3 Nisan 2025 Perşembe

PEEYGAMBER AĞZINDAN DUYMAK

 Sahabe-i Kiram hazretlerinin Efendimizden duyup sahıh senetlerle bize gelen sözleri,fiillerine hadis demekteyiz.Peki bir insan rüyasında Efendimizi görse, bir keşif hali yaşayıp onunla konuşsa ve onun mübarek ağızlarından çıkan bir kelamı duysa ,bu kelamın hükmü ne olur?

Şüphesiz bu hali yaşamış olan için bu husus hadis olur.Ancak, yaşayan içindir.Keşif sahipleri arasında bu hadis kabul edilir.Çünkü keşif ehli ise bizzat Resulullah'ın mübarek ağzından duyarak alırlar. Hadis alimleri senet ile naklederler.Senedi yoksa kabul etmezler.Ancak senedin olmaması bu hadisin ademi sübutulazım gelmez; belki sahihkeşifle  varit olması esahdır.Çünkü kaşifte vehim ve hayal olmaz.Bazı muteber kitaplarda denmiştir ki:

"Davud aleyhisselam şöyle söyledi:"Ya Rabbi mahlukatı niçin yarattın?".Cevap geldi:"Ben gizli bir hazine idim, bilinmeyimurad ettim"Bu kelamın aslı ehadis-i kudsiyye-i Davudiyeden alınmıştır.(İsmail Hakkı bursevi'nin kenzi mahfi adıyla telif etmiş olduğu eserden alınmıştır)  

2 Nisan 2025 Çarşamba

TASAVVUFUN GAYESİ

İnsan iki hakikatten müteşekkildir:Ceset ve ruh.Ruh için az bilgi verilmiştir.Cesedin de topraktan halkedildiği ve hakk'ın "ol" emriyle husule geldiği malumdur.

Latif olan Ruh, kesif olan bedene gsince .anasırın(su hava-toprak-ateş) ruh üzerinde yaptığı tesirler, ruhun safveti asliyesine halel getirdiğinden ve insanın kemali ancak ruhun safvetini muhafaza ile mümkün olacağından, ruhun, cismin üzerine galibiyetini temin için alınan tedbirler , tasavvufun gayesini teşkil etmiştir. Nefsi dine ram etmek, dini nefs için vicdan kılmak, nefsi dinin hükmü altına sokmak, salih ameller ve güzel ahlakla süslemek tasavvufun zuhur maksadıdır.

GERÇEK KULLUK

 

GERÇEK KULLUĞA ERİŞMEK İÇİN

Sehl b. Abdullah Tusteri şöyle demiştir:” Kişi şu dört şeye sabretmediği sürece gerçek kulluğa erişmiş sayılmaz.Açlık, çıplaklık, fakirlik ve alçak gönüllülük”

Ebul Abbas şöyle der:” Kulun dört vakti vardır.Bunların beşincisi yoktur.”Taat, nimet, masiyet ve bela” Her vaktin kulluktan bir hissesi vardır.Allah’ın koyduğu kanunlar icabı senin bu hakkı yerine getirmen gerekir.Kimin vakti taat, nimet içinde ise onun yapması gereken şükürdür.Bu da kalbde Allah ile olan sevgidir.Kimde bela ve masiyet vaktinde ise onunda başına gelen belaya rıza göstermesi ve masiyete karşı direnip sabretmesi gerekir.En yüksek derecelere ve gayelerin gayesine ulaşabilmek için vakitleri gözetmek ve onlara kulluktan nasibini vermek lazımdır.

İHLAS NEDİR?

 

İHLAS NEDİR?

İhlas ameli şirk ve gösterişten(riya) temizlemektir.Daha doğrusu ameli kulların mülahazasından arındırmaktır.

Cüneyd-i Bağdadi buyurmuştur:” İhlas kulla Allah arasında bir sırdır.Melek bilmez ki yazsın, şeytan bilmez ki onu bozsun; heva ve kötü arzu ylokturki ona kavuşsun” demiştir.

Fuudayl bin İyaz buyurur ki;” İnsanlar görecek diye ameli terk etmek riyadır.İnsanlar  görsün diye amel etmek ise şirktir.İhlas’a sarıl ki ikisinden de kurtulasın”

Bir fıkıh kitabında denmiştir ki:” Birisi Allah Teala’ya halis bir niyetle namaza durup tekbir alsa, sonra kalbine riya girse namazını tekbirdeki halis niyetle eda etmiş olur.O kişi insanlardan ayrı kalınca namaz kılmıyorsa, o zaman riya olur.Ya da cemaatla namaz kılarken namazına özen gösteriyor, yalnız kılarken özen göstermiyorsa o takdirde yalnız namazın sevabını alır; ameli ihsan derecesine eremez”.

 

HZ.MUSA'YA EVAP

 

İMAM GAZALİ’NİN HZ.MUSA’YA CEVABI

İmam Şazeli hazretleri bir kitabında şu vakıasını anlatır:”Bir gün mescid-i Aksa’da yatıp uyudum.Rüyamda mescidin dışında bir taht kurulduğunu  ve oraya guruplar halinde pek çok kimsenin girdiğini gördüm.Bunların kim olduklarını sordum.Bunların nebiler ve Resuller topluluğu olduğunu Hüseyin hallac7ın terk ettiği bir edep sebebiyle düştüğü durumdan kurtulması için Peygamberimiz Hz.Muhammed (a.s) ‘e şefaat talebiyle geldikleri söylendi.Tahta baktım, Resulullah üzerinde oturmakta idi.İbrahim, Musa, İsa Nuh a.s  da dahil olmak üzere diğer bütün peygamberler yerde oturmakta idiler.Onlara bakmaya ve konuşmalarını dinlemeye başladım.Musa a.s , Peygamberimize :” Ümmetimin alimleri İsrailoğullarının peygamberi gibidir” buyurmuşsunuz.Bana onlardan birini gösterebilirmisiniz? Dedi. Peygamberimizi (a.s), İmam GAzzali’ye işaret buyurdular.Hz.Musa, Gazzaliye bir soru sordu. O, soruyu on şekilde cevap verdi.Musa (a.s) :” Sorunun cevaba uygun olması gerekir.Ben tek soru sordum sen on cevap verdin” şeklinde itirazda bulununca İmam Gazzali;” Aynı itiraz sizin içinde geçerlidir.Çünkü Allah Teala size “ Elindeki nedir ey Musa”(Taha 17) diye sorunca, “Bu benim asamdır” demekle yetinmeyip onun daha pek çok vasfını saydınız” diyerek bu itiraza karşılık verdi.

Ben bu sırada İibrahim, Musa ve İsa gibi peygamberler yerde otururken taht üzerine oturtulmuş bulunan Hz.Muhammed (sav) in kadr ü kıymetinin , şan ve şerefinin ne kadar büyük olduğunu düşünüyordum.Tam o sırada birisi ayağıyla beni dürttü.Uyandım ve mescidin kayyımını karşımda duruyor gördüm.Sonra gözümden kayboldu.O adanı şu ana kadar bir daha görmedim.

LOKMAN HAKİM'İN VASİYETİ

 LOKMAN HAKİM’İN OĞLUNA VASİYETİNDEN

 “Oğlum! Allah’ı zikreden bir topluluk görünce onlara katıl.Alim isen ilmin yararlı hale gelir.Cahil isen sen onlardan bilgi alırsın.Umulur ki allah, onlara rahmetini indirir; sen de bundan istifade edersin.Allah’ı zikretmeyen bir topluluk görünce onlarla oturma! Çünkü bu sebeble alim isen ilmin sana fayda vermemiş olur.Cahil isen onlar senin ancak cehaletin'i  veya günahını artırır. Korkulur ki , sen de onlarla beraber Allah'ın gazabına uğrarsın.”

 

NAMAZ VE SABIR

 NAMAZ VE SABIR

Bakara suresi 153 ayetinde buyrulmuştur:”Ey iman edenler” Sabır ve Namaz ile Allah’dan yardım isteyin.Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir”

Resululah efendimiz bir şxey kendisine ağır geldiğinde hemen namaza durur  ve bu ayeti kerimeyi okuyarak Hak Teala’dan yardım dilerdi.

Ayette sabır ve namazın birlikte zikredilmesi , sabrın batıni, namazın da zahiri amellerin en zoru olması sebebiyledir..Yasaklardan sakınmak , emirleri yapmaktan öncedir.Çünkü süslenmeden önce temizlenmek gerekir.Önce terk sonra fiil.;yşani öönce sabır sonra namaz.

Yakınmadan ve ızdırabını belli etmeden meşakkat ve zorluklara katlanmak demek olan sabır , bütün iyiliklere vesiledir.Çünkü tevbenin ilk şartı , günahtan kaçınmaya sabırdır.Müridliğin ilk şartı sabır ve Allah’dan başkasını terk etmeyi dilemektir.Bu nedenle Efendimiz SAEV buyurmuştur:” İman bakımından sabır cesede göre baş konumundadır” Yine efendeimiz bsuyurmuştur:”Sabır hayrın tümüdür”

NEFSİ TERBİYE İÇİN

 

GERÇEK KULLUĞA ERİŞMEK İÇİN

Sehl b. Abdullah Tusteri şöyle demiştir:” Kişi şu dört şeye sabretmediği sürece gerçek kulluğa erişmiş sayılmaz.Açlık, çıplaklık, fakirlik ve alçak gönüllülük”

Ebul Abbas şöyle der:” Kulun dört vakti vardır.Bunların beşincisi yoktur.”Taat, nimet, masiyet ve bela” Her vaktin kulluktan bir hissesi vardır.Allah’ın koyduğu kanunlar icabı senin bu hakkı yerine getirmen gerekir.Kimin vakti taat, nimet içinde ise onun yapması gereken şükürdür.Bu da kalbde Allah ile olan sevgidir.Kimde bela ve masiyet vaktinde ise onunda başına gelen belaya rıza göstermesi ve masiyete karşı direnip sabretmesi gerekir.En yüksek derecelere ve gayelerin gayesine ulaşabilmek için vakitleri gözetmek ve onlara kulluktan nasibini vermek lazımdır.

 

İHLAS NEDİR?

İhlas ameli şirk ve gösterişten(riya) temizlemektir.Daha doğrusu ameli kulların mülahazasından arındırmaktır.

Cüneyd-i Bağdadi buyurmuştur:” İhlas kulla Allah arasında bir sırdır.Melek bilmez ki yazsın, şeytan bilmez ki onu bozsun; heva ve kötü arzu ylokturki ona kavuşsun” demiştir.

Fuudayl bin İyaz buyurur ki;” İnsanlar görecek diye ameli terk etmek riyadır.İnsanlar  görsün diye amel etmek ise şirktir.İhlas’a sarıl ki ikisinden de kurtulasın”

Bir fıkıh kitabında denmiştir ki:” Birisi Allah Teala’ya halis bir niyetle namaza durup tekbir alsa, sonra kalbine riya girse namazını tekbirdeki halis niyetle eda etmiş olur.O kişi insanlardan ayrı kalınca namaz kılmıyorsa, o zaman riya olur.Ya da cemaatla namaz kılarken namazına özen gösteriyor, yalnız kılarken özen göstermiyorsa o takdirde yalnız namazın sevabını alır; ameli ihsan derecesine eremez”.

 

HER DİNİN HAK OLUŞU,BATIL OLUŞU

Her dinin hak oluşu , dinin kaynağı ile alakalıdır.Batıl oluşu ise, insanların nefislerinin uydurdukları şeyler sebebiyledir.

 

İMAM GAZALİ’NİN HZ.MUSA’YA CEVABI

İmam Şazeli hazretleri bir kitabında şu vakıasını anlatır:”Bir gün mescid-i Aksa’da yatıp uyudum.Rüyamda mescidin dışında bir taht kurulduğunu  ve oraya guruplar halinde pek çok kimsenin girdiğini gördüm.Bunların kim olduklarını sordum.Bunların nebiler ve Resuller topluluğu olduğunu Hüseyin hallac7ın terk ettiği bir edep sebebiyle düştüğü durumdan kurtulması için Peygamberimiz Hz.Muhammed (a.s) ‘e şefaat talebiyle geldikleri söylendi.Tahta baktım, Resulullah üzerinde oturmakta idi.İbrahim, Musa, İsa Nuh a.s  da dahil olmak üzere diğer bütün peygamberler yerde oturmakta idiler.Onlara bakmaya ve konuşmalarını dinlemeye başladım.Musa a.s , Peygamberimize :” Ümmetimin alimleri İsrailoğullarının peygamberi gibidir” buyurmuşsunuz.Bana onlardan birini gösterebilirmisiniz? Dedi. Peygamberimizi (a.s), İmam GAzzali’ye işaret buyurdular.Hz.Musa, Gazzaliye bir soru sordu. O, soruyu on şekilde cevap verdi.Musa (a.s) :” Sorunun cevaba uygun olması gerekir.Ben tek soru sordum sen on cevap verdin” şeklinde itirazda bulununca İmam Gazzali;” Aynı itiraz sizin içinde geçerlidir.Çünkü Allah Teala size “ Elindeki nedir ey Musa”(Taha 17) diye sorunca, “Bu benim asamdır” demekle yetinmeyip onun daha pek çok vasfını saydınız” diyerek bu itiraza karşılık verdi.

Ben bu sırada İibrahim, Musa ve İsa gibi peygamberler yerde otururken taht üzerine oturtulmuş bulunan Hz.Muhammed (sav) in kadr ü kıymetinin , şan ve şerefinin ne kadar büyük olduğunu düşünüyordum.Tam o sırada birisi ayağıyla beni dürttü.Uyandım ve mescidin kayyımını karşımda duruyor gördüm.Sonra gözümden kayboldu.O adanı şu ana kadar bir daha görmedim.

 

NEFSİ TERBİYE İÇİN

Nefsi terbiye etmek için mal ve evlat sevgisinden kaçınmak gerekir.Çünkü bunlar fitne vesilesi ve nefse yardımcıdırlar.Nefs, mal ve evladın çokluğu sebebiyle kibre kapılır.Nefs malı sever, terketmek istemez.bilakis biriktirip kibrini artırmak peşinde koşar.Nefsini ve tabiatını ıslah etmeyen talib, matlubuna ulaşamaz.Hac ibadetinde buna işaret vardır.Çünkü Beyt-i Harama varmak isteyen kişi , ona kavuşmak uğrunda rahatını terk eder ve malını harcar.Sureta Kabe’ye doğru yönelmek , iyani emre uuymak ve debe riayet içindir.Bütün kayıtlardan kurtularak Rab ve Mabud olan Allahp7a yönelen kişiye :” Her nereye dönerseniz Allah'ın yüzü(zatı) oradadır”Bakara 115) ayetinin manası tecelli ederve zahirin de mazharın da sırrı çözülür.

 

İBADET

 

İBADET

Abid, Allah Teala’nın rızasını kazanmada , O’na bir köle gibi bütün benliği ile ibadet eder.İbadet, ubudiyetten; ubudiyet de ubudetten daha aşağı seviyededir.Çünkü , ubudiyet ruh ile ubudet ise ruh ve nefs ile yapılan kulluktur.Ruhu vererek yapılan kulluk, nefsi vererek yapılandan daha üstündür.

 

SIBGATULLAH(ALLAH7IN BOYASI)

 

SIBGATULLAH (ALLAH'IN BOYASI)

Bakara suresinin 138 ayetinde geçen “Allah’ın boyası” tabiriyle Allah’ın insanları yarattığı fıtrat kastedilmiştir.Kulun iemanı ve diğer ibadet çeşitlerini kabule uygun ve temiz yaratılışı elbisenin boyasına benzetilmiştir.Allah kullarını imanla boyar ve onunla onlara balaşmış olabilecek inkarın kirlerini ve şirkin pisliklerini temizler.

Zebur da şöyle buyrulmaktadır:” Bana cennet ümidi ve cehennem korkusu ile iibadet edenlerden daha zalim kim olabilir? Şayet cennet ve cehennemi yaratmamış olsa idim ibadete müstehak olmayacakmıydım?!

 

ÜMMETİMDEN GÖRDÜĞÜM ACAİPLİKLER

 ÜMMETİMDE GÖRDÜĞÜM ACAİPLİKLER

 

Efendimiz SAV in uzunca bir hadisinde buyrulmuştur:

Dün gece çok hayret edilecek şeyler gördüm.Ümmetimden,  ölüm meleği Azrailin ruhunu almak üzere geldiği bir kişiyi gördüm.Hemen anne babasına yaptığı iyilik geldi ve onu uzaklaştırdı.

Yine ümmetimden kabir azabının sıkıştırmış olduğu bir kişiyi gördüm: Abdesti geldi  ve onu o azaptan kurtardı.

Ümmetimden bir adamı şeytanların kuşattığını gördüm.Allah zikri geldi ve aralarından onu kurtardı.

Ümmetimden bir kişiyi azap meleklerinin kuşattığını gördüm.Namazı geldi ve onların elinden onu kurtardı.

Ümmetimden susuzluktan bitkin düşmaş birini gördüm.Su almak için havuza her gelişinde engel olunuyordu.Orucu geldi ve kanıncaya kadar ona su verdi.

Peygamberler halka halka olmuş, ümmetimden bir kişiyi de onların arasına girmek isterken gördüm.Her yaklaşmak istediğinde halkadan kovuldu.Nihayet cünüplük dolayısıyla yıkanması geldi, elinden tuttu ve benim yanıma oturttu.

Ümmetimden, önü karanlık, arkası karanlık solu karanlık sağı karanlık üstü ve altı karanlık bir kişiyi gördüm.Bu zifiri karanlık içinde ne yapacağını şaşırmıştı.Hac ve umresi gelip onu karanlıktan çıkardılar  ve nura kavuşturdular.

Ümmetimden müminlerle konuştuğu halde müminlerin kendisiyle konuşmadığı bir kişi gördüm.Birden yaptığı akraba ziyaretleri gelip
Ey müminler topluluğu ,Onunla konuşun , onunla konuşun “dedi

Ümmetimden bir adamı yakıcı ateşle karşı karşıya kalmış , kıvılcımlardan korunmak için elini yüzüne tutarken gördüm.Hemen verdiği sadaka geldi, yüzüne bir perde , başına da gölge oldu.

Ümmetimden her tarafını zebanilerin çevirdiği bir kişi gördüm.Hemen yaptığı bir emri bsil maruf , nehyi anil münker fiili geldi ve onu onların elinden kurtarıp rahmet meleklerine teslim etti.

Ümmetimden dizleri üzerinde yürüyen , kendisi ile Allah arasında bir perde olan  bir kişiyi gördüm.Güzel ahlakı geldi , onun elinden tuttu ve Allah7ın huzuruna götürdü.

Ümmetimden kitabı sol tarafına uzatılmış bir kişi gördüm.Birden kendinde olan Allah korkusu gelip kitabını aldı ve sağ tarafına koydu.

Ümmetimden tartısı az gelmiş bir kişi gördüm.Hemen ölmeden önce yapmış olduğu nafile ibadetleri gelip tartıyı ağırlaştırdılar.,

Ümmetimden bir kişi cehennem kenarında dururken gördüm.birden Allah korkusu gelip onu bu durumdan kurtardı ve o cennete girdi.

Ümmetimden cehenneme girmiş bir kişi gördüm.Hemen Allah korkusuyla ağlayarak dökülen gözyaşları gelip onu ateşten çıkardı.

Ümmetimden bir kişiyi sırat üzerinde ayak üstü solucan gibi sallanırken gördüm.Hemen Allah’a olan hüznü zannı yetişti, titremesi dindi ve sıratı da geçti.

Ümmetimden bir kişi bazen sıratta yüz üstü sürünür , bazen de oturarak emekler  ve bazen de bir yere takılıp kalır halde gördüm.Hemen bana getirdiği salavat gelip elinden tuttu, ayağa kaldırdı ve o da böylece sıratı geçmiş oldu.

Ümmetimden cennetin kapılarına ulaştığı halde kapıların yüzüne kapalı olduğu bir adam gördüm.Hemen şehadet kelimesi geldi , kapıları açtı ve onu içeri girdirdi”(Münavi III 21-25) 

 


NEBEVİ VERASET

NEBEVİ VERASET

Peygamberimiz (SAV ) aç olarak yatar , tok olarak uyanırdı.Bizler ise aç olarak yatıp rüyamızda bir şeyler yesek bile , uyandığımızda karnımızın doymadığını, yine aç olduğumuzu görürüz.Aramızdaki fark budurd.Fakat peygamber varisi olan bir veli,rüyasında yiyip içtiğini görüp uyandığında doyduğunu hissederse bu durum rüyanın nübüvvetten bir cüz olarak veli kullarına miras kalması sebebiyledir.Bu tarzda yiyip içen , bununla doyan ve yediği yemeğin kokusu üzerinde olduğu halde sabahlayan bir çok veli vardır.Bu hal, nebevi verasetten başka bir şey değildir.Efehdimiz buyurmuştur:” Ben Rabbimin yanında gecelerim.O beni yedirir içirir” 

GELİP GEÇENLER


GELİP GEÇENLER

Bakara 134 ayetinde “Onlar bir ümmetti, gelip geçti.Onların kazandıkları kendilerinin sizin kazandıklarınız sizindir.Siz onların yaptıklarından sorguya çekilmezsiniz” Bir diğer ayette:” De ki: Bizim işlediğimiz günahtan size bir sorumluluk gelmez. Sizin de işlediklerinizden bize sorulmaz”(Sebe 25)

 Bu ayet Hz.İbrahim ve soyundan gelen peygamberler içindir.

Günümüze uygularsak,Mustafa kemal’in yaptıklarını, tek parti iktidarı olan CHP nin yaptıklarını bugün malzeme konusu yapmak anlamsızdır.Çünkü herkes kendi hesabını rabbine kendisi verecektir.

 


PUUTLARA TAPMAK

 

PUTLARA TAPMAK

Bu gün taş,mermer yahut başka malzemelerden yapılan bir puta tapmak şeklinde bir tapıma yoktur.Uzak doğuda bulunan Buda heykelleri ise o heykel nezdinde hatırlanan Buda isimli şahsiyettir.Tıpkı Kur’an da anılan Lat uzza,yeğuis,yeuk ve Nesr isimli şahsiyetlerki sonraki gelen nesiller bu şahsiyetlere manevi bir güç izafe ederek onları tanrı edinmişlerdi.

Hz.İbrahim “ Rabbım , beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzaklaştır”(İbrahim 35) diye dua etmişti.

Bu gün putu ne olarak anlamak gerekir? Bu duadaki putlara tapmak, Allah’dan başka şeylere hizmet etmek şeklinde tefsir edilmiştir. Nitekim Mesnev-i şerifte denmiştir:

“Dünya nedir? Dünya Hakk’dan gafil olmaktır.Yoksa ne kumaş , ne para, ne evlad ve nede kadındır.”

 

1 Nisan 2025 Salı

TASAVVUF YOLU NEDEN DOĞMUŞTUR:

 Tasavvuf yolu neden doğmuştur?

Tasavvuf ruhi ve vicdani duyuşun mahsulüdür.Bin yıldır, yani Türk7ün İslamiyeti kabulunden itibaren kurulmuş olan Müslüman-Türk devletlerinde ve türkan gayri islam memleketlerinden hemen her şehirde cami ile beraberbir tekkenin, bir vaziyenin kuruluşuna şahit oluyoruz.

O halde bu zaruret neden doğmuştur? Bu, imanla eş bir Hakk sevgisidir.Şöyle bir cümle ile maksadı ifade edebiliriz: Şerita bir fetva, tarikat ise bir takva yoludur ve hiçbir zaman birbirinden ayrı şeyler değildir.Temel inançları bir, gayeleri aynıdır.

tasavvufun tarihi seyrini tetkik edince görürüz ki , zaman zaman ilmiye sınıfı ile tarikat mensupları arasında münakaşa ve mücadele zuhur etmiş  ve ikisinin ayrı olduğu zehabı na kapılarak ulema ile meşayihin arası açılmak ve münaferet husule getirilmek istenmiştir.ihtilafın iç yüzü incelenecek olursa , hakikat meydana çıkar ve işin müsamahasızlıktan ileri  geldiği anlaşılır. 

Bazı tarikatların kendisine mahsus zikir ve ayinleri vardır.Bunları toptan red ve inkar , birinci ihtilaf sebebi olmuştur.Halbuki imanı Ehli sünnet mezhebine uygun kıbelsi bir olan  ve Müslümanım diyen bir zümrnin Hakkı zikir ve tevhid hususunda içinden gelen şevk ve heyacanla , bazı efal ve harekatı iltizam etmesi, kırıcı bir tenkit yapmak için kafi sebeb değildir.

Dinin en büyük düsturu, Efendimiz SAV in amellerin temeli sayılan  hadis-i şerifi" Ameller niyetlere bağlıdır, herkes niyetinden mesuldür" mealindedir ki , efali mükellefin ancak bu suretle sıhhat ve kemalini bulur.Binanaleyh şekle taalluk eden ve heyacan mahsulü olan kıyam ve devir zikirleri erbabı insafca hoş görülmek lazımdır."Bu ahval sünenete muhaliftir" ve benzeri sözler, sünnetin mahiyeti tetkik edilmeden sathi bir nazarın ifadesidirİşi tamik eden ulemamız, yerinde senetleri göstermiştir.İmam Şafi hazretleri bu zevatın başında gelir.

Her müslüman kardeştir ve kardeşlerin arasını ıslah ile memurdur.Bu ıslah her halükarda yumuşak sözlerle  ve iyi telkinlerle yapılmak lazımdır.Yoksakatı, sert ve hodkam ifadelerle zındıklığa , küfre nisbet ederek  insafsız  ve hç deilmi olmayan yolları seçmek , ilim adamlarına yakışmaz.

Bir de tefrikaya ve itneye sebeb olmak en büyük vebaldir.Abesle uğraşmaktan, kahvede oturup oyun seyretmekten veya afaki sohbetten , bir toplulukta iki hak söz dinlemek elbette evladır ve bir ameli salihtir.

Güzel bir ses ve saz işitine "Her şey Hakkı tesbih eder" (isra 44)mealindeki ayeti düşünen, ikir mertebesine yükselmiş olur, hevesatı nefsaniyeyi düşünenler ise o derekede kalır.

Vaiz ve hatiplerin temkinli olmaları gerekir.Cemaatin içinde bir çok tarikat mensubu bulunacağını düşünerek  temkinli olmaları, herhangibir gücenikliğe ve tefrikayasebeb olmamaları vazifelerinin gereğidir.Onların bi-taraf birer otorite olmaları iktiza eder.Çok ve etraflı okuyup , ehli kıbleyi birbrine düşürmenin vebalinden sakınmalıdırlar.