BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2022 Çarşamba

SADAKAT İMTİHANI

 Büyükler, kendilerine hizmet eden insanları bazen imtihandan geçirirler,acaba kızacak mı? darılacak mı? yoksa küsüp gidecek mi? sdiye.Zübeyir Gündüzalp Bediüzzaman hazretlerine 24 saat hizmet eden bir insan.Bir gün üstadın odasını temizlemiş , dışarı çıkarken üstad arkadan:"Zübeyir" diye çağırır.Zübeyir Gündüzalp derhal döner ve "Buyur üstadım" der."Burada benim param vardı; bunu herhalde sen çaldın?" demiş ve yanından kovmuş.Gündüzalp'in dünyası yıkılmış, başı dönmüş taş gibi kapının önünde kalakalmış.Bir zaman sonra Üstad kapısını açtı .Tebessüm eden bir çehreyle geldi,onu kucaükladı, alnından öperek iltifat etti.Büyükler böyle şeylerle onun sadakatını ölçüyorlar "Bakalım kızıp gidecek mi?" diye

9 Ağustos 2022 Salı

İTİDAL-İ DEM

 Üstad Bediüzzaman'ın konuşmalarının bir çok yerinde "itidal-i dem" kavramı geçmişti.Bunun manasını,üstaddan sonra yolu devam ettiren Zübeyir Gündüzalp'e bunun manasını sordular.Bunun üzerine Zübeyir Gündüzalp şu olayı anlattı:Bir gün Isparta'da akşam namazını kıldık.Namazdan sonra üstad sandalyeye oturdu.:"Zübeyir' dedi.Şimdi İngilizler ve Fransızlar teyyareler ile gelip burayı bombalayacaklarının haberini alsan, derim ki: Zübeyir, yap bir kahve!' bunu derken ayak ayak üstüne atmıştı.İşte itidal-i dem budur.

7 Ağustos 2022 Pazar

ALLAH ADAMI İNCİNİRSE

 Sayısız örnekleri tecelli etmiştir.Üstad Bediüzzaman hazretleri ilk defa oy kullanmak ister.Isparta'da bulunmaktadır.1957 seçimleridir.Önce oy sandığının kendi bulunduğu yere getirilmesini ister.Bunun mümükün olmayacağı izah edilince hazret kendisi gider.Zayıf ve hastalıklı olduğu için kendisine Zübeyr Gündüzalp refakat eder.oy kabinine girince "Demokrat partinin pusulası hangisidir?" der.yardımcısı verir ve oyunu kullanır.Ancak kendisine oy verdiği demokrat parti,Ankara seyahatında radyodan Ankara'ya girmemesi için haber niteliğinde açıklama yapar.O esnada üstüd Ankara girişindedir.Polisler aracının önünü keser ve Emirdağ'a  geri dönmesini ister.Şöyle söyler:"Bu emri veren Vali ya koministtir ya da masondur.Böyle keyfi bir emri dinlemiyorum.böyle bir hükümeti de tanımıyorum.Menderes hükümetinin böyle bir karar almasını içine sindiremez.Geri dönerken yol boyunca tüm emniyet ve jandarma seferber olmuştur.bu takip geceyarısı Emirdağ'e girinceye kadar devam etmiştir.Üstad, bu son hadise üzerine hem kendi vefatını hemde Menderes7in akibetini haber veren bir cümle sarfeder:"Ben gidiyorum, Menderes de arkamdan gelsin".Bu hadiseden bir kaç ay sonra üstad vefat eder.Arkasından 27 Mayıs ihtilali olur ve Menderes idam edilir."Menderes arkamdan gelsin" sözü bu şekilde gerçekleşir.

8 Temmuz 2022 Cuma

BEDİÜZZAMANIN DÜŞÜNCELERİ

 Şu esaslara dikkat etmek lazımdır.Allah'a abd(kul) olana, her şey musahhardır(emrindedir),olmaya her şey düşmandır.Her şey kaderle takdir edilmiştir.Kısmetine razı ol ki rahat edesin.Mülk Allah'ındır. sende emaneten duruyor.O emaneti ibka edip(Baki kılıp)senin için muhafaza edecek.Sende kalırsa meccanen zayi olur,gider.

Ahirette seni kurtaracak bir eser olmadığı takdirde , fani dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme

*Dünyayı kesben(çalışma bakımından) değil, kalben terk etmek lazımdır.

*Bana ıstırap veren , yalnız İslam'ın maruz kaldığı tehlikelerdir.Eskiden tehlikeler hariçten gelirdi, onun için mukavemet kolaydı.Şimditehlike içerden geliyor.; kurt gövdenin içine girdi.Şimdi mukavemet güçleşti.Korkarım ki cemiyetin bünyesi buna dayanamaz.çünkü düşmanı sezmez.Can damarını koparan  kanını içen en büyük hasmınını dost zanneder.Cemiyetin basiret gözü böyle körleşirse , iman kalesi tehlikededir.Benim yegane ıstırabım budur.Yoksa şahsımın maruz kaldığı meşakket ve düşünceleri düşünmeye vaktim bile yok.Keşke bunun gibi bin misli meşakkete maruz kalsam da , iman kalesinin istikbali selamette olsa.Büyük kafaları gaflet içinde görüyorum.Onun için ben yalnız iman üzerine mesaimi teksif etmiş bulunuyorum.

Risale-i nuru anlamıyorlar yahut anlamak istemiyorlar.Beni, skolastik bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar.Bütün müspet ilimlerlemeşgul oldum.

*Medeniyeti almakta Japonlara iktida(uymak) bize lazımdır ki , onlar Avrupa'dan medeniyetin güzellikerini almakla beraber , her kavmin  mayeyi bekası(devamının mayası olan milli adetlerini muhafaza ettiler.

*Bu vatanda küfr-ü mutlaka karşı  iman ve islamiyetten başka bir din , bir mezhep olamaz.Olsa, dini bırakıp koministliğe girmektir.Çünkü hakiki bir müslüman hiçbir zaman Yahudi ve Nasrani olamıyor, olsa olsa dinsiz olup tam anarşist olur. 

*Nasraniyet(Hırıstiyanlık) ya sönecek veya istifa edip(saflaşıp) İslamiyete karşı terki silah edecektir.Nasraniyet bir kaç defa yırtıldı.Protestanlığa geldi.Protestanlık ta yırtıldı Tevhide yaklaştı.Tekrar yırtılmaya hazırlanıyor.Ya intifa bulup sönecek, yada hakiki hırıstiyanlığın esasını toplayan islam hakikatlarını karşısında görecek teslim olacaktır.

BEDİÜZZAMAN'IN BAZI DÜŞÜNCELERİ

 Mürşid alim, koyun olmalı, kuş olmamalı(çünkü koyun kuzusuna süt, kuş yavrusuna kay(kusmuk) verir.

*Menfeat üzerine dönen siyaset canavardır.

*Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.

*Herşeyi maddede arayanlarınakılları gzlerindedir; göz ise maneviyatta kördür.

*İslamiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez; gündüz gibidir;göz yummakla gece olmaz.Gözünü kapayan yalnız kendine gece yapar.

Medenilere galebe çalmak ikna iledir.Söz anlamayan vahşiler gibi icbar(zorlama) ile değildir.

*Biz muhabbet fedaileriyiz, husumete vaktimiz yoktur.

*Zaman ilerledikçe Kur'an  gençleşiyor.

CELAL BAYAR'A TEBRİK

 14 Mayıs 1950 de Demokrat Parti iktidara gelince Bediüzzaman Said nursi hazretleri Celal Bayar'a bir tebrik telgrafı çeker.Celal bayar'da teşekkür telgrafı gönderir. Bediüzzamanın , Celal Bayar7a bu telgrafı çekmesinin sebebini şöyle izah eder:"Şimdi Halkçılar, Demokratlara, 'Said ne sizdendir, ne bizdendir.Onun gayesi ve maksadı ayrıdır..O , ayrı bir gaye peşindedir' diyerek onları kandırırlar, ellerindeki devlet kuvvetini dindarların  ve Nur talebelerinin aleyhine kullandırırlar.Tebrik telgrafını alan demokratlar, onlara 'Said bize dosttur'derler; devlet kuvvetlerini yanlış olarak dindarların aleyhine kullanmazlar"

DOSTLARIM İNTİKAMIMI ALMASIN

 Dinin hakikatını yaşayıp tebliğ edenler daima mevcut rejime rahatsızlık vermiştir.ve Ülkemizde bu zatlar "siyasi bir cemiyet kurmak ve rejime aykırı fikirler yayınlamak"la suçlanırlar.Takibat ,sürgün,hapis kaderleri olmuştur.Afyonun soğuğu meşhurdur.23 Ocak 1948 de Afyon hapishanesinde etrafın buz tuttuğu koşullarda sağlıksız bir koğuşta , yalnız başına perişanlığa terkedilen ve görüşmek isteyenlerin şiddetli cezalalara ve öldürülesiye  dayaklara maruz bırakılan Bediüzzaman Said Nursi hazretleri ,20 yaşlarında olan Mustafa sungur'a şunları söyler:"Belki hayatta kalamayacağım.Bütün mevcudiyetim, vatan, millet,gençlik ve alemi islam ve beşerin (insanlığın) ebedi refahı ve saadeti uğrunda feda olsun.Ölürsem, dostlarım intikamımı almasınlar."

7 Temmuz 2022 Perşembe

MAYMUN'A AĞIT

 maymuna Mersiye namıyla Bediüzzaman said-i nursi hazretleri söylemiştir.Mersiye yazılan maymun, Yunan Kralı 1.Aleksandros'u ısırıp ölümüne neden olan maymundur.Tabi maymunda hemen öldürülmüştür.üstad Bu maymun'a mersiye yazar:

Ey Mesut ve baytiyar maymun,

Mü'minleri memnun, kafirleri mahzun

Yunanı da mecnun eyledin.

Öyle bir tokat vurdun ki ,siyaset çarkını bozdun

Loyd George'u kudurttun, Venezelos'u geberttin.

Mizan-ı syasette pek ağır oturdun.

Cennetle mübeşşer olan hayvanların isrine gittin.

Cennette saidsin, çünkü gazi, hem şehidsin

HER SUALE CEVAP VERİLİR ANCAK HİÇ SORU SORULMAZ

 Bediüzzaman said Nursi hazretleri 1907 yılında İstanbul'a geldiğinde hayali doğu'da Medresetüz Zehra isimli bir üniversite kurmaktır.Fatih semtinde şekerci Hanına yerleşir.Hanın kapısına da bir levha asar:"Burada her suale cevap verilir, fakat hiç soru sorulmaz"

Aslında daha küçükken Efendimiz SAV 'i rüyasında görmüş, ondan ilim talep etmesi üzerine Cenab-ı peygamber  ona "Kimseye sual sormamak şartıyla , sana istediğin Kur'an ilmi verilecektir" sözünün bir gereği olarak bu levhayı asmıştır.

BEDİÜZZAMANIN DÜŞÜNCESİ

 Son asrın müceddidi olarakda kabul edilen Bediüzzaman said Nursi hazretleri "dinin yeni bir öğretim metoduyla anlatılması"düşüncesindedir.bu yeni usule göre  "dinin gerçekleri , asrın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde müspet ilimler muvacehesinde ispat edilerek verilmeli"dir.bu devirde hem dini ilimler hem de müspet ilimler  bir arada okutulmalıdır.Böylece "mektepliler dinsiz olmaktan, medreseliler de taassuptan kurtulacaklar" dır.

"VİCDANIN ZİYASI DİN İLİMLERİDİR, AKLIN NURU MEDENİYET FENLERİDİR.iKİSİNİN İMTİZACIYLA(kaynaşmasıyla)hakikat tecelli eder.İftirak ettiklerinde(ayrıldıklarında)birincisinde taassup, ikincisinde hile ve şüphe tevellüt eder.

5 Ocak 2022 Çarşamba

DENİZLİ'DE ALTMIŞİKİ MEDRESE

Tevhidi tedrisat kanunun yürürlüğe girmesi üzerine Denizli'de tam altmış iki medrese aktif olarak mevcuttu.Denizlide sürgünde olan Bediüzzaman  kaldığı otel odasının penceresinden dışarıya bakarak buhları söylemişti."Bu sebebden ben muallimlere dargınım" demişti.
Bediüzzaman Denizli'de iken yanına gelen polis müdürüne, hiddetle "Git temizlen de gel" diye çıkışmış, adam hakikatten temiz değilmiş, 

"BEN NAMAZA GİDİYORUM,SİZ KARARINIZI VERİN"

 1952 yılında Sirkeci de büyükpostahanenin üstündeki ağır ceaza mahkemesinde Bediüzzaman hazretlerinin  yargılandığı dosyanın karar duruşmasıdır.İkindi namazının vakti girmişti.Üstad ayağa kalktı mahkeme heyetine "Siz kararınızı veriniz, ben namaza gidiyorum"^dedi ve yürüdü gitti.Verilecek karar hiç umurunda değildi.Belki mahkumiyet vereceklerdi.İdam bile verseler aldırdığı yoktu,. 

7 Kasım 2021 Pazar

BEDİÜZZAMAN SAİT NURSİ HAZRETLERİ

 Bediüzzaman hazretleri , Ali Fuat başgil, Necib Fazıl gibi isimler için söylemiş:"Bunlar eski zaman evliyası gibi kardeşim" demiş.Ali İhsan Tola'nın hatıratında belirtiler:Üstadın yargılandığı Denizli mahkemesinde tesettürsüz bir hakime hanım varmış.Bediüzzaman hazretleri o hanıma selam göndermiş.Ali İhsan Tola' da tesettürsüz diye selamı götürmemiş o hakimeye.Ancak Üstad, o hakime hanımın verdiği karar sayesinde bir çok insanın hakkının kurtarıldığını söylüyor..Ondan sonra Ali İhsan tola hakime hanımın ziyaretine gidip selamı götürüyor.Hakime hüngür hüngür ağlıyor.Hatta "Ben neden Sedirkent'e hakim oldum.Keşke köyümdeki Hasan ile evlenseydim, ahiretimi mahvediyorum diyordum.Bu selam beni rahatlattı şimdi" demiştir.

19 Temmuz 2021 Pazartesi

BİNLERCE KERAMETE DENK OLAN ŞEY

 İimam Rabbani hazretleri buyurmuştur:"İman hakikatlarından bir meselenin inkişafını, binlerce zevklere ve kerametlere tercih ederim.Zira bütün tarikatların amacı ve sonucu imanı muhafaza edip inkişaf ettirmektir"

Bediüzzaman Said Nursi hazretleri buyurmuştur:Eğer Şeyh Abdülkadir Geylani,Şahı nakşibend ve İmam-ı Rabbani gibi zatlar bu zamanda olsaydılar, bütün himmetlerini hakayıkı imaniyyenin  ve akaidi İslamiyyenin takviyesine sarfedeceklerdi.Çünkü ebedi saadetin medarı onlardır.Onlarda kusur edilse ebedi düşmanlığa sebebiyet verir.

16 Haziran 2021 Çarşamba

NEFSİNE PAY ÇIKMASIN DİYE GİZLİ TUTULANLAR

Bediüzzaman Said Nursi hazretlerine hizmet eden talebeleri içinde Ceylan Çalışkan vardı.Bu şahsiyet,Üstadın vefatından sonra 1963 yılında Bakırköy istikametine giden bir minibüste trafik kazası sonucunda vefat eder ve nüfus cüzdanının arasında bir pusula vardır.Pusula Bediüzzaman'a ait yazıdır:"Ceylan benim vekilimdir. Nur'a ait işleri benim hesabıma yapar". Bu vesikanın varlığından vefat anına kadar kimsenin haberi yoktu.Merhum Ceylan Çalışkan kendisine itibar artsın,nefsine bir pay çıksın istemediğinden bu vesikadan hiç söz etmemişti.Bu kadar riyasız olmak ve samimi olmak imanı tam olan kalplerin sahibine ait olabilir. Mürşit vefat etmeden bazılarının yahut vefatından sonra bir çoklarının "Ben vekiliyim" diye ortaya çıkanları gördüğümüzde Ceylan ağabeyin değeri çok daha iyi anlaşılır.

15 Haziran 2021 Salı

HİZMETLERİN SINIFLANDIRILMASI

Bediüzzaman Said Nursi hazretleri sağ elini göstererek şöyle dedi:"Başparmak hukukullah, işaret parmağı hukukı Resulullah,orta parmak hukuku üstad,yüzük parmağı hukuku valide,küçük parmak hukuku peder.Baş parmağını işaret ederek Hukukullah hepsinden mukabildir ve hepsinden önce gelir.

BİRAZ DAHA ANLASAN"OLDUM" DERSİN

Bediüzzaman hazretleri talebelerine ders yaptırırken dersin sonunda, dersi anlayıp anlamadıklarını talebelere söylerdi. Üstada bir ömür hizmet eden Bayram Yüksel'e aynı soruyu sorunca Bayram ağabey:"Hayır anlamadım" dedi. Üstad ona hafifçe bir tokat aşketti."Keçeli, keçeli , sen mükemmel anladın.Anladığın kadarı yeter sana.Eğer daha çok anlasan "Bu bana yeter artık" dersin."Yetiştim" diye gidersin. Böyle istihdam olamayacaktın. Bir bahçeye girenler boyları nisbetinde meyvelerden istifade ederler. Boyu uzun olan yüksek dallardan, kısa olanlar ise aşağıdaki dallardan koparıp yerler. Bir kısmı da koparamaz, meyveleri çiğner. Sen koklasan da sana yeter. Kanaat et, şükret" diye nasihat etmiştir.

13 Haziran 2021 Pazar

TÜRKİYE'DEN GİTMEYE İZİN YOK

Bediüzzaman Said Nursi hazretlerini ziyarete gelen Said Özdemir,hazrete Hicaz'a gitmek istediğini söyledi.Üstan:Niye? diye sordu.Said Özdemir :"Efendim memleketin halini görüyorsunuz,Gittikçe daha da fenalaşacak.Orada olsam çocuklarım da kurtulur ben de" diye cevap verdi. Üstad hazretleri buyurdular ki; -Kardeşim, ben orada olsam buraya gelirdim.Alem-i İslam'ın kapısının kilidi Türkiye'dir. Bu kilit bu kapıyı Alem-i İslam üzerine açar. Katiyyen buradan gitmek için izin yok. Emirdağ'da kendisini ziyaret eden Pakistan Maarif Bakan vekili Seyyid Ali Ekber şah,üstadı Pakistan'a davet etmişti.Bu daveti kabul etmedi ve :"Kardeşim , Ali Ekber Şah! Bu hizmetleri göğüs göğüse yapmak gerekiyor.Siperin arkasından hizmet olmaz.Esas hastalık burada başladı.Ben Mekke'de de olsam buraya gelirdim.Asıl hizmet buradadır,cephe buradadır, Mekke'de, Medine'de ,Pakistan'da fevkalade hürmet görür,hiçbir sıkıntıya girmeden şahsi kulluğunu yapmaya çalışır, manevi makamlara ermeyi düşünebilirdi.Yirmi sekiz yıllık horlanmalara,sürgünlere, hapislere katlanmaz, bir cani gibi muamele görmezdi

ÖLDÜRÜLEN KERTENKELE'NİN SORGUSU

Sorgulamayı yapan Üstad Bediüzzaman hazretleri.Kendisini virdini,zikrini eda ederken talebelerine"gidin etrafda dolaşın" der.Talebelerinden birisi gezinti esnasında bir kertelenkeleyi öldürür.Dönüşlerinde üstad talebelerin ne yaptıklarını sorgular.Kertenkeleyi öldürme hadisesi nakledilince üstad çok üzülür."Evini harap etmişsin" der.Kertenkeleyi öldüren talebe "Bizde yedi kertenkeleyi öldürenin bir hac sevabı kazanacağnı söylerler" diye cevap verince :Üstad :"- Otur da konuşalım kim haklı kim haksız" der ve sorgulama başlar: -O hayvan sana taarruz etti mi?(saldırdı mı) -Hayır -Elinden bir şeyini aldı mı? -Hayır. -O hayvanın rızkını sen mi veriyorsun? -Hayır -Senin mülkünde mi arazinde mi geziyordu? -Hayır -Senmi yarattın? -Hayır -Bu hayvanların niçin yaratıldığını, yani fıtri vazifelerini biliyormusun? Talebe bu sorularla nasıl bir hataya düştüğünü fark ediyor,ikna oluyordu.Zira Rabbine ait, O'nun bin hikmetle ve maslahatla yarattığı hayatı söndürdüğünü , antika bir sanatı mahvettiğini anlamış,susmuştu.Suçluydu,diyecek sözü yoktu. Üstad:"Bu hayvanı yaratan Halık senin öldürmen için mi yaratmış?Sana kim dedi öldür?Bu hayvanın yaratılışında binlerce hikmet var.Bu hikmetler saymakla bitmez.Onu öldürmekle hata etmişsin" Yine Üstad Bediüzzaman hazretleri Erek dağında bulunduğu bir zamanda hava soğuyunca talebelerine dağ yamacına bir oda yapmalarını istedi.oda için toprak düzlenirken bir karınca yuvası meydana çıktı , üstad orayı kazmamalarını istedi.Sebebini sordular.Cevap enfesti: "-Bir evyıkıp bir ev yapmak olur mu? Bu şekilde çalışanlar üç dört yer değiştirdiler ve sonunda istediği odacğı yaptılar.Karınca yuvalarının yanına ekmek, bulgur şeker koyardı.Niçin şeker koyduğunu soranlara:"Bu da onların çayı olsun" diye gülerek cevap verirdi Odasındaki sineklere ilaç sıkılmasını istemezdi.Dışarısı soğuk diye uzaklaştırılmasını istemezdi."Bunların zaten ömrü az kaldı.yarın bunlar ölecektir.Bunlar benim gece arkadaşlarım" diyordu.

TASAVVUFDA EL ÖPTÜRMEK

"Yükümü al "demektir.İnsanın kendi yükünün haricinde bir başkasının yükünü yüklenmesi ağırdır.bu nedenle Hakk adamları ellerini öptürmezler.Bu hususta Bediüzzaman said nursi hazretleri çok hassas idi.Talebelerinden CelalBaşer 1960 senesinde ziyaretine gittiğinde yorganın üzerinde bir deri bir kemik kalmış mübarek elini öpmüştü.Üstad bundan çok müteessir oldu: -Elimi öpmemeli idin? -Üstadım ben senin elini öpmeyeceğim de kimin elini öpeceğim? -Hayır.. Bizler talebeyiz ve kardeşiz.Ben bunun altından nasıl kalkacağım, sana kitap versem kitaplar sende vardır. Başer , üstadın bu denli üzülmesine çok şaşırmıştı.Bir teselli ve telafi bulmalıydı; -Üstadım, ben talebe kardeşlerimizi dolaşarak geldim.Cümlesi, kendi yerlerine elinizi öpmemi istediler.Ben de bu vazifeyi yerine getirdim. Üzüntülü ve kısık bir sesle cevap/ verdi, -Hayır..Onlar da benim kardeşlerimdir. Bu özrüde kabul edilmemişti.Bu defa Başer: -Üstadım! Ben Konya'ya uğradım.Kardeşiniz Abdülmecid Efendi'yi de ziyaret ettim.Abdülmecid hassaten elinizden öpmemi istediler. Üstad, Başer'in bu sözleri üzerine rahatladı ve derin bir nefes aldı: -Ha.. işteoldu.Abdülmecid benim küçüğümdür.Beni bir yükten kurtardın.