KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
13 Kasım 2018 Salı
NEFİS NİÇİN HALVETİ İSTEMEZ
Nefis kalabalıkları ister.O kalabalık içinde onlara baş olmayı,onları idare etmeyi ister.Kalabalıklar içinde parmakla gösterilmeyi,faziletlerden dolayı övülmeyi murad ederek iyi işlere girişir.Yalnızken beden ne yaparsa yapsın , ne erkek görsün diye yapar, ne kadın görsün diye.Halvetteki hareket de ancak Tanrı içindir, oturup dinlenmek de; adamın başka bir niyeti olamaz.
12 Kasım 2018 Pazartesi
İMTİİHANA MUHATAP OLMAMIŞLAR
Gölgede yetişmiş,nefsiylesavaşmamış, aşk derdini tatmamış, aşk elindendağlanmamış, ancak halkın ona karşı yerlere kapanmasını, elini öpmesini, saygıyla ona bakıp parmakla da işte sufi budur? Mücahitbudur diye göstermesini sağlamak için , ortaya çıkanların sonucu hüsrandır.Her iddia birimtihandır.Nerde bir dünyevi nimet varsa orada çok çaba ve çok tehlikeler mevcuttur.Yarın devirdeğiştiğivakit birileri gelip geçmişle alakalı hesapları gözden geçirdiğinde hesaba çekilir.Dünyevi olarak rezil olduğu gibi ahireti de zaten ziyan edilmiştir.Her ölüme şehit denmez.Nefsin öldürdüğü sayısız kimseler vardır.Nefse karşı mücadelede galip gelenler "Er" dir.
RECÜL KELİMESİ
Cenabı hakk'ın ,Kuran'ı Kerimde belirttiği "Recül" kelimesini insan cinsinin erkekleri olarak anlamamak gerekir.Sakalla bıyıkla olan , aletle olan erkeklik değil.Şehvet aletinin şahlanmasından aklı fareye,şehveti dearslana dönen kişi erkek değil, kahpedir.Öfke,kin çağında sabrı gevşemeyendir.İstekve özlem çağında aklı, saman çöpü gibi uçmayandır.
Nur suresi 37 ayet "Erler'i tarif eder:Öyle erler vardır ki onları ne ticaret, ne alım satım,Allah'ı anmaktanve namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz; gönüllerin ve gözlerin döneceği günden korkar onlar"buyurulur.
Nur suresi 37 ayet "Erler'i tarif eder:Öyle erler vardır ki onları ne ticaret, ne alım satım,Allah'ı anmaktanve namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz; gönüllerin ve gözlerin döneceği günden korkar onlar"buyurulur.
11 Kasım 2018 Pazar
HAKK'IN MAT ETTİKLERİ
Bu bela ve imtihan dünyasına Hak Teala'nın birvazife icrası ile görevli gönderdikleridır.Görevi Hak Teala tayin ettiği için sorumlulukları yoktur.Zaten bunların dünya ile istekleri de yoktur.Hakk'ın aleti olmuşlardır. Beşle altının hallerinin başına toprak saçmışlar Sevgilinin lütfuyla mat olup acılıkları bile cana şeker kamışından daha tatlı gelenlerdir.Her gün ayrı bir hali yaşarlar.Irmaktan akan su gibi,geçen aynı su değildir.Her günün sevinci bir başkadır onlar için.
TENHACA ÖNE ÇIKMAK
Bu tabiri Hz.Pir mevlana efendimiz ,HarutveMarut için kullanır.Gökyüzüne ait bir melek iken yeryüzüne inip maneviolarak lider olup öne çıkmak istekleri için kullanmıştır.Bugün de manevi sahada merkez olduğunuiddia edenler mevcut olabilir.Ancak gerçek erenler hiç konuşmazlar.Sırlar dünyasında kendilerine bir yer, makam addetmezler.Sadelik ve acizlik onlarda esastır.Bilirler kiiddia sahipleri denenir."Hiç günah işlemezdik" iddiasına sahip Melek denenmişve sınıfta kalıp başaşağı kalmışlardır.Kendisini baş yapmak istemenin tehlikesibüyüktür. Ki o melekler ki o alemi görmüşler,manevi gıdalarla beslenmiş iken bu duruma düşmek, "iddia" tehlikesinin büyüklüğünü göstermek için yeterlidir.
İSLAM CEMAATLAŞMAYI GEREKTİRİR
İslam inancının gereği cemaatlaşmayı gerektirir.Çünkü cemaat içinde nefsin kontrolü kolaydır.Ruhaniyet kuvvetlidir.Cemaat içinde zekat,infak,sadaka müessesesi yaşanır.Birlik ruhu cemaat içinde mümkün olur.Hakk rızası içinbir araya gelenler cemaat olabilir.Dünya için biraraya gelenlerecemaat denmez başka kelimelerle ifade edilir.Kötü örnekler cemaatlaşmeye mani olmamalıdır.
FEDA EDİŞLER
Her insan kendini bir huya feda etmiştir.En büyük mutluolan kişiise bedenini, feda edilmeye değer birdosta feda eden kişidir.Herkes dünya ömrünü bir fenne, bir sanata harcayarak feda ediyor.Ama tüm fenler, tüm sanatlar eskiyen vücudla birlikte bitiyor.Ne seven kalıyor ne sevilen.Ölümsüz olan'a feda edilen bir hayat iki dünyada kazanç elde ediyor.Bu dünyada bizim bilmediğimiz bir şekilde yaşamaya devam ediyor.Batmayan bir güneş oluyor.Hz.PirMevlana Efendimiz, kıyametekadar insanların nasipli olanlarının gönlünde yaşamaya devam ediyor ve hayatındaki gibi saygı görüyor.
10 Kasım 2018 Cumartesi
HÜSN-Ü AŞK (SIHHAT-I MARAZ), AHLAT-I ERBAA HİKAYESİ
HÜSN-Ü AŞK (SIHHAT-I MARAZ), AHLAT-I ERBAA HİKAYESİ
Fuzuli'nin ''ahlat-ı erbaa''ya dair yazdığı hikayesi... Muhteşem bir anlatımdır, okumanızı tavsiye ederim...
Ceberut aleminde doğup Lahut aleminde yer edinmiş Ruh adında, pak yaradılışlı birisi vardır. Günlerden bir gün dolaşma arzusuyla Nasut (İnsanlık) alemine ayak basınca Beden diye adlanmış bir diyar görür. Yedi iklim, onun yedi endamından ibarettir. Bu Nasut mülkünün padişahlığı; birbirine benzemezken, uyumlulukta ise birbirinden ayrılmalarına imkan olmayan Dört Kardeş'e verilmiştir. KAN, SAFRA, BALGAM, SEVDA! Bunların birbirlerini sevmede adları: ERKAN; benzemezlikte de: EZDAD'tır. Birbirlerine karışmaları ile VÜCUD'a sebep olduklarından AHLAT meydana gelir: (Ahlat-ı Erbaa)!
Bu dört işbilen kardeşin çalışmaları ile BEDEN ülkesinde akan ACI, TATLI, TUZLU, EKŞİ dört nehir sayesinde TEN mülkü mamur olmuştur. Bu dört nehirin özelliği: KURULUK, YAŞLIK, SICAKLIK ve SOĞUKLUK adındaki dört tabiat, MİZAC adlı kızın idaresine bırakılmıştır.
Rûh, Beden (Ten) diyarını görünce, çok beğenerek MİZAC'a gönül verir. Bu mesut çift: Ruh ile Beden'in evlenmeleri neticesinde SIHHAT (SAĞLIK) adlı bir çocukları dünyaya gelir. RUH, eşi MİZAC'ı ve oğlu SAĞLIK'ı yanına alarak memleketi teftişe, dolaşmaya çıkar.
İlk uğradıkları yer: DİMAĞ Kalesi'dir. Burada on mahalle ve bu mahallelerin işlerine bakan on memur görür: KULAK, GÖZ, BURUN, DAMAK, DOKUNMA, ORTAM DUYU, HAYAL, KULLANMA, VEHİM, BELLEK (Hafıza)!
RUh, burada işlerin düzgün gittiğini görerek, Aferin'ler söyleyerek,
CİĞER ŞEHRİ'ne geçer. Bu şehrin hizmetlerini gören SEKİZ Memura rastlar: GADİYE, NAMİYE, MÜVELLİDE, MUSAVVİRE, CAZİBE, MASİKE, HAZIMA ve DAFİ'A! Bu tâbirler, eski tıbbın hiç de yabancısı olmadığı terimlerdir. Bugünkü tıbbın kullandığı Latince kelimelerden daha da zor değildir.
CİĞER ŞEHRİ'ne geçer. Bu şehrin hizmetlerini gören SEKİZ Memura rastlar: GADİYE, NAMİYE, MÜVELLİDE, MUSAVVİRE, CAZİBE, MASİKE, HAZIMA ve DAFİ'A! Bu tâbirler, eski tıbbın hiç de yabancısı olmadığı terimlerdir. Bugünkü tıbbın kullandığı Latince kelimelerden daha da zor değildir.
Buraların teftişinden sonra Ruh, GÖNÜL ŞEHRİ'ne geçer, gönül Şehri'nin işlerini gören altı memurun adları: ÜMİD, KORKU, MUHABBET, ADAVET, FERAH, GAM'dır. Ruh, burayı çok beğenerek, bunlardan sevdiği üç tanesini: ÜMİD, FERAH, MUHABBET'i yanına çağırır. Sevmedikleri olan ADAVET, KORKU ve GAM'ı ise yanından uzaklaştırır. Zamanın bu üç bozguncusu (Adavet=Düşmanlık, Korku=Havf, Gam=Keder), Ruh ve ailesinin yanından (Beden Mülkünden) giderler ama onlara müthiş bir kin bağlarlar. Ruh ise ziyafet sofralar düzenler, yer, içer, çalar, söyler, söyletir. BEDEN mülkünde hoş günler geçirir. Oraların sanatkarlarını: SEVDA, KAN, BALGAM ve SAFRA'yı meclisine çağırır. Onları yerli yerine oturtur:
SEVDA- Baş'a yerleşir. Safra-Öd'e, Kan-Karaciğer'e, Balgam da akciğer'de yerini alır.
SEVDA- Baş'a yerleşir. Safra-Öd'e, Kan-Karaciğer'e, Balgam da akciğer'de yerini alır.
Yeme, içmeyle meşgul olurlar. İçtikleri şarabın neş'esinden sarhoş olup başları kızışır. Durmadan şarap içmeleri ile hıltlar (Ahlat-ı Erbaa), Kan, Safra, Balgam ve Sevda böbürlenmeye başlarlar!
Ruh'un hatırı perişan olur. Bunları azarlar. Korkmuş görünerek bir köşeye çekilirlerse de, kötülük için zamanını kollamaya başlarlar.
GÖNÜL ŞEHRİ'nden sürülen üç bozguncu: ADAVET (Düşmanlık) Korku (Havf), Gam (Keder) bir araya gelerek, huzurdan sürülmelerine sebep gördükleri SAĞLIK (Sıhhat)'in saltanatına son vermeye and içerler.
Adavet (Düşmanlık), yandaşları olan: Yalan, Kin ve Hased'e haber gönderir...
Korku (Havf), kendileriyle düşüp kalktığı kimselerden olan Şaşkınlık, Dehşet, Sıkıntı'yı yardıma çağırır.
Gam (Keder), himayesindeki Mihnet, Mahrumiyet ve Hasret (Özlem)'e başvurur. Bu üç bozguncu, adamlarını da yanına alarak, GÖNÜL ŞEHRİ'nin kapısına dayanırlar! Şöyle bir nara atarlar. Mahalleyi ayağa kaldırırlar.
RUH, Gönül Şehri'nin kapılarını sıkıca kapatıp, Allah'a tevekkül ile kendisini korumaya alır.
Gam (Keder), himayesindeki Mihnet, Mahrumiyet ve Hasret (Özlem)'e başvurur. Bu üç bozguncu, adamlarını da yanına alarak, GÖNÜL ŞEHRİ'nin kapısına dayanırlar! Şöyle bir nara atarlar. Mahalleyi ayağa kaldırırlar.
RUH, Gönül Şehri'nin kapılarını sıkıca kapatıp, Allah'a tevekkül ile kendisini korumaya alır.
GAM (Keder) etrafı kuşatır. Ruh'un dostları bir araya gelip tedbir düşünürler: FERAH: "Benim, Hüsn (Güzellik) adında bir zatla eski dostluğum vardır. Uygun görülürse çağırayım", der. Muhabbet (Sevgi) de: "Benim, AŞK adında usta bir dostum vardır, onu celbedeyim", der. ÜMİD de: "Benim, AKIL.denen bir derd ortağım vardır, Ona güvenirim. Ferman buyurulursa, askerleriyle beraber AKL'ı çağırayım"; der.
Ruh, SIHHAT'la kalarak, Gönül Şehri'nin kapılarını gizlice açarak, FERAH, MUHABBET ve ÜMİD'in ellerine özel mektuplar vererek, kendilerini dedikleri yönlere gönderir.
Ferah, hemen Hüsn (Güzellik)'e ulaşır
Muhabbet (Sevgi), AŞK'in konağına varıp yardım ister.
Muhabbet (Sevgi), AŞK'in konağına varıp yardım ister.
Ümid, AKL'a başvurur. Tesirli sözlerle AKL'ı imdada çağırır. O da "AHLAK"ı toplayarak, Gönül Şehrini saran düşmanlara baskın düzenleyerek, BEDEN Ülkesini mütegallibenin elinden kurtarır. Gam askerleri yerle bir olur. Havf ve Gam tutulup bağlanır. Fakat ADAVET (Düşmanlık), savaş meydanından kaçarak bir köşede gizlenir. Fitneler çıkarmaya karar verir. RUH ile SAĞLIK'ın düşmanlarından MARAZ (Hastalık)'la bir yolunu bularak, hile ve hud'a ile tanışıklık peyda eder.
MARAZ (Hastalık), Adavet'i teselli ederek: Sen bu işi bana bırak! Ten diyarına çekilenlerden en heveslisinin adını ver, bana bu yeter, der. Cevabını: GIDA'dır, diye alınca işe koyulur. GIDA'dan, Ruh'un memurları haberdar olmadan Beden Diyarına, gizlice sokulmasını ister. GIDA, MARAZ'ın önüne düşerek, Sevda'ya yönelir. Sevdanın parlaklığı artar. Başağrısı, başa geçer. Beden diyarını sarsar. Bunların tahrikçisinin Gıda olduğunu AKIL bilir. Özel hizmetçilerinden PERHİZ'i hazırlayarak, BEŞ DUYU'nun kapılarını korumaya memur eder.
SIHHAT (SAĞLIK), AKL'ın yardımından ye'se kapılarak ümitsizliğe düşer. Gam ile Korku (Havf), AKL'ın hapsinde olduğundan, MARAZ askerlerinin üzerine hücum için müsaade ister. Maraz da boş durmaz. Bütün bunlar, SAĞLIK'in anası MİZAC'ın kulağına gelir. MİZAC'ın geçmişte AHLAT (Kan, Safra, Balgam ve SEVDA) ile tanışıklığı ve dostluğu olmasından eski hukukunu dile getirir. Yardıma çağırır. Bunlar MİZAC'tan utanırlar. Hıltlar, Maraz'dan yüz çevirerek, SAĞLIK'la el ele verirler. Maraz, kaçıp gider ama oğlu ZAAF, Beden diyarını yeni gördüğünden, babasına yoldaş olmayıp orada kalır.
MARAZ'in kaçması, bozguna uğraması, RUH tarafından bilinir. HILT'ların SAĞLIK'a yardımlarını görür. Allah'a hamd ve şükrederek AKL'i huzuruna çağırır. AKIL: Şimdi uygun olan şey, PERHİZ'in Duyu kapılarından ayrılmayarak, zararlı gıdalardan Beden'i korumaktır" der. Devamla: Perhîz'e ferman buyurun da Beden Şehri'nin bütün kapıları, ecnebilerin girişinden korunsun, GIDA'nın yardımıyla ZAAF'a tekrar güç gelmesin" gibi sözler söyler. İşin sonunda ZAAF da Beden diyarını terkedip gider. Ruh, günden güne büyüklüğünden, mükemmelliğinden yüce mertebelere ulaşır. Olan biteni cevherine ve cevheri cismine ve cismi arazına letafet bağışlar. Eski dostları onunla ülfete ve sohbete başlarlar.
Hikaye Prof. Dr. Hüseyin AYAN'ın çalışmasındandır.
NECİB SULTAN'DAN
"Çin dünyanın süper gücü olacak.Dolar'ın saltanatı bitiyor (yahut bitti)".Paralı askerlik için müracaat eden çocukların ne zaman askeregideceğini sordu.Celb belli değil dedim.Biraz beklesin dedi.Anladım ki güney sınırda bir kargaşalık çıkacak.muhtemel seçim malzemesi olması yahut mahalli seçimlerdeki bir hezimetin ötelenmesi adına ülke bir kargaşaya muhatap edilecek.
Rabbim ümmeti Muhammed'e layık olanları muhafaza etsin.
Rabbim ümmeti Muhammed'e layık olanları muhafaza etsin.
MÜMİN ONA DERLER Kİ;
Mü'min ona derler ki , yücelse de ,alçalsa da kafir onun inancına hasretçeksin, onun inacına sahip olmayı özlesin.Tanrı aşkına sahip olan kişi ancak dünya müstekbirlerinin karşısına dikilip doğruları yüzünesöyler,haksızsın,zalimsin, diktatörsün,haramisin,hırsızsın diyebilir.Bu aşka sahip olamayan lafı da işi de geveler,tevileder.bunednle akılsız dostun olacağına akıllı düşmanın olsun derler.
Bu günün insanları İslam denince duraksıyorlar.Çünkü İslam adına önlerinde duran örneklerinin islamla alakalı yok.kur7an da nekadar haram varsa yasalarda meşru.Ama Allah'a güvençleritam olmayanlar "Ekonominin kuralları "deyip kıvırtırlar.Adları var anlamları yok.Bu tıpkı Hacca gitmemiş bir kişiye Hacı isminin konulması gibi.Korkak birisine de Cihangir, Gazi isminin verilmesi gibidir.İsimmevcut mana yok
Bu günün insanları İslam denince duraksıyorlar.Çünkü İslam adına önlerinde duran örneklerinin islamla alakalı yok.kur7an da nekadar haram varsa yasalarda meşru.Ama Allah'a güvençleritam olmayanlar "Ekonominin kuralları "deyip kıvırtırlar.Adları var anlamları yok.Bu tıpkı Hacca gitmemiş bir kişiye Hacı isminin konulması gibi.Korkak birisine de Cihangir, Gazi isminin verilmesi gibidir.İsimmevcut mana yok
SEVGİNİN YAPTIRDIKLARI
Vücud organlarını bağışlanan kişiyeolan sevgiyüzünden,organ bağışlanan kişiyle duygusal anlar yaşanır.Örneğin, kalbi ,gözü bağışlanan bir evladına ait organı bir başka vücudda gören anne,o kalbin sesini dinleyerek, o gözün rengine bakarak duygusal anlar yaşarlar.kendiöz evlatlarının bir parçsaı karşısındadır.Evladına duyduğu sevgi,yabanca bir kişiyi bir anda evlad haline getirir.Bu duygu,bir annenin evladının mezarına karşı olan duygusundan daha ileridir.Mezara gelen anne,sanki evladı o toprak altında diriymiş gibi o toprağa saygı gösterip hitap eder.O toprağı canlı hale getiren evladına olan aşkıdır.Ölümün üzerinden zaman geçince başlangıçta olan bu ateş sönmeye yüz tutar.ölüye beslenen aşk olduğu gibi kalmaz.
Diriye, cana canlar katan diriye aşık olmak gerekir.
Diriye, cana canlar katan diriye aşık olmak gerekir.
AŞK ALLAH'IN LÜTFU.O, KİME BAHŞ EDİLMİŞSE MUTLUDUR
İnsanın fikir dünyasındaki sorucevaplar uzar gider.Cebirdağları ile Kader çölleri arasındaki soru cevap alışverişleri hiç bitmez.Cebrinin verdiği cevaplar diğer tarafın mantığını hayran bırakabilir.Cebri ile Kader ehli arasında, ta insanların haşredileceği güne kadar tartışma sürer gider.Yetmiş iki mezhep kendi yollarının doğruluğuhususunda kıyamete kadar delil getirip hasımlarını alt etmek isterler.Bunedenle yetmiş iki mezhep kıyamete kadar kalır.Yolunuşaşırmışın dedikodusu eksik olmaz.Her yol sahibi kendi yolunun üstünlüğünün savaşına girer ağız dalaşıyla başlayan bu iş kavgaya kadar gider.
Ağzı bağlayan ve vesveseyi kesen se ancak aşktır.; yoksa vesvese kapısını kim kapatmıştır ki?Tartışmayı aşk keser.Dedikoduya düşenlerinferyatlarına ancak o erişir.Aşk yüzünden söze şaşkınlık gelir, artık yüreğikalmaz ki baştan geçenleri dile getirsin.Çünkü cevap vermeye kalkışırsa ağız definesinden bir incinin dışırayıa düşmesinden korkar.Ağzından bir inci düşmesin diye dudaklarını yumar, ne hayırdan söz açar ne şerden.
Ağzı bağlayan ve vesveseyi kesen se ancak aşktır.; yoksa vesvese kapısını kim kapatmıştır ki?Tartışmayı aşk keser.Dedikoduya düşenlerinferyatlarına ancak o erişir.Aşk yüzünden söze şaşkınlık gelir, artık yüreğikalmaz ki baştan geçenleri dile getirsin.Çünkü cevap vermeye kalkışırsa ağız definesinden bir incinin dışırayıa düşmesinden korkar.Ağzından bir inci düşmesin diye dudaklarını yumar, ne hayırdan söz açar ne şerden.
9 Kasım 2018 Cuma
AYETEL KÜRSİ'YE HÜRMET:FUDAYL BİN İYAZ
Şeyhlerin ünlülerinden İyazoğlu Fdayl ilk zamanlarda yol kesici idi.Günün birindebir kervanın yolunu kesmiş .Tacirlerin kimisini öldürmüş, kiminin de ellerinibağlamıştı.Tacirlerin mallarını döküp saçmış,denkleri açtırıyordu.Bunları Fudayl'ın karşısında yapıyorlar, mallarını gösteriyorlardı.Bir elbise sandığında misk ve safranla Ayetül Kürsi yazılmıştı.Busandık açılınca ,tacirlerin içinde , şu sandık kiminse bulun onu getirin bana ,dedi.Buldular getirdiler.Dedi ki :Elbiseni Ayetel Kürsi'ye mi emanet ettin , onun korunmasına mı bıraktın? adam evet dedi..Fudayl :Şu malların arasından kendimallarını bul,ayır al,git.Geri kalanları da sana bağışladım; benim yüzümden ,Ayetül Kürsi'ye inancın sarsılmasın; bana faydası olmadı demeni istemem dedi.
ASIM BİN SABİT'İN DUASI
Reci kuyusunda tertip edilen bir tuzak sonucunda Efendimiz (sav)'in din öğretmek için gönderdiği seçkin sahabelerden 6 sı şehit edilir iki taneside esir edilir ve bilahere onlarda şehit edilir.Asım bin Sabit bunlardan birisidir.Kendisi Ömer bin Abdülaziz'in dedesidir.Müşriklerin kendisini şehit ettikten sonra vücudunu parçalayacaklarını tahmin ettiği için Rabbine yalvarmış:"Allah'ım bu müşriklerin vücuduma ilişmelerine izin verme"demiştir.Gerçekten şehit olduktan sonra vücudunu parçalamak isteyenlere bir arı sürüsü musallat olarak olay yerinden kaçmak zorunda kalmışlar ve o gece yağan yağmur sularının oluşturduğu sel,bu sahebenin vücudunu bilinmeyen bir yere sürüklemiştir.
EHLİNE ANLATILACAK ŞEYLER AVAMA ANLATILMAZ
HakTeala buyuruyor :"Biz sizleri kabile kabile yarattık".bunu sadece fiziksel farklılık,aynı sülalenin gelenleri olarak algılamamak gerekir.Farklılık geniş bir kavramdır.Renk,Irk,Dil,farklı coğrafyalar ,farklı zaman dilimleri gibi geniş algılanmaya müsaittir.Manevi dünyada da farklılıklar mevcut olabilir.Manevi dünyaya inanmayan bir kimsenin yanında maneviyat konuşursan ,bu kişinin aklı bunu kaldıramaz ve bu nedenle olmaz diye reddeder.Hal ehlinin sözleri kal ehlinde inkar oluşturur.
Şehitler için Hak Teala "onlar diridir" buyurmuştur.Bu şekilde şehitlik makamına ulaşmış birisi ile görüşüldüğü vakit,ki- bunu ancak hakikat yolunda seyrü süluk edenler için mümkündür-,bu hal avama anlatılacak olursa derhal inkar görüp reddedilir.Zahiri hastalığının rüyada manevi büyüklerin doktorluk yaparak ameliyat edilerek sıhhate kavuşması hadisesini yaşayan birisi bunu bugünün insanına anlatmaya kalkarsa itiraza uğrar.
Şehitler için Hak Teala "onlar diridir" buyurmuştur.Bu şekilde şehitlik makamına ulaşmış birisi ile görüşüldüğü vakit,ki- bunu ancak hakikat yolunda seyrü süluk edenler için mümkündür-,bu hal avama anlatılacak olursa derhal inkar görüp reddedilir.Zahiri hastalığının rüyada manevi büyüklerin doktorluk yaparak ameliyat edilerek sıhhate kavuşması hadisesini yaşayan birisi bunu bugünün insanına anlatmaya kalkarsa itiraza uğrar.
YANLIŞ ANLAYIŞLAR
"Allah neyi dilediyse o oldu" ayetinde insanlar için Tembel ol,o işe sarılma anlayışı çıkartılmamalıdır.Ne yapalım,Allah ne diliyorsa o oluyor gibi çaresizlik ve tembellik algısı yoktur.Aksine "Allah'ın dilediği oluyor" buyruğundan o işe yüz hevesle sarılmayı, o işin etrafında kulcasına dönüp durmayı gerektirir.
Siyasetçinin dediği oluyor dendiğinde dermisin ki siyasetçi gelsin beni bulsunda başıma ihsan saçsın.Demezsin.Aksine siyasetcinin etrafında fır dönersin ki işini yapsın.
Bu ayetten "Buyruk,filan büyüğün, kendine gel,O'ndan başkasıyla pek az düş kalk "demektir. İşinin olmasını istiyorsan Allah'ın gönlünü yapmaya çaba harca demektir.
İnsanı çevikleştiren,çalışmasını artıran yorumlar gerçek yorumdur.Tembelleştiren,gevşeten yorumlar yanlıştır
Kur'anın anlamını, ancak Kur'an dan sor; heva ve hevesine uymayı ateşe vurup yakmış kişiden öğren.Güle kendisini tamamıyla feda etmiş yağı, ister gülyağı diye kokla, ister gül diye.
"Kalem yazdı, yazının mürekkebi kurudu bile" Bu sözün yorumu da seni, en önemli işle uğraştırmak için bir teşviktir.Demek ki kalem, her işin layığı olan tesir vardır, karşılığı vardır sözünü yazdı.Eğri gidersen kalem eğri yazar sana;mürekkebi de kurur o yazının.Doğrulukta bulunursan,kutlulukta olursun.Zulümde bulunursan kötüsün, kalem yazar, adalette bulunursan muradına erersin; kalem yazar mürekkebi kurur bile Elinle bir şey çalarsan kalem yazdı demektir.Şarap içersen sarhoş oldun gitti;kalem yazdı, mürekkebi kurudu o yazının
Kalem yazdı, mürekkebi kurudu sözünün anlamı ,benim katımda adaletle zulüm aynı değildir.Hayırla şerrin arasını ayırdım, kötüyü daha da kötüden ayırt ettim demektir
Kalem cefanın karşılığı cefadır diye yazmıştır.Vefanın karşılığı da vefadır
Bağışlanma vardır.vardır amma Hırsız bağışlansa bile canını kurtarsa da padişahın yanında vezir, hazinedar yapılır mı?Padişaha hainlik eden oğlu bile olsa başını gövdesinden ayırır onun.
Siyasetçinin dediği oluyor dendiğinde dermisin ki siyasetçi gelsin beni bulsunda başıma ihsan saçsın.Demezsin.Aksine siyasetcinin etrafında fır dönersin ki işini yapsın.
Bu ayetten "Buyruk,filan büyüğün, kendine gel,O'ndan başkasıyla pek az düş kalk "demektir. İşinin olmasını istiyorsan Allah'ın gönlünü yapmaya çaba harca demektir.
İnsanı çevikleştiren,çalışmasını artıran yorumlar gerçek yorumdur.Tembelleştiren,gevşeten yorumlar yanlıştır
Kur'anın anlamını, ancak Kur'an dan sor; heva ve hevesine uymayı ateşe vurup yakmış kişiden öğren.Güle kendisini tamamıyla feda etmiş yağı, ister gülyağı diye kokla, ister gül diye.
"Kalem yazdı, yazının mürekkebi kurudu bile" Bu sözün yorumu da seni, en önemli işle uğraştırmak için bir teşviktir.Demek ki kalem, her işin layığı olan tesir vardır, karşılığı vardır sözünü yazdı.Eğri gidersen kalem eğri yazar sana;mürekkebi de kurur o yazının.Doğrulukta bulunursan,kutlulukta olursun.Zulümde bulunursan kötüsün, kalem yazar, adalette bulunursan muradına erersin; kalem yazar mürekkebi kurur bile Elinle bir şey çalarsan kalem yazdı demektir.Şarap içersen sarhoş oldun gitti;kalem yazdı, mürekkebi kurudu o yazının
Kalem yazdı, mürekkebi kurudu sözünün anlamı ,benim katımda adaletle zulüm aynı değildir.Hayırla şerrin arasını ayırdım, kötüyü daha da kötüden ayırt ettim demektir
Kalem cefanın karşılığı cefadır diye yazmıştır.Vefanın karşılığı da vefadır
Bağışlanma vardır.vardır amma Hırsız bağışlansa bile canını kurtarsa da padişahın yanında vezir, hazinedar yapılır mı?Padişaha hainlik eden oğlu bile olsa başını gövdesinden ayırır onun.
8 Kasım 2018 Perşembe
SÜNNET NİÇİN ÖNEMLİDİR?
Çünkü;Hakk rızasının uygulamalı örneğidir.Uygulamalı örneği "usta" açmıştır.Peygamberin ayakları ile ezilip bu yol açılmıştır.Buyolun sağında cebir çölü vardır:O çöle düşen , kendisinde ihtiyar olduğunugörmez; yap-yapma buyruklarını inkar eder, tevile sapar.Yap-yapma buyrukları inkar edilince cennetin de inkarı gerekir; oysa ki cennet, buyruğa uyanlara verilen karşılıktır.; cehennem, buyruğa karşı koyan , aykırı hareket eden kişilere verilen karşılıktır.İş nereyevarır?Söylemeyeyim; akıllıya bir işaret yeter.O yolun solunda da keder çölü vardır:Bu yola düşen de, yaratanın kudretini, halkın kudretine alt olmuş bilir; bundan da bozuk-düzen düşünceler doğar.(Hz.Mevlana)
RAHİP NEDİR?
Rahip, korkan anlamına gelir.Halktan çekilip manastır ve kilisede , kendini kulluğa verenHırıstiyan papaslarına ad olmuştur.Yahudilerin müşrikler olduğu,iman ehline sevgi bakımından en yakın olanlarınsa Hırıstiyenlar olup onların içinde, kendilerini kulluğa verenrahiplerin,Peygambere indirileni duyunca inananların bulunduğu, bunlarn cennetlemükafatlandırılacakları, kafirlerinse azaba azaba uğrayacakları bildirilir(Tevbe ayet 34)
HAL NEDİR?
Hal; gerçek yoluna giren kişide beliren neşe,sıkıntı, aldırış etmezlik, fazla kulluğa düşkünlük,cezbe v.s gibi sayıya sığmaz ruhi haletlerdir.Bu halden hale geçişe "telvin" renklereboyanmakdenir. Sonunda salik, yani gerçek yolun yolcusu , bir mertebeyi kendine durak edinir ki bu takdirde o hale "makam" denir.ve makama erişen salik ,temkin"duraklayış" mertebesine ermiş olur."Telvin" deki haller; arayıştan meydana gelir,"temkin" se ulaşmaktır.Tecelliye nihayet olmadığı için bazı sufiler, "Telvin" i , en yüce makam saymlışlar, "temkin" i de "telvin" in bir duraklama hali kabul etmişlerdir.
7 Kasım 2018 Çarşamba
DİYOJEN
Milattan önce 413 'de Sinopta doğup milattan önce 327 de Yunanistan'da ölen filojofDiyojen için Hz.Pir Mevlana efendimiz "Şeyh " diye bahseder veşöyle der:
"Dün Şeyh , şehrinçevresinde , elinde bir mum, dönüp duruyor, şeytandan , devden usandım; insan istiyorum,insan diyordu,
Biz de çok aradık dediler, bulunmuyor.Dediki:O bulunmuyor dediğiniz yok mu , işte onu istiyorum ben "
Diyojenin gündüzün elinde fener adam aradığı, İskender'in , ne istersin sorusuna, gölge etme, birşey istemem diye cevabı meşhurdur.
"Dün Şeyh , şehrinçevresinde , elinde bir mum, dönüp duruyor, şeytandan , devden usandım; insan istiyorum,insan diyordu,
Biz de çok aradık dediler, bulunmuyor.Dediki:O bulunmuyor dediğiniz yok mu , işte onu istiyorum ben "
Diyojenin gündüzün elinde fener adam aradığı, İskender'in , ne istersin sorusuna, gölge etme, birşey istemem diye cevabı meşhurdur.
EKMEKÖLÜLERİ,ŞEHVETŞEHİTLERİ
Butabir Hz.Mevlana Efendimiz'e aittir.Siyaset sahnesindebir zamanlar güçlü adamlar olarak boy gösterip iyi işler yapmayıp dünyalığını temingayretiyle buimkanı harcayanlar için kullanılırsa tıpa tıp uyar.Kalbini öldürmüş, kendinden önce o makamı işgal etmiş kişinin uzaklaştırılmasını görmüştür.Aynı şeyinkendisinin başına da geleceğini idrak edemez.ve hiç bitmeyecekmiş gibi sineğin ayrana daldığı gibi dalar ve tabağın ta ortasına kadar gider.kanatları dahil her şeyiyle batmıştır.artık uzaklaşamaz.Herşeyi bilen bir hesap sorucunun tehditlerini unutmuştur.
6 Kasım 2018 Salı
HAL'E DÖNÜŞMEYEN BİLGİ
Okuyup öğrenmek bilgisizliği giderir; fakat insanı olgunlaştırmaz.hatta, ben biliyorumdiye iinsan varlık-benlikverir, bilmeyenleri küçümsetir,hor gösterir; hele bildiğinekarşılık , bilmediğinin sınırsızlığını hiç göstermez..Buçeşitbilgi ,adama mal olmaz, yük olur.Oluş(hal) haline gelmediği için de sahibi bu bilgiye uymaz, bildiğini tutmaz.Bu çeşit bilgiiçin Resulullah (sav)Allahım, fayda vermeyen bilgiden, korkmayan gönülden, duyulmayan kabul edilmeyen duadan, doymayan nefisten..sana sığınırım buyurmuştur.
"KORKMA " DİYE BAŞLAYAN İSTİKLAL MARŞI
İstiklal marşımız "Korkma" diye başlıyor.Korku bir eğitim vasıtasıdır.Ancak KORKUNUN NEFSE AİT YÖNÜ OLDUĞU GİBİ RUHA AİT YÖNÜ DE VARDIR.Nefse ait olanı dünyada etkindir.Nefis acziyeti istemez.Fakirliği istemez.Hastalığı istemez.Hapsi istemez
.Bu nedenle bu menfi şeylerin varlığı korku yaratır.Ancak Ruhun da korkuları vardır.Layıkıyla kulluk edememek,Hakk'ın rızasını kazanamamak,
Adı korku da olsa ikisi aynı değildir.
.Bu nedenle bu menfi şeylerin varlığı korku yaratır.Ancak Ruhun da korkuları vardır.Layıkıyla kulluk edememek,Hakk'ın rızasını kazanamamak,
Adı korku da olsa ikisi aynı değildir.
KUTSAL TOPRAKLARA HÜRMET DAVRANIŞLARI
Osmanlı padişah sorguçları.bu sorguçlar üzerindeki tüyler özeldir.Zira,Kabenin ve Mescid-i nebevinin tozlarının alınmasında kullanılan tavus KUŞU gibi hayvanattan elde edilen telekler bir araya getirilerek yelpaze şeklinde süpürgeler yapılıyor ve bunlar temizlik hizmetlerinde kullanılıyordu.sonra bu tüyler hediye olarak gönderilmesi adetti.İşte Osmanlı sultanlarının kavuklarına sorguç olarak taktıkları bu tüylerdi.Bununla gidemedikleri kutsal topraklara olan hasretlerini giderdikleri gibi kutsal mekanlara temas eden bir tüyü aziz kabul edip hizmetlerine amade olduklarını belirtiyorlardı.
VEHİM DENİZİNİN DERİN DALGALARI
Vehim, ümit ve korku hayali , yolcuya iki büyük engeldir.Hayalden doğan bu şekiller,bugörünüş, birdağa benzeyen İbnahim Halilullah'a bilezarar verdi.
Cömert İbrahim, vehimdenizinedüşünce "Bu, benim Rabbim" dedi.Tevilincisinidelen bile yıldızı andı da böyle bir yorumda bulunduGözleri bağlayan vehimlehayal, öyle birdağı yerinden oynattı.(Hz.Mevlana)
Bugünün idarecileri,güvenli bir liman olan Salihlerin gölgesinde olmadığınız müddetçe aldığınız tedbirlerin hiç birinin faidesi olmaz.Dağlara benzeyen akıllar, vehim denizlerinde, hayal girdaplarında garkolur gider.Kötülük tufanı dağları bile aşarken Nuh'un gemisine girenden başka kim aman bulabilir? Bu gerçek inanç yolunu kesen hayal yüzünden din ehli , yetmiş iki bölüğü ayrıldı.Ancak gerçek er, tam inanmış kişi , vehimden ,hayalden kurtuldu.Yüzbinlercekocaman gemi vehim denizinde , tahta-tahta parçalanıp gitmiştir.Bunların enaşağısı,akıllı filozof Firavun'dur.
Benlikten-bizlikten kurtulmuş kişi dost olmaya layıktır.
Cömert İbrahim, vehimdenizinedüşünce "Bu, benim Rabbim" dedi.Tevilincisinidelen bile yıldızı andı da böyle bir yorumda bulunduGözleri bağlayan vehimlehayal, öyle birdağı yerinden oynattı.(Hz.Mevlana)
Bugünün idarecileri,güvenli bir liman olan Salihlerin gölgesinde olmadığınız müddetçe aldığınız tedbirlerin hiç birinin faidesi olmaz.Dağlara benzeyen akıllar, vehim denizlerinde, hayal girdaplarında garkolur gider.Kötülük tufanı dağları bile aşarken Nuh'un gemisine girenden başka kim aman bulabilir? Bu gerçek inanç yolunu kesen hayal yüzünden din ehli , yetmiş iki bölüğü ayrıldı.Ancak gerçek er, tam inanmış kişi , vehimden ,hayalden kurtuldu.Yüzbinlercekocaman gemi vehim denizinde , tahta-tahta parçalanıp gitmiştir.Bunların enaşağısı,akıllı filozof Firavun'dur.
Benlikten-bizlikten kurtulmuş kişi dost olmaya layıktır.
GÖNLÜN ÇARPILMASI
Eski ümmetlerde günah işleyen yahut tevbesini bozan kişiler ceza olarak hayvan şekline çevrilir,çarpılırdı.Bu onların bedenlerine verilen ceza idi.Beden çarpıklığı aşikaren gözüktüğü için insanlar çekinirdi.
Bu ümmette beden çarpıklığı cezası yoktur.Ancak gönül çarpılması vardır.Gönül çarpılması fiziksel olarak gözükmediği için serbestçe gezilmektedir.Ancak işareti şudur ki:Aç hayvanlar nasıl leşe üşüşürse,"Dünya bir leştir" diyen aziz Peygamberimizin bu sözünü işaret kabul ettiğimizde dünya emvali kazanmak içinhırsa girip o emvali baştacı edenler,korumak için canını ortaya koyanlar gönlü çarpılmış olanlardır.
Bu ümmette beden çarpıklığı cezası yoktur.Ancak gönül çarpılması vardır.Gönül çarpılması fiziksel olarak gözükmediği için serbestçe gezilmektedir.Ancak işareti şudur ki:Aç hayvanlar nasıl leşe üşüşürse,"Dünya bir leştir" diyen aziz Peygamberimizin bu sözünü işaret kabul ettiğimizde dünya emvali kazanmak içinhırsa girip o emvali baştacı edenler,korumak için canını ortaya koyanlar gönlü çarpılmış olanlardır.
MADEN DENİZİ ÜSTÜNDEKİTÜRKİYE
Azizim Necib Sultan'ın buyurmuştu:Evlat Türkiye maden ve petrol deniziüzerinde oturuyor."
Size iki örnek TORYUM VE BOR Madeni.
Dünya toryum üretiminden
elde edilen enerji, tüm uranyumdan ve petrol vb. yakıtların toplamından elde
edilen enerjiden çok fazla.
Kıyaslama yaparsak 1 ton
toryum, 1 milyon ton petrole eşdeğer.
Uzmanların görüşüne göre
toryum, Türkiye’deki enerji sorununu çözecek bir element. Çünkü Türkiye,
kendine ebediyen yetecek toryum rezervine sahip. Daha ihtiyatlı uzmanlar, 80
milyonluk bir Türkiye’ye en az 100 yıl yetecek bir toryum rezervine sahip olunduğunu
ifade ediyorlar.
Dünya toryum rezervi 1200
ton civarında. Bunun 800 ton kadarı Türkiye’de. Yani dünyadaki toryum
elementinin yarıdan fazlası Türkiye’de bulunuyor.
Türkiye’de toryumun yoğun
bulunduğu yerler Eskişehir, Sivrihisar, Beypazarı ve Kızılcaören ile Malatya ve
Sivas’tır.
Isparta’daki kazada
hayatını kaybeden Prof. Engin Arık öncesinde yaptığı bir söyleşide,
Türkiye’deki toryum rezervlerinin parasal karşılığını, petrol kıstas
alındığında, yaklaşık 120 trilyon dolar olarak ifade etmiştir.
Bunun üzerine bir başka
stratejik maden olan Bor’u ekleyin. Ki söz konusu madenin dünya rezervlerinin %
64’ü de Türkiye’de.
2004 Yılında Uludağ
Üniversitesi Rektörü Profesör Dr. Mustafa Yurtkuran, yaptıkları çalışmanın
sonucunu açıklamış ve bu iki madenin (Toryum ve Bor) ederinin parasal
karşılığının 129 trilyon doları aştığını ifade etmiştir.
Yani bu iki maden son ürün
olarak kullanılabilse, yaklaşık 130 trilyon dolar gibi inanılası zor bir rakam
ortaya çıkıyor. Ne müthiş bir zenginlik değil mi?
Ama burada mesele, bunları
son ürün olarak kullanabilir miyiz, bunları bize yedirirler mi meselesidir.
Yoksulluk içerisinde ve
kurtarıcımızın üzerinde oturuyoruz, ama haberimiz yok!
Unutmadan ilave edelim,bu
iki madenin ederini açıklayan ve bu konuda ciddi çalışmalara imza atan zamanın
Uludağ Üniversitesi Rektörü Profesör Mustafa Yurtkuran,2008 yılında
Ergenekon’dan cezaevine atıldı.
IŞIĞIN KAYNAĞINA EREMEYEN YAHUT DENİZE ULAŞAMAYANLAR
Taklitle yol alanlardır.Nefislerinin elinde oyuncak olurlar.Mesnvi-i şerifte bir aslanı kuyuya düşüren tavşan ile bir eşeği güzel yiyecek vaadi ile kandırıp bir arslanın önüne doğru getiren tilki'den mahsedilir.Nefis kamu malına el uzatanlara öyle oyunlar oynar ki her biri kendini zülfikar'ın mirasçısı yahutismi azam duasını bilen İsa,gemiyi idare eden Hz.Nuh sanır.Allah'ın ışığına sahip,Allah'ın vahyine muhatap olamayanlar tehlikededir.
Deveye sormuşlar:Nerden geliyorsun?.Deve cevap vermiş :"Hamamdan".Demişler ki :"Dizlerinden belli".Boğazına kadar kamu emvalinin içine batmış olanların Helalden,temizrızıktan ve dünyanın geçiciliğinden bahsetmesi asla inandırıcı değildir.Çünkü devenin dizlerindeki çamur izleri aleni ve aşikardır.
Deveye sormuşlar:Nerden geliyorsun?.Deve cevap vermiş :"Hamamdan".Demişler ki :"Dizlerinden belli".Boğazına kadar kamu emvalinin içine batmış olanların Helalden,temizrızıktan ve dünyanın geçiciliğinden bahsetmesi asla inandırıcı değildir.Çünkü devenin dizlerindeki çamur izleri aleni ve aşikardır.
5 Kasım 2018 Pazartesi
FE EYNE TEZHEBUN NEREYE GİDİYORSUNUZ)
Şüphesiz Hak Teala'nın bu sözü mücahit iken müteahhit kesilenlere olsa gerek.Başörtüsü mücadelesi yapılırken en ön safta olup İktidarla birlikte zenginliğe dalışa geçen,harama ,zinaya uçuşa geçenlere olsa gerek .Makam için Hz.Mevlana efendimiz YILAN dememiş EJDERHA demiştir.Şeytanın Allah ile aldatma tekniklerini duymamıştır.
Tuzaktaki yemleri yemekle meşgul olanlar.Tuzak gizli yem aşikar.Devleti isteyenler , ortada aşikar olan yemi isterken aslında helakını istediğinin farkında değiller.Padişah ahırında konaklıyan eşeğin hikayesini Mesnevi-iŞerifte okusunlar.
Tuzaktaki yemleri yemekle meşgul olanlar.Tuzak gizli yem aşikar.Devleti isteyenler , ortada aşikar olan yemi isterken aslında helakını istediğinin farkında değiller.Padişah ahırında konaklıyan eşeğin hikayesini Mesnevi-iŞerifte okusunlar.
ÇARESİZLİK
Gün gelir maaş ödemelerini yapmak dahi zora girerse,halkın bankalardaki parasına el koymak bir çıkış yolu olabilir mi?Daha sonra vermek üzere..Üretimin bitirildiği bir ülkeyi bekleyen tehlike.Geleceğini satmak..satılacak bir şey kaldı ise..Üretim yapılmayan toprağı bekleyen en büyük tehlike;mülk sahiplerinazarında o toprakların kıymetsizleşmesi.Bu nedenle yeşil kağıt karşılığı bu toprakları yabancılara satma furyası başladığında çok geç olabilir.Yabancılara Türk vatandaşlığı ziyadesiyle kolaylaştırldı.Ancak kendi vatandaşımız ABD,İngiliz vatandaşlığı için bedava para verme çabasında .Bukaçışın nedenleri iyice irdelenmelidir.İngiltereye yerleşenlerin paraları asla bu ülkeye geri döndürülemeyecek.Servetlere el koyma kokusunu alanlar çabucak ingiltereye sıvıştılar.Servetlerini nakte dönüştürüp tüydüler.Burada kalanlar ise ileriyi göremeyenler.Yahut kabiliyetsizler.
Mesnevi-i şerifteki üç balık hikayesini yeniden bu gözle okumak gerekir.
Mesnevi-i şerifteki üç balık hikayesini yeniden bu gözle okumak gerekir.
AK PARTİYE DOST UYARILARI(ABDURRAHMAN DİLİPAK)
Ekonomi ve politika ile işi olanlar,
mutlaka bir Siyasetname, Pendname, Fütüvvetname, Emanname okumalı.
Okumamışlarsa onlar “yerli” ve “milli” değildir, ceplerinde bizim kimliğimizi
taşısalar da. Onlar içimizdeki “ötekiler”dir. İthal ikamesi ve ihale ederek ya
da ödünç kavramlar ve kurumlarla medeniyet inşa edilmez. En azından
bilmedikleri bir işi yapıyor olurlar.. Oysa Allah cahil ve zalim, fasık bir
topluluğa yardım etmez! Allah (c.c) onların işlerini sarp dağlara sardırır.
Bazı şeyler yaşanarak öğrenilse de, bazı
gerçekler okunarak öğrenilir. Okuyarak öğrenmeyenler, bazı acı gerçekleri
yaşayarak öğrenmek zorunda kalabilir. Hani derler ya, “Tarih tekerrürden
ibarettir diyorlar / İbret alınsaydı tekerrür mü ederdi”. Sonuçta akılsız başın
cezasını ayaklar çekecektir.
Kur’an-ı Kerim, bize “Geçmiş kavimlerin
başına gelenlere bakmaz mısınız” derken, bu örneklerden yararlanmamızı ister.
“Bizden öncekiler”in yaşadıklarını bir “övgü ya da sövgü kitabı”na
dönüştürmeden ondan ibret almamız gerekir ki, güzellikleri çoğaltalım ve
riskleri, zorlukları azaltalım.
Hep güzel örneklerden söz ediyoruz, ama
insanlar bazı gerçekleri görmek, duymak, bilmek istemiyorlar. Çünkü işlerine
gelmiyor, zor geliyor. Bir gün acı gerçeklerin farkına vardıklarında çok geç
olacak ve pişmanlık da fayda vermeyecek.
Hz. İbrahim’e soruyorlar: “Güzel ahlakı
kimden öğrendin”. O “Ahlaksızlardan” der. Ne güzel bir örnek. O tek başına bir
ümmetti. Yanlışa “La” dedi. Yanlışa “La” deyince doğru yönde istikamet kazandı.
Ayet demedi mi bize, “Mallarınız,
canlarınız, sevdikleriniz sizin için fitnedir”. Siyaset, servet, makam, şöhret,
ihtirasla istediğin her ne ise o şey her zaman “dua ile istenen bir bela”ya
dönüşebilir..
Şu ikazı aklımızdan çıkarmayalım: Madem
öğüt dinlemek hoşunuza gitmiyor, istişare de etmiyorsunuz. (Emir vermeyi ve
azarlamayı ne çok seviyorsunuz), bari kötü günler yaşamış insanların
akıbetinden ders alın da, aynı akıbete düşmeden kendinizi kurtarın!.
Hasan Celal Güzel’den, Muhsin Yazıcıoğlu
gibi isimlerden gerekli dersi alamadık. Tamam, o zaman, şimdi, mesela Asil
Nadir’le konuşun bakalım, zirveden dibe nasıl çakılmışlar. Londra yolcuları
Nadir tecrübesinden yararlanmazlarsa gün gelir aynı akıbeti yaşarlar. Hoşunuza
gitmeyecek ve dudağınızı uçuklatacak şeyler söyleyebilirler size, eğer
konuşurlarsa. Mesela Ahmet Özal ile ANAP zirveden zemine nasıl çakıldı, onun
“ah keşke” dediği “pişmanlıklar”ını dinleseniz.
O “söz dinlemez topluluk”, o gözlerini
makam ve para bürümüş kifayetsiz muhterisler, o yalan söyleyerek bir yerlere
gelmeye çalışanlar, çok yakın gelecekte pişman olacaklar, ama geç kalmış
olacaklar.!
Korkarım AK Parti’deki AKP’liler aynı
şekilde kaçtıklarını sandıkları akıbete doğru koşuyorlar. İhtirasları yüzünden
o midelerini şişiren haram lokmaları bir gün kusturacaklar onlara ve o sefa
günlerinin arkasından kapılarını çalacak sefalet günlerinin faturasını
ailelerine, çocuklarına ödetecekler. O zaman bir dost da bulamayacaklar.
Cehennem, bir mezarın ölüyü beklediği gibi bekler onları!
Güzel şeyler yaptıklarını söyleseler de,
o güzellikleri çirkinliklerini gizlemek için gözümüze sokmaya çalışıyor sanki
birileri. Oysa Allah her şeyi görüyor, duyuyor, biliyor. “Ağuyu altın tas
içinde bala karıştırıp sunanlar”, sıradan bir hırsızın yaptığından daha kötü
bir şey yapıyorlar. Bir hırsız bir bağdan bir bostan çalar. Rüşvetçi biri bir
bostan karşılığı bir bağı satar! Üç kuruşluk güzel bir işi 13 kuruşa yapıp,
gözümüzü boyamaya çalışanlar yedikleri haltı görmediğimizi sanmasınlar.
Onlara hatırlatmak gerek: “Cehennemin
yolları iyi niyet taşları ile döşelidir”.
“Bukağılı Şeytanlar” Süleyman Mabedinin
inşasında çalıştı diye, onlara yaptıklarından bir pay yoktur. Ya da yemek için
iş yapanlar, yaptıkları işin hayrını da o haksız fiilleri ile daha baştan
hükümsüz kılmışlardır. Allah bugün onlara mühlet veriyor, fırsat veriyor. Bu
bağışlanmaları, aklanmaları için değil, bilakis, Allah’ın gazabının daha da
büyümesine vesile olan bir iştir.
Şeytan onlara yaptıkları işi hoş
gösteriyor. Hatta onlara içimizdeki temsilcileri eli ile dinî kılıflar,
bahaneler, gerekçeler de sunuluyor. Boşa denmedi bize; “Şeytan sizi Allah’la
aldatmasın” diye.
Bir siyasimize vefatından önce “aile ve
dava” işlerinde şeffaf bir düzen kurulması gerektiğini, para ilişkilerinin
söylentilere sebep olmayacak şekilde halledilmesi gerektiğini yazmıştım.
Birileri çok kızmıştı. Peki, sonra ne oldu? Dünden bugüne değişen ne var?
Sadece parti değil, vakıflar, cemaat hesapları, çok ortaklı işletmeler, hangi
birini sayayım ki!
Söylesem zülfiyare dokunuyor, söylemesem
bu sessizlik döner gelir bir gün beni bulur. Hani şair diyor ya “Söylesem
öldürecekler. Söylemesem bu dert beni öldürür”. Cemaat böyle de, aile nasıl?
Gençlik ne durumda? Herkes siyaset ve ekonomiye odaklanmış. Çok daha temel
zaaflarımız var.(Abdurrahman Dilipak-Akit gazetesi)
GÖZLERİ HARAMDAN KORUMAK
Saleb b.Abdurranhman isimli bir sahabe bir gün açık bir kapıdan içeribakıyor; gözü, yıkanmakta olan birkadına ilişiyor; bir zaman onu seyrediyor.Sonra benim hakkımda Resulullah (SAV)'e bir vahiy gelirse düşüncesine kapılıyor; utancından Medine'dençıkıyor;Mekke ile Medine arasında bir dağda ağlayıp inlemeye koyuluyor.Sa'lebe Hz.Peygamber'e hizmet edenlerden olduğu için Hz.Peygamber onu araştırıp soruşturuyor; hal anlaşılınca Hz.Ömer'i ,Hz.Selman'ı , onu çağırmaları için yolluyor.;Fakat bağışlandığına dair kırk gün vahiy gelmiyor.Sa'lebe Hz.Ömer'e, beni Bilal ezan okurken , yahut namaz kılarken Peygamber'e götür diyor.Peygamber (sav)'in huzuruna varınca ,Hz.Peygamber (sav) ona ,"Rabbimiz dünyada da iyilik güzellik ver bize , ahirette de iyilik , güzellik vetaşein azabından da koru bizi"(RABBENA ATİNA FİDDÜNYA HASENETEN VE BİL AHİRETİ HASENETEN VE GINA AZABEN NAR")ayetiniokumasını buyuruyor.Salebe benimsuçum çok büyük döyor.Evine gidip üç gün üç gece çıkmıyor.Peygamber (sav) Salebe'nin bağışlandığını müjdelemek üzere evine gidiyor;başını, dizininüstüne koyup müjdeleyince de Salebe vefat ediyor.
4 Kasım 2018 Pazar
OTORİTENİN HUZURUNDA EL PENÇE AYAKTA DURMAK
Dünyevi güç sahibi olanların huzurunda olanlar el pençe, pür dikkat dururlar.Çünkü o makam sahibinden dünyalık ummaktadırlar.Maneviotorite sahibi olan Evliyaullah'ın huzurunda da inananlar el pençe divan dururlar.Ancak Manevi otorite bunu istemez.Yaşayan güç sahipleri ise bunu ister.Ölmüş olanlara gelince Atatürkle alakalı olarak gerek anıtkabir de gerekse Atatürk heykelleri önünde saygı durmaya gelince bunu birdevlet geleneği gibi halkı yahut bürokrasiyi buna zorlamak dayatmacılıktır.Ancak buna karşı olup küfürle itham etmekte ayrı bir zorlama şeklidir.Türbeler de olan edep gösterisi ise kişisel ve içseldir.
Hz.Pir Mevlana efendimiz Mesnevi-i şerifte Bir kadının cariyesini,kocasından kıskanması hikayesinde anlatır kı:Kadın, halayığın efendi ile yalnız kalmaması için çok dikkat sarfedermiş.Halayığın da Evinbeyinde gözü varmış ancak bir türlü fırsat ele geçmemiş.Bir gün Kadın hamama halayığı ile gitmiş.Hamamda iken hamam tasını evde unuttuğunu anlamış ve halayığa eve gidip tası getirmesini söylemiş.Halayık eve koşarak giderken sevinç içinde imiş.Bey ile buluşacaktır.Şehvetin etkisi ile kuş gibi uçmaktadır.Kadının bir müddet sonra aklına gelmiş ki "Ben ne yaptım?"diye. Hemen giyinmiş o da eve doğru koşmaya başlamış."Kocası ,halayıkla yalnız kalmasın diye".Her ikisi dekoşmaktadır.Birinin koşmasında sevinç, diğerinin koşmasında endişe ve korku hakimdir.
Toplumun kişilere gösterdiği saygıyı da böyle algılamak gerekir.ve de en güzeli "LEKÜM DİNİKÜM VE Lİ YEDİYN"Sizin dininiz size, benim dinim bana.
Hz.Pir Mevlana efendimiz Mesnevi-i şerifte Bir kadının cariyesini,kocasından kıskanması hikayesinde anlatır kı:Kadın, halayığın efendi ile yalnız kalmaması için çok dikkat sarfedermiş.Halayığın da Evinbeyinde gözü varmış ancak bir türlü fırsat ele geçmemiş.Bir gün Kadın hamama halayığı ile gitmiş.Hamamda iken hamam tasını evde unuttuğunu anlamış ve halayığa eve gidip tası getirmesini söylemiş.Halayık eve koşarak giderken sevinç içinde imiş.Bey ile buluşacaktır.Şehvetin etkisi ile kuş gibi uçmaktadır.Kadının bir müddet sonra aklına gelmiş ki "Ben ne yaptım?"diye. Hemen giyinmiş o da eve doğru koşmaya başlamış."Kocası ,halayıkla yalnız kalmasın diye".Her ikisi dekoşmaktadır.Birinin koşmasında sevinç, diğerinin koşmasında endişe ve korku hakimdir.
Toplumun kişilere gösterdiği saygıyı da böyle algılamak gerekir.ve de en güzeli "LEKÜM DİNİKÜM VE Lİ YEDİYN"Sizin dininiz size, benim dinim bana.
KUR'AN YASALARININ HAYATA GEÇİRİLMESİ
Din insanın dünyevive uhrevi selametiiçindir.Günlük hayatımıza ilişkin uymamız gereken kuralları ihtiva eder.Bir toplum bu kuralları ne derece hayatlarına geçirebilirlerse dünya hayatları o kadar kolay olur.Anck İdeal bir islam devletinun kurulması mümkün olabilir mi?Bizatihi Cenab-ı Peygamber yaşatmıştır.Ancak,Dünyevi nimetler o kadar kişiyi saptırmada etkilidir ki her an dikkatli olup ahiret hesabını unuttuğunuz anda yoldan çıkmanız mümkündür.Hz.AliEfendimizin ,Sıffin savaşında Kur'an yapraklarını savaş taktiği gereği mızraklarına geçiren kişilere kılıç kaldırılmaz deyip savaşmak istemeyen taraftarına "Bu gün kur'an benim" diye haykırmıştır.Buçok ince bir bahistir.Allah adamı yaşayan Kur'an dır.Allah adamı Kural koyabilir mi?Koyabilir.ancak bu kural kendisi ve kendisine tabi olanlar için geçerli olup asla şeriatı iptal edilmez.
ARSLANIN ARTIĞINDAN GEÇİNMEK
Belgesellerde görürüz:Arslan avlanır,avını yerdoyduktan sonra kalan artıkları daha küçük cüsseli olan hayvanat temizler.Aslandan geçinenlerdir bunlar.Tanrıya ulaşmış kutub olmuş Allah adamı hayvanları da geçindiren arslana benzer.Onun işi avlanmakır.Gerikalan bu halksa , onun artığını yer..
Elinden geldiğincekutbu razı etmeye çalış ki kuvvetlensin, vahşi hayvanları avlasın.O zahmete düştü, incindi mi halk,gıdasız kalır;çünkü halkın rızıklanması, aklın eliyle, avucuyla olur.Kutup akla benzer,bedenin diğer uzuvları ise halktır.Kutbun zayıflığı beden cihetinden olabilir,ruh zayıflığından değildir.Ona has bir kul kesildiysen, gemisini onarmada yardım et.Yardımın sana yarar, seni geliştirir, onundeğil.Tanrı "Allah'a yardım ederseniz" yardım edilir size buyurdu.Tilki gibi avlan , avını ona feda et dekarşılığında binlerce av elde et.
Arifi billah olmuş insana dünyalık işlerde yardım etmek gerekir.Onlar, Hak Tealaya dua eden erlerdir.ve onların duası sebebiyle yeryüzüne rızk verilir..Onlar sebebiyle merhamet olunur.
Bu bahis çok incedir.Birisinin bir toplumu sömürmesi değildir.Mücahidin atını beslemektir ki at üzerindeki savaşçı düşmanla mücadele edebile.Kazanç şeyhe arz edilir,o ihtiyaç sahiplerine dağıtır."Ben de dağıtırım" diyebilirsin.Ancak,avamın tasaddukuna riya ve süm'a karışır.Bu da beklenen faideye mani olur.
Elinden geldiğincekutbu razı etmeye çalış ki kuvvetlensin, vahşi hayvanları avlasın.O zahmete düştü, incindi mi halk,gıdasız kalır;çünkü halkın rızıklanması, aklın eliyle, avucuyla olur.Kutup akla benzer,bedenin diğer uzuvları ise halktır.Kutbun zayıflığı beden cihetinden olabilir,ruh zayıflığından değildir.Ona has bir kul kesildiysen, gemisini onarmada yardım et.Yardımın sana yarar, seni geliştirir, onundeğil.Tanrı "Allah'a yardım ederseniz" yardım edilir size buyurdu.Tilki gibi avlan , avını ona feda et dekarşılığında binlerce av elde et.
Arifi billah olmuş insana dünyalık işlerde yardım etmek gerekir.Onlar, Hak Tealaya dua eden erlerdir.ve onların duası sebebiyle yeryüzüne rızk verilir..Onlar sebebiyle merhamet olunur.
Bu bahis çok incedir.Birisinin bir toplumu sömürmesi değildir.Mücahidin atını beslemektir ki at üzerindeki savaşçı düşmanla mücadele edebile.Kazanç şeyhe arz edilir,o ihtiyaç sahiplerine dağıtır."Ben de dağıtırım" diyebilirsin.Ancak,avamın tasaddukuna riya ve süm'a karışır.Bu da beklenen faideye mani olur.
3 Kasım 2018 Cumartesi
HAREM VE ENDERUN:SARAYLI OLMAK
Osmanlı'nın başarısının altında kaliteli yönetim sınıfının dikkatle yetiştirilmesi hususu etkindir.Enderun erkeklerin yetiştiği bölüm iken ,Harem bayanların yetiştiği bölümdür.Osmanlıya düşman ,batı anlayışını taşıyan kimselerin harem değerlendirmesi yanlıştır.Kadınların eğitim yeridir.Bu eğitimden başarı ile geçmiş kadınlar,Enderun'da yetişmiş idarecilere eş olarak seçilir ki,bir idarecinin hanımınında dinen,ahlaken yetişmiş olması ülkenin geleceği için bir teminattır.Meseleyi fiziksellik ve cinsellik boyutuyla değerlendirenler yanılırlar.En başarılı devlet idarecileri Enderun mektebinde yetişenlerin arasından çıkmıştır.Bu amaçla Osmanlı mülkünün her yerinden kabiliyetli gençler araştırılmış "devşirme usulü" denilen bu yönötemle devletin geleceğinde söz sahibi olacak kadrolar Enderun mektebinden yetiştirilmiştir.Saraylı olmak,zerafetinzirvesini gerektirir.Kabiliyetinin geliştirilmesine vesiledir.Yetişmiş bir erkeğin,evlenmesi hususunda,gönlünün istediği değil,Harem mektebinde yetişenden olması da gelenek halinegetirilmiştir.Padişah hariç en büyük makam sahipleri hep bu mekteplerden yetiştiği için aileler, bu mektebe çocuklarının kabulü için can atarlardı.
2 Kasım 2018 Cuma
OSMANLI'DA BİR ÜNVAN:KAZASKER
hazretleri dekıymetli talebesi Çandarlı Halil'i padişahın yanına verir.Ulema olan Çandarlı Orhan Gazi askerlik göreviverince Kazasker rütbesiortaya çıkar.Buünvan Kadı ve asker kelimelerinin birleşmesidir.İlmin başı olan ulema iken askeriye ye terfi etmiş kumandana verilen isimdir kazesker.Kadı asker demektir.Kadılık ulemadan glen birvasıf ,askerlikzaten var bu ikisi bir araya gelince ilk defa bu ünvana sahip kişi Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşa ortaya çıkıyor.Türbesiİzniktedir.Orhan Gazi Mudurnuda medfun Fahreddin Rumi hazretlerinindergahına gidip dizçöküp hazretten kendi yanında bulunması için kıymetverdiğiniz bir talebe ister.Fahreddin Rumi kendisine biricik talebesi Çandarlı'yı verir.Bir müddet sonra Orhan Gazi Çandarlı'yı kendisine vezir yaparak askeri rütbe verince ortaya kazasker çıkar.Fatih'in çandarlı'sı, Orhangazi'nin çandarlısının torunudur.Bu sülale günümüze Çengiz Çandar'a kadar varlığını devam ettirmiştir.
HAYVANIN KUTSALLIĞI YAHUT ATIYLA GÖMÜLMEK
Orhangazi'nin büyük oğlu Süleyman Paşa'ya gelibolu fatihi denir.Bölgenin fethi için at üzerinde düşman kovalarken muhtemelen atın bir ayağı çukura girince at ve süracüsü Süleyman Paşa yeredüştüklerinde ikiside can vermiştir.Ve Süleyman Paşanın mezarının yanına atı içinde mezar kazılmış ve at gömülmüştür.Allah rızası için yapılan bir mücadelede kullanılan bir eşya bile kutsal görülmektedir.Bu seferdemücahide bineklik yapan at öldüğünde sürücüsü ile birlikte gömülüyorlardı.Ve bu Süleyman Paşa,kendisi büyük olup padişah olacakken bunu kabul etmemiş kardeşi 1.Murad'ı teklif etmiştir.
LİYAKATIN ÖNE GEÇMESİ YAHUT EMANETİ EHLİNE TEVDİ
Ertuğrul Gazi vefat ettiğinde oğulları içinde en küçüğü Osman Gazi idi.Ancak en liyakatlısı o olduğu için büyük kardeşleri yönetimle alakalı tartışma yaratmadılar.Bu nedenle Kayı boyunun emaneti küçük oğul Osman7a tevdi ediliyordu.Bu muhtemeldir ki büyük kardeşlerin iradesi ile olmuştur."En liyakatlımız sensin" demişlerdir.
Kuruluş zamanındaki ilk üç padişah zamanında bu kurala riyat nedeniyle Osmanlı sağlam temellere dayanmıştı.Sonraki zaman içinde kardeş katline fetva,saray darbseleri v.s Osmlanlı'nın bu sağlam temelini sarsmıştır.
Kuruluş zamanındaki ilk üç padişah zamanında bu kurala riyat nedeniyle Osmanlı sağlam temellere dayanmıştı.Sonraki zaman içinde kardeş katline fetva,saray darbseleri v.s Osmlanlı'nın bu sağlam temelini sarsmıştır.
YAPAY ZEKA
Teknoloji bu işin peşinde.günlük işlere yapay zekayı karıştırıp kesin ve hatasız çözüme ulaşmak.Bir yere kadar mümkün.Göz retinası,parmak ucu v.s gibi tekrarı olmayan işlerde bir miktar mesafe alınabilir.Aslında Hakk Teala'nın hiçbir işinde tekrar yoktur.Yapay zeka ile iradeyi,kaderi karıştırmamak gerekir.Tatma duygusu konusunda yapay zekadan bahseden yok.
Yapay zekanın günlük hayatı kolaylaştıran ayrıştırmalarından ,istatistiklerinden yararlanalım.Ancak bilelim ki yapay zeka,insan zekasının ürünüdür.Asla yaratıcı değildir.Ama yaptığı işin cezbesiyle Allah düşüncesini ikinci plana atmak gibi bir sinsiliğe alet edilebilir.
Yapay zekanın günlük hayatı kolaylaştıran ayrıştırmalarından ,istatistiklerinden yararlanalım.Ancak bilelim ki yapay zeka,insan zekasının ürünüdür.Asla yaratıcı değildir.Ama yaptığı işin cezbesiyle Allah düşüncesini ikinci plana atmak gibi bir sinsiliğe alet edilebilir.
TANRININ YARDIMI
Zorluğun en şiddetliolduğu,zulmün en zirveye tırmandığı vakitten sonra ulaşır.Osmanlı yıkılıp,osmanlı ülkesindekitüm müslümanlar Anadolu'ya sığınıp,işgalcilerin bir araya gelerek pasta paylaşımına başladığı vakitten sonra gelmiştir.Ülkenin başına bir lider getirerek bunun başkanlığında anadoluinsanı birlik olarak kurtuluş savaşını vremiş vezafer nasip olmuştur.Yoksulluktan oluşturulan tüm bu eserler(şeker fabrikaları dahil)bugün israfın zirvesindekilerce peşkeş çekilmiştir.Arazilerindeki rant büyüktür.Ancak mülk Allah'ındır.vaktizamanı gelince mülk tekrar devlete dönecektir.
EN TEHLİKELİSİ
Devlet makamları dağıtılırken başlangıçta güdülen yol "Sen, bizdensin" anlayışı idi.Ancak siyasi iktidara ulaşılıp güç ele geçirildiğinde bu anlayış daha tehlikeli hale getirilmiştir:"Biz bizdensiniz ancak sen bendensin".Bu anlayış sonucu kendisini o makama oturtan otoriteye haşa Tanrı diye bakan tabiiyetçibir sınıf oluşturuldu.Makamlar gittiğinde "Bizdensiniz" diyenler ah vah etmeyecek,"Bendensin" dediklerin ise ilk satışa gelen, itirafcılar sınıfında olacaktır.
BEYİN GÖÇÜ
Bugün zengin olan ülkelerin politikası.Zeki olan insanlara imkan ve para sarfedip o kişinin kabiliyetinden, ülke olarak yararlanmak.Bunun en güzel örneğini Fıatih Sultan Mehmet yapmıştı.İlme o kadar değer verirdi ki,Osmanlı ülkesindeki değerli ilim adamlarını İstanbul'a davet ederek onları bilgisinden yararlandığı gibi,ülke dışındaki insanları büyük masraflarla İstanbul'a davet ederek onlara imkan bahşettiği tarihi gerçektir.Ali Kuşcu bunlardan birisidir.Fatih'in Fatihcami etrafına inşa ettirdiği sahn-ı Seman medresesi verilen ilam yuvası ile Ayasofya etrafına inşa ettirdiği medrese meşhurdur.Bu ilim yuvalarında Ali Kuşcu, günlük 200 akça ücretle Matematik ve astronomi dersi vermektedir.Dini ilimlerdeki zirve şahsiyetler ve fen ilimlerindeki zirve şahsiyetleri Fatih,İstanbul'a toplayarak ilme verdiği değeri göstermiştir.Bunun sonucu üç kıtaya hakim olmanın temelleri atılmıştır.AliKuşcu'nun kabri Eyüp Sultan hazretlerinin türbesinin duvarının arkasındadır.
CÇok enteresandır;iki yüz senedir dünyaya hakim olan sömürgeci ingilizlerin ekonomik üstünlüğü nedeniyle başlangıç meridyeni olarak İngiltere grinwiç yerleşkesi esas alınırken şüphesiz ekonomik gücün sonucu idi.Ancak Fatih zamanında Astronominin babası Uluğbey'in oğlu Ali Kuşcu başlangıç meridyeninin yerini İstanbul Ayasofya cami kubbesi üzerinden geçen meridyeni esas almıştır.Osmanlı'nın gücü nedeniyle böyle kabul edilmiştir.Dünyanın 23 derecelik eğiminin giderek azaldığı tespitini Semerkant'a kurduğu gözlem evinden tespit eden Uluğ beyin bu tespitine karşı çıkan Batı dünyası bu fikri 19 ncu yüzyılda kabul etmek zorunda kalmıştır.
İslam alimlerinin maddi ilimlerdeki zirveleri keşfetmeleri çalışmaları, maddi ve manevi ilimleri birlikte yürütmelerinden kaynaklanan Tanrı lütfudur.Şüphesiz ,"marifet iltifata tabidir" kuralı gereği ilim adamlarına değer veren devletler hep zirve olmuşlardır.
CÇok enteresandır;iki yüz senedir dünyaya hakim olan sömürgeci ingilizlerin ekonomik üstünlüğü nedeniyle başlangıç meridyeni olarak İngiltere grinwiç yerleşkesi esas alınırken şüphesiz ekonomik gücün sonucu idi.Ancak Fatih zamanında Astronominin babası Uluğbey'in oğlu Ali Kuşcu başlangıç meridyeninin yerini İstanbul Ayasofya cami kubbesi üzerinden geçen meridyeni esas almıştır.Osmanlı'nın gücü nedeniyle böyle kabul edilmiştir.Dünyanın 23 derecelik eğiminin giderek azaldığı tespitini Semerkant'a kurduğu gözlem evinden tespit eden Uluğ beyin bu tespitine karşı çıkan Batı dünyası bu fikri 19 ncu yüzyılda kabul etmek zorunda kalmıştır.
İslam alimlerinin maddi ilimlerdeki zirveleri keşfetmeleri çalışmaları, maddi ve manevi ilimleri birlikte yürütmelerinden kaynaklanan Tanrı lütfudur.Şüphesiz ,"marifet iltifata tabidir" kuralı gereği ilim adamlarına değer veren devletler hep zirve olmuşlardır.
BULAŞANLAR YANDI
Mesnevi-i Şerif te fil yavrusu yiyenlerin hikayesi anlatılmıştı.Buhikayede esas unsur Hak teala'nın evliyasının gıybetini yapanların Hkk'ın kahrına uğrayacağı belirtilmişti.Zira kurban edilip kebab edilen fil yavrusuetinden(evliyaullahtan) yiyen herkesin midesinde fil yavrusunun etinin kokusu olacağından , fil yavrusunun annesinin o koku nedeniyle yavrusunu yiyenleri tanıyıp onları mahvedeceği remzedilmişti.
Bu hikayeyi bugün kü zamanımızda; Devlet malını yiyenlere temsil etmek pekala mümkün.Devlete ait imkanları iktidar sahiplerinin korkusuzca ve fütürsuzca yemeleri nedeniyle kim bundan ne kadar dünyalık temin etmişse,bu dünyalıklar yiyenlerin midesinde mevcut olacağından,kendisinde MÜNTAKİM sıfatı celaliyesi tecelli etmiş Hakk adına hesap sorucu birisi zuhura geldiğinde o kimselerden hesap soracağından şüphe duymamak gerekir.Adalet de bunu gerektirir.
Bu hikayeyi bugün kü zamanımızda; Devlet malını yiyenlere temsil etmek pekala mümkün.Devlete ait imkanları iktidar sahiplerinin korkusuzca ve fütürsuzca yemeleri nedeniyle kim bundan ne kadar dünyalık temin etmişse,bu dünyalıklar yiyenlerin midesinde mevcut olacağından,kendisinde MÜNTAKİM sıfatı celaliyesi tecelli etmiş Hakk adına hesap sorucu birisi zuhura geldiğinde o kimselerden hesap soracağından şüphe duymamak gerekir.Adalet de bunu gerektirir.
1 Kasım 2018 Perşembe
NEFİS SARHOŞKEN
Hz.Adem'in nefsi sarhoştu.kendinden geçmişti.İblis de o sarhoşken , başından külahını kapmıştı.Hilim sakıysi şarap sunmasaydı Şeytan Adem'le savaşa girişebilirmiydi?
Adem meleklere bilgi belletirken Hak Teala hilim şarabını içirdi .Şeytanın bir oyunu yüzünden beti benzi sarardı.Hak Teala onu bir belaya müptela edişle onu anlayışlı ; bilgin çevikbir hale getirdi.
Adem meleklere bilgi belletirken Hak Teala hilim şarabını içirdi .Şeytanın bir oyunu yüzünden beti benzi sarardı.Hak Teala onu bir belaya müptela edişle onu anlayışlı ; bilgin çevikbir hale getirdi.
ZAT'IN ZUHURA GAYRETİ:AŞK
"Sonra Tanrı dedi ki:Birliğimle bir ol, tek oluşumla tek bir hale gel, büyüklük tacımla başını kaldır, yüceliğimle yücel, ululuğumla ululan, halka sıfatlarımla görün; beni, sende göster;seni gören beni görmüş olsun, sana yönelen, bana yönelmiş bulunsun"(Hz.Mevlana)
TAŞLARIN KIYMET KAZANMASI
Değerli taşlar nasıl meydana gelir? Şüphesiz fiziksel izahı vardır.Taş'ın değer kazanması ışığı kırarak aksettirmesindendir.İçinde yabancı bir nesne bırakmaksızın tamamen saf hale geldiğinde hariçte olan ışığı alıp katmanlarından geçirip kırarak güzel bir şekilde dışa aksettirmesi onu kıymetli hale getirir.Bu nedenle Hak Teala'nın eseri olan ve halife tayin edilen insan,nefse ait hiçbir varlık bırakmayarak iç temizliği yaptığında kıymetli taş haline gelir.Taş oluş azaldıkça(varlık azaldıkça) lal oluş kuvvetlenir.Bedenden varlık sıfatı gittikçe ,başında mestlik(manevi sarhoşluk) vasfı artmaya başlar.ve O kişide Hak Teala tecelli ederek görünür.Halbuki o kişinin vücut varlığı Hakk'a ayna olmuştur.Hakk ademde tecelli etmiştir.Secdeye layık hale gelmiştir.Bu hakikat sırrı olup çok ince birçizgidir.işin olmaz sa olmazıdır.
ER'LERİN GÖLGESİ
Alah dostlarının,Arifi Billah Evliullah'ın gölgesi, onlarla birliktelik,onlara tabi olup hizmet etmek yılana benzeyen MAL ve ejjderhaya benzeyen MEVKİ(RÜTBE,MAKAM)'ın zehirli etkisinekarşı kesin önlemdir.Nimetçoğaldıkça meki isteği ortaya çıkar.Mal ve Mansıp(seçilmişlik,atanmışlık)iblisin kılavuzudur.Ateşten yaratılmak ve meleklere hocalık yapmak hususiyeti Azazil denilen şeytanı gurura sevkedip Hz.Adem'e secdeden men etmiş bu nedenle adı İblis olmuştur.Hak Teala'nın emrine ilk karşı gelen İblis oldu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)