22 Aralık 2022 Perşembe

NECİB SULTAN'DAN

 Nakleden Hacı Bekir Uzun abimiz.Necib Efendi ile Afyon'a gitmiştik.Dönenler camisinin önündeki bir kahveye uğradık.Temizyüzlü bir adam oturmakta idi.Biz adamın yanına oturur oturmaz Necib Efendi adama şöyle söyledi:"Kızının çocuğundan devam edecek"

Adam meğer salihlerden bir zat imiş.Merak etmiş acaba benim yolumu kim devam ettirecek diye.Bu merak ve tasa içinde iken Necib Sultan  söylemiş.Adam o kadar memnun oldu ki bizi yemeğe davet etti.ancak yola devam ettiğimiz için müsade istedik. 

SAÇLI OSMAN EFENDİ

 Bir Allah adamı olan Saçlı Osman Efendi hakkında bilgimiz çok az.Konya'da yaşamıştır.Hasan hüda hazretlerinin evine zaman zaman misafir olmuştur.Söylediği cezbeli ilahilerinden akılda tutulanlardan:

"SAÇLI OSMAN ERENLERİN PEŞİNDE

ŞU ZAMANDA BİNBİRLERİN BAŞINDA

KARDAŞ İLE KAVİMLER ARASINDA 

BUGÜN BİZE HOŞGELDİNİZ ERENLER"

Bu osman geldi Allahın bildi,Ararken buldu sultanım geldi

Seherde dolaş menzile ulaş,Derdime ilaç sultanım geldi

Günün vakti beş sevilmezmi heç 

Yürü kalma geç Sultanım geldi

Bu osman geldi Allahın bildi Ararken buldu sultanım geldi.

Ben el çektim fanilere , menzil olan fanilerden, Lahut eli menzil bana Hak-i diyarı neylerem.

Bülbül niçin meyil verdin rengi solan bir goncaya, Solmaz benim nazlı gülüm, fani baharı neylerem

Göçtüm diyarı Nebi'ye,dönmem artık ben Şiran'a, Uçtum ezel sahrasına,yerde kararı neylerem.

(Nakleden:Hasan hüda hazretlerinin kızı Hatice annemiz)

Osman Efendi a'ma idi.ancak görür gibi hareket ederdi.

18 Aralık 2022 Pazar

HAY ESMASI

 Hay esmasının tecellisi olan insan , bu esmayı Errezzak esması ile değilde hayyı hay ile beslerse daima hay olur.Ecel insana erezzak esmasının haydan elini çektiği dakikada gelir.Hayyı hay ile besleyen insan daima hay olur.Mevlana 17 gün gece gündüz ağzına bir şey koymamış  ve onsekizinci gün (Öyle bir hamle yaptım , uçtum,uçtum hayyi layemute kavuştum) diye bağırmıştır.Oruçla, Halik bu ince kavuşma yolunu , müminlere hediye etmiştir.

"Ölmeden evvel ölmek" müjdesi Errezzak ile değil hay ile hayyı devama çalışınız.O zaman daima hay olursunuz demektir.Bu bir sırdır.Anlaması güçtür.Güç kelimesi perdelerle örtülü olduğu için kullanılmıştır.murad-ı İlahi böyledir.

Allah yolunda ölenler ölmemişlerdir.Allah yolunda ölenler kimlerdir?hiç düşündünüz mü?Allah'ın her canlıya bila istisna verdiği Errezzak'tan zorla nasibini kesmek arzusunu taşıyanlardır.Onlar binbir türlü vesilelerle ve perdeli şekillerle Hay'lıklarını Hay ile birleştirip , ortadan Errezzak esmasının kaldırılmasına uğraşanlardır.Perhiz, hastanın iyi olmasında en büyük amildir.

Hayyı, Hay ile beslemeğe uğraşanlar , Velilerdir.

ORUÇ

 Oruç ile alakalı olarak Bakara suresi 183 ayeti "Ey iman edenler! Üzerlerinize oruç yazıldı.nitekim sizden öncekilere de yazılmıştı.Gerek ki korunasınız" şeklindedir.Ayette belirtilen "yazıldı" kelimesinde bir incelik ve hikmet vardır.(YAZILDI) kelimesinde "sizin canlılığınız , ruhunuz ve maddeniz bir murad ile halkedildi.Ve ona lüzumlu olan şeyler de , evvelce Ayetullah ve Sünnetullah ile tayin edildi" manası gizlidir.

Ayetullah: Esmaların tecellisi, görünmesidir.(HAY) ile canlıyız (BASİR) ile görürüz (SEM'İ) ile işitiriz... Bunların devamı için bir takım kanunlar vardır.Havadan oksijen alırız, su iç eriz, gıda alırız.sıcak ve soğuğun tesiri vardır.Bunların hepsi sünnetullahtır.Yani tabiatta cari kiziki, kimyevi, meteorolojik her türlü değişmeyen kanun halindeki hadisattır.Emrin içinde sünnetullahtan zarar görülmemesi gizlidir.Ruh ve maddeye lüzumlu olan bu (YAZILIŞ)şimdi size tatbik edesiniz diye emrolundu.

Çalışmadan sonra dinlenme, uyku nasıl insan ve canlı için lüzumlu ise , oruç da insana yaradılışında lüzumlu olan hadiseler arasında bulunur.Oruç, uzviyetin hergün yapmağa ruhi ve fizyolojik olarak duyduğu mecburiyetlerin , bir anda irade ile durdurulup perhize geçmesidir.

Oruç mecburi olarak uzviyetin dinlenmeye sevk edilmesini sağlar.Fakat emrin konulması , bu mecburiyetler tehir olmasın diyedir.Hastalıklarda , hastanın perhize konuluşu onun iyiliği için bir mecburiyettir.

Oruçtan sabır, tahammül, kendine hakimiyet, sinirlerini dizginlemek , kanaat miktarının ölçülmesi murad edilmektedir.Oruç ilahi bir sıhhi öğüttür ancak Emir şeklinde tecelli etmiştir.Yapabilene ne mutlu,.

ORUCUN VE AZ YEMENİN HİKMETİ, MANEVİ ALEM HAZİNELERNİN KİLİDİDİR. 

SAĞLIKLI YAŞAMAK İÇİN RİYAET EDİLMESİ GEREKENLER

 Hakteala'nın takdir buyurduğu önrü rahat yaşamak, huzur içinde geçirebilmek, rızai ilahiyi kazanmak için şu kaidelere riyaet gereklidir:

1- Daima taze yemeklerden yiyiniz

2-Çok sıcak ve çok soğuk yemeyiniz

3-Çok çiğneyiniz, yavaş yemek yiyiniz

4-Yemeğe oturmadan elleri yıkayınız

5-Daima yemekten iştahalı olarak kalkınız çok yemeyiniz.

6-Yemeklerde çok su içmeyiniz

7-Kışın daha ziyade yağlı yemekler, yazın serin yiyecekler ve sebze yiyiniz

8-Yemeklerinizde hurmayı eksik etmeyiniz

9-Üzüm, zeytin, hurma Allah'a şükretmek için size kuvvet ve afiyet verir.

10-Yorulduğnuz zaman tatlı yiyiniz

11-Kırık çatlak kaselerde yemek yemeyiniz, su içmeyiniz

12-Yemeklerde daima neşeli olunuz.Yalnız yemek yemeyiniz

13-Yemekten sonra daima dua ederek şükrediniz

14-Ayda bir gün muhakkak oruç tutunuz, vücudunuz dinlensin

15-Bal yiyiniz, bin derde devadır

17 Aralık 2022 Cumartesi

ÖLÜM ANI

 Ölüm eaşiğinde bulunan insanda ,ölümle hayat arasında şiddetli bir mücadele vardır.Hayatını fena işlerde kullanmış veya insani fikirlerle beslenmemiş kimselerde daha şiddetli bir durum vardır.Ruhun cesede girmesi , dünyada bir şeyler öğrenmesi içindir.Dünyada iyilik ve insanlık kelimeleriyle ifade edilen ve kemale doğru giden yollardan geçmemiş kimselerde, ölüm anında şiddetli bir mücadele , kemale susamış ruhun cesedi bırakmak istemeyeşinin ifadesidir.Zira ruh, dünyada icabeden ruhani terbiye ve malumatı alamamıştır.Kemale ermişlerin ölümlerinde büyük bir huzur ve rahatlık göze çarpar.Nihayet hastanın şuuru bulanmaya başlar.Bir uyuşukluk hatta tatlı bir istirahat hali teessüs eder.Bütün ağrılar diner , ıstıraplar durur, hasta bütün hayatı boyunca geçirdiği ölüm korkusunun beyhudeliğini kendisine haber veren ilk alametlerin ekseriye henüz manasını anlıyamaz, fakat artık mücadele kalmamıştır.Yalnız cesette görülen şey, ruhun ondan kurtulmak için , yapmakta olduğu sarsıntılardır.Böyşlece bir taraftan hasta hakiki hayatına giderken , diğer taraftan ,etrafındakiler, hala işin farkında olmadan onu ölümün pençesinden kurtaramadıklarına üzülürler.Eğer hastanın fikri sorulabilse, hasta çok defa etraftakilerin isteğini reddedecek , bir an evvel bu maddi kısımdan kurtulmak arzusunda olacaktır.

TAHARET

Taharet büyük ve küçük abdestten sonra su ile temizlenmektir.Su ile yapılan taharet 'anus), yani (ferç) 'te toplanan pislik parçalarının giderilmesi esasıdır.Tıbbi istatistiklere nazaran ferç kanserleri ve çatlakları taharet yapanlarda görülmüyor.Zira mevadı gaita kuruduğu zaman deri gerginleşiyor, çatluk husule geliyor ve yaraların tekevvünü muccip oluyor.Bilahere bir tahriş nüvesi olan bu yerde habis urlar teşekkül ediyor.Tırnakların haftada bir kez kesilmesi, dişlerin misvak ile yıkanması,tenasül yerlerindeki kılların muayyen zamanlarda kesilmesi , saçların taranıp icap ederse kestirilmesi , vücut sağlığını tehdit edecek her türlü mikropların vücutta temerküzüne mani olmak için tavsiye edilen sıhhi kaidelerin birinci şartıdır.

1400 sene önce konmuş bu kaidelere riayet eden islam ordularının hiçbirinde sari hastalıklar çıkmamıştır.Hırıstiyan ordularının yüz sene içinde yaptığı tüm seferlerde bulaşıcı hastalıklar çıkmıştır.

"Uykudan uyandığınızda ellerinizi yıkamadan bir yere sürmeyiniz" hadisi gereğince uyku esnasında haberimiz olmadan insan bir tarafını kaşıyabilir eller ve tırnaklar bu nedenle mikrop ihtiva edebilir.Bu hadisi şerif söylenildiğinde insanlık mikrobu keşfetmemişti. 

ABDEST BİR TAAHÜTTÜR

 Abdest bir temizlik olarak gözükse de temizliğe ruhun söz vermesinin bir taahüt senedi mahiyetindedir.Taahüt şudur:Ya ilahi! huzuruna çıkmak, secdeye kapanmak, Sana şükretmek arzusuundayım.İradem dahilinde bulunan bütün muzır ve günah diye emir buyurduğun şeylerden kendimi tutacağıma söz veriyorum.Elimde olmayanlardan beni muhafaza et de ; şükrümü tamamıyla yapmış olayım"

Yellenme ile abdestin bozulması, iraden dahilinde bulunan muzır şeylerden , kendine tutacağına dair, verdiğin niyet ve sözün , bozulmasındandır.Taahüt bozulunca taahüdü yerine getirmek için abdest almak lazımdır.Gusul , işlenen büyük bir zevkin karşısında , ruhi ve akli unutkanlığı , tekrar, normal olarak , adeta uykuda olan ruhu , uyanmaya davet mahiyetindedir..Gusul ruhi ve uzvi bir harekettir..Zira veni ve pislik tıbbi bakımdan mukayese edilecek olursa , pisliğin meniden daha mülevves  ve mikroplu olduğu ortaya çıkar.O halde defi hacetten sonra gusul icap etmeyip meni geldikte icap etmesi , pislik mefhumu bakımından değildir.Meni geldikçe şahıs iradesini kaybediyor, bu anda her şeyi unutuyor.Gusul vücudun bir tevbesi , ruhi aletin istikrar muhasebesi  mahiyetini almış oluyorve bu suretle psikolojik muvazaneyi temin ediyor.

16 Aralık 2022 Cuma

TEMİZLİK ÇEŞİTLERİ

 Temizlik kademeleri şunlardır:
1-Yenecek ve içecek şeylerin temizliği 

2-Muhit temizliği

3-Vücut Temizliği 

4-Ruh temizliği

NAMAZ

 Namaz, ahadiyet mertebesinde kabul edilen yegane ibadettir.Aandemez >(SAV)'in ayakları şişinceye kadar namaz kılması,"Bunu niçin yapıyorsun, kendine eziyet ediyorsun?"diyenlere "B zevkten beni mahrum etmek mi istiyorsunuz?"buyurmaları ahadiyette Allah ile senli-benli olmayayımı demektir.

Dua kulun naz makamında kendini Yaratan'a vasıtasız ve büyük bir edep ile arzu ve dertlerini açıklamasıdır.Senli- benli konuşmada teklik gizlidir.Allah teki sever..Allah'a "siz" diye hitap edemezsiniz, Sen diye hitap edersiniz."Sen" kelimesinde teklik vardır.Dualar ahadiyet mertemesine intikal ederse kabul edilir.Gece ibadeti bu makama çevrilenlerin adet itibarıyla az olmasından istifade içindir.Çünkü insanları ekserisi geceleyin uuyku halindedir.

Salat7ın asıl manası dua, niyaz demektir."Dua edin vereyim" buyruğu , ahadiyette beni bulun, senli-benli olalım, demektir.İşte duada çok ince mana vardır.araya mesafe sokmak , aralık bırakmak şirktir.onun için istemek araya mesafe sokmak demektir.Her yerde hazır ve nazır olan , şah damarından daha yakın olanın senden haberi yokmuş gibi arzunu hatırlatmak olur ki bu mıntıka işte şirk mıntıkasıdır.İyisi istememektir.Bunu anlamak ta zordur.Anlamak için bir çare vardırAllah ile yarış edercesine müsamahakar olmak, sabırlı, affedici , merhametli olmağa gayret etmek lazımdır.Bu hasletleri söylerken kolay ancak insanda tecellisi güçtür.

14 Aralık 2022 Çarşamba

BİR ALLAH DOSTUNUN BEYANI

 Bir Allah dostu diyordu ki; Veysel Karani hazretleri ile görüşmüş, hazretin fiziksel vücudunu anlatmakta idi.Visal aleminden çıkarken Hazret-i Veysel bağırdı:"Hadi evlat! Abdestli gez, bir an bile abdestsiz durma..Uykudan sakın, çok yiyen olma..Dudakların Resule müteveccih olsun.. Senin haberin olsa da olmasa da kalbin daima Allah'ı haykırıyor.Onu kendi haline bırak. Son nefeste (Allah)s demek kalbin bu haykırışının son nefesi ni Rahman suyu ile abdest aldırmak olduğunu unutma.Ruhun huzura abdestli giderse Melekler seni istikbale çıkarlar.Bu söylediklerim dünya sözü değil, ruhpani alemden öğretilen sözlerdendir.Duamı oku, tasınla içir hastalarına, sevdiklerine, ben sana hibe ediyorum"(Dr.Münir Derman hazretleri)

RUH

 Alimler, ruhun mana ve ahvalinden bahse mezundurlar.Ruhun hakikatına dair sözler , avamı inkara, dar kafalıları cidal ve kıtale, ehli hakikatı helaka  sevkeder

NEFİS,RIZA,CELAL TECELLİSİ

 Nefis, Celal sıfatının tecellisine mazhardır.En çok onda bu tecelli görülür..Hak, Cemal sıfatının tecellisini sever.Bu sebeble iki tecelli bir arada olmaz.Sabra alış; sabra tam alışan haline razı olur.Bu hal, rızanın en basit, en küçük başlangıcıdır.. 

13 Aralık 2022 Salı

CENAB-I HAKK'IN YEMİN ETMESİ

 Hak teala, kitab-ı Celilinde bazı yaratıkları üzerine yemin eder.Bu Allah7a mahsus bir sırdır.Bu sırları bilenler her yerde, her şehirde ya vardır, yahut kervanlar halinde geçerler.Fakat hepsi de deve adımı gibi sessiz, gürültüsüz geçerler.Bunları görebilmek, sohbetlerinde bulunabilmek için : Rütbe mansıp dilenme..Çocuklar gibi sopadan ata binme.Hz.Ömer devede iken kamçısı düşmüş ,inip kendi almış; başkasından istememiş; başkasına minnettar olmamak için.Dağ benliğinden geçti mi sahra olur.Çınar azametli bir ağaçtır,fakat aslı yerde kök salan bir tohumdur. O, susamış ki, yakan güneşin altında Hz.Hızır'dan su dahi istemez.Bu lakırtılar herkes için değildir.Ne derece mükemlel vaaz nasihat edersen et , koyunun kurt soyuna mazhar olması mümkün değildir.

SABR

 Sabrın asıl manası , Hakk'ın kaza ve kaderine boyun eğmektir.

SUSMANIN YASAK OLDUĞU ŞEY

 Hatalı işlere karşı susmak yasaktır.O zaman konuşmak ibadet sayılır.

Bugün, aman partimiz zarar görmesin, iktidarımız zarar görmesin, cemaatımız zarar görmesin diye hatalı işlerin üstü örtülmektedir. Bilhassa, dini kisveler içinde olan cemaatlar içinden  çıkan  çürük insanların yüz kızartıcı  işlerinin örtbas edilmesinde olduğu gibi. 

SEVGİNİN ŞARTLARI

 pEYGAMBER'E SEVGFİNİN ŞARTI, FAKR HALİDİR.

aLLAH SEVGİSİ İÇİN DE BELA ŞARTTIR.hER VELAYET HALİNİ BELA TAKİP EDER.sEBEBİ, aLLAH SEVGİSİ İDDİA EDİLMESİN DİYE..

ALLAH DOSTLARININ HALİ

 Bir ermişi rüyada görmüşler vefatından bir müddet sonra :

- Rabbin sana ne gibi işler yaptı, diye sormuşlar. Hazret:-Haberim yok, demiş. Bir ayağımı sırat köprüsüne koyduğum zaman öbür ayağımı cennette gördüm..

ÇOCUK İSTİSİMARI VAKIASI/AHMET TAŞGETİREN

 Dava Mayıs’ta görülecekmiş. 6 yaşındaki çocuk davası.

“Neden şimdi değil?” diye eleştiriliyor. İşin savsaklandığı, suçluların korunduğu var sayılıyor. Böyle durumlarda “delil karartma” meselesi de devreye gireceği için “Neden tutuklamalar olmadığı” da sorgulanıyor.

Aslında yargılama kamuoyunda görülüyor. Dünyanın seyrettiği bir açık duruşma halinde.

Belli ki Mayıs’a kadar da devam edecek kamuoyunda yargılama süreci.

6 yaşından beri olayın mağduru olduğu ifade edilen ve halen 24 yaşında olan bir çocuk annesi kadın, nerede ise olan biten her şeyi savcıya anlatmış ve onlar da kamuoyuna yansımış durumda.

Baba suçlanıyor, anne suçlanıyor ve evlendirilen Abdülkadir İstekli suçlanıyor.

Baba, Hiranur Vakfı’nın onursal başkanı. Asıl karar verici konumunda. Anne, itiraz etse, razı olmasa bile aynı zamanda “Hocaefendi” diye bilinen kocası tarafından verilen karara boyun eğmiş gibi görünüyor.

Ve Abdülkadir İstekli. Kızların hafızlık hocası, Vakfın fiili yöneticisi… Damat. “6 yaş faciası”nın merkezindeki şahıs.

Neredeler?

Mağdurenin iki kız kardeşi ve ağabeyi konuştular. Tamam, onların şahitlikleri de anlamsız değil ama, asıl suçlananlar onlar değil ki? 

Mağdure, babayı, anneyi ve damadı suçluyor.

Zaten dava da asıl olarak bu üç kişiye yönelik olarak açılmış durumda.

“Dava zamanı gelir, bunlar da çıkar ifade verirler” diye düşünülebilir.

Olay kamuoyunda konuşulmayan herhangi bir dava olsa, bunun böyle olması da tabii. Davaların kamuoyu mahkemesinde görülmesi, Türkiye’ye has bir garabet.

Ama olay öyle bir olay değil ki. Bazı olayların “millet vicdanı” denen şeyi, yani kamuoyunu sarsması da tabii. “6 yaşından beri babamın annemin rızasıyla tecavüze uğradım” diye feryat eden birisinin sesini, 5 ay sonraki mahkemede dinlenmek üzere sessizliğe mahkum edemezsiniz. Ne kadar çabalasanız da olmaz bu. 

Kaldı ki ortada kisveleri, aidiyetleri ile apaçık “dini hüviyeti” olan kişiler var ve konu “din ekseni”nde tartışılıyor. Onların şahsında din tartışılıyor.

Diyorum ki, çıksınlar savunabilecekleri bir şey varsa kendilerini savunsunlar.

“Susarız, susarız ve bir süre sonra her şey sakinleşir, durulur. Biz de cevap vermekten kurtuluruz.”

Birileri öyle akıl vermiş de olabilir.

“Konuşmayın, kamuoyu önüne çıkmayın. Medya sizi parçalar.”

Bu işin savunmasının zor olduğu açık. Doğru, medya önüne çıktığınızda işiniz kolay olmaz. 

O çarpık süreci başlatırken kimsenin aklına gelmemiştir bir gün bu işi kamuoyu, ya da mahkeme önünde savunmak zorunda kalınacağı….

Olup gidiyor bu işler ve kimsenin ruhu duymuyor! Öyle mi?

Biri çığlık atılıncaya kadar. En yakınınızdan, kendi evladınızdan… “Baba nasıl yaptın bunu bana, anne neden ses çıkarmadın” gibi bir çığlık.

“Kayıt-dışı” alanda o kadar çok iş var ki…

“Bizim memlekette sokakta yılan oynatsanız etrafınızda on – on beş kişi birikir” derim ben.

Baksanıza ekranlarda dekolte kıyafetle esma-i hüsna zikri verenler bile yüzbinlerce takipçi buluyor.

“Ruhaniyet alanı” dendiğinde, işin içine “Yolda ilerlemek için teslimiyet şart” yaklaşımı girdiğinde “teslimiyet”in nerede duracağı bilinmiyor.

Oysa “Sufi ibnü’l vakttir” diye bir şey var. Yani her anı diri geçen insandır sufi. Nereye gitti o sufilik de, aklı kiraya veren zeminler oluştu?

Belli ki biri medrese eğitimi almış, bir tür şeyhlik seviyesine ulaşmış.

Birisi onun eşi, anne.

Birisi, yine aynı medresede hoca.

Her yerde din var, ama hayatı yaşarken, bir davranışı seçerken din yok. Ya da din, arzulara göre biçimlendirilmiş.

Ben, “İnsan yaptığı her şeyin ahirette savunulabilir olmasına dikkat etmeli” sözünü çok önemserim. Çünkü “o gün kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından (bile) kaçacağı ………herkesin kendini meşgul edecek bir işinin olduğu gündür” (Abese suresi, 33)

Şu da buna benzer bir duyarlılıktır sanıyorum:

-Bir gün kamuoyu önüne çıkacak ve savunma yapacak olanlar, yaptıkları işin kamuoyu önünde savunulabilir olmasına dikkat etmeliler.

Siyasetçiler, büyüğünden küçüğüne her türlü devlet görevlileri, cemaat – tarikat - toplum önderleri, sanatçılar, medya mensupları, iş insanları….

Aslında her insan, bir gün yaptıkları yüzünden kamuoyu önünde savunulamaz hale gelmemeli.

Ak Partiyi kuranlar yola çıkarken, “Kamuoyu önünde savunamayacağımız hiçbir şeyi özel ortamlarda da konuşmayalım” gibi bir ilke benimsemişlerdi.

Türkiye’nin yasaklı ortamı, dini çalışmalar konusunda da bir “özel ortam” disiplini geliştirmişlerdir.

Şu yaşanan vahim hadise, o özel ortam disiplininin nasıl çamura bulanabileceğinin tipik göstergesidir.
Şahsınızda din hırpalanıyor beyler. Çıkın ve suçunuzu üzerinize alın ya da aklanın, aklanabilecek bir şey varsa. Dine hizmet mi? Gölge etmeyin başka ihsan istemez.(Ahmet Taşgetiren-karar gazetesi)

12 Aralık 2022 Pazartesi

SABIR

 Kader oluğu altında uyu.Uyurken sabra yaslan..Önce uyur gibi görün sonra tam uykuya dal.Hakikate erişirsin.İman sahibinin çoğu hali , sıkıntıyla geçer Elindeki şeyler çok olsa bile sıkıntı içindedir.Çünkü bağlanmış olduğu prensipler vardır.Dünyada ancak bir prensibe bağlı olmayanlar rahat eder.Onlarda hiçbir dine söz vermeyen dinsizlerdir.Aza kanaat etmek , nefsin kısmetini kaçırmak demek değildir.Ağlamak ibadettir.Ağlamak, Hakk'a karşı tevazu göstermenin şiddet halidir.

10 Aralık 2022 Cumartesi

DAVADA ŞAHİT İSTERLER

 "ALLAH'DAN BAŞKA İLAH YOK"dediğin zaman bir dava peşine düşmüş oluyorsun.Her davada şahit isterler.Şahidi olmayan davayı kaybeder.Bu durumda , şahit emirleri tutmak ve yasakları bir yana atmaktır.

Hiçbir söz amelsiz kabul edilmez ve hiçbir amel de ihlas olmadan makbul değildir

HAKK'A ERMİŞ HAYKIRIYOR

 Hakk'a ermiş haykırıyor:

"-Ey adalet için uğraşanlar! Bana cevap veriniz:

Dış görünüşüyle namuslu, fakat ruhu ile hırsız olan bir adamı hangi cezaya çarparsınız?

Gövdesi ile katil olan , ruhuyla maktul olan bir kimse hakkında nasıl hüküm verirsiniz?

Hareketleriyle aldatıcı ve zalim olduğu halde , aynı derecede aldatılan  ve zulme uğrayan kimse hakkında ne dersiniz?

Sonra, nedametleri suçlarından daha büyük olanlar hakkındaki hükmünüz nedir?Nedamet, sizin hizmet ettiğiniz kanunun tatbik etmek istediği adaletin hedefi değil midir? Fakat siz suçluya nedamet aşılayamadığınız için onu masumun kalbinden de çıkaramazsınız:

Mabetteki bir köşe taşının, temelindeki taştan daha yüksek olmadığını bir anlasanız

KENDİ NEFİS DAĞLARINI AŞABİLMEK

 Bir zat, dalga dalga hacca gidenlere bakarak mırıldandı:

"Şu hacca gidenlerin hali ne garip.Dereler, tepeler, çöller, denizlerdağlar, diyarlar aşıp geliyorlar. Allah evini , Resullerinin eserlerini görmek için .Halbuki , kendi nefs sahralarını aşabilselerdi, orada doğrudan doğruya Allah'ın eserlerini göreceklerdi.

DİLEDİĞİNİ YAP

 Bir mübarek zatın yanına yaklaşan birisi "Efendim biraz param var, size vermek istiyorum, verirsem ne olur?" deyince hazret:"Verirsen senin için iyi olur, vermezsen benim için iyi olur.Dilediğini yap" 

    Sadaka Allah namınadır..Sadakadan nefsin haz duymasın..Yuvarlanırsın "

İLAHİ KAZAYA RIZA

 Hz.Hızır (a.s), iki gözü kör bir adama rastladı:-"Sana dua edeyim de gözlerin açılsın" dedi.Ama adam gülümseyerek :"Geç baba işine.. Ben kazayı ilahiyi gözlerimden fazla severim.Onun kazasını gözümün açılmasına değişmem" diyerek yoluna devam etti.

öbür alemle irtibatlı olanlar

 Vücut gözünün görmediği alemle her an irtibatlı olan mübarek bir zat sohbet vermekte idi.Bir aralık dinleyenlerden temiz yüzlü birisi uyumaya başlıyor.Mübarek zat derhal susuyor .Herkes uyuyan adama kızmaya başlıyor.Yarım saat süren derin bir sükut..Uyuyan uyanıyor ve hazret sohbete kaldığı yerden devam ediyor.Uyuyan adam hatasından dolayı yüzü kızarıyor.Sohbet bittikten sonra mahcub bir şekilde mübarek zatın yanına yanaşarak af dilemeye hazırlanırken mübarek zat:"Oğlum üzülme..Ben senin uyumana kızmadım; yarım saat bekledim.Rüyanda gördüğün mübarek zatın ruhaniyetine hürmeten ve muhabbetim dolayısıyla  susmaya mecburdum

MANEVİYAT BAHÇESİNDEN

 *Allah'a secde ettiğin yüzü , başkalarına karşı zillete düşürmemeğe gayret et; aziz olursun.

*Hakkın nimetlerinin şükrünü eda et..Nimet gelir, şükrü göremezse gider..

*Sakın kimseye hakaret gözü ile bakayım deme.Unutma ki Allah'ın dostları binbir şekil , kıyafet içinde gizlidirler.

*Halkın seni methetmesiyle zevk duyma, zemmetmesinden de acı çekme..

*Hak kuvvetlidir derler; sakın inanma.Bu laf cahil sözüdür.Kuvvet "Hak" tadır, unutma.

*Hak için zahmet çek.Allah buyuruyor:"Benim namıma zahmet çeken kulumun seyyiatını izzetim hakkı için mahvederim"

MADDE ALEMİNDE RUHU BUNALMIŞ OLANLAR!

 Madde aleminde ruhu bunalmış bitkin insan eğer manen hasta olduğunu hissediyorsa , buda onun için bir müjdedir; maneviyat hastahanesine gitsin.Bu hastahanenin başhekimi Allah Resulüdür.Asistanları Enbiyalar, hastabakıcıları evliyalardır.Hastahane ücretsizdir.

Menfeatsizdir, iltimassızdır, vizitesizdir.Hastahaneye girerken seni bizzat başhekim karşılar.Oraya girdikten sonra tedavi olmadan çıkamazsın."Allah yolunda tozlanan ayaklara Allah cehennem ateşini haram kılmıştır".Allah yolunda ayakları tozlanmak, nefsinin hayrını terk ederek , Allah'ın mahluklarına hizmetle olur.

ALLAH NAMINA ZAHMET ÇEKMEK

 Hak teala buyuruyor:"Benim namıma zahmet çeken kulun günahlarını izzetim hakkı için mahvederim".

Sevinci ferağatta ara.Başkalarının malik olduğu şeylere göz dikmeMadde peşinde koşan kutsi alemi bilemez.Ruh ve kalbin arzularıyla, bedenin hırçın isteklerine karşı koyup , sabretmeyi kendinde hakikileştiren insana semaviler hizmetçi olur.Maddi ve dünya için o kadar zahmet çekmekteyiz.Biraz da Hak için zahmet çekelim.

ŞERİATA BAĞLILIK NEFSANİYETTEN UZAKLAŞTIRIR

 İnsan, Şeriat'a  bağlandığı nisbette , nefsaniyetten uzaklaşır.Şeriata uygun olmayan ve sözde nefsin kırılmasını gaye edinen bazı mücahede ve riyazatlar , nefsi kırmak yerine kuvvetlendirir

VASIL OLMAK İÇİN

 İnsanın Hakk'a vasıl olması , aşk-ı Rabbani iledir.Bu aşkın tedariki için pota-yı Muhammediye' de erimek şarttır.Bu potaya girebilmek için imandan feyz almak zaruridir tuz gölüne düşen en pis payvanın her zerresi tuza inkılab eder. Muhammed tuzlasına düşen insanın her türlü şekaveti saadete, kesafeti letafete inkilab eder.Bundan dolayı dünyaya imkan alemi demişlerdir.

Hazreti resulün nazar-ı akdesiyle iltifata nail olan mücrim derhal muhterem olur.İman aşkı tedariki din ile olur.

Din; sadece namaz kılmak, oruç tutmak değildir.Bu dinin umdeleridir.Alemde aslını, esasını bilmek aşkına din derler.Müsbet ilimler bu aleme nereden geldiğimizi söyleyemez.

Fen, hadiseler arasındaki münasebeti araştırır.Fen nasıl, din niçin? sualine cevabı verir.Dünyadaki büyük dinlerde vahdaniyet yalnız İslamiyette vardır.Bütün mevcudat onun azameti altında toplanmağa mahkumdur.Dinin muallimlerine enbiya denir.Bunlar Allah'ı ispata değil ilahi kelimeleri ilana gelmişlerdir.

Allah'ı bulmanın yolu : Bir Allah dostu bulmakla başlar.Bu yola giriş Resul'e hakiki bağlanışla başlar

5 Aralık 2022 Pazartesi

BAKIŞ AÇISI

 BAKIŞ AÇISI

  " Yazar, evindeki çalışma odasına girdi, günlüğüne bir yıl içinde başından geçenleri yazdı:

• Geçen yıl cerrahi bir ameliyat geçirdim.

• Aylarca yatağa bağlı kaldım.

• Atmış yaşına girdim.

• Otuz yıl çalıştığım vazifemi terk ettim.

• Geçirdiği araba kazası nedeniyle "oğlum fakültede sene kaybına uğradı."

    Sonunda şunu yazdı:

Ne kötü bir yıldı!

   İçeri giren karısı, kocasının günlüğe yazdıklarını gördü ve yazılanları okudu. 

   Dışarı çıkıp, bir müddet sonra girdi, elindeki kâğıdı kocasının yazdığı günlüğün yanına bıraktı.

   Adam kâğıda yazılanları okudu. 

 Şöyle yazıyordu:

• Geçen yıl, uzun süre

rahatsızlık veren hastalıktan kurtuldun.

• Atmış yaşına sıhhat ve afiyetle girdin.

• Yazmayı tasarladığın kitaplar için zaman bulmak maksadıyla emekli oldun.

• Oğlumuz trafik kazasında ölümden döndü. 

Yazı şöyle bitiyordu: 

    “Allah, bize çok ikramda bulundu, ne güzel bir yıldı.”

    Aslında adamın zikrettiği olaylarla, karısının zikrettikleri aynıydı. Sadece bakış açısı farkı vardı. Her şeyin daima görünenin ikiyüzü vardır...

   Bazen insanin gölgesi önüne düşer, bazen arkasına. 

"Güneşi önümüze alıp gölgemizi arkamıza düşürebilirsek ne mutlu bize."*Aksi hâlde güneşi arkamıza alıp, gölgemizi önümüze aldığımızda, gölgemizi yakalamak için ömür boyu onu kovalar dururuz."

BİR TABAK İNCİRİN BEDELİ

 Anadolu’da bir ilçede müftüydüm. Günlerden cumartesi. Kazanın pazarı da o gün kurulur. Daireler kapalı. Evde oturacağıma müftülüğe gideyim dedim. Daireye vardım, bir çay demledim, camdan dışarı bakıyorum. Bahsettiğim pazar, müftülüğün biraz ilerisinde kurulur. Kimi almaya, kimi satmaya, herkes pazara geliyor. Kalabalık. Müftülüğün karşısında bir bakkal var.

Ben camdan ilçenin cumartesi günlerine mahsus bu hareketli vaziyetini seyrederken, lüks bir otomobil gelip, bakkalın önüne park etti. Bakkal bir hışımla çıktı;«–Yok arkadaş dükkânın önüne park etme!» dedi.

Zaten ‘pazarın kurulduğu gün’ olduğu için, bakkala giden gelen yok. Bir de dükkanın önü kapanacak diye adamcağız iyice asabîleşti. Arabanın sahibi de haklı;

«–Yahu burada park yasağı mı var? Niye park etmiyormuşum?!.» diye çıkıştı. Baktım gereksiz bir münakaşa çıkacak. Hemen indim, arabanın sahibine;

«–Arkadaş, bugün ilçenin pazarı var. Gelen-giden çok. Bakkal; ‘Belki satış yaparım’ diye dükkânın önü kapansın istemiyor. Burada arabana zarar gelmesin. Müftülüğün bahçesinde müsait park edecek yer var. Ben kapısını açayım, oraya koy.» dedim.«–Olur…» dedi.

Arabayı park ettikten sonra;

«– Yukarıda çay demledim, tek başıma içiyorum, istersen buyur birlikte içelim» dedim.

«–Olur, içelim.» dedi. Teşekkür etti.

Yukarı çıktık. Bir yandan çaylarımızı içiyor, bir yandan tanışıyor, konuşuyorduk.

O sırada müftülüğün kapısı açıldı. İçeriye elleri titreyen yaşlı bir hanım girdi. Elinde tek sıra dizilmiş bir tabak incir.

«–Oğlum, müftülüğün kapısını açık gördüm de içeri girdim. Kusura bakmayın. Ben bu incirleri bizim bahçeden topladım. Pazara satmaya götürüyorum. Parasını da sana getireceğim bir kız Kur’ân kursu yaptırırsınız diye…»

Bir tabak incir… 1 kilo ya gelir, ya gelmez. Kur’ân kursu yaptırmak için onu getirip hayır olarak müftülüğe verecek…Duygulandırıcı bir samimiyet, niyet ve arzu…

Ben dondum kaldım. Misafirim de duygulandı. Hanıma dedi ki:

«–Kaça satıyorsun?»

Kadıncağız, mütevekkil;

«–Ne verirseniz?» dedi.

Adam da coştu:

«–Peki, bir Kur’ân kursu yaptırmaya verir misiniz?»

Yâ Rabbî!..

Bir tabak incir ile bir Kur’ân kursu…

Adam bu güzel niyeti gerçekleştirmek için harekete geçti. O kadıncağızın arzusu gerçek oldu…”

Siz ne derseniz deyin, bunun adı samimiyetten başka bir şey değil. Samimiyetle, ihlâsla istersen; Mevlâ’m karşılığını hemen, fazlasıyla verir.

O kadıncağız, istemiş, gönülden arzu etmiş. «Benim ne imkânım var ki?» diye düşünmemiş. «Bir tabak incirden ne olur…» dememiş. Onu toplamış. «Bana gülerler…» dememiş, yola koyulmuş. Bunlar hep bereketin sırları…

-Vehbi Akşit

(Kuşadası İlçe Müftüsü)..

İNSAN SADECE EKMEKLE BESLENMEZ

 İnsanlar yalnız ekmekle değil , iyi söz ve nasihatlarla da beslenir.Görmede ışığa ihtiyaç var; işitmede lüzum yok.Görmeden efdaldir duymak.Essemil basir; de tekaddüm(öncelik) vardır.Duymak önce zikredilmiştir.Hakiki imanlı insan yalan bilmez, ölümden korkmaz, kadere boyun eğer, herkese kardeş nazarı ile bakar, böyle oldu mu, onda riya yok.Midesine haram giremez.'girmez değil) dikkat.. bunlardan mahfuzdur (Masum değil)Bu hale bir anlık sabır yüzünden gelmişlerdir.İşte bu gibilerden , ne gökteki kuş, ne denizdeki balık kaçar.Onun yanına kırk yıllık dostmuş gibi sokulurlar.Bütün eşya ve mahlukata karşı bir edep içihndedir.Bu edebe girenlere mahlukat ve mevcudat , eşya hürmet eder ki işte tasarruf dedikleri budur.Velilerin kerameti bu edebin, kendilerine gösterilen hürmetin tezahürleridir.Köpeğe iyi bakan adama köpek kul olur.

İNSANA VERİLEN İKİ HASLET

 Yüce Tanrı insana iki haslet vermiştir:Utanma ve unutkanlık.Biri edebin hududu, diğeri yeniden kuvvet bulma kaynağı.

Edep herşeyin insan için sınırıdır,Aklın durduğu , kavramın takatinin kesildiği, başın secdeye geldiği ,insanın kendine kendinden daha yakın olanla burun buruna geldiği hudud.

Aradaki perde utanma perdesidir.Utanmada irade yoktur.utanmada sıfır bile değildir insanın iradesi.Aklın, düşüncenin kuvvetin hududuna haya duygusu ile varılır.Haya duygusunun korunması, vücud, ruh ve his çıplaklığından kurtulmakla olur.Bunların yardımı ile 

Birlikte sevin, Birlikte üzül,Birlikte yoksulluk çek.Birlikte sıkıntılı yıllar yaşayın.Ve birbirinizden hiç bıkmayın.Birbirinizi teselli edin .Fakat tek olduğunuzu unutmayın(Allah Tektir) 

MABED KAPISINDAKİ YAZI

 Fisagor Delfes mabedinin kapısına altın kakma yazı ile şu yazıları yazdırmıştır:"

Adet kainatın,

Tekamül hayatın

birlik Allah7ın Kununudur..

29 Kasım 2022 Salı

İMAN VE İTİKADI ARTIRMANIN KESTİRME YOLU

 "İnsan, Allah'ın varlığı hakkındaki delil ve ispatların sayısını artırmakla değil, ruhundaki ihtirasların sayısını azaltmakla iman ve itikat sahibi olmaya çalışmalı.Allah'ı hisseden , akıl değil kalbdir.Bunu bir zamanlar sizin gibi şüpheci olup sonradan her türlü dünya saadetlerini atarak hakikate kavuşanlardan öğren" 

28 Kasım 2022 Pazartesi

HASAN el-ÇİŞTİ

 Hindistan'da yaygın olan Çişti Tarikatının kurucusu ve sistemleşicisidir.Muiniddin Hasan el-Çişti, dini insana hizmet yolu olarak görmüş, kendisine bağlananlara "Henir misali cömertlik, güneş misali sıcak yakınlık ve toprak misali konukseverlik kazanma yolu nu" ısrarla tavsiye etmiştir.Ona göre "İbadetin en yüksek biçimi , güç durumda olanların sıkıntılarını gidermek, yardıma muhtaçlara yardım etmek, açları doyurmaktır"

TASAVVUF ERBABI İÇİNDEKİ İKİ SUİSTİMALCİ GURUP

 Çişti sofilerinden biri buyurmuştur:;"Tasavvuf erbabı içinde iki türlü suistimalci söz konusudur:Mukallit ve Cerre.Mukallit, bir öğreticiye , rehbere sahip olmayan kimsedir; cerre ise hükümdarları ve saray mensuplarını dolaşarak halk için para isteyen kişidir"

Çişti tarikatına mensup olanlar Allah'a yönelik sevgiyi üçe ayırırlar: "Muhabbeti İslami", "Muhabbeti muhibbi ", "Muhabbeti Has", .Çişti'ler , sufinin asıl geliştirmesi gereken sevginin "muhabbeti has" olduğunu belirtirler.

23 Kasım 2022 Çarşamba

SİYASETTE KULLANILAN DİL

 Bütçe görüşmeleri esnasında mecliste yaşanan ve basına yansıtılan tartışmalarda yatan tehlikeyi ,siyasetçilerimizin kullandığı dilden anlamak mümkün."Otur aşağı","Terörist bozuntusu","Nah oy alırsınız" cümleleri,meclisi gerdiği gibi, insanımızıda kamplaştıran bir tutum.Zaten, beklenen seçimin bir kamplaşma içinde olmasını dileyen mihraklar var.Necib Sultanımın belittiği gibi, inşaallah insanımız sokağa çıkma,sokağa çekilme telkinlerine hiç karşılık vermez.

21 Kasım 2022 Pazartesi

DOLANDIRICILAR VE HİKMETLERİ

 Zaman zaman haberlerde dolandırıcılık haberleri duyarız.Genellikle Sanal Para ve borsa hadiselerinde geçenler ise büyük vurgunlardır.Bu şahsiyetler yüzlerce binlerce insanı kandırıp paralarını alıp buharlaştırırlar.Bu niçin böyle, mağdurlara acımalımıyız.? Hadiseler de hikmetler vardır.Öncelikle yüksek kazanç temin etmek hırsında olanlar ve tabiri caizse paradan para kazanmak isteyenler bu vurgunda kaybedenlerdir.Hak Teala , paradan para kazanmayı yasaklamıştır.Üretimi ve emeği olmayan kazanç şüphelidir.Keza kazançlarını temizlemeyenler(zekat,infak ve sadaka yoluyla) bu tür sonuçlarla zaman zaman yolunmaktadır.Bu mağdurlara acınmaz ancak ibret alınır.Müslümanın düsturu olan iyiliği emretmek ve kötülüğe mani olmak, maalesefe devlet eliyle yapılmamaktadır.Şans oyunları haramdır.Devlet eliyle yapılmaktadır ve bir nevi bağımlılık olan bu işte insanların zaafiyeti kullanılmaktadır.

İLAHİ KUDRET VE HİKMET/CAHİDE ARİÇ

 İsmail'e Resul üstlüğünü bugün giydirdi Allah.O'na doğmadan olan hadiseleri bsildirdi.O kurban olacağını bildiği için şüphesiz rıza gösterdi.İbrahim de bu yaşta onun nebi olduğunu bilememiş de Allah7ın ilahi kudreti ve hikmeti zuhur edince İsmail de İbrahim de gönüllerince şad oldularSecde-i rahmana kapandılar.

Babası oğluna, oğlu babasına Yar-u Gar oldular.İşte Kurban bayramının dört gün devam etmesi tekbir adedincedir.İnsanlar nefislerini kör etsinler diye Şeytan-ı laini Allah İsmail'ine taşlattı.Bu gelecek ümmete bir ders ve ve bir örnek olsun diye.Aslında şeytan O'nu aldatamazdı çünkü, O bir nebi idi.(Cahide Ariç,Ölümsüzlük kitabı)

19 Kasım 2022 Cumartesi

DR.MÜNİR DERMAN /İNSANI KAMİL

 İNSÂN-ı KÂMİL


Öyle sözler vardır ki geceye söylersen gece gecelikten çıkar.
“Bana himmet et!” demiş.
“Peki edelimmm, doğru mu söylüyorsun hakikaten istiyor musun?””
“Evet!” demiş.
“O halde git evdeki 5 kese altını Sarayburnu’ndan denize at da gel!””
“Dur bir!” demiş, gitmiş.
Kendi kendine:
 “Bu kadar sene çalıştım, atayım mı, atmayayım mı?” diye düşünmeye başlamış.
Sonra da:
 “Bu zât benim evimdeki paramı bildi boş değildir!” demiş.
Denize nihâyet parayı atmış ve gelmiş huzura: 
“Attım efendim!” demiş.
“İyi ama oğlum bir sürü mücadeleden sonra yaptın bu işi, al şu paranı!” demiş, yeni sudan çıkmış kesesini uzatmış!.

Biz size:
 “Paranızı atın!” demiyoruz, anlamak lâzım.
Sapıklık Âleminde herkese bir türlü laf vardır.
Bir adam damın üstünde kendisi ne yaparsa, aşağıda ki gölgesi de onu yapar.
Düşünce ve fikir, bu damdaki adam gibidir.
Fikir ve düşünce neyise, çıkan işte onun aynıdır.
Ayna bir şeye tamah etseydi, münafık olurdu her şeyi olduğu gibi göstermezdi.
Terazi mala tamah etseydi doğru tartmazdı.
Az çoğa, bir yudum su göle, bir avuç dâne büyük bir harmana delâlet eder.
Birinin ayağına diken batsa, iğne ucuyla onu çıkaramazsa diliyle ıslatır.
Ayağa batan diken o kadar güç bulunursa yüreğe batanı sen düşün.
Bir eşeğin kuyruğunun altına diken girerse onu çıkarmasını bilmez zavallı. Oynar çifte atar durur.
Dikeni çıkarmak için akıllı adam ara!.
Dışındaki elbise yeni amma için paramparça görünüyor.
Evvelâ HAKK’ın emirlerine uyarak hareket et!.
Büyükler, kadere uyarak hareket ederler.
Kadere uyan Kudret Eliyle hareket eder, haberi olmadan.

ALLAH Gayyurduuur, kendisinden başkasını sevmesini istemez.
Çok dikkatli ol! ALLAH’ı seven, secdeden başını kaldırmaz, emirleriynen hareket eder!
Aklı kısa olan, onu kendisi kısaltmıştır.
Aklı olmayan, onu kendisi uçurmuştur.
Aklını kullanamayan, onu kendisi bu hale getirmiştir.
Cenâb-ı Hakk, her kula ayynı miktar vermiştir aklı.
Ama Hakk’ın arzuladığı şeklinde kullanması için usul ve kaideler tarifnâmeler bildirmiştir.
Böyle yaparsa insan kendinde, ruhunda HaKK’tan getirdiği hünerlerini ortaya çıkarır.
Onlar ortaya çıkınca, akıl vazifesini yaşar, çekilir, haddini bilir.
O zaman o insan Yed-i Kudretle idare edilir. Her sözü, her hareketi HaKK’tandır.
Onları gören göz yanılmaz. İşiten kulak başkalaşır.
Hakk’a, Resûl’e, Haydâr ve Ehl-i Beyt’e kasem ederim ki bihakkın Hakk’ın emirlerini yapmayan, münafıktır.
O kimse azab, o kimse azabtadır, orada ne yaşar ne ölür.
Hakk’ın huzuruna yüzü kızarmış olarak çıkmak kadar büyük azab yoktur.
Kul için her şey sınırlanmıştır, geçmiş ve gelecekte bir çok şeyler meçhuldur ve meçhul kalacaktır.

İnsan-ı Kâmil Hakk’ın izniyle muayyen noktalara kadar Sırr-ı İlahîyeye vukuftur, itaat edilir.
Resûli Ekrem muhterem sahabelerine bir gün:
 “Benim bildiklerimi, gördüklerimi, işittiklerimi size söylersem saçlarınızı yolar, ağlaya ağlaya derd ve kederden, korkudan bilmeyerek yaptığınız şeylerden helâk olursunuz!” buyurmuştur.
Hocam Rahmetullahi aleyh bana, insanlara söylemesinde mahzur olmayan bazı her gün geçen ve içinde bulunduğumuz her işimizde yemek içmek uyumak ve yürümek ve bütün fiillerimizdeki bazı sırlardan, bir gün söyledi.
Bir hafta mecnun gibi dağlarda dolaştım.
Küçüktüm, rahmetli anam, babam
 “nazar aldı” diye beni Hocamdan gizli okutmuşlar, hekime götürmüşler. Sonra hayli zaman sonra kendime gelmişim.
Bâzen kendimden geçerim, bir iki dakika sapıtırım.
Cenâb-ı Hakk, yardım etsin, bizi cehennem azabından korusun!.
Ne yapacağımı, ne edeceğimi bilmiyorum.
Bâzen ümidim kırılır derin ye’se düşerim!
Bu da doğru değil amma korkarım, tövbe eder kendime gelmeye çalışırım.

“Mahlukata Hakk tarafından muhtelif derecelerde verilmiş İlahî bir ilişki vardır” diyebiliriz.
Akıl insanlara yanlış ve doğru terazisi olarak bahşedilmiştir.
Hayvanlara da onlarca..

Ben, burada Hayvanat bahçesine gittim, çok büyük bir bahçe.
Teçhizâtlı adamları, binlerce bakıcıları var, amma 3 saat dolaştığım halde hiç birini göremedim böyle vitrin seyreder gibi baktım.
Sinek kadar küçük hayvandan tut, file kadar büyük hayvanlarla dolu.
Yer hayvanı, deniz hayvanı, havada uçan hayvanlar hepisini getirmişler.
Hepisinin de kendi muhitlerindeki dekor ağaçlar, su ile de süslemişler bulundukları yerleri.
Hepisiyle mümkün mertebe alelacele şöyle
 “Merhaba!” gibi” konuştum. Anlatması uzun olur...


Resim


Mütevazi’: (Vezy. den) Birbirine müvazi olan. Paralel.
Küllab: (C.: Kelâlib) Çengel, kanca. Ucu eğri demir.
Tamah: (Tımah - Tumuh) Bir şeye göz dikip bakma.
Delâlet: Delil olmak. Yol göstermek. Kılavuzluk. Doğru yolu bulmakta insanlara yardım etmek. İşaret.
Gayyur: gayretli, dine, imana, namus gibi kıymetlere saldıranlara karşı müdafaa için harekete gelmek.
Muayyen: Görülmüş olan, kat'i olarak belli olan, belli, ölçülü, tayin ve tesbit olunmuş, karalaştırılmış.
Yed-i Kudret: ALLAH'ın kudreti ve kudretinin tasarrufu.
Mahzur: Hazer edilecek şey. Özür. Korkulacak şey. Müsaade olmayan. Mâni. Çekinilecek şey.
İzdiham: Kalabalık bir yerde halkın çok birikmesinden meydana gelen sıkıntı. İç sıkıntısı.
Kelile ve Dimne: Kelile ve Dimne M.Ö. 1 yüzyıl civarında yaşadığı düşünülen Beydeba tarafından kaleme alınmış fabl tarzında hikâyeler barındıran bir hikâye kitabıdır. Beydeba'nın yaşadığı zaman hakkında birçok ihtilaf bulunmakta ise de kitabın Depşelem isimli bir Hint hükümdarı zamanında yazıldığı düşünülmektedir. Zira eserin hükümdara sunulduğu ve hükümdara bir tür nasihat niteliğinde olduğu öne sürülmüştür. Fabl türünün ilk ve en önemli örneklerinden olan Kelile ve Dimne`deki hikâyeler siyasetten erdeme kadar birçok farklı konuyu ele almıştır. Eser adını ilk bölümündeki bir hikâyenin kahramanı olan iki çakaldan almıştır; "doğrunun ve dürüstlüğün" simgesi "Kelile" ile "yanlışın ve yalanın" simgesi.
Sanskritçe yazılmış olan eser ilk önce Pehlevice'ye, sonra Pehlevice'den Arapça'ya ve daha sonraları Arapça'dan Farsça'ya çevrilmiştir. Batı dillerine olan tercümeleri bu son Farsça çeviriden yapılmıştır. Edebi otoritelerce, Ezop ve La Fontaine fabllarının, Kelile ve Dimne`den ilham alınarak yazıldığı öne sürülür.

Mantık-ut Tayr: (Farsça: منطقالطیر Kuşların Diliyle veya Kuş Dili) İranlı sufi Şâir Ferîdüddîn-i Attâr tarafından kaleme alınmış bir manzum eserdir. Eserde Gazali'nin XII. yüzyılda yazdığı Risâletü't-tayr adlı eserden yararlanılmıştır. Ali Şîr Nevaî, Attar'ın eserine nazire olarak Lisânü't-Tayr eserini kaleme almıştır.
Tasavvuf edebiyatının başlıca eserlerinden olan Mantık-ut Tayr'da kuşlar ile ilgili bir hikâye kullanılarak, çeşitli semboller aracılığıyla tasavvufun temellerini, önemli prensiplerini ve tasavvufî yaşam ile inancı anlatılmaktadır. 4724 beyitten oluşan mesnevi tarzında yazılmış bir eserdir.


Resim

Resim---Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve selem: “Nazar haktır.” buyurdu.
(Müslim)

Resim---Resûlullah sallALLAHu aleyhi ve sellem: “Nazar insanı mezara, deveyi kazana sokar.” buyurdu.
(İbn Adiyy, El-Kâmil)

Resim---Ebu Zerr (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: "Ben sizin görmediğinizi görür, işitmediğinizi işitirim. Nitekim sema uğuldadı, uğuldamak da ona hak oldu. Semada dört parmak sığacak kadar boş bir yer yoktur, her tarafta Allah'a secde için alnını koymuş bir melek vardır. Allah'a yemin olsun, benim bildiğimi siz bilse idiniz az güler, çok ağlardınız, yataklarda kadınlarla telezzüz etmezdiniz, yollara, çöllere dökülür, (belânızı defetmesi için) Allah'a yalvar yakar olurdunuz." buyurdu.
(Ebu Zerr radıyallâhu anh ilâve etti: "Keşke sökülen bir ağaç olsaydım!." (Tirmizî, Zühd 9, (2313); İbnu Mâce, Zühd 19, (4190)
Resim