Kıyâmet-i hafiyye insandan izzet ve hürmet ve muhabbet ve şefkât ve edep ve
hayâ ve cûd ve sehâ (cömertlik) ve ahde vefâ ve sıdk ve safâ ve siyânet-i rufekâ
(arkadaşları korumak) ve diyânet-i takvâ (takvâ dindarlığı) ve icrâ-i şeriat-ı garrâ
kalmamak gibi ve şehirlerde kesret-i mesâcid ve kıllet-i cem’aat (câmilerin çoğalıp
cem’aatin azalması) ve rif’at-i ebniye (çok katlı bina) ve rikkat-i elbise (ince elbise) ve
emârât-ı nisa (kadın yönetici) ve sıbyan ve teşebbüh-i nisa (kadınlara benzemek) ve
kıllet-i bereket-i eşyâ ve kat’i erhâm ve ta’zîm-i eşrâr (şerli insanlara hürmet) ve tahkîr-i
ebrâr (iyilerin hakârete uğraması) ve tezyîn-i kubûr (kabirleri süslemek). Bunlara eşrât-ı
saat derler. Amma kıyâmetin alâmet-i celiyyesi ondur: Evvelâ hurûc-ı Deccal’dir.
Ba’dehû tevâlî (ardarda) husuf-i kamer selâs-i leyâldir. Ba’dehû üç sene ale’t-tevâlî kaht-ı
ekâlimdir (üstüste, ülkelerde üç yıl kıtlık). Ba’dehû, istiâb-ı duhan-ı azîmdir. Ba’dehû Îsâ
aleyhisselâm Şam Şerîfin minâre-i beyzâsı üzerine inip Deccal’i katledip şeriat-ı
Muhammediyye ile âmil olmasıdır. Ba’dehû âl-i Rasûl-ü Ekrem’den Mehdî zuhûr edip,
kırk yıl adâlet üzere gidip Hazret-i Îsâ aleyhisselâmı bulmasıdır. Ba’dehû Dabbetü’l-arz,
ba’dehû Ye’cûc ve Me’cûc’ün sedd-i İskender’den hurûcu (çıkışı), ba’dehû Îsâ
aleyhisselâmın vefât etmesi.
Âhirete îmânı olmayan kimse her fenâlığa cür’et eder ve hiçbir kötülükten
çekinmez. Zîrâ âkıbet korkusu yoktur ki fenâlığa cür’et etmekten onu men etsin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder