Büyükler birisine iş buyurduğu vakit nasıl davranmalı? sorusuna şu cevap verilmiş.Aslında iş kolay.ancak Üstadın işine aklını karıştırmayacaksın? Mesela Efendi sana gece saat iki de bir mektup verdi bunu Vali'ye götür ver' dediğinde sen kafanı karıştırırsan, hemen şöyle düşünürsün:'Bu saatte valinin evine gidilir mi?Vali uykuda olacağından uyandırmak olur mu? Yarın sabah gidip gündüz mektubu vermeli' diye düşünürsen üstadın işine aklını karıştırmış olursun.Üstadın dediğini aklın alsın almasın yapacaksın.Hepsi bu kadar
KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
11 Ağustos 2022 Perşembe
HİZMETE KABUL KRİTERİ
Zübeyir Gündüzalp, Üstad Bediüzzaman7ın hizmetine vardığında , Üstad kendisine sormuş."Şimdi sen, ' Bediüzzaman büyük velidir, büyük insandır, ben yanına gideyim de ahirette yardımcı olsun, himmet etsin, beni kurtarsın' diye mi, yoksa 'Bediüzzaman kur7an hizmetinde bulunan bir zattır, ben de ona yardım edeyim.' diye mi geldin?Git, bunu 24 saat düşün , sonra karar ver" dedi. Zübeyir Gündüzalp dışarı çıkmış düşünmüş"Yirmi dört saate gerek yok" deyip tekrar içeri dönmüş "Tamam düşündüm" demiş.üstad Git 24 saat düşün sonra karar ver" deyince ertesi gün kararını Üstad'a açıklamış"Üstadım siz Kur'an hizmetindesiniz.Ben de size onun için yardımcı olmak, çorbanızı pişirmek istiyorum" deyince Üstad hizmete kabul etmiş.
RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI
Bediüzzaman7ın Sözler isimli kitabını okuyan birisi, kendince önemli gördüğü yerlerin altını kırmızı kalemle çizmişti.İkinci okuyuşunda diğer yerleri yeşil kalemle çizmişti.Böylece sayfalarda çizilmemiş yer kalmamıştı.Kitabı gören üstadın vefalı hizmetkarı Zübeyir Gündüzalp, o şahsa şöyle söyledi:"Kardeşim! insan saman içinde buğday arar, buğday da saman aranmaz.Risale-i Nur'da fazladan bir şey yoktur.Onun için ilk okuyuşta farkına varmadığın inceliklerin diğer okuyuşlarda farkına varırsın.Risale-i Nur , Kur'an dan süzülmüş bir özdür"
SÜLEYMANİYE CAMİİNİN YERİ
mimar sinan, süleymaniye camisini yapmak için yer aramış.Gölgede eti asmış, kokmamış, onun için camiyi oraya yapmış.Havası en rutubetsiz,en güzel yer olduğu için.
10 Ağustos 2022 Çarşamba
SADAKAT İMTİHANI
Büyükler, kendilerine hizmet eden insanları bazen imtihandan geçirirler,acaba kızacak mı? darılacak mı? yoksa küsüp gidecek mi? sdiye.Zübeyir Gündüzalp Bediüzzaman hazretlerine 24 saat hizmet eden bir insan.Bir gün üstadın odasını temizlemiş , dışarı çıkarken üstad arkadan:"Zübeyir" diye çağırır.Zübeyir Gündüzalp derhal döner ve "Buyur üstadım" der."Burada benim param vardı; bunu herhalde sen çaldın?" demiş ve yanından kovmuş.Gündüzalp'in dünyası yıkılmış, başı dönmüş taş gibi kapının önünde kalakalmış.Bir zaman sonra Üstad kapısını açtı .Tebessüm eden bir çehreyle geldi,onu kucaükladı, alnından öperek iltifat etti.Büyükler böyle şeylerle onun sadakatını ölçüyorlar "Bakalım kızıp gidecek mi?" diye
"GELSİN" ŞİİRİ
Risaleyi Nur talebelerinden Hamdi sağlamer' e ait olan ve bu zatın yazdığı ilk şiirdir.Üstad'ın ilk talebeleri ve hizmetkarları tamamen serdengeçtilerdir.
"Makam-ı alada Asrın Vekili/Felaha çağırıyor, duyanlar gelsin./Koymuş teşhisini mana hekimi,/Kalbi islam için vuranlar gelsin.
Hillet kulesine çekmiş sancağın/Benlik dağlarını aşanlar gelsin./İhtilaf yolundan çekip ayağın,/Bu hizmette vücut bulanlar gelsin.
İslam'a yapılan sinsihileyi,/Açılmak istenen menhus yareyi,/Dine indirilen dessas darbeyi,/Şahsında hissedip şahlanan gelsin.
Unutup şahsını "nahmü" isteyen,/Şahsı maneviye uyanlar gelsin./Bu yolda "ene" yi feda eyleyen,/İttihat havzına atanlar gelsin.
Rıza-i hak için hizmet eyleyen,/Medihten, senadan kaçanlar gelsin./Hakkı tutup daim hakkı söyleyen,/Mertler boy göstersin, sıddıklar gelsin.
Şarktaki mü'mine batan dikeni ./Garpta hisseyleyip duyanlar gelsin./Din için boynuna takan kefeni,/ Malından canından geçenler gelsin.
İslam ruhtur, fertler vücut olmalı,/ Bir iğne sokulsa hepsi duymalı,/İrtibat kesmeyip hayat bulmalı,/ Bu birlikte vücut bulanlar gelsin.
Meslek haliliye, meşrip hillettir./ Nur'un ölçüsü bu , uymak gerektir./ İhlasla gidene bu bir ahenktir,/Bura merdan yeri , ser veren gelsin.
Kardeş, tevbe ile abdest al, pak ol,/ Seni selamete çıkarır bu yol,/ Husumeti bırak , muhabbetle dol,/Uhuvvet bahrine dalanlar gelsin
HÜCUMATI SİTTE
Bediüzzaman hazretlerinin bir eserinin adıdır.İnsanın kalbine hücum eden nefsin altı desisesini anlatır.bu desiselerden ikinci desise "korku hissidir". Dessan zalimler bu korku damarından çok istifade etmektedirler.Onunla korkuları gemlendiriyorlar.Ehli dünyanın hafiyeleri ve ehli delaletin propağandıcıları avamın ve bilhassa ülemanın bu damarından çok istifade ediyorlar.Korkutuyorlar, evhamlarını tahrik ediyorlar.
RAHATLIK VE MÜLKLE İMTİHAN
DUA
Dua "Cenab-ı Hakk'dan bazı ekstra şeyler istemek" manasına da geleceğinden bu isteğin de kendine göre bir keyfiyeti olmalıdır ve o keyfiyet ısrarlı olmak o işin üzerine düşmektir.Bu nedenle dua ederken elleri canlı bir şekilde yüksekte tutmak, elleri kucağa düşürmemek gerekir.Çünkü müracaat edilen makam çok aladır.O yüksek makama şeklen de yüksek bir şekilde tasarruda bulunmak gerekir.
9 Ağustos 2022 Salı
İTİDAL-İ DEM
Üstad Bediüzzaman'ın konuşmalarının bir çok yerinde "itidal-i dem" kavramı geçmişti.Bunun manasını,üstaddan sonra yolu devam ettiren Zübeyir Gündüzalp'e bunun manasını sordular.Bunun üzerine Zübeyir Gündüzalp şu olayı anlattı:Bir gün Isparta'da akşam namazını kıldık.Namazdan sonra üstad sandalyeye oturdu.:"Zübeyir' dedi.Şimdi İngilizler ve Fransızlar teyyareler ile gelip burayı bombalayacaklarının haberini alsan, derim ki: Zübeyir, yap bir kahve!' bunu derken ayak ayak üstüne atmıştı.İşte itidal-i dem budur.
TALEBE ŞİMDİ MEZUN OLDU
Üstad Bediüzzaman7ın hizmetkarı Zübeyir Gündüzalp vefat etmiş,cenazeyi Osman Demirci hoca yıkayacaktır.Orada bulunan nur kardeşlerine teberrüken bir maşrapa su döktürür ve şöyle der:"İşte şimdi talebe medreseden mezun oldu"
Cenaze namazı Fatih camiinde kıldırılır.
8 Ağustos 2022 Pazartesi
NEFSİMMİŞ MEĞER
Yıllardır kendimi, güyâ tanırdım;
Sanık ben, yargıç
ben, hep aklanırdım.
Şeytanı, en
büyük düşman sanırdım;
Ondan da beteri..Nefsimmiş meğer...
Gönlümü, hevâya
kaptıran oymuş,
Şuûru şehvete
saptıran oymuş,
Tutkuları, putlar
yaptıran oymuş,
En sinsi
düşmanım.. Nefsimmiş meğer...
Övgü dolu sözlerine
kanmışım;
''Kalbin temiz''
demiş, gerçek sanmışım.
Hakk'ı ancak, zor
günümde anmışım,
İçimdeki
nankör.. Nefsimmiş meğer...
Öyle sevdirmiş
ki,dünyayı bana;
Saraylar
kurmuşum, üç günlük cana.
Hevâ heves denen,çöplükten
yana
Beni
sürükleyen.. Nefsimmiş meğer...
Meyhâne meyhâne,
hayâl kurmuşum,
Çamurlu
yollarda, yalpa vurmuşum,
Adresi hep,
münâfıktan sormuşum;
Koynumdaki
yılan.. Nefsimmiş meğer...
Dalmışım.Her
akşam cümbüşle meşke,
Kalmamış dilimde,
riyâdan başka.
Bir kadehlik, ömrü
olan bir aşka;
Beni kul
eyleyen.. Nefsimmiş meğer...
Tutkuya
döndükçe, giyim markası,
Yerde paspas
olmuş, hayâ hırkası.
Kuşatmış kaleyi,
şeytan fırkası;
İçindeki casus..
Nefsimmiş meğer...
Ne kadar
soyarsa, insan bedeni;
O kadar olurmuş,
güyâ medenî.
Bu afyonu, bir
çağdaşlık nedeni,
Diyerek
yutturan.. Nefsimmiş meğer...
İkbâl korkusuyla,
kıstırmış beni,
Kur'ân kapısına,
küstürmüş beni,
Zulüm karşısında,
susturmuş beni;
Nefsimin
zâlimi.. Nefsimmiş meğer...
Namaza, ''Bayramlık''
fetvâsı veren,
Kullukta,
''Mevlid''i yeterli gören,
Farz dururken,
nâfileyi gösteren;
Dalâlet
rehberi.. Nefsimmiş meğer...
Ağzım bağlı, güya
oruç tutmuşum,
Haramları,
gözlerimle yutmuşum.
Seher vakti,
yorgan döşek yatmışım;
Secdeye
musallat.. Nefsimmiş meğer...
Bağ bahçede,
hasat vakti gelince;
Hesaplar
yapmışım, inceden ince,
Lâkin, Allah
için zekât denince;
Elimi bağlayan..
Nefsimmiş meğer...
Vermişim, ''Ne
cömert'' desinler diye;
Üç beş çürük
çarık, güyâ hediye.
Arkasından,
dilenmişim medhiye;
Bu alkış
delisi.. Nefsimmiş meğer...
Komşuda katık
yok, ben tok yatmışım,
''Tembel''
demiş, gıyâbında çatmışım,
Şevkât dersi
vermiş, nutuk atmışım;
Bu sahtekâr
maske.. Nefsimmiş meğer...
Kur'ân ehli
görmüş, küçümsemişim,
Üstelik cür'etle
''Yobaz'' demişim.
Nice kul
hakkını,böyle yemişim;
Oysa gerçek
yobaz..Nefsimmiş meğer...
Cengiz Numanoğlu
7 Ağustos 2022 Pazar
ALLAH ADAMI İNCİNİRSE
Sayısız örnekleri tecelli etmiştir.Üstad Bediüzzaman hazretleri ilk defa oy kullanmak ister.Isparta'da bulunmaktadır.1957 seçimleridir.Önce oy sandığının kendi bulunduğu yere getirilmesini ister.Bunun mümükün olmayacağı izah edilince hazret kendisi gider.Zayıf ve hastalıklı olduğu için kendisine Zübeyr Gündüzalp refakat eder.oy kabinine girince "Demokrat partinin pusulası hangisidir?" der.yardımcısı verir ve oyunu kullanır.Ancak kendisine oy verdiği demokrat parti,Ankara seyahatında radyodan Ankara'ya girmemesi için haber niteliğinde açıklama yapar.O esnada üstüd Ankara girişindedir.Polisler aracının önünü keser ve Emirdağ'a geri dönmesini ister.Şöyle söyler:"Bu emri veren Vali ya koministtir ya da masondur.Böyle keyfi bir emri dinlemiyorum.böyle bir hükümeti de tanımıyorum.Menderes hükümetinin böyle bir karar almasını içine sindiremez.Geri dönerken yol boyunca tüm emniyet ve jandarma seferber olmuştur.bu takip geceyarısı Emirdağ'e girinceye kadar devam etmiştir.Üstad, bu son hadise üzerine hem kendi vefatını hemde Menderes7in akibetini haber veren bir cümle sarfeder:"Ben gidiyorum, Menderes de arkamdan gelsin".Bu hadiseden bir kaç ay sonra üstad vefat eder.Arkasından 27 Mayıs ihtilali olur ve Menderes idam edilir."Menderes arkamdan gelsin" sözü bu şekilde gerçekleşir.
BİTKİLERİN ZİKRİ
Üstad Bediüzzaman Isparta'da kaldığı yıllarda bir gün yanında Zübeyir Gündüzalp olduğu halde bir üzüm bağına girerler.Üzümler sararmıştır.Zübeyr'in içinde geçer ki:"Bunların tadı kimbilir ne kadar güzeldir!" Üstad şunu söyler:
"bunlar insanların yemesi için halk edilmemiştir.Asıl Cenab-ı hakk7ın isim ve sıfatlarını ilan edip O' nu tesbih etmeleri için yaratılmıştır.Vazifeleri bitince insanların midesine defnoluyorlar.Bunların tesbihatını bir defa hatırınıza getirip ' LAİLAHE İLLA HU' deseniz, binler lisanlarla tesbih etmiş olursunuz.Halka-i zikrin serzakiri Resulullah efendimizdir.Bütün mahlukat onun etrafında zikrediyor diye tasavvur etmek lazımdır.Namaz tesbihatında 'La ilahe illa hu' der iken ağır ağır bu hakikatları düşünerek okumak lazımdır"
BEDİÜZZAMANIN HAYAT KESİTLERİ
Üstad Bediüzzaman said nursi hazretlerinin "Eski Said dönemi" (1900-1920) arası olup "siyaseti ve sosyal olayları din lehine kullanma " esasına dayanıyordu.bu yüzden üstad o zamanlar siyasi ve sosyal olayların içinde yer almış, İslamiyet adına onlara yön vermeye çalışmıştı.Her fikir akımının içinde bulunup görüşlerini beyan etmeye gayret etmişti.
"Yeni Said Dönemi" ise "Dünyayı terk" esasına dayanır.1926 yılından 1950 yılına kadar olan dönemdir.Eskiden günde sekiz gazete okurken bu dönemde yanındaki radyoyu dahi dinlememiştir.
"Üçüncü Said " döönemi ise Risale-i Nur'un tamamlanıp kitap şeklinde basılıp Nur medreselerinin tesisi ve hizmetin yaygınlaştırılması dönemidir.
Her üç dönemde de yanında o dönem hizmetinde olan model yardımcıları vardı.Eski Said dönemi için biraderi Abdurrahman Ünlükul, Yeni said dönemi için Albay Hulusi bey,Üçüncü Said dönemi içinse Zübeyir Gündüzalıp "model talebe" sayılabilirdi.
6 Ağustos 2022 Cumartesi
EVLİYALARDAKİ ZITLIKLAR
"Zıtlık" kavramı ile alakalı olarak bir Allah adamının bir kimse için "Yap" dediği bir hususta bir başkasına "Yapma" demesini kastedmekteyiz.Bu davranış aslında Allah adamının insan fıtratına göre muhataplarına hitap etmesidir."Sakal yahut sac da kullanıla ntarafların farklı kalınlakta olmaları gibi.Çünkü her tarafın farklı bir iş görme kabiliyeti vardır."Sakala göre traş" ' ı iki yüzlülük yahut münafıklık şeklinde anlamamalı..Ekseriye tarikat için de bu durumlarla karşılaşılabilir.Birisi çıkar "EFendi bana böyle yap dedi" der iken bir diğeri için farklı bir şey söylemiş olabilir.Bu farklılıklar kişilere özel olmakla diğerlerine teşmil etmemek gerekir.
Efendimiz (SAV) 'in hayatında da bu durumla karşılaşabiliriz.Yanına gelen sahabe efendilerimize içinde bulundukları halin durumuna göre tavsiyelerde bulunurdu.Birisine "Anne ne iyilikte bulun",bir başkasına "Çok namaz kıl", bir diğerine "Öfkelenme" der idi.Bu tavsiyeler o kişinin fıtri ihtiyacına göre yapılan tavsiyelerdir.
ZÜBEYİR GÜNDÜZALP
Bediüzzaman Said nursi hazretlerinin "Baş hizmetkarı","Sır katib'i", ""Ahiretini feda eden adam""Sıddıkiyet makamının izdüşümü" diyebileceğimiz bu fedakar dava adamına Üstad, "Bin talebeye bedel" diye iltifat etmiştir.Bir gün üstad ,kendisine , "Benden önce mi, yoksa sonramı ölmek istersin?" demişti.üstadını canından çok seven Zübeyr Gündüzalp;"Sensiz bu dünyanın ne kıymeti var; sizden önce ölmek isterim Üsdadım!"^diye karşılık verince Üstad:"Yaa öyle mi? Erkenden kabkabre yatıp rahat etmek istiyorsun1Hayır benden sonraya kalacak ve çile çekeceksin"Gerçekten de öyle oldu.üstadsız yaşadığı 10 yıl süresince tam anlamıyla ıstırap ve çile çekti27 Mayıs'ın getirdiği şiddet ve baskı, cemaat içindeki çalkantılar, hastalıklar ona rahat yüzü göstermedi.
Zübeyir Gündüzalp Kafkaslardan Anadoluya gelen bir aileden gelmiştir.Çerkez asıllı olduğu söylense de Bediüzzaman onun için "Senin ecdadın hem seyyid hem arap.Alem-i misalde böyle gördüm.Böyle olman icab ederdi" demiştir.
"Zübeyir, ben seni daha üç yaşında çocuk iken , manevi himayeme almıştım."(Bediüzzaman)
EHLİ BEYTİ TANIYABİLMEK
Emevi ve Abbasi baskı ve zulumleri neticesinde Ehli Beyt tün dünyaya yayılmıştır.İslam toplumu içinde Ehli Beyt'e mensup olmanın avantajı, yahut toplumun derin muhabbeti nedeniyle bu sahada bazı zayıf insanların kendilerini ehlibeyt'e mensup olduğunu söyleyip, hatta bazı merkezlerde düzenlenen sahte soy ağacı(şecere) temin etmeleri mümkündür.Çünkü Kıymetli olanın mutlaka sahtesi olacaktır.Bu durumda Ehli Beyt'i bizim tanımamız nasıl mümkün olacaktır.Şu sual de sorulabilir"Günah,gaflet" insan içindir.Korunmuşluk, mahfuziyet ve ismet sıfatı(günahsızlık)Peygamberlik müessesesine mahsus olmakla bu hususta Ehli Beyt için neler denilebilir.Tüm bu konularda sanmıyorum ki birisi çıkıp açıkca gerçekleri ifade etsin..Bu hususta dik duran insanlar hep fişlenmiştir.Bugünün insanı bu soruna nasıl bir çözüm aramalı?.Osmanlı Devleti, bir dereceye kadar "Nakibül Eşraf" müesseseleri ile bu konuyu takip etmekte idi.Ancak Cumhuriyetli birlikte tüm dini değerlerde inkilab yapılmakla bu konuda heba olan kıymetlerimizden biri olarak tarihteki yerini aldı.Hadis-i şerifin mevzuu(uydurma hadis) olduğu gibi, Ehli beyt konusunda da çakmalar çıkacaktır.Ancak bu çakmaların varlığı, hakikileri aramaktan bizleri geri koymamalı.
4 Ağustos 2022 Perşembe
BEDENİMİZİ YIPRATAN ŞEYLER
Bedenimizin yıpranmasında şüphesiz yeme içme tarzımız etkili olduğu gibi, yeme içmenin ötesinde en azla etkileyen şey içsel olanlardır.Kin, hased,hırs,tamah,servet isteği..İnsan bedenini asıl yıpratan bu duygular ve bu duyguların doğurduğu düşüncelerdir.Denilebilirki yeme içmenin yahut fiziksel acıdan daha fazla olarak nefsten kaynaklanan içsel duygular bedeni daha fazla yıpratır.Kanaat tükenmeyen gizli bir hazinedir.Kanaatı, kazanmama şeklinde değil, tüketimi azaltan faktör olarak da algılamak gerekir.Kader7e iman, insanı kederden emin kılar.İyilik yapmak için kazanmakinsanı gençleştirir.
2 Ağustos 2022 Salı
SAHİBÜZZAMAN'I TANIYABİLMEK
Necib Sultanım müceddid-i din yahut sahibüzzaman'ın 2023 de geleceğini ifade buyurmuştu.Bütün peygamberler, gönderildikleri kavmin içinden bir fert olmalarına rağmen kendi kavimleri tarafından reddedilmişlerdi.Çünkü, o kavmin alışkanlıklarının değiştirilmesi çabası içinde idiler.Kavimleri bu fikre karşı çıktılar ve kendi kavimlerinden olan b insanları reddettiler, eza ettiler ve hatta öldürdüler.Bu hal göstermektedir ki kavminin tanıdığı biriside olsa insanlar başlangıçta hep reddetmişlerdir.Peki 2023 de gelecek olan sahibüzzaman'ı bizlerin tanıma imkanı nasıl olacak. İslami camia içinde şekle bağlı olanlar hemen reddedeceklerdir.Çünkü saç ve sakal ve giysi kalıbını yırtamayanlar bu alışkanlıklarına uymayan birisini reddetmeye hazırdırlar.Siyaseten, asabiyeten reddedeceklerini söylemeye gerek yok.Ayrıca, toplumun alışkanlıklarını(Faiz, içki, şans oyunu) reddediildiğinde bağımlıları hemen başkaldıracaklardır.Tüm bunlar nazara alındığında "Ölü'yü diriltme mucizesini" görmelerine rağmen topu topu 12 inan kişisi olan Hz.İsa (A.s) ı nazara aldığımızda bu işin çok kolay olmayacağı aşikardır.
31 Temmuz 2022 Pazar
HZ.ALİ EFENDİMİZİN OĞLU HASAN'A VASİYETİ
Şah-ı merdan hazretleri, oğlu Hasan efendimize yazdığı vasiyetinin bir yerinde şöyle der:"Oğulcağızım, nefsini, kendinle başkaları arasında bir tartı haline getir; kendine yapılmasını , başına gelmesini sevmediğin şeyleri onlar için de isteme.kendine istediğin şeyleri başkaları içinde sev dile.Nasıl zulme uğramayı istemez isen , sen de öylece kimseye zulmetme.Nasıl sana iyilik etmelerini istiyorsan , sen de başkalarına iyilik et.Başkalarında görüp çirkin bulduğun şeyi, kendin içinde çirkin bul.Sana yapılınca razı olacağın şeyi insanlara da yap.Bildiğin az bile olsa , zararı yok, fakat bilmediğini söyleme.Sana söylenmesini istemediğin şeyi sende söyleme başkalarına"
30 Temmuz 2022 Cumartesi
AHMET YESEVİ HAZRETLERİ
Ahmet Yesevi hazretleri,kaşık kepçe yaparak geçiminitemin eder imiş.Yaptığı kaşık ve kepçeleri , sahibi olduğu bir tek öküzün sırtına yükleyerek şehre gönderir imiş.Kaşık alan her kim ise aldığı malın karşılığı olan parayı öküzün sırtındaki heybenin içine atar imiş.Akşam olunca öküz , sırtındaki heybe ile sabah çıktığı gibi eve dönermiş.derler ki eğer biri kaşık alır da parayı heybeye atmaz ise öküz onun, parayı verinceye kadar peşini bırakmaz imiş.
Nezih UZEL-Gönlümüz Her An Sendedir Ya Rab
HALLAC-I MANSUR
Hapsten çıkartılıp şenit edilmeye götürülürken "Öldürün beni sadık dostlar, hayatım ölümümde benim" sözleriyle neşe içinde idam yerine gitmekte idi.26 Mart 922 de idam edilip yakılmasından sonra külleri Dicle nehrine atıldığında külleri su yüzünde Enel Hakk yazdı.bugün hala Mansur'un bir gün Dicle'den çıkıp geleceğine inanan ve belli günlerde nehrin kıyısında onun yolunu bekleyen inanmış dostları vardır.
BEYAZİD BESTAMİ
(?-874) yaşamış Ariflerin Sultanı denilen bu zat İslam dünyasının yüzyıllardır yetiştirdiği en büyük mutasavvıflardan birisidir.Deruni hayatının doğrudan doğruya ifadesi demek olan öğretisi çok farklı kişilerin hayranlığını kazanırken , resmi bir rehberlik ve irşad görevi üstlenmemiştir.Yazılı bir eser bırakmamıştır.Manevitecrübelerinin özü bize menkıbeler, vecizeler ve paradokslarla aktarılmıştır.Bunları doğrudan doğruya müridleri yahut ziyaretçileri aktarmışlardır.Onun, ana Varlık(Tanrı) ile bütünleştiği bir cezbe anında müritlerinden kendisini öldürmelerini istemesi, ama müritlerinin bıçak darbelerinin hepsindede bıçaklarının uçlarının bükülmesi yahut birbirlerini yaralamaları hadisesi günümüze kadar gelmiştir.
ALLAH'A "SEVGİLİM" DENİR Mİ?
İlk dönem tasavvufcuları "Allahım sana herkes yanında 'Rabbim ' diyorum, ama yalnızken 'Sevgilimsin' sen benim" diyorlardı.Onlar çok büyük baskılar nedeniyle böyle davranmışlardır.Ama bunun daha ötesine giderek o korkuyu atanlar çıkmıştır içlerinden:Hallac-ı Mansur, Şehabuddin Yahya Sühreverdi, Muhyiddin-i arabi, Seyyid Nesimi ...
CAFER-İ SADIK HAZRETLERİ
Ehli Beyt silsilesinde 6.ncı imamdır.700-765 yılları arasında yaşamış devrinin en büyük bilgini ve hocasıdır.Kur7an'a getirdiği yorumlarla dönemin sorunlarına ilişkin tutarlı çözümlemeleriyle tasavvuf yolunun ilk çığırını ve temel çizgileriniçizmiştir.Kur'anın dört ayrı anlamı olduğuna ilişkin:"MANA sıradan kişiler içindir;KİNAYE (dolaylı anlatım) seçkin kişiler içindir;LETAİF,erenler içindir ve GERÇEKLER peygamberler içindir."
29 Temmuz 2022 Cuma
SEYYİD NİGARİ'NİN ŞİİRİ
Ey Muaviler ümmeti vey düşmen-i Muhammedi/Siz küfrani,biz şükrani; siz bir taraf,biz bir taraf
Sizler tuğyani milleti, bizler Muhammed ümmeti/Siz Mervani biz Kur'ani; siz bir taraf biz bir taraf
Siz Mervani cehennemi, Biz Muhammedi cenneti/ Siz şeytani biz rahmani; siz bir taraf biz bir taraf
Siz Muaviler askeri, Biz Hayderiler leşkeri? siz kahrani, biz lütfani; siz bir taraf biz bir taraf
Siz Yezidi, siz pelidi; Biz Hüseyni, biz şehidi? Siz butlani, biz hakkani; siz bir taraf biz bir taraf
Sizler düşmen-i Mustafa, biz bende-i Al-i Aba/Siz hasmani, biz Rahmani ; siz bir taraf biz bir taraf
Siz katil-i Al-i Zehra, biz matemdar-ı Mustafa / Siz Şimrani, biz hüznani; siz bir taraf biz bir taraf
Siz Haccaci, biz Leccaci ; biz Kamber ü peygamberi/ Siz nefsani, biz ruhani; siz bir taraf, biz bir taraf
Siz şeytani, biz ruhani, zıd ender zıddız el hasıl?Siz zulmani, biz nurani, siz bir taraf biz bir taraf
BİR SORUYA ON AYRI CEVAP
"bEN İLMİN ŞEHRİYİM, aLİ DE o'NUN KAPISIDRIR" hadisi şerifini duyan Haricilerden on kişi bir araya gelip,"Gidip ondan bir mesele soralım , bakalım bize nasıl cevap verecek .Eğer her birimize ayrı ayrı cevap verirse , anlarız ki bu zat hakiki alimdir" dediler.Nitekim onlardan biri gelip Hz.Ali efendimize "İlim mi efdaldir, mal mı efdaldir?" dedi.Hz.İmam efendimiz:"İlim maldan efdaldir" deyince, delil istedi.Hz.Ali efendimiz:"İlim enbiyanın, mal ise Karun, Haman ve Şeddat'ın mirasıdır".
Sonra ikinci şahıs gelip aynı suali sordu: Aynı cevabı aldı ve buna karşılık delil istedi.Cenabı Ali :"Mal öyle bir şeydir ki ; sen onu bekleyecek, muhaaza edeceksin, halbuki ilim senin bekçin ve muhafızın olacaktır.
Üçüncü şahıs geldi, aynı soruyu sordu,aynı cevabı aldı ve delil istedi:Hz.şah:" Mal sahibinin düşmanı çok , ilim sahibinin ise dostu çoktur" buyurdu.
Dördüncü kişinin aynı soru, aynı cevabına delil olarak:"Malda sarfiyat yapıldıkça azalır, ilimde sarfiyat arttıkça ilim çoğalır." buyurdu.
Beşinci kişiye delil olarak "Mal sahibi buhul(cimrilik) ve levm(kınama) sıfatlarıyla, ilim sahipleri ise kerim ve ta'zim sıfatları ile çağrılır" buyurdu.
Altıncı kişiye delil olarak:"Mal sahibi kıyamet gününde hesap vermek zorunda kalır, ilim sahibi ise şefaata mazhar olur" buyurdu.
Yedi şahsın delil isteğine:"Mal uzun müddet kaldıkça zaman aşımı ile mahv ve münderiz(izi kalmaz) olur.İlim ise mahvolmadığı gibi , ona hiçbir halel gelmez" buyurdu.
Sekizinci şahsa "Mal kasvet verir.İlim ise kalbi nurlandırır" dedi.Dokuzuncu kişiye ise:"Mal sahibi, mal nedeniyle rububiyet iddiasında bulunur.İlim sahibi ise ubudiyet sevdasındadır."
Bundan sonra gelen onuncu kişiye ise şu cevabı verdi:"İlim hayırlıdır.CenabıHakk'ın inayeti ile bu soruyu sonsuz sayıda bir insan bana sorsa , hepsine de ayrı ayrı cevap veririm" buyurmuştur.
HAZRET-İ ALİ'Yİ TAVSİF
Zırar isimli bir zat Hazret-i Ali efendimizi, tavsif ederken şunları söylemiştir:"Tanrı'ya and ederim ki ; Hz.ali gecenin zifiri karanlığında , yıldızların kalın sis tabakasıyla örtülü olup ışıkları dahi görülmediği bir gecede , elleriyle sakalına yapışmış bir şekilde, yılan sokmuş bir adamın ah ve iniltisi içinde ;Tanrı'ya zar ü niyaz ettiğini gördüğüme şehadet ederim.Şöyle diyordu:"dünya! git benden uzaklaş.Git başkasını aldat.Bana kendini verip aldatmak mı, beni yolumdan alıkoymak mı istiyorsun.Ben seni, geri dönülmesi kabil olmayan üç talak ile boşadım.Ey dünya; senin ömrün ve her şeyin kısadır.Belaların ve tehlikelerin ise çok büyüktür."
Azığın azlığından , giriş yerinin uzak ve uzunluğundan, yolların korkunçluğundan ah diyerek ağlıyordu, dedi"
Zırar da gözyaşını tutamayarak ağladı
MÜSLÜMANLARIN AYRIŞMASI
Müslümanları ayrıştıran din değil siyasi konulardır.Binlerce müslümanın öldüğü cemel,sıffin,nehrivan savaşlarının merkezinde din değil siyaset mevcut idi. İslam'daki "Ulul emre itaat, fitneden sakınma" prensipleri,istismar edilerek savunulmuştur.İlk halifeler örneğini verenler eğer günlük yaşantısında zenginlik ve ihtişam içindeler ise bu örnekleri siyaset maksatlı kullananlar sınıfındandır.
Müslümanların “hukukun üstünlüğü,
kuvvetler ayrılığı, denetim ve denge, şeffaflık, hesap verirlik, yönetimde
verimlilik” gibi insanoğlunun uzun asırların tecrübeleriyle ulaştığı rasyonel
ilkelere ihtiyacı var.Bunları anayasalara yazmak yetmez. Kurumlaştırmak, hayata
geçirmek lazım… Hatta bu da yetmez; siyaset sınıfının kalitesi, ahlakı, bilgi
ve donanım seviyesi, sorumluluk duygusu her şeyden önemlidir.
İSTİBDAT(DİKTA)
“Zenginleşmek için siyasi sistemin bir parçası haline gelmek gerektiği kanaati yaygın. Bu şekilde yozlaşma, rüşvet ve yolsuzluk bütün toplum için tepeden tırnağa bir hayat tarzına, bir geçim kaynağına dönüşüyor… Kısaca istibdat, hastalıkların hastalığıdır.”
Basının beşli çete dediği kişiler yahut 2005 yılında iflasın eşiğinde olan bir ailenin varlık fon üyeliğiyle birlikte ülkenin en zengin ailesi haline gelmesi örnekleri açıktır.
Siyasetin bu tehlikesini hisseden Bediüzzaman hazretleri "Euzü billahi menes siyasiyye" "Siyasetten Allah'a sığınırım" demiştir
28 Temmuz 2022 Perşembe
HAZRET-İ ALİ EFENDİMİZE METHİYE
O'ndadır feyz u hurrem, O' ndadır feyz ü kerem
O'ndadır feyzü himem, O'ndadır lütfu etemm
Damenin tut iste yardım, ta olasın muhterem
Şer'-i İslam'ı kapkara yüzlü eden, soysuz deni
Haşr olur Mervan ile , bin Kur'an yazsa dahi
TİŞÖRT YAZILARI
TİŞORT YAZILARINA KİM DUR DİYECEK...???
Konya Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi.Doç. Dr. Yağmur Küçükbezirci Hocamız
TİŞÖRT YAZILARINA KİM "DUR" DİYECEK! Diye bir yazı kaleme almış. Aynen katılıyorum.
Ahlâk ve Kültürümüze savaş açan bu yazıların farkında mısınız?..
Çocuklarımıza aldığımız TİŞÖRT'lerin ön veya arka yüzlerinde neler yazdığını biliyor muyuz?..
"Nereden bilelim?" diyeceksiniz, çünkü hepsi İngilizce, merak da etmiyoruz, ürün kaliteli olsun da!...
Bir gün, ortaokula yeni başlamış bir kız çocuğunun giydiği tişört dikkatimi çekmişti, arkasında "FOLLOW ME" yazıyordu, yani "Beni takip et!".
Serde öğretmenlik var ya! Çocuğa yaklaşarak:
"Kızım hangi okula gidiyorsun? Sınıfın kaç, Dersler nasıl?" gibi kısa sorulardan sonra dedim ki:
"Tişörtün çok güzelmiş ama arkasındaki yazı dikkatimi çekti, anlamını biliyor musun, ne yazıyor?"
"Hayır dedi, bilmiyorum, ne yazıyor?"
Cevaplamadan önce tekrar sordum:
"Peki, tanımadığın biri peşinden seni takip etse, memnun olur musun?"
"Hayır" dedi, "çok rahatsız olurum, üstelik korkarım"
"Ama" dedim, "tişörtünde İngilizce 'BENİ TAKİP ET' yazıyor."
Yüzü kızaran çocuk: "Öyle mi, bilmiyordum, annem almıştı da.." diyebildi ve yavrucağın utancından başı yere eğildi.
Ne hazindir ki, bunun farkında olmayan yüz binlerce aile var ve çocuklarını bu ahlâksızlığın aracı yapıyorlar, farkında değiller!..
Bu YOZLAŞMA'nın mutlaka önüne geçilmesi gerekiyor. Aksi halde, göz göre göre kendimizi ve yakınlarımızı ateşe atıyoruz, haberiniz olsun!
“Ben aç köpeğim” yazısı da olmuştur. Böylece, tişörtlerin üzerinde bulunan baskı, resim ya da yabancı dildeki yazıları daha detaylı olarak inceleyin, her tişörtü çocuğunuza giydirmeyin ya da giymeyin...
Yabancı dilde yazılı cinsellik içeren tişörtleri örneklendirirsek;
“Erkek Arkadaşım Kasaba Dışında”
“Erkek Arkadaşım Gelmeden Öp Beni”
“Rahatsız Etme Henüz Sarhoş Değilim”
“Maddiyatçı Kız”
“Bu Gece Boşum”
“Porno Yıldızı”
“Seni İstiyorum”
“Erkekler! Meşhur, Başarılı, Zenginseniz, Boştayım”
gibi İngilizce yazı yazan tişörtleri giyen insanlarımız ne yazık ki anlamlarını bile bilmeden rahat rahat çarşı pazar geziyorlar.
Bir teyzenin üzerinde “Porno Yıldızı” yazan tişört var, teyze habersiz tişörtünde ne yazdığından.
Otobüste giden bir vatandaşımızın giydiği şapkada “Kötü Kız” yazıyor...
Bir genç, camide namaz kılıyor tişörtünde ise “Dünyaya İçmeye, Dans Etmeye ve Cinsel İlişki Kurmaya Geldik” yazıyor...
Bir başka gencin tişörtünde "oral seks olur daha iyi iş" yazıyor...
Cinsellik mesajları içeren o kadar çok tişört yazısı var ki hatta bazılarını burada dile getirmekten hicap duymaktayım...
Birçok ailenin, çocukları ile birlikte izlediği bir dizide başrol oyuncusunun tişörtünün üzerinde “Hotmale, try it for free” yani “Ateşli Erkek! Ücretsiz Dene” yazıyor, bu yazıya yorum bile yapmıyorum…
Tişört yazılarında yer alan ve din karşıtı yazılar ve baskılar içeren mesajlar ise, gerçekten korkunç, alenen dinî değerler ile alay edilmekte, saf masum vatandaşımız ise bu oyunlara alet edilmektedir...
Örneklendirmek gerekirse; bir vatandaşımız camiye namaz kılmaya gidiyor ancak tişörtünün arkasında “God is Busy, Can I Help You?” yani “Tanrı Meşgul. Ben Yardımcı Olabilir miyim?” yazıyor ve şeytanı temsil eden kırmızı bir kafa resmi var...
Ateizme yönlendirmeye çalışan diğer bir tişört yazısı örneği ise şöyle:“Muhtemelen Tanrı Yok, Endişelenmeyi Bırak, Hayatını Yaşa” , “Korku Kul Yapısıdır, Din Korkudur.”
Diğer taraftan “Hayat Eğlencedir”, “Uyuşturucuya Güven” gibi bireyleri tamamen yaradılış amaçlarından uzaklaştıran ve bireylerin bilinçaltılarına olumsuz mesajlar gönderen tişört yazılarının çokluğu ve halkımızın bilinçsizce bu yazıları üzerilerinde taşımaları gerçekten çok üzücüdür...
Bu giysileri üreten firmalar bilinçli ya da bilinçsiz olarak maalesef bu küresel oyunun bir parçası olmakta, kültür yozlaşmasında maşa görevi yapmaktadırlar...
Peki sonuç olarak, bizler birey olarak neler yapabiliriz?..
Bu bağlamda, Türk Kültürü ile bağdaşmayan ve asla kabul etmediğimiz bazı yazıları üzerinde taşıyan insanların en azından bu yozlaşmanın bir parçası olmamalarını ve çevrelerindeki kişileri uyarmalarını sağlamak birey olarak hepimizin görevidir.
Doç. Dr. Yağmur KÜÇÜKBEZİRCİ
Konya Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi
27 Temmuz 2022 Çarşamba
PEYGAMBERE İTİRAZ EDEN SAHABENİN SONU
Gadir Hum mevkiinde Hz.Ali efendimize biat gerçekleştikten sonra Haris bin Numan el-Fihri isimli bir sahabe devesine binip öfkeli bir şekilde Peygambar (SAV) in yanına gelr ve devesinden inerek yüksek sesle Efendimize şöyle seslenir:"Ey Muhammed ! İlahi emirle O'ndan başka hiçbir ilahın olmadığına ve senin de O'nun peygamberi olduğuna inanıp şehadet getirmemizi istedin, getirdik.Beş vakit namaz kılmamızı istedin , kıldık, 1 ay ramazan orucu tutmamızı istedin tuttuk.Zekat vermemizi istedin verdik.Hacca gitmemizi istedin , gittik.Bütün bunlarla yetinmeyerek amcan olu Ali'yi yanına alıp elini kaldırdın ve "Ben kimin mevlası isem, Ali de onun Mevlasıdır" diyerek onu herkesten üstün ve büyük ilan ettin.Bu iş senin şahsi görüş ve isteğinmidir, yoksa gerçekten Allah katından bir emir midir?"
Efendimiz (SAV) o zaman :"Kendisinden başka hiç bir ilah bulunmayan O yüce Allah7a yeminler olsun ki , bunların hiçbiri benim yanımdan değil. bilakis Allah'ın emri ve katındandır" buyurdu.Bu kişi daha da öfkelenerek devesine binmeye gitti ve "Allah'ım eğer gerçekten muhammed'in dediği gibi , bu Gadir biatı senin emrinle olmuşsa , hemen şimdi ya gökten başımıza bir taş indir, ya da bize acıklı bir azap gönder" bir kaç adım yürüdükten sonra devesine ulaşmadan gökten başına bir taş inip onu yere serer.
mEARİC SURESİNİN 1,2,3 AYETİNİN BU NEDENLE NAZİL OLDUĞU ZİKREDİLİR(BİRİSİ, HUZURUNA YÜKSELMENİN BİR ÇOK YOLU BULUNAN Allah KATINDAN , KAFİRLER İÇİN GELECEK OLAN VE HİÇ KİMSENİN SAVAMAYACAĞI OLAN AZABIN İNMESİNİ İSTEDİ"
ŞAİR SAHABİ HASSAN'IN MEŞHUR GADİR KASİDESİDİR
Veda Haccı dönüşünde Gadir Hum mevkiinde meydana gelen hadise içinde olan Peygamber Şairi Hassan, bu hadise için bir kaside söylemiş ve ve kaside içinde, zuhura gelen hadiseler zikredilmiştir.
Nebileri haykırdı Gadir-i Hum' da onlara, ne güzel haykırıştı orada!
Cibril Rabbinin emriyle vahiy getirmişti Ona: Sen güvendesin, sakın ola ki tembellik yapma
Rablerinin sana indirdiğini bildir onlara, Orada da düşmanlarından sakın korkma!
Elini Ali'nin eline koyarak ayağa kalktı, Havaya kaldırıp en yüksek sesle haykırdı:
"Mevla'nızla Peygamberiniz timdir?" dedi. Orada kör gibi davranmayarak dediler ki;
"Şüphemiz ilahın Mevlamız , sen nebimizsin, Velayete karşı da hiç birimizi zıt göremezsin.
Ona dedi ki:"Kalk ey Ali , şüphesiz ki benbenden sonra seni imam ve rehber seçtim.
Ben kimin mevlası isem , bu da mevlası onun, Ona gerçek şekilde yardımcı ve takipçi olun!"
Orada, "Rabbim Ali'nin dostuna dost ol, Düşmanına da düşman ol" diye dua etti.
Ya Rabbi , ona yardım edenlere sen de yardım et!Karanlığı nurlandıran dolunaya yardımlarından"!
26 Temmuz 2022 Salı
CENAZE NAMAZI TEKBİR SAYISI
Sünni Kaynaklar cenaze namazı için 4 tekbir deselerde farklı durumlar vardır.Bu farklılıkların kaynakları ise
1- Abdullah b.Abbas'dan rivayet:"Hz.adem vefat ettiğinde Hz.Şit, Hz.Cebraüil7e "Onun cenaze namazını kıl" dedi.Hz.Cebrail ise Şit (a.s) 'e "Sen öne çık ve babanını namazını kıl.Ona 30 tekbir getir, onların beşi zaten cenaze namazı tekbirleri, diğer 25 tekbir ise Adem'in üstünlüğü için"
2- Caferi Sadık hazretleri buyurmuştur."Resulullah (SAV) bazılarının cenazesini 4, bazılarının da 5 tekbirle kıldırırdı.Ama birisinin cenazesini 4 tekbir ile kıldırdı mı o kişi münafıklıkla suçlanırdı"(Tarihi Taberi :1/161)
İmam Bakır hazretleri buyurmuştur:"Cenazenin 5 tekbiri vakit namazından alınmadır, her namazdan birer tekbir.
İmam Cafer-i Sadık hazretleri buyurmuştur:"Cenazelerinizi hangi sebebden dolayı biz 5 tekbir getirirken , muhaliflerimiz ise 4 tekbir getiriyor?Çünkü İslam7ın üzerine bina edildiği ana temeller 5 tir.Namaz, Zekat, Oruç, Hac ve Biz ehli Beytin velayeti.Allah da ölüye , her bir temelden 1 tekbir verdi.Siz İslam7ın beş temelinin hepsine inanırken , muhalifleriniz ise 4 üne inanıp birini (Ehli Beyt velayetini) inkar ettiler.Bu sebeble onlar cenazelerini 4, siz ise 5 tekbirle kaldırıyorsunuz."
ALEVİLERİ/BEKTAŞİLERİ CAMİLERDEN UZAKLAŞTIRAN NEDENLER
"Aleviler abdest almaz, namaz kılmaz, oruç tutmaz, gusul yapmaz, şehadet getirmez, helal -haram tanımaz " şeklinde bayatlamış iftiralar asırlardır söylenmiştir.Halbuki bu iftira yerine "Zamanımızın bazı alevileri namaz kılmıyor, namaza yeteri kada rönem vermiyor ya da biz onları aramızda görmüyoruz" şeklinde bir yaklaşım daha makulane ve adilanedir.
Tersinden söyleyelim,adına sünni denipte ailesindeki namaz kılanların durumu nedir? diye sual sorulsa herhalde söyleyecek bir cevabın olmaması gerekir.
Alevileri camilerden uzaklaştıran sebebler üzerinde kafa yorup hadiseye müsahamalı yaklaşmak gerekir.Yeni Asya gazetesinde bir reklam vardı.Camiden çıkan sakallı bir dedenin ağzından "Bir daha on beş temmuz hutbesi dinlemeyeceğim".Adına sünni denen siyasal iktidarın maaşlı memur ve tam destekcisi konumunda olan bir dini yapılanmanın sorgulanması gerekmez mi? Bu konu öncelikli değil mi? Alevilerin sünnilerle camide sıkça namazda bulunmamalarının nedenlerini sıralarsak:
1-:ir defa Allah7a tek ibadet etme yeri cami-mescit değildir.Caminin dışında her yerde ibadet mümkündür."Tüm yeryüzü bana ( ve ümmetime) temiz ve ibadet için secdegah kılındı"(Sahih Buhari 1/28 hadis no 328)
2- Birisini namaz kılarken görmememiz , o kimsenin namazsız olduğunu göstermez.Sizin namazda görmediğiniz, sizi de namazda görmüyordur.
3-)Hz.Peygamberin mübarek naaşı ortadan bırakılıp Sakife denilen toplantı yerinde hilafet ve siyaset çekişmesinin başladığı günden başlayan dinden sapmalar, Alevileri ister istemez hakim rejimlerin resmi cami ve mescitlerinden uzak tutmuştur.Çünkü Hakim iktidarlar camiyi kendilerinin arka bahçesi olarak kullanmıştır.
4-)Cuma hutbelerinde 83 yıl süren zalim Emevi saltanatı ve kısmen Abbasi saltanatının fasık, facir ve zalim hükumdarlarının adının okunması ,
5- Ashabdan başlayıp Emevilerle Abbasilerin abdest, teyemmüm , ezan , namaz, hac, oru, zekat ve cihat gibi , dinin ana konularında yaptıkları keyfi tahrifat ve tahribatlar. Değiştirilmiş bu tahrifatlar nedeniyle Ehlibeyt takipçisi Alevilerin bu ibadeti yapmayı caiz görmemeleri.
6- Gadir Hum mevkiinde Hz.Ali efendimize biat eden kimselerin iki ay sonra resulullah'ın vefatı ile biyatlarını inkar edip ters davranış içine girmeleri.
7-İmam Hüseyn efendimizin 71 kişi ile ve 12 imamın 11 nin bu ümmet tarafından din adı altında çok feci şekilde şehit edilmesi
8- Hz.Ali efendimize ve ehli beyt'e ait olması gereken mimberin 83 yıl boyunca Zalim Emeviler tarafında nişgal edilip ehli Beyt'e Cuma namazında açıkca lanet okumaları .
9- Emevi-Abbasi siyasi otoritelerinin çok sayıda fıkhi mezhep üretip Alevi-Ehli Beyt-Caferi mezhebine müsamaha etmeyip 4 Hak mezhep dışı batıl ve sapık mezhep sayması
10- Alevilerin temiz soy, takva, ilim, ve imamlık şartlarına sahip olduğundan emin olmadıkları birisinin arkasında namaz kılmayı dinen caiz görmemeleri, Camide imamlık yapan kimselerin çok kolay bir şekilde b insanları kürsüden murdar, sapık, kafir, mal ve can namusunun mübah olduğunu söylemeleri,
11-) Camileredik fiziki ve psikolojik taciz(öcüymüş gibi bakma, yerinden kalkma,saf edğiştirme, ayakkabısını çalma,halı ve camiyi yıkama, namazı tekrar kılma, namazlarını bozdu diye camiye gelmemeleri hususunda tahkir de bulunma ve tehdit..)
12-Din ve şeriat adı altında Alevilerin maruz kaldığı sayısız asimilasyon, baskı, zulüm, işkence, tehcir ve katliamlar.Zalim iktidarların, Alevilerin önderlerini şehit etmeleri, bu önderlerin ilim, medrese ve kitaplardan mahrum bırakılmaları.
İBADET NEDİR?
İbadeti sadece namaz,oruc,Hac şeklinde anlayanlar ibadeti daraltanlardır.Kur'an okumak, dua etmek, Allah'ı zikir ve tesbih etmek, Efendimize ve Ehli Beyt7e salavat getirmek, hayır yapmak, türbe-kabir ziyaretinde bulunmak, muhtaçlara yardım etmek, akraba ve hastaları ziyaret etmek, helal kazançlı bir işte çalışmak, yararlı kitap okumak, güzel söz söylemek, ikramda bulunmak, tebessüm etmek, selam vermek, ağaç dikmek, ihtiyar,hasta ve engelli birini karşıdan karşıya geçirmek, yoldaki bir taşı çiviyi kaldırmak, çevreyi temiz tutmak, boşa yanan elektriği, boşa akan çeşmeyi kapatmak gibi insanoğlunun yararı olan her şey ibadettir.
25 Temmuz 2022 Pazartesi
SAHABE KİMDİR?
Sulandırılan kavramlardan biriside Sahabe olmak mevzuudur."Resulullan'ı gören kişi Sahabedir" denirse yu tarif yetersiz olur.Çünü Allah'ın Resulünü gören kafir, müşrik, Hırıstiyan yahudi ,Mecusi,Sabii, münafık efendimizi görmüştür.Bu nedenle sahabe kavramını sağlam bir temele oturtmak gerekir.bu büyük şerefe nail olabilmek için Hz.Peygamber ile iman etmiş bir şekilde görüşmüş olma, Onun kutlu izinden yürüme ve aynı şekilde sağlam inanç üzerine ölme şartı olması gereklidir.Efendimizi görüp görüşenler içinde nice cahil, fasık, facir, zalim, zındık ve münafıklar vardır.Onların hiçbirinin sahabe sayılıp saygınlığının olmaması gerekir.Keza efendimiz zamanında mümin, mücahit,ve muttaki görünmesine rağmen , Onun gıyabı veya vefatından sonra , eski cahiliyye hayatı veya şirke geri dönen sahabi denilenleri de bilmek gereklidir.
"Muhammed ancak bir peygamberdir.Ondan önce de peygamberler gelip geçmişti.O ölür yahut öldürülürse geriye mi döneceksiniz? Geriye dönen , Allah'a hiçbir zarar vermez.Allah şükredenlerin mükafatını verecektir"(Ali imran 144)
Allah'a , Resulullah'a ve Ehli Beyt'e tam olarak iman etmiş, onların safında durmuş, dostlarını dost, düşmanlarını düşman bilmiş, hayatı boyunca onların emir ve yasaklarına uymuş , dünyaya meyledip iki kutsal emanet olan Kur'an ve Ehl-i Beyt'e ihanet etmemiş her sahabeyi SAHABE olarak kabul etmek gerekir.
"Bedevi araplar inandık dediler.De ki: siz inanmadınız , fakat teslim ve Müslüman oldukt" deyin.Çünkü henüz iman kalbinize girmiş değildir"(Hucurat 14) Bu ayeti sahabi ölçüsünde kullanmak gereklidir.Çünkü Resulullah7ı görmüş ve müslümanık diyen sayısız insan mevcut olduğundan, Ehli Beyt'e kılıç çekmiş,ahiretlerini dünya menfeatı için satmış, yalan yanlış hadis uydurmuş kimseleri sırf Resulullah7ı gördü diyerek SAHABE KABUL etmek fazlaca saflık olur.
" Kıyamette Kevser havuzunda , benim ashabımdan bazı kişiler geleceklerdir.Onları gördüğümde ve bana sunulduklarında , yanımdan çekilip(azaba) alınacaklardır.Ben de diyeceğim ki .Ey Rabbim, bunlar benim ashabımdır, bunlar benim ashabımdır.Bana denilecek ki : Senden sonra bunların ne yaptıklarını bilmiyorsun"(buhari 6211-6212-6642.) Müslim 249.-2290-23297-2304 İbni hanbel 41/388)
Demekki Kevser havuzundan kovulup azaba gönderilen de sahabe
AYRIMCILIĞI KALDIRMAK İÇİN
İslam Dinine mensuplar arasında ayrımcılığa neden olan konuların en başında mezhepler gelir.Acaba "Hak mezhep 4 tür" kelimesi nerden çıkmış ve aklımızda yer etmiştir. Mezhep hadisesinin Efendimiz (SAV) den sonra ortaya çıktığı bir vakıadır.Ancak Emevi saltanatı ve Abbasi zulmü de bir gerçektir.Siyasi iktidara arka verenler, rakip gördüklerini sahneden silmede mezhepçiliği vasıta kullanmışlardır.Asırlar boyuda mezhep hadisesi ayrımcılık olarak kullanıla gelmiştir.Dört hak mezhep'e "Hak" giysisini giydirip dışındakileri yolun dışına itmek çok kolay olmuştur.Hak dört tane olmaz.Bir tane olur.Ancak bunu bugün kim dile getirebilir.Beklediğimiz sahibüzzaman zahire çıktığında olacak diye beklemekteyiz.
Müfessir ve tarihci Zemahşeri yaşadığı devirde bundan dert yanmış ve duygusunu şöyle anlatmıştır:
Şüphe ile ayrışma aldı başını gidiyor, herkes de doğru yolda olduğunu sanıyor,
Ben ise Allah'dan başka ilah olmadığına ve Muhammed le Ali' nin sevgisine tutundum.
Bir köpek bile ashab-ı kehf sevgisiyle kurtuluşa ererken, ehli - beyt sevgisiyle ben hiç kaybedenlerden olur muyum?
Ehli Beyt'in 6 ncı imamı olan Cafer-i Sadık hazretlerine ömrünün son iki yılı talebelik yapan Ebu Hanife hazretleri "Son iki senem olmasaydı Numan helakte idi" sözünü söylemiştir.
HZ.PEYGAMBER'İN VASİYYİ
Selman-ı Farisi diyor ki ,Peygamber'e dedim:"Ya Resulullah! her bir peygamberin vasiyyi vardır, senin de vasiyyin kimdir?" Hz:Peygamber buyurdu ki:"Ey Selman! Musa'nın vasiyyinin kim olduğunu biliyormusun?. "Evet Yuşa' bin Nun'dur" dedim. Resulullah (SAV) buyurdu ki "Şüphesiz ki benim de Vasiyyim, sırrımın sahibi, benden sonrakilerin en üstünü , emanetlerimiyerine getirecek ve borcumu ödeyecek olan Ali bin Ebi Talip'tir"
(Taberani Mu'cem-i Kebir 6/221,Heysemi Mecmeu'z Zevaid 9/213,Taberi Er-Rıyad En-Nadıra 3/183)
PEYGAMBER SAV'E VASİYET YAZDIRILMAMASI HADİSESİ
Sahih hadis kitaplarında geçer.Abduullah İbni Abbas'dan rivayettir.Dedi ki :Resulullah son günlerinde evinde iken , yanında içlerinde Ömer b.Hattab'ın da olduğu kişiler vardı.Nebi (SAV) "Bana bir kalemle kağıt getirin , size öyle bir kitap yazayım ki , ondan sonra asla sapıklığa düşmeyesiniz".Ömer dedi ki "Peygamberin acıları ona ağır gelmiştir, hem Kur'an yanımızdadır, Allah'ın kitabı bize yeter" Evin içindekiler ayrılığa düşüp şiddetli tartışmaya girdiler.Kimileri "Hz.Peygambere istediğini verin siz, ondan sonra sapıklıktan koruyacak şeyi yazsın" dedi.Kimileri de Ömer'in dediğini (yani ağrıları vasıtasıylya isteğini yerine getirmeyin , o vasiyeti yazmasın.ona ihtiyacımız yok, elimizdeki Kur'an bize yeter) dedi.Peygamber yanında münakaşaartınca Hz.Peygamber (SAV) "Kalkın, buradan çıkın" buyurdu.İbni Abbas diyor ki, "Oradakilerin şiddetli tartışma ve münakaşalarından dolayı, Peygamberimiz yazmak istediği o vasiyetinin engellenmesinden daha büyük hiçbir bela ve musibet yoktur" İbni Abbas Perşembe günkü o en büyük musibet gününü hatırladığım zaman hüngür hüngür ağlayıp kahrolduğunu yazar.
Buhari 1/22-37,4/31-66, 5/137-138,7/9.Sahih müslüm 5/75-76..İbni Hanbel 1/325..
24 Temmuz 2022 Pazar
ALİ ÖZTAYLAN
Bazı insanlar, genelevdeki hanımlar için görevlidirler.Ali Efendi hazretleri mübarek gün ve gecelerde bu kadınlara hediye gönderir ziyaretlerine giderlerdi.Tüm erkeklerin zalim nefisleri için onlardan özür dilerdi.Kadınlar ağlaşır imiş.şöyle der imiş:"Eğer o hanımlar olmasa evlerimizdeki anne, hanım ve kız evlatların namusunu koruyamazdır.Bu düşmüş hanımlar dünyadaki en zavallı kişilerdir.B hanımlarda ana yok, baba yok,kardeş-evlat yok kimsesizler." Bu hanımlar vefat ettiğinde Jandarma Ali efendiye haber verirmiş ve onalrın defin işlemini Ali efendi ifa eder, cenaze namazlarını kıldırır, kabirlerine indirir imiş.Dışarıdan bakan bu hanımlara ne gzle bakar ama bak Allah ne yapıyor, cenazesini nasıl kimler kaldırıyor.Bu Allah7ın işi kimsenin aklı sırrı eremez"
ALİ ÖZTAYLAN EFENDİYE SORULAR
"Miracın bedenlemi yoksa rüyada mı olduğunu "soran kişiye:
"Herkes mertebe ve kabiliyetine göre miraç yapar, kimi bedeni ile miraç yaparken kimi hayalinde kimi rüyasında .Bir mürşidin yüz tane müridi olsa ; yüzü de aynı rüyayı görse, her birinin mertebesi farklı olduğundan , her birine farklı yorum yapılır.Çünkü Allah, bir yarattığını bir daha yaratmaz"
ALİ ÖZTAYLAN HAZRETLERİ
Ali Öztaylan efenhdi hazretleri Bandırmada yaşamış bir Allah dostudur.Sami Efendi hazretleri,Ahıskalı Ali Haydar hazretleri irfan dünyasındaki ışıklarıdır.Mahmut Ustaosmanoğlu'nu Ahıskalı hazretlerine sevk edendir.Neyzen Tevfik' in gönül dünyasında yer etmiş insanlardandır.Mehmet Medli dede'nin ahbabıdır.Oğlu Cemal Taylan bir dönem Anap ta milletvekilliği ve Balıkesirde belediye başkanlığı yapmış bir şahsiyettir.Ali efendi hazretleriyle alakalı olarak Sufzm ve İnsan dergisinde 11 Eylül 2012 de yayımlanan yazıda Nurcihan demirci bağlı olduğu bu zatı şöyle yansıtmıştır:
"Ali Amca konuyu açmak için sık sık şöyle derdi:"Evladım senin efendin (senin)kim olduğunu biliyor mu? "Hayır" derdim,"bilmiyor".devam ederdi."Evet bilmez..Aynı yastığa baş koyarlar ama efendi hanımını, hanımı efendisinin kim olduğunu bilmez.Anababa evladının, evlad anababanın kim olduğunu bilemez.Bu öyle bir garip dünyadır işte" derdiniz.
Akabinde size hay olan Arabacı İsmail Efendi adındaki dostunuzu anlatırdınız..Hem teyyaresi- hem de tahtı vardı derdiniz.Vefat edeceği zaman siz dostlarını evine davet etmiş ..Ailesini dışarıya çıkartmış.Ve sizleri sabaha dek dünya ülkelerinde tek tek seyahat ettirmiş..Emaneti sizin kollarınıza teslim etme görevinin de size verildiğini sabahında söylemiş....Cenaze namazını kıldırmışsınız , tabut kolları üzerinde götürülürken Arabacı İsmail Efendi birden tabutun kapağını kaldırarak ayağa dikilmiş hani:"Aliciğim ben ölmedim ki , beni nereye götürüyorlar" demiş..Sizde böyük bir keyifle anlatırdınız.."Çabuk yat aşağı , ahengi bozma " dedim..Sonra Arabacı İsmail efendi sizi, ışık halinde gelip ziyaret etmiş ve "Ben ölmüşüm Aliciğim, hatırlamıyorum.Lütfen bana nasıl öldüğümü anlatırmısınız? demiş..Bir zaman sonra , onun askeri komutan olan evladı sizi ziyarete gelmiş.."Ali Efendiciğim, benim babam büyük bir zat imiş ama ben onu bilemidim.lütfen babamı bana anlatırmısınız nasıl biriydi babam?"..diye size sormuş."Evladım siz komutan olarak babanızın yanına geldiğiniz için onu anlayamadınız oysa onun huzuruna er olarak çıkmak lazımdı ki babanızın kim olduğunu bilebilesiniz.." demişsiniz
Birde kandil ve mübarek gecelerde mezarlıklara gidermişsiniz dostlarınızla ve seslenirmişsiniz"Var mı dost arayan?" ve sabaha kadar o mezarlıklarda ne büyük neşeler olduğunu anlatırdınız daima..
Size sormuştum bir defa :"Neden erkek ve kadınlar bu kadar zıtları ile evleniyorlar.çok acı çekiliyor".Tebessüm ederek şöyle demiştiniz, muhteşem bir cevaptı ve ağır anlamlıydı.."Evladım biri diğerini insan yapsın diye öyle veriyorlar.Aynı frekansta evlilikler çok nadirdir.Böyle evlilikleri melekler kıskanır, melekler ziyaret edip tavaf ederler- gıpta ile seyrederler" demiştiniz.İnsan o zaman düşünüyor imtihan eden mi yoksa imtihan olan mı hakikatte insan diye..
Bana anlatmıştınız:
"Dost ayıp aramayan ve ayıbı görmeyendir...Kıyafeti şöyle açık saçık demeyendir...Dostu elinde rakı kadehi ile gördüğünde ayran içiyor diyebilendirdost..Eğer kıyafeti seni rahatsız edecek açıklıkta ise örtünmüyorsa bu göz kapakları niçindir, göz kapaklarını indiriver sen onu ört evladım"
23 Temmuz 2022 Cumartesi
ŞAHISLARI TANIMAK İÇİN
"Hak ile batıl kişilerle bilinmez.Ama sen , önce hakkı bilirsen onun ehlini tanırsın, batılı da bilirsen, onun ehlini tanırsın"(Hz.Ali efendimiz)
Hak ile batılı, dost ile düşmanı ve doğru ile yahlışı, kim olursa olsun şahısların söz ve icraatlarının kıstasından değil , şahısları hak ile batılın şaşmaz kıstasından tanımak lazımdır.Aksi halde tüm gerçekler ters yüz olur ve öyle anlaşılır.