KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
29 Mart 2023 Çarşamba
SABIR
Sabırlı olanın gönlünde felaket asla yara açmaz.ister mümin,ister kafir olsun.Müminin kalbinde güller bitirir ve ona sabrından dolayı nice ihsanlarda bulunur
28 Mart 2023 Salı
VAKIF ÜNİVERSİTELERİNDE KARİYER SATIŞI
Vakıf üniversitelerinin yönetimini eline geçiren siyasi iktidarın bu hamlesinin altında rant yatmaktadır.Parayı bastırana akademik ünvan satışı.Karşımıza DR,Doç.,PROF ünvanı ile çıkanlar bu ünvanların siyasetteki,medyadaki yahut üniversitelerdeki karşılığının para olduğunu en iyi bilenlerdir.Bu nedenle Dünya sıralamasında listede yokuz.
iNGİLTERE CAMBİRİC ÜNİVERSİTESİ 250 yıl önce kurulmuş.Kontlar,şövelyeler üniversiteye gelmişler.Ünivresiteye para lazım.Şövelye Rektörün önüne bir kese altın koymuş efendim bana bir diploma ver.Diploması yazılmış adamın eline tutuşturulmuş.Şövalye atına binerken aklına gelmiş:Bir diploma da atıma alayım diye.tekrar dönmüş bir kese altın daha vererek bir diploma daha istemiş.Rektör:"Sana bir diploma vermiştik.ikincisi olmaz" demiş.Adam demiş ki:Evet ben kendime bir diploma aldım, ancak bu kez atımada bir diploma alacağım deyince,Rektör altın kesesini adamın önüne itip "Biz atlara değil eşeklere diploma veriyoruz" demiş.
MODERN HUKUK
Modern hukukta devlet başkanı “çoban”, tebaa da “sürü” değildir. Yetkileri anayasayla sınırlıdır, sadece yürütmenin başıdır, yasamada milletvekillerini tayin edemez, yargıyı etkileyemez. Kuvvetler ayrılığının manası budur mesela.
Bu çağda ceza tertibi sadece kanunla olur, devlet “tazir”le yönetilemez.
Müslümanların nasıl modern tıbba, fiziğe, kimyaya ihtiyacı varsa, modern hukuka da ihtiyacı var.
İktisatçılar yolsuzluğun verimliği düşürerek ekonomiye zarar verdiğini gösterdiler. Müslümanların modern iktisada da ihtiyacı var.
Müslümanlara bakıp da “din” olarak
‘İslam böyleymiş’ kanaatinin yayılmakta olması başlı başına vahimdir, esef
vericidir.
FIKIH VE TARİH
Muhterem ESKİ DİYANET REİSİ Ali Bardakoğlu’nun anlattığı gibi, fıkıh Abbasiler zamanında şekillenmiş insan zihninin mahsulü bir hukuk külliyatıdır. Büyük değere sahiptir. Fakat sanayi çağını ve sonrasını içermediği için zamanımızın ihtiyaçlarını karşılayamaz. Hatta bizzat Hayrettin Karaman, tarihteki müstebit hükümdarların fikir hürriyetini boğmaları yüzünden fıkıhta “kamu hukukunun gelişmediğini” yazmıştır. (Ana Hatlarıyla İslam Hukuku, I, 1987, s. 166)
Kamu hukuku yani devletin yetkileri, sınırlandırılması, denetlenmesi, devlet karşısında fert hak ve hürriyetleri…
Bu çağda böyle bir hukuk sistemine dayalı devlet olabilir mi?
Fıkıh, tarihî bir hukuk külliyatı olduğu
için, halifelerin, sultanların yetkileri de o çağın, kralları, imparatorları
gibi düşünülmüştü. O çağın ihtiyaçları da öyleydi… İslam’dan önceki Main kralı,
ataşe tapan Pers imparatoru, Çin ve Avrupa imparatorları gibi sultanlar da
uygun gördüğü kişiye kamu mallarından arazi ve ‘hediye’ verebilirdi…. Bu din
anlamında İslami değildir, tarihsel bir olaydır.
FATİH ERBAKAN
Fatih Erbakan, iktidar gücüyle nimet dağıtarak taraftar tutmak konumunda değil. Niye aklına yolsuzlukla mücadele gelmedi? İlahiyat Fakültelerinde derslerin “ehl-i sünnete göre” düzenlenmesi aklına geliyor! Ama bu konu gelmiyor?
Bu duyarsızlıkların sebebi ne olabilir?
YOLSUZLUK DUYARSIZLIĞI
YOLSUZLUK DUYARSIZLIĞI?
Sekiz yıl önce Daron Acemoğlu şu uyarıda bulunmuştu:
“Yolsuzlukta büyük artışlar oldu. Yapısal reformlarda geri adımlar atıldı. Yargıda geriye gidiş var. Üretkenlik yerine devlet talebiyle, devlet katkısıyla büyüyen bir ekonomi görüyorsunuz. Böyle bir büyüme zaten çok uzun süreli olarak devam edemez.” (6 Temmuz 2015)
Keşke bu uyarıyı dinleselerdi;
düştüğümüz durum meydanda.
Hadi diyelim, güç tutkusu uyarıları ciddiye almayı engelledi.
Fakat mesela Hayrettin Karaman’ın, emsali fıkıh hocalarının İhale Kanununda artık 200’e çıkmış değişiklikler ve yolsuzluklar hakkında uluslararası raporlar üzerine bir şeyler yazmaları beklenmez miydi?
Rüşvet elbette öteden beri yaygın
eleştiri konusudur. Benim kastettiğim yolsuzluk, iktidarın ‘tahsis’leriyle
yapılan yolsuzluklardır. Bu manada fıkıh dünyasında yolsuzluk kavramının
ciddiye alınıp akademik düzeyde irdelendiği bir makale, bir kitap görülmedi.
YOLSUZLUK,
Müslümanların yolsuzluk sorunu, kökeninde ‘Müslümanların hukuk sorunu’dur. Yolsuzluk dediğimiz, siyasi otorite eliyle haksız kazanç elde edilmesidir, İslam’dan önce ve sonra bütün toplumda görülmüştür, görülmektedir.
‘Müslümanların sorunu’ diye özel olarak
ele almamın sebebi, çok yoğun dini referanslarla, hatta “ahiretimizi kurtarma”
söylemiyle oy isteyen ve özel hayatlarında da samimiyetle dindar olan kişilerin
iktidarında, son yılda yolsuzlukların zirve yapmasıdır.
Davutoğlu’nun hazırladığı yoksuzlukla mücadele paketine “il, ilçe başkanı bulamazsın” diyerek karşı çıkmıştı! (8 Ocak 2015)
Nasıl düşündüğü belli.
Zaten AB’nin, OEDC’nin, GRECO’nun
yıllardır süren uyarına rağmen Yolsuzlukla mücadele yasalarını çıkarmadı.
Sonunda FATF Türkiye’yi Gri Liste’ye aldı! (21 Ekim 2021)
27 Mart 2023 Pazartesi
TÜRKLERLE ALAKALI HADİS-İ ŞERİF
HADİS-İ ŞERİF
Türkler size dokunmadıkça siz onlara sakın dokunmayın"
"Ümmetimin idaresi sonunda Türk'lerin eline geçecektir"
VAKIF MÜESSESESİ
Osmanlı mülkünün 1/5 i vakıf idi.Vakıf kavramı din ağırlıklı olduğundan Cumhuriyetin kuruluşunda dini gündemden kaldırmak çabaları neticesinde 22 Şubat 1926 tarihinde çıkartılan bir kanunlavakıfların satılabilmesinin önü açıldı.
Ancak bu kanun Gayrimüslümlerin vakıflarına uygulanmadı.Müslümanlar:" Vakıfların dokunulmazlığı vardır" düşüncesiyle satılan vakıf mallarını almağa yanaşmadılar ve cüzi para karşılığında müslüman vakıflar gayrimüslümlere satıldı.1950 li yıllara gelindiğinde Anadolu toprakları üzerinde neredeyse hiçbir vakıf malı kalmamıştı.
ÖMER HAYYAM
Ömer Hayyam bir fahişe ile bir zahidi konuşturur:"Bir fahişe, bir zahide dediki:Bana fahişe diyorsun, doğrudur.Ben fahişeyim.Acaba sen de , göründüğün gibi gerçekten zahidmisin?"
Din adına konuşanlar bela ile imtihan edildiklerinde ne kadarı kadere rıza gösterir ve şikayetçi olmaz.Pek az.Yahut daha hafifini söyliyelim:"Din adına konuşanlar, dünyevi ikbal sahibi iktidar sahiplerinin davetine yahut taleplerine "Hayır" diyebilirler mi?..
26 Mart 2023 Pazar
25 Mart 2023 Cumartesi
TARİKAT NEDİR?
Bir erene "Tarikat nedir?" diye sorulur.Hazretin cevabı:"Tarikat yoldur.Muhammedi yoldur.Bu yola girmek için müracaat edilir.Er olarak başlarlar.Onbaşı olurlar,çavuş olurlar,paşa olurlar.YAN KADEME KADEME YÜKSELİRLER.eN SONUNDA HUZURA ÇIKARLAR.Huzurla tanıştıktan sonra daha üst bir makama çıkmak onlara emredilir. Kulluk makamı.Biz kuluz, kul olarak hizmete devam ederiz.Biz Allah7ın kulu olarak ses vermekle yükümlüyüz.Barışı,güzelliği sevgiyi öğretmeye gayret ederiz.
BİZ FİŞİ TAKARIZ
Ahmet Kayhan Dede hazretlerinin oğlu, bir anma proğramında babası ile alakalı şunları söyledi:"Küçük bir çocuktum.Babamın her kesimden ziyaretçileri olur onlarla konuşurdu.Ben 'Babacığım bu konuşmaları nerden buluyorsun?.Bana dedi ki:'Evladım biz konuşmuyoruz.Biz fişimizi takıyoruz,konuşan başkası"..
(Tur dağında hazret-i Musa ile ağaçtan konuşmaya inanıyoruz,peki Allah dostlarının ağzından konuşanın Hak teala olduğunu niçin kabullenmiyoruz?
24 Mart 2023 Cuma
GEORGE ORWELL,1984
"Eğer Parti'nin söylediği yalanları herkes onaylıyor, tüm kayıtlar aynı masalı anlatıyorsa, o halde, yalan tarihe geçiyor ve makbul oluyordu"
TEK PARTİ DİKTATÖRLÜK MÜ?
"TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE TEK PARTİ YÖNETİMİNİN KURULMASI 1923-1931) isimlieserinde Mete Tunçay eleştirme yapmıştır. Bu dönemde tek partinin herşeyden önce diktatörlük anlamına geldiğini belirtmiştir.
Milli Mücadelenin hemen ardından , çağdaşlaşma hedef gösterilerek bir takım devrimler gerçekleştirilmiştir. Önce, tarikatların desteğini alarak Hilafet kaldırılmış daha sonra da tekke ve zaviyelerle ilgili kanunla tarikatlar yasaklanmıştır. Şapka devrimi, Türk Tarih tezi,Türk Dil Reformu gibi uygulamalar bugün için mizahi bir nitelik taşıyor olsa da, 1950 yılına kadar süren terör ortamında pek çok cana mal olmuştur.1923/1931 dönemi içinde İstiklal Mahkemeleri eliyle uygulamaya konulan üç önemli intikam hareketi dikkat çeker.Birincisi takriri Sükun yasası ile basına karşı uygulanan şiddet, ikincisi Terakki perver Cumhuriyet Fırkası ile işbirliği yapmayan eski ittihatçılara karşı uygulanan şiddet, üçüncüsü de Serbest Cumhuriyet Fırkası destekçilerine uygulanan şiddettir.
8 Kasım 1924 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde verilen bir gensoru oylamasının ardından , bazı milletvekilleri Cumhuriyet Halk partesinden ayrılarak Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını kurmuşlar örgütlü muhalefet olarak tek parti diktatörlüğüne karşı çıkmışlardır.5 Mayıs 1925 de Ankara İstiklal Mahkemesi hükümete başvurup Terakkiperver fırkasının kapatılmasını ister hükümet ,parti tüzüğünde mevcut "Fikirlere ve dini inançlara saygılı olma" maddesi gerekçe gösterilerek muhalefet partisini kapatma kararı alır.
15 Haziran 1926 tarihinde İzmir'de Mustafa Kemal'e yönelik bir suikast girişimine karıştıkları gerekçesiyle İttihat ve Terakkinin eski kadroları, Terakkiperver fırkasının eski üyeleri idamla yargılanır.6 terakkiperver Cumhuriyet Fırkası üyesi milletvekili asılmıştır.
1930 yılında Mustafa Kemal'in emriyle Serbest Cumhuriyet Fırkası kurulur.Daha sonraki süreçte bu partinin yöneticileri değilde bu partiye üye olan halk yığınlarıdır.4 Eyül 1930 ta İzmir'e gelen Serbest Cumhuriyet Fırkası yetkililerini çoşkun bir halk topluluğu karşılaması üzerine polis, fırka taraftarları üzerine ateş açar ondört yaşında bir öğrenci ölür dördü ağır onbeş kişi yaralanır.1930 Belediye seçimlerinde bu partinin sandık başında tüm hilelere rağmen başarı kazanması üzerine 15 Kasım 1930 da Mecliste ,partinin kapatma kararı çıkar Akabinde 23 aralık 1930 da Menemen hadisesi ceryan eder .Menderes bu partinin Aydın İl başkanı olarak başladığı siyasette Halk partisine karşı yapılan muhalefetin bedelini idam sehpasında ödemiştir.
1930 lu yılların yeni Türk Cumhuriyeti, kendisinin karşı tezi olarak gördüğü Osmanlı'dan farklılaşıp, Tanpınar'ın sözleriyle "Ben artık bir başkasıyım!" diyebilmek saadetine erişebilmek için Osmanlı'ya ait her şeyden bir an önce kurtulmaya çalıştı
TARİHİN TEKERRÜR ÖRNEKLERİ
Suistimali yapanlar bilahere daha yüksek mevkilere getirilme örnekleri çoktur.Bu tek adam idareli yapılarda sıkça rastlanır.1924 yılında İstanbul basını İçişleri Bakanı Ferit, Cumhuriyet gazetesi kurucusu Yunus Nadi,Gaziantep milletvekili Kılıç Ali nin karıştığı bir yolsuzluğu dile getirir.Mallarına el konulan Osmanlı tebaası ermeni azınlıklardan zengin ermenilerin rüşvet karşılığı mallarını geri almaları hadisesidir.Gazete başyazarı Kılıç Ali ve Lasiztan milletvekili Rauf Bey tarafından dövülür.Kılıç Ali bilahere Takriri Sükun kanunu ile bu yolsuzluk hakkında yazı yazan basını yargılayacak Ankara İstiklal Mahkemesine üye seçilmiştir..
Bugün adı yolsuzluk soruşturmalarına karışmış bazı emniyet mensubu ve yargı mensuplarının kullanılmak üzere daha üst makamlara terfi ettirildiğini görmekteyiz.Yahut , yeni bir suçta kullanılmak için bazı mafya örgüt liderlerinin usulsüz bir şekilde hapishanelerden tahliye edildiğini okumaktayız.Adaletten ayrılma halinde bu tür tarihi tekerrürlerin yaşanması kaçınılmaz.
SÖYLENEMEYENLER
"sÖYLİYEMEME","SÖYLENMEZ" FARKLI ŞEYLERDİR. Bazı büyükler sohbet ederken bir yere gelir ve "Buradan ötesi söylenmez" derler.Bütün itiraz, şüphe ve anlıyamama bu noktadan başlar.Söylenmesinde manevi büyük bir töhmet vardır ki sual sorana raci olursa , söyleyene de bundan büyük pay vardır.
"Cahilim" demek İslam da doğru bir söz değildir.İnsanın kendine hakareti olur ki "Hakk insanda tecelli ettiği kadar hiç bir şeyde tecel etmedi" hadis-i kutsisini zedeler
PEYGAMBERDEN YARDIM TALEBİ
Dünya da Resul-ü Ekrem efendimizden yardım talebi "Ya Ebel Kasım" diye bir niyaz şeklinde olmalıdır.Veya "Ya Seyyidi Ya Resulullah"tarzında olmalıdır."Ya (M) şeklinde yapılması edep dışıdır.Efendimzin ismi şerifini(M) şeklinde abdestsiz söylememek gerekir.Değil O'nun ismi şerifini adi kelamı dahi abdestsiz söylememek gerekir.Bu ince nazik meseledir.Dokunmağa, örselemeye gelmez.
İMAM ŞAZELİ HAZRETLERİ
Şazeli hazretleri çok güzel elbiseler giyermiş,Heybetli gayet Güzel bir insan.Veliliğin verdiği vilayet Nuru da simasına başka güzellik vermektedir.
Pejmürde kılıklı bir sofiye rastlamış.Bu sofi Şazeli hazretlerini tanımıyor.Nerden aldın kokusunu, görme gücünü..Şazeli hazretlerine:"Bu güzel elbiseler içinde Allah'a nasıl ibadet ediyorsun..
Şazeli cevaben:"- Benim elbisem insanlara ben kimseden bir şey istemem diyor, seninkiler ne olur bana yardım edin diye yalvarıyor"
23 Mart 2023 Perşembe
ZARARLI ŞEYDEN HAYVANLAR DAHİ KAÇAR
Karıncalar çürümüş limon kokusundan kaçarlar.Ancak bu kaçış korkuya dayalı değildir.Bu hayvana yasak edilmiştir.Vücudu için ona yanaşmaz.Bir karınca vücudunun zarar görmemesi için yasak edilen birşeyden kaçarda, en şerefli mahluk olan insana hitaben men edilen haramlardan insan niçin kaçmaz.
ELİNDE BALTA OLMASIN
Dünya bir orman.Oraya gir.Dolaş.fakat elinde balta olmasın.Baltasızlık kadere inkiyattır.
Savaş derler.Savaş işlenen cinayetlerin günahını örten bir kelimedir.Kinden doğar.Kin insanın acısını azaltmaz.İntikam başka birisinin acısını çoğaltır.Ondan da tekrar kin doğar bu sürer gider.Nefret tuzlu su içmek gibidir.İçtikce susuzluğun artar.Öldürmek insana şeref kazandırmaz.Öldürmek cesaret işi değildir.Korkakların işidir.Herşeye iyi davranmak ancak insana şeref kazandırır.
DEDİKODUNUN BİR DİĞER YÜZÜ
Müridin birisi Efendi'ye yaklaştı:Efendim falan arkadaş beni çekiştiriyor, kıskanıyor ve bana hiddet ediyor dedi.
Efendi hazretleri:"Hakkın var dedi.Fakat adam çekiştirmenin iyi bir şey olmadığını sana kim söyledi.Eğer o kıskançlık yüzünden cehenneme gidecekse, merak etme sende adamı çekiştirdiğin için başka yoldan ona yetişeceksin.
22 Mart 2023 Çarşamba
ÜMMÜ EYMEN
Mekke'de kalan kızını görmek için Hz.Resul'den izin alarak Mekke'ye gelmişti.Müşrikler onu dövdüler, devesini , azığını, su kırbasını elinden alarak Mekke'ye sokmadılar.
Döndü yürüyerek mübarek kadın tekrar Medine 'ye.İki üç gün yürüdü,aç susuz.Kuvvet kalmadı çöktü yere öğle sıcağında .Rabbine yalvardı:"Ya ilahi, bu dudaklar senin Habibinin elinden su içmişti.Kurutma bunları da hem senin İsmiCelilini son defa haykırayım, selam getireyim Medine'deki Habibine.
Kumdan birden bire iki el çıktı, billur bir kase içinde buz gibi su ile.İçti bunu kana kana.Kuvveti yerine geldi, yürüdü vardı Medine'ye Ümmü Eymen.."Anamdan sonraki anamdır "dediği Resul-ü ekremin.
Bu hadiseden sonra Ümmü Eymen sekiz sene YAHUT ON İKİ SENE daha yaşamıştır.Bu seneler zarfında metabolizmasındaki su isteme isteği kapanmış ve hiç susamamıştır.
KAİNAT AHENGİ
Hayat sizin değildir.Kainat ahenginin bir parçacığıdır.Ahengi bilselerdi,insan oğlu bu ahengi yıkmazdıİnsanların ilahi bir aheng, kanun ile idare edildiğinin bilinmesi gerekir.Kainatta her şey yaradılış süsü ve işleme nizamı ile insanlara güzel ve çirkin görünür, hayır ve şer şeklinde tecelli eder.Halbuki kainatta hiçbir şey manasız, eksik ve çirkin değildir.Haktela hepsini noksansız ve güzel yaratmıştır.Bizim Hakk'a yakınlık derecemize göre , çirkin veya fena şeklinde görülür.Fena ve çirkin görünen her şeyde bir güzellik, bir hikmet ve Hakkın tecellisi gizlidir.Onu görmeğe gayret edilmelidir.
Hakteala insanı kendi için yaratmıştır.O halde emirlerine onun uyması gerekir.Mal onun, rızk onun, cesed onun,Ruh onun,akıl irade onun..bunları muvakkat bir zaman için sana verdi.emanete ihanet etme..Hakka herşeyi bağlama nefsine bağla.Adem cennetten çıkartıldığı .Hakkın emriyledir bu.Bu çıkarılışı Adem gizledi.Hakk'a isnad etmedi ve af ve mağfiret diledi