2 Ekim 2015 Cuma

Orhan Baba ve çocuk sohbetinden alıntılar


ÜVEYSİ melami MEŞREB ORHAN BABA VE ÇOCUK SOHBETİ
 
O, bize hatıralarından anlatıyor..12 yaşından itibaren gittiği mekanlardan biriymiş bu.. orada Fahreddin Efendi diye biri varmış.. birde gelenlerin ayakkabılarını çok loş ışıkta alıp kutulara koyan bir ayakkabıcı ki, geçen yıl 100 yaşında vefat etmiş.. işte o insanların yüzlerini dahi görmeden, kimin ayakkabısı gerekiyorsa onun eline pabucunu verebilirmiş.. hiç bir zaman birbirlerine karıştırmazmış.. bir defasında Orhan Baba bunu nasıl yaptığına hayret etmiş.. ve o gün çıkışta Fahreddin Efendi ,elindeki bastonunu ona doğru uzatarak şöyle demiş: “evlat, o iş onun ibadetidir.. ibadet sadece namaz kılıp ,oruç tutmak değildir”…başka pek çok hatırada anlattı ve şiirler okudu tabii.. birazdan Sana onları ses kayıt cihazımdan dinleyerek yazacağımJ..ve oraya bir genç gelmişti.. gözlük camı işi yapıyormuş.. ama aynı zamanda kudümzenmiş ve Gar’ın orada Mevlevi ayini yapıyorlarmış.. geçen bir turist grubu gelmiş ve ayin bitince boyunlarındaki haçları çıkartıp, parçalayarak, kırmışlar.. ağlayarak: “bizi zikre götürün ,biz şimdi Müslüman olmak istiyoruz” demişler.. yakındaki bir uşşaki mekanına götürmüşler onları..ve bu genç hat sanatı ile de iştigal ediyormuş Sevdiğim.. Hamit Aytaç’ın bir levhasını bulup kopyalamış( ki bize de inşallah fotokopisini verecekmişJ )..bu levhada aynen şunlar yazıyormuş bak Sevdiğim..
Hattat Hamit Aytaç’ın sülüs yazısı şudur: ”Ehli Mûsıkîşinasların Piri Ya Hazreti Cebrâil.”

burada Ahmed efendi dipnot koymuş:
  Allahû Teâlâ,hz Adem’i yaratıyor, Ruh’u da yaratıyor.. ”ey Ruh! Adem’in bedenine gir!” diyor.. Ruh: ”ben  o çamurun içine girmem” diyor.. işte böyle, girerdin girmezdin sürerken; Allah Teâlâ ,Cebrail a.s diyor ki:” git cennetten koç neyi al gel.. ”Cebrail a.s cennetten koç neyi alıp geliyor ve başlıyor onu üflemeye.. bu nağme ile efendim ruh mest oluyor ve patt diye yere düşüyor.. bunun üzerine ; o sesin cemal olarak zuhurundan sarhoş olan Ruh ,o aşkla Adem’in çamur kalıbına  aşık olup, ona giriyor..”

“Meyde oldum Bektaşi, neyde oldum Mevlevi 

burada sözü alan Orhan Baba diyor ki: hani Neyzen Tevfik’in :
Bir meclise toplanmıştı evliyalar, erenler
Pirim Hacı Bektaş, Üstadım Mevlana
Her nebiye bir veliyi sordu sual
Uzamadı dedikodu kıylu kâl.
O anda bizi dinliyordu Zülcelâl
Bende gizlice girdim duyan olmadıJ..
İçlerinde kâdı yoktu, bu hali yoran olmadıJ

hepimiz aynı yerdeyiz ama aramızda boyutlar var..Sümmanî  700 yıl evvel aslında bu çok güzel söylemiş:

Hâk ilminde bu alem bir muska imiş ancak..
O muskada bu alem bir nokta imiş ancak.
O noktanın içinde gizli nice bin derya ,
O deryada bu alem bir katre imiş ancak..
Her kim buldu ise Ademliğin, O’dur  Adem..
Yoksa görünen bir suret imiş ancak..


şimdi hepimiz iç içeyiz.. fakat hiç kimse de birbirinin sahasını işgal edip bilemiyor.. hepimiz aynı yerdeyiz ama belki burada yüzlerle bölme var.. her bölme kendi içinde, kendi büyüklüğünde, kendi halindedir.. herkes kendi yaşantısından memnun.. biz bu şekilde, bu kadar görebiliyoruz.. ama feraset gözü açıldığında, size bir miktar daha bir şey gösteriyorlar..işte orada mertebe aldanmaktır..bir mertebeye geliyorsunuz haa.. tamam.. mertebeden mertebeye geçmek aldandığını anlamaktırJ.. yani Peygamberimiz  Efendimiz diyor ya hanii: “Ya Rabbim ..benim her an Sana olan hayretimi arttır..” ve her makamda 70 istigfar çekiyormuş Rasulullah.. çünkü bu sonsuzluk alemi.. ne ucu var ne bucağı.. halen bize ışığı gelmeyen yıldız var..hz Mevlana bize bunu 800 sene evvel haber vermiştir.. ondan 300 yıl sonra gelen Kopernik’ ten çok daha evvel yani.. bugünde bilim 500 milyon ışık senesi ileride, bize henüz o ışığı ötede olanı haber vermiyor mu?..ve peygamberimiz şöyle demiştir: ”sizin her birinize cennette bir köşk verilecektir.. o köşkün bahçesindeki ağacın gölgesinde bir atlı 40 yıl yürüyecek, gölgesinden çıkmayacak..” işte bu muhteşem bakın.. onun için adam olarak gitmek lazımdır buradan.. gireceğimiz ve çıkacağımız yerden salih olarak çıkmayı nasip etsin rabbimiz bize.. bu işler hem çok kolay ,hem de çok zordur..

çocuk:
 o zaman taçlara, hırkalara, ödüllere çok dikkat etmek, takılıp, kapılmamak lazım değil mi?

Orhan Baba
: efendim bunların hepsi tuzaktır.. Şemsi Sivasi  hz söylüyor ya hani:
kimse vasıl olmaz Hâkkâ /  kendisinden dûr olmadan /  kenz açılmaz o gönülde /  hâne mamûr olmadan..

çok zordur, kendinden kurtulmak. kendinden kendine sebep olmak.. delil olmak.. Allah esasında kendine aşık.. O kendisini en mükemmeliyette arıyor.. O, mükemmeliyette Zat-ı ile kendisini görüyor.. bu aşk ayrı bir şeydir.. anlatılamaz ki.. yaşanır.. bütün varlık alemi, bütün zerreler O’nunla kaimdir.. hani Niyazi Mısri söylüyor ya: “bu alem ayna, her şey Hak ile kaim /Mirad-ı Muhammedden  ALLAH  görünür daim”.. Muhammedin(s.a) aynası, Muhammedi ayna..

buda Neyzen’in:” gizlenirsin her nüvenin içinde../cininde, ademinde, şeytanında../ bir parlayış parladın ki Kureyş’de../ Zat’ını mahbubunda  şân edersin
tabii bütün varlık O’na bağlı, O’nunla.. Cenab-ı  Hâkk’ı eşyadan ayırmak inkar etmektir, eşyaya tahsis etmekse şirk koşmaktır.. Muhammedi aynadan bakmak lazım..

Evliyanın sureti bir, sireti bir, sohbeti birdir..
Ehli gönlün sureti bir, sireti bir, sohbeti birdir..
İksiri âzâmdır yüzü, nice derdin dermanıdır o..
Ehli gaflet bakınca toprak sanır onu..
Arifane gönlünce seyret, cemâlullah makamıdır o..
(Orhan Baba)

çocuk:
 Adem Çekirdeği nedir?
Orhan Baba: Peygamber Efendimiz  bir hadisinde ona acbüzzeneb demiştir.. insanın kendisi ADEM=ALEM= ATOM dur ..yani insanın ölmeyen nüvesidir. .ufak bir mercimek tanesi kadardır... tekrar oradan dirilecektir.. o yok olmaz.. o yandığı zaman kainat yok olur. .esas atom sensin..


mebde-i her dû cihan (her iki cihanın başlangıcı sensin)
kendini idrak  ede dur  nûr-û musaffasın sen
mebde-i her dû cihan  sırrı ev ednâsın sen
senin için yer gök çarkı felek buldu vücûd
cümle bu vücûd defteri divandaki manâsın sen
sensin o  ayeti kur’an ile tekvin olunan
sana Hâk demedi mi allemel esmasın sen
aç gözün petrevi âyine-i mevlâsın sen
mazhârı zât-ı Hüdâ câm-ı mücellasın sen

aradıkların hepsi sende..
o dünya yansa da yıkılsa da o nüve sende ..ikinci diriliş oradan olacak. . eskiden Fahreddin Efendi meydan açtığında sâlâ  verilirdi.. hayat son buluyor, her şey sukün ..muhteşemdi.. orada bir ama zat vardı.. o ,o vakit şunu okurdu:


gübâri pâyine almam cihânı ya râsullah

değişmem mûyine hep asûmanı ya râsulallah
duyunca adem teşrifin sûlbü pakinden
değişti bağı habbeye  bağı cinan-ı ya Râsulallah

nur cihan 

SEÇKİNLERİN ÇOCUK AHLAKLARI

Seçkin insanlarda çocuklarda bulunan beş huy vardır:
Rızık için endişe etmezler
Hastalandıkları vakit Halıkı zülcelali kimseye şikayet etmezler.
Yemeği birlikte yerler.Yalnız yemeyi sevmezler.
Korkunca hemen gözyaşlarını akıtırlar
Kavga ettiklerinde kin tutmadan hemen barışırlar

KENDİNİ SATANLAR

Bakara suresi ayet:207
"İNSANLARDAN ÖYLELERİ VARDIR Kİ ALLAH'IN RIZASINI ALMAK İÇİN KENDİNİ SATARLAR(FEDA EDERLER)ALLAHDA KULLARINA ŞEFKATLİDİR.


Allah C.C ne alırsa ona karşılık ihsanda bulunur.Bunun içindir ki Veliler kaybettiklerine üzülmezler ve Allah'a C.C itiraz etmezler(Hz.Mevlana)


Yalan söyler görmeyen haberi gören bilir
Gerçek Er'in halini yolda can veren bilir
(?)

HER ASIRDAKİ EVLİYA SAYISI

Her asırda,Peygamberin sayısı kadar(yüzyirmidörtbin)evliyaullah bulunur(İbni arabi Fütuhat-ı mekkiyye 3/204)

İBRAHİM TENNURİ

Cana cefa kıl ya Vefa
Kahrında hoş Lutfunda hoş
Ya dert gönder ya Deva
Kahrında hoş lütfun da hoş


Hoşdur bana senden gelen
Ya hila'at ü yahut kefen
Ya taze gül yahut dilen
Kahrın da hoş lütfun da hoş


Ger bağ u ger bostanda
Ger bend u ger zindanda
Ger vasl u ger hicranda
Kahrında hoş Lutfun da hoş


Ey Padişah-ı lem yezel
Zat-ı ebed,Hayy-ı ezel
Ey lütfu bol kahrı güzel
Kahrında hoş lütfunda hoş


Ağlatırsın zari zari
Verirsin Cennet ü huri
Layık görür isen narı
Kahrında hoş lütfunda hoş


Gerek ağlat gerek güldür
Gerek dirilt gerek öldür
Bu aşık hem sana kuldur
Kahrında hoş lütfunda hoş
(iBRAHİM TENNURİ hazretleri)

hamzavi melami Mustafa DÜZGÜNMAN talebesi olan Hüseyin TATLISES

Hüseyin amca ve kızı Belkıs
Hüseyin Tatlıses bir Ehlibeyt aşıkı  ve  aşık-ı resuldür..O, Hüdai hz nin tasarrufatıyla yaşamıştır..Beykoz Kunduradan emekli mütavizilik ötesi biridir..O ve hanımı Şükran Tatlıses güzel sesleri ile pek çok tekkede sohbetlere ehlibeyt ilahileri ile feyz katmışlardır....

ve bir hatıra masalından alıntı:


5 eylül 2014 Perşembe..


bugün iki cenaze haberi geldi..birisi arabici hocamın babası  Hüseyin .. ve diğeri ehlibeyt aşıkı bizim masal kahramanlarımızdan Hamzavimelavi–hz Hüdai mektebli Hüseyin Tatlıses amcamız.. “b
en ALLAHIMA GİDİYORUM, ben PEYGAMBERİME GİDİYORUM diye diye sevgilisine kavuşmuş..O, Beykoz kunduradan emekli  ve ne tuhaf ki, masalımız hep ayakkabı üzerine…ve az evvel bu evde ,onların vesilesiyle tanıştığım Hüdai hz ve Devati hz türbedarı Tülin’i aradım Sevdiğim.. Hüseyin amcamız bu alemden gidince Şükran teyze onu çağırmış ve o gitmiş.Kütahya'da bir dostunu aramış, bir şeyler yapmışlar .. gelen haber hz Hüdai’nin onu alıp gitmesiymiş..Tülin’inde burada gördükleri aynısıymış..yani dostlar sevenlerini asla terk etmiyormuş bir defa daha anladık..peki, bu alemden giderken beni sadece Sen gelip al olur mu lütfen. aminn.


6 eylül Cuma..
yollar..trafik..Üsküdar Ayazma Cami. yaşayan en yaşlı Hamzavimelami belki de odur..90’lık Baha Beyi Hüseyin amcanın anlattıklarından, resimlerinden ve bana bir vakitler fotokopisini dahi verip okuttuğu hz Ali yazılarından biliyorum.. onu ve yanındaki neyzen Niyazi S.nı Selamlıyorum.. ikisi de beni yabancı sanıyor..Niyazi bey Japon’ musunuz bile diyor?ahh..ahh..yaşlar ilerliyor
J..bir bey Baha Bey için gülerek:“sakın onunla konuşmayın..o hakiki küfrüimandadır size zarar verir,ondan uzak durun aman “diyor.. çocuk: ”ben onu anlarım inşallah :) ” diyor..

şimdi Karacaahmed mezarlığındayız .. Hüseyin amca sırlandı..o kabre konulurken kalbim şunu söylemeye başladı..
Ya Merhaba Ya Merhaba Aşkım Muhammed Mustafa …bazen Allah’ın has garib kulları vardır ..onları kimseler bilmez..ölesiye fakirdirler ki..onları kimse ne duyar ne de umursar.. ama  sorarlarsa o kimdi diye? diyeceğim ki o benim arkadaşımdı ..arkadaşım olduğun için teşekkürler Hüseyin Amca..

nurcihan



Baha Doğramacı,


Asıl adı Mehmet Bahattin Doğramacı olan Baha Doğramacı, akademik titriyle ilanda yer almıştı. Ancak dostlarının, ailesinin, öğrencilerinin kullandığı ismiyle Baha Doğramacı öğretim görevliliğinin çok ötesinde bir kimliğe sahipti.


ANADOLU’YU DOLAŞTI

Tasavvuf çevrelerinde bilinir, hattatlar arasında tanınırdı. Eski YÖK Başkanı İhsan Doğramacı’nın kuzeniydi. Tasavvuftaki yerinin bilinmesini istemezdi.

Mehmet Bahattin Doğramacı, 19 Ocak 1920’de İstanbul’da dünyaya gelmişti. İlkokulu Göztepe’de bitiren Baha, kendisinden 15 yaş büyük ağabeyinin işi yüzünden Anadolu’yu bir baştan bir başa dolaşmak zorunda kalmıştı.

O yüzden ortaokul ve lise eğitimini de Anadolu’nun farklı şehirlerinde almıştı.Baha Doğramacı, başarılı bir öğrenciydi. İstanbul Üniversitesi’ne girmişti. O tarihlerde fakülteler ilk iki yıl ortak ders görüyordu.

KADAVRA SONU OLDU

Baha Doğramacı’nın aklında tıp fakültesini bitirip doktor olmak vardı. Ancak Baha Doğramacı’nın hayali üçüncü sınıfta son buldu. Tıp fakültesinde, anatomi dersinde “kadavra” olarak kullanılan cesetleri görünce, bu işin kendisine uymadığını farkederek bölüm değiştirmeye karar verdi.

Baha Doğramacı bundan sonra aynı üniversitenin edebiyat fakültesine devam etmeye başladı. Fakülte sadece eğitimine katkıda bulunmamış, evleneceği kızı da karşısına çıkarmıştı.Baha Doğramacı okulunu bitirdikten kısa bir süre sonra sınıf arkadaşı Mehlike Doğramacı’yla hayatını birleştirmişti.

HAMZAVİ-MELAMİ ŞEYHİ

Dedesi Konyalı Hacı Tahir Efendi, yazdığı kitaplarla literatüre girmiş bir Mesnevihandı. Baha Doğramacı’nın gönlü de hep tasavvufa yatkındı. Bu yüzden Mevlevi Sucu Ali Fani Dede’ye bağlanmıştı. Bir taraftan da devrin en meşhur hattatlarından Halim Özyazıcı’dan hat dersi almış, celi sülüs yazıyı öğrenmişti.

Tasavvuf çevrelerinde Sucu Ali Fani Dede’den sonra halifeliğine Baha Doğramacı’nın geçtiği kabul edilmektedir. Doğramacı’nın yakın çevresinde neyzen Niyazi Sayın, ebrucu Mustafa Düzgünman, Eşref Ede, Mahmut Dipşar, Ahmet Yüksel Özemre gibi isimler bulunmuştu. Ünlü vaiz Şemseddin Yeşil ve sahaflar şeyhi Muzaffer Ozak’la da dostlukları biliniyordu. Yakın çevresindeki isimlerin tamamı, tasavvufun belki de en gizemli kolunun, Hamzavi-Melamiliğin bağlılarıydı. Hamzavi-Melamiler, kendilerini Hacı Bayram Veli’ye nisbet ediyorlardı. Pirleri ise bir Bayrami halifesi olan Hamza Bali’ydi.

İKİ KİTAP YAYINLADI

Baha Doğramacı, tasavvuftaki yerini, bağlılığını hiç anlatmazdı. Zaten Melamiliğin şartlarından birisi de bu “bilinmezlik”ti. Ancak yakın çevresindeki isimler ve yayına hazırladığı kitaplar bu bağlılığın izini taşıyordu. Geçen yüzyılın en önemli Melami şeyhlerinden Osman Kemali Baba’nın Aşk Sızıntıları ve İrfan Sızıntıları adını taşıyan kitapları Baha Doğramacı tarafından hazırlanmış ve yayınlanmıştı.

Sosyal Sigortalar Kurumu’nda uzun yıllar çalışan ve müfettişlik yapan Baha Doğramacı, buradan emekli olmuş, daha sonra da Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde öğretim görevliliği yapmıştı. 94 yaşında hayata veda eden Baha Doğramacı, Yeni Sahra Mezarlığı’nda sırlandı. İçinde Dede Ömer Sıkkıni, Muhamad Nur’ül Arabi, Ahmed Amiş Efendi gibi tarihe damga vurmuş isimlerin arasında yerini aldı ve Hamzavi-Melami geleneğinin bilinen son ismi oldu…
ALINTIDIR
26 mayıs 2014  de vefat etmiştir

BUGÜN GAZETESİNDEN ALINTIDIR..

BEN YANARIM SULTANIM

CAN EVİNDEN BESMELEYİ ÇEKİNCE
DİL YANMAZSA BEN YANARIM SULTANIM
HAK UĞRUNA BİR SEFERE ÇIKINCA
YOL YANMAZSA BEN YANARIM SULTANIM


AŞIKLIK İÇİNDE DOĞDUĞU ZAMAN
TAŞ YANAR,GÖZYAŞIN YAĞDIĞI ZAMAN
MIZRABIN SAZINA DEĞDİĞİ ZAMAN
KUL YANMAZSA BEN YANARIM SULTANIM
(?)

DUA VE KILIÇ

Cennetmekan Fatih Sultan Muhammed Han,İstanbulu fethedip şehre giriyordu.Bir derviş atının yularına yapışıp şöyle dedi:"Padişahım,İstanbulu biz dervişlerin duası sayesinde aldığını unutma".
Fatih gülümsedi"Doğru söylersin"dedi eliyle kılıcını işaret ettikten sonra:"Ama sende şu kılıcın hakkını unutma"dedi.
Madde-Mana,Zahir-Batın

GÖVDELER,VARSA GÖNÜLLERDEN ALIR CEVHERİNİ
YÜREK OLMAZSA BİLEKLER ÇEKEMEZ HANÇERİNİ
KAHRAMANSIZ YAŞAMAK KAHRINA MAHKUMDURLAR
KAYBEDEN ZÜMRELER ALLAHINI,PEYGAMBERİNİ
(Han Duvarları)

NEME LAZIM

Kanuni mektup yazar süt kardeşi Yahya Efendi'ye:"Osmanoğullarının akibeti nasıl olar,bir gün olurda yok olurlar mı?Tek satırlık bir cevap gelir:"NEME LAZIM.
Kanuni bu cevaptan bir şey anlamadığı gibi kızar ve atlar saltanak kayığına Beşiktaş'taki dergaha gelir,izahat ister:Yahya Efendi:
Sultanım!Bir devlette zulüm yayılsa,haksızlık herkesçe bilinse işitenler"neme lazım"deyip uzaklaşsa,sonra koyunları kurtlar değilde çobanlar yese,bilenler bunu söylemeyip sussa,Fakirlerin,muhtaçların,yoksulların kimsesizlerin feryadı göğe çıksa onu taşlardan başkası işitmese işte o zaman devletin sonu görünür.Devletin hazinesi boşalır,halkın itimat ve hürmeti sarsılır.Asayişe itaat hissi gider.Halkta hürmet duygusu yok olur.Çöküş ve yok oluşta kader haline gelir"

SABIR NEDİR?

Sabır ,hilesi olmayanın hilesidir.

İnsanların kötülüğüne katlanmak

"İnsanların kötülüklerine katlanmakla senin huyun düzelir,onların ki ise bozulur.Şimdi madem ki bunu öğrendin artık kendini temizle ve onları pisliklerini temizlediğin bir bez parçası olarak bil"Hz.Mevlana(Fihi ma fih)

DİRİYE TELKİN VERİRİZ

Bir cenaze merasimi sırasında,cenazeye telkin verilmesini kendisinden rica eden hoca efendiye,Karagümrük dergahı postnişini Hüseyin Fahreddin Dede şu cevabı vermiştir:"Hocam!biz ölüye değil diriye telkin veririz.sizin vazifenize müdahale etmeyelim.Buyrun siz devam ediniz"

BÜYÜK TAARRUZDA ATATÜRK'ÜN ZİKİR İCRAATI

Büyük Taarruz esnasında Mustafa Kemal,Dolmabahçe sarayında  Karagümrük Dergahı şeyhi Fahreddin Efendi ile birlikte altı şeyh Efendi'ye bir oda tahsis edip zikrullah icra ettirmiştir.Zikrullah birkaç gün devam etmiştir.Bir gece dışarıdan büyük bir taş fırlatılmış,oda içindeki yağ kandilinin avizesine isabet etmiştir.akabinde kapı çalınıp emir eri içeri girmiş"Efendim haber geldi.Ordumuz muzaffer olmuş,Yunan denize dökülmüştür".

KIDEM SIRASINA GÖRE ÜSKÜDARDAKİ DÖRT TEKKE

AZİZ MAHMUT HÜDAİ ASİTANESİ
SANDIKÇI DERGAHI
NASUHİ DERGAHI
ÖZBEKLER TEKKESİ

EŞREF EDE'NİN VEFATINA TARİH

Bu tarihi düşen Üsküdar Rufai tekkesi son postnişini Hayrullah Tacüddin Efendidir.Ruhaniyetlerine selam olsun.


Zevki Vahdet'le münevver kıldı Hakk arifleri,

Arsa-i şükran eyledi bezminin ihsanına
Hafız Eşref Celveti de arif-i Tevhid idi
Hatm-i ezvak eyleyüp de vardı Hakk irfanına.
Hanedanı Ehli Beyt-i çok sever aşık idi,
Sohbetiyle zevk duyardı,anlatır ihvanına.
İftirakından hep gamlıdır sevdikleri
Müşfik idi ,ehl-i dildi can verir ihvanına
Açtılar Bab-ı cinanı,düştü cevher tarihi
Rıhlet etti,HU deyüp Eşref Ede Canan'ına 
(1954)


VAKTİN(ZAMANIN)ZEKATI

Vakit,Cenab-ı Hakk'ın bize bahşettiği bir nimet olmakla her nimetin zekatı gibi vakit nimetinin zekatı kişilerin tekamülü(süluku)derecesine göre değişiklik arz edermiş.Cenab-ı Peygamberimize hitap gibi gözüken  ayette farklı zaman dilemleri tarif edilmiştir.Müzzemmil 73/1,2,3,4"EY ÖRTÜNÜP BÜRÜNEN(RESULÜM)BİRAZI HARİÇ GECELERİ KALK NAMAZ KIL.(GECENİN)YARISINI(KIL)YAHUT BUNU BİRAZ AZALT YADA ÇOĞALT ve kuran-ı tane tane oku"
Bu ayette BİRAZI HARİÇ-YARISINI-BİRAZ AZALT-BİRAZ ÇOĞALT kavramından bu zaman ölçüsünü şöyle değerlendirmişlerdir.GECE ifadesi kullanılmakla GECEYİ  tüm bir gün(24 sat)olarak düşünürsek dört parçaya (altı saatlik dilemler)ayrıldığında 6,12,18 saatlik dilimler ortaya çıkar.Nefse (yeme içme uyumaya ayrılacak)sarfedilecek zaman dilimi altı saattir.EHAS  tabir edeceğimiz gurup yirmidört saatin tamamını Allah'a sarfetmek,Havas tabir edeceğimiz gurup 18 saati,Abidler için 12 saat,Avam için altı sat ibadete tahsis edilmelidir.

1 Ekim 2015 Perşembe

BAYRAKTAKİ AY-YILDIZ

Hilal,Allah ismi şerifinin remizlerindendir.İslam ülkelerinin bayraklarındaki Hilal,Allah ismi şerifine,yıldız'da Hz.Muhammed SAV 'in mübarek ismine remizdir.

İNSAN ADI NERDEN GELİR

İnsan ,ahdini unutması sebebiyle bu adı almıştır"
(İnsan kelimesi unutmaktan türemiştir)

MÜRŞİTLİĞİN KISTASLARI

1-)Mürşit nasılsa irşat ettiği insanlara aynı hal yansır.Namaza karşı,ibadete karşı  hassasmıdır?Hizmet ederken hasbi midir?Yoksa birbirleri ile menfeat ilişkisi içinde midir?Birbirinin yüzüne karşı gülüyorlar da arkasından aleyhe mi konuşuyor?
2-)Bir meşayihi ziyarete gittiğinizde içinize dünya muhabbeti doğuyorsa o dünya ehlinden biridir.Peygamber sevgisi ve ahiret endişesi geliyorsa o Allah ehlidir.Şeyh müridi kendine mi,Allah'a mı ram etmeye çalışıyor.
3-)Dergaha gelen niyazlar nereye harcanıyor


Mevlana Vakfı  İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER

OLMAMIŞIN MEŞGULİYETİ

Mollanın olmamışı Kelam ilmiyle
Dervişin olmamışı Havasla meşgul olurmuş.
Havass kelimesinin manası:
Kur'an ayetlerinin,yüzük taşlarının,gün içindeki saatlerin,bazı duaların,Allah'ın isimlerinin özellik taşıdığına,bunları belirli şartlarla,belirli miktarda okuyan ,yahut belirli saatlerde yazan kişinin dilediğini elde edeceğine inanma.
Mevlana Vakfı  İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER

ÜÇ ŞEYE MUSALLAT ÜÇ ŞEY

Allah c.c üç şeyi üç şeye musallat kılmıştır.Sebebi dünya işleri intizama girsin diye.
1-Musibete uğrayana sabır musallat etmiştir.olmasaydı insanlar ağlayarak ölürdü.
2-Pis kokuyu ölüye musallat etmiştir.olmasaydı ölüler asla defnedilmezdi.
3-Buğdaya güve ve diğer haşereleri musallat etmiştir.olmasaydı krallar altın ve gümüş gibi onu hazinelerine depo edip saklardı.

Ayaşlı Şakir Efendi

"SİYASET VELAYETTEN YÜKSELİR"

İSTANBUL NAKŞİ HALİFELERİNİN 8 ŞARTI

Osmanlı'nın son devrinde Nakşiliğin İstanbul'da yaygınlaşmasında etkili olan Mevlana Halid hazretlerinin İstanbul'a tayin ettiği halifelerinden istediği dikkat edilecek sekiz şartı:
1-İstanbul'da irşat görevini üstlenecek kimse Devlet ricali ve vezirlerin yanına gidip gelmeyecek.
2-Kendi adına tekke ve zaviyesi için devlet ricalinden maaş ve bağış talebinde bulunmayacak.
3-Mürit veya ziyaretçilerin halkla ilgili işlerine karışmayacak.
4-)Kendine gelenlerden tevbe ve inayet parası namıyla hiçbir bağış kabul etmeyecek.
5-)Kadınların,tekkesine gidip gelmelerine izin vermeyecek-genç ve tesettüre uymayanlara daha çok dikkat edecek.
6-)Dünya ehli ve idarecilerin yaptıkları gibi dünya malı toplamaya dalmayacaktır.
7-)Her işte ve her zaman Mevlana Halid ile irtibatı kesmeyecek ,ona danışarak halledecektir.
8-)Nefsi evlenmek istese dahi,irşad işinden geri kalacağı için hanımının üzerine İstanbul hanımları ile evlenmeyecektir.

İSMAİL HAKKI BURSEVİ

Ruhul Beyan Tefsirini yazan Bursevi bakmış ki vakit tamam."Aman ya Rabbi müsaade et Kelamullahı bitireyim.öyle al beni"deyince karısı içeri odaya yanına girdim diyor.Gördüm ki Kırk tane İsmail Hakkı ,Hepsi ayrı sayfa yazıyor

HASAN ÜNSİ HAZRETLERİNDEN

Şeriatın mekruh saydığı şeylere bulaşan bir sufiye Hakk'ın feyzi noksan ulaşır.İnancı halis değilse noksan olan bu feyz dahi ulaşmaz.Kişi zikir ve riyazatla kendini parçalasa bile  yalnızca çalışmakla Hakk feyzi verilmez.Çünkü,şeriatta mekruh olan şeyler,tarikatta haram yerindedir.Onun için Hakk'a vuslata engeldir.
SUFİ,ŞEYHİNİN ÖFKELENİP AZARLAMASINDAN DEĞİL,LÜTFEDER GİBİ GÖRÜNÜPTE GÖNLÜNÜN KALMASINDAN KORKMALIDIR.
(Hasan Ünsi hazretleri Pir Şaban-ı Veli yolunun azizlerinden Karabaşı Veli hazretlerinin halifesidir)

CESEDİ ÇÜRÜMEYEN DÖRT KİMSE

ENBİYA(PEYGAMBER)
EVLİYA
ŞÜHEDA(ŞEHİTLER)
FİRAVUN (Toprak onun cesedi ile kirlenmek istemiyormuş)

"VATAN"çeşitleri

1-)"Elesti bi rabbiküm"Ben sizin Rabbiniz değilmiyim diye sorunun sorulduğu vatan.Fiziksel var oluşumuzla bu vatandan ayrıldık.

2-)Şu anda içinde bulunduğumuz bu dünya vatanı.

3-)Küçük-büyük ölümden sonra içinden geçeceğimiz BERZAH VATANI

4-)Tekrar Topraktan diriliş ile ilk duruma dönüş vatanı

5-)Cennet ve cehennem vatanı

6-)Cennetin dışındaki kum tepesi vatanı


Sorumluluk,sınav ve çalışma sadece Dünya vatanına mahsusmuş.

KERBELA

Yetmiş iki yerinden mecruh olup nihayet
Bundan ziyade harbe,Hakk vermeyip icazet.
Düştü Hüseyn atından sahra-yı Kerbela'ya
Cibril var haber ver Sultan-ı Enbiya'ya
(Kazım Paşa)

ALLAH SEVGİSİNDEN UZAK ÜÇ İNSAN

ZALİMLER-ONLARA YARDAKÇILIK EDENLER-ZULMÜ HOŞ KARŞILAYANLAR

HZ.ALİ EFENDİMİZİN YÖNETİCİLERE TENBİHLERİ

Yönetici herkese eşit davranmalıdır.
Yöneticiler iyi yardımcılar seçmelidir.
Yönetici,görevleri ehil olanlara vermelidir.
Yönetici,hukukun üstünlüğü ilkesini esas almalıdır.
Denetim,yönetime güç kazandırır.
Yönetici müşfik olmalı,kimsesiz ve düşkünleri gözetmelidir.
Yönetici Halkla kaynaşmalıdır.Halka hizmet Hakk'a hizmettir.

FÜTÜVVETİN ON İKİ ŞARTI

Gençlik,yiğitlik,erlik anlamında bir kelimedir.ON İKİ ŞARTI VARDIR:
1-Eline Sahip olmak
2-Diline Sahip olmak
3-Beline sahip olmak
4-Aşına sahip olmak
5-işine sahip olmak
6-Eşine sahip olmak
7-Sofran açık olmak
8-Alnın açık olmak
9-Gönlün açık olmak
10-Gazabını yutmak
11-Gördüğünü örtmek
12-Görmediğini söylememek

KURANIN BAŞLANGICI VE SONU

"ALLAH"ın ismiyle başlayan Kur'an,"İnsan"la sona erer

SİLAH TAŞIMANIN TEHLİKESİ

Silah kullanma kabiliyet ve cesareti olmayan kişiler silahla dolaşırsa daha çok risk taşır.Zira,karşısındaki şahıs bunun silahını gördüğünde kendisini öldürecek zannıyla erken davranıp onu öldürebilir.Bir anlamda silah onun helakine neden olur.
Velilerin sırrı vahdete dair marif ve hakayıklarını ezberleyen ehli nefs kişiler,Manevi irşad için sahneye çıkarsa bu iş onun helakine neden olur.BAŞ OLMAKTAN UZAK KALINIRSA RUHUN BAŞI KURTULUR.
Nefis halk nazarında rağbet gören ve makbul olan Evliyaullah sözlerini çalıp seni makamı irşada sevk eder.Halk sende bir manevi hal var zanneder.Sana hürmet eder ve nefiste bundan haz alıp kabarır.Bu hile senin nefsinden doğar ve ruhunu hasta eder.
BİR ACEP DERDE DÜŞTÜ,TUTUŞUR ŞEMSİ MÜDAM
HAKK'A MAKBUL OLMAK İSTER HALKA MENFUR OLMADAN.(Şemseddin-i Sivasi)

Mevlana Vakfı  İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER

İNSANIM


Kadimdenim, bilinmez benim yaşım
Bana secde kıldı, toprağım ile taşım
Her şeyde ben varım, can içre canım
İşte ben öyle kutlu bir insanım

Hem samadani, hem de Rahman
Haktan tecelli imiş meğer bu can
Bilmem kimdir acep şu acaip insan
İşte ben öyle kutlu bir insanım

Tüm sıfatları nasılda takınmışım meğer
Benden açığa çıkmış o güzel kader
Benim hatırıma yaratılmış şu alemler
İşte ben öyle kutlu bir insanım

Kendime baktım, aciz birimiyim ben
Acziyet ne ki noksanlık uzak benden
Göreceğim Hakkı kurtulsam emmareden
İşte ben öyle kutlu bir insanım

Secdesini tamamlama peşinde yağmur
Haydi onu bana getir yoğrulmuş çamur
Sevdan kimdir, söyle ey dertli hamur
İşte ben öyle kutlu bir insanım
 
Selama durdu işte bana cümle mevcudat
İnsandan müteşekkilmiş meğer şu kainat
Sen surete kanma sakın, perdeyi kaldır at
İşte ben öyle kutlu bir insanım

Benim derunum nasıl bir derya imiş dostlar
İçinde kayboldum, birleşin yollar
Bende teke inmiş kesrette sanılanlar
İşte ben öyle kutlu bir insanım
H.İ.
01.10.2015