2 Ekim 2015 Cuma

Orhan Baba ve çocuk sohbetinden alıntılar


ÜVEYSİ melami MEŞREB ORHAN BABA VE ÇOCUK SOHBETİ
 
O, bize hatıralarından anlatıyor..12 yaşından itibaren gittiği mekanlardan biriymiş bu.. orada Fahreddin Efendi diye biri varmış.. birde gelenlerin ayakkabılarını çok loş ışıkta alıp kutulara koyan bir ayakkabıcı ki, geçen yıl 100 yaşında vefat etmiş.. işte o insanların yüzlerini dahi görmeden, kimin ayakkabısı gerekiyorsa onun eline pabucunu verebilirmiş.. hiç bir zaman birbirlerine karıştırmazmış.. bir defasında Orhan Baba bunu nasıl yaptığına hayret etmiş.. ve o gün çıkışta Fahreddin Efendi ,elindeki bastonunu ona doğru uzatarak şöyle demiş: “evlat, o iş onun ibadetidir.. ibadet sadece namaz kılıp ,oruç tutmak değildir”…başka pek çok hatırada anlattı ve şiirler okudu tabii.. birazdan Sana onları ses kayıt cihazımdan dinleyerek yazacağımJ..ve oraya bir genç gelmişti.. gözlük camı işi yapıyormuş.. ama aynı zamanda kudümzenmiş ve Gar’ın orada Mevlevi ayini yapıyorlarmış.. geçen bir turist grubu gelmiş ve ayin bitince boyunlarındaki haçları çıkartıp, parçalayarak, kırmışlar.. ağlayarak: “bizi zikre götürün ,biz şimdi Müslüman olmak istiyoruz” demişler.. yakındaki bir uşşaki mekanına götürmüşler onları..ve bu genç hat sanatı ile de iştigal ediyormuş Sevdiğim.. Hamit Aytaç’ın bir levhasını bulup kopyalamış( ki bize de inşallah fotokopisini verecekmişJ )..bu levhada aynen şunlar yazıyormuş bak Sevdiğim..
Hattat Hamit Aytaç’ın sülüs yazısı şudur: ”Ehli Mûsıkîşinasların Piri Ya Hazreti Cebrâil.”

burada Ahmed efendi dipnot koymuş:
  Allahû Teâlâ,hz Adem’i yaratıyor, Ruh’u da yaratıyor.. ”ey Ruh! Adem’in bedenine gir!” diyor.. Ruh: ”ben  o çamurun içine girmem” diyor.. işte böyle, girerdin girmezdin sürerken; Allah Teâlâ ,Cebrail a.s diyor ki:” git cennetten koç neyi al gel.. ”Cebrail a.s cennetten koç neyi alıp geliyor ve başlıyor onu üflemeye.. bu nağme ile efendim ruh mest oluyor ve patt diye yere düşüyor.. bunun üzerine ; o sesin cemal olarak zuhurundan sarhoş olan Ruh ,o aşkla Adem’in çamur kalıbına  aşık olup, ona giriyor..”

“Meyde oldum Bektaşi, neyde oldum Mevlevi 

burada sözü alan Orhan Baba diyor ki: hani Neyzen Tevfik’in :
Bir meclise toplanmıştı evliyalar, erenler
Pirim Hacı Bektaş, Üstadım Mevlana
Her nebiye bir veliyi sordu sual
Uzamadı dedikodu kıylu kâl.
O anda bizi dinliyordu Zülcelâl
Bende gizlice girdim duyan olmadıJ..
İçlerinde kâdı yoktu, bu hali yoran olmadıJ

hepimiz aynı yerdeyiz ama aramızda boyutlar var..Sümmanî  700 yıl evvel aslında bu çok güzel söylemiş:

Hâk ilminde bu alem bir muska imiş ancak..
O muskada bu alem bir nokta imiş ancak.
O noktanın içinde gizli nice bin derya ,
O deryada bu alem bir katre imiş ancak..
Her kim buldu ise Ademliğin, O’dur  Adem..
Yoksa görünen bir suret imiş ancak..


şimdi hepimiz iç içeyiz.. fakat hiç kimse de birbirinin sahasını işgal edip bilemiyor.. hepimiz aynı yerdeyiz ama belki burada yüzlerle bölme var.. her bölme kendi içinde, kendi büyüklüğünde, kendi halindedir.. herkes kendi yaşantısından memnun.. biz bu şekilde, bu kadar görebiliyoruz.. ama feraset gözü açıldığında, size bir miktar daha bir şey gösteriyorlar..işte orada mertebe aldanmaktır..bir mertebeye geliyorsunuz haa.. tamam.. mertebeden mertebeye geçmek aldandığını anlamaktırJ.. yani Peygamberimiz  Efendimiz diyor ya hanii: “Ya Rabbim ..benim her an Sana olan hayretimi arttır..” ve her makamda 70 istigfar çekiyormuş Rasulullah.. çünkü bu sonsuzluk alemi.. ne ucu var ne bucağı.. halen bize ışığı gelmeyen yıldız var..hz Mevlana bize bunu 800 sene evvel haber vermiştir.. ondan 300 yıl sonra gelen Kopernik’ ten çok daha evvel yani.. bugünde bilim 500 milyon ışık senesi ileride, bize henüz o ışığı ötede olanı haber vermiyor mu?..ve peygamberimiz şöyle demiştir: ”sizin her birinize cennette bir köşk verilecektir.. o köşkün bahçesindeki ağacın gölgesinde bir atlı 40 yıl yürüyecek, gölgesinden çıkmayacak..” işte bu muhteşem bakın.. onun için adam olarak gitmek lazımdır buradan.. gireceğimiz ve çıkacağımız yerden salih olarak çıkmayı nasip etsin rabbimiz bize.. bu işler hem çok kolay ,hem de çok zordur..

çocuk:
 o zaman taçlara, hırkalara, ödüllere çok dikkat etmek, takılıp, kapılmamak lazım değil mi?

Orhan Baba
: efendim bunların hepsi tuzaktır.. Şemsi Sivasi  hz söylüyor ya hani:
kimse vasıl olmaz Hâkkâ /  kendisinden dûr olmadan /  kenz açılmaz o gönülde /  hâne mamûr olmadan..

çok zordur, kendinden kurtulmak. kendinden kendine sebep olmak.. delil olmak.. Allah esasında kendine aşık.. O kendisini en mükemmeliyette arıyor.. O, mükemmeliyette Zat-ı ile kendisini görüyor.. bu aşk ayrı bir şeydir.. anlatılamaz ki.. yaşanır.. bütün varlık alemi, bütün zerreler O’nunla kaimdir.. hani Niyazi Mısri söylüyor ya: “bu alem ayna, her şey Hak ile kaim /Mirad-ı Muhammedden  ALLAH  görünür daim”.. Muhammedin(s.a) aynası, Muhammedi ayna..

buda Neyzen’in:” gizlenirsin her nüvenin içinde../cininde, ademinde, şeytanında../ bir parlayış parladın ki Kureyş’de../ Zat’ını mahbubunda  şân edersin
tabii bütün varlık O’na bağlı, O’nunla.. Cenab-ı  Hâkk’ı eşyadan ayırmak inkar etmektir, eşyaya tahsis etmekse şirk koşmaktır.. Muhammedi aynadan bakmak lazım..

Evliyanın sureti bir, sireti bir, sohbeti birdir..
Ehli gönlün sureti bir, sireti bir, sohbeti birdir..
İksiri âzâmdır yüzü, nice derdin dermanıdır o..
Ehli gaflet bakınca toprak sanır onu..
Arifane gönlünce seyret, cemâlullah makamıdır o..
(Orhan Baba)

çocuk:
 Adem Çekirdeği nedir?
Orhan Baba: Peygamber Efendimiz  bir hadisinde ona acbüzzeneb demiştir.. insanın kendisi ADEM=ALEM= ATOM dur ..yani insanın ölmeyen nüvesidir. .ufak bir mercimek tanesi kadardır... tekrar oradan dirilecektir.. o yok olmaz.. o yandığı zaman kainat yok olur. .esas atom sensin..


mebde-i her dû cihan (her iki cihanın başlangıcı sensin)
kendini idrak  ede dur  nûr-û musaffasın sen
mebde-i her dû cihan  sırrı ev ednâsın sen
senin için yer gök çarkı felek buldu vücûd
cümle bu vücûd defteri divandaki manâsın sen
sensin o  ayeti kur’an ile tekvin olunan
sana Hâk demedi mi allemel esmasın sen
aç gözün petrevi âyine-i mevlâsın sen
mazhârı zât-ı Hüdâ câm-ı mücellasın sen

aradıkların hepsi sende..
o dünya yansa da yıkılsa da o nüve sende ..ikinci diriliş oradan olacak. . eskiden Fahreddin Efendi meydan açtığında sâlâ  verilirdi.. hayat son buluyor, her şey sukün ..muhteşemdi.. orada bir ama zat vardı.. o ,o vakit şunu okurdu:


gübâri pâyine almam cihânı ya râsullah

değişmem mûyine hep asûmanı ya râsulallah
duyunca adem teşrifin sûlbü pakinden
değişti bağı habbeye  bağı cinan-ı ya Râsulallah

nur cihan 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder