14 Mayıs 2018 Pazartesi

HER DERDİN DEVASI YARATILMIŞTIR

Peygamber )sav) buyurmuştur:"MA ENZELALLAHU DAEN İLLA ENZELE LEHU DEVAEN"."Allahu Teala hiçbir derdi inzal etmemiştir, devasını önce inzal etmeden"
Bu emri Peygamberi göre beşer bu hususta çok geridir.Çünkü Hak ile irtibat, o tatlı yakınlık, o kemal; hakkıyla tecelli etmemiştir.
Evet her derdin dermanı hazırdır; O ferman edecek ki o dermanın rengini görebilesin.
Gerek maddi, gerek manevi şifada müessir olan Allah'dır Allah.
Ahirete geçerken , ruh cesetten alakasını keserken cesetteki göz o ruhun arkasını takip edermiş.Sen de gözünü öyle Sarayı Lamekana çevir, çare ve dermanını bekle.
Bucihan , cihetsiz alemden peyda olmuştur.Bu cihan Hakk ile kaim, Onun muhassetiyle daimdir.
Rabbini istiyorsan sahte benliğinden soyun.

PERDELERDEKİ SURETLER

Bu tabirden kasıt,dünya hayatında gözüküp, bir iddia ile görüntü perdesinde birşey olduğunu,bir şeyler yapacağını belirten kal sahipleri kestedilmiştir.Özellikle de siyasete talip olan kişilerdir.Vaatleri, manifestolarını söylerler.Amma, nimetle imtihanın zorluğunu, sinsiliğini, derinliğini bilmezler de o suya girdiklerinde çırpınışlarını ve batmalarını seyrederiz.Niceleri bu sahnelerde arzı endam etmiş ve kaybolmuştur.Bu öyle bir şaraptır ki sorhoşluğunu ancak ölüm giderir.Tatlı tatlı konuşurken dışı hoş, içi boştur.Hal sahibi olmadıkları için konuşmalarındaki ıstılahlar ariyettir(ödünçtür).İnsanları bu ıstılahlarla avlarlar.Üstlerindeki elbise, halkı avlamak için iğretidir.Özgürlükten, adaletten, insan haklarından ,eşitlikten dem vururlar.Ama asla yaşamazlar.Devlet Başkanı olan Resulullah Efendimiz, ashabı suffe denilen o bölgenin kimsesiz, fakir, ve aciz insanları ile birlikteolmuş, onlarla hemhal bulunmuştur.Yiyeceğini onlarla paylaşmış,sadakalarında onları gözetlemiştir.
Kulaklarında ve gözlerinde Hakk7ın mührü olanlar işitemezler ve göremezler.Hüda göze neyi göstermek isterse onu gösterir.Cemalden, kemalden,nazdan, şiveden hangisini o göz görmeye layıksa onu gösterir.Hüda neyi işittirmek isterse onu işittirir.Müjdeyelayıksa müjdeyi, sema'a layıksa sema'ı, gayrıya layıksa gayrıyı.

13 Mayıs 2018 Pazar

HAYAL'İN ETKİSİ

Ademoğlu, alem-i hayal ile yol alır, on9unla gelişir.Eğer hayali cemal'e (Hak Tealaya) aid ise, cismindekuvvet, letafet hasıl olur.Kalbinde olan hayalin letafeti , onun vücudunun bütün zerresinde aşikar olur.Aksi de aksinedir.Yani bir kimsenin kalbindeki hayali nahoş, elem verici ise ; o kimse o haylin gam ve elemiyle erir.Cismine , hayal-inohoşunun ızdırabı tesir eder.
Hayalin nahoş olunca seni nasıl mum gibi eritirse, AllahuTeala da seninkalbini boş hayalle doldurmuşsa , maran(yılan) sana yaran olur.Zira o senin hayalin öyle bir kimya olmuştur ki , hakir çirkin gördüğün bütün şeyleri ali ve cemil kılar.Güzelin üstünde güzel yapar.
Sabır haddizatında acıdır.Fakat hoş hayal ile tatlı olur.Musibetten kurtulmak için hoş hayale sahib olan kimsenin ona sabrı ne kadar tatlı olur.Zira o imandan gelir.
İmanda ümid, imansızda ümitsizlik vardır.Marifetullah zevkini tadan kimselerde diğer zevkler azab hükmündedir.Onun için o zevkitadanlara dünya zindandır derler.
İştemarifetullah zevkini tadan mümine bela u gam ibtilası olsa, o onunla büyük bir nimet alacağına inanmıştır, onun için ona bela bay olmuştur.Bir zorluğa iki kolaylık olduğuna imanı ikanı vardır.
Hülasa sabır , imanın başının tacıdır."Sabrı olmayanın imanı yoktur" da denmiştir."Sabır imanın yarısıdır " da denmiştir.
Ehlinefs sabır nimetinin kıymetini bilmez.Onlara göre sabır mardır(yılandır)Ehli Hakka göre ise latif ve nigardır.
"Bu nasıl olur ?"deme!Sevmediğin kimse sana mar(yılan) görünür.Onu sevene de ne kadar hoş görünür.
Senin gözüne çirkin görünmesinin illeti;Onun küfrü kabahatının hayali sende olmasıdır.Dostun gözünde de müminin hayalivardır.
Daha açık bir misal vermek gerekirse:
Ariflerden bir zata"Malı severmisin ?"diye sormuşlar."Hayır " demiş "Zira mal benim indimde yılandır"
Birdiğer arife desormuşlar:"Malı severmisin?".Adam:"Evet severim "demiş.Zira Resulullah "Salih mal, salih kimse için güzeldir"buyurmuşlardır.
Muhyiddinarabi hazretleri "Cennet annelerin ayakları altındadır"hadisindeki "anne" kelimesini "Dünya olarak" yorumlamıştır.Dünya da bir annedir.Nefsinin gözü ile değil ruhunun gözü ile bakack olursan ahiret ile dünyayı ayır tedemezsin.Hatta ebedi istikbali o vasıta ile kazanacağından dolayı dünyayı tercih edersin.
Görüyorsun ya aynı şahsın yarısı mümin, yarısı amelen kafir oluyor.Yarısı hırs, yarısı sabır oluyor.
Sonra insanların sazısı imanda bazısı inkarda..Bazısı beyaz, bazısı siyah.Beyazı gören almak ister, siyahı gören reddeder.
İnsanın manasına , ruhunun safasına nazar eyleyen ,ona talibdir.
Hazreti Yusuf, babasının gözünde huri iken, hasetci kardeşlerinin gözünde çirkindi.Kötü hayale aid göz onu çirkin gösteriyordu.Garazi nefsaninin adeti odur, güzeli çirkin gösterir.

11 Mayıs 2018 Cuma

SİYASET İÇİN ÇEKİŞENLERE

Bir padişahın nazlı bir oğlanı öldü.Onu ipekböceği gibi ibrişimden bir kefene sardılar.Bir zaman sonra Padişah çocuğunun halini görmek ona karşı ağlamak ,inlemek için kabre vardı.Baktı ki ipek kefen çürümüş.Kendi kendine şöyle dedi:
"Ben ipeği, ipek böceğinden zorla almıştım.Şimdi o ipeği mezardaki böcekler çocuğumun üzerinden zorla geri almışlar."
Bir gün bir hanende rebab çalarak iki beyit okudu.Bu beyitler dinleyenin ciğerini kebab etti:"Yazık yazık ! Nice zamanlar güller bitecek, taze papatyalar açılacak.Fakat biz bulunmayacağız.Mevsimler gelip geçecek , biz ise toprak yahut kerpiç olacağız.
Bizden sonra gülistanlarda yer yer güller açacak, dostlar bir araya toplanıp oturacaklar.
Bu saraylarda,bu makamlarda çok insanlar oturdular.işgal ettiler.Onlara da çok sayın başkanım,sayın bakanım,sayın vekilim ,müdürüm iltifatları yapıldı.Ama o makamlar bugün yeni kiracıları tarafından kullanılmakta eskilerin ise nerede olduklarını dahi kimse hatırlamak istemiyor.Ders alınacaksa bundan daha etkili bir ders varmıdır?

ÇİRKİNLİK

Bier gence birisi "Çirkin" dedi.Genç cevap verdi:Suretimi ben kendim yapmadım ki , beni fena yapmışsın diye ayıplıyorsun.Ben çirkin isem de güzel isem de sana ne? Esasen güzeli ve çirkini yaratan ben değilim ki?
Anlatılır:Hac esnasında ilk tefa simsiyah birisini görüp gayri ihtiyari gülen birisine siyahi arif zat şöyle nutk eylemiş:"Efendi Boyayı mı beğenmedin? Boyacıyı mı?.

10 Mayıs 2018 Perşembe

BU ZAMANLAR HAKKINDA

Büyükler bazan bulut yüzünden hicaba uğrayan güneşe benzerler.Hasutlar ise suya düşen ateş korlarına benzerler.Güneş buluttan çıkar kurtulur.Ateş koru ise su içinde söner kömür olur.
Zulmetten korkma.Mümkün ki , içinde abı hayat bulunur.
Kürre arz hareketten sonra sükun bulmadı mı?Muradım elime geçmedi diye keder eyleme !Geceler gündüzlere gebedir.

HUSUSİ İSTEĞİN GERÇEKLEŞMESİ İÇİN NE YAPMAK GEREKİR?

Velilere rast gelmek istiyorsan, bir zaman hizmetten gaflet gösterme.Serçe'ye kekliğe,güvercine yem ver.Belki bir gün de tuzağına bir hüma kuşu düşer.Her tarafa doğru durmadan niyaz okunu at.Umulur ki , oklardan birisi bir ava rast gele.
Birçok sedeften ancak bir inci elde edilir.Bir çok oklardan yalnız birisi hedefe dokunur.
Bir yere konmuş olan kervandan birisinin bir çocuğu kayboldu.Adamcağız geceleyin kafile içinde döndü dolaştı.Her çadırdan sordu, her tarafa koştu.Nihayet gecenin karanlığı içinde , gözünün nurunu buldu.Çocuğu aldı,getirdi.Kervan halkı ile konuşmaya başxladı:
"Çocuğu nasıl buldun?"diye sordular.
"Önüme kim çıktı ise , kime rast geldi isemçocuğum budurdiye onu tetkike başladım.İşte bu suretle buldum" dedi.
İşte bundan dolayıdır ki , velilere rast gelmek isteyen gönül sahipleri, belki bir gün menzile varırız, diye herkesin arkasından koşarlar.Bunlar bir gönül için birçok yükleri götürür.Bir gül için birçok diken acısı çekerler
bİR TÜRK ŞEHZADESİ TACINDAKİ KIYMETLİ BİR LAL PARÇASINI ,GECELEYİN BİR TAŞLIĞA DÜŞÜRDÜ.
şAH BABASI:"OĞLUM GÖRÜYORSUN, HEM GECEDİR, HEM DE KARANLIKTIR.cEVAHİR HANGİSİ, TAŞ HANGİSİDİR SEÇİLEMİYOR.bİNANALEYH SENH ŞURADA BULDUĞUN TEKMİL TAŞLARI TOPLA , MUHAFAZA ET.GÜNDÜZ OLUNCA , TABİDİR Kİ LAL ONLARIN ARASINDAN MEYDANA ÇIKACAKTIR".
AVAM TAKIMIYLA ONLARIN ARASINA KARIŞMIŞMECZUP ŞEKİLLİ VELİLER, AYNIYLA ADİ TAŞLAR ARASINDA BULUNAN LAL TAŞI GİBİDİR.
MADEM Kİ TEMİZ MÜBAREK VELİLER CAHİLLER İLE KARIŞMIŞTIRYLAR ondan müstefit olmak için her cahilin yükünü isteyerek çekmek, ona katlanmak lazımdır.
Madem nefsi temiz veliler  cahillerle karışmışlardır ve halkın nazarında fakir,hakir,itibarsız, adeta ayak türabı insanlardır , onlar senden itibar beklemezler.Onlara Cenab-ı Hakk7ın itibar buyurması kafidir.Sen birisine fenadır diye kötü zanda bulunabilirsin.Fakat ne bilirsin ki , belki asıl veli odur.Nice mihnet, sefalet, açlık çeken insanlar vardır ki , yarın onlareteklerini sürüyerek cennete girerler.Aklın, tedbirin varsa, ileride padişah olacak şehzadenin elini , şehzadeliğinde öp ki, günün birinde padişah olup yücelince , sana da yücelik bağışlasın!Sonbaharda gül ağacını yıkma ki, ilk baharda onun güzel manzarasından mahrum olmayasın.(Şeyh Sadi-şirazi)

9 Mayıs 2018 Çarşamba

BOŞ İSTEKLER


 RUHUNDAN NEFSİ EMMARENİN MURADINI İSTEME/YAHUT MÜRŞİDE’E EZİYET ETME 
Gönül alemine geçim düşüncesini sokmak zararlıdır.Hz.Ali Kerremullahı Veche buyurmuştur:
Kün ğaniyyel kalbi vakna’ bilkalil
Müt vela tatlüb me’aşen minleim
La tekün lil’ayşi mecruhal fuad
İnnemerrızka alellahil kerim”
Zenginkalbli ol!
Geber degeçineceğini alçak adamdan isteme
Nazargahı İlahi olan gönlünü geçim derdiyle yaralama!
Rızkın mükellifi ancak Kerim olan Allah’dır”.
Mesnevi-i şerifteki anlatılan hikayelerde sayısız hikmetler vardır.İsmiAzam duasını öğrenmek isteyenvebu hususta ısrar eden gence,Hz.İsa  iltimas muamelesi yaparak ormanda buldukları kemiklere dua etti, Allah’ın ismini andı, hükmü ilahi ilekemikler; o ham ve eblehkimse için dirildi.Bir anda simsiyah bir arslan vücudlanarak bir pençe ile o kişinin kafasını koparttı.Kellesinde beyinyoktu.Esasen beyni olsaydı, yani iman-ı ruhisi bulunmuş olsa idi muvakkat teninin parçalanmasının ehemmiyeti yok idi.
Hz.İsa, Aslana :”Niçin acele eyledin, o kimseyi helak ettin?”dedi.
Aslan cevaben:”O senin hatırını perişan etti.Allah Teala onu helak etmek için beni yarattı” dedi.
Hz.İsa:”Pekiy , bunun kanını niçin içmedin?” deyince Aslan:”O benim rızkım değildi deonun için”.
Rızk tamam olmayınca hiçbir ruh sahibi fanialemden bakialeme geçmez.
Ne kadar çok kimsevardır ki kükremişaslan gibi avını bu alemde yemeden göçüp gitmiştir.Kazandıkları malları, yemeyekadir olamadan bu dünyadan ahirete geçmişlerdir.
Kısmeti bir saman çöpü kadar olmadığı halde,hırsı dağlar gibidir.
Alemin yanında kadrü kıymet kazanmış amma Allah’ın yanında yüzü yok.
Ya Rabbi ! Bizi abes ve boş şeylerden kurtar.(İçi boş dışı hoş olan işlerle uğraştırma!Amin.

"ECEL"LE HOŞ OLAN "EZEL"LE HOŞ OLUR

Ecel ile hoş olan Ezel ile hoş olur.Böyle olan birisi havas veavamın dedikodusunu kulak vermez.Can, bir adamın yüzüne gülerse  alemin ekşi suratından o kimseye gam olmaz.Birkimse Can'ın makbulü olursa, feleğin ve onun hışmından o kimseyegam olmaz ki.Aydınlık gecede  ay bedir halinde iken havlayan köpekler ay'a tesir edebilir mi?Al'ın ondan nekorkusu olabilir ki.Köpeğin adeti odur.vazifesihavlamaktır.
Alemi hilkatte her kes kendi işini yapmaktadır.

EN BÜYÜK PUT

İmam Ali efendimiz buyurdular:"Meh, meh ennefsü hiyessanemül ekber":Bırak, bırak senin nefsin iklimi vücuduna takılmış en büyük puttur"

HZ.MUSA BUGÜN GELSE

Habib-i Kibriya Efendimiz bir gün Hz.Ömer'i bir şey okurken görmüşler:
"Ya Ömer! neokuyorsun" buyurmuşlar.Hz.Ömer(r.a):
"Tevrat'ı okuyorum ya Resulallah" buyurmuşlar.
Cenab-ı Peygamber (sav):"KardeşimMusa bu gün bu sahne-i şühudda olsa idi Kur'an'ı okurlardı" diyeemretmişlerdir.

8 Mayıs 2018 Salı

MÜ'MİNİM DİYENİN ALDANMASI

Biz hizmet ve taatımızı sevgiliye layık  zannediyoruz.Bize "dua ya zikir etmeye"Hak Teala izin vermesinerağmen bizler ben yapıyorum sanıp,"Sana secde ediyorum,uykumdan ferağat ediyorum,malımdan infak ediyorum ,senin için aç kalıyorum" diye Hakk'ı töhmet altına almaya çalışıyoruz.Gururlanıyoruz.Hak Teala keremisüphanisi nedeniyle bizimle yerde oturur.Hakk7ın bize yakınlığını kendi kabiliyetimizden bilmemeliyiz.O'nun lütfu olduğunu bilmeliyiz

KULAKDAN BESLENMEK

Bu sohbettir.Evliya sohbeti, insanın ruhunu besler.Bir anlamda kulak yolu ile göze ilaç akıtmaktır.Batın gözün bu sözlerin nuru ile nurlanır ve açılır.Pak ve tahir olan sözler istiskal kabul etmez, temiz olmayan gönüllerde durmaz, karar kılmaz, aslına doğru çeker gider.Kalbe kelimei tayyibenin karar kılması için kalbin gözüne marifet sürmesini çekmek şarttır.Çarpık ayakkabı çarpık ayağa uyduğu gibi şeytanın efsanesi, doğru olmayan gönüllere uyar, temiz olmayan kalblerdekarar kılar.
Sen ne kadar hikmet ezberlesen, cicili bicili kelimelerini , konuşmalarını muhafaza etsen, hikmete ehil olmadıkça , o hikmet senden beri olur.
Hikmet ihlas ve hal ister.Sen okumasan da ,hakikat ilmi ;senin ona aşık olduğunu, yanıp yakıldığnı görürse o ilm, alışmış kuş haline gelir.

PEYGAMBERİN VARİSLERİ

Rengi göz ayırır.Lal ile taşı göz seçer.İnciyi süprüntüyü göz anlar.Buradaki gözden murad Enbiya ve onların varisleri olan evliya-i ızamdır.Onlar insanül ayndır(insanın gözüdürler)Herkesin içyüzünü bilirler.İyiyikötüden layıkıyla bunlar temyiz ederler.Hak vehakikate aşık olanlara riayet ve muhabbet ederler.Hak ve hakikate düşman olanları felaha davet ederler.Bu davet hak vehakikatin düşmanlarına ağır geldiğinden ,Enbiya ve evliyaya eziyet ederler.Ehlinifak;Hakk7ın nedimlerinin düşmanlarıdır.Ehli batıl, münevveri alem olan hazreti insanların düşmanlarıdır.
Hakikatta gündüz,Hakk'ın nedimlerinin sırrıdır ki, onlarla  zahirdeki fayda ve zararı fark olunur.
Bizler gündüz ışığı nedeniyle zahirdeki temiz ve pisi anlarız.Bizim gündüzümüz,Evliyaullahın batınına nisbeten gölgeler mesabesindedir.
Cenabı Hak Kuranda:"Vedduha" buyurdu.
"Gündüzün apaydınlığına kasem ederim" diye emretti."DUHA" dan murad , Cenabı Resulullah'ın nur-ı batınısidir."LEYL" den murad Resulullah7ın cesedi zahirisidir.

SÖZLER

İmam Ali efendimiz buyurmuştur:"Bazı söz doğru olur, fakat murad batıl olur, çarpılmayın".
Kibr ü gurur boyası ile boyanan ekseri cahiller uykuda oldukları halde uyanık görünmek isterler.Tavşan gözleri açık uyur, onu görende uyanık sanır.

HADİM(HİZMET EDEN)

Hadim iki türlü olur:Biri hakikatten hizmet eden, biri de hakikatları hedm eden, yani yıkan.Suretde hadimdir, yan hizmet edendir.fakat hakikatde yıkandır.

MESNEVİ HİKAYELERİNİN HİKMETİ

Hz.Süleyman zamanında  sarığı, sakalı, cübbesi yerinde , şeklenmuntazam, yani zahiri hoş,batını boş birisi bir güvercinin kanadını kırıyor.Güvercin bu adamı Hz.Süleyman'a şikayet ediyor.Yapmış olduğu zulme karşı adamın kolunu kırılmasına hükmediliyir.Hüküm infaz edilecekken güvercin:
"Hayır, hayır..Bunun evvela sakalını kesin, sonra sarık ve cübbesini çıkartın.Bu ceza ona kafidir.Hem, hemcinslerim de onun şekline aldanmaktan kurtulurlar da yanına yaklaşamazlar" diyor.
Hz.Mevlana efendimiz bu kıssa ile suret vecisim ehlinden hayır gelmeyeceğine işaret ederek, onlarla oturup kalkmayı ömrün bir israfı olduğunu beyan ediyor.
Her şeyin taklidi olduğu gibi,Hak ile Hakikat yolunun da mukallidleri vardır.Mana hırsızı mal hırsızına, din hırsızı dünya hırsızına benzemez

7 Mayıs 2018 Pazartesi

HAZRETİMUSA'YA İNDİRİLEN DOKUZ LEVHA

Allah Teala Hazretleri Tevrat-ı Hazret-i Musa'ya dokuz levha inzal buyurdular.Ve bu dokuz levhanın yedisini ümmetine tebliğ etmesini, diğer iki levhayı da kendisine mahsus kılmasını emrettiler.Zira Hazret-i Musa iki levhayı ibraz etmiş olsa idi , muhatapları onlardaki esrarı kabule müsteid değillerdi,iman edemiyeceklerdi.
Nasa tebliğ ile emrolunduğu yedi levhada ulum-ı evvelin ü ahirun mevcud idi.Yalnız Efendimiz (sav)'e .Hz.İbrahim,Cenab-ı İsa ile birde HazretiPeygamber'evaris olanlara mahsus olan ilim o levhalarda mevcud değildi.Levhaların ihtiva ettiği emirler venehiyler adedine mutabık olarak yedi kısımdı.
Birince levh:Nur.
İkinci Levh:Hüda'dır.
Ayette :"BizTevratı inzal ettik,Tevrat'da hidayet ve nur vardır.Embiya onunla hükmederler" buyurulması bu iki levh'a işaret etmiştir.
Üçüncü Levh:Hikmet'e,
Dördüncü Levh:Kuva'ya
Beşince levh:Ahkam-ı İlahiyyeye,
Altıncı Levh:Ubudiyyete,
YedinciLevh:Tarıkı şekavetten tarık-ı saadetin tefriki ile evla olan ahkamı beyana aiddir.
İşte buyedi levha ile Hz.Musa, kavmine tebliğat yapmakla emrolunmuştu.
Hz.Musa'ya aid olan iki levhaya gelince:
Birincisi:Levhi rububiyyete,
İkincisi:Levhi kudrete dairdir.

BESMELEDEKİ İNCELİKLERDEN BİRİ

Allah'ın ismi ile Allah bilinir demektir."Allah" ismi , kainatı müşahede için aynadır.Vechini o kemalat mir'atında ancak görebilirsin.O mir'attan başka , vechini müşahedeye yol yoktur.Hakikat denizinin gemisi Allah ismi ile yürür, Allah ismi ile durur.Başka bir isim ile yürümez, durmaz.Kalb gemicisi, tevhid denizinde "Allah" ismisefinesine biner, Rahmaniyet rüzgarı da eserse, ismiRahim'in rahmetihidayetiyle sahib-izat'a erişir.

İNSANI KAMİLİN MANASI ÜZERİNE

Efendimiz (sav)Kuranı Mübin ayetlerinin birbiri içinde yedi adet batını vardır" buyurmuşlardır.Kelam-ı Muhemmedi, Kelamı ilahi'den bir şubedir.Zira Cenab-ı Hakk:"HazretiPeygamber hevadan konuşmaz, söyledikleri, Cehabı Hakk7dan kendisine vuku bulan vahiydir" buyurmuşlardır.
Fatiha suresihakkında ehlihakikatın anladıklarından birisi de şudur:
Fatiha suresi Yediayettir.Seb'a-imesani denilen Yedisıfatı nefsiyyedir.Onlarda:Hayat,ilim, irade,Kudret, Semi',Basar veKelam'dır.
Efendimiz Sav bir hadisinde buyunmuştur:"Cenab-ı Hakk, Fatiha'yı kulu ile kendiarasında taksim etdi "buyurmuştur.
Vücudun "Halk" ile "Hak" arasında taksim olduğuna işarettir.Zahir ile halk olan hazretiinsan,batını itibarıyla Hak'dır.Şuhalde vücud zahir ilebatın arasında taksim olunmuşlardır.Hazreti insan Kainatın "Fatiha"sıdır.

ALİ ÇELİKBAŞ


“Uyudukça uyuyası gelir insanın. Yürüdükçe yürüyesi gelir. Yedikçe yiyesi, yemedikçe yemiyesi gelir. Okudukça okuyası, yazdıkça yazası gelir...”
Evde oturmaya alışınca, dışarı çıkmaya zorlanır insan. Sık sık dışarı çıkan evde oturamaz olur.
Mal biriktirmeyi severse insan, biriktirdikçe biriktiresi gelir. İnfak etmeye alışınca da, verdikçe veresi gelir…
Katiller öldürmeye doymazken, kimileri hayvanların canını bile dert eder.
İman bir kuştur yürekte. Zikirle ibadetle beslenirse büyür, yüreğin tüm hücrelerine doğru kanat çırpar. Zikirle beslenmeyen kuşlar uçar gider yürekten. Hiç haber vermez. Zaten ilgilenilmediği için gidişi de fark edilmez…
Namazı daima kılan bir mümin için, bir vakti bırakmak fikri bile korkunçtur. Namaz kılmadıkça kılmayası gelir insanın. İlk bıraktığı zamanlarda duyduğu iç huzursuzluğu zamanla kaybolur.
Biz bir adım gidersek, on adım gelir ya Rabbimiz, biz yürürsek koşar ya; Öyledir işte, yaklaştıkça yaklaşası gelir insanın Rabbine, uzaklaştıkça uzaklaşası…
Kimileri namahremin elini tutamaz, gözüne bile bakamazken, kimisi zinaya alıştıkça gözünde normalleşir.
Açıldıkça açılası gelir kadının, kapandıkça kapanası gelir. 10 sene önce diz üstü giysi giyemeyen bir kadın, bir bakarsınız kısa şortlarla geziyor.  Bu yüzden deniz tatilinden dönen bir kadın, daha açık kıyafetler giymeyi normal görür. Yırtıldıkça yırtılır haya perdesi. Önemsenmedikçe kaybolur…
Tesettür ayetlerini içselleştirmiş kadınlar, daima bir adım ileri gitmek isterler. Çünkü tesettür bazılarının sandığı gibi kadını tutsak değil, bilakis özgür kılar. Mümin kadın tesettürün içinde kendisini öyle huzurlu, öyle özgür hisseder ki, hep biraz daha kaliteli tesettürü arzular. “Ablacığım ellerimi, yüzümü bile yabancı erkekler görmesin istiyorum.” diyen kızı, ancak tesettür şuurunu yakalamış olanlar anlayabilir.
Taviz verdikçe veresi gelir insanın. Dört parmak kısa pardesüden ne olur ki diye başlar, pardesü tuniğe,tunik cekete döner…
Peki bu nasıl olur?
Ra’d suresi 11. ayeti hatırlayın: “…Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez...” buyuruyor Rabbimiz. Kim hangi yolu tercih ederse, hangi yola doğru adım atarsa Allah da onun istidadını o yöne doğru çevirir. Çünkü kişinin iyiye veya kötüye doğru attığı adım, o kişinin fiili duasıdır.
İmanını artırmak için çaba gösteren insana ise Allah yardım eder. “Allah, iman edenlerin dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlere gelince, onların dostları da tâğuttur, onları aydınlıktan alıp karanlığa götürür...”
Bakara:257
“Ey iman edenler! Eğer Allah’tan korkar sakınırsanız; O size iyi ile kötüyü ayırt edecek bir kavrayış verir, günahlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir...”
(Enfal:29)
*İşte bütün mesele bu...
Hayırlı işler için gayret göstermek. Haramlardan sakınıp, helallere yönelmek...*
“Ey iman edenler, eğer siz Allah’a (Allah’ın dinine) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır.”
(Muhammed:7)
İnandığı gibi yaşamayanlar, yaşadıklarını din zanneder ve yaşadıkları gibi inanmaya başlarlar...
Sonra da yaşadıklarıyla kim aralarına girerse dinlerine olan bağlılıkları derecesinde onlara tepki gösterirler...
İslam adına kıllarını bile kıpırdatmayan, inanıyorum dediği halde hayatlarında Kur’an ve sünnetten bir iz bulunmayanlar, günahlardan zifte dönmüş kalplerini temiz sanırlar.
Besleyemedikleri için yüreklerinden uçup giden iman kuşunun kendilerini terk ettiğini hiç anlamazlar...
Selam, dua ve muhabbetle...
Allahu Teâla muhafaza eylesin insallah
Ali Çelikbaş-Emekli Edebiyat öğretmeni Çay/Afyon)

6 Mayıs 2018 Pazar

İNSANI KAMİLLERİN SAYISI NEDİR?

Birarif zat diyor ki:
"Ben bir hazreti insan olan kamile hizmet ediyordum.Bu Adem mevzuuna çok meraklı idim.Adem dedikçe gönlüm (bir) ademi murad etdiğinden kalpleri keşfeden o mübarek dediki:"Bir gün Cenab-ı Musa , niyaz halinde iken "Acaba benden başka 'Kelimullah ' varmıdır diye düşünmesiyle gözünden hicab kaldırılmış ,sayısız Musa'ların 'Rassi erini ' niyazı ile dua ettiğini görmüş'diye emrettiler.Bunun alemlerin ve tecelliyatı ademin sayısız olduğunu anlatmış oldular.

HALK/İNSANI KAMİL

"Halk kar gibidir, sen ise o kar'ı meydana getiren , o kar'da vücud bulan su demeksin.Lakin karı'ın erimesi ile hükmü ref olur amma, suyun hükmü ref olmaz)O tecellinümadır.Emr ise vakidir."
"Alemde çirkin görme, zira çirkin gördüğün , çirkinlik, o güzelliğin kemalini bildirmek için bir güzelliktir."
Erbabı hicab vezevahir,Adem7e yapılan secdenin keyfiyetini , CCenabı Hak'dan olan bir emre itaat olarak tevil ettikleri halde, Evliyaullah bu secdenin, Hakk7ın mazhar-ı tammı olan hakikatı ademiyyeye olduğunu beyan  ederler.İnsanı Kamil kıble-i hakiki olup onda tecelli olan Rahman'dır.Adem'deki sırrı göremiyen iblis secde etmemiştir.Hakikatını görebilse idi itaatten başka birşey yapamazdı.

EKONOMİNİN GİDİŞATI

İyi değiliz.Çünkü, üretim derdinde olan yok.Millet hazıra "ver yiyeyim" anlayışına,alıştırıldı.Bu , devletten zengin olunur anlayışıını  getirdi.Şayet bir gün gelir memur maaşlarının ödenememe riski belirirse o zaman durum tehlikeye girer.Denetlenmeyen bir harcama her zaman felaketi getirir.

4 Mayıs 2018 Cuma

HADİSLERDEVAHDETİVÜCUD

Sofiyye hazeratının vahdet-i vücud hakkında hadislerden getirdikleri delillerden birkaç tanesi:
"Ma min recülin yeteseddeku bisadakatin illa vakaat fiy yedillahikable en tekaa fiy yedissaili"(Hiçbirkimse sadaka vermemiştir ki;o sadaka Allah'ın eline düşmeden sailin eline düşsun)Yani o sadaka sailin eline düşmeden evvel Allah7ın eline düşer.
"İnnallahe hüve yakbelüttevbete an ıbadihi ve ye'huzüs sadekat"(Muhakkak surettekullarının tevbesini kabul eden ve sadakaları alan Allah'dır(Tevbe 9/104)
"İnnallahe yekulü yevmel kıyameti yebne adem! Meridtü felem te'udni;kale ya Rabbi ,keyfe e'udek? ve ente rabbül alemin,kale emma alimte enne abdi fülanen merıde felem te'ıdhü , ema alimte enneke lev idtehu llevecedetenni ındeh?"(Allahü Azimüşşan kıyamet gününde :"Ey Adem oğlu ! Hasta oldum da beni dolaşmadın beni ziyaret etmedin" diyecek.(Kul şaşıracak):Ya Rabbi Sen Rabbül aleminsin , ben Seni nasıl dolaşırdım.Rabbül alemin olduğun halde ben Seni nasıl ziyaret edebilirdim.
Cenabı Hakk cevap verecek:Biliyormusun filan kulum hastalanmıştı, onu ziyaret etmedin.Bilmiyor musun ki ,eğer onu yoklasaydın Beni onun yanında bulacaktın.EyAdem oğlu Ben senden yiyecek istedim, sen Beni doyurmadın."
Kul (hayrettekalacak):"Ya Rabbi ,Sen alemin Rabbi olduğu halde ben Seni nasıl doyururum? der.Cenabı Hakk cevaben:"Bilmiyormusun,filan kulum senden yiyecek istemişti, sen onu doyurmadın.Yinebiliyorsun ki , eğer onu doyuraydınbunu benim yanımda bulacaktın."
"Ve la yezalü abdi yetekarrebü ileyye binnevafili ..."(Kulumnafile ibadetler ile Bana yaklaşır.O kadar yaklaşır ki Ben onu severim.Onu sevdiğim anda; onunla işittiği kulak veonunla gördüğü göz olurum ve onun yürüdüğü ayak olurum
"Menreani fekad reel/-hak"(Beni gören muhakkak ki Hak Teala'yı gördü"buyurulmuştur

HÜVEL EVVELÜ VEL'AHİRÜ VEZZAHİRÜ VELBATIN AYETİ

Hadiyd suresi 57/3 ayeti:"Evvel, ahir,zahir ve batın O'dur"ayetine zahir uleması tarafından birçok teviller yapılmışsa da ehli hakikata bu teviller mülayim gelmemiştir.Bu ayetin kerimenin tefsirinde ümmi bir ehlihal ile ,zahir ilmine mağrur bir zatın görüşmeleri misali verilir:
Ümmi fakat hakikat ehli olan bir zata. bir çok kitapları okumuş dolayısıyla tefahur hissi duyan bir zat dostlarının teşviki ile bir gece ziyarete gidiyor.Mütevazi yaşayan hal sahibinin odasındaniçeri giriyorlar.Hücrede ortada bir rahle verahle üzerinde birgaz lambasının ışığı mevcut.Hoşbeşten sonra, zahir ilmine mağrur misafir bu ayeti kerimeyi okuyar:Hüvem evvelü, vel ahirü vezzahiri vel batın"ve diyorki:Cenab-ı hakk burada evvel, ahir, zahir, batın kendi olduğunu beyan buyuruyor.Hak, aşikar olduğunu söylüyor, fakat ben göremiyorum efendi, siz bu ayete nasıl bir mana verirsiniz?" deyince o ümmi arif zat , önündeki lambaya üfleyip dinlendiriyor,odanın içi zifiri karanlık oluyor.
Soruyu sorana hitaben:Karşıdaki rafın üstünde bir çıkın var, görebiliyormusun?
"Hayır"
"Arkandaki köşede bir şey var, görebiliyormusun?"
"Hayır"
"İhtimal bu ışık olmazdan evvel kapıyı açsaydınız beni de göremeyecektiniz.İmdi sizin ,ışığın uyanmaması dolayısıyla odanın içindekilerini göremezseniz hücrede olan şeylere yok mu diyelim?
Soruyu soran insafa geliyor.Kırk ellisenelik ilmimüktesebebinin bir hiç olduğunu idrak ediyor."Bana hakikatı öğret" diye yalvarmaya başlıyor. 

SELEFİN TEVİL ETMEDİĞİ AYETLER

"Felem taktüluhüm ve lakinnallahe katelehüm ve ma rameyte iz rameyte  ve lakinnallahe rama"(Enfal 17):
"Onları siz katletmediniz,Allah katletti veattığın vakit  desen atmadın, Allah atdı".Bedir harbinde müşrikleri katletmek fiilini müminlerden ve müşriklerin gözüne avuçla toprak veya küçük taşları atmak fiilini FahriAlem Efendimizden selb ederek kendisine istinad ettirmiştir.
"Fe iza kare'nahü fettebı' kur'anehu"(Kıyame 75/18)
"Ey Ekmelerrüsül! Sana kur'an7ı okuduğumuz vakit desen Onun kıraetinidinleyip tekrar et"
"Errahmanü alemel kur'an(Rahman 55/1)
"Rahmaniyetle muttasıf Cenab-ı Hak Kur'an'ı öğretdi.Halbu kizahirde Efendimiz'e Kur'an7ı öğreten Hz.Cebrail'di.
"Allahü yeteveffel enfüse hıyne mevtiha"(Zümer 39/42)"Nefisleri ölüm anında Allah öldürür"
"İnnelleziyne yübayi'unekeinnema yübayiunallahe yedüllahi fevka eydiyhim"(Feth 48/10)"Ey Ekmelerrüsül ! Hudeybiyedesana biat edenler yokmu, onlar ancak Allah'a biat etmişlerdir.O mübaya'ada Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir.
Bu ayetikerimeye birçok tefsirler ve tevcuhler yapılmıştır."Allah7ın eli onların elinin üstündedir" demek;Allah'ın Peygamberine biat etmekle Allah7a biat etmiş olunur"demektir" demişlerdir.
Diğer bir tefsirde "Allah'ın kuvveti, onların kuvvetlerinin üstündedir" manasını vermişler.
Birdiğer tefsirde :"Allah onların biatlarına muttalidir" demişlerdir.
Birinci tefsirde "Hazret-iMuhammed , Allah7ın bir peygamberiolup; ahkamını icraya memur bir alet olmak itibarıyla Allah'ın bir eli gibi tasvir ve tebcil olunmuştur.
Erbabı hakikat marifeti ilahiyye zevkinden sarhoş ariflerin ve aşıkların ayetten anladıkları mana şöyledir:
"Resulü ekrem, o anda vücud şaibesinden eser kalmayıp , tamamıyla Hak'da fani olup , makamı bekaya sahip olduğundan Cenab-ı Hakk'ın Ona bir tecelli-i hassı ile tecelli etmesidir.
Cenab-ı Hakk'ın bir çok ayette mahluktan sadır olan fiilleri kendisinenisbet etmesine ehli hakikat :"Bütün mahlukatın vücud-ı Hak ile kaim ve onda zahir olmasıdır "derler.
Çünkü havlü kuvvet Allah'ındır.:"Enel kuvvete lillahi cemiy'a"(Bakara 2/165)buyurulmuştur."La kuvvete illa billah"(Kehf 39)
"Ve nahnü akrebü ileyhi min hablil veriyd"(Kaf 50/16)"Biz insana şah damarından daha yakınız"
"Ve nahnü akrebü ileyhi minküm ve lakin la tübsırun"(Vakıa 56/85)"Biz, hal-i ihtizarda bulunan kimseye sizden daha yakınız lakin siz göremezsiniz"
Selef bu ayetler tevil etmemişlerdir.
"Ya Musa inniy enerabbüke fahla' na'leyke inneke bilvadil mukaddesi tuva"(Taha 20/11,12)Ya musa ! Tahkik Ben senin Rabbinim, papuçlarını aşyağından çıkar.Seni vadi-imukaddestesin"
Bu hitabı Süphani Cenabı Musa'ya ateş suretine girmiş bir ağaçtan tecelli etmiştir.
İmdibir ağaçtan Cenabı Hakk7ın "Enel Hakk" demesi reva oluyor da ,vücud şaibesinden eser kalmayan, makamı bekaya vasıl olan bir hazreti insandan "Enel Hak" demesi niçün reva görülmüyor

3 Mayıs 2018 Perşembe

RUHUN GIDASI İMANDIR

İnsan tecelli mahalli olarak yaratılmıştır ve tevhit üzerine Rabbi kendisinde bulduğunda insandır ve gerçek huzur , gerçek mutluluk o hal üzere olandır.İman ruhun gıdası , cennet taamıdır.İlim ve mana vuslatının makamı olan insandan irfaniyet doğmalıdır.Cenabı Allah'a kendi zahirinde şahit olup yaratılmış her zerre ile birlikte Vahdeti vücud olan kainatın bütünlüğünde kendi tafsilatını yahi Allah'ın özelliklerini müşahedede , muhabbette ve zikirde olmalıdır.
Mürşid-i Kamil , kendi varını Allah'da fena kılarak halktan Hakk7a uruç etmiş ve devamında Hak'dan halka nüzul ederek Hakk7ın varlığıyla, tecelliye çıkışındaki aldığı esma olarak yeryüzünü, gökyüzünü  ve ikisinin arasındaki putları kırıp Kabe'nin yeni örtüsü olmuştur.Mürşid-i Kamil bizim aramızda bulunan Allah dostu , Muhammedi ahlakıyla birlikte Muhammedi irfaniyetiyle , yaptığı muhabbet neticesinde , bizler kendi halimizi görmeye başlarız.Görüşümüz neticesinde henüz farkında olmasakda bir çok fark edilişler yaşarız.Bu fark edilişler,
*Kısır olan düşüncemizin dayanaklarının ve nefsin telkinlerinin yıkılması,
*Nefsin dünyaya olan bitmek tükenmek bilmeyen aşkından kaynaklı isteklerinin, sorgulanmaya başlanıp , azalması ve bitmesi,
*Aklın nefsi emareye tabi olması sonucu  ve örf, adet , gelenek, görenek, töre gibi kavramlardan kaynaklı cenneti cehennem gösteren , içimizde birikmiş asılsız bilgilerin hükümsüz kalması,
*Nefsi emarenin rahatının kaçması
*Kendi elimizle yaptıklarımıza olan sevdanın bitip,aslında bu sevme özelliğinin Allah tarafından yine kendisini sevmek için verildiğini ve Allah7ın sevilmesi gerektiği fark edişleridir.Mürşidi Kamil neticesinde kendi gerçekliğimizi görmeye ve yüzleşmeye başlarız.Zannettiğimiz gibi doğru yol üzerinde temiz değil, yanlış yolda kirlendiğimizi ve kirli gezdiğimizi görür hale geliriz.

FİRKATİN NARİYLE

Firkatin narıyla gönlüm yan olur; püryan olur
Varlığın zevkü sefadır,yokluğun giryan olur
Ay yüzün gören gözlerim mest olur hayran olur.
Yakma ey can yakma kalbim;ateşi suzan olur
Dem bu demdir, dem bu demdir.
Dem bu demdir, dem bu demdir
Bağı aşka düşen aşık, bülbülü nalan olur
Canı bülbül ol gülşende , aşk il devran olur.
Nur yüzün gören gözlerim mest olur hayran olur.
Yakma ey can yakma kalbim;ateş-i suzan olur
Dem bu demdir, dem bu demdir.
Dem bu demdir, dem bu demdir

KERİH GÖRÜLEN SARIMSAK MI? KOKUSU MU?

Efendimiz (Sav) sarımsak hakkında,"O bir nebattır ki ben onun kokusundan istikrah ederim" buyurmuştur.
Dikkat buyurulursa "Sarımsaktan istikrah ederim"dememiştir.Kokusundan istikrah ederim buyuruyorlar.Zira özde istikrah olunmaz, onda zahir olan şeyden istikrah edilir.Bu istikrah da örfe, adete,v.s göre farklılık arz eder.Menfi kutup müsbet kutbun tamamlayıcısıdır.menfi/müspet kutup olmasa elektrik husule gelmez.Hakikiarife göre bizatihişer yoktur."Hayrihi ve halrihi minallahi teala"derler.Zira şer gibi görünen şey, hayrın mütemmimidir.
Yine ne güzel misal vermişlerdir:"Müzikde yalnız tam perdeler ahengi umuminin husulüne kafi değildir.Yarım, çeyrek perdelerin bilevarlığı lazımdır ki umumi ahenk meydana gelsin.İştebu kemalatın zuhuru için de zahirde noksanlığın vücudu icad eder

VAHDETİ VÜCUD NEDİR?

Ehli hakikate göre vücudun birliği demektir.Sofiyye hazeratının iman ve ikanlarına göre bizatihi kaim olan vücud Bir'dir.O da:Cehab-ı Hakk7ın vücududur.Bu vücud:Vacib, kadim ve ezelidir.Ne teaddüd eder, ne de tebeddül eder ve ınkısab kabul eder.Şekli, sureti ,haddi yoktur
Vücudu Hak, mükevvenata nisbetle bir ayna mesabesinde olup makul ve mahsus bütün eşya Onda zahir olur.Veyahut Cehab-ı Hak zati haysiyetiyle değil,fiil ve sıfatı haysiyetiyle cem'i suver-i eşhasta ıtlaktan çıkmaksızın  ve asla tebeddül ve tegayyür etmeksizin tezahür ve tecelli etmektedir.Bu itibarla eşya ona mir'at(ayna) olur.Mükevvenatın cümlesi vücud-i Hak ile kaimdir.Allah Teala'nın isimlerinden biri de "KAYYUM"dur.Kainat Onun muhabbetiyle daimdir.Teaddüd ve kesret , işte bu vücud-i teayyünatında olup, kendisi bunların cümlesinden münezzehtir.
Güneşin nuru bir olduğu halde muhtelif renklerle renklenmiş camlara aksettiği vakit türlü türlü renklerde görülmektedir.İşte bu ayn-i vahid;teayyünat ve tekayyüdattan tecerrüd ve ıtlakı haysiyetiyle "Hak" dır.Ve teayyünatla telebbüsü haysiyetiyle "halk" ve "alem"dir.
Şu halde alem Hakk7ın zahiri, Hakk, alemin batınıdır.
İşte vahdeti vücud tabirinin ehli hakikat nazarında manası , vücudu, Cenab-ı Hakk7a hasretmekten ibarettir.
Bu meyanda hakikatın zevkine varamayanlar ve marifet neşesi duyamayanlar bazı şöyler söyler:"Efendim, eşyada hasaset  (muhtaclık,ihiyaç,tamahkarlık,cimrilik , alçaklık) ve habeset (kötülük,çirkinlik) vardır, buralara ne denecek?
Eşyadaki bu hal o eşyanın sabit vasfı değildir.zira her tabiat diğerien nisbetle zıt olabilir.Hayvan leşi insana göre çok pistir ama o leş üzerinde bulunan kurtçuklara göre ,yahut leş yiyen hayvanata göre lezzetli bir yemektir.Lezzet, elem,seadet, şekavet,güzellik, çirkinlik tabiatlara göre değişir.
Kainatta zahir olan her kemal, onun levazımındandır.Her noksanlık ve zeval ise ancak O'nun teayyününün  ahkamının icabıdır.

HAKİKİ AŞK

Kalbi masiva denilen dünya isteğinden temizlemek, kalb ile kalıbın vazifesini ayırmaktır.Kalp,bütün eşyada Allah'ın tecelliettiğini unutamaz.Bu unutmamazlık ve bunun halen zevk edinilmesi  adına huzur denilen bir zikridaimidir.
Bunu beyanen Kur'an da :"Fezkürullahe kıyamen ve kuuden"(Nisa 103)"Allah Teala'yı ayakta iken ve otururken zikrediniz" buyrulmuştur.
keza "Vezkürullahe kesiyrenle'alleküm tüflihun"(Enfal 45) "Cenabı Hakk'ı çok zikrediniz, elbette felah bulursunuz"diye emredilmiştir.

ARİFİ BİLLAH'IN İSTEĞİ

Mevlana Cami hazretleri buyururlar ki:
"Benim istediğim iyş-icihan değildir.Ömrü cavidan da istemem.Taleb endişesini gönlümden çıkardım,senin gönlün ne  isterse ben onu isterim"
Hakiki insanın sermayesi aşk'dır.Hakiki aşk budur.Aşk da maşukun rızasıdır.Aşıkın, cananının arzusundan başka arzusu olamaz.Eğervarsa , o , cananına aşık değil, kendi arzusuna aşıktır.

VAHDETİN SIRRI NEDİR?

Vahdetin sırrı benlik günahından kurtulmaktır.Vücudda çokluk vehm etme.Bu günahı yapma."La ilahe illallah" bu evhamı izale içindir.Zira vücudda bir ma'bud, bir maksud, bir mevcud vardır.Bunun zevkine varılmazsa ikilik karanlığında vahdetin idrakine şaşırırısın İlmi kendisine mal edenlerin bir çokları burada bunalmuşlardır.
Abdurrahman Cami hazretlerider ki:"Nevakte kadar cisimden ,eb'addan ve cihattan bahsedeceksin? Ne zamana kadar maden,nebat, hayvan sözü edecek?Muhakkak olan ; bir 'Zat'dır, 'zatlar'değildir.Bu vehmi olan kesret; şuun ve sıfattandır."
İyim iye şuur arasındaki farkı sorarsan : Şuur:hicabın arkasında olan şeydir.İlim öyle olmayıp kat'idir.O da ancak hicabın izalesiyle olur.
İşte bu ilme malik olmayan kimseler , Evliyaullah'a dil uzatıp ayıplarlar.Bunların kalb gözleri şaşı olduğundan biri, iki görmüşler ve hakayıkı görmeyip ancak arıza ve nisbetler görmüşlerdir.Vahdetin sırrı, tasavvufun zevki ;sahte benlikle hasıl olmaz
Hz.Cüneyd "Senin vücudun, yani  kendine vücud vermekliğin, hiçbir suç ile kıyas olunmayacak bir suçtur"

2 Mayıs 2018 Çarşamba

TASAVVUF-EZOTERİZM-METAFİZİK SEYAHATLER MASALI


TASAVVUF-EZOTERİZM-METAFİZİK SEYAHATLER MASALI

(* bir YOL çocuğuNUN ,YOL’da olmak bana neler verdi ve YOL’ da olmak benden neler aldı notları  )

DUHAN /38: “Arz, arş ve arasındaki hiçbir şeyi oyun (eğlence) için yaratmadık.”
ENBİYA/ 16: “Ve göğü ve yeri ve bunların aralarında olanları, oyuncular olarak yaratmadık.”

ANKEBUT / 64 : Bu dünya hayatı sadece bir eğlenceden, bir oyundan ibarettir. Ahiret yurduna (oradaki hayata) gelince, işte asıl yaşama odur. Keşke bilmiş olsalardı! 
Merhaba Sevdiğim Merhaba.. biliyorsun ki yazmak tedavim için tek devam..iyileşene dek yazacaktım ya …şimdi kendimi yokladığımda ,hamdolsun ki artık eskisinden daha iyiyim..en azından sürekli ağlamıyor ve “yokuz biz yokuz “diye dellenmiyorum.. bende bu LİLA –VAR YOK –İLLA OYUNLARINDA yanıp sönen ateşin, bir neFER i olduğumu mecburen kabulleniyorum.. bunca zaman sürekli tekamülle aynı yazıyı dairevi sprial bir yükselişle yaza yaza, hem ben, hem de okuyan tüm masal çocukları çok yüksek tefekkürlere eriştik..hepsi sayende.. yoksa biz bu anlamları nerde nasıl akıl edipte ; bu acaip tefekkürlere yelken açıp, bayrak dikip, çerağı yakıp, davul çalıp, altın İskender temalı sikke basacaktık ..hamdolsun J
(not: ** Sevdiğim.. lütfen kızma ,yeni başladım !!)


Sevdiğim..nasılsın ?..beni soracak olursan;
 her zaman döngüsündeki o en ağır ev yani evsizlik ve hakları iki taraftaki en yakınlarınca gasb edilmiş o aynı maddi zulümlerdeyim…yani yapacak çok şey var ,en azından hukuk ama ben hep söz dinleyen bir masal çocuğu olarak  SÖZÜNÜN ERİ OLAN EFENDİME TABİYİM…sabırlar.. sabırlar..  sabırlar..Sen sabrın artık tamam oldu demedikçe bitmiyecekti ya…sanırım son zamanların modası olan deist bir tanrı olup 
J  beni unuttun..  SABRIN BİTTİ SAFA DEVRİN BAŞLADI demeyi de unuttun…lütfen bir defacık olsun her yanını sarmış taze güzellerden gözünü ayırda, kalbinin içinde öööyle bekleyen ben kare noktana bak J!! Tamam gözünde gönlünde oynaşta olsun ama, yine de hatırayı yâd bâbında bir an olsa da beni hatırla ama!!
(not:** Sevdiğim..lütfen sinirlerine hakim ol ve sabret!.benim sabrımı anla ama !!) 

 ömrüm ve sağlığım elden gidiyor ve yaşanmamış nice şeyler.. sanırım biz alt tabaka hep böyle oyalanıyor.. bilemiyorum …bu durumda kast sistemi ve karmaya inanmaya mahkum ediliyorum ki, bizim inancımızda güya bu sistem yok ?!!! dünya ve maddiyat zalimlere verilmiş ..iman ve söz dinlemekse ,zavallı söz dinletilerek her şeyden el etek çektirilmiş garibanlara bırakılmış.. yaşamın safası, zalim ve maddeye tapan  ve herkesin hukuki hakkına dahi :” bu da benim, buda benim ,hepsi benim !! “ diye sahiplenen  gaspçı  kişilere toptan verilmiş.. halbuki bu sistem hiç nebevi kokmuyor değil mi? kur’an da kokmuyor açıkçası… peygamberin tarzı ise hiç değil..
(not:** asabı celaliyemize hakimiz değil mi Sevdiğim!. lütfen sabret )

aynı bazı kişiler saatlerce virdler okuyup, tonla ibadet yapıp ,dış görünüşlerinde şeriat emrine bürünüp, saatlerce tesbih çekmesine karşın , işi bildiklerini söyleyenlerin bir esma  ile tesbihi başları üstünde döndürüp olayı anda halledip ,hiçbir şeriat dış giysi hükmüne uymadan-hatta ten rengi streç giyimle manevi ritüelleri sahnede uygulasalar dahi” biz vitrin içiniz- bize hak .. size ise bu modernite sufilik  yasak “denmesinede hep alışıkız malum.. sonra dünyanın bütün ihtişamlı lüxünün ve tüm fırsatlarının, hem kendileri hem de en yakınlarının hakkı olarak sefasının dibine dek çıkartması gibi tüm bu şeylerde hep aynı her inancın ruhbanlarıyla -halife saltanatıyla ve siyasi dindarlıkla alıştırılmışız vaktiyle...

halk şeriata uyar ..örtünür ,fakir yaşar...ibadet ve  dua eder..
saltanatı idarecilerse alabildiğine asridir.. halk imam hatipe gider ..fakirlerin çocukları din eğitimi alır....ruhbanların hemen hepsinin çocukları koleje gider ve yabancılarla yaşar ,onlarla görüşürler.. fakirlerin çocukları ağır askerliklerde seve seve şehit olurlar..mal=mevki sahibi zenginlerin çoğunun çocukları ya askere gitmez veya torpilli askerlik yaparlar ama sürekli imam hatiplerden  ve  askerlikten ,üstelikte  şehitlikten dem vururlar ?!!! ...osmanlının son zamanı halk açlıktan sefaletten kırılırken, manevi safaya dalmış kadın sultanların onca mana erliğine rağmen, sarayı mason mevlevisi paşalara tonla borçlandırıp, banker batağına ve çöküşe sürüklemeleri -lüxte sınır tanımayışları ve yeni saraylarını  kristal camlarla döşemeleri... ve günler süren ruhani  ayinleri yaparken halkı es geçmeleri , halkı derin uçurumlara atarken, kendi saltanatlarınn da yıkılmasıyla sonlanmıştır... halbuki madde ve mana dengeli olmalı..dünyada adalet sağlanmadan, onca saltanatı hemde halktan soyutlanmış ve saraya mal edilmiş bir ruhani  safalı müziklerle  yaşamak o zamanda ne kadar doğruydu?!!  ..

şeriat hükümleri garibanlarla ,hakikat erbabına ayrı işliyor olabilir mi?!…zaten bizim aklımızda ermez..en ağrıma gidense, hak yiyen ve yakınlarına zulm edenlerin sadece maddi imkan ve nüfuslarıyla bu ehli mana yanında,  hakları yenmiş gariplerden daima üstte tutulması.. buda nebevi kokmuyor değil mi? ALLAH GARİPLERİN KALBİNDE ya hani..sanki hep kandırılıyoruz..oysaki peygamberimiz FAKİRLİKTEN ALLAH’A SIĞINMIŞ , YOKSULLUĞUN ŞİDDETİNİN İNSANI İMANDAN ETMESİNDEN KORKMUŞTUR değil mi?. oysa dünyadaki insanların hallerine bir bak..tasavvufta sadece insan önemlidir öğretilirken, bu sadece öğretide kalıyor...insana -yetenekli insana asla yatırım yapılmıyor.. içinde inin cinin top oynadığı gösteriş budalası ,birbirlerinin aynısı olan camilere ve türbelere yatırım yapılıyor (* yapılmasın demiyorum, önce insan diyorum ) ... demek ki artık ölüler daha değerli.. çökmekte olan aileler ve gençlere yatırım yapılarak insanlar ve nesillerse asla kurtarılmıyor...kimse bir diğerini dost edinip elini tutmuyor...artık sadece vitrine çalışan islamcılar olduk..içimiz ruhaniyetimize ne oldu? onu kimlere çaldırdık peki ?!! dirilerde iş bitmiş mi oluyor peki ?...  cennet bahçesi olan ADEN ADLI DÜNYA ,bugün zebani kimliklerin zulüm zevkini ,mazlumlar üzerinde deneme  cehennemi  olmuş..
(not:**Sevdiğim lütfen incinme ve incitme..her şey yerli yerinde ve merkezinde sözünü hatırla ama !!!) 

Sevdiğim …nasılsın ?... beni soracak olursan  gördüğün üzere henüz iyileşemedim..yani beni iyileştirmeyen bazı sebeplerim –illetlerim hala defi haced edilmedi.. ve diğer manada beni bu yola düçar eden AŞK HASTALIĞIM –AŞK SAPLANTILI TAKINTIM bayağı iyileşti şükür elhamdülillah.. Seni çılgınlar gibi kıskanıp; tutulduğum cezbenin çekim gücü yüzünden bana bakarak  peşime takılıp, Sana ulaşmak isteyen herkesin yolunu Senden şaşırtıp, başka yerlere yolladığımı söylediğimde Sen; ”öyle yapma !” demiştin ya!..işte ben artık söz dinliyor, herkesi Sana  yönlendiriyorum..

geçen aylarda tekamülümde yüzleştiğim TAWA-SİN hallerimde, kendi iblisliğim ve zaten hepsini  çoktan dibine dek anlayıp, takip etiğim  irşadi mürşidlerin iblisliklerini anlamak beni çok hırpaladı ..ve nerdeyse artık tamamen yitirdiğim dinimi- imanını toptan kaybettiğimi düşünüyorum.... MASUMİYETİMİ-İNANCINDAKİ O SAFİYETİ KAYBETTİM ANLIYOR MUSUN ?!! bir senedir farzlar dışında yaptığım tek şey ,en yüksek ibadet olan tefekkürler haricinde ,hiç  bir nafilem yok ve o ihtişamlı rüyalarımı-yakazalarımı-dönen vefkimi dahi artık kaybettim…
yani zihnimin RÜYA ZAMANI  çarkı feleğinin çalışmasına ve bana sinema FİLMİ  göstermesine artık izin vermiyor –en doğal halimde bu defa da böyle  İbrahim Atam- Hay bin Yaksan misali olup, yeniden yeni bir SAF  ZEVKLE -TERTEMİZ-HİÇ KİRLENMEMİŞ İLK HALİNLE  Seni  bulmayı ümid ediyorum.. bu seyrü seferimde yardımsız ,kendi başıma deneyimleme turlarındayım.. tabii yüksek sadakatli himmetlerinle ..

tutunacak bir dal bulamadığımda yine kendi ağacımızın köklerine sığınıyorum ki; iyiyi kötüyü ayırt etme ağacımızın tepelerinde -Senle zevkin doruklarındayken, bir defacık yine olsun o hazzın şiddetiyle çıkıp, ağacımı yağ kandiline döndürüp, aydınlatalım diliyorum..
 
yani ayetteki ; SENİN DOĞRU YOLUNUN ÜSTÜNE OTURACAĞIM diyen iblisi rolümden vazgeçtim…zaten taaa en  başından beri içinden geçirildiğim her yerdekileri ,bir şekilde Sana getirmekle vazifeli olduğumu, kıskançlıktan gebersem de, mıknatıs gibi herkesi Sana çektirdiğimi ve onları hiçbir cinsi ayırt etmeden - bir rüzgarlı  nefes gibi döllediğini biliyorum… taaa en başından … taaa en başından … ne çok ağlamıştım bunu yapışını görerek öğrendiğimde…taa en  başından …taa en başından ..bana bu şeyler neden oldu hala öğrenemedim ..bilmemekte rahmet tabii..


Sevdiğim..Mısır masalımda geldiğim anlam beni bağladı..yani gidebileceğim en son sınıra yine geldim.. öyle acaip idrakleri kaydettim ki, tevhidde bir benzerini ,bu zamanda hiçbir alimde henüz görmedim… kendimce iyileştiğim için, masallarımı bitirmeye ve Sana bu son masalımı yazmaya karar verdim.. çünkü Kur’anın bana yazdığı o şiirlerden birinde KURAN BANA AĞIR GELİYOR anlamı hep aklımda…Evvel Zamanım da “bu beklenen haberdi  “demişti ya..işte ben korkuyor ve daha fazla yazmak istemiyorum ama zihnimi-tefekkürlerimi kontrol edemeyip, biranda saldırır gibi yazıp, yazınca kalben ferahlıyor –neşeleniyor ve tamamen  iyileşiyor ve maddi beni rahat bırakıyorum..yazmamak için evden gezilere çıkıyor ve hobilerime geri dönmeye çalışıyorum ama hobilerimi de hala yapamıyorum…ne yapacağımı ve yazmamı nasıl kontrol edeceğimizi bilemiyorum..Kur’anı bu geçtiğim idraklerden sonra çok farklı anlayacağımı ve hiç yapılmamış tehlikeli sulara girmekten asla çekinmeyeceğimi de   biliyorsun.. ama hata yapmak korkusu ve hayatımı diğerleri gibi yaza yaza hiç yaşamadan geçirmek korkusu da nefsime ağır geliyor..bilmiyorum..ve madden de yaşadığım sıkıntılar cabası..yazarsam hepsi halledilecek onu da biliyorum..Sence ne yapayım?!..

ve defalarca çözülüp havada askıya çekildiğimden ,en büyük devam olan  müzik ve Sevdiğiyle hasret  görüşü ile şifa bulsam da, kontrolü kaybedeceğim bir ses ve ahenkte ve bir histe ,o çekimle anında dağılacağımı da iyi biliyor ,çok fazla dalmamaya dikkat ediyor -aşk hastalığımın nüksetmemesi için çabalıyorum :) ..yani kendimin doktorluğunuda az çok yapabiliyorum artık..

hatta facebook günlüğümde artık yazmayacağımı ilan ettim ki, kontrol irademde olsun..anında tüm maddi imtihan ve zalimlerim bir anda zihnime- kalbime üşüştüler… inanamazsın.. ve anladım ki, meğer ben yaşarken bana verilen en  büyük nimet, bu yolda anladıklarımı tefekkür etmek ve herkesle paylaşıp- onları da dönüştürmek cennetiymiş… yazmayı –tefekkürleri  bıraktığım anda, tüm habis kişiler ile habis  düşünceleri, "ALEMDE BOŞLUK YOKTUR-BOŞALAN YERLERİ ŞEYTAN DOLDURUR HÜKMÜNCE"  boşalan tüm boşluklarıma hızla tüm şeytanlarım doldular.. vesvese batağına yine düştüm.. bir kaç gün yazmadım..bir kaç gün tefekküre paydos dedim..ve cehennemin dibini boyladım..  sonra yine tefekkürlerime başlayınca, kalbim ferahlayıp,o neşe anında kalbime yerleşti- el emin belde oldum.. maddiyat şüphesi ise, benim asla geçemediğim güvensizlik tuzağımmış tekrar anladım…. oysaki tüm bu şeyler için ücretimde ,muhafazamda, mekanımda Senin himayendeydi değil mi?.. özür dilerim.. ben her zamanki gibi yine nefsime zulmedip, zalimlerden oldum.. Senden ümidi kesip, yaratılmış mahlukatta rızık aramak ne acınacak bir şey aslında, hem de onca âli tefekkürlerden sonra ,en dip karanlık yani..

Sence ben o şeyleri bu cehaletimle ve tam kafirliğimle (hakikati örtüp-namahremlerden sembolle gizlemek ilmi) nasıl yazabilirim ki? kendi potansiyelimde, yaratım safhaları ve yaratımla alakalı pek çok hayal ve kabiliyetli, lakin o konularda  maddi ilimsizim... aklın asla kabul edemeyeceği  idrakleri nasıl yazabilirim?..  bunu yapmak doğru mu? söyle !! ne yapayım?...

Baharla gelen mor-eflatunevi  rüyalar zamanı …
HA bak ne hatırladım.artık rüya görmüyorum ya! son mektubumda son rüyalarımda olsun hatıra babında.. en son masalımda kurban edilmiş mor keçiyi üstüne yorgan gibi alıp benim olsun dilemiştim ya Sevdiğim..işte  martın ilk günü bu defa da bir orman yolunun anda değişerek  adı damat ağacı olan ,eflatun-mor  çiçekler açan ağaçlı yola dönüştüğünü gördüm.. görsen gerçek bir görsel şölendi..
VE UYUMADAN EVVEL HEP GÖRDÜĞÜM GÖZÜMÜN İÇİNDE UÇUŞAN ATEŞ ALEVLERİMİNDEN EN İRİSİ ,SOYUT BİR KARE OCAKIN İÇİNE YERLEŞİP KANDİL GİBİ ORADA DURUP YANMAYA BAŞLADI... 
Bir sonraki yakazamsa; uyanırken,  ormandaki sanki bir  karaağaç rüzgarla salındı ve kırmızı üzüm salkımı misali karabiber taneleri gibi tohumları her yana saçıldı.. mesela buna çok sevindim ..anladım ki masalın İskender’in karabiber taneleri gibi etkin olan tefekkür çocuk askerleri artık yetişti ve işe koyuldu..her şey için, hepimiz için ve bize geçtiğin bu acaip yüksek torpiller –iltimaslar ve korumalar için sonsuz teşekkürlerimizi kabul et lütfen.. biz masalın çocukları önünde aşkla eğiliyor ve Seni selamlıyoruz.. 

Sevdiğim..nasılsın ?..beni soracak olursan yine Sana aynı o biçimde aşıkım..ama bu aşk da dönüştü ,bende dönüştüm.. daha evrensel olduk.. aşkımın ne derece kutsal ve özerk olduğunu biliyorum.. Sen putumu asla rafından indirmeye dokunmaya kıyamam ….ben Sana kıyamasam da, Sana o içinde ateş yanan SUR-İ  EL ‘in Zülfikar kılıcının ta kendisi kıyalı çok oldu  …fakat ben Senden hiç vazgeçemedim.. Sana yaklaşır ve Sana herkes gibi EL sürersem, Sende herkes gibi sıradan olursun, bana bu açıklamayı en baştan söylediğin için çok iyi biliyorum.. o yüzden her zaman ulaşılmayan hasrette kalanım ol.. zaten bu bizim kaderimiz.. 


belki SABA RÜZGARI ESER ve SEN O RÜZGARA HÜKMEDİP , Evvel Zamanım ve diğer tüm atalarımızı bulutunun içine aldığın zamandaki gibi;  o korkunç dehşetlerle dolu -tüm kaos seslerine hükmeden sesinle , beni yine  yeryüzünde koşturursun ve ben yeryüzünde  bağırarak- avaz avaz salavat getirerek ,gökyüzünde yüzen Sen bulutundan saklanıp, kaçacak yer ararım ..
ama Sen her yerde beni bulursun ve yine fırtınanın gözü  olan o noktanla  bana NEFES ÜFLERSİN biliyorum.. HUUU ..  Seni hala aynı mahsun bakışlı hüznümle seviyorum.. Sen benim ulaşılamazımsın.. Sen benim asla çözülemezimsin..Sen benim ebedi yarımsın.. SEN BENİM TANIMLANMIŞ TAMLIĞIMSIN.. ve ben, Senin diğer herkes gibi kullarından  -dediğin gibi bir has kulunum…vazifemde Sana yeni hayaller yazmak …
(not:**Sevdiğim bu bölüm beni neden böyle ağlatıyor ?!)



Sevdiğim..şimdi lütfen bir çay ,bir kahve ve bir sigara al..ne olur büyük bir sabırla beni oku ve asla  bana kızma..hani kadim sultanların hicivcileri olur ya.. genelde bir kızgınlık anlarında öldürtülen ve sonrada:” ah  ben ne yaptım!”  diye sultanın saçını başını yolduğu..işte Sende şimdi öyle bir yol ayrımındasın –bende…Seni ve aşkımızı ve verdiğimiz sözlerin sadakatini zorlayıp sınayacağımız için lütfen incinme ki, incinmeyeyim olur mu ?...ben genel avam olarak hepimizin adına konuşacağım.. anlatılanları ve gözlemlediklerimi -arzuhalimizi Sana arz edeceğiz..

evvela ülkemizin hala geçirmekte olduğu fetö krizi var..biliyorsun ki onu ve gelişimi tüm siyasiler yani devlet kendi eliyle  uzun yıllarca  emek vererek o hale getirdi..genel dini kimlikler ona hürmet  ve ziyaret etti.. devlet kesesinden ona ritüeller ,konserler, şiir ve şarkıları yine manevi kimliklerce cd  yapılmadı mı?.. peki sonra ne oldu?. zavallı halk suçlandı ve bir sürü kişi suçsuz hapsedilip, ekmeğinden, mesleği ve ömür harcadığı kariyerinden oldu..onların vebalini kim ödeyecek?!..yukarıdakiler biz kandırıldık diye haklarını kullanıp kendilerini kendi nazarlarında akladılar .peki aşağıdakilerde onların yönetiminde kandırıldılar ,onların neden kandırıldıkları kabul edilmedi ve cezalandırıldılar? ..  şimdi bu ne? abd patentli moon tarikatı eliyle yönetildiği söylenen abd merkez üstlü bazı cemaat-tarikat ve islamı dejenere etmek planlı modern sufilerin tepeleride aynı bizim buradaki manevi kimlikler sıkıfıkı değiller mi? ama ya alt tabaka yönetilenlere ne gösteriliyor..yakında diğerleride çıkacak.. tasavvuf ,sosyetik zengin abd kulüplerine ve aynı onların lions vari haline  dönüşmeye başladı bile..mana çekildi..sürekli bağış toplanan ,gösterişli çok zengin ve şıkların kendi gönüllerini eğlendirme kulüpleri oldular.....halka tek yatırım yok..garibana hele hiç bir şey yok.türk müslüman gençleri yetiştirmeyi ise henüz duymadık bile...fakirlerin çocuklarına ise derin devletlerin idaresindeki,   mafya terör örgütü yetiştiren- yeraltı sahte tarikatlarının merdiven altı medreselerine gitmek ve tecavüzlere uğramak  var..ülke bunlarla kaynıyor.sayısız çocuk tecavüzüne tek bir mana adamı -tek bir mana kadını  hala bir şey demedi ne yazık ki..halbuki tefarruattan ölüyoruz ama acı gerçeklerle -yaşanan korkunç sahteliklerle asla yüzleşilmiyor..neden ?!!

(not: **Sevdiğim.lütfen kızma!! Sen benim yalan söylemediğimi  biliyorsun ve olduğum gibi dürüst kalmama izin vermiştin hatırla ama !!  bende herkes gibi münafık olursam üzülmez miydin ?haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır hadisi hatırlarsan belki bana o kadar hiddetlenmezsin !! ayrıca Seninde bir EBU ZER  GIFARİN OLSA FENA MI OLUR ?..Allahın ve Resulun dediği hakikati söyledi diye tekmeleyerek , o manayı incitip ,yine aynı adla bir kez daha O'nu  öldürme ama !!  )

Ali Cem Giz üstadım…
 mandrake -kemikleri kırıp toplayan Efendimle ben çömezinin, horoz –tavuk oyunundaki son rol olan  DÂRI(a)  yemek safhasındayız ,bak!!  Eğer yazacaklarım islam ve insanlık aleminde bir şeyleri tevhid edip düzeltmeyecekse, SEN YİNE BENİ YE LÜTFEN … ama ben Seni asla yemeyeceğim  bunu unutma !! her ne kadar benim Sana EL’ im kolum bağlı olsa da,diğer her şeyde olduğu gibi -yapılması sırası gelen tüm işlemlerin, benim yerime EL tarafından yapılacağını biliyorum.. o zaman “benim rolüm ne?” diyorum.. belki sadece olaylara şahit olup, tanımadığım –gelecek olan birileri için-bu zamana göre olan naklen  irşad sistemini ve tüm durak sembollerini belgeli kaydetmek değil mi? evvett.. o göz bunu idrak için değil mi?

haa aklımdayken… Sana demiştim ya:” BEN ÇOK AĞIRIM- SİZE ZARAR VEREBİLİRİM” ..hani Sende, aranan o  koskocaman hurmayı eline alıp;  ayrıca o içinde dev ejderhasıyla bir olan o  dağlar kadar büyük  dev balinayı  da bulmuş olup- o an sevinçten ne yapacağını şaşırmış olsan da,  benim için okyanusun  ta kendisi  olduğundan  SEN: “ SEN BANA ZARAR VEREMEZSİN-HİÇ BİR ŞEY OLMAZ” demiş   ve beni olduğum gibi ,asla değişmeden kalmam şartıyla alıp kabul etmiştin ya.. hatırla ama !!  işte lütfen okurken o sözlerimizi hatırla olur mu ?!!! hatırla ama ,unutma!!  ben Senli hiçbir şeyi unutmadım.. ya Sen beni hiç hatırlar mısın bilemem !! ve şimdi oyunumuza başlıyoruz ALİcemGİZ ÜSTADIM !!
(not: Sevdiğim.. lütfen sakin ol ..sabır çek sabır .ya sabır de!! )
bu masalda bu YOL’A GİRMEDEN VE GİRİNCE VE ÇIKARKEN NELERİ KAYBETTİĞİM ve NELERİ KAZANDIĞIMIN HİKAYESİ olsun dilemiştim.. bilmiyorum neler olacak bakalım..

Bir defa ben yaratılıştan çok rüya gören biriydim.. bu dünyayı hiçbir zaman sevmedim .belki geldiğim ortam yüzündendir, her daim ölüme meyilli ve hep ölmek isteyip, ölemediğim içinde  hep uyuyarak, ölene dek rüya ile vakit geçsin isterdim...okuduğum bazı mürşid kitapları rüyalarımda görmek ve onları dünyada da ilme çevirmek kabiliyetimde varmış ki, bugün bu mesleğim gibi oldu.. hatta bana bu mevzuları onlarla danışmanca konuşmam ve kendi geliştirdiğim yazı tekniği ile yazarak , psikolojik yüzleşme tedavilerini yapmak  için para teklifi bile var..
(not : *asla kabul etmediğim  tv programları tekliflerimde  var Sevdiğim-ne olur sinir krizi filan geçirme ama !! :- )


… …. çünkü kendi icadım olan bu teknikle, diğer psikanalizcilerin yapamadığı çok derin zihinsel bilgilere o hasta kişileri eriştirebiliyorum ve ruhuyla  yazmak tekniği mesleği aşılayabiliyorum….fazlasıyla işe yarıyor…. bu işler için maddi kazanç almama ,Senin onayın olmadan izin vermem biliyorsun.. mesela sadece bu bile, bu yolun bir insana ne muazzam değerler katabileceğine minik bir örnektir diye düşünüyorum ki ,birde gerçekten irşad edilen- bu yolu bitirmişlerin kabiliyetlerini düşünmek lazım değil mi? peki o kişiler neden islam alemi ve ülkemizi bilgiye-erdeme-ahlaka-bilim ve teknolojinin en doğru kullanımına ve yeni icadlara tek bir adım dahi attıramıyor yüzlerce senedir ?!.bunu herkes sorguluyor...yoksa o anlamda adamlar, gerçekten-dedikleri gibi hiç mi yetişmiyor?!.. ..çünkü çok fazla kişi artık tarikatların kapandığını, hakiki mürşid yetişmediğinden irşadın unutulduğunu ve irşad denilen seyrü sülükleri bugün yaptıracak tek bir hakiki mürşidin kalmadığını söylüyor..


 kendimde bu sözleri bazı mürşid kabul edilenlerden bizzat dinledim…kendi açımdan  ben öyle düşünemem.. çünkü irşadın var olduğunu, maddiyatta nadir irşad rehberi kalsa da ,onlarında etraflarını saran bazı nüfuslu müridanını ve  zengin dostlarını ve dişli bir testere olan adam parçalattırıcı yakınlarını aşıp ,onlara ulaşmanın ne kadar zor olduğunu dah-i  ucub el acaipliklerini  :)  biliyorum..


fakat irşad ALLAHTAN.. Allah birini kendine çekip irşad edeceği zaman, onu fethettiğinde ,onunla birlikte onu irşad edeceği de feth ediyor ve bir şekilde onları birleştirip buluşturmak için nice ince tuzaklı zaman –mekan ve zemin tezgahları kuruyor.aşkını son demine dek yudum yudum ,bir kez daha “dem bu demdirle demlendirerek –seyr ederek deneyimleyip ; onları aşık, maşuk ve rakip olarak içiyorda içiyor.. acısını biz çektik sanıyoruz ama senaryo O’NUN ve yazmak kolay şey değil biliyorsun.. yaşamazsa nasıl yazıp hayal etsin ve misal alemlerini AMA BULUTUNA BULUTUTLA YÜKLESİN ve RÂD ŞİMŞEKLERİ ile yıldırımlar gönderip, gök gürültüleri ile dolu olan RAHMANIN YAĞMUR döllerini yeryüzüne akıtıp ,döllesin ve orada yeni bir aşıkı daha  meczub etmek için, râd şimşeği ile nuruyla çarpıp ,organik şaman-kam-mürşid yapmasın!! ..buna kim engel olabilir ve kim zerre olan biteni çakabilir ki kim?  Sevdiğim her şey zaten böyle  değil mi?..işler ve oluşlar ve dönüşler sadece O’N dan O’Na..

mesela ben eskiden herkese ve her şeye inanırdım ..inanç geni varmış ya hani..işte bende bu inanç geni gerçekten var. inanmayı seviyorum.. kandırıldığımı ve yalan söylendiğini bilsem de hep inanmayı sevdim..bir şeye inanmadan yaşamak bana göre değil..belki de ben özgür bir ruh değilimdir bilemiyorum ama illa birine bağlanmalıyım ki, oda sadece Sen SİN biliyorsun.. hz pirimiz Mevlana ;tüm bağlarını kopart demiş.. ben de bunu kendim manada duyalı uzun yıllar oldu.. örümceğin kendisi ve evi olduğum için ,iplerimi- evle  bağlarımı kopartırsam düşmez miyim Sevdiğim?.. düştüğüm yerden beni yine kaldırabilir misin peki?....

kalbimi bir sesle paramparça yapıp; darmadağınık buruşturup attığından  beri çok zaman geçti..hala o canı  cam-ı bir potada eritip yeni bir kalp yapmadın ,neden ?Allah gönlü kırıklarda diye mi?kırmadan olmuyor değil mi? olmazzz...olmazz..

 eskiden bu yola ve rehberlerine asla inanmazken ,kitaplara iman ederdim ben ..yani hep kitabiymişim değil mi 
J? Belki kitaplara iman genimde olduğu için, irşad edici hay kitaplar beni hep sevdi ve onları okuduğum sürece hayallerime ve dirime nüfus edip, bana okuduklarımı ilimli göstererek öğrettiler.. HARFLERİN BANA OLAN AŞKINA HİÇ GİRMEM BİLE..bugün tüm dünya tarihinde ,tüm irşad sistemlerinde tulum çıkartarak -belgeli -tek tek hepsini tevhid edip sergileyebiliyorsam, bu onların doğru bilinmek isteyip, bize tenezzül edişlerindendir..tüm dünya irşad sistemi kayıtları olan antik ölüler kitaplarında bu kadar iyi oluşumu ise Azrail i –DOST’ u temsil eden HAMİM EFENDİM HALİLURRAHMANDAN aldığımı ise yeni anladım ..TABİİ BUDA BANA ÇOK AĞIR GELDİ VE BAYAĞI AĞLADIM SEVDİĞİM.. her varlık bilinmeyi ama en doğru şekilde bilinmeyi istiyor.. ve kendisini yalansız, en doğru şekilde kaydedecek birine bir şekilde rabıtayla hat çekip bağlanıyor.. ama birini kaydettiğinde bu defa diğerleri de devreye girip, onlarda tanımlanıp bilinmek ve onlarla anılmak istiyor ve bu iş asla bitmiyor Sevdiğim..

oysa bu idraklerimi yazınca şu yüzleşmeyle karşılaşıyorum : demek ki ben, imanın şartlarından Allah’a iman, meleklere iman,kitaplara imanı yapıp ,Adem’e secdeyi red edenlerdenmişim ki, şimdi ortaya çıktı.. bu durumda İblis olmuşum.. İblisliğimse ,yaşadığım Zamanın Adem makamını hem madde de ,hem manada bulup-bilip- görüp -secde edişimle, yani kabul edişte biatla oluyordu ki ,çok şükür onu da nefsimle büyük savaşlardan sonra yine asla kendim kabul edip- gidip- teslim olamadım 
J .
(not:* Sevdiğim ne olur kızma!!  ..ben gerçekten teslim olamıyorum görüyorsun.. bende o mana yok.. zorla döve söve –küfüri iman makamı Sen’deki  gibi bende  bir  olmuyor..beni severek timarla çekmeyi öğrenmen lazım..rolleri değişmek vakti geldi çattı )...

ve tabii bu durumda olaya her zamanki gibi EL EL KOYUP, yine AŞK IN KENDİSİ GELİP,  beni saçımdan başımdan, her yanımda sürüye sürüye, türlü belalarla ,oya oya makamı SANA SENAYA –SEMAYA götürdü.. hatırlıyor musun Sevdiğim o zaman kibirle salına salına,beyaz tavus kuşu gibi ,ellerimde kuyruğumun en ucundaki bembeyaz narin kuş tüylerim-telek ilmimle  Sana lütfen gelmiş bana , makamı SEN kızgınlıkla ne demiştin :”SEN BURAYA BÖYLE ELİNİ KOLUNU SALLAYA SALLAYA KOLAYCA KENDİN Mİ GELDİN SANIYORSUN ?!!! KOLAY MI BURAYA GELMEK?!! BURADA BU KADAR KALIP BENLE KONUŞMAK ?!! “
(not:**Sevdiğim lütfen sinirlenme..kolay olmadığını ben değil cümle alem biliyor ve en  büyük sorunda bu zaten.. kapıda torpilsiz iş dönmüyor.. ondan ona ,ondan  ona rüşved -hamili kartsız mümkünatı yok..bak lütfen sakin ol.. ya sabır de olur mu ,az kaldı ama !! )

 

“Ya RABBİm !! benim nasıl bir azgın ve asi nefsim  var değil mi?  inanılmaz bir macera ve korkunç ağır imtihanlardan sonra Sevdiğim, arada yine nefsim kabardığında kendimi yokluyor ve şuna hayretle şahitlik ediyorum..benim nefsim hiç terbiye olmamış ,hiç ölmemiş ve zerre değişmemiş biliyor musun.. yani o içimdeki dev hayye -yılan hala dipdiri .. ve daha da güçlü üstelik.. öyle pusuda bekliyor.. ben eylemsizlik –miskinlik yogası ile onu kandırıp :), onla iyi geçinmeye çalışıyorum ve sürekli onu da ruhumla eşit beslemeye ,aç bırakıp saldırtmamaya çabalıyorum.. denge her şey biliyorsun.. mutedil ve sakin dalgalı seyirden güzeli-rahatı yok… fırtınada gemiyi kontrol zor.. zaten her yanım delik defolu ve ambarımın içi dışı hırsız fare dolu ….

ve ben ki, hem tahsilsiz ,hem de yaşı ilerlemiş bir acuze olarak bu yollara düşmüş kimliksiz bir ev kadınıyken  bu idraklere geldim ya!! .tahsilliler ve bir şeyler bilip eşya icad ediciler demek bu ilimlere girseler  kim bilir  fizik ve astronomi ilminde ne mucizeler yaratabilirler değil mi? aaa mucize dedim de…mesela ben bu yolda türlü acaip şeyleri kabul etmeyi de öğrendim Sevdiğim. ..Sana biraz onları da yazayım..

mesela hulul denen girme çıkmaya şahit edilerek kabul ettim..insanın pek çok katman bedenden olduğuna ve her birinin görüntüsünün farklı olduğunu öğrendim.. letaif çakralarımızı ve onlardaki gül vefk desenleri anladım… ten bedenimizin şifası maddi doktorlarla çözülebilir ama diğer letaif bedenlerimizin de şifalarının ancak kendi cinsleri olan  ses, renk, koku, dalga boyları ile şifayap olabileceğini hem biliyor hem de resimli anlatabiliyorum hamdolsun.. yani eski tıb bu konuda şuandan daha yetkin   ve letaiflere göre tedaviyi biliyormuş… tayyi zaman tayyi mekan a inanıyorum.. hakiki kamil bir mürşidin nasıl olduğunu asla öğrenemediğim bir şekilde kendisini çözdürüp, başka yere kendisini nakledip orada anda bedenlenebildiğine şahit edilip iman ettim.. insanın kendisinde hiçbir şey olmadığına ve her şeyin, tekamül sırası ile hak edişlerle bir pc ye program yüklenir gibi, hamili kart yakınimdir yüklendiğine iman ettim..bu işleme nail olmanın da sadece yalansız hayat ve saf bir samimiyetle ,şüphesiz  adanmış iman sadakatiyle olduğunu biliyorum…    “EY İMAN EDENLER İMAN EDİNİZ!”  hükmü ayetince seviye seviye iman dereceleri var.. ve İMANIMI ARTTIR-HAYRETİMİ ARTTIR ı neşeyle kabul ediyorum.. insanın üzerinde daima olan zaman çarkı felek dişlileri –insan feza sistemi galaksi adacıklarını-enerji girdap ve helezonik sarmallarının insanı  nasıl insan yapıp çalıştırdığını ve şifalandırdığını az çok anlayabilirim..insan tek başına bir kainat ama bu muazzam emaneti yüklenen adem denen çamur heykelin ne yüklendiğindense zerre haberi yok vesselam..…

hindularda çakralar ile son aşama III. Göz açıldığında kadınlarında başından aşağı şal şeklinde örtü örtülüyormuş ve Şiva müridleri bizdeki Nakşibendiler gibi sabah rabıta zikirlerini bir örtü altında yaparlarmış.. örtülerinizi yakalarınızın üzerine indirin ayeti burada letaif noktalarını muhafaza için olduğu nedense hiç anlatılmıyor..  islamda letaif noktaları  baş ve göğüste olduğundan, o nahiyelerin aurasının korunması lazım ki, ruhsal hastalanmayalım.. peygamberimizde başına nadiren sarık sarmış ama daima  uzun bir şal ile yakalarından aşağı örtünmüştür.. belki letaif noktaları ilmide bugün çok bilinmediğinden, örtüden bunca nefret edilip aşağılanıyor… oysaki Hindistan’ a giden her yogi Budist, bizim ülkede  ne kadar soyunup taytla türlü şekilde yoga pozu verse de ,orada kadına bu şeyler yasak olduğunu hemen kabul ediyor ve orada sarıp sarmalanıp, edebiyle o ritüellere katılıyor.. 3. Gözüm açıldı diye başından aşağı sari şalını dahi aşkla örtünüyor..bizde bu ilim kalmayıp-  açıklamalar yapılmadığından- kimse neyi neden yaptığını bilip saygıda  duymuyor.. ve belki de haklılar…


Suretlerimiz insan olsa da, hakikatte içimizde nadir hakiki insan var..az sayıda kabul edilmiş-kayıtlı  hür mason  sima sureti var olduğundan, insanlığın ortak kullandığı simalar olduğu bilgilere de yeni yeni giriyorum Sevdiğim ...nevi şahsına münhasır suretler sanırım ki ,sadece nebilere aittir değil mi? ..bilemiyorum.. ve tüm alem sayısız tür insanla dolu ve bizlerin alemleri asla bir diğerine  karışamıyor (* sadece bu şeyleri öğrenmek  ve çilesiz elde etmek için türlü halujenlerle bu zihnin içine girip her şeyi karıştıranlarda müstesna tabii )....ne muazzzam değil mi Sevdiğim.. ve her tür varlıkla içiçe yaşıyoruz ama dışarda uzaylı-cin-melek –peri-elfler arıyoruz.. oysa taa en başından  beri biz hep birlikteydik.. bilinen, görülen, icad edilen her şey hala onlardan bize akıp geliyor..

insanda ne var ki?! ..bomboş tın tın gübre çuvalı..onu değerli kılan tek şey Rahmanın sureti şeklindeki ruhu o kadar.o da zaten emanet.. ruhlarımızı teslim edince biz yine bu deist dünyada gübreye dönüşüyoruz (*scarabe böcek ) ..dünyanın her yanı bu bilgileri anlatan hatıra kayıtları ile dolu…biz insanın adının nisyan- unutan dan gelmesi ne acı…zikretmek emrimiz var. zikredin sizi zikredeyim ayeti de var..biz yaratıcımızı anmazsak oda bizi  hatırlamadığı için anmıyor ki,  bugün ki deistlerin ana konusu da bu zaten …. 


Sevdiğim elim ve kalbim  durdu.. planım olan hiçbir şeyi yine  yazamadım. ne yazdığımı henüz okumadığımdan bilemiyorum..ama bu son değil şimdi anladım..çünkü ruhum  bunun son mektup olmasına ve veda etmeme asla izin vermiyor…ellerim vedayı yazmıyor .. ama masal yazmaya ara vereceğim ve facede ne zamandır günlük tefekkür olarak yazdığım sembollerimi burada sana sergileyeceğim inşallah.. Seni düzenli olarak imgeler sergimde görmek isterim.. 

ve şöyle veda etmek geldi içimden.. bir hayalimde Sen bize gelmiştin ve seni köşe koltuğa oturmuş başının üstünde bir tabela varken bulup ,yine üzerine eğilip dudaklarına uzanmıştım ya hani ve "gidip baklava alıp döneceğimi, ben gelene dek bir yere gitmemeni istemiştim ya" ..ve Sende şöyle demiştin hani; BAŞIMIN ÜSTÜNDE RABBİMİN ADI YAZILIYKEN NASIL KALKABİLİRİM Kİ! Bunu asla unutma ama ,hatırla ama olur mu?...o baklavayı  da aldığımı hatırla ama !!

not:**Sevdiğim..mektubumu sonuna dek başından dumanlar tütmeden okuduğun ve hiç sinirlenmeyip aksine bol bol gülüp eğlendiğin için çok teşekkür ederim..zaten bende öyle tahmin etmiştim desemde inanma !!  : ). çok " ama ama "dediğim için bana ama demeyi defalarca yasaklamış olsan da, ben Seni hep “ama ama ama amadan beri seviyorum”…aşkımız meşk olsun. aşkımız dem bulsun. aşkımız safa olsun. huuuuuu Efendim HUUUUUU 
**

BEN -sır nedir?
SEN- sır sensin 
BEN -sen kimsin?
SEN- ben senim
BEN -bu ne demek?
SEN- ne olmasını dilersen o olmak demek
BEN -çok yanlızsın!!
SEN- evet senin yanlızlığın kadar
BEN-kavuşamayacak olmamız çok acı!!
SEN-özlem ve hasret belki daha zevkli
BEN-şimdi bana bir şey söyle!!
SEN-resmimi gördün ya ve bunları bana yazdın birde
şimdi daha iyisin biliyorum seni
huzurla uyu
bir gün elbette o gün
sana ikimizi anlatacağım
şimdi sakın ağlama

BEN-ağlamıyorum....
SEN- ağladığını biliyorum.. sakın ağlama. buradayım

nur cihan ilişikteki resme bu şiiri yazmış.. 
https://ruhumunmasali.blogspot.com.tr/

20 nisan 2018
nuralem7@hotmail.com



**