Şeyh Hallâc-ı Mansûr (ö. 309/922) mahbûs (hapiste) iken (Ebû Bekir eş-)Şiblî (ö.
334/946) kuddise sırruhû vardı ve suâl etti ki:
“Muhabbet nedir?”
“Bunu benden bugün suâl etme, yarın beni meydân-ı imtihana götürüp ber dâr
etseler (assalar) gerek ol vakit cevabın al” dedi. Sabah çünküm dârâ ilettiler, Şiblî gelip
cevâba muntazır oldu. Mansûr eyitti:
“Muhabbetin evveli katl ve âhiri hargdır (yangındır)”
Ey derviş! Her kimle halvet-i sarây-ı aşka kadem basa, gönlünü hânümândan
(âileden) ve rûhu revândan (candan) kat’ etmek gerek. Ondan livâ-yı muhabbeti kasr-ı
mârifete dike. Ulular demiş:
“Eğer kul isen yük çek, eğer ârif isen bir yerine bin çek, eğer muhîb isen
mahbûbun nazına tahammül eyle, eğer muvahhid isen elini cümleden kaldır ve ayağını
gayrıdan geri çek. Belâ cem’âl-i mahbûbda şemdir (mumdur). Âşıklar pervâne onun
muhipleri âkildir, gayrıları dîvâne”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder