muhammeden Resulullah"dediği sırada ,kim iki elinin başparmaklarını öper  ve sonra her ikisi ile  ayrı ayrı göz kapaklarını mesheder,bir yandan da "Ya muhammed(SAV),Ey gözümün Nuru,Gönlümün aydınlığı Peygamberim"derse,ömür boyu kör olmaz"buyuruyor.

ÖĞÜT'ÜN EN KISA OLANI

Bir adam,Veli bir zatın huzuruna çıkar ve der ki:"Efendim,bana bir nasihatta bulunun da o nasihatı uygulayarak hayatıma istikamet verebileyim.Ancak benim öyle uzun uzun öğütleri uygulayabilecek gücüm yok.Mümkünse çok kısa öğüt olsun".Bunun üzerine Veli zat buyurur ki:"Evladım ! her geceni Kadir,her gördüğünü Hızır bil.Bu sana yeter".

16 Nisan 2016 Cumartesi

MUHUTTİN ENSARİ HAZRETLERİ

Metin Biçer hocamız anlatmıştı.Efendim olan bu zat Osmanlı ordusunda Binbaşı idi.Mondoros mütarekesi ile silah bırakma şartı getirilmekle askerlikten ayrıldım.Öğretmen olarak Konya'ya geldim.Hz.Pir Mevlana Efendi'mizin türbesinin penceresinden huzura kabul edilmem için tam üç yıl gözyaşı döktüm, üç yıl bittikten sonra niyazlarım kabul görmüş olacak ki rüyamda yahut vakıamda Hz.Mevlama Efendimizi gördüm.Deve üzerinde idi.Güneş gibi parladığından yüzüne bakabilmek çok zordu. Deveden indi.omuzlarımdan tutarak beni kucakladı"bu hadiseden sonra huzura kabul edildiğimi anlamıştım.Muhittin Ensari hazretlerinin kabri,Kaşımpaşa'dan Okmeydanına çıkarken mevcut olan Kabristandadır. Biz,Konya'ya gidince hemen türbeye girerek huzura kabul edildiğimizi sanıyoruz.

14 Nisan 2016 Perşembe

MEHMET TANRIÖVER

Fırıncı Mehmet Ağa olarak bilinen bu zat Hatay/Dörtyol'da dır.Bloğun önceki yazılarında kayıtları mevcut olup KIRKLAR'dandır.Muhacir olup sert asabi mizaçlı yapıya sahip Celal tecellisi olan bir evliyadır.Necati isminde sadece bir dervişi varmış hizmet eden.AZİZİM anlatmıştı:Kırklardan Murtaza Aziz efendi vefat edince Fırıncı Mehmet Ağa yerine tayin edilir.Tasdikini ise Ladikli Hacı Ahmet Ağa yapar.Azizimin de Fırıncı Mehmet Ağa ile karşılaşması entresandır.İfade buyurduğuna göre Dükkanına gitmiştir.Kapıdan içeri baktığında Hazret dükkandan çıkmak üzeredir.Azizime ters ters bakar.Azizim çekinir ve uzaklaşır.Ertesi gün yahut cuma vakti,Azizim fırın önündeki caddeden geçerken dükkanın tezgahtarı koşarak gelir ve Azizimin elinden tutar:Efendi,Fırıncı baba seni bekliyor gelirmisin derse de Azizimin içinden gitmek gelmez.Tezgahtar ısrar eder:Benim  aylığım 70 TL ,bana dedi ki o şahsı bulup bana getirirsen sana 100 lira vereceğim.Okuyan çocuklarım var.Lütfen benimle gel.Razı olduk.Mübareğin huzuruna girdik.Bana dedi ki:"Evlat,kusura bakma.Benim bir dolandırıcım var.Senede iki defa gelir.beni çarpar.ancak giden hafta gelmişti.Onun geldiği günün ertesi günü sen gelince kapıdan seni ona benzettim.Yine mi geldi diye o yüzden böyle davrandım.Yapacağım hizmeti sorduğumda:Cuma namazını  ben caminin üst katında kılarım.sağ tarafım her zaman boş olur.Gelip yanıma oturacaksın.Namaz bittikten sonra benden önce dışarı çıkıp ben camiden çıkarken bana niyaz edeceksin"demiştir.

Mevlana Vakfı  İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.com