28 Kasım 2020 Cumartesi

DEĞİŞTİRİLEN EMANETLER

Efendimiz (sav)'in Gadir Hum hutbesinde (21.03.632) size iki ağır emanet bırakıyorum dedi:Kitabullah ve Ehli Beytim İnsanlar daha sonra bu iki emaneti Kur'an ve sünnet olarak değiştirdiler.Bunun sonucu işin ehli olan Ehli Beyt'ten uzaklaşıldı.İşin ehli bulunmadan Kitabullah'ı anlamak mümkün olmadı.Kitabullah Kuran'ı Kerim olarak insan-ı Kamildir.Kur'an kalbe inzal olmuşsa senindir.yoksa rafta duran mushaf senin değildir. Bugün Ehli Beyt sahnede yoktur.Sahnede olmaması ,olmadıklrını göstermez.Ancak insanlık bu iksirden mahrum kaldığı için dünya yaşanmaz olmuştur.

ŞERİAT NEDİR?

"Kim zamanın imamına biat etmeden ölürse cahiliye ölümü ile ölür" hadisi vardır. Bir diğer hadis-i şerifde :"Her kim boynunda bey'at olmadığı halde ölürse , cahiliye ölümü ile ölmüş olur" Seyyid Abdülkadir Geylani hazretlerine "Şeriat nedir?" diye sordular.Hz.Pir buyurdu ki:"Şeriat bana uymaktır" Şeriat zamanın kamiline uymaktır.

İKİNCİ DOĞUŞ

Fatih türbedarı Ahmet Amiş efendi (1807-1920) kendisini ziyarete gelenlere çok kere bir soru sorarmış:"Valideniz nasıldır?". Bunun anlamı bu bedenden doğdun mu?.iNSAN BİYOLOJİK ANNESİNDEN DÜNYAYA GELİR.bUNA İLK DOĞUM DENİR.sONRASINDA İSE mANEVİ DÜNYAYA OLAN DOĞUMU OLACAKTIR.dİĞER BİR ANLATIMLA rUHUN ,BEDENDEN ÖZGÜR KALMASIDIR.Bu ikinci doğumu yetkin mürşit gerçekleştirir.

İNSAN

Doğa dediğimiz bu şehadet alemi Hakk Teala 'nın ZAHİR ismi şerifinin tecellisidir.Zahir aleminin en kemalli tecellisi insan bedenidir.Buna tasavvufda Beşer denir.Buna insan hayvanı da denir."İnsan" olabilmek, "insan hayvanı'nın"kemalata ulaştırılması, seyrü sülukla inisiye olmasıdır.Bu değişim değil, dönüşümdür.Seyrü sülukla iyi ahlakla nefsini(bilincini) arındırması fiilini, sıfatını,zatını ifna etmesidir.

SADAKA

Hadis-i Şerifde buyrulmuştur:Gün doğumundan gün batımına kadar sadaka verin" Müsbet düşünmek sadakadır,Müspet işler yapmak sadakadır, gülümsemek sadakadır,Dostu, hastayı ziyaret sadakadır.Tatlı söz, gönül alma, hatır sorma sadakadır. Eski Ahit Tanah'da bir ayet:Sana söylendi neyin iyi olduğu ve senden tanrı'nın ne istediği.Doğru davranmaktan; nazik olmak, sevmekten ve başı eğik tevazu ile yürümekten başka, Tanrı senden ne ister?"

MERACEL BAYREYN:İKİ DENİZİN BİRLEŞTİĞİ YER

Meracel Bahreyn iki denizin birleştiği yer olarak tarif edilirse de Beden ve Ruh denizlerinin kavuştuğu yerde Barış'ı temsil eden Hz.Hasan Efendimiz ile Aşk ve şehadeti temsil eden Hz.Hüseyin Efendimizin temsil ettiği güzelliklerin ortaya çıkmasıyla Hak Teala'ya yakınlık sağlanır.

MESELE ZİHNİYETİMİZDE

İdarecilerimizi eleştiririz.Onlarla yakın olan,ihale alan,dünya malına boğulmuş olanları kınarız.Acaba bu eleştirimizin ve kınamamızın altında, bizim onların yerine olabilmek duygumuzun yatması olmasın.Sultan Veled efendimiz buyurmuştur;:"Aç bir adama , iki kere iki kaç eder? diye sormuşlar.O da dört somun ekmek eder,demiş".Zihninde, zihniyetinde dünya olanların kınamaları, eleştirmeleri, iyidir, kötüdür demelerinin altında zihniyetleri yatar."Allah Gizliyi bilir" ayetibuna işaret eder.Manevi adamlar ise duydukları mecazdan dahi hakikatı anlarlar.Beyazit hazretleri çarşıdan geçerken pazarda malını satan bir salatalık satan birisinin şu bağırmasını duymuş:"Yalnız bir tane kaldı" ve bayılmış.Ayıldığını sebebini hazrete soranlara şu cevabı vermiş:Bu adamın ne söylediğini işitmediniz mi?Ben de ondan başka bir şey kalmadı"diyor.Satıcı tezgahındaki tek salatalığı satmak için "Tek kaldı" diye bağırsada Allah Adamı bu "Tek" kaleminden Allah Teala'yı anlar.

İYİ KÖTÜ DİYE AYIRMAK

Halveti,Şabani,Melami geleneğinin büyük velisi Fatih Baştürbedarı Ahmet Amiş Efendi(1807-1920)den bir hatıra: "Aziz Sultan7a , mürşidi Ömerül halveti hazretleri :"Ahmet bana çarşıdan iki horoz al,gel"diye buyuruyorlar.Ahmet Amiş efendi de birisi bir kuruşa, diğeri iki kuruşa iki horoz alıp dergaha getiriyor..Ömerül Halveti hazretleri horozların birisi bir elinde, diğeri diğer elinde olmak üzere "Ahmet bunlardan hangisi iyi" diye soruyorlar."Efendim, bunu iki kuruşa, diğerini bir kuruşa aldım" diyorlar.Mürşid:"Ben sana ne soruyorum, sen ne söylüyorsun" buyuruyorlar.Tekrar hangisi iyi , hangisi kötü diye soruyor.Üçüncü soruşta da Ahmet Amiş sultan:"Efendim ne bileyim bunu iki kuruşa bunu bir kuruşa aldım" deyince Ömerül halveti hazretleri tebessüm ederek:"Ahmet buna kötü, şuna iyi deseydin, seni dergahtan kovardım" buyuruyorlar. MALESEF ÇOĞUMUZ ŞU İYİDİR, BU KÖTÜDÜR DİYE PROTEST BİR ANLAYIŞ İÇİNDE ALLAH'IN İŞİNE KARIŞMAKTAYIZ.Halbu ki Allah'ın işine karışmayıp, Allah'a karışmak gerekir ki huzur bulalım.

NECVA AYETİ

Mücadele 12 ayetidir."Ey İman edenler ! Peygamber ile özel (başbaşa) konuştuğunuzda bu özel görüşmenizden önce , bir sadaka verin!bu sizin için daha hayırlı ve daha temizdir.Eğer (imkan ) bulamazsanız Muhakkak ki Allah Gafurdur,Rahimdir" Bu ayetin nüzulünden sonra insanlar , sadaka vermemek için sual sormamaya başladılar.Yalnız Hz.Ali efendimiz zırhını satıp sadaka verdi. Kimse bir şey sormamaya başlayınca ayetin devamı nazil oldu:"Gizli konuşmalarınızdan önce sadaka vermekten korktunuz mu? Bunu yapmadığınıza göre , artık namazı hakkıyla kılın, zekatı verin, Allah ve Resulüne itaat edin.Allah yaptıklarınızdan iyice haberdardır"(Mücadele 13). İbhi Arabi hazretleri zamanında Şam'ın başkadısı olan Semşuddin Hoyi nin İbni Arabi'ye teslimiyeti vardı.Hoyi hazretleri , her gün onun yanına gidip mübarek yüzünü görmeden önce , onun adına otuz dirhem sadaka verirdi. Seyyid Ahmed Rifai hazretleri mürşidi olan dayısı Seyyid Mansur hazretlerini ziyarete giderken (hayatında ve vefatından sonra kabrini ziyarette) gusul abdesti alır, ihrama girer ve sadaka verip öyle giderdi. Bu haller Ehli Beyt hali olup Sen de irşad olduğun noktaya uygularsan hayr görürsün.

BEDENİMİZ BİZE AİT DEĞİLDİR

Bugün ilim ,evren 14 milyar yılda oluştu diyor.Bedenimizde evren içinde , onunla aynı yapıda olan bir hücredir.Bu hücre yani insan bedeni bu 14 milyar yıl olan evrimi ana karnında 9 ay 10 günde sıkıştırılmış zamanda yaşar.Bu ziplenmiş minyatür bir evrimdir.Her beden için ana karnında evren yeniden oluşur. İlk canlı amip hücresi deniz suyunda milyonlarca yılda gelişerek karaya çıkar.Ana rahmine düşen tohum , bu süreyi takriben bir haftada geçer.Ana rahminin sıvısı ile deniz suyu aynı kimyasal yapıdadır.İnsan evrimleri tamamlayıp 9 ay ongün sonra bu aleme merhaba der.İbni Arabi hazretleri buyuruyoor ki:"Bedenin Hak, zihnin ise halktır"Yani bedenimiz bize ait değil,Hakk'ındır.Yalnız düşüncelerimiz(zihin) bize aittir.Bedenimiz ile zihnimiz arasında gerilim yaratmamak gerekir.İnsanın gerçek kavgası bedeniyle değil zihnin egosuyladır.Şems suresi 9 ayette buyrulmuştur:"Kad eflaha men zekkaha" Gerçekten onu (bilincini) arındıran kurtulmuştur" buyurur. Maneviyatta yol almak istiyorsan önce beden temizliği (şeriat ve onun abdesti); sonra akıl ve nefs temizliği yapmak gerekir.Temizlendiğin vakit tüm evren senin bedenindir.Dua tüm varoluşa aşık olmak demektir.Tüm varoluşa aşık olursan artık kendini beden olarak hissetmezsin. Temizliği , temizleyicilerle yapmaktasın.Sevgi, temizleyicidir.Ehli Beyt, temizdir, temizleyicidir.Bu alemde bu duygu ancak onlardan alınabilir."Biz sana Kevser'i vermedik mi?" ayetindeki Kevser Hz.Fatıma annemizdir.Ve onun sulbünden gelenler Kevser suyu olup temizleyicilerdir.

TOPLU TEVBE

Siyasi iktidarı eleştiri babında bazı eski abiler "Tevbe etmekten" bahsetmektedirler.Nur suresinin 31 nci ayetinde Toplu tevbe'den bahseder."Ey Müminler Hepiniz Allah'a tevbe edin ki , dünya ve ahiret saadetine kavuşasınız." Bu ayet bir toplumun saadete kavuşmasının anahtarını gösterir.TOPLUMUN TOPLU TEVBESİ.mÜNFERİT TEVBELER YETERSİZDİR.eN TEPEDEKİ İDARECİNİN TEVBESİ DE YETERSİZDİR.Çünkü yozlaşmada tüm toplumun kusuru vardır.

LANETLİ AĞAÇ

İsra suresinin 60 ncı ayetinde Resulullah efendimizin gördüğü bir rüya'dan ve lanetlenen ağaçtan bahsedilir.Rivayetegöre bu rüyada efendimiz bir takım maymunların minbere çıktığını görmüş ve bu rüya Efendimiz (sav)'i üzmüştü.Lanetlenen (Soydan) maksadın Ümeyye oğulları gibi İslam düşmanlarının kılık değiştirerek Peygamber'in çıktığı mimberi işgal etmeleri vesaltanat sürmeleri , insanlar için bir imtihan vesilesi olmuştur.Emevi saltanatı sırasında ehli beyte yapılanlar büyük bir imtihandır.Kendilerine "Müslümanların halifesi" dedirten zalimlerin idaresi bir imtihandı.Bugün dahi İslam adına çıkıp zulüm yapan müslüman ülkelerin başındakiler bir imtihandır. Bu rüya'dan sonra Kadir suresi inmiş,Efendimize müjde mahiyetinde olmuştur.Bu süre Ümeyye oğullarının hakimiyet süresi olan , bin geceye bedel, Kadir gecesinin Peygambere ve Ehli Beyte verildiğinin müjdelemiştir.

27 Kasım 2020 Cuma

ALLAH'I(CC) BİLMEK, NEFSİNİ BİLMEK

Allah'ı(c.c) tanımakla alakalı olarak Efendimiz buyurur:"MEN AREFE NEFSEHU FEKAD AREFE RABBEHU-Nefsini tanıyan Rabbini tanır" Yirmi beş asır önce Sokrat Atina sokaklarında dolaşırken "Kendi tanı, kendini tanı" diyordu. On beşinci yüzyılda Anadolu'nun hamisi Hacı bayram Veli hazretleri "Sen seni bil, sen seni" buyuruyordu. Nefsimizi bilmek, kendimizi tanımak nedir? Hepimizin yaratılıştan gelen ana karakteri vardır ve bu FITRATIMIZ, mazhar olduğumuz ana esmamızdır. Zariyat suresi 56 ncı ayeti:"Ben inni ve cinni yalnızca (ESMA ÖZELLİKLERİMİ AÇIĞA ÇIKARMAK SURETİYLE) kulluk etmeleri için yarattım" Hak Teala sendeki esma özelliklerinin açığa çıkartılmasını istiyor.Çalış kulluk et, yani ibadet et, böylece mazhar olduğun ana esman, yani fıtratın ortaya çıksın. Bir diğer anlatışla, nasıl Tıp hizmetine kendini adamış bir doktorda Allah Teala'nın ŞAFİ esması zuhur ediyorsa, Cömert birisinde GANİY esması zuhur ediyorsa ; sen de sana yaradılışında verilen tohumu geliştirip ortaya çıkart, deniyor. Esmayı ortaya çıkartmanın yolu içini ve dışını temizlemekten geçer. Ehli Beyt sevgisi (MEVEDDET) temizdir temizleyicidir. Has esman ortaya çıktığında bu esma senin Rabbin ile olan bağlantındır. Hizmetin buna olacaktır.O zaman Camiül ezdad olan(Zıtların birliği olan) Hakk Teala'nın varlık aleminde bir esması olarak, O'nun varlığında yerini almış ve ibadetini yapmış olacaksın. Fecr suresinde 28 ayette belirtilen "İRCİ'İ İLA RABBİKİ RADİYETEN MERDİYYE-Sen O'ndan ve O senden razı olarak Rabbine dön" emri gerçekleşir.

YASAKLANMIŞ AĞAÇ İKTİDAR OLMAK MI?

Hz. Adem ve Havva annemiz,cennet nimetleri içinde iken Hak Teala "Şu ağaca yaklaşmayın" buyurdu.Yasaklanan ağaç ne idi? Şeytan onlara vesvese verdi ki "Son bulmayacak ve devamlı olacak bir nimete kavuşmak istiyorsan bu ağacın meyvesinden ye" dedi. Son bulmayacak bir hayat ve son bulmayacak bir nimet için o ağaca yaklaştılar ve o ağacın meyvesinden(nimetinden) yediler. Bu ağaç İnsanları yöneten bir iktidar yahut Reislik olması muhtemeldir. Çünkü insanların idarecisi olmak ve onları emri altında idare etmek nefse büyük bir zevk verir ve insan o zamanın geçmesini, o zevkin bitmesini istemez. Ve o süreci hiç bitmeyecek sanır. O zevkin verdiği sarhoşluk kibre, rakiplerini yenmeye, hatta onları bertaraf etmek için her türlü hukuksuzluğa insanı iter.İnsanların imkanları , idarecinin elinin altında olmakla bu devamlı bir nimet olarak gözüne gözükür. Hz.adem ve Havva bu ağacın meyvesinden yediler ve ayıp yerleri kendilerine açıldı. Ayıp yerlerin açılması,idarecilerin yaptıkları işlerdeki yolsuzluklarıdır. Bu yolsuzluklar açığa çıktığında insanın utanacağı şeyler olur. Cennetten çıkartılma ise iktidarın kaybedilmesidir. Nihayetinden tüm devlet imkanları elinden alınmış,korumasız ve güvenirlilikli saraylardan uzak bir hayat ve sokaktaki insanların hakaretine uğramak vardır.

26 Kasım 2020 Perşembe

ŞEYH GALİB

VÜCUDUN PERDESİNİ KALDIR; SANA ALLAH AYAN OLSUN GEÇİP VARLIK BELASINDAN, TENİN HAKK'TA NİHAN OLSUN HAKK'IN VARIYLA VAR OL Kİ TECELLİLER BEYAN OLSUN TECELLİ İ HÜDAYA DAİMİ KALBİN MEKAN OLSUN HAYATI CAVİDAN-I PİR-İ KAMİLDEN SUAL ETTİM ÖLMEDEN EVVEL ÖLMEKTİR DEDİ İNTİKAL ETTİM"

İNSAN İKİ TESİR ALTINDADIR

Hafız Şirazi der ki: "Manevi duraklar arasında bir kamil ustanın yoldaşlığı olmadan seyahat etmeyin. Orada karanlık vardır. Kaybolma tehlikesinin farkında olun, Dış dünya ile ilgili noktalarda yalnız değilsinler. Orada çok uyarıcı bulabilirsin. Ama içe doğru hareket ettiğinde yalnızsın,Görmekte olduğun şeyin hakiki mi yoksa fantazi mi olduğuna nasıl karar vereceksin? Bir ustaya ihtiyacın olacak" İinsan iki tesir arasındadır. Birincisi zihninin yani düşüncelerinin tesiri altındadır. İkincisi Kalbinin tesirindedir. İnsan kalbinden(gönlünden) gelen sesi dinlerse daha yüksek nitelikte insan olur. Çünkü düşünce saldırgandır, kalbin sesi ise sevgi doludur.

""CÜMLEDEN GEÇMEK

Cümleden geçmeden cümleye yol bulunmaz. Kendine tapmaktan kurtulmadıkça Hakka tapmış olmazsın Kul olmadıkça azat olamazsın. Fani olmadıkça baki olamazsın. Kim tarikat pirinin muradı üzere olursa, o pirinin mürididir. Kim kendi arzusu ile hareket ederse o arzusunun mürididir.

KİTABIMIZI BİZ YAZMAKTAYIZ

"Kitabını oku" diye emrediliyor. Hangi kitabı. Bu dünyaya gelirken boş sahiflere çocukluktan sonra büluğla beraber başladığımız kitabı. Hak Teala elçileri vasıtasıyla iyi kötü olanları belirlemiş ve tebliğ etmiş. Bu tebliğde iyi olarak belirlenmişleri amel olarak işlersek kitabımız iyi, kötü olanları işler isek kitabımız kötüdür."Hanginiz iyi amel işleyecek diye yarattık" buyrulmaktadır.(Mülk suresi)Geçici bir süre gönderildiğimiz bu dünyada yaptıklarımızdan oluşan bir kitabı ölüm sonrası okuyacağız. Huzura çıkmaya layık bir kitapla gelmiş isek ne mutlu. Değilse vay halimize Kenan Rifai hazretleri buyurmuştur: "Bilgin sana kıymet, talebin neyse osun sen İnsanlığı sade yiyip içmede mi sandın sen Halin ne ise müşteri sen oldun o hale Noksanı meğer adl-i ilahide mi sandın"

MANEVİYATTA TEKAMÜL

Abdülkadir Belhi hazretlerine aşık ve hizmetkar olan Osman Kemali hazretleri der ki:"Bu aleme geldin, ya tekamül edersin yahut yok olursun" Mürşit bize gerçeği veremez, ama bize gerçeği seslenebilir. İçimizdeki bir şeyleri tahrik edip harekete geçirerek gizli olan enerjilerimizi tetikleyip ateşleyerek açığa çıkartabilir. Mürşit bizi yıkayıp tozlardan arındırır ki gerçeğimiz meydana çıksın. Abdest almak bir temizlenme eylemidir. Hristiyanlarda vaftizin amacı da budur.Sembolik Temizlenme anlatımıdır. Mürşit, bir insanın maneviyatta özgürce yaşamında kendine egemen olarak yaşayabilmesinin yöntemini gösterir. Önemli olan özgürleşmedir. İlkeleri kendiniz koyup, koyduğunuz ilkelere uyuyorsanız o zaman özgürsünüz.

HAKİKİ NİMET

Dünyada zevk ettiğimiz değildir. İbni Arabi hazretlerine göre "Hakiki nimet insanın ölümü ve kendisinden zuhur ettiği aslına dönmesinden sonraki halidir". Nimetin derecesi Allah'a yakınlığa göredir...

KİM KİME NE SORACAK?

Fatih Türbedarı Ahmet Amiş efendiye bir dervişi gelir:"Efendim rüyamda öldüm. Akşam ile yatsı arası bir bahçenin arasından gidiyorum. Yolda bir hocaya rastladım. Bana "Ne var?" diye sordu Ben de "Bilmem, ben evden çıktım, arkamdan ağlaşıyorlardı"dedim. Ayrıldık. Ben kendi kendime "Bu ne anlayacak; ben alemi letafette, bu alemi kesafette" dedim ve kabrime girdim. Örtüldüm. Münker,Nekir gelmedi" Hazret buyurdu:"Ulan kim, kime ne soracak!"

25 Kasım 2020 Çarşamba

ÜST BİLİNÇ

Bugün ilim diyor ki "Sen bir şey düşündüğünü sanıyorsun; ancak o düşünce senin zihnine altı saniye önce üst bilinçten hazır olarak geliyor. Sen kendin düşünüyorsun sanıyorsun". Bu üst bilinç insanın hüviyeti, hayat kaynağıdır. İnsan bu alemde sekiz sıfatı sübutiyye ile yaşar: Hayat, ilim, İrade, Semi, Basir,Kudret, Kelam,Tekvin. Ölüm halinde bunlar kaybolur. Uyku halinde ise hayat sıfatı hariç, yedi sıfat batındadır, gizlidir. Yalnız hayat insanda hüviyetin devam ettiğini gösterir. Uyuyan insana dikkat edilirse nefes alışlarında hu hu diye hüviyetini söyler"Hu"

BİZDE OLAN "O"

Hz. Musa'ya Tur dağında Tevrat verildiği vakit Hz. Musa (a.s) dedi ki:"Ya Rabbi bu kutsal kitabı aldım, dağdan inip israiloğlullarına tebliğ edeceğim, o zaman bana soracaklar"Ya Musa, bu kitabı kimden aldın?" Onlara ne diyeyim? Hak Teala:"Ehyeh asher ehyey-Ben olan benden, dersin ya Musa"(Tevrat çıkış 3/14) Bu ne demektir. Burada fail Musa'nın özü olan Ben'dir.Ancak ego olan BEN değildir. Yunus Emre'nin "Bir ben vardır, benden içeri" dediği BEN'dir. Mevlana efendimize dediler ki:"Efendim bu anlattığınız hikmetleri nasıl anlayalım?" Hazret buyurdu ki:"Ben ol da anla!"Yani zandan kurtul,öz varlığın olan BEN'i temizleyerek ortaya çıkar,anla dedi. O temizlikte mürşit eliyle, mücahede ederek, nefse karşı direnerek yapılır.

SEYRÜ SÜLUK(İNİSİYE OLMAK)

İnsanın iç dünyasında derinlere inmek. Asıllarına ulaşmak. Kamil mürşit terbiyesinde gerçekleştirilir. Başlangıçta mürşit, müride zikir telkin eder daha sonra fena mertebelerin üçü (tevhid-i efal, tevhid-i sıfat, tevhid-i zat) telkin alır. Bu mertebeleri tam olarak zevk ederse Makam-ı Cem de Hazreti Resulullah sureti nuraniyyesi veya sureti unsuriyesiyle ona yakaza halinde gelir ve behamahal tevhid-i efali, tevhidi sıfatı ve tevhid-i zatı kendisi telkin buyurur. Bu insanda keşfin açılmasıdır.

24 Kasım 2020 Salı

ASLI ARAMA DERDİ

İnsan derki bedenen büluğa erdim başladı eş arama derdim. Aklan buluğa erdim başladı aslımı arama derdim. Ben neyim? ne biliyorum? ne yapabilirim? sonum ne?

GERİ ALINMAYAN İKİ ŞEY

Hak Teala kuluna verdiği her şeyi geri alabilir, ancak verdiği iki şeyi geri almaz. Birincisi kendi ile kulu arasındaki perdeyi kaldırmışsa bir daha perde koymaz. İkincisi ise zikrini o kulun kalbine yerleştirmişse geri almaz.

BEBEKLERİ NİÇİN SEVERİZ

Çünkü onlar günahsız oldukları için Tanrı'ya daha yakındırlar. Onu okşayarak huzur duyarlar. Bebek Tanrı'ya bizden daha yakındır. Yokluk aleminden bizden sonra zuhur etmiştir, Bebek büyüdükçe değişir ve o ilk tecelli kaybolur, Tanrı'dan uzaklaşır...

OSMAN KEMALİ HAZRETLERİ

Doğumu Erzurum 1862-vefatı İstanbul 1654.A'ma bir zattı. Son yirmi küsur yılında Abdülkadir Belhi hazretlerine hizmet etmiştir. Bu zat buyuruyor ki:"Bu aleme geldin; ya terakki edersin ya yok olup gidersin".İnsan, bu dünyada ipek böceğinin yaptığı gibi kendi etrafında bir koza örüyor ve bu kozanın içine kendini hapsediyor. Bu kozadan çıkıp özgür olmaz isek sonunda ipek üretilen kazanda haşlanıp yok olacağız.

AHMET KAYHAN DEDE

Doğumu 1891-Pütürge vefatı 1998 Ankara. Nakşibendi geleneğinde yetişmiş bir veliyyullahtır. Evi Anakara Dikimevi semtinde mütevazı bir yerdir. Yazın sıcakta bile hazret üşür, kalın giysiler içinde oturur, devamlı çay ve tütün içerdi. Devamlı tütün içmesine rağmen ayrılırken elini öpenler mis gibi bir koku hissedermiş. Kayhan Dedeye biri soruyor: " Efendim benim Mürşidim öldü, ben şimdi ne yapayım?" Hazret cevap verir:"Evladım baştan ölmeyen mürşit seçmen lazımdı" Başka bir zaman birisi soruyor:"Efendim TV den bir dini program seyrederken öğrendim, şimdi her gün beş bin adet şu esmayı çekiyorum, artırayım mı, azaltayım mı?"Hazret buna şöyle cevap veriyor:"Ben askere gittiğimde, bir zaman sonra komutan bizi atış talimine götürdü.Sıra bana gelince elime beş adet mermi verip atış yapmamı söyledi. İlk atışta on ikiyi vurunca elimdeki kalan dört mermiyi geri aldı ve bir daha atış talimi yaptırmadı"

CAHİL KİME DERLER?

Cahil arapça ceh, cehl kelimesinden gelir. Çölde kaybolan deveye denir. Araplar çölde kıblesi olmadan, bir yere bağlı olmayan, başıboş deveye cehl derler. İnsanlar için cahil demek, bilgisiz demek değildir; ancak kıblesi, bir yere bağlantısı yoksa ona cahil denir. Başıboş dolaşandır. Cahilin zıttı bilgili değil, arif kelimesidir. Bir insanın kamil bir noktaya rabıtası yoksa, o da kıblesiz çölde dolaşan deve gibi oradan oraya dolaşarak ömrünü tüketir ve ona insan değil beşer denir. Yani insan hayvanı.

SÜLUK EHLİ(SALİK)OLMAK

Manevi yolda yürümek, saluk olmak zor bir iştir. Kendini bir şey olmuş zanneden salik, sidreyi müntehaya kadar gitmiş olsa bile "Veleudillennehüm"(Onları delalete düşüreceğim) diyen Nisa suresi 119 ayetindeki yol kesiciden kurtulmuş olmaz. Eğer bir salik cümle mevcudattan geçmedi ise, erişmek-erimemek, görmek-görmemek, arzularından kurtulmadı ise, o salik daima bela ve afet içindedir. Ve salik için kendi vücudundan büyük bela olamaz. Eğer, herkesin kendisi hakkında iyi düşünce içinde olmasını isterse, bu arzu onun için öldürücü zehirdir."(Ahmet Gazali hazretlerinin halifesi Aynülkuzat'ı Hemedani hazretleri)

ERDOĞAN'DAN BEKLEDİKLERİMİZ:YAKIN TARİHİN GERÇEKLERİNİ AÇIKLAMAK

100 yıl öncesi hususunda maalesef karanlıklar mevcuttur.Tarihi gerçekler gizlenmiş tüm başarılar "Tek adam" a bağlanmış arkasında "ikinci adam" kitabı yazılmıştır. Gençlik ilmi olarak bu vakıaları bilmiyor, o tarihi vakıaları yalanla ve sahtekarlıkla karıştıranların söylediklerine iman etmeleri istenmektedir.Çünkü "on yılda 15 milyon genç yarattık" şarkıları ile övünülmüştür. Bu 15 milyon gerçekleri öğrenmekten mahrum edilmiştir. Bugünkü iktidar; meclis zabıtlarının tümü dahil, İstiklal mahkemeleri dosyaları dahil tüm gerçekleri bilinecek şekilde ifşa edip araştırmacılara açık etmekten öte güvenilir insanlara bu vaktin tarihini yazdırmalıdır. Bu Mustafa Kemal'e, İsmet İnönü'ye iftira değildir. Gençliğin, yakın tarihinin gerçekleri ile buluşturulması olacaktır. Bunu sayın Cumhurbaşkanı bir görev olarak addetmelidir. Bunlar ortaya çıktığı vakit 5816 sayılı Kanununda yürürlükten kalkması gündeme gelecektir.

HAYVAN HAKLARINI KİMDEN ÖĞRENMELİ?

HAYVAN HAKLARINI KİMDEN ÖĞRENELİM? Tabi ki Cenab-ı Resulullah’tan. Mekke’nin fethine giderken askerin yolu üzerinde yavrulamış bir köpeğe rastlayan Resulullah(sav), köpeğin başına birisini nöbetçi dikerek geçen ordunun onu ezmemesini temin etmiştir. Ömrü fahişelikle geçen bir kadının, çölde susuz kalmış bir köpeğe, ayakkabısını kap olarak kullanıp kuyudan su alıp sulaması hareketi nedeniyle affolunup cennete girdiğini anlatmıştır. Aksine kedisini aç bırakıp ölümüne neden olan kadının cehennemlik olduğunu belirtmiştir. Devesine fazla yük yükleyen birisini Efendimiz ikaz etmiş ve yasaklamıştır. Bir çok kitaplar yazmış olan alim birisi dünyayı değiştikten sonra rüyada arkadaşına görünür ve ona:Elhamdülillah hesabım iyi bitti.ama beni kurtaran sizin sandığınız gibi ne eserlerim, ne talebelerim, ne de hayır ve hasenatım. Bir gün kitap yazarken bir sinek , mürekkep şişesinin içine düşmüş ,devamlı çırpınıyor.Ona acıdım ve şöyle kalemimin ucuyla onu bulunduğu yerden alıp şişenin kenarına bıraktım.Sinek biraz durdu, sonra silkelendi ve uçtu.Bu hareketim nedeniyle affa mazhar oldum. Cerrahi Tekkesinin mürşidi Muzaffer Ozak hazretleri anlatmıştır: Hattat Yakut el-Mustasımi bir gece, Kuran-ı Kerim yazarken kamış kaleminin üstüne bir sinek konmuş. Yakut, sineğin rahatını bozmamak için yazmayı bırakmış, durup beklemiş. Sinek, kalemdeki mürekkebi içmiş ve uçup gitmiş.O gece rüyasında Allah tarafından kendisine hitap olunmuş: “Yazdığın Kuran-ı Kerimde riya vardı ama o sineğe merhametinden dolayı seni affettim.

GERÇEK UYANIKLAR

GERÇEK UYANIKLAR Gerçek uyanıklar, Cenab-ı Resulün şu hadisine uyanlardır:”Hastalık gelmeden sağlığın, ihtiyarlık gelmeden gençliğin, yokluk gelmeden varlığın, meşguliyet gelmeden boş vaktin ve ölüm gelmeden hayatın kıymetini”bilenlerdir. Bu düstur hayata bir anlam katar. Hayat hem değerli kılınır.

TÜRK UYUMAZ

TÜRK UYUMAZ İki Türk gazeteci, hac için gittikleri kutsal topraklarda yorulmuş, uyumak için bir camiye girip uzanmışlardı. Daha tam uykuya geçmeden gömlek ceplerindeki bayraktan Türk olduklarını anlayan Arap görevli, gelip dürtmüş , aralarında şu konuşma geçmiştir: -Kalkın! -Neden kalkalım? Yasak” -Başkaları da yatıyor, neden onlara yasak değilde bize yasak? -Çünkü siz Türk’sünüz, Müslümanların başına ne geliyorsa siz uyuduğunuz için geliyor, size uyumak yasak!

SOHBET GÖNÜL İŞİDİR

SOHBET GÖNÜL İŞİDİR Sohbet her ne kadar dil ile anlatılsa da aslında gönlün gönle akmasıdır. Sohbet ölü canları uyandırır, özüne döndürür. Sohbet muhabbetle harlanır.İnsanı inceltir, güzelleştirir. Aşkın rengine boyar kiri pası temizler. Nefsi etkisizleştirir ruhu kuvvetlendirir, kulluk rütbesine erdirir. Sohbeti, yaşayan anlatmalıdır.akılla kalp birleşince kalem ve kelam ile yol bulur akar gönülden gönle.

SEN KİMSİN?

SEN KİMSİN? Bu soruyu kendine soran adam “Ben” den vazgeçmiş olandır.Çünkü kendi varlığını cephe almıştır ve onu rakip görerek “Sen Kimsin?” demektedir. İnsan, başkasına sormadan, kendine “Sen kimsin?” diyebilmeli ve aslında bir “hiç” olduğunu hatırlamalıdır.

23 Kasım 2020 Pazartesi

MEVLEVİ ZİKRİ


        İskenderun Mevlana Vakfında icra edilen Mevlevi  zikr merasimi...kayıt 10 yıl öncesine ait olup mikrofon kaydıdır.

YAKIN TARİHİN BİLİNMEYENLERİ

1933 yılının Mayısında Milliyet gazetesinde Siirt Mebusu Mahmut'un haksız ve yersiz hücumlarına karşılık Kazım Karabekir paşa , vesikalara ve muteber şahitlere dayanarak cevap vermek istemişti. Bu cevaplar kestirilmiş, devamına müsaade edilmemiştir. Ayrıca yine o tarihlerde bastırmakta olduğu "İstiklal Harbimizin Esasları(Yanlış bilgi felaket kaynağıdır) adlı eserinin baskısı durdurulmuş, kitabın basılan kısımları matbaadan alınarak Bakırköy'de Haznedar çiftliğinde kireç ocaklarında yakılmıştır. Tarihten ve gerçeklerden korkanlar Kazım Karabekir'in evini didik didik aramıştır.

TARİH NEDİR?

Fransız düşünür Voltaire'nin deyimiyle:"Tarih kralların ve generallerin çiftliği değil, milletlerin tarlasıdır. Her millet geçmişte bu tarlaya ne ekmişse, gelecekte onu biçecektir".. Cumhuriyet kurulurken ve devrimler yapılırken ipe gönderilerek şehit edilmiş on binlerce insanın bu kanı topraklara dökülmüştür.Ekilen bu zulümler mutlaka bir gün karşılık bulacaktır. Tarih geçmişi doğru bilmek için değil, aynı zamanda günümüze doğru bir istikamet verebilmek içindir. Devlet adamları mutlaka tarihi bilmelidir. Cevdet Paşa'nın deyimiyle:"Tarih bilmeyen diplomat, pusuladan anlamayan kaptana benzer. Her ikisinde de karaya oturmak tehlikesi vardır"

ALMAN FIRKATEYNİNİN TÜRK GEMİSİNİ ARAMASI

Doğu Akdeniz'de, Uluslararası karasularında Bir Alman savaş gemisi, sivil bir Türk gemisine helikopterle asker indirip araması gündem oluşturdu. Arama yapılan gemide suç unsuru addedilen bir yük ortaya çıkarsa bu aramayı meşru kılacaktır. Eğer böyle bir suçlama yoksa Türkiye'nin onuruna indirilmiş bir şamar olacaktır. Ekonomik olarak kuşatılan hükumet, bu hadiseye cılız tepki gösterecek belki de gemi sahiplerini suçlayarak unutturulacaktır. Eğer gemi içinde yolsuzluk emvali olup da bir ucu siyasilere dokunacaksa hiçbir açıklama yapılmayacaktır.

BU DURUMA NE AD VERİLEBİLİR?

1940’lı yıllarda Mersin Şadırvanlı Han’da Âşık Veysel’in başına gelen, sanırım bu defa milletçe hepimizin başına geldi. Veysel Baba Şadırvanlı Han’da tanımadığı birisi ile aynı odada kalır. Sabah uyandığında parasının çalındığını fark eder ama içi boşaltılmış cüzdanı cebinde, kapı da arkadan kilitli... Sözü, ünlü ozanımıza bırakalım: Parça parça olsun paramı çalan, Kimisi gerçek der kimisi yalan Dünyada görmedim böyle bir plan, Kapı kitli, cüzdan cepte; para yok. 18 yıllık süreç içinde ülkede toplanan vergi 2 Trilyon Dolar.70 Milyar Dolar’da özelleştirmeden gelmiş ve dış borcumuz 66 Milyar Dolar artmış. Yatırımlar ise Hazine garantili,Yap işlet devret sistemli. Sizce bu duruma ne ad verilebilir?

AYETİN BUGÜNKÜ KARŞILIĞI

Tebareke (Mülk) suresinin 8 nci ayetinde,Cehennemin konuşması zikredilir.İçerisine her topluluk atıldığında cehennem öfkelenir ve o topluluğa "Size bir korkutucu gelmedi mi?" der. Ayetteki korkutucu Hak Teala'nın gönderdiği vazifelilerdir. Bu vazifelileri "Peygamber","Uyarıcı",Tebliğci" şeklinde telakki eder isek şu durum aklımıza gelmez mi? Bugünün insanına bu işi kim yapmaktadır? Dar yorumlar isek Kur'an bu vazifeyi yapmaktadır" denilebilir. Ancak bu uyarıcıyı, korkutucuyu "insan cinsinden" aramak gerekir.O vaktin korkutucusu..Bugünün Türkiye'sini ele alırsak,Bölge bölge, il il dağılmış şekilde yaşayan bu insanların "korkutucuları, uyarıcıları kimdir?" sorusuna cevap aramak gereklidir.Bu arayış bizi "Peygamber mesleğinin(vazifesinin) kıyamete kadar devam etmesi gerektiğini zaruri kılar ve Cenab-ı Resulullah(SAV)'ın varislerinin varlığını zaruri kılar."Mürşit" dediğimiz bu vazifeliler toplum içinde el an vardır ve vazife yapmaktadır.Bu muhteremler dünya hayatlarında belki bir kişiyi,belki üç beş kişiyi belki de yüzlerce ,binlerce kişiyi irşad ederek vazifelerini icra etmekteler, o zatlar dünyalarını değiştikten sonra ise Cenab-ı Hakk yeni birisini vazifeli göndermektedir. Sistem böyle kurulmuştur. Tabi ki burada şu sual sorulacaktır: O kimsenrin vazifeli olduğunu nereden bilelim? Bize bir keramet göstermesi gerekmez mi?Kitap ve hadsizler ortada, başka bir şey aramaya gerek var mı? Benden farklı bir tarafı yok ki?Üstelik bu kimsenin hiç ilmi yok? Gariban, basit yaşayan bir fukara. Bu çekinmeler, retler,dışlamalar hep var olmuştur, var olacaktır. Peygamberlere yapılan eziyet ve fiziksel işkenceleri hatırlar isek bugünün vazifelileri en azından onlar kadar eziyet görmese de ret devam etmektedir.

22 Kasım 2020 Pazar

ESMAÜL HÜSNA( Mustafa Özcan)...

SERVER-İ SER BÜLENDİMİZ

Server-i ser bülendimiz, Hazret-i Pir efendimiz, Şâhid-i şâh Levendimiz, Hazret-i Pir efendimiz Yâ Sadeddin Yâ Cibavî,Edrikni Şey’ellillâh Allah Allah Allah Allâh, Hakk Lâ ilâhe illallah Fahr-i cihân o serverin,Varisi oldu Hayder’in Bendesidir Peygamberin,Hazret-i Pir efendimiz Cezbe-i Mustafa ile,Saldı cihâna velvele Arşta okur mukabele, Hazret-i Pir efendimiz Ârif-i Rûmi nâmıdır,Vahy-i Hudâ kelâmıdır Şems-i cihân çerağıdır,Hazret-i Pir efendimiz

MALCOM X

İSLAMİ YAŞANTIYA GİRMEDEN ÖNCE NEWYORKTA KANUN VE AHLAK DIŞI TEŞKİLATLARDA ÇALIŞTI VE KISA ZAMANDA BECERİKLİLİĞİ VE DÜRÜSTLÜĞÜ dikkat çekti. Emrindeki adamlarla afyon, eroin, kaçak viski v.s gibi şeyler sattı, gizli fuhuş yuvalarına müşteri buldu. Sonradan, Amerikan cemiyetinin ne müthiş bir ahlaki çöküntü içinde bulunduğunu, ancak İslamiyeti benimsemekle kurtulabileceğini çok açık gösteren şu bilgiyi verdi: "En iyi müşterilerim papazlar, sosyal yardım işinde çalışanlar, emniyet mensupları ve daha bunlar gibi başkalarının hayatlarını idare etmekte esaslı rolleri olan önemli insanlardı" BU BÜYÜK ŞAHSİYET, konferans verdiği bir sırada silahla şehit edildi. Malcom X, Hac vazifesini eda edip Amerika'ya döndükten sonra siyahi ırkçılığı ve beyaz düşmanlığını terk etmişti. Malik Şahbaz adını almıştı.

VARLIK VERGİSİ ALINACAK MI?

Gidişatın ekonomik olarak kötüye gitmesi, çare olarak somut bir devanın olmaması, hükumeti acı reçeteleri yazmaya sevkedecektir. Necib sultanım belirtmişti. Eğer iktidarın ayağını yere sağlam basma imkanı bulursa tesis edeceği kararları içinde "Varlık Vergisi" olacağını belirtti. Siyasi iktidar bugün için bunu yapacak ortamı bulamadığından bu icraatın içinde yoktur.

YUSUF SURESİNDEN ANLADIKLARIMIZ

Hak Teala'nın "kıssaların en güzeli" diye tesmiye ettiği bu sure sayısız hikmetleri barındırır. Kardeşler arasındaki hased ilk plandadır. Sahip olunan kabiliyet mutlaka hasede sebep olacaktır. Bu nedenle insanın "artılarını" saklaması tavsiye edilir. Güzellikler tehlikedir. Ancak bugünün insanları güzelliğini teşhir etmeyi fazilet bilir. Sadakat mutlaka insanı kurtarır. Hainler asla başarıya ulaşamaz. Hak Teala'nın bir kuluna takdir ettiği lutfa kimse mani olamaz. Karşında yalan söyleyenin yalanını yüzüne vurma sabret. Bir plan ve program dahilinde çalış. Dünyevi işlerini gaybi işaretlere göre tanzim et. Kafir işverenin hizmetini doğrulukla, sadakatla ifa et.

İHTİLALLERİN KAYNAĞI

Bütün ihtilallerin kaynağı İKİ TEMEL SEBEBE DAYANMAKTADIR.Bu iki temel sebep aynı zamanda bütün kötü ahlakın da menbaıdır. Birinci sebep:"Ben tok olayım, başkası açlıktan ölsün bana ne?" düşüncesinin kafalara yerleşmesi, İkinci sebep:"Sen çalış, ben yiyeyim" prensibinin revaç bulmasıdır. Halbuki toplum hayatı , zengin ve fakirler arasındaki muvazene unsurlarıyla rahat ve huzur bulur.Bu muvazenenin kurulabilmesi için hürmet ve itaat bulunması zaruridir.Oysa "Ben tok olayım, başkası açlıktan öle bana ne?" diyen zengin; zulme, ahlaksızlığa ve merhametsizliğe; "Sen çalış, ben yiyeyim" diyen fakir ise , kine, hasede ve çatışmaya yönelecektir. Emekçi -Sermayedar çatışmasının nedeni budur. Batının önleyemediği sınıflar çatışmasını,Kur'an bir emir ve bir yasağı ile fevkalade önlemiştir. Zekatı farz kılarak zenginin fakiri gözetmesini katiyetle emretmiş, faizi haram kılarak da fakirin sömürülmesini yasaklamıştır. Bugün iktidar kendi zenginini yaratmıştır.Ağırlıklı olarak tüm devlet ihaleleri Davet metodu ile onlara verilmekte,Devlet mal varlığı belli kişilere akmaktadır.Şeffaflık yok olmuş,denetimsizlik ilke olmuştur.Halka sosyal yardım adı altında verilen damlalar halkı tatmin etmeyecek,İktidar çevresinin israfı aç insanları tahrik edecektir.Cenab-ı Hakk bu ülkeyi bir iç çatışmadan muhafaza etsin. Halk efkarı, Fransa'da mevcut düzene ve Krala bağlı olmakla beraber, zaman zaman şikayetlerinin açık tezahürlerini ve perişaniyetlerini gösteren miting ve yürüyüş yapan çoğu kadın on binlerce Fransız"Ekmek isteriz" diye bağıran insanlara "Ekmek bulamıyorsanız pasta yiyin" şeklinde cevap bulmuştur.Bu siyasi düzeni devirmek isteyenlere fırsat olup fakir halkın sırtına basarak yükselen bir ihtilalcilerin ekmeğine yağ sürmüştür."Maaşınızı dolarla mı alıyorsunuz" diyenle iki yüz küsür sene önce verilen cevap aynı ifadelerdir.

ÖMER BİN ABDÜLAZİZ

ZAMAN İTİBARI İLE EFDAL(FAZİLETLİ) OLANLAR Kendisine küçük Ömer denilen sekizinci Emevi halifesi Ömer bin Abdülaziz halife olmasına rağmen tevazuundan dolayı basit kıyafet giyerdi. Etrafındakiler:Ey müminlerin halifesi, Allah sana ihsan buyurdular biraz giyinip kuşansan olmaz mı? O büyük insan, eşine az rastlanır veli, devlet başkanı:”Şüphe yok ki iktisadın efdali, varlık zamanında olandır. Affın efdali ise kudret zamanındakidir”