İNSAN-I KAMİL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İNSAN-I KAMİL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ağustos 2025 Pazar

İNSAN-I KAMİL

 Hakk7ın halifeliğine layık olan insanı kamil , hakkın kahır ve lütuf sıfatlarının mazharıdır.Onların kabulü , Hakkın da kabulü, onların reddi Hakk'ın da reddi, lanetleri Hakk'ın laneti, duaları Hakk'ın rahmeti demektir.Onlar kime lanet ederse Hak ona lanet etmiştir.Onlar kime dua ederse Allah ona rahmet etmiştir.Hak Teala peygamberine hitaben şöyle buyurmuştur:"Onlar için dua et.Çünkü senin duan onlara huzur verir"(Tevbe 103)

İsrailoğulları Davud ve İsa (a.s) 'ın dilleriiyle lanetlenmişlerdir.Onların lisanları lanetin mazharı olmuştur.Fakat hakikatte lanet Allah'dandır.Nitekim Alla hTeala "Cumartesi ehlini lanetlediğimiz gibi"(nisa 47) buyurmuştur.Onlar Davud (as) ın lanetlediği kimselerdir.Davud'un diliyle yapılmış olsa bile burada lanetin Allah'dan olduğu tasrih edilmiştir.

Mesnevi de şöyle geçer:

Kur'an gerçi peygamber'in dudağından çıkar ama, Kim "Allah söylemedi" derse dinden çıkar 

4 Eylül 2022 Pazar

İNSAN-I KAMİL

 Abdülkerim Cîlî hazretleri  şöyle der: “İnsan-ı kâmilin aslî ismi, Muhammed; künyesi, Ebu’l-Kâsım; vasfı, Abdullah; lakabı, Şemsüddîn’dir. Başka elbiseleri itibarıyla da isimleri vardır. Her zamanda, o zamanın elbisesine göre isim alır. Hz. Muhammed (s.a.v.)’i insan-ı kâmil olarak temsîl eden zât ile birlikte bulundum, şeyhim Şerafüddîn İsmâîl el-Cebertî’nin suretinde idi. Ben biliyordum ki o, Hz. Peygamber (s.a.v.) idi. Ama şeyhimin suretinde idi. Bu benim (hicrî) 796 yılında Yemen’in Zebîd şehrinde vukû bulan müşahedemdir. Bu işin sırrı şudur ki, Hz. Muhammed (s.a.v.) her surette tasavvura kâdirdir.”

İnsan- kâmil, maddî ve manevî tüm kemâl mertebelerini içine alan, Allah’ın isim ve sıfatlarını kemâl derecesinde temsil eden, âlemin varlığının sebebi ve koruyucusu olan manevî bir şahsiyettir. Bu anlamda insan-ı kâmil, Hz. Muhammed (a.s.)’in manevî hüviyeti, ruhu ve nuru olan “hakikat-ı Muhammediyye” veya varlık âleminin onun etrafında döndüğü “kutbu’l-aktâb”dır. Bu manevî şahsiyet, tarihin her döneminde zamana göre değişen isim ve suretlerde peygamber ve velî olarak zuhur eder. Nitekim tarihi bir şahsiyet olarak da Hz. Peygamber, insan-ı kâmil anlayışının zirvesinde bulunur ve o, gerçek insan-ı kâmildir. Diğer peygamberler ve veliler ise Hz. Peygamber’e vekâleten insan-ı kâmildirler.

İNSANA-I KAMİL

 İnsan-ı Kâmil Tasavvufî bir kavram olarak insan-ı kâmil, sözlük anlamından farklı ve daha kapsamlı bir manaya sahiptir. Allah’ın bütün isim ve sıfatlarının kendisinde tecellî ettiği, bu nedenle yeryüzünde O’nun halifesi olan, hazarât-ı hams ve meratib-i vücûdu kendisinde toplayan kişiye insan-ı kâmil adı verilir. İlk dönem sufileri insan-ı kâmil kavramını kullanmamışlardır. Fakat Hallâc-ı Mansûr (ö. 309/922) “Allah Âdem’i kendi suretinde yarattı” 246 hadisine dayanarak, Allah’ın kendi nefsinde, kendisi için tecelli ettiğini söylemiştir. Bu tecelli ile Allah, kendi isim ve sıfatlarının tümünü ihata eden sureti vücûda getirmiştir. Hallac’ın bu anlayışı, daha sonra İbnü’l- Arabî (ö. 638/1240)’nin insan-ı kâmil düşüncesine temel oluşturmuştur. İnsan-ı kâmil anlayışı, varlık düşüncesiyle bağlantılıdır. Nitekim İbnü’l-Arabî’ye göre âlemilk önce ruhsuzdu. Cilasız bir aynaya benzemekteydi. Âdem bu cilasız aynanın cilası ve ruhu oldu. Ona göre ilahi isim ve sıfatların, bütün kemallerini aksettiren insanın cismi, büyük âlemin cisminden küçük olsa bile, o büyük âlemin tüm hakikatlerini kendinde toplamıştır. Allah’ın bütün isimlerini bilen, maddi ve manevi tüm kemal mertebelerini ihata eden tek varlık, insan-ı kâmildir. O, Hz. Muhammed (a.s.)’dir. Ancak O’nun tarihi şahsiyeti değil, henüz Âdem balçık halinde iken peygamber olan Hz. Muhammed’dir. Başka bir deyişle hakikat-ı Muhammediyye’dir. İnsan-ı kâmil, varlığın ve yaratılışın gayesidir. Zira ilahi irade ancak onun vasıtasıyla tahakkuk İnsan-ı Kâmil Tasavvufî bir kavram olarak insan-ı kâmil, sözlük anlamından farklı ve daha kapsamlı bir manaya sahiptir. Allah’ın bütün isim ve sıfatlarının kendisinde tecellî ettiği, bu nedenle yeryüzünde O’nun halifesi olan, hazarât-ı hams ve meratib-i vücûdu kendisinde toplayan kişiye insan-ı kâmil adı verilir. İlk dönem sufileri insan-ı kâmil kavramını kullanmamışlardır. Fakat Hallâc-ı Mansûr (ö. 309/922) “Allah Âdem’i kendi suretinde yarattı” 246 hadisine dayanarak, Allah’ın kendi nefsinde, kendisi için tecelli ettiğini söylemiştir. Bu tecelli ile Allah, kendi isim ve sıfatlarının tümünü ihata eden sureti vücûda getirmiştir. Hallac’ın bu anlayışı, daha sonra İbnü’l- Arabî (ö. 638/1240)’nin insan-ı kâmil düşüncesine temel oluşturmuştur. İnsan-ı kâmil anlayışı, varlık düşüncesiyle bağlantılıdır. Nitekim İbnü’l-Arabî’ye göre âlemilk önce ruhsuzdu. Cilasız bir aynaya benzemekteydi. Âdem bu cilasız aynanın cilası ve ruhu oldu. Ona göre ilahi isim ve sıfatların, bütün kemallerini aksettiren insanın cismi, büyük âlemin cisminden küçük olsa bile, o büyük âlemin tüm hakikatlerini kendinde toplamıştır. Allah’ın bütün isimlerini bilen, maddi ve manevi tüm kemal mertebelerini ihata eden tek varlık, insan-ı kâmildir. O, Hz. Muhammed (a.s.)’dir. Ancak O’nun tarihi şahsiyeti değil, henüz Âdem balçık halinde iken peygamber olan Hz. Muhammed’dir. Başka bir deyişle hakikat-ı Muhammediyye’dir. İnsan-ı kâmil, varlığın ve yaratılışın gayesidir. 

30 Nisan 2021 Cuma

HAKKA AÇILAN KAPI:İNSANI-I KAMİL

İnsan-ı kamil olan mürşid Allah'ın yeryüzündeki halifesi ve kulların Hakk'a açılan kapısıdır. Hakk'ın cemali insanı kamilin suretinden başkabir şey değildir. Zira Cenab-ı Hakk insanı kamili kendi sureti üzere halkettiğini beyan etmiş ve yine cemalini onun yüzünde cem edip zat nurunuda alnına yerleştirmiştir.

27 Nisan 2021 Salı

ALLAH ADINA İŞ YAPANLAR

Bunlar yeryüzündeki insan-ı Kamillerdir. Hak Teala'nın dünyadaki halifeleridir ve yeryüzünde Allah adına iş işlerler.İnsan-ı Kamil'de Hakk'ın Cemal ve Kemal sıfatları tecelli ettiğinden bu zatlar çevresindekilere gerek sözleri ve gerekse davranışları ile nefis eğitimi ve vahdet bilinci verdiklerinden onun yetiştirdiği bu kişiler daima Allah adına iş yapar hale geleceklerdir. Hamalından cumhurbaşkanına kadar ledün bilinciyle yetişen herkes hayırlı işlere imza atacaktır ve her yaptıklarında Allah'ın rızasını gözeteceklerdir.İnsanı kamil gölgesinde olanlar ondan manen nasiplenecek ve onun sıfatlarıyla sıfatlanmış bir şekilde yetişecekleri için yeryüzünde Hakk adına vazife yapar hale geleceklerdir

26 Nisan 2021 Pazartesi

İNSANI KAMİL KALMAZSA ALEMİN DÜZENİ BOZULUR

İnsanı kamilin aleme nispeti, mührün üzerinde bulunduğu yüzük kaşına nispet gibidir. Sultanın hazineleri üzerine nakşettiği mühür yüzük kaşının üzerindedir. İnsana "halife" denmesi bu nedenledir. Nasıl ki sultan hazinelerini mührüyle muhafaza ediyorsa Allah da mahlukatını halifesiyle muhafaza eder. Üzerinde sultanın mührü oldukça hiç kimse sultanın izni olmadan bu hazineleri açmaya cür'et  edemez. Böylece Allah insanı alemin muhafazasında kendisine halife kıldı ve alem içerisinde insan-ı kamil bulunduğu sürece muhafaza olunacaktır.

27 Ocak 2020 Pazartesi

HÜR İNSAN:İNSANI KAMİL

Aziz Nesefi hazretlerinin tarifine göre insan-ı Kamil-iazad odur ki:onun için sekiz hususta kemale ermiş olmalı; iyi akval(söz), iyi efal(fiil), iyi ahlak ve maarif ve terk ve uzlet ve kanaat ve humul. Her kim bu sekiz şeyde kemale erişirse kamil ve azaddır ve baliğ ve hürdür...

1 Eylül 2018 Cumartesi

ALEMDE İNSANI KAMİL

Allah Teala bütün kemalatıyla alemlerde her zaman hazır,nazır ve zahirdir.İnsanı kamil alemde zatın mazharıdır.Allah'ın zatını, sıfatını , esma ve efalini zatında cem eden vehakiki Kur'an olan insanı Kamildir.Tevhidin menbaı odur ve tevhid ondan öğrenilir.Vücud mertebelerinin sonuncusu olan alemişehadette Hakk, insan-ı kamil olarak , insanı kamilden zahir olur.Tevhidde yalnız ondan öğrenilir.İlim irfan canlıdan alınır.Canlıdan alınan da alana can bahşeder vekamil yapar.
Hakka kul olmak istiyorsan inasnı Kamile secde etmen gerekir.Bu secdeye yanaşmazsan Hakk'dan uzaklaşırsın."Secde et, yaklaş"(Alak 19) ayeti buna işaret eder."KimResule itaat ederse, Allah7a itaat etmiş olur"(Nisa 59).Bugün resulün makamında bulunan kişi İnsanı Kamildir.Hz.Pir Mevlana efendimizDivanı Kebir'de buyurmuştur:"Bugün Ahmed benim, ama dünkü Ahmed değil"

30 Ağustos 2018 Perşembe

ALLAH,ADEM'İ KENDİ SURETİNDEYARATTI"KUDSİHADİSİ

Allah Teala'nın sübuti sıfatları dedğimiz zaman "Sübut" sabit demektir,değişmez,ölmez,kopmaz,kırılmazyanmaz,eskimez ıslanmaz.Ezelden ebede bulunduğu hal üzredir.O ne ise odur.sübut olan sıfatlar ruhun zuhurudur.Ruh ise zatın zuhurudur.Sübut olan sıfatların imamı hayat sıfatıdır.Sonra sırasıyla ilim, irade, kudret, semi',basar, kelam.Tekvin bunların zuhura çıktığı yerdir.Bunların hepsi ,birle birdir.
Bütün zuhura çıkan varlıklarda ikivasıf görünür.Bunlardan biri zulmet, diğeri ise envardır.Zulmet; Celal tecellisinin zuhuru,envar ise Cemal tecellisinin zuhurudur.Bu ikivasıfta Allah'dan zuhur eder.Zira esmaların müsemması O'dur.
İnsan busıfatları şahsında toplayan  birvarlıktır.Allah Adem'i kendi suretinde yarattı hadisi kutsisinde kastedilen buret işte bu sıfatlardır.Busıfatları bihakkın idrak eden "halife" yani "Adem" olur.Yani insan-ı Kamil olur. 

2 Şubat 2017 Perşembe

HZ.MUSA (A.S.)İÇİN HZ.HIZIR'IN MAHİYYETİ

Ledün ilmini öğrenmek isteyen kişi,dünyanın boş olmadığını bilmelidir.İnsanın, aradığını bulamayışı  kendi ihmalinden dolayıdır.Gerçi İskenderun, ebedi hayatı istemiştir. fakat ölümsüzlük suyunu bulup içememiştir. İlahi takdir,Hz.Hızır'ı ölümsüzlük suyuna ulaştırmıştır.Tanrı, onun hakkında "Katımızdan bir ilim öğrettik"(Kehf/65)demiştir."Tevrat sahibi olduğu halde ,Musa peygamber'e,git,Hızır'ı bul da ,ondan ledün dersini öğren diye,buyurmuştur. Hz.Musa, zahiri bilgiyle eşyanın hakikatına vakıf olup rü'yete ulaşsaydı ,Cenab-ı Hak ona "Beni göremezsin"(Araf /143)demezdi.Kişi dünya ilimlerinde emsalsiz de olsa ,yetkili bir yol gösterici olmadan asla mürid olamaz.Bir perde olan benlik Tur'u yok edilirse , Tanrı, o insanı,Musa gibi Hızır'a eriştirir. Tanrı'nın gavsi kamil insanı bulunca , o ledün ilminden ders verir, hakikatları bildirir.Arınmış ve Tanrı'yı idrak edebilecek yetenekteki akıl,artık külli akıl olur.Can ve gönül , zat nurunu idrake kabiliyetli hale gelir.Hızır konumunda olan kamil kişi , bu vücut dağını yıkar,can musa'sı hayran ve mest olur.
Kendini gören , Hakk'ı göremez.Kişideki kibir,kin ve benlik, kamil insanın huzuruna varmaya engeldir.

6 Ocak 2017 Cuma

İNSANI KAMİL VÜCUD SEYRİ

Bu şerefli vücudun ,yani insanı kamil vücudunun başlangıcı madenler olmuştur.ki onların öncesi tin-i teziç yani yapışkan bir topraktır.Sonra ondan hacere yani taşa terakki kılmıştır.Ondan parçalanmaya müsait cevhere ulaşır ki ,demir, bakır, kurşun, kalay, gümüş, altun gibi madenlerdir.Ayrıca lal, yakut zümrüt gibi cevahirin mertebesine yükselmiştir ki  ta mercana varıp ondan nebati eserlerde kendini gösterip o mertebelerden de yükselip tohumsuz biten bitkilerin mertebesine gitmiştir.Sonra tohum ile biten bitkiler  mertebesine ve ondan ağaç suretine varıp ta hurma ağacına ulaşmıştır.Hurma mertebesinden hayvan mertebesine yükselip nice yıllar o mertebelerde ömür sürmüştür.Ta fiil ve surette insana benzeyen maymun mertebesini bulmuştur.Bu mertebeden de yükselip insan suretine gelmiştir.Sonra o insan kemalin suret ve siretinde terakki edip insani kamil mertebesine gelip ilahi ahlak ile dolmuştur.o kemali marifete erip aklı külle vasıl olmuştur.Bu mertebede onda dairei vücud tamamlanıp nihayet bulmuştur.Zira umumi alemin vücudunun emri devri yani küli ruh bulunmuştur ve bu her şeye sirayet eden vücud bir daire şeklinde resm olunmuştur..onun başlangıcı aklı evvel nihayeti insanı kamildir.Sonra vücud dairesinin ahiri evveline gelip insanı kamilde muttasıl olup tamamen bilinmiştir.Amma feyzi Rabbani mevcudatın tamamında vardır ve insanı kamil bunlarla vasıldır.Mevcudatın hepsi o semte yönelmiştir ve o semte nazırdır.Herkes kabiliyeti kadar feyzi feyyaza naildir.Çünkü genişleyen ve varlığı ihata eden vücud olan rabbaniye çeşit çeşit şekillerde zuhur edip pek çok mertebeye ulaşmıştır.sonra her mazhar ve suretin boyasıyla boyanıp gerektiği kadar ışık salmıştır ve tek bir vücud iken muhtelif suretlerde zuhura gelmiştir.Sonra her nesnenin bir ismi vardır ki o isim ona Rab olmuştur.Her kim ki kendi rabba mukayyedi terbiyesinde kalmıştır, o kimse Hakkı unutup kendini tanımış kendine tapmıştır.Sonra bütün zamanlarda alem halkıyla cengi cidal(kavga)edip kendini inkar ile itiraz ateşine salmıştır.Kendi çizdiği yollardan giderek keder denizine dalmıştır.ve kimki kendi rabbi terbiyesinden çıkıp rabbül erbab dairesine dahil olmuşsa tabiat zindanından ruh fezasına gelmiştir.O kimse nefs putunu kırıp Samed olana yönelmiştir.O bütün vakitlerinde cümle halk ile sulh ve salah kılıp işlerini Hakka havale etmiş ,her gamdan azad olmuş ve saadeti ebediyye bulmuştur.Zira ki insan-ı kamil olup aklı külle vasıl olmuştur.onun devresi tamamlanıp her muradı hasıl olmuştur.

15 Haziran 2016 Çarşamba

İNSAN-I KAMİL SATRANÇ TAHTASIDIR



İnsanı Kamil satranç tahtasıdır.Bu satranç tahtası üzerindeki taşlar Hakk'ın esmai ilahisidir.İlahi isimleri ile  Hak Teala satranç tahtasındaki taşları hareket ettirmektedir.Tasarruf Hakk'ındır.Bu nedenle bu tahta üzerinde şeytanın ne tasarrufu olabilir ki?Şeytana sormuşlar:Ebu Medyen-i Mağribi hazretlerine karşı bir muamelen varmı?.Şeytan cevap vermiş:Bir okyanusa bevl edilse o okyanus hiç kirlenir mi?İblis,bu satranç tahtası üzerindeki bir oyunu gördü,ama o oyunda gizlenen sayısız maksatları göremedi.Hz.Ademin tarlasının ekinini yakmak için bir ateş yaktı ama rüzgar o ateşi döndürüp iblisin tarlasının ekininini külliyen mahvetti.