29 Nisan 2017 Cumartesi

CENABI PEYGAMBER(S.A.V.)'İN BİNEKLERİ

Efendimizin binek olarak kullandığı bazı develeri vardı.Birisinin ismi "KUSVA",diğerinin "CED'A" bir diğerinin ke "ADBA" idi.Adba,girdiği yarışlarda hep galip olurken bir defasında geçildi.B ashaba çok ağır geldi.Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:"Dünyada yücelttiği bir şeyi mutlaka düşürmesi Allah üzerinde bir haktır"
Bu deve Efendimiz(s.a.v.)'in vefatından sonra yememiş ,içmemiş sonunda ölmüştür.Hz.Fatıma annemizin bu devenin üzerinde haşr olunacağına rivayet vardır.

YARDIM EN SONDADIR

Necib Sultan buyurmuştur ki :Seveceksin,sayacaksın,hürmet edeceksin,hizmet edeceksin.sonrasında Himmet edilir.ilk dört husus insana aittir.Beşinki kısım(himmet)Allah teala'ya aittir.İnsan kendisine ait olanları yapmalı ki himmeti beklemeye layık olabilsin

MURTAZA EFENDİ

Mezarı Dörtyol'da bulunan "Kırklar" dan bir zat.1856-1946 yıllarında yaşamış.Dörtyol'da mutlaka her devirde Kırklar'dan bir zatın  bulunduğunu Necib Sultanım söylemişti.Murtaza Efendi'den sonra bu görev verilenlerin içinde oğlu Ali Şir Hoca 'da var.Bu zat da 2002 'de dünyasını değişti.
Allah'ın velileri de meşrep meşrep  olduğundan esprileride farklı  nükteleri içerir.
Dörtyol Özerli' mahallesinden Şıh Hasan lakaplı bir zat Necib Sultanıma nakletmiş."Benim Babamla Murtaza Hoca birlikte Yemende savaştıklrından  bana hep "Kardaşımın oğlu "diye hitap ederdi.Kendisi hanımı ile birlikte Amanos dağlarında yayla tabir ettiğimiz bir yerde kalır keçilerini besleyerek geçimini temin ederdi.Çocukları dadan şehre inmiş yukarı dağda  karı koca yaşarlardı.Ben zaman zaman sırf onu görebilmek için yürüyerek ziyaretlerine giderdim.Yine böyle bir ziyaret esnasında Murtaza Hoca ,karısı,ben otururken Nüktedan olan Murtaza Hoca kendisi gibi ileri yaşta karısına bakarak "Kardaşımın oğlu , bu hanım gençliğinde mis gibi kokardı" diye bir nükte yaptı.Bunu duyan hanımıda cevaptan geri kalmadı:"Hadi oradan bitli Murtaza"..
Bit kan emen bir hayvandır.Eskiden sıcak su,sabun çamaşır ilacı v.s olmadığı için bu haşereler insana musallat olurdu.Bit insandaki pis kanı emen bir hayvandır.Bugünün insanı Bit'den nefret etse de Cenab-ı Hakk'ın yarattıkları içinde abes ,lüzumsuz, faidesiz bir nesnenin olmadığı bilinmelidir.İnsandaki pis kanı emen bu haşereler acaba insan vücuduna yardımcı olmuyorlar mı?

KAŞ GÖZ İŞARETİ İLE PEYGAMBERLE ALAY EDENLERİN AKİBETİ

Resulullah (s.a.v.) le kaş göz suretiyle, söz ile alay eden ve alaylarında ileri giden şan ve nüfuz sahibi beş kişiyi Cenab-ı Hakk aynı günde helak etmiştir.
1-Onlardan birisi Amr b. As(r.a)babası As b. Vail idi.Resulullah'ın (s.a.v.)arkasından onunla alay etmek için ağzıyla, burnuyla bir takım hareketler yapardı.Yağmurlu bir günde iki oğluyla birlikte bineği üzerinde giderken , oradaki vadilerden birinde konakladı.Ayağını yere koyar koymaz:"Beni bir şey soktu"dedi.Neyin soktuğunu aradılar bulamadılar.Ayağı deve boynu gibi şişti ve orada öldü.
2-Onlardan birisi Haris b. Kays idi.Bu adam tuzlu balık yemişti.Şiddetli bir susuzluğa düçar oldu.Karnı patlayıp yarılıncaya kadar su içti ve olduğu yerde öldü.
3-onlardan birisi Esved b.Muttalip b.Haristi.Kölesi ile birlikte yola çıktı.Bir ağacın gövdesine yaslanmış vaziyette iken Cebrail (a.s)geldi ve başını ağaca vurmaya başladı.Kölesinden yardım istedi."Ben sana kendinden başka bir şey yapan görmüyorum"diye cevap verdi.O da olduğu yerde öldü gitti.
4-Onlardan birisi Esved b.Abdiyeğus'tu.Ailesinin yanından ayrılıp sefere çıktı.Samyeline kapılıp yüzü kapkara oldu.Ailesinin yanına döndüğü zaman onu tanıyamadılar ve kapıyı yüzüne kapadılar.ölene kadar da evine sokmadılar.Hz.Peygamber (s.a.v.)'in dayısının oğludur.Müslümanları gördüğünde onlarla alay ederek arkadaşlarına:"Bakın, yanınıza kisra ve Kayser'in devletlerine varis olacak krallar geliyor"derdi.Çünkü sahabilerin giysileri eski-püskü, geçimlerini ise zor sağlıyorlardı.
5-Onlardan birisi Halid (r.a)'ın babası Ebu Cehil'in amcası Velid b. Muğire idi.Bir seferinde çalımlı çalımlı yürürken ok yapan bir adamın yanında durdu elbisesine bir ok takıldı.Kibrinden dönüp oku çıkarmadı.Ridasının ucunu omuzuna atmak için kuvveetle çekince ok bileğindeki damara isabet etti ve onu kesti.Kan durmak bilmedi ve nihayet öldü."SENİNLE ALAY EDENLERE KARŞI BİZ SANA YETERİZ"(Hicr 95 ayeti)

AÇIKLAMAKLA EMROLUNAN HUSUSLAR

Hicr Suresinin 94 ayetinde:"Sana emrolunanı açıkça söyle ve ortak koşanlardan yüz çevir"emri vardır.Hz.Peygamber (s.a.v.)marifet ve hakikat türü şeyleri değil, hüküm ve şeriat kabilinden olan şeyleri açıklamakla emrolunmuştur.Çünkü o, ümmetin havassı dışındakilere bu tür şeyleri açıklamamakla memurdu.B tür şeyleri ,Allah'ı bilenler günümüze kadar birbirlerinden tevarüs edegelmişlerdir.Nitekim Molla Cami şöyle der:
Can dudağa geldi nefes almaya kadir değilim
Çünkü korkarım ki aşk sırrı aşikar olur.

KURTULUŞA ERDİRECEK ÜÇ HASLET

Alimler şu üç haslet tam ve doğru bir şekilde bulunduğu zaman kurtuluşa erileceği ve bunların da ancak birlikte olduklarında tamama ermiş olacağı hususunda ittifak etmiştir.
ZULÜMDEN ARINMIŞ BİR MÜSLÜMANLIK
HELAL GIDA
AMELLERDE ALLAH İÇİN SAMİMİ OLMAK(SIDK)

"MÜMİNLERE ALÇAK GÖNÜLLÜ OL"AYETİ

Bu ayet Hicr suresi 88 ayetidir:Medine valisi Cafer b. Süleyman İmam Malik hazretlerini dövdürüp ona yapacağını yaptı.Malik baygın olarak alınıp götürüldü.Daha sonra ayıldığında şöyle dedi:"Sizi şahid tutuyorum ki ben, beni döven kişiye hakkımı helal ediyorum.".Sonra bunun sebebi sorulunca şöyle cevap verdi:"Ölüp Nebi (s.a.v.)ile karşılaşmaktan ve onun ailesinden olan bir kimsenin benim yüzümden cehenneme gitmesinden haya ettiğim için hakkımı bağışladım"
Halife Mansur Medineye gelince Cafer'den kısas yoluyla İmam Malik'in hakkını almak için onu davet ettiği zaman da şöyle demiştir:"Allah'a sığınırım.Vallahi , Resulullah (a.s)'e yakınlığından ötürü bana vurmuş olduğu tüm kamçıları kendisine helal ettim."
Hilm/yumuşak başlılık ahlakın tuzudur."denilmiştir.

28 Nisan 2017 Cuma

TEVHİD İNSANI KAMİLE ULAŞMAKLA TAMAMLANIR

İnsan makam-ı Muhammedde yani insanı kamile ulaşınca tevhidi tamamlar.Mazharı tamm,Resulullah(s.a.v.) dir.İnsan bunun dışında hangi makamda olursa olsun gönül evini ikilikten , putlaştırdığı düşünce ve makamlardan yahut kendisini Hak'dan gaflete düşürecek ,Hakk'ı nefsinden örtecek varlık ve benlikten kurtaramaz.

İHTİYAÇ VE KARŞILIK BEKELEME DÜŞÜNCESİ

"De ki Rabbimin rahmet hazinesine eğer siz sahip olsaydınız, harcanır korkusuyla kıstıkça kısardınız.İnsanoğlu da pek eli sıkıdır!"(İsra 100) buyurulmakla insanın geninde ihtiyaç ve ihtiyaç duyduğu şeyde cimrilik etme ve harcadığı şeyin karşılığını bekleme düşüncesi mevcuttur.Cimrilik ve ihtiras kötü sıfatlardandır.Nefsi bunlardan temizlemek; cömertlik,kanaat ve uzun emelleri terk etme sıfatları ile süslenmek gereklidir.Çünkü şeytan itaatkar da olsa cimriyi kendine köle yapar, günahkar da olsa cömertten uzak durur.İnsan cinsi her ne kadar cimri, toprak gibi sımsıkı ve kuruluk üzerine yaratılmış olsa da içlerinden Allah'ın sıfatları ile sıfatlanan, zatının sırlarının hakikatına eren has kullar vardır.
Hassan b.Sabit (r.a) Hz.Peygamber (s.a.v.)hazretlerini methederken şöyle demiştir:
Öyle bir eli var ki O ' nun ;cömertliğinin onda biri
Eğer toprakta olsaydı denizden daha yaş olurdu.

SESİN TESİRİ

Salih peygamberin kavmi,Şuayp peygamberin kalbi ses ile helak edilmişlerdir.Bu ses Cebrail (a.s)'ın çıkardığı bir ses olup bu sesin tesiri ile insanda bulunan kalbin parçalandığı belirtilir.Bu nedenle havanın sıkıştırma kuvvetinin yıkıcılığına ve tahribatına  bu günkü teknik ulaşamamıştır

KULLUK VE RİYASET ASLA BİR ARADA OLMAZ

Sadık bir salik mana alemine ulaşmayı istemesi gerekir.Çünkü en yüce gaye orasıdır.Oraya ancak ilim,amel ve tevazu ile toprak haline dönmekle ulaşılabilir,İsa (a.s):"Dane nerede biter?"diye sordu."Yerde"dediler.Bunun üzerine şöyle dedi:"Hikmet de böyledir.O da ancak toprak gibi bir kalbde biter."Bu sözüyle o tevazua ve kibri terk etmeye işaret etmektedir.insanlığın Efendisi (s.a.v.)"Hikmet pınarları kalbinden çıkıp lisanından zuhur eder."sözüyle buna işaret edilmiştirKaynaklar ancak yerde olur.Bu makam ancak riyaseti terk ile elde edilir.Bu ise nefsi ve kulluğu nu bilmekle olur.KULLUK VE RİYASET ASLA BİR ARAYA GELMEZ.AYNI ANDA HEM SULTAN HEM TEBEA OLUNMAZ
MOLLA CAMİ ŞU SÖZLERİ İLE BUNA İŞARET ETMİŞTİR:
FAKR LİBASIYLA ŞAHLIK HİLATI BİR YERDE DOĞRU OLMAZ
YARISI ATLAS, YARISI PALAS ELBİSE PADİŞAHLARA YARAŞMAZ
Hasan Hüda hazretleri Turgut Özal rahmetli ile alakalı bir mevzuu anlatılırken:"Mürşid kuvvetli olursa,müridini cumhurbaşkanlığı makamını terk etmeksizin irşad edebilir"buyurmuştu.

CARİYENİN ZÜNNUN'U ELEŞTİRMESİ

Zünnun Mısri (r.a)der ki:Yolculuk sırasında bir gün bir şehrin kapısına ulaştım.Şehrin içine girmek istedim.o şehrin kapısı üzerinde bir köşk gördüm.Onda bir ırmak akıyordu.Irmağın yanına gittim ve abdest aldım.Gözüm köşkün damına düşünce ayakta duran gayet hoş ve güzel bir cariye gördüm.Cariye beni görünce şöyle dedi:
"Ey Zünnun, seni uzaktan görünce mecnun zannettim.Abdest alınca bir alim olduğunu düşündüm.Abdest alıp önüme gelince bir arif olduğunu zannettim.Şimdi kesin olarak anladım ki ne mecnunsun,ne alimsin, ne de arifsin"
Zünnun:"Neden?"  diye sordu.cariye şöye dedi:"Eğer divane olsaydın abdest almazdın.Alim olsaydın başkasının hanesine  ve namusuna bakmazdın.Eğer arif olsaydın , Allah'dan başkasına meyletmezdin"
Kemal Hocendi der ki:
O salike "pak yüzlü"demezler
O ki masivadan uzak değildir.Entarisinin yeni kısa olmak ona ne fayda verir
Ki onun eli dünyadan kısa değildir.

MEKANLARIN İNSAN ÜZERİNDEKİ ETKİNLİĞİ

Resulullah (sav) Tebuk gazvesine giderken Hicr bölgesi denilen ve geçmişte Salih peygamber'in kavminin yaşadığı bölgeden geçerken bineğini oraya gitmekten men etmiş,bölgeden geçene kadar bineğini hızlı hızlı sürmüştür.Cabir (r.a)' den rivayet edildiğine göre:"Kendilerine zulmedenlerin yurtlarına girerken, onların başına gelen belaların sizin başınıza  da gelivereceği endişesiyle , mutlaka ağlaya ağlaya girin" buyurmuştur.Rebulullah,bu bölgeden geçenlerin,geçmiş ümmetlerin bu hallerinden öğüt almadan geçecekleri endişesiyle böyle davranmıştır.O bu hareketiyle insanın başına bir bela geleceği  ya da karakterinin onların karakterinden etkileneceği korkusuyla zalimlerin yaşamış olduğu yerlerde- buralar boş olsa bile- yerleşmemesi gerektiğine dikkat çekmiştir.Çünkü onların kalıntıları , hallerini hatırlatır.Belki de kalb katılığına ve zorbalığa sebeb olur.
Zalimlerin yaşadığı yerlerde, mümin birisinin yerleşmemesi gerektiği ,oralarda namaz kılınmaması,mümkün olduğu kadar çabuk terkedilmesine işaret olabilir.Allah Teala zamanları farklı yarattığı gibi mekanları da farklı yaratmıştır.İnsan zahir organlarını serbest bıraktığı zaman , batıni kuvvetleri de serbest bırakmış olur.Bu durumda hali bozulur.ve kalbi Yüce Allah'dan başka şeye meyleder.İnsan o yüce huzuru yöneldiği zaman arif olabilir.

PEYGAMBERLER VE VELİLER ARASINDA İHTİLAF YOKTUR

Şeriatların asıl kuralları bakımından peygamberler arasında ihtilaf olmadığı gibi hakikatların asıl kuralları açısından da veliler arasında her hangibir ihtilaf yoktur.İhtilaf bir kenara kullandıkları ibareler dahi aynıdır.Çünkü hepsi de tek bir pınardan almakta , Allah'ın zatını sıfat ve fiillerini mükaşefe etmektedir.Veliler arasında ayrım yapan tamamını yalanlamış olur

SABAH EZANI VAKTİ BİR ÇİFTLİK

İskenderun'da bir sabah ezan vakti şehir ortasında geniş bir bahçe içinde bulunan köpekler şehrin minarelerinde başlayan ezanla birlikte ulumaya başlarlar.Bunlar aslında bu hayvanların  hayvanlıktan kurtulup insanlığa geçme isteklerini yaratanına ifade sesleridir.Ya Rabbi,bizi hayvan olarak halk ettin ve idrak vermedin.İbadet emretmedin.Ne olurdu insan mertebesine gelse idik te sana ibadet edebilseydik.! bir yandan bu şekilde bağrışan hayvanatın arasında derin bir uykuya dalmış ve ezandan habersiz insanların bu uğultuları uğursuzluk telakki edip güneşin doğuşundan sonra uyanmaları ve kendilerine bu nimeti verenden habersiz şekilde sanki kendisi kazanmış gibi tekrar hırs ile dünyada bir güne başlaması.Halbuki sistem devam ediyor.Güneş yine bilinen yerden boy gösterecek ve akşam olduğunda da deniz üzerindeki ufuktan kaybolacak.Tabiat olaylarının en küçükte olsa hiçbirine karşı koyamayan insanlara en zor soru:Gücünüz varsa güneşi batıdan yükseltin.!Buna rağmen iman etmeyenlerin Peygamber (sav)'en istekleri:Yerimizi daraltan şu mekke dağlarının kaldırılıp mümbit toprakların oluşması,içinden sular akan bahçelikler haline gelmesi,Melekler ordusunun gözükmesi,altından bir ev in olması v.s.Hepsi görsellik.Mucizeler kafirlerdeki küfrü gidermedi.Sadece onları aciz bıraktı.Mucizeler sahabeyi iman ehli kılmadı.imanını artırmaya sebeb oldu.Cenab-ı Hakk bu şekilde imanın onların kalplerinde kök salması için lütufta bulundu.Dün peygamberin varlığı nasıl bir fırsat idiyse bugün mürşitlerin varlığı da aynı şekilde bir fırsattır.Kaybolduklarında değeri ortaya çıkar

27 Nisan 2017 Perşembe

KURAN'IN HİTAP ETTİKLERİ

İmam Cafer'i Sadık hazretleri buyurmuştur:"Kur'an'ın ibaresi Avama, işareti havassa, letaifi(incelikleri) evliyaya, hakikatları ise nebileredir"der.
Mesnevi'de şöyle geçer:
Gazneli Hakim Senai , perde ardında kalanlara
Ne güzel manevi bir misal getirdi.
Kur'an'da sözden, laftan başka bir şey görmezlerse
Sapıklık  yolunda olanların bu haline şaşılmaz
Nurlarla dolu güneşin işakları gelmez de
körün gözüne , yalnız bir hararet gelir
Oğul sen Kur'an'ın dış yüzüne/zahirine bakma !
Şeytan'da Adem'i topraktan ibaret gördü,hakikatına eremedi !
Kur'an'ın zahiri insana benzer
Sureti görünür, meydandadır da canı gizlidir

KURAN'IN ŞİKAYETİ

Abdullah B.Amr b.As(r.anhüma) şöyle demiştir."Kur'an indirildiği gibi kaldırılmadıkça kıyamet kopmaz.Onun arş etrafında arı uğultusuna benzer bir uğultusu vardır.Rab teala:"Neyin var?" diye sorar.O da şöyle cevap verir:"Ey rabbim ! Okunuyorum, amel edilmiyorum."

DİNİMİZDEN KAYBEDECEKLERİMİZ

iBNİ MESUD'DAN RİVAYET EDİLMİŞTİR:"DİNİNİZDEN İLK KAYBEDECEĞİNİZ ŞEY EMANET,SON KAYBEDECEĞİNİZ ŞEY İSE NAMAZDIR.KİMİLERİ NAMAZI KILAR, HALBU Kİ DİNLERİ YOKTUR.BİR GÜN GELECEK AĞZINIZDAN BU KUR'ANDAN BİR ŞEY OLMAYACAK"Adamın birisi "Bu nasıl olur?Oysa biz onu kalbimize yerleştirdik,mushaflarımıza kaydettik,çocuklarımıza öğretiyoruz, onlarda kendi çocuklarına öğretiyorlar"dedi.Bunun üzerine şöyle karşılık  verdi:"Bir gece alınıp götürülür ve insanlar ondan mahrum olarak sabahlar.Mushaflar kaldırılır, kalplerdeki de sökülüp alınır."

EVİMİZDEKİ GARİPLER

Hadis-i şerifte buyurulmuştur:"Üş şey dünyada gariptir:Salimin göğsünde Kur'an, kötü bir topluluk içindeki salih kişi, bir evde bulunup da okunmayan Mushaf"
bu hadis-i şerif her zaman her gün yaşanmaktadır.
Hz.Hüseyin efendimizi katledip saltanat mücadelesinde bulunan Yezid,Şamda Emevi Camiinde Müminlerin halifesi sıfatı ile Cuma namazı kıldırıyordu.Bugünde aynı topraklarda İŞİD,DEAŞ  nam altında insanlara zulmeden bir gurup ellerinde güya Cenab-ı Peygamberin mührünü taşıyan bayraklarda şeriatı yaşadıklarını ve yaşattıklarını iddia ederek zulüm yapmaktalar.
 Toplumda küfür,kötülük,günah tüm evlere kadar yaygın.Böyle bir hayatı eleştiren,İslam olduğunu iddia eden insanların idareci olduğu ülkede haramların devlet eliyle icra edilmesinin tezadını söyleyenler çok az.ve evlerimizdeki mushafı en son ne zaman hatmettiğimiz konusu ise içler acısı

RUHUN BEŞ HALİ

1-Yokluk adem hali.Allah şöyle buyurur:"İnsanın üzerinden henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?"(el-insan 76/1)
2-Ruhlar alemindeki varlık hali.Allah şöyle buyurur:"Ruhları,cesetlerden ikibin yıl önce yarattım"
3-Ruhun bedenle alaklanması hali.Allah şöyle buyurur:"Ona Ruhumdan üflediğim zaman"(Hicr 15/29)
4-Ruhun bedenden ayrılma hali:"Her nefis ölümü tadacaktır"(Ankebut 29/57)
5-Ruhun tekrar bedene iade edilme hali:"Biz onu yine ilk durumuna sokacağız (Taha 20/21)

RUH KONUSUNDA BİLGİ NİÇİN AZDIR?

"RUH HAKKINDA SİZE ANCAK AZ BİLGİ VERİLMİŞTİR"AYETİ OKUNUNCA,Müşrikler,PEYGAMBER (sav)'E SORMUŞLAR:"BU HİTAP BİZE Mİ MAHSUS MU YOKSA SİZDE BU HİTABA DAHİL MİSİNİZ?"diye sorunca Hz.Peygamber (sav):"Bilakis bize de size de ilimden pek az bir şey verilmiştir."buyurdu.Bunun üzerine "Ne tuhaf bir halin var.Bir gün "Kime hikmet verilirse , ona pek çok hayır verilmiştir(Bakara 2/269)diyorsun, başka bir gün ise böyle diyorsun "dediler.Bunun üzerine şu ayet nazil oldu:"Şayet yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de arkasından yedi deniz katılarak(mürekkep olsa)yine Allah'ın sözleri (yazılarak)tükenmez"(Lokman 31/27). Yani onların söyledikleri batıl ve merduddur..Çünkü hadisin bilgisi, kadimin bilgisi yanında azdır.Kulların bilgisi sonlu,Allah'ın bilgisi sonsuzdur.
Büyüklerin birisi buyurmuştur ki:Evliyanın bilgisi peygamberlerin ilmine nisbetle yedi denizden bir damla gibidir.Peygamberlerin ilmi Muhammed (sav)'in ilmine,O'nun ilmi Hak Teala'nın ilmine nisbetle aynı şekildedir.
Şeyh Ebu Medyen hazretleri buyurmuştur ki:Hak Teala'nın verdiği bu az ilim bizim değildir, belki bizde emanettir.Bu ilmin bile çoğuna ulaşamamışız.Devamlı olarak cahilleriz.Cahile ise bilme iddiası düşmez"

TÜM NİŞANLARDAN KESİLMEK

Murad ve maksadın sadece Allah Teala olmasıdır.Molla Cami (k.b)şöyle der:
AŞKIN NİŞANINI SORARSAN, HER NİŞANDAN KESİL
ÇÜNKÜ NİŞANA ESİR OLAN NİŞANSIZ  OLANA ULAŞAMAZ

HZ.İBRAHİM'İN ÜMİTLENDİRMESİ

Cebrail(a.s) dahil 11 melek genç delikanlılar şeklinde gelip selam vererek misafir olduklarında önlerine ikram edilen kızartılmış buzağı eti gelince misafirlerin yemeğe el uzatmaması üzerine Hz.İbrahim çekindi ve korku duydu.Çünkü,ikram edilen yemeği yememek,kişinin kötü niyet taşıdığının alameti idi.Bunun üzerine elçiler:"Korkma , biz sana ilim sahibi bir oğul müjdeledik".Bu haber üzerine yaşlı Hz.İbrahim kendisinin çocuğunun olabileceğine ihtimal vermiyordu.Çünkü "müjde" çok tuhaftı.İhtiyarlık ve yaşlılığa duçar olduktan sonra çocuk sahibi olmakla müjdelenmek hayret edilecek bir husustu.
Cenab-ı Hakk en olmayacak bir hususlarda , hayret verici işler yapandır."Allah her şeye muktedirdir"(Kehf 18/45)

KORKU MU? ÜMİT Mİ?

Bir mümine faydalı olan korku mu? ümit midir?.Ahiretine hangisi faydalıdır? gibi sorular akla gelebilir.Bu hususta denmiştir kiKorku , ümitten önce gelir.Çünkü Allah teala , cennet ve cehennemi yarattı.Ama cennete , ancak cehenneme uğradıktan sonra ulaşabilirsin.
Kulun öne alması gereken , korkudur.Çünkü aslolan odur.Bozuk düşünceler gönülden ancak korku sayesinde tahliye edilir.Ümide sebeb olan ,Allah'ın geniş rahmetinin  gazabından önce gelmesi, buna ters düşmez.Çünkü o asıldır.Korkunun ise Allah'ın zatına değil , sıfatlarına nisbetle var olması gerekir.Bu sebeble bir hadiste buyurulmuştur:"Eğer kul Allah'ın ne kadar merhametli olduğunu bilseydi, hiçbir haramdan kaçınmaz.Allah'ın azabının miktarını bilmiş olsaydı , o zaman da kendini yiyip bitirirdi."Yani Allah Tealaya ibadette kendini helak eder ve hiçbir günaha teşebbüs etmezdi !
Bağışlanmanın bir çok yolu vardır.En büyüğü aşk ve muhabbettir.Çünkü Allah Teala insanları ve cinleri ilahi marifete  ve rabbani cezbeye ulaştıran ibadet/kulluk için yaratmıştır.
Hafız şöyle der
Altı yönden günah denizinde gark olmuşsam da,
Aşka aşina olursam rahmete gark olanlardanım.
SUFİ MEZHEBİ OLMAYAN KİŞİDİR" denilmiştir.Yoldaki kişi ise Rahman'ın iki parmağı arasındadır.İzafetlerden kesilip kurtuluncaya kadar halden hale, emniyetten korkuya ve tersine döner.İzafetlerden kurtulunca  hali mutedilleşir, ilminin ve amelinin terazisi, istikamet kazanır.Allah Teala'ya , kendisine yakin yani ölüm gelinceye kadar ibadet eder. 

26 Nisan 2017 Çarşamba

EFENDİMİZ (sav)'E SORULAN ÜÇ SORU

Arap kafirleri,Peygamberimizin durumunu Yesrib Yahudilerine sormak için üç kişilik bir heyeti Medine'ye gönderdiler.Yahudilerle görüşüp Peygamberimizin durumunu anlatınca Yahudiler hayret ettiler.onlara şöyle dediler:"Ey Arabın uluları, biz bir peygamberin zuhur etme zamanının yakın olduğunu biliyoruz. Sizin sözlerinizden o peygamberin hallerinin kokusu geliyor.Siz sınamak çin ona:"Doğuyu ve Batıyı kim dolaşmış,eski zamanda kaybolan gençlerin durumu ne oldu ve ruh nedir?diye sorun.Eğer bu üç soruya cevap verir; ya hiç cevap vermezse  bilinki o peygamber değildir.Eğer iki soruya cevap verir, ruhtan bahsetmezse peygamberdir" dediler.onlar Mekkeye geri döndüler, O' nun yanına vardılar ve üç şeyi sordular:O da iki soruya cevap verdi.Ruh Konusunda ise İsra 85 ayetin nazil oldu:"Sana ruh hakkında soru sorarlar.De ki :Ruh ,Rabbimin emrindedir.Size ancak az bir bilgi verilmiştir.i okudu.
Beyzavi şöyle der:Ruh,insan bedeninin organları gibi bir maddeden, bir asıldan türemek şeklinde olmaksızın "Ol"emriyle yaratılmış varlıklardandır."

MALVARLIĞININ KONUŞMASI

Hikaye edilir ki debdebeli bir saltanatın ,geniş ülkenin,zengin hazinenin sahibi hükümdar kendisine çeşitli yiyeceklerle süslü bir ziyafet hazırlattı,tüm idarecileri davet etti.Tam yemeğe başlanacağı zaman kapı şiddetli bir şekilde çalındı.Hizmetçiler  kapıyı çalana "Bu ne hırs,bu ne edepsiz davranış ey fakir.Sabret yemeğimizi yiyip senin de karnını doyurcağız"dedilerse Adam:"Benim sizin yemeğinizle alakam yok.Benim hükümdarla işim var!"diyerek  daha şiddetli bir şekilde kapıya vurmaya başladı.Bunun üzerine askerler ellerinde silahlarla adama hücum ettiler.adam:Yerinizde durun! ben ölüm meleğiyim,Fena aleminin hükümdarının ruhunu kabzetmeye geldim"deyince hepsi oldukları yerde hareket edemez hale geldiler. Hükümdar bir müddet süre istemişse de o buna razı olmadı. Bunun üzerine hükümdar "Allah mala lanet etsin.zira o beni aldattı.İşte bugün eli boş bir halde bu dünyayı terk ediyorum. Mallarımın faydası düşmanlara, hesabı ve azabı ise bana kaldı" diyerek hayıflandı.
Allah Teala mala konuşma kabiliyeti verdi ve o da:"Bana değil kendine lanet et. Çünkü ben senin hizmetine amade edildim.ve sende istediğini yapma kabiliyetine sahiptin.Şimdi bile alışık olduğun zulmü terk etmiş değilsin.Suçlu sen olmana rağmen masum olana küfredip duruyorsun." dedi.

HERKES MİZAÇ VE MEŞREBİNE GÖRE İŞ YAPAR

"İnsana" sıhhat ve genişlik şeklinde  "nimet verdiğimiz zaman"bizden, bize şükretmekten "yüz çevirip yan çizer;", kendi nefsi ile kalıp uzaklaşır, salına salına yürür, yani tekebbür ve büyüklük gösterir, hak yoldan uzaklaşır.Kur'an da İsra suresi 83-84 ayetinin ifadesidir."ona bir de zarar ziyan dokunacak olsa iyice karamsarlığa düşer.De ki. Herkes kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar .Bu durumda kimin doğru bir yol tuttuğunu Rabbiniz en iyi bilendir."

HAZRETİ YAHYA VE HZ.İSA KARŞILAŞMASI

Yahya (a.s),İsa (a.s) ile karşılaştı.İsa (a.s)'ın kendisine tebessüm ettiğini görünce :"Bana ne oluyor ki emniyetteymiş gibi seni neşeli görüyorum?"dedi.İsa (a.s):"Peki bana ne oluyorda  seni her şeyden ümidini kesmiş gibi üzüntülü görüyorum?"diye cevap verdi.Bunun üzerine :"Bize vahiy nazil olana dek buradan ayrılmayalım" dediler.Allah onlara:"Sizin bana en sevimli olanınız , Benim hakkımda zannı daha güzel olanınızdır."diye vahyetti.Bir başka rivayette ise:"Sizin Bana en sevimli olanınız , güler yüzlü ve mütebessim olanınızdır." diye vahyetmiştir.
Zekeriya (a.s)oğlu Yahya'nın devamlı üzüntülü, ağlayıp sızlayan kendisiyle meşgul biri olduğunu görünce :"Ya Rabbi ben senden istifade edebileceğim bir evlat niyazında bulunmuştum?" dedi.Allah Teala şöyle cevap verdi:"Sen onun veli bir evlad olmasını niyaz ettin.Veli de ancak böyle olur"

GERÇEK HÜRLER KİMDİR?

Kendilerini Allah'ın kulluğuna tahsis edenler,O 'nun dışında heva, dünya,ve ukba gibi tüm varlıklara (masiva) kul olma boyunduruğundan hür olanlardır.Onlar, O' nun lütuf ve rahmet sıfatlarının mazharıdırlar.Azab ise heva,dünya ve masivanın kulu olanlara mahsustur.Onlar da D 'nun kahır ve izzet sıfatlarının mazharlarıdır.

TEHLİKELİ GİDİŞAT

Darbe ertesi günü bloğ yazıları okunursa, yazıda,  Yunanistan'a helikopter ile kaçan darbecilerin iade edilmeyeceği belirtilmişti.Bu bir duygu ifadesi idi.Çünkü küfür tek milletti.Ümmetin,tekrar bayraktarlığını bu ülkenin yapacağını biliyorlardı.Bu nedenle ülke üzerinde büyük oyunlar oynanmakta idi.Küfrün güçleri ne kadar büyük olursa olsun,mümine yardımcı Cenab-ı Hakk idi.İzzeti ,şerefi , yardımı Allah'a hizmette aramalıyız.Kur'an'ın belirttiği yolda yaşama gayreti içinde olmalıyız.Bugün maalesef müminler arasındaki yardımlaşma,sevgi ve muhabbet devlet eliyle kesilmiştir.Fetö soruşturmaları nedeniyle toplumda bir korku gerginliği mevcuttur.İnsanlar iftiradan korkmatadırlar.Bu nedenle kardeş,kardeşin arkasında gidememektedir.Bunun sonucu ülke insanı huzursuzdur.Devletin imkanları açısından deniz bitmiştir.Üretimin olmadığı bir yerde hazıra hiçbir şey dayanmaz.En büyük kaynak israfın önlenmesidir.Kanaattır.Bunu da devlet büyükleri günlük yaşantılarında göstermelidirler.

25 Nisan 2017 Salı

KALBLERDEKİ KİNİN SÖKÜLÜP ATILMASI

Hicr suresi 47 ayeti:"Biz, onların gönüllerindeki kini söküp attık; onlar artık köşkler üzerinde karşı karşıya oturan kardeşler olacaklar" 
Beşeriyet vasıflarının kini, nefsin emmareliğinden/durmadan kötülüğü emretmesinden  ve nefsin kötü sıfatlarından ileri gelmektedir.
Bu kin nefislerden ancak Allah Teala'nın çıkarıp atması ile çıkar.Kimin kini sökülüp atılmazsa cennete girdikten sonra çıkmaktan emniyette olmaz.Nitekim Adem (a.s) nefis tezkiyesinden  ve nefsin sıfatlarından arınmadan önce cennete sokulduğu için şu sözlerin söylenmesine sebeb olan gıll u gış yüzünden oradan çıkarıldı:"Adem Rabbine karşı gelip yolunu şaşırdı".(Taha 20/121)
Bugün de aynı şey yaşanmaktadır.Nefis tezkiyesini yapmamış bir kişiye dünyevi makam ve mevkiler,maddi güçlerin tamamı verildiği zaman bu kişi tıpkı Hz.Adem babamızın cennette nimetler içinde Rabbinin emirlerine karşı gelip cennetten çıkartılması gibi yoldan çıkmaktadır.
Kinin kalbden çıkartılması ya dünya'da olur ki kamil insanlara mahsustur.Kamil insanlar dünyada iken nefsin kötü sıfatlarından temizlenirler ve kalbi kötü ahlaktan boşaltırlar.Ya da ahirette olurki nakıs insanlar ahiretin şiddeti karşısında kalplerindeki kin boşalır.Musibetlerin,zorlukların insanları bir birine daha yakınlaştırması bundandır.

EZAN VE İKAMET

Ezanda yedi , ikamette ise sekiz cümle vardır.Ezan okuyup, ikamet getirene , cehennem'in yedi kapısı kapatılıp cennetin sekiz kapısı açılır.

FÜTUHATTA CEHENNEMİN YEDİ KAPISI

İbhi Arabi'nin fütuhatında  cehennem kapılarının yedi olması  mükellef tutulan yedi organa göredir.Bu organlar ise Kulak,göz, dil, el,ayak,cinsiyet organı ve karındır.Bu yedi organ , cehennem kapılarının sıralanışını oluşturmuş oluyor.Öyleyse bu organların hepsini Allah'ın yasaklayıp haram kıldığı her şeyden koru.Aksi halde lehine olan aleyhine dönüşür, nimet nikbete(azaba)döner.
Necmeddin-i Kübra hazretleri Tevilatün Necmiyye isimli eserinde buyurmuştur ki :"Muhakkak cehennem Allah'dan uzak olma ve ayrılıktan yanıp tutuşma cehennemi onların hepsine vaad olunan yerdir.Cehennemin yedi kapısı vardır."Bu kapılar;Hırs, oburluk, kin, haset,öfke , şehvet ve kibirdir.

CEHENNEMİN YEDİ TABAKASININ MUKİMLERİ

En üstte bulunan birinci tabakada müslüman olup ta günah işleyenlerin tabakasıdır.Şeyh-i Ekber İbni rabi hazretleri "cehennem boş kalacaktır"dediği rivayet edilir.maksadı bu üst tabakadır.Kalbinde zerre kadar iman ,yani marifetullah bulunanlar burada sürekli kalmayıp çıkacaklar bu nedenle bu tabaka boşalacaktır
İkinci tabaka Yahudiler
Üçüncü tabaka Hırıstiyanlar
Dördüncü tabaka Sabiiler
Beşinci tabaka Mecusiler
Altıncı tabaka Müşrikler
Yedinci tabakaya da Münafıklar girecektir.
Cehennem kelimesi farsça asıllı arapçalaşmış bir kelime olup "dibi uzak kuyu"manasındadır.Cehennem denmesinin sebebi dibinin uzaklığından dolayıdır.
Şiddetli yakıcılığından dolayı "leza",kırıp parcaladığından dolayı "hutame",tutuştuğunda "sair", ateşin alevi şiddetli olduğunda "sekar", derinliği sebebiyle "cahim", derin ve alçak olmasından dolayı "haviye" ismi de verilmiştir.

24 Nisan 2017 Pazartesi

ŞİFA AYETLERİ

Üstad Ebü'l-Kasım Kuşeyri nin çocuğu ağır bir hastalığa yakalanmış ve iyileşmesinden ümit kesilmişti.Bu Üstad'a ağır geldi.Bir gün rüyasında Hakk Teala'yı gördü ve durumu şikayet etti.Hak Teala ona şöyle buyurdu:"Şifa ayetlerini bir araya getir, onları hastaya oku.Onları bir kabın içine yaz ve içine bir içecek dök.Sonra onu hastaya içir."
Üstad söylenenleri yaptı ve çocuk hastalıktan kurtuldu.
KUR'ANDA ŞİFA AYETLERİ ALTI TANEDİR
VE YEŞFİ SUDURA KAVMİN MÜ'MİNİN.
"Müminler toplumunun göğüslerine şifa versin"(Tevbe 9/14)
VE ŞİFA ÜN LİMA FİS SUDUR
(Yunus 10/57)"Göğüslerde olana şifadır"
Fİ Hİ ŞİFAÜN LİNNASİ (Nahl 16/69)
 "Onda insanlar için şifa vardır."
VE NÜNEZZİLÜ MİNEL KURANİ MA HÜVE ŞİFAÜN VE RAHMETÜN LİLMÜMİNİN(iSRA 17/82)"BİZ Kur'an'dan MÜMİNLER İÇİN ŞİFA VE RAHMET OLAN ŞİYLER İNDİRİYORUZ
VE İZA MERIDTÜ FEHÜVE YEŞFİ (Şuara 26/80)
"Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur"
KUL HÜVELLEZİNE AMENÜ HÜDEN VE ŞİFAÜN(Fussilet 41/44)
"De ki:O Müminler için bir hidayet ve şifadır."
Tacüddin Sübki Şafii Tabakatında:"Bir çok meşayihin hastalarının şifa bulmaları için bu ayetleri kaplar içine yazdıktan sonra suyunu hastalara içirdiklerini gördüm"der.Hz.Peygamber (sav):"Kuranda şifa aramayana , Allah şifa ihsan etmesin"sözü hem cismani hem ruhani hastalığa şamildir.
Fatiha suresi bir kabın içine yazılır temiz bir su ile bu yazı imha edilip hasta yüzünü bu suyla yıkarsa Allah'ın izni ile şifa bulur. Kalbinde düzensizlik, rahatsızlık, sıkışma ve çarpıntı olan kimse bu sudan içtiği takdirde bu rahatsızlıkları geçer

ŞİFA KAYNAĞI KURAN'DIR

"BİZ,KUR'AN'DAN ÖYLE BİR ŞEY İNDİRİYORUZ Kİ O, MÜMİNLER İÇİN ŞİFA VE RAHMETTİR;ZALİMLERİN İSE YALNIZCA ZİYANINI ARTIRIR."Kalblerdeki şüphe ve evham hastalıklarına şifa ve rahmet olan Kur'an ın bu özelliği müminler için caridir.Müminlerin nefislerinin hastalıklarını düzeltir.
Zafirlerin ise yalnızca ziyanını artırır."buyurulmuştur.
PEKİ MÜMİN OLDUĞUNU İDDİA EDİP ZULÜM YAPANIN DURUMU NEDİR?
Kendisinin Allah Teala'ya inandığını iddia edip zulüm yapan bir kimsenin Kur'an'ın şifacılık yönünden nasibi yoktur.Aksine ,zulmü nedeniyle azgınlığı artar. Bu nedenle en büyük vahşetler,zulümler,adam öldürmeler dindar olduğunu iddia edip,din adına yapanlarda görülmektedir.

HAK NEDİR? BATIL NEDİR?

İMAM KUŞEYRİ (K.S)ŞÖYLE DEMİŞTİR:"HAK,ALLAH İÇİN OLAN ŞEYDİR.BATIL İSE ,O'NDAN BAŞKASI İÇİN OLAN ŞEYDİR.

İBNİ ABBAS (r.anhüma)'nın ŞÖYLE DEDİĞİ RİVAYET EDİLİR:

Yemek çoğaldığında beni uyarın
Çünkü çok yemek kalbi ifsad eder.
Uyku çoğaldığında beni uyandırın
Çünkü  ömrü uyku kısaltır
Söz çoğaldığında beni susturun
Çünkü dini söz yıkar
Aklar çoğaldığında beni uyarın
Çünkü akların ardından ölüm gelir.

PEYGAMBERLERE DÜŞMAN ÜRETMEK

Nebilerin ve Peygamberlerin terbiyelerindeki ezeli yüce hikmet kanunu uyarınca peygamberlerin som altından olan rabbani-ruhani cevherlerini , dünyevi-nefsani vasıflarıkötülüklerinden temizlemek için , kendilerine düşmanlar ihdas etmek ve böylece onları imtihan etmek Allah Teala'nın sünnetlerindendir..Bu imtihan asla değişmez.Çünkü hikmet, maslahat ve Allah Teala'nın ezeli iradesine dayanır.
Büyüklerden birisi şöyle der:"İnsanların şerrinden kaçtığından daha çok hayrından kaç.Çünkü onların hayrı senin kalbine, şerleri ise bedenine isabet eder.Bedenin yaralanması , kalbinin yaralanmasından daha hayırlıdır.Sayesinde Mevlana döndüğün düşman, seni Mevla'ndan alıkoyan dosttan daha hayırlıdır.Her bela seni tevhidin hakikatına yönelten ve dünyevi alakaları ortadan kaldıran Allah'ın kamçılarından bir kamçıdır.O elem suretinde bir lezzettir.
Hafız şöyle der:
Seni kötülüklerle vasfedip duranın hükmü yoktur, sus
Ki bizim sakimiz her ne ederse lütfun ta kendisidir
Bilesinki Nebi (a.s)zahirinde ve batınında ancak Allah'ın hareket ettirmesiyle hareket etmiştir.
Bir kutsi hadis'de buyurulmuştur ki:"Benim ve veli kulumu hor gören bana açıkça savaş ilan etmiş olur"
Veli Allah'ın dinine yardım eder.Allah'da onun yardımcısıdır.Allah'ın yardımcısı olduğu bir kişiye düşmanlık edense Allah'&a düşmanlığa kalkışmış olur.

ALLAH TEALANIN SÜNNETİ

Sünnet adet demektir.Yani , Allah(adet,kanun)kanun koymasının,kurala bağlamasının adı sünnettir.Allah'ın sünneti.Sünetullah ifadeleri aynı manadadır.Cenab-ı Hakk'ın sünnetinden birisi de Kim bir Peygamberi yurdundan çıkartırsa,Cenabı Hakk çıkartanları o şehirde fazla barındırmaz ve helak eder.Nitekim Efendimiz (s.a.v)'i Mekke'den çıkması hususunda akıl almaz davranış sergileyen müşrikler en sonunda canına kasteddiler.Sonra Efendimiz Mekke'yi terketti.Şehirden çıktığı zaman şehre dönerek şunları söyledi:"Allah'a yemin olsun ki  senin Allah katında en sevgili ve en değerli belde olduğunu bildiğim halde senden çıkıyorum.Vallahi senin halkın beni çıkarmasaydı senden çıkmazdım."
Efendimizi,Mekke'den çıkartanlar çok geçmeden Bedir'de helak edildiler.Efendimiz daha sonra şeref ve izzetle birlikte Mekke'ye girdi ama orada ikamet etmedi.Medine'yi yurt edindi.Şüphesiz bu davranışta bizler içn mutlaka bir çok hikmetler mevcuttur.

SENİ SEBATKAR KILMASAYDIK,NEREDEYSE MEYLEDECEKTİN

Bu hitabı Cenab-ı Hakk Teala efendimiz,Peygamber (s.a.v.)'e söylemiştir:İsra suresi 74 ayetidir:"Eğer seni sebatkar kılmasaydık,gerçekten neredeyse onlara birazcık meyledecektin."Müşrikler Efendimizin kendilerine karşı toleranslı davranmaları için onların inanç konuları hususunda hoşgörülü davranması talep eder mahiyetteki isteklerine Efendimiz biraz olsun uygun davranma niyetine girmiş ki Cenab-ı Hakk,O'nun kalbini sebatkar kılarak "meyletmekten"dahi Onu korumuştur.Bugün Bir İsrail Başbakanı,Amerikan,  Rus devletlerinin yüksek idarecileri ile yapılan görüşmelerde bir hayranlık,bir yardım umma pozisyonunda olduğumuzu kabul edelim.Bu bizim eksiğimizdir.Hidayet nurundaki azlık,ruhaniyet nurunun galebe olmaması gibi zafiyetler zahirde de idarecilerimizi maalesef bu duruma düşürmekte.Hatta bizler dahi,kişi zengin diye,kişinin siyasette bir makamı var diye bir fakire,bir miskne gösterdiğimiz muamelenin üstünde davranış sergilememiz bu eksikliğmizdir.Cenab-ı Hakk bu kötü huydan bizleri korusun ve muhafaza etsin 

23 Nisan 2017 Pazar

DEVLET ELİYLE İŞLENEN GÜNAHLARA KİM KARŞI ÇIKACAK

Cenab-ı Hakk mehil verirmiş.ancak verilen bu mehilden maksat "mazeret kalmasın"maksatlı imiş. Akparti iktidarının dördüncü devresinde hiçbir gün duymadık ki,Devlet eliyle icra edilen milli piyango ve şans,kumar oyunlarını yasaklıyacağız,yahut içkiyi imal etmek devlet tekelinden çıkartılacak ..Bugün hiçbir müslüman bu konular için "Sahi ne düşünüyorlar?"!demiyor.Cumhurbaşkanı akla gelecek her konuda konuşuyor ama Kur'an'ın yasak ettiği,haram konuların devlet eliyle icra edilmesi hususuna hiç değinmiyor.Acaba alınmış bir fetva mı var.Acaba darül harp fetvası verip bu konulara müsade eden otoriteler mi var?Hakiki iman sahipleri bunları düşünüyor ve endişeleniyor.Cumhurbaşkanının bir vesile ile camide yahut cenazede Kur'an tilavet etmesi gerçek müminler nezdinde cezbedici değil.Kanunlarımızda zina fiilinin suç sayılmama hadisesi acaba kimlerin dayatması ile gerçekleşti.Bir gecede istenilen kanun çıkartılabilirken Allah'a düşmanlık olan bu günahlar devlet eliyle işlenmesi,müslüman kimliğe karşı inandırıcılığı ve güveni çökertmektedir.Vatanın bekası konusu "in" evet ama dini inanç ve yaşama konusunda "out."

AHMET B.HANBEL DER Kİ:

Senin dört düşmanın var.
BİRİNCİSİ dünyadır.Dünyanın silahı insanlarla birlikte olmak,hapishanesi uzlettir."
Ey Cami, her sefil gibi mülk ve mala gönül bağlama
Ferağat ve kanaat hazinesi sana yeter.
"İkincisi şeytandır.Şeytanın silahı tokluk, hapıshanesi açlıktır."
Safa ehlinin gıdası olan açlık
Mihnet ve iptiladır ehli hevaya 
"Üçüncüsü nefistir.Nefsin silahı uyku, hapıshanesi uykusuzluktur."
Nergis gaflet uykusunda iken bülbül yüz vuslata erdi
Uyuyan uyanıncaya kadar devlet uyanıklara ulaşır
"Dördüncüsü hevadır.Hevanın silahı konuşmak, hapishanesi susmaktır."
Eğer çok biliyorsan az söyle
Bire yüz söyleme, yüze bir söyle

GÜNAHLARIN SÜSLÜ GÖSTERİLMESİ VE AZDIRMAK

Hicr suresinin 39 ve 40 ncı ayetinde buyrulmuştur:"(İblis )Dedi ki:Ey Rabbim ! Beni azdırmana yemin ederim ki ben de yeryüzünde onlara(günahları)süsleyeceğim ve hepsini azdıracağım."."Ancak içlerinden ihlaslı kulların hariç"
Günahları,masiyetleri , şehvetleri ve lezzetleri süslü göstermek şeytanın işidir.Dünya bu yüzden aldanış yurdudur.
Allah Teala , düşmanı dostundan, cehennemliği cennetlikten ayırdetmek için yarattı.Peygamberleri yarattı ki cennetlikler onlara uysun , İblis'i yarattı ki cehennemlikler de ona uysun ve aralarındaki fark ortaya çıksın.Şu halde iblis cehenneme ve hakk7a karşı koymaya sürükleyen bir rehber ve simsardır.Sermayesi ise dünyadır.
Dünyayı kafirlere sunduğu zaman onun fiatının ne olduğunu sorarlar. O da:"Dininizi terk etmektir"der.Kafirler dine karşılık dünyayı satın alırlar.Zahidler ise dünyayı terk edip ondan yüz çevirirler.
Dünyaya rağbet edenler ,kalblerinde ne dünyayı ne de dini terki bulurlar.İblis'e :"Bir tadımlık ver de nasıl bir şey olduğunu anlıyalım"derler.İblis "Bana bir rehin verin de vereyim"der.Onlarda işitme ve görme duyularını rehnederler..
Bu sebeledirki dünya ehli dünyalık zevk ve haberleri dinlemeyi, dünyanın ziynetini görmeyi severler.Kulak ve gözleri iblisin elinde rehindir."Bir şeyi sevmek, insanı ona karşı kör ve sağır eder"sözü bundandır

MÜHLET VERİLENLER

İblis'e mühlet verilmiştir.Kıyamete kadar yaşayacaktır.İbni Abbas (r.a)'dan rivayet edildiğine göre İblis çok uzun müddet yaşayıp iyice yaşlanınca tekrar otuz yaşına döner.
Cenab-ı Hakk Hz.Hızır'a.s) 'ın bedenini her yüzyirmi senede bir yeniler.Tekrar genç haline gelir.Hz.Hızır'da ertelenenlerden"biridir.
Erkeklik ve dişilik  şeytanlarda ve cinnilerde mevcuttur.
Meleklerde erkeklik ve dişilik yoktur.
Şeytanlarda erkeklik ve dişilik mevcut olup çocukları olur,ölmezler tıpkı iblis gibi bir edebidilikleri olur.Cinlerin de çocukları olur.Erkek ve dişileri vardır.Onlar ölümlüdürler.

HİLAFETİN GİRİŞ KAPISI

Hilafet Osmanlı'da iken kaldırılmıştır.Türk milleti Selçuklular dahil Bin yıla yakın İslam davasının bayraktarlığını yapmıştır.Yük indiği yerden kaldırılır.Bu nedenle Türkiye tekrar İslamın bayraktarı olacak ve Dünya üzerindeki tüm müslümanların sözcüsü konumuna gelecektir.Başkanlık sistemi hilafetin giriş kapısıdır.Herkes fanidir.Kimin ne zaman öleceğini Hakk Teala bilir.Anayasa değişikliği ile Tayyib beyi özdeş tutmamak gerekir.Tayyib bey fanidir.Herkes fanidir. Türkiye devam edecektir.Bu nedenle hayırlı bir iş yapılmıştır.Hayırlı bir işe mani olmak için bir faniyle özdeş tutulmak çabası  art niyetlilerin kafa karıştırma istekleridir.

DOĞRU BİR SÖZ:YİTİK KAYBEDİLDİĞİ YERDE ARANIR

Cumhurbaşkanımız,kutlu doğum haftası münasebetiyle konuşurken kullandığı cümleler,ülkenin,İslam aleminin ve dünyanın geleceği ile ilgili işaretlerdi. Yitik, kaybedildiği yerde aranır. İslam dünyası izzetini nerede kaybettiyse orada aramak ve bulmak zorundadır.Dinin sahibi Allah'tır. İzzetini korumak müslümanların görevidir. Bize düşen yeniden takvanın, vahdetin peşinden koşmaktır. Bize düşen, gönüllerimizi birbirine perçinlemektir.Menfaatin değil merhametin, ayrışmanın değil, dayanışmanın mücadelesini vermemiz gerekir

22 Nisan 2017 Cumartesi

ŞEYTANA NİÇİN "KÖR ŞEYTAN"DERİZ

Çünkü Şeytan Hz.Adem'in bir yönünü görmüştü.İç yönünü göremediği için "Kör"tespiti yapıldı.İblis, Allah'ın Adem'i secde edilmeye ,sırf kendisindeki hilafet sırrından dolayı , müstehak kıldığını anlamaktan oldukça uzak  bir kavrayışta idi.Bu hilafet sırrı,Adem'in ruhuna tevdi edilmişti.Bu ruh Allah'a izafe edilmek şerefiyle müşerref olmuş ,O 'nun nefhası kendisine tahsis edilmekle özel kılınmış ,bütün isimler kendisine öğretilmiş,Allah'ın cemal ve celal sıfatlarının tecellisine istidatlı kılınmıştı.işte bundan dolayı İblis'e şaşı(kör şeytan)denilmiştir.Çünkü o gözlerinden sadece biriyle Adem'in beşeri yapısını ve bu yapıdaki bozgunculuk  ve kan dökmenin kendilerinden doğduğu kötü,yırtıcı hayvani sıfatları görmüştür.Adem'in ruhani yapısında mevcut bulunan hilafet sırrını , sayesinde çok büyük değer kazandığı isimler ilmi'ni ,özel olarak nail olduğu ilahi nefhayı, Allah'ın bizzat kendisine izafe edilme şerefini  ve diğer seçilmişlik, beğenilmişlik hallerini görecek  bir gözden yoksun olduğundan bir gözü kör bulunuyordu.

SECDE ÜZERİNE

Şeyh-i Ekber İbni arabi hazretleri Ruhul Kuds te der ki:Bil ki Ademoğlu’nun namazdaki hareketleri arasında secde etmesi kadar İblis’i perişan eden bir şey yoktur.Çünkü onun hatası secde etmemekti.Bu bakımdan çok secde etmek, ve secdede uzun süre kalmak şeytanı üzer.İnsan secde dışında namazdaki hiçbir hareketinden şeytandan korunmuş değildir.Çünkü insan secde ettiği zaman şeytan işlediği masiyeti düşünmeğe başlar  ve kendisiyle meşgul olduğu için secde eden kimseyi unutur

BİR RÜYA

İsmail Hakkı Bursevi hazretleri bir rüyasını anlatmıştı:”Rüyamda şeyhim Osman Fazlı Atpazari hazretlerini son derece neşeli bir vaziyette gördüm.Ona ölümle alakalı bazı şeyler sordum.Bana şöyle cevap verdi:”Ben son nefesime kadar tam bir taharet üzere yaşadım.Ruhum kabzedildiğinde de ortasında bir pınar bulunan bir yola girdim.Ruhumu teslim etmiş olmamdan dolayı abdestim bozulduğu için bu pınarda abdest aldıktan sonra gök yüzüne yükseltildim.Daha sonra cenazemin yanına dönerek hazır olanlarla birlikte kendi cenaze namazımı kıldım.”Bunun üzerine kendisine “Bu dünyevi yaratılıştaki akıl ve idrak olduğu hüal üzere kal dı mı?”diye sordum.”Evet” dedi.Sonra gülümser bir vaziyette elimden tuttu.İki kere:”Bana inan”dedi.Sanki kendisine karşı olan güzel itikadımdan duyduğu sevinci bu şekilde gösteriyordu.Daha sonra uyandım.
Akıl idrak dünyada olduğu üzere kalır.Çünkü akıl, iman, velilik ve benzerleri ruhun sıfatlarındandır.Ruh ise ölümle değişime uğramaz.
Kamil ruh kendi cenazesine katılır.Namazda insanlara örnek olur.Onun kendi namazını kılması , hakikat mertebesinde kamilin hem secde eden  hemde kendisine secde edilen olduğuna işarettir.Dolayısıyla yaptığı ibadet başkasına değil yine O ‘nadır.İnsanın kendi cenaze namazını kılması,meleklerin Adem (a.s)’a secde etmesine işarettir.
Azizim ,Sultanım Necib Efendi anlatmıştı.Seyyid Ali baba hazretlerinin cenaze namazını beklerken cami dışında serilen sergi üzerinde vakit namazını bekliyorum.Arka safta Ali baba hazretleri seslendi.Tabutun üzerindeki seccadeyi verde şurada namaz kılayım.Sesi tanıdım ama dönüp bakmadım.Sağlığında bir şeyine elimi sürmemiştim ki Taputu üzerindeki halı seccadeyi alayım.