27 Nisan 2020 Pazartesi

ARİFLERİN TEMBELLİĞİ

DÜNYA VE AHİRET İŞLERİNDEN TEMBEL OLMAK
Arifler iki cihandan tembeldir.Arifler dünya ve ahiret suretlerinin sıfat ve esmai ilahiyyenin olduğunu ve onlardan mütecelli olan Zat-ı Hak bulunduğunu gördüler ve bildiler. Ölü yıkayıcının elindeki ölü gibi, kendilerini Hakk'ın iradesine teslim ettiler ve dünya ve ahiret işlerine karşı onlarda bir hırs  ve emeli kalplerinden sildiler, ahyar ve ebrar taifelerinin duygularından tecerrüd ettiler (sıyrıldılar, soyundular). Binaenaleyh her iki cihanda da tembel oldular. Nitekim: Dünya, ahiret ehline haramdır. Ve ahiret dahi dünya ehline haramdır.ve her ikisi de Allah ehline haramdır.buyrulmuştur. Ariflerin dünya ve ahiret işlerinden tembel olmalarının sebebi budur ki: Onlar çift sürmeksizin ve ziraat etmeksizin harman toplarlar.Cümle alemde Hakk'ın iradesinin cari olduğunu bildiklerinden kendilerin o iradeye teslim etmişlerdir. Hak Teala onların dünya işlerini diğer kullarına tavsit etmiştir (yüklemiştir,vasıta etmiştir). Onların ahiret amelleri de farzlara ve vaciplere münhasır kalır. Nafile ibadetler ile meşgul olmazlar. Şu veya bu makamlara terakki edeceğiz diye batınlarında telaş yoktur.

26 Nisan 2020 Pazar

CİLVE-İ RABBANİ

Macarlardan birisi İslamı seçer, zühd hayatı yaşayp erenler safına katılır. Hikayeyi birisi anlatır: Müslüman olan bu Macarı ziyarete gittim.Bir  handa oda şeklinde imal edilmiş tahta bir karavanda yaşamakta idi. Gittiğimde güneşlenmek içinkapıyı açmış idi. Beni görünce dedi ki:"Biraz evvel gelse idin, Cenab-ı Hakk'ın acip bir tecellisini görür idin. Kimsesizliğim, fakirliğim ve acizliğim nedeniyle üzerine bitler üşüştü, saçım sakalım bitler içinde kalmıştı. Her tarafımı ısırıp haşlamakta idiler. Cenabı Hakk'a halimi arz edip bunlardan kurtulmayı diledim. O dakika gördüm ki her taraftan beni bir karınca istilası sardı. Dedim:"Ya Rabbi  beni bitler boğacak idi şimdi de bu karıncalara nasıl tahammül edebilirim? Dikkat ettim gördüm ki, hücum eden karıncaların her birinin ağzında bir bit olduğu halde kaçmakta idiler. Beş dakika içinde vücudumda ne bitten, ne de karıncadan eser kalmadı"

AKLIN ÇEŞİTLERİ VE MERTEBELERİ

Akıl iki türlüdür:Aklı Meaş ve akl-ı mead.
Aklı Meaş, zahiri beş duyumuzun verdiği verilerle hareket eder. Bu verilerin dışına çıkamaz.
Aklı Mead, zahiri beş duyunun verilerinin dışını çıkan akıldır. Her iki aklın bir çok mertebeleri vardır. Alemi keseratı peyda eden tecelliyatı ilahiyye aklın üstünde değildir. Ancak bu tecelliyatı, tüm akıl sahipleri idrak edemez. Bunları muhit olan akıl aklı küldür ve Resulü Ekremin,enbiyanın ve evliyanın aklı, aklı küldür.
Ruhun diriliği  nefsin teşvik ettiği aklı maaşın ölmesindedir ve nefsin mihneti,eziyetti içindedir. Nefis ölüp tabiat zulmeti aklı maaş üzerinden sıyrılınca, ruhun ahkamı ve asarı zahir olur.

ACZ VE HAYRET

Acz ve hayret insanı kamilin gıdasıdır. Cehab-ı Resulullah sav."Ya Rabbi! Benim senin hakkında olan hayretimi ziyade et"buyurmuştur. İnsanı Kamil, Hak Tealanın nihayetsiz olan sıfat ve esmai ilahiyyesinin zuhurunun keşfi nedeniyle ruhu zevk alır. Kamil, bu dünyada ve ahirette Hakk'ın kudretinin gölgesine tabi olup iradesini terketmiştir. Kendi sıfat ve esma asarının meclası olduğunu görmüştür.
İnsanı Kamil fena makamına gelmeden kendi aczini görmüştür. Çünkü kendi iradesi ile yapmaya teşebbüs ettiği işin, bu iradenin üzerinde olan yüksek biriradeile bozulduğu görmüştür. İradesini terk ederek makamı fenaya gelmiştir.
Aklı Mustafanın önünde hayran et,"Hasbiyallah" yani "Allah bana kafidir" de buyrulmuştur.

TABİAT ULUHİYETTİR

Akli bilgi sahipleri her şeyi tabiata bağlar.Yağmur, rüzgar, buharlaşma v.s hep tabiat olayıdır. Halbuki tabiat uluhiyetin zahiridir ve uluhiyet tabiatın batınıdır. Akli ilim sahipleri, kuvvei tabiiyyenin adet hilafına tesirlerini terk etmeyeceklerine kaildirler ve bunda yanılırlar. Bunların mutadları dışında bir hadise ceryan ettiği vakit şaşırırlar. Halbuki Peygamberlerin mucizesi, evliyaullahın keramatı tabiatın alışılmış sonucunun dışındaki işlerdir.
İnsanın zahiri cismi, nefsi natıkası ise batınıdır. Batını olan nefsi natıkası ayaklara "yürü" diye emir verir ve ayaklar derhal harekete geçer. Ayaklar yürürken batından gelen bir emir neticesinde durur yahut istikamet çevirir. Bu nedenle cismin, ellerin ve ayakların hareketi kendiliğinden değildir. Belki batından gelen emir ve iradeye tabidir. Mucize ve kerametlerde bu esas dairesinde ceryan eder.

GENÇLERİN ÖLÜMÜ

Cenabı Azrail (a.s) gençlerin canını alırken çok acırmış ve dermiş ki "Keşke Halıkım beni bu delikanlıya bedel olarak kurban etse idi".
Hikmetini bilemediğimizden, HakTela sormuş:Ey Azrail benim kullarımın hepsine acıdığın malumdur. Bu kullarımdan hangisine daha çok acıdın ve hangisinin ölümünden  dolayı gönlün çok yandı? Hz.Cebrail cevaben: Şiddetli dalgalar içinde batırdığın bir gemiden çocuğu ile bir kadını diri bıraktın. Kadın ve çocuk bir tahta parçasına tutunmuş aciz vaziyette iken tahtayı sahile rüzgar sürüklediğinde kadının da canını al buyurdun,çocuğu anadan ayırarak anasının canını almak bana çok acı geldi" demiş
Hak Teala kurtulan o çocuğun kimliği ve akibeti konusunda buyurmuştur ki O çocuğu meyve dolayı, çiçekler içinde bulunan bir ormana çıkardım. Güneşe onu ısırma dedim. Rüzgara onun üzerine yavaş es dedim. Buluta  onun üzerine yağmur dökme dedim. Kış'a ise onun üzerine pençe atmamasını söyledim. Bir Kaplana emrettim onu emzirdi. Bir periya emrettim ona konuşmayı öğretti. O çocuk büyüdü. Bir kabile onu kendisine Başkan yaptı padişah oldu. O kimse Nemruttu. Azgınlığından ötürü Rabbine savaş açtı ve Hz.İbrahim'i öldürmeye teşebbüs etti.

ACINACAK KİMSELER

Acınacak taifeden birisi de şudur ki:İnsan-ı kamile tabi olurlar,sıkı bir şekilde hizmet ederler. Bir müddet sonra bir sebeble muhalefete başlarlar. İnsanı kamildeki bazı haller ona ters görünür. İnsanı kamil ne kadar izah etsede, o salik bir türlü yola gelmez. Fakirin nefsi zarureti hal ile kibir ve ucubden sabreder daima mütevazi olur; ve ruhani kuvvetten hali olan bir salik dahi insanı kamilin huzurunda tevazu vetezellül eder ve nefsi bu hal içinde sabir olur. Ne vakit ki fakire zenginlik gelir, bu sabırdan sadra geçmek ister ve kibir ve azamet gösterir. Salikde biraz kuvve-i ruhaniyyeye malik olunca, evvelki zilleti ve tevazuu bırakıp mürşidliğe kıyam eder.
İnsanın pençesi ve tırnağı olmasın. O zaman ne din düşünür, ne işinde vesözünde  doğruluk. Zira kudret sahibi olunca, onun en büyük maksadı baş ve reis olmaktır.
Beşerin bela içinde olması kendi hakkında hayırlıdır. Zira o vakit nefsi mütevazi ve zelil olur ve Hakk'ın nimetlerini bilir ve "aman Allah'ım" der. 

EBRAR TAİFESİNİN VUSLATI

Necmettin-i Kübra hazretleri usuli aşere isimli kitabında müminleri AHYAR, EBRAR, ŞÜTTAR diye üç kısma ayırmıştı. Ahyar taifesi bloğun önceki yazılarında izah edilmişti. EBRAR taifesi mücahede ve riyazet erbabıdır.Bunlarkötü huylarının tebdiline venefsi emmareyi bu huylardan temizlemeye ve kalbin safvetine  veruhun cilalanmasına çalışırlar. Bunlara hizmetinde bulundukları insanı Kamilin nazar ve himmeti ile keşfi melek, keşfi cin, keşfi kabir ve keşfi zamir  gibi bir takım keşifler vaki olur. Fakat bunlar henüz nefislerinin kaydından kurtulamadığından bu keşiflerden hoşlanıp bir takım makam sahibi olduklarını zannederler. Bu manevi bir vartadır vehizmetettikleri insanı kamili üzer. Zira insanı kamilin sayş ve gayreti, saliki nefsinin akebelerinden geçirmeye matuftur. Salikte bunun aksi vaki olunca, himmetin berhava olduğunu görüp, bittabi müteesif olur. Bu incinme yüzünden insanı kamilin ruhu, şahzedenin ruhuna bir manevi darbe vurur. Bu darbe neticesinden salik, ya dergahı derkeder uzaklaşır, kendi kendine başına mürit toplayıp dergah açmasevdasına düşer.Yahutta insanı kamil bu keşifleri kapatır. Bu darbe vurulurken insanı kamil dargınlık ve infial göstermez.
Ebrar taifesinin vuslatı,ahyar taifesine göre fazla ise de Şuttar taifesine nazaran pekazdır.

25 Nisan 2020 Cumartesi

DÜNYA BÜYÜKLERE DARDIR

Peygamberler ve veliler'e bu dünya mekanı dardır. Düşünün ışık hızı bir saniye içinde dünyayı beş defa dolaşır. Tüm dünyanın eksenini saniye içinde beş defa kateder. Dünyanın arkasından koşup,nefsani lezzetlerinin artırılmasını dileyenlere için çok geniştir. Çünkü her gün yeni bir zevk keşfindedir. Nihayetsiz alemi keşfetmiş olan evliya, bu dünyadan gitmek ister. Sıkılır. Küçük oyun çocukları toprak üzerinde oynarken küçük taş parçalarından yere kare yaparlar ve yaptıkları bu kareyi kendi evleri sayarlar ve evcilik oynarken komşu çocuğun evine oturmaya giderler.bir metrekare genişlikteki yüzeysel bir sınır onlar için büyük bir evdir ve o eve ait tüm eşyalar küçük birer taş parçasıdır. Büyükler ise bu işe gülerler.
Bu zemin çocuklara beşik gibidir. Baliğlere dar mekan tutar. Kamiller, bu dar olan cismaniyet aleminden bir an evvel kurtulmak ve la-mekan alemine cevelan etmek isterler. Allah Teala bu dünyazeminini çocuklar için "Mehd" yani "beşik" tabir buyurdu. Bu beşik içinde çocuklar üzerine süt, yani türlü türlü lezzetli gıdalar ve meyveler saçtı."Allah Teala  ki, sizin için arzı medh kıldı"(Taha 20-53).
Büyükler, ruhaniyet aleminden bu cismaniyet aleminın tenezzülatına icabatına tenezzül etmişlerdir. Dünyanın çilesini çekmekteki maksatları süluka niyet eden müridlerini nefsaniyet aleminden kurtarmaktır.

HAYR VE ŞER HAKKINDA

Amentü dediğimiz iman şartları için HAYRİHİ VE ŞERRİHİMİNALLAHİ TELA (Hayr ve şer Allah'tandır) deriz. Bu imandahayrın ve şerrin yaratılma yönü Allah'a aittir.
Hak Teala taleblerine binaen sıfat ve esması asar ve ahkamının zuhurunu murad eder; ve bazı esmasından razıdır vebazısından razı değildir. Nitekim Takva ve sıdk "HÂDİ" isminin ve küfür ve nifak dahi "Mudill" isminin mazharıdır.Hak Teala "Hadi"isminin asarından razı ve "Mudill" isminin asarı küfürden razı değildir. Ehli hidayet hakkında "RADIYALLAHÜ ANHÜM VERADU ANH -Beyyine 98/8"(Allah onlardan razı ve onlar da Allah'dan razıdır " buyurur. Keza ehli delalet hakkında VELAYERDA LİIBADİHİ LKÜFRE-ZÜMER 39/7"(Allah Teala kullarının küfrüne razı değildir) buyurur. Ve bir şeyi murad etmek ondan razı olmak değildir. Zira eğer Allah Teala küfürden razı olsa idi, peygamberler vasıtasıyla kullarını hidayete davet etmezdi.
Mevlana Efenidmiz Fihi Ma Fih'de buyurur:
Allah Teala hazretleri hayır ve şerri murad eder; fakat hayrdan razı olur ve şerre razı olmaz; eğer razı olsa idi hayır ile emretmezdi.Bunun naziri budur ki: Öğretmen, talebenin bilgisizliğini ister zira okuma, talebenin cahilliği ile mümkün olur. Ama öğretmen talebenin cehaletinden razı değildir. Razı olsa öğretmezdi. Doktor, bu mesleği murat ettiği için insanların hasta olmasını diler. Ancak onun doktorluğu insanların hastalığı ile mümkündür. Hasta olanı tedavi eder. Ancak hastalığından razı değildir. Keza fırıncı,kesbü kazanc için insanların acıkmasını ister ki ekmek satabilsin. İnsanların açlığından razı değildir. Eğer öyle olsa niçin ekmek yapsın. vesatsın.
İnsandan sadır olan fiiller aynı sabitesinin icabına müstenittir .Ayanı sabite ise sıfat veilahi isimlerin suretleridir. Abdin ilmi ilahide sabit olan hakikatı ebede kadar bakidir.

24 Nisan 2020 Cuma

HANGİ NAMAZ DAHA İYİ

Halife Ömer efendimiz zamanında bir genç camiye girer ve acele acele namazını kılar. Elinde kamçı etrafı teftiş eden Halife Ömer bu gencin halini görmüş ve:"Delikanlı, o nasıl namaz? Kalk namazını tadili erkanı ile tekrar kıl."Delikanlı kalkıp tekrar ağır ağır namazını kılmış. Namaz bittikten sonra Hz.Ömer ona:"Evvel ki namaz mı, yoksa şimdiki namaz mı iyi oldu?" diye sormuş. Delikanlı;"Ya Emirel müminin doğrusunu ister misin? Evvelki namazım daha iyi idi" demiş. Halife:"Niçin" diye sorunca Delikanlı:"Çünkü evvelki namazı Allah korkusu ile kılmış idim. Sonraki namazı ise senin kamçının korkusundan kıldım" demiş. Sükut eden halife bir şey söylemeden oradan ayrılmış...

İNSANIN CELLADI YİNE KENDİSİDİR

Bu söz şunun için söylenmiştir ki; biz celladı yani bizi asıp öldüreni dışarda bir adam olarak telakki ederiz; halbuki o adam bir görevlidir, kanunun tayin ettiği bir adamdır ki cezayı infaz ede. Peki bu cezayı kim husule getirdi; insanın kendisi. Zira kanunun yasak ettiği eylemi işledi ve kanun belirlediği cezaya mahkum oldu. Çünkü o cezayı insan kendisi istemiştir.
Günahlar işlenirken nefis devredir. Çünkü günahtan nefis lezzet alır. Bu nedenle nefis, kendisinin zabıtası olur. Halbuki ruh o vücudda nefsin zabıtası olsa, ruhtan asla yanlış şeyler zuhura gelmezdi.

MERD KELAMINI KABUL ETMEYEN DERT KELAMINA SARILIR

Peygamberin, merd olan insanı Kamilden zahir olan Hak kelamını kabul etmeyenler, heva nefsanileri yüzünden başına gelen elem ve derdden vahyi ilahiyi kabul ederler. Kelamı Evliya ve enbiyayı kabul etmeyenleri Hak teala maddi ve tabii kuvvetler ile tedip eder.
Hush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir.

DERDİ BELA MÜNKİRE "ALLAH" DEDİRTİR

DERDİ BELA MÜNKİRE "ALLAH" DEDİRTİR
Hz. Pir Mevlana efendimiz Fi Hi ma Fih adlı eserinin 14 ncü faslında buyurur:
"Senin halini öyle bir kimse görüyor ki, bütün kimseler O'nun kabza-i kudretindedir ve acz vaktinde O'nu çağırırlar ve diş ağrısı, göz ağrısı, kulak ağrısı ve töhmet ve havf zamanlarında hep onu yad ederler ve O'nun işittiğine,ve hacetlerini reva eyleyeceğine kuvvetle güvenirler ve bir hastanın sıhhati ve belanın defi için gizli gizli sadaka verirler ve keza o hatayı ve sadakayı kabul ettiğine mutmain olurlar. Onlara sıhhat ve ferağat ihsan eylediğinde , o yakin onlardan geri gider ve hayal-endişlik avdet eder."Hudevenda ! o zindan köşesinde usanmaksızın bin "Kul hüvellah" okuyarak sıdk ile seni çağırmamız ve senin bizim hacatımıza reva eylemen ne hal idi ?" derler. Şimdi.. Biz zindan içinde nasıl muhtaç idiysek, zindan haricinde de öylece muhtacız, ta ki bizi bu alemi zulmani zindanından nurani olan alemi enbiyaya ihrac eylesin! Şimdi.. Zindan ve hal-i derd haricinde iken, o ihlas bize niçin gelmiyor? Zira, acaba faide eder mi, yoksa etmez mi? diye bize bin hayal arız oluyor ve bu hayalin tesiri bin tenbellik ve melamet veriyor. Hani o hayalsiz olan yakin?"
İspanya da müslümanlar yok edildikten sonra Ezan-ı Şerif okunacağı haberine hiç inanır mıydınız?

HERŞEY LUTFU HAK LA LATİF, KAHRI HAK LA KAHHAR OLUR

Sana gülümseyen amcanın elini öpersin, o el sana latif gelir. Ancak, aynı amca sana kızdığı ve tokat vurduğu zaman, latif olan nesne kahhar nesneye dönüşür.
Vücudumuza giren hava ağız ve burnumuzdan geçer ciğerlerimize girer hayat buluruz. Ancak aynı hava ağrıyan dişimize isabet ederse dayanılmaz bir acıya dönüşür. Kahır sıfatının lütuf sıfatına döndürülmesini Hak Teala'dan istemek gerekir. Hakk Teala tevbe istiğfar ile bu sıfatlara  güzel bir suret giydirir."Allah Teala onların fenalıklarını iyiliklere tebdil eder"(Furkan 25/70) ayetini unutmamak gereklidir.
Bugün dünya bir virüs sebebiyle diz çöktü. Bu virüsün yayılma yöntemi içinde hava mevcuttur. Yaşayabilmesi için havaya ihtiyacı vardır. HakTeala dilerse, o virüse hayat olan hava, kahra dönüşebilir. İnsanlar, bu hastalıkla mücadele ederken, Hak Teala'ya yalvarmayı düşünmediler. Ülkemizde dahi batıda olan klasik tedbirler alındı ve ilk kalemde cami kapatıldı, cuma yasaklandı. Amma Hak Tealaya yalvarmakla alakalı idari bir düzenleme yapılmadı. Genişlik zamanında Allah Teala günlük hayatımızda o kadar az yer etmektedir ki, Hak Teala kahhar sıfatı ile tecelli ederek insana hatırlatmaktadır. Biz insanlar ise hala tedbir peşindeyiz. En büyük tedbir, mülkün sahibinden yardım istemektir. Bilmiyorlar ki yahut biliyorlar da nefisleri onlara unutturuyor mu?...

ÖRNEK ŞEYLER

Nefes alırken vücudumuza hava dediğimiz oksijen girer ve vücudumuza  hayat verir. Sonrasından ciğerlerimizden zehir olan hava çıkar. Hava, girerken hayat, çıkarken ölüm olur. Nefsani hevamızda böyledir başlangıcında lezzetli, latif  ve zevklidir. Fakat çıkarken insanda icadettiği bir takım kötü sıfatlar sebebiyle zehir olarak çıkar ve seni manen helak eder...

VARİSİ PEYGAMBER HEVADAN KONUŞMAZ

Peygamberler hevadan konuşmaz. Peygamber varisi olan insanı kamillerde hevalarından konuşmaz. Kalblerinde birikmiş olan ilahi ilhamları konuşurlar. Zahir alimleri kitaptan konuşurken, konuştuklarının heva olmayıp, hadis ve ayet olduğunu söllüyoruz derler. Halbuki onlar Kur'anı heva üzerine tevil etmektedirler. Yüksek olan mana, o alçak teviller nedeniyle alçak ve eğeri olmaktadır. İnsanı Kamil söylerken, gördüğünü söyler. Nitekim Evliyaullah hazeratının hallerinden nakledilmiştir ki, bazı konularda tereddüdü olan kamiller, meseleyi direkt Resulullah efendimizin ruhaniyetlerinden sorarak öğrenirlermiş.Kabe'yi gören kimsenin kıble aramasına gerek yoktur. Kabe'den uzak kalanın kıble araması gerekir.

MÜRŞİD AVCILIK YAPAN DOĞAN KUŞUDUR

Mürşid, Padişah namına avcılık yapanbir doğan kuşudur. Nefsaniyetinin peşinde olan keklik ve sığırcık kuşlarını yakalar ve şaha getirir. Şahda, bu av kuşlarının etinden ona ikram eder. Allah adamları, nefsaniyetinin etkisine kapılmış insanları bulup onları irşad sadedinde yıllarca onunla ilgilenir, nefsani kirlerden temizlenmesi için onu terbiye eder ve Hakk'a döndürür. Hak Teala bu hizmetinden dolayı onu nimetlendirir. Mürşitlerin bu dünya hapishanesine gelme nedeni nefsaniyet hastalarını tedavi etmektir. Bu hizmetleri karşılığı bir ücreti insanlardan talep etmezler....

23 Nisan 2020 Perşembe

HZ MEVLANA'NIN SELÇUKLU VEZİRİNE ÇIKIŞI

Mevlana efendimiz, Selçuklu devletinin veziri olan Muineddin Emir Pervane'ye hitaben çekinmeden ifade buyurduğu husus vardır ki bugün bu sözleri zahiri otoriteye karşı söyleyecek kimse bulunmaz:
"Sen mukaddema (başlangıçta),"Kendimi, akıl ve reyimi ve tedbirimi İslam'ın bekası ve kesreti maksadına feda edeyim, taki İslam payidar olsun" diyerek müslümanlara siper olmuştun.Vaktaki kendi reyini beğendin ve Hakk'ı görmedin ve her şeyi Hakk'dan bilmedin, imdi Hak Teala o sebebin aynını ve kemali say'i sebebi naksanı islam kıldı. Zira sen Tatarlar ile bir olup, Şamlıları ve Mısırlıları devirmek ve vilayeti islamı harab eylemek için muavenet ettin. İslamın bekasına olan o sebebi, Hak Teala sebebi nakısı islam eyledi. İmdi, bu halde  yüzünü korkulacak mahal olan Hakk'a çevir ve arzı ihlas eyle, seni bu fena halden yani korkudan halas eylesin"

MAKAMI İTTİHADDA BULUNAN ARİFLER

Makamı ittihadda olan arife bir isim vermek kabil değildir. Zira "İNSAN" denilse hali insanların haline benzemez. "HAK" denilse Hak Teala suretten münezzehtir. Binanaleyh ona ne "İNSAN" ve ne de "HAK" ismini koymak mümkün değildir. Arif acib bir şeydir vesselam...

İNSANİ KAMİL HUZURUNDA OLANLAR

İnsanı Kamilin huzurunda olanlar, o kamilin söz söylemesini beklemesi doğru değildir. İnsanı kamil, insanın batınında mutasarrıfdır ve maksu dolan da budur. Hz.Pir Fihi Ma fihde buyurur:Senin evliyayı Hakk'a nazar etmen ile onların sende tasarrufu sözsüz, kelamsız, bahissiz seni menzili vasla ulaştırmaları mümkündür.
Biz sanıyoruz ki evliya huzurunda o bize güzel sözler söyliyerek bilgi dağarcığımızı artırsın. Halbuki Evliya bizim batınımızda tasarruf sahibidir. İnsanı Kamili mimberde yahut medresede konuşan zahir alimleri ile kıyaslamamız beklenmemelidir.
Bir insan uyurken rüyasında bir çok naralar atar fakat o uyuyanın bu naralardan haberi olmaz. İnsanı Kamil bu suret aleminden uyumuştur. Gözlerini alemi hakikata açmıştır. Naraları o alemde vurur. Onun yanında olan bu naraları duymaz...

HERKES BU OYUNU BECEREMEZ

"Bir elde şeriat camı ve şişesi. Bir elde aşkı ilahi örsü v çekici lazımdır. Hak yolunun herbir heveslisi şeriat şişesiyle aşkı ilahi örsünü ve çekicini cem edip oynamasını bilemez. Bu oyunda mahir olmayanlar çekicle camı kırarlar. Hiçbir kimse için kendi taatının hayrına itimat ve dayanak yoktur. Zira asaya dayanan, etrafı görmeyen bir kör gibidir veasaya dayanan ancak bir kördür.

İNSANI KAMİL CEBRAİL MESABESİNDEDİR

İnsanı Kamillerin her birisi Cebrail (a.s)'a teşbih buyrulur. Zira Hz. Cibril hakikatı Muhammediyyeden aldığı manaları alemi surete inzale memur olduğu gibi, insanı kamiller de yine o hakikattan aldıkları ilmi ledünniye  ve hakayık ve marifeti ilahiyyeyi bu alemi surete harf ve savtile inzal buyurur."Enfal suresindeki VEMARAMEYTE  İZ RAMEYTE (Ey Resulüm toprağı küffara attığın vakit sen atmadın)-Enfal 8/17 ayeti meratibi vücuddan gafil olanlar için bir fitnedir. Ayet muhatap sigası ile indiğinden ehli hicab olanlar Hakk'ın vücudu ile Resulullah'ın vücudu gibi ayrı ayrı vücudu gerekli kılmakla bu kesret ve ikilik vehmi fitneye sebeb olur.ve Allah attı manasını tevil ederler. Bu hitapta Resulullah efendimiz külliyen fani olmuştu. Kendilerinin kendilikleri kalmamıştı.Toprağı atan, Resulullah efendimizin mazharından tecelli eden Hakk idi. 

22 Nisan 2020 Çarşamba

ALİ ŞİR HOCA

Bloğun evvelki yazılarında kendisi ile ilgili bir kısım hatıralara yer verilen kibarı evliyaullahdan Ali Şir Hoca.
Necib Sultanım ifade etmişti:Her zaman kırklardan birisi Hatay/Dörtyol havalisinden seçilir. Ali Şir Hoca rahmetullah, Murtaza Aziz efendinin oğludur. Murtaza Aziz'in vefatı 1946 olup kabri Dörtyol merkezdedir. Belediyenin yol açma çalışmaları esnasında yol içinde kalacak olan kabri kaldırılmaya çalışılırken ilçenin ......partisine mensup Belediye başkanı içerisinde Necib Sultanımın bulunduğu mübarek zatlar tarafından ikaz edilmişse de dinlemekten sarfı nazar etmiş , kabir kaldırılmaya çalışılırken iş makinasının stop etmesi üzerine Belediye Başkanı ısrar etmiş ancak bu hadise operatörde infial uyandırınca,başkanın makina üzerine kendisinin çıktığı söylenir. Ancak mezar kaldırılamamış olup yola es verilmiştir. Hadise sonrasında Belediye başkanı olan zatın vücudunda kamburluk oluşmuş, 1.90 boyundaki bu kişi alemi ibret için rüku vaziyetinde halen yaşamaktadır. Sillenin nereden geldiğini bilmiş amma iş işten geçmiş oldu. Mana erenlerinin değil hayatta, dünyasını değiştikten sonra hatıralarına karşı edep göstermeyenlerin bir şekilde musibetle imtihan edildiğini görmekteyiz.
Ali Şir hoca son dönemini geçirdiği bir bahçe içine defnedilmiş, kabri türbe olarak sevenlerince ziyaretgah haline getirilmiştir.

İNSANI KUYUDAN KURTARAN KOVA

Cismaniyet kuyusu içinde mahpus kalan ruhumuzu kuyunun dışanda olan Enbiya ve evliya , kuyuya koca sarkıtmak suretiyle dışarı çıkarıp hapsten kurtarır.Hz.Yusuf kuyu içinde mahpus iken , o civarda bulunan bir kervana mensup birisi, kuyuya iple kova sallandırmış ve bu kovaya tutunan Hz.Yusuf kuyudan kurtulmuştu.
Bu dünya bir hapishanedir.Mümin ise bu hapishanede bulunmaktadır.Hür olan Evliya,bu hapishaneye ipe bağlı bir kova sallandırır.Biz o kovaya yapışırsak nefsaniyet sıfatlarından kurtulmuş bir vaziyette hapishane dışına çıkmamız mümkün olur.Evliya, alemi manadan inenbir ruhu latiftir.

ŞÜKÜR BİR NİMETTİR

Hazreti Pir Mevlana efendimiz  Fihi ma Fih'de buyurur: Şükür , nimetleri avlayıp bağlamaktır.Şükür bir tiryaktır ki , kahrı lutfa tebdil eder.Şükür nimet memesini emmektir.Meme ne kadar süt ile dolu olursa olsun, memenin başına gelmez.onu emmek lazımdır.
Nimetin şükrü senin nimetini ziyade eder.Nimetin küfranı dahi o nimeti senin elinden dışarıya çıkartır.
Şükür hem kavli olur hem fiili olur.Kavli şükür,nimeti ilahiyyeyi ihvan arasında lisanen ızhar etmektir.Fiili şükür ise malda ihsan ve ata ve ilimde talimdir."Rabbinin nimetini haber ver"(Duha 93/11) bu iki şükre işaret buyrulur."Allah Teala kulu üzerine olan nimetin eserini yediği ve içtiği mahalde görmeye muhabbet eder" hadisi şerifi dahi bu iki nevi şükre işaret vardır.

İNSANI KAMİL OLAN KADINLAR

"Erkeklerden bir çoğu kamil oldu.ve kadınlardan ancak İmran'ın kızı Meryem,ve Huveylid'in kızı Hadice, ve Muhammed'in kızı Fatıma ve Firavn'ın zevcesi Asiye kemale erdi!"hadis-i şeriftir.

VECD HALİNDEN SÖZ SÖYLENMEZ

Cezbeye tutulup vecd halini yaşayanlar kendi hallerinden bahis açıp söz söylemezler.Zira Hak Teala ,gebeliği konusunda kendisine soru sorulması halinde susması için Hz.Meryem'e talimat vermiştir."Ey Meryem! Ben Rahman'a oruç nezr ettim, bugün asla bir insana söz söylemem , de!"(Meryem 19/26)

HAKİMLERE GEREKEN ALTI SIFAT

Sıfatı nefsaniyyesine mağlup olanlar hakimlikte adalet ve istikamet üzre olamazlar.Zira hâkim, hakîm,emin,mekin,metin,fehim ve müstakim olmak icab eder.Hevayi nefsanisine mağlup olan bir kimse ise , bu altı sıfattan pek uzaktır

GÜLŞENİ HAZRETLERİNİN İRTİHALİ

Mevlana Efendimizin asırlar öncesinden gelişini haber verdiği İbrahim Gülşeni hazretleri 1533 senesinde mısırda bulunurken veba illeti zuhur etti.Mısır ahalisi Hz.şelh'den ricada bulundular.Dua ederlerse hastalık bitecek diye itikadları vardı.Şeyh :"Biz erbabı dua ve ashabı himmetten değiliz.Vazifmiz halkı Hak yoluna irşaddır" diye ilahi iradeye karışmaktan çekinmiştir.Halkın zorlaması üzerine bayramdan sonra gelmelerini söylemiştir.İnsanlar kalabalık bir şekilde toplandılar.İnsanlar arasında duaya kalkarsa, bu yolda kendi nefislerini feda etmeleri gerektiğini halka beyan ederek duaya başladı  ve dua sonunda Gülşeni hazretleri hücresine çekildi.Halk pişmanlık ızhar ettiler ancak hastalık ortadan kalktı.Ertesi gün Şeyh öğleden sonra 114 yaşında iken kelimei tevhid  söylerken "Hu"çekip teslimi ruh yaptı.

İBRAHİM GÜLŞENİ HAZRETLERİ

Kanuni Sultan Süleyman,İbrahim Gülşeni hazretlerini İstanbul7a davet eder.Hazret davet edilen yere icabet eder.Ancak Sadrazam İbrahim Paşa, hazretin İstanbul7a teşrif ettiğini Kanuni'den saklar.Hatta Gülşen saltanat davasındadır diye gammazlık bile yapmıştır.Yaşı bir hayli ileri olan Gülşeni hazretlerinin gözü görmemektedir.Müritleri bir tahtarevan içinde gideceği yere mübareki taşırlar.Altı ay İstanbul'da kalır.Bir gün dervişleri hazreti Eyüp Sultan hazretlerine götürürler.Tevafukan Kanuni'de Eyüp Sultan'dadır.Dervişlerin tekbir sesleri padişahın dikkatini çeker ve o tarafa bakar.Gelen kalabalığın tahkikini yaptırdığında o zatın,İstanbul'a davet ettiği Gülşeni hazretleri olduğunu öğrenir .Sadrazama canı sıkılır ve onu tekdir eder.O gün türbede Padişah ayaküstü Şeyhle sohbet eder ertesi gün yalıköşküne davet eder.Padişahın huzuruna gelince göğsünü açar "Bu tahtadan arzuyu taht nasıl mümkün ve musavver olur?" diye padişaha keşfi hal etmiştir.Çünkü İbrahim Paşa ,saltanat derdi vardır deyu gammazlamıştır.Padişah hazretten bunu duyunca ,sadrazamı bir kez daha azarlar.
Bir gün yine sohbette iken padişah,Cenabı Şeyhin baş gözü ile kendisini görmesini arzu eder.Padişahın kalbindeki bu duygu Gülşeni hazretlerine malum olur "İnşaallah diğer bir zamanda baş gözüyle mülakat nasip olur" der.bir başka zamandaki görüşmelerinde Gülşeni hazretleri "Allah göklerin ve yerin nurudur" ayetini Nur suresi ayet 35)okuyarak elleri ile gözünü mesh ettiğinden gözleri açılmış ve padişahı baş gözüyle görmüştür.Bu esnada Şeyhül islam Ebussuud efendi de huzurda imiş.Bu hali gören şeyhülislam, sufiyye hususundaki önceki düşüncelerinden tevbe etmiştir

GÜLŞENİ TACI ŞERİFİNDEKİ DÜĞME

İbrahim Gülşeni hazretlerinin tacı şeriflerinin ortasına düğme koymaları, nokto ı ba-i besmele-i şerifeye işarettir.Kendilerinin o noktaya mazhar olduklarından ibarettir.Kalbini ma-sivallahdan tefrid eden arifan dahi bu sırdan hissemend olmuşlardır.

100 YIL ÖNCESİ

İlk meclis Anadolu insanını mozayiği idi.Kurtuluş savaşına aktif katılıp , risk alan ve hayatını hiçe sayan inanmış insanları bünyesinde barındırıyordu.11 Nisan'da toplanan vekiller,Meclisin 22 Nisan'da açılmasına karar vermişlerdi.Ancak Cuma gününün kutsallığından yararlanmak için açlış 23 Nisan gününe kaydırıldı.Hacı Bayramda Cuma namazı kılındı,Sancak ve Sakalı şerif ziyaret edilerek, kesilen kurbanlar eşiğinde meclis açıldı.
Meclis başkanlığı için yapılan oylamayı Mustafa Kemal bir oyla kazandı.109 oy Celaleddin Arif Efendi   ,110 oy Mustafa Kemal'e çıkmıştı.
Çok zaman geçmedi bir kaç ay içinde muhalif olduğu için  Mustafa Kemal mebus Ali Şükrü’yü Topal Osman’a öldürtmüş, cinayet meydana çıkarılınca Mustafa Kemal yakalanıp tevkif edilmek ve hattâ yalnız böyle bir teşebbüsün vücuda gelmesi korkusuyla Meclisi tehdit ile feshetmiştir.”
İkinci meclisi ise istediği kişilerden oluşturarak İstiklal mahkemelerini kurup devrimleri yaptı,
Birinci Meclisde hilafete bağlılık tutumu sergilenir.Bu dönemde “Saltanat” kaldırıldığında güçlü bir şekilde “Hilafete bağlılık” tutumu sergilenir.
Savaş sonrası askeri açıdan eli güçlenen Mustafa Kemal, muhalifleri tasfiye eder ve İkinci meclis sürecini başlatır. İkinci meclisin ilk toplantısı 11 Ağustostadır ve ilk iş olarak 23 Ağustos 1923’te Lozan anlaşmasını onaylar.
Cumhuriyet ilan edilir, hilafet kaldırılır ve istiklal mahkemelerinin kıyım süreci başlar.
Bundan sonraki süreçte artık “tek adam”ın sözü geçer.
Devrimler, isyanlar, zorunlu iskânlar, ıslahat planı adı altında yapılan tahribatlar…
Evet, 23 Nisan, “Birinci meclis”in yüzüncü yıldönümüdür.

TAHARET'İN İKİ TÜRÜ

Taharet iki türlüdür.Birincisi şeriatın istediği şekilde zahiri temizlik, ikincisi batıni temizlik.Bu ikincisi tarikate sülukla , tevbe ve kalb tasfiyesiyle elde edilir.Dininemrettiği abdest , herhangibir necaset çıkmasıyla bozulursa su ile yenilenmesi gerekir.Nitekim ,Hz.Peygamber , bu konuda şöyle buyurmuştur:Abdesti yenileyenin Allah imanını tazelesin".Eğer batını abdesti; kibir,ucub,hased, kin, gıybet, dedikodu, iftira, yalan  ve azaların(göz-el-ayak-kulak) ihanetine benzer hıyanet gibi zemmedilmiş her türlü fiille ve ahlakla bozulacak olursa , samimi bir tevbe ile , insanı fesada götüren bu amellerden uzaklaşmak için batıni abdestini yenilemek gerekir.Tevbenin yenilenmesi kötülükleri yok eder.Buda kötülükleri zemmederek ve istiğfar ederek olur.Arif olan kişinin bu afetlerden korunması gerekir.Böyle olursa namazı da tamam olur.Zahir abdest , batın temizliğinin aksine, bir günde farz olan beş vakit namazın her biri için geçerlidir.Batın temizliği ise müebbed olup ,ömür boyu geçerlidir

HALVETİYYE TARİKATININ ŞUBELERİ

Halvetiyye tarikatı dört ana koldan kırk şubeye ayrılır.Ana kolları RUŞENİYYE,CEMALİYYE,AHMEDİYYE VE ŞEMSİYYE'dir. Tarikatın Pir'i PİR ÖMER HALVETİ hazretleridir.Miladi 1347  yılında doğmuş,1420 yılında ahirete intikal etmiştir.
Rivayet olunur ki Pir Ömer Halveti hazretleri içi boş gayet büyük bir çınar ağacının içinde halvete niyyet ile halk nazarından uzaklaşmak istemiş ağaca girmiş.Müridleri ve sevenleri şeyhi muhabbetle aramışlar ve çınar ağacının kovuğundabulmuşlar.İştiyaku niyaz ederek halvetten çıkarmışlar.Ağaçtan çıkıp yürümeye başlayınca ağaçta lihikmetillah arkasından yürümeye başlamasıyla  hazret hemen dönüp çınara hitaben:"Ya çınar! sırrımı niçin faş edersin.Zikrullah ile sana bu kadar safa ve şeref verdiğim yetmez mi?Yerinde dur" buyurmalarıyla ağaç yine eski yerine avdet etmiştir.

ŞEYH HASAN GAYBİ HAZRETLERİ

Bir nutku aşağıdaki şekildedir:
Kulak tut sözüme geçirme(sen)ömrü(nü) yok yerde
Hüda güneş gibi zahir eğer sen olmasan perde


Görünmez Hak bugün sanma fıkıh sözüne aldanma
Benim zahir ile batın didi Hak bize Kuran 'da


Gel itme ayeti inkar ideni yaka yarın nar
Ki dersin tende canım var yakıp ağlatma niranda


Dilin ile idüp ikrar ki dirsin birdir ol Allah
Arada sen hicab iken ilahın nerde sen nerde


Ara bul bir mürşidi kamil seni irşad etsün ol
Sana senden ayan itsün bulasın Hakk'ı sen sende


Bu sözleri işidenler bulur mürşid olurlar er
İşitmeyen kalur münkir ider kuru yere secde


Gel imdi can ile dinle nasihattır sözüm anla
Olalım Hak ile daim hemişe Hakk'a has bende


Bu Gaybi'nin bütün hali mukaddemden idi zahir
Bulunca mürşid-i kamil koşundu çok zaman çölde

ŞEYH BEDRETTİNİN FİKİRLERİ VE SÖZLERİ

Şeyh Bedrettin hazretlerinin Haşr ü neşr, Cennet-Cehennem nazariyesi,şeytan ve melek keyfiyeti hususundaki fikirlerine Siyasi faaliyetler eklenince zahir ülemanın feveranına sebeb olmuştur.Yanında olan bazı kimselerin devletin başına gaile açması nedeniyle kendisi hakkında idam fetvasına zemin hazırlamıştır.
Şeyh Bedrettin'in mesleği, meşrebi havass içindir.Avammı delalete düşürür.Süluk yolunun başında olan müptedilerin yolunu şaşırtmıştır.Fakat Havass ve havassül has olan taife, onun sözlerindeki temkini manaya vakıf olup, ihtiyarı sükut eylemişler.
Bu nedenle yapılacak şey sükuttur.

HUKUKSUZLUĞUN TEHLİKESİ

Güçlü olduğun zaman hukuksuzluk çok önemli değildir.Çünkü iktidara gelen, kendini o noktaya getiren seçmenin tercihi olduğunu bilir . Çoğunluk kendini seçmişse, parti olarak kendileri doğru yoldadır,"Hak"kı temsil ettiğini düşünür ve kendi iktidarının devamını temin cihattır.ve de harp hiledir.ve demokrasilerde çoğunluk ise en önemli konudur.Ancak bu çoğunluğa hakim olan ilahi kurallar vardır:Nasılsanız öyle idare olunursunuz. Eğer seçmenlerin çoğunluğu helal haram noktasında hassasiyetleri yok ise , idareci olarak seçtiklerinde de hassasiyet olmaz.At binicisine göre kişner sözü, binilen hayvanattan olursa doğrudur.İlahi kural, aşağıda olan (raiyye-seçmen) yukarıyı belirler.Keza bu belirleme nedeniyle işbaşına gelen, kendini meydana getirenlere mutlaka zarar verir.Seçmende, helal ve harama karşı hassasiyet var ise ,hassasiyetleri olanı işbaşına getirir.
Peki bu değişim ne kadar sürer:Allah'ın dinine karşı lakayıtlık ve kutsallara düşmanlık,siyasi iktidarın ömrünün bitmesini çabuklaştırır.Eğer,dini umde ve kavramları kullanarak safdilleri kandırmışlarsa ve kutsallara laf getirmek suretiyle zarar vermişlerse,çöküş akabinde hasar büyük olur.İmtidarı kaybetmekten ziyade kanun önünde hesap vermenin korkusu çok şiddetli olur.

KİŞİLERE GÖRE İBADET

Avamın ibadeti adet,
ehli süluk ve müptedilerin ibadeti havf u reca,
Mütevassıtların maksadı makamat ve keramat,
Müntehilerin ibadeti şeriat hudutlarını muhafaza ve sıyanettir.
Riyazetin hakikatına  ve mücahedenin nihayetine sınır yoktur.Zira maarifi ilahiyyeye  ve seyri fillaha nihayet olamaz.Seyrü süluk ve tahsili maarif mücahedat iledir

VAKTİ GELMEDEN SÖYLENENLER

İrfan sahasında ilerlemiş olanların bahisleri ,yaşadıkları zamandaki insanlara hep ters gelmiştir.Çünkü,sürekli kemalat olmakla, toplum henüz o seviyeye gelmediği için , bazı ehli irfanın,sözleri şeriata aykırıdır denilerek kısasla muhatap olunmuştur.
Tevhid ilmini ,ehlullah birer beyan kisvesiyle herkese bildirmeye çalışmışlardır ki maksatları anlayışlarda dikkatlice yer almasını temindir.Şeyh Bedrettin ise , kisvesiz bahse kalkışmıştır, bunu her kafa alamamıştır.Şeyh Bedrettin ile alakalı gürültünün sebebi budur.
Edirnede medfun Şeyh Şerafeddin Efendi huzurunda şeyh Bedrettin 'den söz açıldı.hazret sual sahiplerine buyurdu:Oğlum Şeyhül Ekber Muhyiddin İbni Arabi hazretlerine gelinceye kadar
gerek müçtehidin gerek sair yakin erbabı hakikat konularından konuşmaya mezun değiller idi.Hakikatı remz ü işaretle ve detayına girmeksizin ana hatları ile söylerler idi.İbaret ve serahat ve açıklama yoluyla beyan etmezler idi.İbni Arabi buna mezun oldu.Vahdeti vücuddan bahsetti.Eserlerinin konusunu hep bu hususa bina etti.Şeyh Bedrettin ise  sırrı tevhidi daha açık bir kelam ile anlatmaya kalkıştı.Tevhid konuları şeriat elbiseleri, tarikat elbiseleri altında insanlara anlatılırken, Şeyh Bedrettin tevhid tarifini elbisesiz bir şekilde çıplak söyledi.Bilenlere, bilmeyenlere bir çok söz sböyletmeğe sebeb oldular.Arifler onun sözlerine iman ettiler ve tevil yolu buldular.

ŞEYH BEDRETTİN

Simavna kadısının oğlu olup "Bedrettin Muhammed" namıyla şöhret bulmuş İslam ariflerinin ileri gelenlerindendir.Doğduğu yer Kütahya Simav olmayıp Edirne civarında bulunan SİMAVNA isimli yerdir.
Tarikat silsilesi, Cüneyd Bağdadiye çıkar.Mısırda medfun Hüseyin Ahlatiye intisaplıdır.Şeyhinin emriyle Tebrize gitmiştir.Timurlenkin huzurunda oluşan büyük bir meclise hakemlik etmiş olup Timurun hürmetini celp etmiştir.İkinci Beyazid7in oğulları sultan Fatih ve kardeşi Musa Çelebi arasındaki mücadelede Musa Çelebi tarafında olmuştur.Musa Çelebi şehit olunca Sultan Fatih, ilminden dolayı ona dokunmamış,ailesi ile birlikte İznik'e sürgün edilmiştir.
Edirne'de musa Çelebi'nin kazaskerliğini yaparken yanında yetişen Börklüce Mustafa ve Torlak kemal isimli dengesizler,şeyhlerinden belledikleri sufi ıstılahlarını kullanarak Tam hürriyet,tam eşitlik ve mal ortaklığı gibi kulağa hoş gelen hususlardaki fikirleri nedeniyle Osmanlı mülkünü bir millet kabul edip bu fikirleri tesis etme gayreti ile başkaldırdılar.Bu iki kişi müslim ve gayrimüslümlerden başına epeyce insan topladı.Şeyh Bedrettin  bu durum üzerine Anadoluda kalmayıp Balkanlara geçti.Osmanlı,selanik üzerine yürürken Sirozda şeyh Bedrettin7i yakaladı.Mahkemesi bir alim meclisinde görüldü.Ülema kendisini akide v.s yönünden ilzam edecek bir şey bulamadı.Mecliste Sadettin Taftazani'nin öğrencilerinden iran ulemasından Said ül Herevi idamına fetva verdi ve Siroz pazarında asılarak idam edilerek fetva hükmü yerine getirildi.
En meşhur eseri Varidat,ahiret işleri ,başlangıç ve son hususlarından bahseden olup içeriğine müfuz edemeyen bazıları kabul etmemişlerdir.Ehli tasavvufun hal ehli olanlar nezdinde ise ise hüsnü kabul görmüştür.Niyazi Mısri hazretleri Divanında:
MUHYİDDİN BEDRETTİN ETTİLER İHYAYI DİN
DERYA NİYAZİ FÜSUS ENHARIDIR VARİDAT
Balkan harbi esnasında kefereler,Şeyh Bedrettin'in türbesini tuvalete çevirmek suretiyle hakaret etmişlerdir.

KİMİN HİLESİ BÜYÜK; KADIN MI? ŞEYTANIN MI?

Hazret-i Adem babamızı, cennetten dışarı çıkartmak için şeytan çok dil döktü ise de muvaffak olamadı.Hazret-i Havva annemizi kullandı. Hz. Hava annemiz "Ye" deyince Hz. Adem men olunan ağacın meyvesini yedi.
Şeytanın hilesi hakkında Hak Teala buyurur:"Muhakkak şeytanın hilesi zayıf oldu"(Nisa 4/76)
Kadının hilesi kuvvetlidir. Hak Teala kadını kastederek  buyurur:"Muhakkak onların hileleri büyüktür"(Yusuf suresi 12/28)
Şeytan mana aleminden, kadın ise suret alemindendir. Bu suret aleminde suret zahirdir ve suretin güzelliği galiptir. Dünya üzerinde ilk kan kadın yüzünden döküldü.

ALLAH KORKUSUNUN FAİDELERİ

Kalbimize her türlü havatır dediğimiz düşünceler gelir. Bunların nefsani ve şeytani olanlarından kurtulabilmek ancak Allah korkusu mevcut olursa mümkündür. Sonbahar rüzgarları nasıl ağaçlardaki bahar ve yaz güneşinden gelişen yaprakları döktüğü gibi Allah korkusu da kalpteki şeytani ve nefsaniyetten neşet eden fikirleri söker. Korku olmazsa bu fikirler kalpte yer tutarak tüm azayı etkilerler. Hak korkusu gönül ağacındaki nefsani ve afaki olan yaprakları sarartıp döker. Hak Teala kalbe nazırdır. Bu nedenle orada bulunan nefsani fikir çiçeklerini döküp terk etmek gereklidir. Zira eski olan fikir ve çiçekler, kalpte marifet çiçeklerinin kalpte açmasına mani olurlar. Bunlardan kalbi temizlemek gerekir ki sırrı vahdet çiçekleri neşvü nüma bulsun.
Nefsani ve cismani düşünmekten kaçınıp bir anlamda uykuda olmak gerekir ki cesed uykuda iken ruh uyanık olur.
İnsanı Kamil ile birlikte olanlarda nefsani duygular uykudadır, Ashabı Kehfi uyanık gibi görürsün amma hakikatte uykudadırlar. Bir mürşide bağlı olmanın faidesi, nefsani düşüncelerin kalpten kaybolurlar.

CİSMANİYET ALEMİNİN KURALLARI

Bu alemde, birisini yönetici ve efendi görürsen bil ki o hale gelebilmek için bir yöneticiye ve efendiye hizmet etmiştir ki sonunda o makama ulaşsın. Bu alemde umumi kaidedir:Her kim bir muradını elde etmek istedi ise, bu muradına vüculden evvel mutlaka bir kaydın ve esirliğin mahbusu olur. Bu alemde Reis olmak isteyen, kendinden evvelki reislerin emrine muti ve esiri oldu sonra terakki ederek reis oldu.
İnsanda böyledir. Eğer insanı Kamil gibi hür  ve kamil olmak isterse önce insanı kamilin esiri olarak suret ve cisim kaydından kurtulacak sonra hür olacak.
Dünya kitabında işler terstir. Dünya bendesinin ve esirinin adı  bu dünyada efendi olmuştur. Riyaset elden gitmesin diye kardeşlerini, babalarını öldüren insan örnekleri vardır. Bu tipler, şiddetli derecede dünyanın esiri oldukları halde, halk onlara "efendimiz" diye hitap eder. Esire efendimiz demek zıttır. Cisim tersine gider. Cesed alemi faniye aşıktır, dakikalık hazzı için ebedi olan ahiret alemini feda eder.
Hazreti Pir Mevlana efendimiz Divanı Kebirde söyler:
Senin ruhunun kuşu yemekten ve imtiladan bu cisim yumurtası igçinde kalmıştır.Bu yumurtadan çık ki, kanatların büyüsün! Oruç safrası gerçi başın sevdasını ve hayalini artırır.Fakat böyle sevda ve hayalden yed-i beyzayı bulurlar.Bir kaç zaman nefsin hazlarını kesersen ruhun hükmüne tabi olarak bu kesafet aleminden azad ve hür olarak yaşarsın.Aksi durumda ise bu tabiat kuyusu içinde mahpus kalarak ömrünü zayi edersin.

21 Nisan 2020 Salı

ZAHİR ÜLAMASI İŞİTTİĞİNİ SÖYLER,EVLİYA GÖRDÜĞÜNÜ SÖYLER

"BİLİNİZ Kİ RESULULLAH SİZİN İÇİNİZDEDİR"(HUCURAT 49/7) ayetini ,bu ayetin inzal edildiği zamanla kayıtlı tutmamak gerekir.zira Hakk'ın yanında mazi,hal  ve gelecek diye bir zaman mevhumu yoktur. Evliyaullah her an Resululah efendimizi müşahede eder. Zahir alimleri ise kitaplarda okuduklarını ve duyduklarını söylerler. Evliya, tevatür haberlerle tatmin olmaz. Gördüklerini söylerler. Arifin hakikat üzre bildiği şey ona kalb gözünün görmesinden hasıl olur.

MÜRŞİD SÜRÜSÜNÜ KONTROL EDER

Mürşid, kendisine tabi olan müridanın iç ahvaline vakıf olandır. Gelibolulu Zaim Mehmet Çelebi nam bir derviş anlatır:Ben Sümbül efendi hazretlerine inabet etmiştim. Sıla için memlekete gittim bir kıza  gönlüm tutuldu. Onunla anlaşıp birlikte olmaya karar verdik. Buluşma yerine önce o gidecekti. Ben içeriye girdiğimde odanın perdesini açtığımda Sümbül Efendi hazretlerinin yatakta oturmakta olduğunu görünce. Aklım başımdan gitti. Dışarı fırladım hemen iskeleye koştum. Bir gemi ile İstanbul'a dönüp hazretin huzuruna çıktım. Beni görünce buyurdular ki:"Ne zannedersin! şeyh müridini gözlemese şeytan ve heva onu helak eder. Tövbe ve istiğfarı yenile" buyurdu. Artık bi-hamdillah hevayı nefsaniden kurtuldum.
İnsanı kamil her ne kadar salik taifesinin bulunduğu yerden zahiren uzak ise de, onların batınlarının hararetinden ve aşkları ateşinin alevinden haberdardır. Fakat mürşidlik ve müritlik rabıtasının gereği olarak onların halinden habersiz görünür, bir şey söylemez. Ateşin sureti kazanın dışında ise demanası kazanın içinde olup yemeği pişirir."Biz ona şah damarından daha yakınız"Kaf 50/16 ayeti buna işarettir.

MÜRŞİTLER VE ŞEYHLER NE YAPAR?

Hakikat definesini arayan salik, evvelen bir mürşid bulmak için arayış ve seyahate çıkar. Sonra mürşidin önerdiği riyazet ve mücahadat neticesinde sıfatı nefsaniyyelerin kirlerinden ve paslarından temizlenip ruhaniyet kesbeder ve hakikat definesinin kendi vücudunda olduğunu keşfeder. Mürşidin vazifesi ancak bundan ibarettir.Yoksa salike kendi aynı sabitesinin istidadından fazla bir şey veremez. Aynı sabitesinin istidadı ise, Hak Tealaya ait bir lütufdur...

EMNİYET KORKUDAN HASIL OLUR

İnsan buhar kazanını icad eder,patlama korkusundan dolayı emniyet mekanizmasını yapar. Silahı imal eder, iradesiz patlama yapmasın diye emniyet kilidi koyar. Emniyet bir korkunun içine gizlenmiştir."Allah'ın alim olan kulları Allah'dan korkar"(Fatır 35/28) ayeti ve "Ben sizin en ziyade Allah'ı bileninizim ve Allah'dan korkanınızım" hadisi şerifi korkmak ile alakalıdır. Peygamber en ziyade korkan ise diğer insanları durumu nasıl olacak? Hak Teala  bu korku içerisinde evliyasına emniyet verir ve onlara korku yoktur der. Herkes bu korkudan dolayı bir şeyleri Hakk yolunda bezl eder. Biri vücudunu, biri malını, birisi canını bezleder. Kimi oruç tutar, kimi zekat verir kimi on rekat kimi yüz rekat namaz kılar. Korku içinde emniyet olduğu gibi mükafat ümidi içinde korku da mevcuttur. Yaptığımız amel karşılığında elde ettiğimiz mükafat tohumlarının tarlaya ekilmeden bozulma,çalınma riski vardır.Ümit içinde ektiğimiz tohumların topraktan çürüyüp çıkmaması korkusu vardır.
Titanus isimli yahudi beyi, Hz.İsa (a.s) 'ın yerini ihbar etmişti. Gelen insanlar bu beyin evine girdiklerinde o kimseyi Hz. İsa kılığında görüp yakaladılar. Adam "Ben İsa değilim" diye feryad etsede, ellerinden kurtulamadı ve Hz. İsa zannıyla o yahudi asıldı. Hak Teala'nın bu şekilde kahırları da mevcuttur.
Tüccarlar, kar ümidiyle ticarete çıkarlar ama sermayeleri ellerinden gider. Bu ümid içindeki korkudur. Ebrehe Kabe'yi yıkmak için geldi, ki Yemen'de inşa ettiği kendi Kabe'si izzetli ola. Sonuçta Hak Teala ebabil kuşlarını gönderdi, Mekke'nin  ve Kabe'nin izzeti yüz misli arttı, Ebrehe kahroldu....

HANGİSİ İSMAİL HAKKI

Celveti büyüklerinden İsmail Hakkı Bursevi hazretlerinin hanımı Aişe hatun akşam yemeği hazırlamış ve kocasının bulunduğu odaya götürmüş. Bakmış ki odada kırk tane İsmail Hakk'ı var. Her birinin önünde bir mum yanıyor. Her birisi tefsiri şerif yazıyor. Bu halden hayret içinde hangisi zevci İsmail Hakkı tefrik edemez halde odadan dışarı çıkıyor. Bir müddet sonra Hazreti İsmail Hakkı odadan dışarı yemek için çıkıyor. Hanımını hayrete müstağrak görünce sebebini soruyor. Arzı hal edince :"Keşfin açılmış,tebrik ederim.onlar ricalül gaybdırlar" buyurmuş

İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ VAKTİN TECELLİLERİ

2020 yılı için bazı şahıslar Mehdi Resul zuhur ve kıyamet alametleri zuhur yorumları ve tevilleri yapmaktadırlar. Bu hususlar zahir ulemasının konusu değildir. Kati konuşmak zararlıdır. En az zararı ise kendisinin mahcup olmasının ötesinde İslamı zayıflatır niteliktedir. Bu haberleri verenler,iletişim vasıtalarının yaygınlığından istifade ederek kendi nefislerini tanıtmak istekleridir. En güzel yaklaşım; Resulullah efendimize "Kıyamet ne zaman?" diye soran kişiye verdiği cevaptır:"Kıyamet için ne hazırladın?
Gaybi haberler umumun konusu olamaz. Ehline ait olup,Hak Teala'nın bir sırrı olup bu sır bir takım perdelerle örtülmüş şekilde ifade edilir. Şahsa münhasır olan bu nakiller, avama aktarılırsa, aktaran zarar görür.
Ancak içinde bulunduğumuz 2020 ve devam edecek yılların garaipleri, 2023 de gelecek olan sahibüzzamanın geliş işaretleri olduğunu Necib Sultanım ifade buyurmuştu.
Belki de bu hadiseler İslam'a meyli artıracaktır. Necib Sultanımın buyurduğu gibi "Az çalışma ile çok kazancın, az ibadetle çok sevabın kazanılacağı devir olup herkes evliya olacak amma mürşidi Kamil azalacak imiş. Çalışmayan ev kadınlarına devlet maaş bağlayacak imiş.