16 Ağustos 2018 Perşembe

TAYYİ MEKANLARIN NAMAZ TEKRARI

Ebu Musa adında bir Veli vardı.Havada uçar su üstünde yürürdü.Bir gün bir akrabasıyla ŞeyhEbu Medyen'e uğradılar.Musa:"Bir sorunumuz var.Sabah namazını Bağdat'ta kıldık.ordan sonra Mekkeye gittik.Oradakileri namazda görünce cemaate iştirak edip naması iadeettik.Öğleyekadar oturduk veKabe'de öğlenamazını kıldık.Ondan sonra Kudus'e geldik.Oradakileri namazda gördük vearkadaşım bana:"Onlara uyalım "dedi.Ben ise :"Hayır uymayacağız.Biz namazı kıldık" dedim.Arkadaşım "öyle ise Mekke de neden sabah namazını iade ettik, diye sordu.Şeyhimin böyle yaptığını , bizim de böyle yapmamızı istediğini söyledim.İştebumeselede birbirimizi ikna edemedik ve sana geldik"dedi.Ebu Medyen ona:Sen haklısın.Mekke de namazı iade etmenizin sebebi Bağdat'da namaz kılmak "ilmel yakın derecesinde iken ,Mekke de "aynel yakin"derecesinde olmasından dolayıdır.Çünkü aynel yakin ilmel yakin derecesinden üstündür.Birincisi su ile abdest almak, ikincisi teyemmüm etmek gibidir.Subulununca teyemmüm bozulduğu gibi aynen yakin hasıl olunca ilmel yakin'in hükmü kalmaz.Mekke dekıldığınız namazı Kudus'te iade etmenizin gerekmemesi bu sebebledir."

İNTİSAP

Tasavvufta intisap, bir mürşid-i kamil'e mürid olup ona sadık vebağlı kalmayı, onun rehberliğinde tasavvufi eğitime başlamayı ifuade eder.İntisaba,"biat etme,"el alma,"tövbe etme" de denir.Tasavvuf tarihi boyunca seyrisülukta müride yol gösterecek bir şeyhin gerekliliği vurgulanmıştır
Tarikata süluk tevbe ile başlar irade ile devam eder.Güzel ahlak sahibiolmak, mücahedeye önem vermekle birlikte kamil bir deep, sürekli vaktin gereğini yerine getirmek, nefsi gözetlemek, şeri vazifeleri yerine getirmektir.

CEM/FARK

Cem,toplamak;fark,ayırmak anlamına gelir.Tasavvuf birterim olarak cem, kadim ile hadis arasındaki ayrılığın ortadan kalkmasıdır.Zira cem halindeyken, ruh basireti,Allah'ın cemalini müşahedeyeçekilir, Eşyaları ayırt edici akıl, kadim olan zat nurunun kendisine galip gelmesiyle örtülü kalır.Hak geldiğindebatıl zail olduğu için , hudus vekıdem arasını ayırdetmekten uzaklaşır.Buhalecem adı verilir.Sonra, izzet perdesi vatın vechini örtünce , ruh maddealemine dönüş yapar.Buhale de tefrika hali denir.
Ebu Medyen Mağribi'yye göre cem, tefrikayı ortadan kaldırmak ve benliğe işaret eden her şeyi yok etmektir.Kulunsıfatlarının Hakk'ın sıfatlarında kaybolmasıdır.Hak zuhur ettiğinde Hak'la birlikte hiçbirşey kalmaz.Bir'le olmayan bir olmaz.
Haakk'a varmak cennet, ondan ayrılmak çehennemdir.O'na yakınlık lezzet, ondan uzaklaşmak hasret ve ölüm, onunla ünsiyet hayattır.Hakk'a yakın olan bu yakınlık nedeniyle sevinçlidir.Onuseven de bu sevgi ile bir tatlı zevk içindedir.Kim ki Hakk'a vasıl olan kimseden ayrılırsa yalnızlığa mahkumdur.Kim de Rabbi ile meşgul olan birini oyalarsa insanların kendisinden nefret ettiği biri olur.

15 Ağustos 2018 Çarşamba

ALLAH'IN DERGAHINDA İŞ KOLAY DEĞİLDİR

Gölü perişan bir meczup vardı,halkın üstünde elbise vardı o ise çıplaktı.Dedi ki;"Ya Rabbi! Bana sağlam bir cübbe ver ve beni de diğer insanlar gibi sevindir."
Hatiften bir nida geldi"Sana sıcak güneşi verdim geç altında otur."
O meczup dedi ki:;"Ya Rabbi ne zamana dek bana azap edeceksin? Senin güneşten daha iyi bir cübben yok muydu?"
Hatif dedi ki:"Hiç bir şey demeden on gün daha sabret , sana bir cübbe ihsan edeyim."
On gün olduktan sonra adamın biri yamanmış bir cübbe getirip meczuba verdi.Cübbenin üstünde binlerce yama vardı.Çünkü cübbeayi veren adam çok yoksuldu.
Meczup adam dedi ki:"Ey sırlardan haberdar Rabbim! O vaat ettiğinden günden beri bunu dikmekle mi meşguldün?Hazinendeki bütün cübbeler yanmışmıydı ki bunu bu kadar yamalamak zorunda kaldın?Yüzlerce yamayı bir araya getirip diktin.Böyle dikmeyi kimden iğrendin?
Allah'ın dergahında iş kolay değildir.Bu dergahın yolunda toprak olmak gerekir.(Attar-Mantıkuttayr)

KİŞİLER

Kendi için varolan kişi yetişmiş insanları yemekle;
 kendinde varolan kişi kendini yetiştirmekle;
 kendiliğini aşabilen kişi ise kendinden de iyilerini yetiştirmekle meşgul olur.”

AMERİKALI PAPAZ ÜÇ VAKTE KADAR BIRAKILACAK MI?

Muhtemel. Kapalı  kapılar arkasında bir söz verilirken dikkat etmek gerekir.Patlayan döviz krizinin nedeni casuslukla suçlanan bu şahıs değil.Ancak bir bahane gerekmekte idi.Kurt ve kuzu misali gibi.Kurt kuzuyu suçlar:Niçin suyumu bulandırıyorsun.Kuza savunur :Sen suyun geldiği taraftasın ,ben ise suyun akıp gittiği alt taraftayım.nasıl senin suyunu bulandırabilirim ki?.Netice malum.Papaz Brunson  hafta sonunu ABD deki evinde olabilir.Bu mesele de Vatanın beka meselesi parantezi içine sokulursa hiç şaşmayalım.Hak Teala ,adaletten uzaklaşanları zillete düçar etmeden canını almaz imiş.
Papaz'ın serbest kalması için bari mahkeme ülkenin uğradığı döviz zararı kadar bir kefalet/teminat istese bari.Onunla avunurduk.Kuş uçup gidecek,zamanaşımına uğrayana kadar mahkeme Papaz Brunson'u arayacak.Geçmiş olsun.

CAHİL/ARİF

Cahil, ateşi ile seni yakmasa bile kıvılcımı ile sana eziyet eder.Arif sana ıtır vermese bile kokusundan faydalanırsın".sözü Ebu Medyen'e aittir.Yani cahille arkadaşlık eden eninde sonunda zarar görürken, arif ile arkadaşlık eden bir şekilde ondan yararlanır.
Arifin zineti haşyet ve heybet yani korku ve saygı duymaktır.Kişi Allah'ın azametini tanıdıkça  ona olan saygısı da korkusu da artar.Peygamber (sav)bunu açıklama babında şöyle buyurmuştur:"Ben içinizde Allah'ı en iyi bilen ve ondan en çok korkanızım."
Arifin azığı marifeti ve irfanı; zenginin azığı ise gönlünün sevdiği ve yakınlık duyduğudur.

CAN FEDA EDENLER

Hz.Ali Efendimiz,Hicret'in başladığı gece, Efendimizin yatağında yatmak suretiyle ,Efendimiz (sav) uğruna "Can feda etme"nin örneğini göstermiştir.
Hz.Ebu  Bekr-i Sıddık efendimiz mağara'da gizlenirken zararlı bir haşere Efendimizin vücuduna zarar vermesin diye ayağı ile yerdeki bir deliği kapatmış, o delikte bulunan bir yılan Sıddık-i Ekber'in ayağını sokmuştur.Efendimizi korumak uğruna "can feda" etmenin örneğini sunmuştur.

KALP

"Gönül" kelimesi ile ifade edilen kalbindinde önemibüyüktür.,çünkü imanın ilk rüknü , kalp ile tasdiktir.Dil ileikrar bundan sonra gelmektedir.Tasavvufta kalptenmurat vücudumuzda yer alan ve kan pompalanmasını temin eden et parçası değildir.Ruhunlatifelerinden olan veruhlamüteradif olarak kullanılan yürektir.,gönüldür;her şeyin ortası, en ehemmiyetli ve can alıcı yerdir.
Zihni fonksiyonların yeri kalptir.
Tasavvufta kalp,ilahi hitabın mahalli, tecelli aynası, ilahi isim ve sıfatların en mükemmel şekilde tecelli ettiği yer olarak algılanmış vecesetteki yeri her insanın sol memesinini iki parmak altında bulunan çam kozalağı şeklinde , cismani kalbe verilen Rabbani latifenin adı olmuştur.Bu latife gerçekte insanın hakikatıdır.
Kalbini kontrol edemeyen kimse haraptır.Kalbinden şehvetisilen kimse affa mazhar olur.Bir kimse dinini korumak için bid'at ehliyle, kalbinikorumak için ise kadınlarla sohbet etmekten kaçınmalıdır.Allah Teala dünya ehlinin kalplerini gaflet ve vesvese, ariflerin kalplerini ise zikir ve ünsiyet mahalli kılmıştır.
Tasavvufun önemli kurallarından olan azyemek, az uyumak ve az konuşmaktır.Çünkü çok yemek, çok uyumak,çok konuşmak kalbi öldürür.Kalp nereye yönelirse diğeri perdelenir.

14 Ağustos 2018 Salı

MUHABBET

Allah Teala'nın kuluna özel bir yakınlık ve yüce haller bahşetmeyiirade etmesidir.MuhabbetHakk7ın bir sıfatıdır.
Muhabbetin sırrını Ebu Medyen hazretleri şöyleaçıklamıştır:"Muhabbet bineğim, marifet mezhebim, tevhidvuslatımdır.Muhabbet açıklanamayan bir sırdır.idraklar(zihin)onuanlatamaz, onun sırrı tavsif edilemez.kaynağı sadakattir veonun aslı cömertliktir.O , havas için uygulana gelmiş bir sünnettir.Allah Teala 'nın "O,onları sever, onlar da O'nu sever"ayeti buna delildir

TASAVVUFTA FENA

Tasavvufta fena; Hakk'ın varlığının , kulunvarlığını kuşatmasıdır.Fena zahiri ve batıniolmak üzere ikiye ayrılır.Zahiri fena;Hakk7ın kuluna kendi fiilleriyletecelli etmesi vekulu şahsi irade ve ihtiyarından arındırmasıdır.Bu mertebede kul , nefsinin ve başkasının fiilini ve ihtiyarını görmez.Batıni fena ise Rabbani sıfatların vemüşahede i envarın kulu kaplamasıdır.Bu sayede kul beşeriyetinden sıyrılır , benliğindenkurtulur,Hakk7a erer veHakk7ın sıfatlarıyla muttasıf olur.
İnsanın ölümsüzleşmesi fenaya ermekle, fenanın da Allah aşkıyle mümkün olduğusöylenir.Kişivarlıklardan uzaklaşarak aşkta yok olduğunda , öldüğünde yükselebilir

EY ABD

Olmaz.Kararlı duruş.Açlığa ve yoksulluğa karşı tüm milletçe topyekün birlik sağlarsan "EY ABD"diyebiliriz.F 35 uçak alımını askıya almışlar,sen de 11 milyar dolarlık Boeing'i askıya al alabilirsen.Bindiğiniz Mercedeslerden vazgeçebiliyormusunuz?Devlete kiralanan araç filoları için ödediğiniz para neredeyse aracın bedeline denk gelecek.millet görmüyor mu?Tüm bu israf devam ederken "EY"denilemez.Gözüken köy klavuz istemez.Deniz tükendi.Aç it fırın yıkar demiş atalarımız.Yoksul , zengine saldırdığında geç olabilir.Çünkü Dış güçler,ülkede kaos, iç savaş istiyorlar.maksatları İslam'ın son kalesini yıkmak.İktidarı severiz sevmeyiz ancak ülke geleceğini ilgilendiren bir durum mevcut.Topyekün temizlik zamanı geldiğinde bizi yönetenlerden yanlış yapmış olanlar varsa bunlarda mahkemelerde hesap vermeli.Servetleri sorgulanmalı.Kamunun emvali geri alınmalıdır.

SEMA

Sema'nın birehli, ricali, cemaati vecemiyetivardır.Sema ehli;inleyen,tövbekar olan , kendi nefislerinikınayan, gündüzlerioruç tutan, gecelerikıyama duran , ağlamaya ve gözyaşı dökmeye çalışan, yakarışta bulunan ve hüngür hüngür ağlayan kişilerdir.Bunlar dünya malına karşı zahittirler.Kalplerin yegane sevgilikabul ettikleri Allah'a bağlamışlardır vedünyayı üç talakla boşamışlardır.Hakk'ı idrak ettikleri zaman onunla baş başa kalmaya özen gösterirler.Tefekküre dalar zikirle meşgul olur.Konuştukları zaman dillerinden hikmet sadır olur.Tarikatları sahihtir.Metodları sünnete sarılmaktır.İlim öğrendiklerinde kalplerini aşk ateşi kaplar, bedenlerini vecd halleribürür.Vecdekoyulduklarında kendilerinden geçer,tevacüdde bulunurlar,akılları başlarından gider.Onların buvecdinde kabahat yoktur.Kınanmazlar.Böylelerinin sema etmelerimübahtır.Vecdleri haktır, gerçektir ve sahihdir.

ZİKİR MEVZUSU

Zikrin kelime anlamı anmak,hatırlamak demektir.Istılah olarak Allah7ın isimlerini, bellidualaları sesli veya sessiz söylemek, tekrar etmektir.Zikirde esas unsur, diğervarlıkları unutarak, hatta yok sayarak Allah7ı anmaktır.
Zikir hakikatın müşahadesiyaratılmışların kaybolmasıdır.Allah; kulu için iyilik isterse onu zikrine yaklaştırır, şükründe başarılı kılar.İnsan Rabbini zikrettikçe ona kavuşma isteği daha da alevlenir, hayatı güzelleşir,kalbi aydınlanır.

HIRKA GİYMEK YAHUT GERÇEK DERVİŞLİK

Tasavvufta hırka giymektenmaksat ,nefsin arzularını kırmak veona hakim olmaktır.Derviş,hırka giymek suretiyle ödüllendirilmiş olur.Gerçekderviş ilminemağrur, bencil ve hasud değildir.Malında cimrilik yapmaz.Bilakis o; merhametli bir kalbe sahip, güleryüzlü ve nezaketli, Allahın kullarına karşı  oldukça kibardır.Övülmek ve yerilmek, almak ve vermek, kabul edilmek vereddedilmek, fakir ve zengin olmak onun indinde birdir.eline geçenle şımarmaz, elinden çıkanla üzülmez.
Müslümanlar içinde gösteriş yapmak ve riya amacıyla hırka giyen dervişegelince , onun Yahudi , Hırıstiyen ve Mecusi olarak ölmesinden korkulur.,giydiği hırka ile mürai olmuştur.Tevbe ederse bir yanlıştan dönmüş olur.

PERHİZ

Bedenin perhizi; organların  haramlara ve mekruhlara riayet ederek kullanılması(gözün haramdan sakınılması,kulağın,dilin,elin ,ayağın,midenin muhafaza edilmesi.
Kalbin perhizi; başkalarına güvenmeyi terk etmek.
Nefislerin perhizi iddia sahibi olmayı terk etmektir. Kişinefsine karşı Allah’dan yardım dilemezse, nefsi onu yerden yere vurur.

ESİR OLANLAR

ESİR OLANLAR
Üç kısımdır.Nefsine esirolanlar,şehvetine esir olanlar vehevasına esir olanlar.Nefsine esir olan kişiler dünyalık arzularla meşgul oldukları için zillete müptela olur.Nefsine engel olamayan kimseler harap olur.Şehvet ve arzu gözüyle yaratılmışlara bakan kimseler ise onlardan ibret almaktan ve yararlanmaktan mahrum bırakılır.

13 Ağustos 2018 Pazartesi

İKTİDARI NİÇİN KAYBETTİ?

İmam Gazali'den yapılan bir aktarıma göre , hükümdarlığı elinden gitmiş olan birine sorulur:"İktidarını/yönetimini nasıl kaybettin?
Eski hükümdar bu soruya çok anlamlı bir cevap verir:
""Devlet/iktidar ve kuvvetle gururlanmam(güç zehirlenmesi), istişareden uzaklaşmam, ehliyetsiz kimseleri önemli işlere tayin etmem."
Bu kıssa sadece siyasi iktidar sahiplerine hitap etmiyor,küçük/büyük ölçekli her türlü güç ve iktidar imkanlarına sahip olan sorumluluk makamındaki herkesi ilzam ediyor.

ABD EN BÜYÜK VE STRATEJİK MÜTTEFİKİMİZ TERANELERİ

ABD bizim müttefikimiz lafını  edenler söylediklerine kendileri inanmadıkları gibi, muhatapları da inanmıyor.Muhatapların bu sözü ciddiye alması için kişinin kendi içinde sağlam olması gereklidir.İçeride hamaset nutukları v dışarıda kapılı kapılar arkasında görüşmelerde takınılan tavır,malesef ülkenin ciddiyetini bitirdi.İçeride israfı bitirmek istemeyip itibarda israf olmaz teraneleri  ile dışarıya el açanlara Hak Teala izzet bahşetmez.Hakk'a güven öncelikle kişinin kendi nefsinde başlar.İnsanları Allah ile kandırdıklarını sananlar sanmasınlar ki maksat hasıl olacaktır.Kalblerin sahibi olan yüce varlık,bir anda şemsiyeyi ters yüz edebilir.

MÜRİD

Lügatte "dileyen, talep eden" anlamına gleen mürid, tasavvufi bir kavram olarak kısaca "Allah dışındaki her şeyden uzaklaşarak, Hakk7ı isteyen, onun rızasını dileyen"manasına gelir.Müritliğin hakikatı:gözleri korumak,iffeti muhafaza etmek, haramı terk etmek, riya, süm'a, veşehvetlerden kaçınmak, cemaatla namaz kılmaya devam etmek, malayaniyi terk etmek, insanlardan halvet etmenin gğereğini yerine getirmek ve dünyadan uzaklaşmakla sahih olur.

SEYRÜ SÜLUK

Tasavvufta seyrü süluk kelimelerinin lüğat manası gitmek, yürümek, girmek demektir.Tasavvufi bir ıstılah olarak müridin dervişliğe başlayışından vuslatını, tasavvufi yolculuğu tamamladığı noktaya kadar yaptığı manevi vekalbi seferin adıdır.
Ebu Medyen seyrü süluku bir binaya benzereterek şöyle der:"Bu bina azim, çaba, sevilen vealışkanlık haline gelen şeyleri terk etme temelleri üzerine kurulmuştur".
Hertarikatın seyrü süluk metodu farklıdır.
Süluk makamında üzüntü ve ağlamanın kaybolması gazap alametlerinden bir alamettir".
"Şeyhimin huzuruna gideceğimde , önce gusleder, elbiselerimi temizler, kalbimdeki isyankarlıkları, tüm ilimleri ve zanni marifetleri atardım.Bunun üzerine şeyh benikabul ederse bu,benim için en büyük saadet olurdu.;reddederse kusurukendimde arardım"(Ebu Medyen Mağribi hazretleri).

KELAM-I KİBAR

"Saidler Allah'ın ihsanıyla cennete, cehennemlikler ise Allah'ın adaletiyle cehenneme girerler.Cehennemlikler girdikleri yere amellerine göre yerleşir, niyetlerine göre orada kalıcı olurlar.
İbniArabi'ye göre bu sahih bir keşiftir ve heybetli hür bir adamın sözüdür.

HAVF/RECA

"Korkmak" manasına gelenhavf, kavram olarak "Allah'ın rızasından , rahmetinden mahrum olma korkusunu" ifade eder.Allah'a olan marifeti arttıkça hem sevgisi hemdekorkusuartar.Allah'ın azametini ,celalini gördükçe korkacak; sevdiğini incitmekten ,onun hoşnut olmayacağı birşeyi yapmaktan çekinecektir.
Ebu Medyen Mağribi'ye göre havf(korku):İbadeteteşvikedip günahı engelleyen bir kırbaçtır ve kalbe yerleştiğinde murakabeyi yani kendini sürekli kontrol altında tutmayı miras olarak bırakır"
Allah korkusuimanın gereğidir.:Allah'a olan marifet arttıkça Allah korkusu da artar.Bu da insan için birkurtuluş vekorkudan emin olma vesilesidir.
Havfın zıddı olan reca ise ümit etmektir.İnsanın Allah'ın bitmez tükenmez rahmet hazinelerine , lütuflarına sırtını dayaması,onunkullarına olan şefkat ve merhametini gördükçe  umudunun artmasıdır.
Ümitsizliğe, karamsarlığa düşmeyen birAllah korkusu, korkmaktan alı koymayan ve yaptığı ibadetlere karşı güven oluşturmayan birreca duygusu içerisinde olmalıdır.

12 Ağustos 2018 Pazar

ZENGİNLİK/FAKİRLİK

Şeyh Ebu Medyen' zenginliği ve fakirliği
şöyle tarif eder:
"Zenginlerin zenginio kimsedir kiHak, ona hakikatını göstermiştir.Fakirlerin fakiri o kimsedir ki Hakk, ondan hakikatı gizlemiştir"
Tasavvufta fakr, her şeyin gerçek sahibinin Allah olduğunun bilincinde olunmasıdır.Fakr:Ondan başkasını görmemek,almayı vermekten daha çok seven kimse, fakir olamaz.
Fakirlik bir şeref, ilim ganimet, susmak kurtuluş, halktan bir şey ummamak rahatlık, zühdafiyet, bir an Hakkı unutmak ise ihanettir.
Fakr'ın genel anlamı ,kafir mümin tüm yaratılmışların vasfıdır.Zira Ayette şöyle buyurulur:"Ey insanlar ! Allah'a muhtaç olan sizsiniz.Zengin ve övülmeye layık olan ancak O'dur."(Fatır 35/15)Özel anlamda ise fakr;Allah dostlarının ve Allah'ın sevdiği kullarının makamıdır.Dünyadan el ve eteğinin çekilmesi , kalbin dünyaya bağlılıktan soyutlanması, Allah ile meşgul olmak, Allah'a şevk duymak, Allah ile başbaşa olmaya özen göstermek veAllah ile baş başa kalmaktır.

İHLAS ODUR Kİ

İhlas odur ki Nefis onu göremez(anlayamaz), melek onu yazamaz, şeytan onu saptıramaz, heva onu kaydıramaz"

TAKVA/VERA

Arapça korumak, korunmak gibianlamlara gelen "takva", dini, ruhsat boyutunda değil , azimet boyutunda yaşamaktır.Takvanın aslı önce şirkten sonra kötülük ve günahlardan , daha sonra şüpheli işlerden sakınmak velüzumsuz olan her şeyi terk etmektir."Allah katında en değerli olanınız , en çok takva üzere bulunanızdır"((Hucurat 49/13)
Zühdün başlangıcı vetakvanın ileri mertebesi olarak görülen verayı;İbrahim b Ethem;Şüpheli olan her şeyi terk etmek vemalayaniden uzaklaşmak" şeklindetanımlarken imam Şibli;Allah Teala hariç her şeyden sakınmaktır diye tanımlamıştırSufilerin , verayı bu şekilde anlamalarının nedeni Efendimiz (sav)'in şu hadisi şerifidir:
"Helal bellidir.Haram da bellidir.Bu ikisinin arasında helale de harama da benzer durumu olan  ve insanların çoğunun hükmünü bilmediği işler vardır.Kim bu şüpheli olan şeylerden sakınırsa, dinini, onur ve haysiyetini muhafaza etmiş olur.Kim de şüpheli olanlara dalarsa , neticede harama dalar.Sürüsünü koruluğun kenarında otlatan çoban gibi ki sürü her an koruluğa dalabilir.Dikkat edin , her sultanın bir koruluğu vardır.Allah'ın koruluğu haram kıldıklarıdır"
"Kişinin kendini ilgilendirmeyen şeyleriterke etmesi , dini iyi yaşadığının delilidir."
"Vera sahibi ol ki insanların en abidi sen olasın"

TEVBENİN ŞARTLARI-SÜNNETLERİ-ADABI VE FAZİLETLERİ

Tevbenin şartları:
1-Haksızlık yapılan kişilere hakkını geri ödemek,
2-Vaktinde eda edilmeyen namaz,oruç ve zekatları yerine getirmek
Tevbenin sünnetleri:
1-Birlikte günah işlenen arkadaşları terk etmek
2-Daha önceden yapılan hatalardan vazgeçmek
3-Önceden işlenilen hatalardan ötürü gözyaşı dökmektir.
Tevbenin nafileleri:
1-Evrada devam etmek
2-Kalb huzurunusağlamaktır
Tevbeninadabı:
1-Allaha itaatkar olmaktan ferahlık duymak
2-İtat üzere yetişmek
3-İtaatkar olmaya devam etmek
4-Meşayıhı ziyaret etmek
5-Fukara ve miskinleri sevmek
6-Farzları vaktin başında yerine getirmeye gayret etmektir

TASAVVUFUN SEKİZ ŞARTI

İbniarabi'nin şeyhi Ebu Medyen mağribihazretlerine göre tasavvufun sekiz şartı vardır:
1-Elinin emeğini yemek,
2-Helalden kazanmak,
3-Temiz bir meskene sahip olmak,
4-Temiz birkazanca sahip olmak.
5-İbadetle dolu bir halvet yaşamak
6-Kendisinden daha bilgili kişilerle sohbet etmek
7-Dünyaya gönül bağlamış insanlardan kaçınmak
8-Sema esnasında kapıyı kapatmak

KERAMET

Bir tasavvuf terimi olarak sufilerden ortaya çıkan harikulede olay vedavranıştır.Kevni ve Hakiki kerametdiye ikiye ayrılır.Kevni keramet;suda yürümek, havada uçmak gibi tabiat kanunlarına yakırı, olağan üstü hallerdir.Hakiki keramet ise ilim ve irfanın artması, ahlaken kemale ermektir.Sufilerin itibar ettiği asıl keramet budur
İbniArabi hazretlerinin şeyhi Ebu Medyen hazretleri buyurmuştur ki:Kerametler gösteren harikulede bir adam gördüğünüzde ona itimat etmeyiniz.Ancak emir ve nehiylere boyun eğmesi hususunda tavrının nasıl olduğuna bakınız"demektedir

ŞEYH EBU MEDYEN'in VEFATI

İbni Arabi'nin şeyhi Ebu Medyen Mağribi hazretleri 85 yaşında iken,vaktin hükümdarı olan kişi şeyhin Merakeş'e getirilerek kendisi hakkındaki suallerden dolayı hesaph vermesini istemiştir.Hükümdarın adamları geldiğinde şeyhin sevenleri buna karşı çıkıp mani olmak istemeleri üzerin Şeyh:"Ölümüm yaklaştı veburadan başka bir yerde vuku bulması takdir edilmiştir.Ben , yaşlı ve zayif bir kişiyim,öleceğim yere kendiliğimden gidemem .O yüzden Cenab-ı Hakk bana bu adamları musahhar kıldı.Onlar, beni devletin vasıtalarıyla daha rahat bir şekilde oraya götüreceklerdir.Bütün mesele bundan ibarettir.Onun için müsterih olunuz.onlardan bana kötülük gelmeyecektir.Çünkü ne bensultanı göreceğim, ne de o beni görecektir",
Halk sükunet bulunca güvenlik güçleri onu alıp götürdüler.Tilimsen topraklarına girip Ubbad'ı görünce Ebu Medyen:"Burası ölmek için ne iyi yerdirdemiş vearkasından hastalanmış ve çok sürmeyen hastalığın akabinde de aynı yerde vefat etmiştir

11 Ağustos 2018 Cumartesi

MALIN PARA ETMEYECEĞİ TUFAN GÜNLERİNE HAZIR OLALIM

Azizim Necib Sultan anlattı.Evlat,insanlarda para olmadığı için hiç kimsenin elindeki malı paraya çeviremeyeceğinin günleri geliyor.Bu bir tufandır buyurdu ve başından geçen bir hadiseyianlattı:"1942 yılları idi.Adana'da ben annem ile kalıyorum,ikinci dünya savaşına katılma durumuna istinaden askeriyedeeczacı olan Babam Antalya'da görevli.Ekmek karne ile 50 kuruş.elimizdeki para bitti.Annem beşibirlik denilen altın meraklısı idi.beşi birliği bozdurmak için kuyumcuları dolaşmaya başladık.Hiçbirisi para yokluğu nedeniyle alamam dedi.Birtanesi dedi ki:Bu beşibirliğin değeri beşyüz lira,ancak ben dörtyüzliraya verirseniz alırım.Siz diğer kuyumcuları dolaşın bu paranın üstünde alan varsa ona verin dedi.Ben on üç yaşında idim.Adananın kuyumcularını dolaştık herkes alamayız dedi.Mecburen o adamın dükkanına gittik.500 liralık altını dörtyüzliraya bozdurmak zorunda kaldık.İnsanlarda para yoksa,altının olmuş yine birmanası olmayacak" buyurdu."Tufan " şeklinde telakki ettiği bu günlerin tahakkukunun yakın olduğunu beyan buyurdu.

İYİLİK'İN KARŞILIĞI

Azizim Necib Sultan anlatmıştı:İskenderun'a terzi dükkanı açtığımda yaşı 16,17 olan bir genç dükkana geldi .İş sordu.Nerelisin dedim? .....vilayettenim dedi.Terzilikten anlayıp anlamadığını sordum?anlamam dedi.Peki ne yapacaksın dedim? dükkanı açar kapatırım,etrafı silerim müşteriyeçay söylerim gibisinden ayak işlerini anlattı.Nerede kalıyorsun dedim.Sen nerede dersen orada kalırım diyecevap verdi.O zaman bekar idim.İskenderun'a yeni taşınmış idim.Basit bir evde kalmakta idim.Peki gel birlikte kalalım dedim.Birlikte gidip geliyorduk.Yaklaş
ık üç beş ay bu şekilde devam ediyordu.Sivastan yeni geldiğim için param Sivas Yapıkredi bankasında idi.Buradaki paramı ise dükkanın kilitliçekmecesinde muhafaza etmekte idim.Evegiderken üzerine çok az para alıyordum.Bir gün cuma namazını kılarken birincirekatta aklıma kalbine paralar gitti diye geldi.Hayret ettim.Cuma namazından sonra dükkana vardığımda çocuk dükkanda yoktu.Çekmeceyi kilitle açtığımda parayı koyduğum kısmın alttahtası bıçakla kazınmak suretiyle delinmiş ve para destesiyle alınmıştı.Çocuğun bunu yapacağı aklıma dahi gelmiyordu.Ama çocukta ortalıkta yoktu.Çocuğu da tanıya bir arkadaş yanıma geldi durumu anlattım.Dedi ki eğer bu çocuk gidecekse ilçenin şehirler arası otobüslerinin kalktığı garaja gidelim dedik.Gittik .garajdaki kahyaya  tarif ve eşgali verdiğimizde evet şık giyimli bir delikanlı tereddüt içinde arabanın gölge tarafından bekledi 15 dakika önce araç hareket etti dedi.Yanımdaki arkadaşım hemen emniyete gidip aracın muhtemel durak yeri olan ilçedeki polise bildirelim dedi.Emniyet binasından içeri girmeden "çocuğungenç yaşta lekeleneceği düşancesiyle "Ben şikayettenvazgeçiyorum"dedim döndük.Aradan muhtemelen yirmi yıl geçti.Dörtyol ilçesinde Terziliğe devam etmekte idim.Birgün Hemşerim olan Posta müdürü bana rastladı; Hemşerim postahanede adına para gelmiş niçin gelip almıyorsun?yarın son günü deyince merak içinde postahaneye gittim benim adıma tam on bin TL para havalesi geldiğini gördüm.Ev yaptırmaya başlamıştım ve paraya da çok sıkışmıştım.Tereddüt ettim bana kim bu kadar para gönderir.Göndericinin adını sordum İstanbul'da filan semtteki bir ticarethane adresi ve bir isim yazılı idi.Bu parada bir yanlışlık var idi ama miktar çoktu.Parayı çektim.harcamadan otobüste bilet alarak İstanbul'a vardım.Adresteki ticarethaneyi buldum.Çok büyük bir ticarethane on onbeş tane çalışan kalfası var.Para ödemeveznesi var.İhtipyar bir adam masada oturuyor ama adam bir işe karışmıyor sadece seyrediyor.Tezgahtaki çalışandan havale kağıdı üzerindeki şahsı sordum tanımadıklarını söylediler.Hatta adam on yıldan beri buradayım böyle birini tanımıyorum dedi.Diğertezgahtarlar da aynı şeyi söylediler.Sonra o ihtiyara sordular.İhtiyar beni yanına çağırttı.Hoş geldin Necib Efendi dedi.Dörtyoldan mı geliyorsun? dedi.Ben içimden "Adam evliyamı beni ve memleketimi nereden biliyor dedim.Beni yanına oturtturdu.Sonra telefonla evini aradı karısını ;"Hanım Dörtyoldan filan isimli bir misafirimiz var.Oğlanın mağazasına telefon et.o da akşam yemekte bulunsun dedi.Adama sordum:Amca bey bu adresten bana filan şahıs tarafından posta ile on bin TL para gönderildi.Ben yanlışlık var diye parayı size getirdim.merak ediyorum.bana bu parayı kim gönderdi?dedim.Adam beni dikkatle süzdü.Necib Efendi o para sizin paranız dedi.Nasıl? diye sordum.Hikayeyi anlattı.bir oğlu varmış.Şu anda büyük bir mağazayı çalıştırmakta imiş.Bu çocuk yirmi yıl önce altı ay kaybolmuş,herede olduğunu kimse bilememiş.altı aydan sonra tekrar ailesinin yanına gelmiş.Yaptığı hatayı anlatmış.Daha sonra baba bu parayı temin edip çocukla tekrar İskenderun'a göndermiş se çocuk utandığından bir türlü dükkana uğrayarak parayı verme cesaretini gösterememiş geri dönmüş.O zaman çalınan bu parayı bir değere bağlamışlar on bin Liraya denk gelmiş ve o parayı bana PTT ile göndermişler.Adam akşam yemeğine ısrar etti.oğluda gelecek dedi.Ben biraz dolaşayım dedi.Dükkandan çıktım ve derhal Dörtyol'a geri döndüm.Bu parayla başladığım evi bitirdim.Evlat iyilik yap denize at.Balık bilmezse Halık bilir"buyurdu

İNSANI KAMİLİN KADINA DOKUNMASINA İLİŞKİN YORUM

Mahremiolmayan kadına dokunmayı şeriat yasaklar.Niçin ?Nefsin harekete geçmesine sebeb olacağı için.Her insan için bugeçerli mi?evet%99 da bu riskvardır.Şeriat çoğunluğa göre hüküm vereceği için bunu yasaklar.Aynı zamanda haram olan şeye dahi bakmayı bu nedenle yasaklar.Çünkü duyuorganlarımızdan kalbe bir kanal vardır.Bu nedenle hariçteki pis olan suları, bu kanallar vasıtasıyla kalbe akıtıp orayı kirletmememiz gereklidir.
Peki doktorların hastalık nedeniyle bir kadına dokunlaları nedir?.İtirazsız caizdir.Çünkü zaruret vardır.PekiAllah adamları içinde manevi olarak doktor olanlara ne demeli?Onlar içinde aynı şey söylenemez mi?Söylenebilir.Pekizahirde tıp diplaması almışlar içinde kötü niyetli nefsine mahkum pislik yokmu ? var.Ne kadar? şüphesizAllah adamlarının sayısından çok daha fazla.
Aşağıdaki hadise bu konuda bir kanaat hasıl eder sanırım.
İbni Arabi hazretlerinin mürşidi Şeyh Ebu Medyen'e şeyhi Ebu Ya'za ile alakalı olarak komşu fukahadan bir cemaat gelir.Ebu Medyen'e hitaben:"Ebu Ya'za nın veli bir şahsiyet olduğuna şühpemiz yoktur.Ancak onun eli kadınların göğsüne , karınlarına dokunduğunu, onların tükürüğü ile iyileştirmeye çalıştığını görmekteyiz.Biz biliyoruz ki kadınlara dokunmak haramdır.Bu konuda konuşsak helak olacağız, sussak da bu konuda tereddüdümüz geçmeyecektir" dediler.Ebu Medyen hazretleri şöyle cevap vermiştir:"Birinizin kızı yada kızkardeşi hastalandığı zaman , onu iyileştirecek kimse bulamadığınızda , Yahudi ya da Nasrani birdoktora götürmüyormusunuz? Namahrem kişilerin dokunmasına razı değiliz diye doktora götürmemezlik yapmayorsunuzYahudi ve Hırıstiyan doktorların tedavisinden şüphe etmiyor da Ebu Ya'za'nın tedavisinden mi şüphe ediyorsunuz? Diğerlerinin tedavi usulleri şüphelidir belki ama onun tedavisi yakin üzere ve isabetlidir.".
Busözlerini duyan ŞeyhiEbu Ya'za şöyle demiş:"Şuayb'ı görürsenizona, beni hakkıyla anlamıştır" deyiniz.

KALBDEN ÇIKAN KALBE VARIR

Dilleri ile konuşanların sözleri kulaktan öteye gitmez.Sözüyle Allah'ı kastedenin sözleri kalbden çıktığı için karşısındakinin kalbine varır ve onda yer eder.
Siyaset uğruna meydanlara insanlara yemin tekrarı yaptıranlar,yaşamadıkları hali slogan haline getirtip insanlara tekrar ettirenler belki bugünü kurtardık zannederler ama bilsinlerki kendi kuyularını kazmaktadırlar.Kazma işi bitmediği için siyasi ömürleri devam eder gibi görünür.ancak vakit tamam olduğu zaman çöküp yere geçerler.Bilmlezler ki Hakk Teala "Niçin yapmadığınız şeyi söylüyorsunuz? 

BATI VE DOĞUDA TASAVVUF

Şehbenderzade , Filibeli AhmetHilmi,İslam Tarihi isimli kitabında Afrika'da tasavvufun önemine dair şu tesbiti mevcuttur:Afrikada tarikatların büyük ehemmiyeti vardır.Bizdeki halin kıyasla Afrika'da tarikatların hizmetleri, vazifeleri ve toplum üzerindeki büyük tesirleriasla takdir olunamaz.Doğuda şeriat alimleriyle tarikat alimleri arasında tezad ve rekabet bulunmakta olup, tarikat hiçbir zaman umumi olmamıştır.Afrika'da ise vaziyet aksinedir.Tasavvuf ,dini mezheplerle pek güzel telif edildiğinden düşünürler, zahir ve batın ehliyle iki muhalif fırkaya ayrılmamıştır.Bu sebeble dini, içtimai vazifelerin hepsi tarikatlar tarafından ifa edilmiştir.Orada zaviye demek; mektep, yetimhane, darül aceze, şefkat ve kardeşlik merkezi, hastahane demektir.Herkesin dini , siyasi ve içtimai müracaat yeri zaviyedir.
Afrikada tarikatlar v tasavvufi hayat yaşamın bir parçasıdırAfrika tarikatlar coğrafyasıdır.Afrika halkları misyonerlik, sömürgecilik,emparyalizm, işgal,savaş, kıtlık ve açlık fecaatlerine rağmen halenkendi değerleri ilebirlikte ayakta kalabilmişlerse bunu en çok yaşam kaynağı olarak gördükleri tarikat şeyhlerinin öncülüğüne ve rehberliğine borçlu hissetmişlerdir.

EBU MEDYEN'İN DUASI

"aLLAH'IM! sANA MÜNACATTA bulunmanın tadını bize tatdır.Bizlere senin rızanı kazanmayı sağlayacak imkanlar bahşeyle.Bizleri huzurundan alıkoyacak her türlü etkenlerden uzak kıl.Sevdiğin kullarına kolaylaştırdığın imkanları bizlere de kolaylaştır.Bizleri, anne babamızı ve tüm müslümanları bağışla"(Ebu Medyen Mağribi-İbni Arabi'nin mürşidi)

FELAHA (KURTULUŞA) KAVUŞAN VE ALLAH'IN HİZBİ OLANLAR

Allah Teala'nın kerametler bahşettiği ve Veli kıldığı Fakir'in vasıfları şunlardır:(Mücadele suresi 58/22 de Felaha kavuşanlar ve Allah'ın hizbi oldukları ifade buyurulur)
*Ulemaya muhabbet besler
*Fukahaya hizmet eder
*Fukara ile sohbet eder.
*Namazı kılar ve oruçlu olur.
*Fiydiği eski püskü, yediği sade ve sıradandır.
*Konuşması zikir, susması tefekkürdür.
*Mecalsiz kimseler gibi yürür,suda boğulan kişi gibiuyur.
*Ne kimseyi kınar ne de kimse kendinikınar
*Sağında Kuran solunda sünnet bulunur
*Allah'dan başkasına bel bağlamaz
*Kınayanın kınamasından korkmaz
*KalbiniAllah'a hasretmiştir
*Her türlü çirkin ve pisnesnelerin atıldığı toprağa benzer.Kendisine haset edenlere bile iyilik düşünen temiz bir kalbe sahiptir.

10 Ağustos 2018 Cuma

HIRISTİYAN VE YAHUDİ MÜSLÜMANLARA NE YAPABİLİR?

Bu başlıktaki "Müslümün" kavramını sadece şehadet getiren olarak telakki edilmesin.Ali İmran suresi 112 ayetinde belirtilen "iyiliği emreden,kötülükten nehyeden ve Allah'a iman edenler olarak anlaşılmalıdır.Bukıvamda olan müminlerehırıstiyanlar ancak sözle eza verebilir.Başkaca zarar veremez."Eğer sizinle savaşırlarsa , size arkalarını döner kaçarlar" buyurulmuştur.
Yahudiler için se 112 nrci ayet:üzerlerine "Zillet damgasının" vurulduğu belirtilmiştir.Üzerlerine meskenet(yokluk) damgası vurulmuştur.
Peki bugün durum nedir?Yahudinin en büyük hizmetkarı Amerika,İngiltere ve SUUD rejimidir.Ayetin tarif ettiği bir mümin yapısı ortada bulunmamaktadır.Böyle bir yapı oluştuğu takdirde ayetin hükümleri tecelli edecektir.

9 Ağustos 2018 Perşembe

İYİLİĞİ ALLAH'IN HUZURUNA GÖTÜRMEK

En'am suresi 160 ayetinde,Allah huzuruna götürülecek iyilikten bahsedilmektedir.Bu ayetten anlaşıldığına gööre , iyiliği rastgele bir vazife olarak değil, iyiliği, gösterişten uzak, yerinde ve güzel yapmak.Sadakayı yalnız maldan değil, candan vermek.İyiliği , yalnız insanların hoşuna gidecek bir şekilde değil, Allah7ın hoşuna gidecek bir şekilde yapmak;güzel işi güzel yapmaktır.

KELAMI KİBAR

*"BAZILARI ODUN GİBİDİR,YAKMAK İÇİN ÇOK EMEK İSTER, GÜÇ YANAR.BAZILARI DA ÇIRA GİBİ BİR KİBRİTLE TUTUŞUR.
Türbedar Ahmet Amiş sultandan bahsettiler.Bir hafız bir gün Türbedar hazretlerinin huzuruna girerek:
"İçimden doğdu, size bir Kur'an okuyayım Efendim" demiş.Onlar da::Hafız, bir nokta, iki nokta, üç nokta" demişler.Hafız:"Evet " demişSonra,"Üç nokta , iki nokta, bir nokta" demişler.Haız "Evet" demiş.
Devamla :""İki nokta, bir nokta" demişler.Hafız "Evet" demiş.Ellerini vererek :"!Haydi, git" demişle rve işini halletmiş.
Eİfendim:"Onlar bazen dolarlar, saçacak yer ararlar, neresi olursa saçıveririrler."
"O zaman olurdu, ama şimdi pek olmaz.Zira o zaman harman zamanı idi, şimdi başak zamanı,hafıza olan da işin harmanı."(Ahmet Tahir Maraşi hazretleri)

KELAMI KİBAR

*"Evliyaullah iki kısımdır:bir kısmı istediği zaman kalbinden geçeni icra eder.Bir kısmı da içerde bir kabarma olunca yapabilir."
*"Adana'da bir zata bazen bir hal gelerek yere düştüğü  ve cezbe halinde birçok gazeller, kasideler okuduğunu , mlletin hayrette kaldığını ,söylediler.Onlar da:
"İnsanlar Allah'ın bir kuyusudur, bu dalalet zamanında bile insanları Allah boş bırakmıyor, kuyularından birini taşırıverir.Heniz hidayet zamanı gelmediği için insanlar çok zamandır böyle şeyler görmedi.Arada vuku bulan zuharatlar da gariplerine gidiyor.Henüz musluklar kapalı yakında açılırsa Füyuzatı ilahiyye müstalit kalplere akmaya başlar, cezbelenen sokağa düşer"
* "Maddi ve manevi imtihanmlardan bahs olunuyordu:"^Her ikisinde de çalışmak lazım, fakat maneviyatta hak yenmez, layık olduğunu verirler.Bazen çalışmadan da verirler Orada tek lazım isteyici, tırmalayıcı olmalı, kalen istemeli , halen istemeli."
* "Evliyaullah bir yaprağa baksa , sizin cinsi münasebet anında duyduğunuz zevki duyar."
(Manevi zevkin cinsi olandan üstünlüğü kastı ile."Allah insanlara o zevki arkasını "yani manevi zevki" arasınlar diye vermiştir."buyurmuşlardı."(Ahmet Tahir Maraşi hazretlerinden)

SEMA'NIN MANASI

Sema , dinleme demektir.Tasavvuf ehline göre , ilahi nefes ve kasidelerin makamla okunuşlarını dinlemeye ve ondan neşelenerek , heyacana kapılarak , kalkıp bir takım hareketlerde bulunmaya, oynamaya, dönmeye"sema"denilmiştir.Mevlevilerin ney, kudüm ahengi ile dönmelerine "sema", sema edenlere "semazen", sema esnasında dönenleri idare edene de "semazenbaşı"derlerİmam Kuşeri ve İmam-ı Gazali gibi büyükler,"Semaın , yani ses ve çalgı dinlemenin hükmü,dinleyen üzerine yaptığı tesire bağlıdır,Eğer dinleyen de , nefsani bir takım meyl uyandırırsa , şüphesiz haramdır.Hiçbir tesir uyandırmıyorsa mubahtır.Ruhani , ilahi bir neşe veriyorsa helaldır" demişlerdir.

8 Ağustos 2018 Çarşamba

KELAM-I KİBAR

*"Hocalık kolay, lakin Allah hocalığı zor.O hocadan dünyada 35 tane ancak bulabilirsin.Allah'a yol çok, gitmesi zor.Yolda binbir türlü eşkiya, hain,şeytan dolu.İştekamil şeyh bunların hepsinden atlatarak saliki yürütendir."
*"Rüyada büyüklerle münasebeti cinsiyyede bulunmak , ileride ondan feyz alınacağına işarettir.O hal ruhun ruha ilkahıdır"
*"Şehvet maneviyatta mubah vemakbuldur"
*"Evvela kahvehane, sonra meyhane, sonra kerhane."(Herhaldebumisallerle , maneviyattaki zevk basamaklarının mevcudiyetine işaret ettiler)
*Kur'an'ın bir mektubi, bir de gayrimektubikanunları vardır.Yerine göre ve bilhassa bu zamanda ikinciyi de yapacaksın" 'polisinelin beş lira sıkıştırma gibi."
*His akla hakimdir.Hisse hakim olacak tek şey de imandır."
*"Birisi kendilerine "Efendim, bana manevi zevk kafidir, evlenmesem olmaz mı?"diye sordular."Hayır, biri ruh, Öbürü kalıp zevkidir.ikisi de yerine gelecektir" buyurdular."Kalp zsevki tamam olmadan,kalıp zevki tamam olmaz."

KELAM-I KİBAR

*"İnsan iki defa doğmadan insan olmaz:Anasından doğar, ikincisi de ruhun doğumudur.İkincisinin ebesi mürşitlerdir."
* "Dünyevi işlerdeyerine göre kafa tutmalı, yerine göre ağlayıp sızlamak gereklidir.Fakat Allah işlerinde kafa tutmaya gelmez, orası Babı tevazudur, kafa tutarsan bitirirler."
*"İçerde saklı bir mevcudiyetvar, uyumaktadır.Onu zikirle uyandırmalı.Zikir onun ninisidir, uyutmaz,uyandırır.Bir defa da uyandı mı artık uyumak bilmez.
*"Mürşit odur ki hasta kalpleri tedavi etsin, ameliyat etsin.Zira her kalp hastadır, tedaviye muhtaçtır.Tedavi görmüş bir kalb ile hasta kalbin "La ilahe illallah" demesi başkadır.Berikinde 'La ilahe illallah' yalnız ağızdan çıkar, diğerinde, ağzı da varlığı da zikir çeker,hatta karşıda eşyalarda aynı kelimeyi söylerler."
* "Gönüldeki emaneti burada iken yakalamalı, ölünce ruh anı terkeder seninle beraberken yakalayamazsan, ayrılınca nasıl yakalanırsın?Burada iken kuyruğundan , saçından, ele neresi gelirse orasından yakala."

100 YIL ÖMRÜMÜZ OLSA NE YAPMALI

Şeyhin birisi dervişe sormuş:"Allah sana 100 yıl ömür verse ne yaparsın." diye sormuşDerviş:"İbadetle geçiririm" dediğinde şeyh efendi:"Ben olsam 99'unu İHLAS ile , bir yılını da ibadetle geçiririm" demiş.
Derviş bundan bahisle  sormuş:"İhlasın manası nedir?".Şeyhefendi cevaben;"O kadar mühimdir evladım.İhlas, insanda Allah'dan gayri her şeyin temizlenmesi, yalnız aşkı ilahinin kalmasıdır.Daha doğrusu (Halis olmaktır) ki bu da Evliyaullah'ın son mertebesidir."(Ahmet Tahir Maraşi hazretleri)

7 Ağustos 2018 Salı

KELAM-I KİBAR

"ALLAH'IN KANUNU İCABI , BİR delalet, bir hidayet diye zamanlar hüküm sürer.Bu devrin en sonu delaletle bitecek.Kıyamet o zaman kopacak.Son zamanların en son hidayeti ,MehdiAleyhisselamla olacak.Ondan evvel Hz.İsa (a.s) inecek , bütün hırıstiyanlar müslüman olacaklar.Mehdi (a.s) zamanına yüz senevar"(Bu sözü 1947 senesinde söylemiştir.)
*"Maneviyatta ilerliye ilerliye evvela adını, sonra tadını, sonra huzurunu. en nihayet kendini bulursun."
"Ruuhlar ezelde yaratılmışlardır.Sırası gelince kafese girerler.Daha kafese girmemiş vesırasını bekleyen nice ruhlar var.Bazı insanların ruhları Arşı aladan başlayıp ,yedikat gökleri dolaştıktan sonra vücut kafesine girerler.Bazıları 12, bazıları da 34 kat dolaşırlar.Nekadar dolaşmaş ise , rücu, yani eskiye dönüş o kadar güçtür.Eskiye dönüş:İlahi kudretten maadasını atmaktır.Yalnız arşı görerek kafese girmiş ruhlar da vardır.Böylelerine rücu erken vebasit olur, küçük yaşta zuhur eder.Hazreti İsa (a.s) gibi"
* "iNSAN RUHU BEDENE GİRMEDEN EVVEL 18.000 ALEM GEZMİŞ, HER BİRİNDEN BAŞKA BİR ŞEY "NEFİS, ŞEHVET, HEVES V.S "almış.Mürşidin vazifesi bunların hepsini temizleyiptek şeyi bırakmaktır.(Ahmet Tahir Maraşi hazretleri)

AHMET TAHİR MARAŞİ EFENDİDEN KELAMLAR

*"MÜMİNLERİN SIRATI, MİZANI BU DÜNYADADIR"
*Müminlerin çektiği azap,hastalık,günahlarını azaltır, ona karşılıktır.Bu adamına göredir.Bzılarında da mertebe değşir."
*"Zikir çktirmek şeyhin kuvvetine ,kamilliğine bağlıdır.İsmi şeriflerden hangisini söylersen olur.Hatta şeyh kamil olunca (taş, taş)diye zikir çektirse, işler gene olur.Müritlerinden birisi Kuşadalı hazretlerine sormuş;onlar da(Günde 15 defa İbrahim çeksen sana kefi)demişler"
*Sordular:"Bu zamanda Evliyaullah azmıdır?, yoksa çoklar da kendilerini göstermiyorlar mı?."Evliya çoktur,fakat zamanımız delalet zamanı ve Allah'ın Celal sıfatı hüküm sürüyor, onun için kendilerini göstermiyorlar, yoksa, zenginler, fakat paraları ellerinde değil.Güneş var, fakat arada bulut var, ziyası mestur"

NEFİS SİZİN BİNEĞİNİZDİR ONA İYİ BAK,ONA TATLILIKLA MUAMELE ET"HADİS-İ ŞERİFİNİN MANASI

Bir hadisi şerifte;"Nefsin senin merkebindir, yani binek hayvanındır,Ona iyi bak , ona tatlılıkla muamele et"buyrulmuştur.Nefse iyi bakmak,ona tatlılıkla muamele etmek , nefsi emmareyi okşamak, onu azdırmak diye anlaşılmamalıdır.Nefse iyi bakmak , onu felakete götürecek , cehenneme sokacak kötü hareketlerden sakınmaktır.Hz.Adem "Nefsime zulmetdim" dediği zaman, bu manayı kastedmiştir.

NİCE DUALAR VARDIR Kİ KİŞİNİN ALEYHİNEDİR

bİR HIRSIZ, BİR YILANCIDAN BİR YILAN ÇALDI, AHMAKLIĞINDAN ONU GANİMET SAYDI.Yılanca bir baş belasından , zehirli yılandan kurtuldu.Yılan da kendini çalanı inlete inlete öldürdü.
Sonra yılanın sahibi , hırsızın zehirlenip öldüğünü görünce;"Benim yılan onu temizlemiş." dedi.
"Canım onu bulmayı, yılanı ondan geri almayı istiyordu."Yılancıyı bulayım da yılanımı geri alayım "diye dua ediyordum.
Allah'a şükürler olsun ki, o dua kabul edilmedi.Yılanımın çalınmasını ben ziyan sanıyordum, halbu ki o bana kar oldu.
Nice dualar vardır ki, dua edenin aleyhinedir.Onun ziyanına ve helakine sebeb olacak bu duaları, pak ve mukaddes olan Allah, kereminden, merhametinden dolayı kabul etmez(Mesnevi-i Şerif

BİR BÜYÜK TEHLİKE:KENDİNİ BEĞENME

Birgün Hz.adem gurura kapıldı da kötü varlık olan iblis'e hakaret nazarı ile baktı.
Kendini gördü, kendini beğendi de lanetlenmiş şeytanın yaptığı işe güldü.
Bunun üzerine Hakk'ın gayreti dile gelerek:"Ey tertemiz Adem, sen gizli sırları bilmiyorsun" diye seslendi.
Allah , beklenilmeyen bir iş murad etse de , lütfu yerine kahrı tecelli etse , dağı bile kökünden söker,atar.
O anda yüzlerce "Adem"in pertesini yırtar, yüzlerce iblis de yeni baştan Müslüman olur , gider.
Hz.Adem:"Allah'ım " dedi."Bu bakıştan , bu görüşten de tevbe ettim, bir daha böyle küstah düşüncelere kapılmam".
Ey yardım dileyenlerin yardımına yetişen , sen bize doğru yolu göster , bilgilerle zenginliklerle övünülmez
Kerem edip doğru yola soktuğun gönlümüzü saptırma , takdir ettiğin kötülükleri bizden gider .
Ruhumuzu kötü kazalardan, mukadder belalardan sen esirge , bizi temiz ve imanlı kardeşlerden ayırma.
Senden ayrı düşmekten daha acı bir şey yoktur.Sen korumaz , esirgemezsen halimiz tam bir peşinlık olur.
Bu dünyadaki malımız , mülkümüz bizi kendisine bağlamış , eşyalara esir etmiş de bize bir türlü sırtımızdan atamadığımız bir yük olmuştur.
Bu hal ahiretteki büyük nimetlere engel olmaktadır.Bedenimiz de dünya zevklerine düştüğü için, ruhumuzu manevi elbiselerden soymaktadır.
Elimizin işlediği günahlar ,Hakk yolunda yürüyen ayağımızı kesmektedir.Zaten eman olmadıkça canımızı kim kurtarabilir.
Eğer bir kimse pek büyük tehlikelerden canını kurtarabilirse , öbür tarafa ancak korku, bahtsızlıkgötürmüş olur.
Çünkü bu dünyada iken sevgiliye ulaşamayan canın gönül gözü kördür.Ve kendi kendine , karanlıklar içinde kalmıştır.
Sen vuslata yol vermedikten sonra canı, çıkmış gitmiş bil..Sensiz yaşayan canı ölü say
Kullarını kınamak sana yakışır.Çünkü kusursuz olan yalnız Sen'sin(Mesnevi- şeri)
Kulları ne kadar da kolay kınıyoruz.Yanlış yolda,,delalette,cehennemde diye kolayca kınıyor,eleştiriyoruz.Caiz caiz değil diye fetva veriyoruz.Acaba biz caizmiyiz?