KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
22 Temmuz 2018 Pazar
KADİR GECESİ İÇİNDEKİ AN
Zam’an, ânın zamlanmışı, asırlar, yıllar, aylar, günler, geceler, saatler; hep o tek ânın türevidirler; Kadir gecesi içre bulunur ki o an, geri kalan tüm geceler onun peşinde, beşer ise İnsan-ı Kamil’in izincedir.
KAYGUSUZ ABDAL DİLİNDEN
Kaygusuz Abdal Hazretleri, “Ebu’l Vakt”(Zamanın Babası)
dilinden anlatıyor düzeni, alalım bereketini; “Bu cihan bir kubbe misalidir. Ay
ve gün kandile benzer. Gice gündüzü bildirir. Yedi kat yerler vücudumdur. Sular
damarlarım, gökler çadırımdır, Arş seyranımdır, çarh devranımdır. Yıldızlar meşalemdir.
Bu nakş-ı pürkârlar(nakşedilmiş eserler) seyranımdır, yedi kat yer bir avuç,
dokuz felek bir tekke, yerden göğe bir kulaç, yerin eni ve uzunu bir karış.
Gece vilayet, gündüz nübüvvet. Doğmak bahar, ölmek güz, sağlık gülistan,
sayrulık(hastalık) zindan. Yalan dimek zagallık(alçaklık), doğru dimek erlik.
Uyku münacat(yakarış), uyanıklık ariflik, hulk(iyi huy) cennet, kahr cehennem,
evliya vezir, peygamberler elçi, akıl Cebrail, kitablar vasf-ı hal,
bahillere(serserilere) zahmet, cömerdlere rahmet, münkirlere zulmet, ariflere
vahdet, aşıklar ferah, cahiller melül(üzgün), nâdanlara(cahillere)
mihnet(sıkıntı), âdillere nur, zalimlere ateş, pirlere bereket, yiğitlere
sıhhat, sabilere(küçük çocuklara) selamet…” Bu pazardan ne beğenirsen, gel
dualarınla resmet! Paylaşalım tamamı…
YÖNETİCİLERE ÖĞÜTLER(HZ.ALİ KV)
Hz.Ali’nin(ra) yöneticilere öğütlerinden birkaçını
zikretmek isterim bu bağlamda;
* Adalet, halkın dirliği ve düzeni, idarecilerin süsü ve
güzelliğidir.
* Hükümdarın devleti, adalette saklıdır. Hiddetine,
öfkene, eline ve diline hakim ol. Sakın halkından uzun müddet uzak durma veya
gizlenme. Halka sevgi ve merhamet besle. Alçak gönüllü ve ölçülü ol. Denetime
önem ver. Hiçbir işi ihmal etme. Sana helal olmayan şeylerde nefsine karşı sıkı
dur.
* Halk bölümlere ayrılmıştır. Bölümlerin bir kısmı diğer
bölümün tamir edilmesiyle düzelir, huzur bulur. Bir bölümün diğer bölümden
bağımsız kalması düşünülemez.
* Onlara öyle muamele et ki, halk senin hakkında güzel
duygulara sahip olsun. Güzel duygular senin işini kolaylaştırır. Şunu da bil
ki, senin hakkında iyi düşünen halk, idarenden memnun demektir. İdaren
altındaki şehirlerin düzene girmesi ve halkın güvenliğe, huzura kavuşması için
daima bilginlerle görüş, bu konuda erdemli, vefakar, cömert, merhametli
yardımcılarla çalış.
* Cimri kişiyle toplantıda bulunma; seni üstünlükten
alıkoyar, ihsandan men eder, sana yoksulluğu gösterir. Korkakla toplantıda
bulunma, ona danışma. Çünkü o, işlerinde zaafa düşürür, yapacağın şeylerden
seni alıkoyar. Aşırı hırslı kişiye de danışma; zulümle mal yığmasını sana güzel
gösterir.
* Vakitlerin en üstününü seninle Allah arasındaki vicdan
muhasebesine ayır. Fakat halka ayırdığın en önemli zamanlar eğer adaletli ve
mutluluk vericiyse Allah’a ayrılmış zaman gibidir…
"EDEPLİ İNSANLAR" MODEL OLMADIKÇA OLMAZ
“Edebi
edepsizlerden öğrendim”(Lokman)
Biz de arıyoruz işte; bir sihirli değneğimiz olsa, onunla
dokunduğumuz nokta iyileşse ve öyle olsa ki o noktadaki iyileşme diğer tüm
sıkıntılı noktalarda da iyileşme getirse. Cahillik giderilse, güvenliğimiz
pekişse, rızkımız genişlese.. Sokakta herkes birbirine selam verse, anlayış
gösterse, olan olmayanla paylaşsa, kardeşler birbirinin sıkıntılarını gidermeyi
bilse.. Bas bas bağırmasa gecenin bir saatinde şu komşular, naralar atmasa
sokaktan geçen gençler, silahlar patlatmasa sevinmeyi bilmeyen bazı
vatandaşlar, gürültü kesilse, taciz bitse, her türlü kirlilik silinse,
yoksulluk gitse, kimse kendine yapılmasını istemediğini diğerine etmese… Merkez
Efendi Hazretleri değiliz ya “elinizde bir sihirli değnek olsa ne yapardınız?”
diye soran mürşidine “şunu değiştirirdim, bunu düzeltirdim” gibi cevap veren
diğer dervişlerden farklı olarak “Hakk’ın tesis ettiği düzeni aynen devam
ettirirdim, zira herşey zaten merkezinde” diye cevap verelim.
“Biz çok ilimden ziyade az da olsa edebe muhtacız”(Abdullah
b. Mubarek)
Fakir, çevremizde şikayetçi olduğumuz tüm kötülüklerin,
çirkinliklerin kökeninde “edep” eksikliğimiz olduğunu düşünüyor, bir sihirli
değneğim olsa, biz Dünya’ya hükmetme gücünü elinde bulunduran insanların,
bilhassa da kendimin edep üzere olması yönünde kullanırdım zannediyorum. Demiş
ya şair; “Ehl-i irfan meclisinde aradım kıldım taleb / İlim geride kaldı, illa
edeb, illa edeb”… O halde hazır geride bıraktığımız seçim neticesinde geleceğe
dair umutlarımızı yeşertmeye namzet seçilmişler önümüzdeki yılların planlarını
hazırlıyorken, talep edelim; edebin incelikleri ancak edep sahiplerinden
öğrenileceği için, bu konudaki köklü tecrübe ve birikimlerinden yararlanmak
üzere ehl-i irfan meclisleri uyandırılmasına önayak olsunlar memleketin her
yerinde. İlimin yanına irfanı koyalım yeniden, çünkü bu zaten var genlerimizde,
geleneğimizde. Hem şimdi geçmişin de tecrübesiyle eskisinden iyisini yapmak
inşaallah elimizde.
“Edebiyat fennî bir marifettir ki, insana edep hasletini
kazandırdığı için ona edep, edebiyatçıya da edip denmiştir”(Şinasi)
Herşeyin bir edebi var. Bilim, eşyanın edebini bilmekle.
Sanat, ruhun edebi. İyi bir cemiyet hayatı ise insani edepleri gözetmekledir.
Edep, herşeyi gereğince ve yerince yapmaktır, kendini bilmek, gelişmişliktir.
Keza edebin iyisi neredeyse, iyi yaşamak isteyenler onun peşinde. Kimi yetişmiş
insanımızın, gençlerimizin başka ülkelerde yaşama hayalleri varsa, bu ola ki o
ülkelerde edebe bizden fazla riayet edilmesindendir. Halbuki kültürümüz ve
dinimiz bu hususta en önde olmamızı nasihat ediyor. Nitekim “Gönül gözümüzü
açıp Allah kelamına bakınca görürüz ki ayet ayet bütün Kuran’ın manası
edeptir…” diyen Hz.Mevlana ve nice ehl-i edep bizim değerlerimizden.. Öyleyse
neden?
Yoksa istemiyor muyuz Lütfi Filiz Efendi’nin hayalini
kurduğu gibi “edepli insanlar”ın rol modelleri olduğu bir toplumsal düzen:
“Edepli insan, aklı feraset noktasına erişmiş, zeki, akl-ı selim ve kalb-i
selim sahibi, güzel düşünceli, hile hurda bilmeyen, insanlık katarından
ayrılmayan, her tarafta Hakk’ı gören, Allah’tan ve kendisinden korkusundan kötü
bir iş yapamayan, kimseye zarar vermeyen, kainatı bir noktada toplayan
kimsedir. Böyle bir kimse, herkesi Allah’ın yarattığını bile bile ‘şu
Musevi’dir, bu Hıristiyan’dır, öbürü Çingene’dir vb’ diyerek ayırımcılık
yapabilir mi? Bir ülkenin tüm fertleri bu hale gelse, o ülke, kalkınması dahil
her yönüyle örnek bir ülke olmaz mı? Tüm fertleri böyle olan bir ülkede
şeriatın fertlere ’şunu şöyle, bunu böyle yap’ diye emirler yağdırmasına gerek
kalmadan herkes yapması gerekeni yapmaz mı? İşte en büyük namaz olan ‘Daimi
namazda kalanlar başka’(Mearic 70;23) ayetinin açıklaması budur. Artık şekilden
kurtulunup marifete ulaşılmıştır”..
“Edepsize(hadsize) haddini bildirmek(edep öğretmek)
yetime hırka giydirmek gibidir”
Hakk’ın böylesi rahmetini kim istemez? “Sahabe dedi ki;
‘Rahmet kapısı açıktır, oradan ancak edep ile girilir”(Seyyid Yahya Şirvani)
Biraz aklımız varsa girelim tez! Akılsız olmaz, çünkü; “Edep, aklın
tercümanıdır”(Seriy es-Sakati). Edep ancak aşıklarda aranmaz, çünkü aşk zaten
baştan sona edeptir. Gönül iledir(gönül ehli bilir). Gönül temiz ise gerisi
gelir. O dahi edeple temizlenir. Nitekim “Edep kişideki bir meleke olup onu
kötü hal ve hareketlerden vazgeçirir”(Tasavvuf Terimleri Sözlüğü) Tasavvuf
zaten tümüyle edepten ibarettir. Ve “Edebin kemale ermesi kendinize
gösterdiğiniz edep iledir”(Abdülkadir es-Sufi) Gafleti yok etmek edeple mümkün.
Günümüz, geleceğimiz ancak böyle kurtulur. Velhasıl; “Kendisi güzel huylara
sahip olmayanların, çocuklarını doğru ve iyi yetiştirmesi beklenemez.. Eğer
çocuk iyi yetişirse, o zaman cemiyetteki tüm insanlar düzelir”(Lütfi Filiz)
Anlayacağınız; “Edep bir tac imiş nur-i Huda’dan / Giy o
tacı emin ol her beladan”.. Kelimenin Arapça etimolojik kökeninden bile belli
hikmeti, bereketi; “edb”in bir anlamı da düğün, ziyafet yemeği(bir diğer anlamı
“sünnet”tir). Habibullah(sav) da demiş ki; “Gerçekten bu Kur’an Allah’ın bir
sofrasıdır(me’dübetullâh); O’nun sofrasından gücünüz yettiğince bilgi toplamaya
çalışın”(Dârimî, Fezâilü’l-Kurân, 1) ve öğreniyoruz ki edeb aynı zamanda
bilgidir, okuyana Rabb’in ayetleri her yerdedir.. “Oku” emriyle başlayan bir
“edebiyat” kitabımız var, o kitabı yaşayan bir rehberimiz var, yolu da açıkken,
edepsizliklerimizin sebebinin açıklaması ancak bu yolun uzağında kalmış
olmamızdır sanırım. Öyleyse yalvaralım “Edep Ya Hu!” diye de “Beni Rabbim
eğitti(eddebenî) ve eğitimimi(tedîbî) en iyi şekilde yaptı”(TDV İslam Ansiklopedisi) buyuran
Peygamberimize(sav) layık ümmet olabilelim biz de. Ne şikayet kalsın ne gam,
edeple olalım tamam, lütufla dönelim; Hayy’dan geldik, Hu’ya doğru…
“Şüphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin”(Kalem 68;4) Hu
DERVİŞİN EDEBİ
“Eline, beline, diline sahip ol”(Hacı Bektaş-ı Veli)
Pek çok şikayetimiz var gidişattan, hayattan! Herkes
derviş olacak değil ki “Dervişin edebi şikayeti kesmektir” diyebilelim. Bunun
için herşeyin Hakk’tan, herşeyin yerli yerince olduğunu müşahade edebilmek
gerekir. Henüz kusur gören gözlerimizi kör edemesek de bizler, bari görülen
kusurların düzelmesi için gayret etmelidir. Herşeyin yerli yerinde, olması
gerektiği gibi ve en hayırlısı olduğunu bilenler dahi “marifetullah”ın gereği
“Halka hizmet Hakk’a hizmettir” diyerek Allah’ın rızasınca hareket etmeye çalışmakta,
hepimizden fazla iyilik peşinde koşmaktadır. Hayat tembel işi değil; Tasavvuf
öğretisinde “miskinlik” dedikleri ise Hakk’a teslim olmuş olarak, nefsini
aradan çekip, fiillerinin sahibini bilmekledir, yoksa atalet degil..
HEM DAL, HEM MUDIL OLANLAR
Hem dal hem mudıl olanlar;ehli kitaptan olup delalette oldukları halde islamın şeriat yolunu kapatmak isteyen fesadçı ve fitnecilerdir.Bugünün masonik yapılarını işaret ederler.müslümanları şaşırtmak, yoldan çıkartmak ,tevhid zirvesine çıkan şeriat yolunu kapatmak isterler.tağyirve tahrifatla sahte poropağanda ile iman ve tevhid yolundan müslümanları ayırmayı arzu ederler.Bu zavallılar hem dal(delalette)dir hemde mudıl'dir(saptırıcıdırlar.Bugün müslüman olduklarını belirtip devletin bir makamını işgal edenler,açık ve aşikar olarak İslamın temeli olan Peygambere tabiiyet ve teslimiyete işaret eden tasavvuf müesseselerini tahrip etme amaçlı demeçleri vermektedirler.İnsanın iç dünyasına hakim olan inanma,tabiiyet ve teslimiyeti gayri islami gören bu açıklamalardan maksat Türk toplumunun mayasında bulunan tasavvuf müessesesini zayıflatarak bu amiral gemisini yok etmek amaçlanmaktadır.
15 Temmuz gecesi,ihtilalin başarısızlığı anlaşıldıktan sonra meydanlarda en önde durup selfi çekerek paylaşım yapanlara nasıl dikkat çekersek,bugün yağcılık ve meddahlık yaparak itikadımızla alakalı bu açıklamaları yapan kişilere de aynı dikkati çekmek durumundayız.Bunlar bilinçli maşalardır.Erdoğan'ın zayıfladığını hissettiklerinde ilk olarak onun aleyhinde olacak olanlar da bunlardır.
15 Temmuz gecesi,ihtilalin başarısızlığı anlaşıldıktan sonra meydanlarda en önde durup selfi çekerek paylaşım yapanlara nasıl dikkat çekersek,bugün yağcılık ve meddahlık yaparak itikadımızla alakalı bu açıklamaları yapan kişilere de aynı dikkati çekmek durumundayız.Bunlar bilinçli maşalardır.Erdoğan'ın zayıfladığını hissettiklerinde ilk olarak onun aleyhinde olacak olanlar da bunlardır.
21 Temmuz 2018 Cumartesi
ŞEYHLERLE MÜNASEBET
Mürid şeyhinhuzurunda sesiz ve sakin olmalı,izinsiz olarak konuşmamalıdır.Yine ondan izin almadan evlenmeye, sefere çıkmaya, sohbetekatılmaya veya sohbetten ayrılmaya, uzlete çekilmeye veya insanlar arasına katılıp tebliğ yapmağa, ilim, Kur'an, zikir veya tekkede hizmetle meşgul olmaya kalkışmamalıdır.Gerek self, gerekse halefin şeyhleri ile münasebet böyleydi.Zira şeyh müridin pederi yerindedir.Bundan dolayı mürid şeyhine asi olamaz. Asi olmasını grektirecek bir durumda yoktur.Bütün hallerindeona saygılı olması gereklidir.mürid şeyhin huzurunda gassal elinde meyyit(cenaze yıkayıcısının elindeki ölü) gibi olmalıdır.Manevi peder, maddi pederden üstündür.Çünkü mürşit, müridi ham bir demirparçası olarak teslim alır, onu mana ocağına atar ve eritir, su haline getirir sonra üzerine manevi sırlar damlatır, böylece onu halisbir ALTIN haline sokar.
KÖTÜLÜKLERETRAFI SARDIĞI ZAMAN
Temkinehli olan Allah dostları , kötülüğün her tarafı sardığı dönemde. insanlardan uzak durulmasını tavsiyeetmişlerdir.Çünkü o insanlarla haşır neşir olmak onların dertlerine çare bulmaya çalışmak insanın kendi nefsini ıslah etmesine mani olur.Bu yolda yapılan çalışma semere vermez.Bu tecrübe ile sabit olmuştur.
KALPTEKİ İLAHİ NUR KUVVETLENİNCE
Asıl dervişlik ,bütün kalbinleihlaslı olman, azminde sadakat göstermen ve imanını kuvvetlendirmendir.Bütün amelin ihlasla olursa faydalı ve karlı bir iş yapmış olursun.Böylece kalbin nurlanır.mötülükler yok olur.kalb Allah korkusu ve sevgisi ile dolar.İnsan bu mertebeye çıkınca ne ince ne dekalın elbiseye ihtiyaç kalmaz.Çünkü bir insanın kalbinde ilahi nur kuvvetlenince , sahibi ince elbiseleri taşıyamayacak hale gelir.
SEYYİD ALİ BABA'DAN HİKMETLİ SÖZLER
Güzel insan mmar Ömer Özel "Dörtyol Evliyaları" isimli kitabında Seyyid Al Baba hazretlerine ait sözleri tespit etmiş:
1-Sevgi ancak Allah içindir.Bir kalpte iki sevgi olmaz.Allah'dan başka neyi sevrsen o sana perde olur.(Putundur)
2-Bu devirde Müslümanlar para ve şehvet ırmağını geçemiyorlar.Bu nedenle menzile (Hakk'a ) ulaşamıyorlar.
3-Allah'ın yanında dünyanın "sivrisineğin kanadı kadar"değeri yoktur.Sende kıymet verme gönül bağlama.
4-Ne yersen ye hepsi değişik renkteki ottur.
5-Dana ve tavuk eti yemeyin.Çünkü her hayvanın kendine özgü nefsani yönü vardır.Bu insana nüfuz eder.Koyun eti yiyiniz.Çünkü o uysal ve melek huyludur.
6-Hamamda bir avuç kil verilmiş.Güzel kokuyormuş.Kil'e bu kokuyu nereden aldın demişler."Gül ağacının dibindeydim oradan aldım" diye cevap vermiş.İyi insanlarla oturmak lazım ki, ahlakı bulaşsın
7-Mekke'ye inglizler girdiğinde , müezzin ezan okuyormuş."Allahü Ekber" demiş.İçine ateş düşmüş.(vecde gelmiş).Minareyi altınoluğa çevirip zemzem suyuna yatırmış.Zemzemden içmiş minare yeniden doğrulmuş.Bunu gören İngilizler Müslüman olmuş.Keramet her zaman gösterilmez.İman meselesinde gösterilir.
8-Vücudun shhati akıldır.Beynin ifade alanı da kalbtir.Allah daima kalbe bakar.
9-Akrep karnında yavru yapar,yavru anasını yiyerek meydana çıkarmış.Şimdiki çocuklar Anne babasının dünya ve ahiretini yiyor.Ona göre evlat yetiştiriniz.
10-Dünya hayatı bir saat, o da bulunduğun andır.Bu anı ganimet bil, gafletle geçirme, ibadete vakfet.
11-Üzerindeki yamalığını hor gören birisine :"Allah gökyüzünü parça parça yıldızlarla süsledi"
12-Yağmur akabinde yerde biriken Su başını beklemesindeki sebebi soranlara "Ah bu suların neler anlattığını bir bilseniz"demiştir.
13-İnsanlardan değer beklemek şirktir.Değer Allah'dan beklenir.
Sıkıntılı zamanınızda fetih suresini okuyunuz buyururdu.
1-Sevgi ancak Allah içindir.Bir kalpte iki sevgi olmaz.Allah'dan başka neyi sevrsen o sana perde olur.(Putundur)
2-Bu devirde Müslümanlar para ve şehvet ırmağını geçemiyorlar.Bu nedenle menzile (Hakk'a ) ulaşamıyorlar.
3-Allah'ın yanında dünyanın "sivrisineğin kanadı kadar"değeri yoktur.Sende kıymet verme gönül bağlama.
4-Ne yersen ye hepsi değişik renkteki ottur.
5-Dana ve tavuk eti yemeyin.Çünkü her hayvanın kendine özgü nefsani yönü vardır.Bu insana nüfuz eder.Koyun eti yiyiniz.Çünkü o uysal ve melek huyludur.
6-Hamamda bir avuç kil verilmiş.Güzel kokuyormuş.Kil'e bu kokuyu nereden aldın demişler."Gül ağacının dibindeydim oradan aldım" diye cevap vermiş.İyi insanlarla oturmak lazım ki, ahlakı bulaşsın
7-Mekke'ye inglizler girdiğinde , müezzin ezan okuyormuş."Allahü Ekber" demiş.İçine ateş düşmüş.(vecde gelmiş).Minareyi altınoluğa çevirip zemzem suyuna yatırmış.Zemzemden içmiş minare yeniden doğrulmuş.Bunu gören İngilizler Müslüman olmuş.Keramet her zaman gösterilmez.İman meselesinde gösterilir.
8-Vücudun shhati akıldır.Beynin ifade alanı da kalbtir.Allah daima kalbe bakar.
9-Akrep karnında yavru yapar,yavru anasını yiyerek meydana çıkarmış.Şimdiki çocuklar Anne babasının dünya ve ahiretini yiyor.Ona göre evlat yetiştiriniz.
10-Dünya hayatı bir saat, o da bulunduğun andır.Bu anı ganimet bil, gafletle geçirme, ibadete vakfet.
11-Üzerindeki yamalığını hor gören birisine :"Allah gökyüzünü parça parça yıldızlarla süsledi"
12-Yağmur akabinde yerde biriken Su başını beklemesindeki sebebi soranlara "Ah bu suların neler anlattığını bir bilseniz"demiştir.
13-İnsanlardan değer beklemek şirktir.Değer Allah'dan beklenir.
Sıkıntılı zamanınızda fetih suresini okuyunuz buyururdu.
SADİ-İ ŞİRAZİ
Kimin üstü başı tmiz fakat ahlakı pis ise ona cehennem kapısı açmaya anahtar lazım değildir.Cehennemin anahtarı onun fena ahlakıdır.
Cenabı Hakk7ın eşiğinde acizlik, miskinlik, kendi ibadetine güvenerek gururlanmaktan daha iyidir.
Eğer mert isen mertlikten bahseyleme.Her binici topu çelip çıkaramaz.
Kendini iyilerden sayacak olursan kötüsün.Allahlık insanda benlik olmaz.
Fıstık gibi kendinde bir iç var zanneden kimse , soğan gibi kabuk çıkar.
Benlikli itaat işe yaramaz.Binanaleyh benliği bırakda itaatte kusur ediyorum diye özür dilemeye bak.
Hakk'a karşı iyi, halka karşı kötü olan kimse , ibadetinden müstefit olamaz.
Nezdi ilahide , bedbaht ayyaş ile kendini ibadet için sıkan zahidin farkı yoktur.Cenabı Hakk birincinin günahından butazarrır olmaz.İkincinin ibadetinden müstefit olmaz.
Arkadaş zühdü takvaya , sıtkı safaya çalış .Fakat hazret-i Peygamber'in yaptığından fazlasını yapmaya kalkışma .Derecesiz beyazlık isteme .Çok beyazlık da çok siyahlıkda istemez.
Akıllardan yadigar söz kalır.Sadi'den şu sözü yadigar tut:Allah'dan korkan günahkar, ibadetine güvenen abidden daha iyidir.(Sai Şirazi
Cenabı Hakk7ın eşiğinde acizlik, miskinlik, kendi ibadetine güvenerek gururlanmaktan daha iyidir.
Eğer mert isen mertlikten bahseyleme.Her binici topu çelip çıkaramaz.
Kendini iyilerden sayacak olursan kötüsün.Allahlık insanda benlik olmaz.
Fıstık gibi kendinde bir iç var zanneden kimse , soğan gibi kabuk çıkar.
Benlikli itaat işe yaramaz.Binanaleyh benliği bırakda itaatte kusur ediyorum diye özür dilemeye bak.
Hakk'a karşı iyi, halka karşı kötü olan kimse , ibadetinden müstefit olamaz.
Nezdi ilahide , bedbaht ayyaş ile kendini ibadet için sıkan zahidin farkı yoktur.Cenabı Hakk birincinin günahından butazarrır olmaz.İkincinin ibadetinden müstefit olmaz.
Arkadaş zühdü takvaya , sıtkı safaya çalış .Fakat hazret-i Peygamber'in yaptığından fazlasını yapmaya kalkışma .Derecesiz beyazlık isteme .Çok beyazlık da çok siyahlıkda istemez.
Akıllardan yadigar söz kalır.Sadi'den şu sözü yadigar tut:Allah'dan korkan günahkar, ibadetine güvenen abidden daha iyidir.(Sai Şirazi
20 Temmuz 2018 Cuma
MANEVİ HEDİYELERİ KABULLENMEMEK
Azizim Necib Sultan anlatmıştı.Said Nursi hazretleri sahibü zaman idi.Kafkasya cephesinde orduda albay rütbesinde savaştı.Ruslara karşı esir düştü.Kılıcını Ruslar almak için zor kullanmadı kendisi teslim etti.Esareti esnasında haber gönderdi:"Bolşevikler istila edecek"diye..Ama bizim idarecilerimiz itibara almadılar..çini mürekkeple yazılmış bir eserini hediye etmek istedi.Kabul etmedim.Eğer etse idim bende manevi bir duraklama olacaktı.Aynı Seyyid Ali Baba hazretlerinin bir Nakşi şeyhi ile beni birlikte çağırıp bana manevi görev tevdi etmek istemesinden kaçtığım gibi,bu irşad görevini bana tevdi etme ihtimalini yüksek gördüğüm için,ben bundan ferağat ettim,Ziya Efendi devam etti.Halkın irşadı görevini kabul mübarek bir vazifedir.Ancak ,zahiri makam sahiplerini ntehlikesi gibi, manevi makamların da kendilerine has tehlikeleri vardır.
MÜMKÜNSE SUYU ÇİĞNEYİN
Azizim Necibsultan anlatmıştı:on iki yaşında iken almanca dersimize giren 80 yaşındakiöğretmenimiz:"Çocuklar yiyeceklerini o kadar çiğneyin kimideniz rahat kalsın.Hatta mümkün olursa suyu dahi çiğneyin.Bunun bir hakikat olduğu bugün için kabullenilmektedir.
MÜCEDDİDİ DİN/SAHİBİ ZAMAN 2023
Azizim Necib Sultan'a sordum:Efendim,bu insanlar müceddidi din olan kişiyi nasıl kabullenecekler ve tasdik edecekler.Sultanım buyurmuştu:20023 de gelecek olan Müceddid aynı zamanda sahibül Zaman'dır.İnsanların onu nasıl kabulleneceği bir sırdır ama bir işaret söyliyeyim sen anla:Bugün en fazla borçlu insanı barındıran vilayetimiz Çorum'dur.Her 5 insanın 4 tanesi borçludur.İcralıdır veya değildir.ancak borçluluk oranı bu kadar yüksek olan bir vilayette Ak Parti en yüksek oyu almıştır"
Bu sözden değişik manalar çıkabilir.Osmanlı zamanında halkda dini temeller vardı.Bugünün insanı bundan mahrumdur.Bu durumda inanma açısından boş bir sahifeyi andıran insanımız acaba bu bilgisizliği nedeniyle sahibül zamanı kolayca mı kabullenecekler.Bu husus benim için muammadır.
Bu sözden değişik manalar çıkabilir.Osmanlı zamanında halkda dini temeller vardı.Bugünün insanı bundan mahrumdur.Bu durumda inanma açısından boş bir sahifeyi andıran insanımız acaba bu bilgisizliği nedeniyle sahibül zamanı kolayca mı kabullenecekler.Bu husus benim için muammadır.
TEK TİP ETME GAYRETLERİ
Bütün Müslümanları aynı tornadan çıkmış kalemler gibi tek tip hale getirme çabası hoş değildir ve zaten beyhudedir.
Farklı farklı mizaçlar oldukça farklı farklı ‘ekoller’, cemaatler, tarikatlar da olacaktır.
Devletin ‘Şu andan itibaren falanca çerçeveye girmeyen Müslüman kalmayacak, bütün Müslümanlar tek tip olacak!’ diyerek cemaat ve tarikatların, dernek ve vakıfların tepesine binmesiyle değişmez bu durum.
Silah zoruyla da değişmez.
Bir süreliğine değişmiş gibi görünse de o görüntü yanıltıcı olur.
Tek parti diktatörlüğünün hüküm sürdüğü 1930’lu-40’lı yıllarda bu iş kesinkes hallolmuş gibi görünüyordu; halbuki cemaat ve tarikatlar o amansız baskı ortamında bile neşvünema bulabildiler.
***
Siyaset dili gönüllerin süruruna yetmez.
Siyasi iktidarın dayatması olan bir ‘maneviyat dili’ de yetmez buna.
Su, kendi mecrasında akmak ister.
Hür gönül, hürriyet içinde tercih yapmak ister.
Kimi Risale-i Nur okumalarında bulur huzuru, kimi de zikir halkalarında.
Kimi gelenekçiliğe mütemayildir, kimi de ıslah ve tecdide.
Bu böyledir ve böyle güzeldir; gökkuşağı gibi.
Tek renkli gökkuşağı olmaz.
Tek tip dindarlık da olmaz.
O ‘tek tip’i belirleyenler allame-i cihan da olsalar ve o ‘tek tip’ aliyyülâlâ da olsa, gene olmaz.
Tekrar: Farklı farklı mizaçlar oldukça farklı farklı ‘ekoller’, cemaatler, tarikatlar da olacaktır.
Bu, eşyanın tabiatının gereğidir.
‘Devlet bütün İslamcı grupların, cemaatlerin ve tarikatların kökünü kazısın!’ diyenler, devleti eşyanın tabiatına isyan etmeye çağırıyorlar(Hakan Albayrak)
BİR CUMA HUTBESİ:DÜĞÜNLERİMİZ
annemiz ile Hz.Ali (kv)hazretlerinin düğün törenindeki çeyiz olan eşyalardan bahsetti.Düğünlerimizde israf yapmayalım fikri çerçevesinde merkezi bir Cum'a hutbesi dinledik.İmam efendi minberden"Resulullah Efendimiz(sav)'in kızı,Hz.Fatımanın cehizinden bahsetti.Bugünün en fukarasında onların bin misli eşya mevcuttur.
Diline sağlık hocam.
1-Sen çocuklarını bu mihval üzerine evlendirebilir misin? cevap:Hayır.soru:Niçin:En başında karım ve kızım kabul etmez.hem etraf ne der?..olmadı hocma.toplum olarak o yerden çok uzaktayız.Üstelik,itibarda israf olmaz deyu trilyonluk araca binen Diyanet reisimize hiç uygun değil.Koruma orduları il gezen idarecilerimiz.Bu ordu bir zaruretmidir?Bu masraf zaruretmidir?bu sorulara cevap verilmeden,hutbelerde bir şeyler anlatmak boşa kürek çekmek gibidir.Zaten anlatan da yaşamıyor ki.
Diline sağlık hocam.
1-Sen çocuklarını bu mihval üzerine evlendirebilir misin? cevap:Hayır.soru:Niçin:En başında karım ve kızım kabul etmez.hem etraf ne der?..olmadı hocma.toplum olarak o yerden çok uzaktayız.Üstelik,itibarda israf olmaz deyu trilyonluk araca binen Diyanet reisimize hiç uygun değil.Koruma orduları il gezen idarecilerimiz.Bu ordu bir zaruretmidir?Bu masraf zaruretmidir?bu sorulara cevap verilmeden,hutbelerde bir şeyler anlatmak boşa kürek çekmek gibidir.Zaten anlatan da yaşamıyor ki.
GIYBET
Gıbet,yalancı abidlerin meyvesi, fasıkların ziyafeti, kralların mahçesi, kendini bilmez kadınların otlağı, müttakilerin ise çöplüğüdür.
TEVBE
Kulunkalptendeğil desadece dil ile tevbe ettim demesi tevbe değildir.Kitap yazmak yahut bilgitoplamakla datevbeolmaz.Tevbe, kulun bütün kainattakileri tevbesinde anması, Mevlasından başka her şeyi kalbinden çıkartmasıdır
UZLET (YALNIZLIK) NEDEN TERCİH EDİLİR
Geçmiş zamanda bazı zatlar, toplu halde bulunmanın tehlikelerinden korkarlar ve bundan dolayı uzleti tercih ederlerdi.Çünkü kalabalık içinde riya, yersiz münakaşa, ucub ve aldatmanın bulunması muhtemeldir.
MUHABBET NEDEN OLUŞUR
İki insan maddi olarak bir araya gelmekle muhabbet oluşmaz.Muhabbetancak , ruhlarımızın cesetlerimiz ile tek mizac haline gelip kaynaşmasıyla oluşur.
Allah dostlarından hiçbirisi bidat ehlideğildir.Onlar edepkonusunda sadece Allah'ın Resulünü takip ederler.Bir edep kuralı olan şu hal Kur'andan bulunur:"Ey Müminler! Sizin eviniz olmayan evlere izin alıp ev halkına selam vermeden girmeyin(Nur 24/27).
Allah dostlarından hiçbirisi bidat ehlideğildir.Onlar edepkonusunda sadece Allah'ın Resulünü takip ederler.Bir edep kuralı olan şu hal Kur'andan bulunur:"Ey Müminler! Sizin eviniz olmayan evlere izin alıp ev halkına selam vermeden girmeyin(Nur 24/27).
19 Temmuz 2018 Perşembe
ALLAH DOSTLARINDA NE OLMAZ
Allah dostunda BULUNMAYANLAR:
haset,
isyan,
aldatma,
kendini beğenme,
gösteriş,
başkalarının önünde eğilme,
Yalan,
Kibir,
Ucub,
Şımarıklık, övünme,
boş söz,
nefsingayrı meşru isteklerine uyma,
meclislerdeenöndeoturma,
kendinin devar olduğunu gösterme,
münakaşa,
başkalarını imtihan etme,
onların noksanlarını söyleme,
sui zanda bulunma,
gibi hususlar bulunmaz.O güzel ve gösterişli elbise giyen kimseler hakkında bu kötü zanda bulunmaz.bu yolda hırka giyerek kendini belli edeni ayıplamaz.Ancak bilerek şeriata muhalefet edenler olursa onlara karşı ilgisiz dedeğildir.
Allah'ın veli kulu mahlukatın kendisine hürmet etmesine , ona saygı duymasına, onun için ayağa kalkıp oturmasına, onu kabul veya reddetmesine ve buna benzer zahiri hallere iltifat etmez.O,yalnız Allah Teala tarafından gelecek iltifatı sever.
haset,
isyan,
aldatma,
kendini beğenme,
gösteriş,
başkalarının önünde eğilme,
Yalan,
Kibir,
Ucub,
Şımarıklık, övünme,
boş söz,
nefsingayrı meşru isteklerine uyma,
meclislerdeenöndeoturma,
kendinin devar olduğunu gösterme,
münakaşa,
başkalarını imtihan etme,
onların noksanlarını söyleme,
sui zanda bulunma,
gibi hususlar bulunmaz.O güzel ve gösterişli elbise giyen kimseler hakkında bu kötü zanda bulunmaz.bu yolda hırka giyerek kendini belli edeni ayıplamaz.Ancak bilerek şeriata muhalefet edenler olursa onlara karşı ilgisiz dedeğildir.
Allah'ın veli kulu mahlukatın kendisine hürmet etmesine , ona saygı duymasına, onun için ayağa kalkıp oturmasına, onu kabul veya reddetmesine ve buna benzer zahiri hallere iltifat etmez.O,yalnız Allah Teala tarafından gelecek iltifatı sever.
ALLAH DOSTLARI
Allah dostları içinde bulundukları huzurortamına göre ,
bazen teferruatlı bir şekilde , bazen dehakikat lisanı ile konuşurlar.Onların
hallerinin tatmadan , kendilerinitanıyamayız ve onların iç alemlinenüfuz
edemeyiz.Çünkü, yüzmebilmeyen birisinin kendisini denizeatması kendi zararınadır.Unutulmamalıdır ki
bizevacip olan Allah dostlarının duasını almak veonların bereketlerinden
istifade etmektir.Onların amelleri gibiamel işliyemeyeceğimizden yapılacak
budur.
Allah dostlarının lisanları maneviyat aleminedaldıkları
vakit çeşit çeşit olur.Onların işaret ve kelimelerinden anlaşılabilenler olduğu
gibi , anlaşılamayanlar da olabilir.Onların öyle hallerivardır ki birkısmı
tabir ve tefsir edilir, bir kısmı ise edilmez.Onların öylesırları vardırki
hiçbir tevilci , hiçbirtabirci ve hiçbir tefsirci muttali olamaz.Bu nedenle
Allah dostlarının hallerikonusunda Allah’a teslim olmak ve onlara hüsnü zanda
bulunmak düşer.Allah dostlarına iftira atan ve dil uzatanlara Allah buğz eder,
yardımını keser,ibadetlerini kabul etmez.
Allah dostlarının ahlakını öğrenmemek muhrumiyetesebeb olur.Onlara karşı edebe riayet etmemek ise helakegötürür.Allah'ın rahmet kapısı açıktır ve hiçbir zaman kapanmamıştır.Allah dostları daima Allah'ın rahmet kapısında durup yalvarırlar.
Allah dostlarının ahlakını öğrenmemek muhrumiyetesebeb olur.Onlara karşı edebe riayet etmemek ise helakegötürür.Allah'ın rahmet kapısı açıktır ve hiçbir zaman kapanmamıştır.Allah dostları daima Allah'ın rahmet kapısında durup yalvarırlar.
18 Temmuz 2018 Çarşamba
BİR CEZAYİR TÜRKÜSÜ
Yaz gelince gemilerim yağlanır
Güz geline tersaneye bağlanır
Cezayir'de Koçyiğitler eğlenir
Tunus Tarabulus sultan Cezayir
Bir kuşcağız geldi kondu serene
Selam edin eşe dosta yarane
Bir Mısır haznesi kara diyene
Tunus Tarabulus sultan Cezayir
Bir kuşcağız geldi kondu tekene
Öte öte kara bağrım tükene
Koçyiğitler arzu çeker vatana
Tunus Tarabulus sultan Cezayir
Cezayir'in sağ yanında üç top atılır
Şddetinden aylar günler tutulur
Sarı saçlı kızlar yesir satılır
Tunus Tarabulus sultan Cezayir
Gemilerim birir birer çektim adaya
Sığınalım Yadan'a Hüda'ya
Cezayir bekçisi Veli Dede'ye
Tunus Tarabulus sultan Cezayir
Demur attkım halatlarım çürüdü
Yüreğimde yağ kalmadı eridi
Onbir ay deyince dağlar göründü
Tunus Tarabulus sultan Cezayir
Cezayir'in teknesi karanlık anbar
Etrafını sorarsan çarkılan çenber
Aman mevlam bizi sılaya gönder
tunus Tarabulus sultan Cezayir.
On bir ay deyince göründü dağlar
Üce reis oturmuş dümende ağlar
O bir yiğit içinde beşyüz asker evler
Tunus Tarabulus sultan Cezayir.
Geminin direği camdır dayanmaz
Arkadaşlar gaflet bastı uyanmaz
Kara yakın derler kalbim dayanmaz
Tunus Tarabulus sultan Cezayir
Cezayir'de (birden)üç top atıldı
Şiddetinden aylar günler tutuldu
Ecel bize mıskal mıskal satıldı
Tunus Tarabulus sultan Cezayir
(Yüzyıllar evvel Türk levendlerinin milli şeref ve vazife uğrunda açık denizlerde on bir ay kara parçası görmeden geçen su üstü gurbetinin bugün bizim için saltanatlı mazi hatırasıdır.
Güz geline tersaneye bağlanır
Cezayir'de Koçyiğitler eğlenir
Tunus Tarabulus sultan Cezayir
Bir kuşcağız geldi kondu serene
Selam edin eşe dosta yarane
Bir Mısır haznesi kara diyene
Tunus Tarabulus sultan Cezayir
Bir kuşcağız geldi kondu tekene
Öte öte kara bağrım tükene
Koçyiğitler arzu çeker vatana
Tunus Tarabulus sultan Cezayir
Cezayir'in sağ yanında üç top atılır
Şddetinden aylar günler tutulur
Sarı saçlı kızlar yesir satılır
Tunus Tarabulus sultan Cezayir
Gemilerim birir birer çektim adaya
Sığınalım Yadan'a Hüda'ya
Cezayir bekçisi Veli Dede'ye
Tunus Tarabulus sultan Cezayir
Demur attkım halatlarım çürüdü
Yüreğimde yağ kalmadı eridi
Onbir ay deyince dağlar göründü
Tunus Tarabulus sultan Cezayir
Cezayir'in teknesi karanlık anbar
Etrafını sorarsan çarkılan çenber
Aman mevlam bizi sılaya gönder
tunus Tarabulus sultan Cezayir.
On bir ay deyince göründü dağlar
Üce reis oturmuş dümende ağlar
O bir yiğit içinde beşyüz asker evler
Tunus Tarabulus sultan Cezayir.
Geminin direği camdır dayanmaz
Arkadaşlar gaflet bastı uyanmaz
Kara yakın derler kalbim dayanmaz
Tunus Tarabulus sultan Cezayir
Cezayir'de (birden)üç top atıldı
Şiddetinden aylar günler tutuldu
Ecel bize mıskal mıskal satıldı
Tunus Tarabulus sultan Cezayir
(Yüzyıllar evvel Türk levendlerinin milli şeref ve vazife uğrunda açık denizlerde on bir ay kara parçası görmeden geçen su üstü gurbetinin bugün bizim için saltanatlı mazi hatırasıdır.
ALLAH DOSTU
Allah'a giden yol bir çok zorluk ve meşakkatlarle doludur.Ancak neticesi aydınlıktır.Kul ile Allah arasında perde kaldırıldığında kul manevi ilhamlar almaya başlar, nerdeyse levhimahfuzdaki rümuzları okuyacak hale gelir, çok ince manalara muttali olur.,akla hayale gelmeyen manevi zevkler duymaya başlar.Sonra kul kalbi ile birlikte olur.Daha sonra da kalbini aşarak kendisine o yolu bahşeden Yüce Mevla ile birlikte olur çünkü O,insan il kalbi arasına girer (Enfal 8/24)
Kul masivayı terkedince lisanı açılır.
Arif olan kimse irfan makamında kemale erince ,Allah kendisini vasıtasız ilme varis kılar, manevi sayfalarda yazılı bulunan ilimleri öğrenir, onların rümuzunu anlar.hazinelerini bilir, tılsımlarını çözer, ismini ve resmini görür.Allah kendisini noktalarda gizli olan ilimlere bile muttali kılar.
Allah dostlarından öyleleri vardır ki;
konuşmaz ve sorulana cevap vermezler.Gerektiğinde ise lisanı hal ile konuşurlar.Onların susmasında derin sırlar saklıdır.
Allah dostları kendilerine yapılan ihsanların çeşitliliğinden dolayı kısımlara ayrılırlar:
Arifler,
Allah'ı sevenler(muhibler),
Allah sevgisi ile dopdolu olanlar ki bunlara meşğuf denir.
daima zikredenler ve ettirenler,
ibret alanlar ve ibret alınmasına vesile olanlar,
daima hakikatı söyleyenler,
susarak lisanı hal ile konuşanlar,
manevi aleme dalıp gidenler,
nafile oruca devam edenler veya aralıklı olarak oruç tutanlar,
nafile namaza devam edenler veya aralıklı olarak nafile namaz kılanlar,
aşık olanlar,
gecenin yalnız bir kısmında uyuyanlar,
kendilerini her türlü şerre karşı koruyanlar,
Allah'a vasıl olanlar,
devamlı Allah'ın huzurunda olduğunun şuurunda olanlar,
Allah korkusundan dehşete düşüp zayıflıyanlar,
tebessümü adet edinenler,
bazen kabz hali içinde bulunanlar,
imtihana tabi tutulanlar,
vecd içinde olanlar, cezbeye gelip bağıranlar ve ağlayanlar,
cemiyet içine katılan ve katılmayanlar,
hakikat derecesine yükselip içinde bulunduğu hal kendisine galip geldiğinde elbisesini yırtarlar.Bunların halleri kınanmamalı çünkü Allah bazılarından dolayı bazılarına rahmet yağdırır(İbrahim Düssuki)
Kul masivayı terkedince lisanı açılır.
Arif olan kimse irfan makamında kemale erince ,Allah kendisini vasıtasız ilme varis kılar, manevi sayfalarda yazılı bulunan ilimleri öğrenir, onların rümuzunu anlar.hazinelerini bilir, tılsımlarını çözer, ismini ve resmini görür.Allah kendisini noktalarda gizli olan ilimlere bile muttali kılar.
Allah dostlarından öyleleri vardır ki;
konuşmaz ve sorulana cevap vermezler.Gerektiğinde ise lisanı hal ile konuşurlar.Onların susmasında derin sırlar saklıdır.
Allah dostları kendilerine yapılan ihsanların çeşitliliğinden dolayı kısımlara ayrılırlar:
Arifler,
Allah'ı sevenler(muhibler),
Allah sevgisi ile dopdolu olanlar ki bunlara meşğuf denir.
daima zikredenler ve ettirenler,
ibret alanlar ve ibret alınmasına vesile olanlar,
daima hakikatı söyleyenler,
susarak lisanı hal ile konuşanlar,
manevi aleme dalıp gidenler,
nafile oruca devam edenler veya aralıklı olarak oruç tutanlar,
nafile namaza devam edenler veya aralıklı olarak nafile namaz kılanlar,
aşık olanlar,
gecenin yalnız bir kısmında uyuyanlar,
kendilerini her türlü şerre karşı koruyanlar,
Allah'a vasıl olanlar,
devamlı Allah'ın huzurunda olduğunun şuurunda olanlar,
Allah korkusundan dehşete düşüp zayıflıyanlar,
tebessümü adet edinenler,
bazen kabz hali içinde bulunanlar,
imtihana tabi tutulanlar,
vecd içinde olanlar, cezbeye gelip bağıranlar ve ağlayanlar,
cemiyet içine katılan ve katılmayanlar,
hakikat derecesine yükselip içinde bulunduğu hal kendisine galip geldiğinde elbisesini yırtarlar.Bunların halleri kınanmamalı çünkü Allah bazılarından dolayı bazılarına rahmet yağdırır(İbrahim Düssuki)
ÖRNEK ALDIKLARIMIZIN ÖRNEK YAŞANTILARI
Müslümanın örneği Resulullah (sav) ve başta raşit halifeler olmak üzere sahabeler ve evliyaullah hazeratlarıdır.
Efendimiz (sav) şiddetli sıkıntılara maruz kaldı.sabretti.Aç kaldı.karnına taş bağladı.ayakları şişinceye kadar namaz kıldı.
Ebubekir Sıddık hazretleri bütün malını Allah yolunda sarfetti,yiyeceksiz ve giyeceksiz kaldı.
Hz.Ömer (ra) 'ın ameli ve gayreti çokdu.Başına ketenden yapılmış mütevazi bir sarık sarardı ve kendini daima hesaba çekerdi.
Hz.Osman (r.a) her gece Kuran'ı Kerim'i hatmederdi.
Hz.Ali (r.a) sahabenin en zahidlerinden ve mücahidlerindendi.
Bugünün insanları olan biz acizler,bu örneklerimizin hayatlarını yaşama azmi ve niyeti içinde yüzde birini dahi başarabilirsek geri kalanını merhameti bol Kerim olan Rabbim halledecektir.
Haram yediğimiz müddetçe hikmet ve marifet hakkında birşeyler elde edemeyiz.
Allah'ı seversek,O da yer gök ehline bizleri sevdirir.
Yüzlerce insanı memnun etme yükünün altına gireceğine bir Allah dostunun gönlüne gir yeter!
Efendimiz (sav) şiddetli sıkıntılara maruz kaldı.sabretti.Aç kaldı.karnına taş bağladı.ayakları şişinceye kadar namaz kıldı.
Ebubekir Sıddık hazretleri bütün malını Allah yolunda sarfetti,yiyeceksiz ve giyeceksiz kaldı.
Hz.Ömer (ra) 'ın ameli ve gayreti çokdu.Başına ketenden yapılmış mütevazi bir sarık sarardı ve kendini daima hesaba çekerdi.
Hz.Osman (r.a) her gece Kuran'ı Kerim'i hatmederdi.
Hz.Ali (r.a) sahabenin en zahidlerinden ve mücahidlerindendi.
Bugünün insanları olan biz acizler,bu örneklerimizin hayatlarını yaşama azmi ve niyeti içinde yüzde birini dahi başarabilirsek geri kalanını merhameti bol Kerim olan Rabbim halledecektir.
Haram yediğimiz müddetçe hikmet ve marifet hakkında birşeyler elde edemeyiz.
Allah'ı seversek,O da yer gök ehline bizleri sevdirir.
Yüzlerce insanı memnun etme yükünün altına gireceğine bir Allah dostunun gönlüne gir yeter!
17 Temmuz 2018 Salı
YENİ DÖNEM YAPILANMALARI
Ülkemizde yeni dönemde yapılanmalar ve değişiklikler, bir anlamda yüzyılda yapılamayacak şeylerdir.Bu nedenle yapılan işlere itiraz etmemek gereklidir.Devlet Başkanına karşı olan kin ve hasedleri nedeniyle yapılanları sürekli eleştirmektedirler."Tek adam" devrini müspet tek adam olarak algılandığında ülke için sebeb olacağı hayrı hesap etmek mümkün değil.Müspet insan eski sistemdekifaydalılığı kısıtlı idi.Yenisistemde kapasitekullanımı sonuna kadarken eski sistemdekapasite kullanımı kısıtlı kalmakta idi. Bu nedenle OLANDA HAYR VARDIR demek gerekir.
MERYEM NE DEMEKTİR?
Meryem "Abide" demektir.Çünkü annesi İmran, hamile kaldığında oğlan doğacağı umudu ile onu beytişerife hizmet için adamıştı.Kız doğunca mahzunlaştı.Ancak Cenabı Hakk ona ilham ederek "üzülme.onda kudreti ilahimin bir sureti olan fevkalade haller bulacaksın"dedi.Zekeriya A.S ne zaman İbadethanedeki Meryem'in kendinemahsus hücresine girdiğinde odada mevsim dışı meyvaların hazır olduğunu görüp taaccüb etmişti.
Hz.Zekeriya Meryemdeki bu lütfu görünce Cenab-ı Hakk'a dua ederek,İmran'ın zevcesinin duasını kabul ettin,benimde duamı kabul et diyerek temiz bir nesil bahşetmesini diledi ve Yahya (a.s) müjdelendi.
Zekeriya (a.s) Hz.Meryem'in teyzesinin kocasıdır.Hz.Yahya ile Hz.İsa teyze çocuklarıdır.Hz.Yahya hiç günah işlememiştir.Yahudiler onu,Hz.Zekeriyayı öldürmüşler,Hz.İsa'ya öldürme kasteddiklerinde Cenab-ı Hakk onu göğe çekmiştir.Hz.Mehdi zuhur ettiğinde tekrar yeryüzüne indirilecektir.
Hz.Zekeriya Meryemdeki bu lütfu görünce Cenab-ı Hakk'a dua ederek,İmran'ın zevcesinin duasını kabul ettin,benimde duamı kabul et diyerek temiz bir nesil bahşetmesini diledi ve Yahya (a.s) müjdelendi.
Zekeriya (a.s) Hz.Meryem'in teyzesinin kocasıdır.Hz.Yahya ile Hz.İsa teyze çocuklarıdır.Hz.Yahya hiç günah işlememiştir.Yahudiler onu,Hz.Zekeriyayı öldürmüşler,Hz.İsa'ya öldürme kasteddiklerinde Cenab-ı Hakk onu göğe çekmiştir.Hz.Mehdi zuhur ettiğinde tekrar yeryüzüne indirilecektir.
ALLAH'A VASIL OLMAK/BİLMEK/BULMAK
İnsan olarak yaratılmamızın maksadıdır.
Ali İmran suresi 31ayeti bunun yolunu gğöstermiştir:"Kul in küntüm tuhıbbunellahe fetti'uniy yuhbibkümüllahü.."
Allah sevmek Reslullah'a tabi olmaktan geçer.Tabi olmak olan mutabaat , muhabbet ile olur.Hakk'a muhabbet, varlığından bir şey kalmayıncaya kadar surette varlığını ve varını O'na vermektir.
Resulullah'a mutabaat üç derecedir:
Avamı müminin mutabaatı:FahriKainatın amaline mutabaat.
Havassın mutabaatı:Fahrikainatın ahlakına mutabaattır.
Ehassı Havasın mutabaatı:Fahrikainatın haline mutabaattır.
İştetam mutabaattan sonra perde açılır.Hak, müşahede olunur.zirvei tevhide gidecek yolun manilerini o vakit Hak Teala kaldırır,matlubumuz olan kurbiyyet hasıl olur.
Ey Resulüm deki:Bana itaat sana itaata bağlı olduğunu ilan et.Allah'a ,Peygamber'e itaat edin de.EğerAllah'a ve Reslullah'a itaattan şyüz çevirirlerse biliniz kiAllah o kafirleri sevmez.
Ali İmran suresi 31ayeti bunun yolunu gğöstermiştir:"Kul in küntüm tuhıbbunellahe fetti'uniy yuhbibkümüllahü.."
Allah sevmek Reslullah'a tabi olmaktan geçer.Tabi olmak olan mutabaat , muhabbet ile olur.Hakk'a muhabbet, varlığından bir şey kalmayıncaya kadar surette varlığını ve varını O'na vermektir.
Resulullah'a mutabaat üç derecedir:
Avamı müminin mutabaatı:FahriKainatın amaline mutabaat.
Havassın mutabaatı:Fahrikainatın ahlakına mutabaattır.
Ehassı Havasın mutabaatı:Fahrikainatın haline mutabaattır.
İştetam mutabaattan sonra perde açılır.Hak, müşahede olunur.zirvei tevhide gidecek yolun manilerini o vakit Hak Teala kaldırır,matlubumuz olan kurbiyyet hasıl olur.
Ey Resulüm deki:Bana itaat sana itaata bağlı olduğunu ilan et.Allah'a ,Peygamber'e itaat edin de.EğerAllah'a ve Reslullah'a itaattan şyüz çevirirlerse biliniz kiAllah o kafirleri sevmez.
16 Temmuz 2018 Pazartesi
AHMET HAKAN'IN RAHATSIZLIĞI
Ahmet Hakan,Adnan Oktar'ın alındığı gün sabahı telefonla arandığını belirtip şüpheli sanığın(Oktar'ın) kendisine "Bana İngiliz derin devleti operasyon çekti.Tayyib Hocamın haberi yok" kabilinden ne anlama geleceği çok ihtimalli bir vakıadan bahsetti.Bugün ise Ahmet Hulusi üzerinden bir hedef gösterdi.
15 Temmuz darbe gecesi şehirdeki alanlarda en ön sıralarda olupda selfi çekip sağa sola paylaşım yapanlara dikkat çekmiştim.Dikkat ön safta olanlar kripto olabilir.Kendilerini gizlemek için "bakın o gece meydanlarda idim.işte kanıtı"gibi.En tehlikeli şey,doğrular içindeki eğrilerdir.Doğru'nun reklama ihtiyacı yoktur.Selfiye ihtiyacı yoktur.daha ötesi kendisini anlatmasına ihtiyacı yoktur .Kimki kendini anlatıyor mutlaka bir maksadı vardır.
Gelelim Ahmet Hakan'a.Meczup portresi çizdiği şahsiyetlerle alakalı olarak geçmişte bir aleyhe yazısı yok.Acaba,başına bir şey gelecek, yahut bu işlere bulaşıklığı iddia edilecek de bu yüzden mi kalemi eline almış ha bire döktürüyor.
Tasavvufta müteşeyyih kelimesi vardır.Sahte şeyh olarak kullanır.işleri ,teşviştir.sahteleri doğru gibi göstermektir.Mesnevi-i Şerif in bir çok yerinde sahte şeyhlerden bahsedilir.Kişilerin inanma ihtiyaçlarından dünyalık olarak yararlanma maksadıyla hareket edenlerden bahseder.Bu nedenle,saltanat yaşamak peygamber yolu değildir.Şöhret ve medyatik olmak Evliya yolu değildir.İsim ve resim varlık işaretidir.Yaşamadığından bahsetmek edep dışıdır.
Din kisvesini , yahut kavramlarını kullanarak dünya talep edenlere Hak Teala dünyevi hesap sormaktadır.Bu nedenle,cemaatlar bu imtihana tabi tutulduklarında bir çok itirafçı çıkabilir.ancak,itirafçılar her zaman masum olmayabilir.
15 Temmuz darbe gecesi şehirdeki alanlarda en ön sıralarda olupda selfi çekip sağa sola paylaşım yapanlara dikkat çekmiştim.Dikkat ön safta olanlar kripto olabilir.Kendilerini gizlemek için "bakın o gece meydanlarda idim.işte kanıtı"gibi.En tehlikeli şey,doğrular içindeki eğrilerdir.Doğru'nun reklama ihtiyacı yoktur.Selfiye ihtiyacı yoktur.daha ötesi kendisini anlatmasına ihtiyacı yoktur .Kimki kendini anlatıyor mutlaka bir maksadı vardır.
Gelelim Ahmet Hakan'a.Meczup portresi çizdiği şahsiyetlerle alakalı olarak geçmişte bir aleyhe yazısı yok.Acaba,başına bir şey gelecek, yahut bu işlere bulaşıklığı iddia edilecek de bu yüzden mi kalemi eline almış ha bire döktürüyor.
Tasavvufta müteşeyyih kelimesi vardır.Sahte şeyh olarak kullanır.işleri ,teşviştir.sahteleri doğru gibi göstermektir.Mesnevi-i Şerif in bir çok yerinde sahte şeyhlerden bahsedilir.Kişilerin inanma ihtiyaçlarından dünyalık olarak yararlanma maksadıyla hareket edenlerden bahseder.Bu nedenle,saltanat yaşamak peygamber yolu değildir.Şöhret ve medyatik olmak Evliya yolu değildir.İsim ve resim varlık işaretidir.Yaşamadığından bahsetmek edep dışıdır.
Din kisvesini , yahut kavramlarını kullanarak dünya talep edenlere Hak Teala dünyevi hesap sormaktadır.Bu nedenle,cemaatlar bu imtihana tabi tutulduklarında bir çok itirafçı çıkabilir.ancak,itirafçılar her zaman masum olmayabilir.
EVLİYA MENKIBELERİNİ YAZMAK
Evliya menkıbelerini küçük çocuklarımıza okutmakta sayısız faideler vardır.Bu menkıbelerden maksat kıyamete kadar hayır ile anılmaktır.Bu menkıbeler daima taze kalır.Bir tohum gibi,anlatılan muhatabının gönlünde bir gün yeşerir.
15 Temmuz 2018 Pazar
GAİBDEN HABER VERMEK
Şeyh İsa Akhisari hazretlerine bir kişi sordu:"Gaibden haber vermek varmıdır şer an?".Hazreti Şeyh dedi ki:
"Enbiyaya, vahiyle ve Rabbiyle söyleşip ve rüyasında gaibden haber verdiler.Evliya dahi rüya ile ve ilham ile Rableriyle söyleştiklerinden haber verdiler.bunlardan gayri gaibden haber verenler yalancıdır"
Bu ilim İdris (a.s) ilmidir.Hz.Ali efendimiz geldi zuhura getirdi.Hüküm Allah'a aiddir.
"Enbiyaya, vahiyle ve Rabbiyle söyleşip ve rüyasında gaibden haber verdiler.Evliya dahi rüya ile ve ilham ile Rableriyle söyleştiklerinden haber verdiler.bunlardan gayri gaibden haber verenler yalancıdır"
Bu ilim İdris (a.s) ilmidir.Hz.Ali efendimiz geldi zuhura getirdi.Hüküm Allah'a aiddir.
BU KELB KADAR SADIK DERVİŞ BULAMADIM
Şey İsa Akhisari hazretler bir kaç dervişiyle Cuma namazına giderken bir evin bahçesinden giderken o evin köpeği havlayarak geldi şeyhin eteğini yapıştı.dervişlerden biri köpeğe vurmak için ileri geldiğinde Şeyh müsaade etmedi:Şeyh dedi ki:"Vurma! bu kelb kadar sende istikamet ve gayret ve sabır ve teslimiyet yoktur.Elli yıldır hilafet seccadesinde irşada oturalıdan bu kelp kadar bir derviş bulamadım" dedi.O derviş dedi ki:"Sultanım, bu köpeğin ne kuderti ve ne kemali vardır ki bizden iyi ola?" deyince şeyh İsa:
"Bu köpek bize havlayarak "Efendim ile aşina olmadan evinin yanına niçin gelirsiniz?der.Efendisinin evini yabancıdan korur.Senin gönlün efendinin evi değilmidir.Her gün şeytan yakın gelse gafilsin.Köpek gibi o evini koruyamazsın.Bu köpeği efendisi dövse dahi küsüp gitmez.Sizden birinizi şeyhiniz incitse yahut dövse küsüp gidersiniz.Fahişe avrat gibi bir erin altına dahi yatarsınız.Öyle olsa kelb kadar sufilerin teslimi yoktur" dedi
"Bu köpek bize havlayarak "Efendim ile aşina olmadan evinin yanına niçin gelirsiniz?der.Efendisinin evini yabancıdan korur.Senin gönlün efendinin evi değilmidir.Her gün şeytan yakın gelse gafilsin.Köpek gibi o evini koruyamazsın.Bu köpeği efendisi dövse dahi küsüp gitmez.Sizden birinizi şeyhiniz incitse yahut dövse küsüp gidersiniz.Fahişe avrat gibi bir erin altına dahi yatarsınız.Öyle olsa kelb kadar sufilerin teslimi yoktur" dedi
ALEMİ KÜBRA
Şeyh İsa Akhisari efendiye bir kişi geldi.:
"Sultanım, alem insanın nüshasıdır, derler.Bu alem, alem-i suğra, insan alem-i kübra" derler gerçekmidir?" dedi.Hazreti Şeyh:
"Gerçekdir.Adem'den mükerrem mahluk yoktur" dedi.O kişi sormaya devam etti:
"Alemde ne var ise Adem de bulunur mu?. Şeyh Bulunur "dedi.Adam:
"Adem'de şeytan nedir?
Şeyh-"Vehm-i faside dir".O kişi :
"Adem'de cin nedir? dedi.Şeyh:"Kuva-yı hayaliyyedir" dedi.Adam:
"Adem'de cennet nedir?"dedi.şeyh:"Kalbdir" diye cevap verdi.Adam:
"Adem'de melekler nedir?"deyince Şeyh:"Kuvvai ruhaniyyedir"dedi.Adam:Adem'de cahim nedir? deyince Şeyh:Vadi-i tabiatdır".O kişi:Adem'de cahimin odu nedir?"deyince Şeyh:Sıfatı gadaptır ve nefsi emmare sıfatları onun yılanlarıdır.
Adam:"Cehennem, cennetin yolu üzerinde"derler.Şeyh efendi dedi ki:
"Her kişi cahime uğrar amma değmesi cennete giremez.Zira nefsi emmare sıatları vadi-i tabiatden başkaldırır.Narı gadaba düşürür.Gece ve gündüz yakar.Müebbed fin nar olur.Meğer mürşidi kamile yetişe ,kötü ahlakını , iyi ahlaka çevire.Bu halk aşılanmadık elma çöğürü gibidir.Ne gölgesinde yatılır ne de meyvesi yenir.Gölgesinde yatsan sıtma tutar.Meyvesini yesen kuruluğundan dolayı boğazında durur.
O kişi dedi ki:Elhamdülillah şimdi aşılanmış aşılanmış manevi armud ağacına eriştim.Manevi gıdayı yedim ve gölgesine eriştim.
"Sultanım, alem insanın nüshasıdır, derler.Bu alem, alem-i suğra, insan alem-i kübra" derler gerçekmidir?" dedi.Hazreti Şeyh:
"Gerçekdir.Adem'den mükerrem mahluk yoktur" dedi.O kişi sormaya devam etti:
"Alemde ne var ise Adem de bulunur mu?. Şeyh Bulunur "dedi.Adam:
"Adem'de şeytan nedir?
Şeyh-"Vehm-i faside dir".O kişi :
"Adem'de cin nedir? dedi.Şeyh:"Kuva-yı hayaliyyedir" dedi.Adam:
"Adem'de cennet nedir?"dedi.şeyh:"Kalbdir" diye cevap verdi.Adam:
"Adem'de melekler nedir?"deyince Şeyh:"Kuvvai ruhaniyyedir"dedi.Adam:Adem'de cahim nedir? deyince Şeyh:Vadi-i tabiatdır".O kişi:Adem'de cahimin odu nedir?"deyince Şeyh:Sıfatı gadaptır ve nefsi emmare sıfatları onun yılanlarıdır.
Adam:"Cehennem, cennetin yolu üzerinde"derler.Şeyh efendi dedi ki:
"Her kişi cahime uğrar amma değmesi cennete giremez.Zira nefsi emmare sıatları vadi-i tabiatden başkaldırır.Narı gadaba düşürür.Gece ve gündüz yakar.Müebbed fin nar olur.Meğer mürşidi kamile yetişe ,kötü ahlakını , iyi ahlaka çevire.Bu halk aşılanmadık elma çöğürü gibidir.Ne gölgesinde yatılır ne de meyvesi yenir.Gölgesinde yatsan sıtma tutar.Meyvesini yesen kuruluğundan dolayı boğazında durur.
O kişi dedi ki:Elhamdülillah şimdi aşılanmış aşılanmış manevi armud ağacına eriştim.Manevi gıdayı yedim ve gölgesine eriştim.
DİRİ KİMDİR? ÖLÜ KİMDİR?
Şeyh efendiye gelen birisi sorar:Efendim,Ölü kalkar, yürür mü söyler mi?.Şeyh Efendi:Evet gelir,halinden sual eder"buyurdu.O kişi tekrar sordu:"Biz ölü müyüz?".Şeyh :Evet ölüsünüz.Sen hareket eden ölüsün, vücudun senin kabrindir.Hergün azabı kabirdesin, bilmez sin"Eğer sen diri olsan ölü halinden sual etmezsin." o kişi "Biz neden ölü olduk?" deyince şu cevab verildi:"Küfürden gönlün ölüdür.Nuru iman gerek, diri olmağa.Senin kabrin içinde iman ziyası yok".Soru soran kişi meğer kafir imiş bu cevap üzerine şehadet getirdi.
ŞEYH GEREKLİMİDİR?
Bir kişi bir şeyh efendiye sordu:"Efendim Şeyh tutmağa delil var mıdır?O zat dedi ki:
"Bey'at ettirmek ve hilafetermek sünneti Rasul ve efali enbiyadır ve Şeyh tutmak sünnet meşayihdir ve delili şudur ki:Kalellahü Taala:Ya Eyyühellezine amenut-tekullahe veb-teğu ileyhil vesilete"(Ey Müminler!Korkun.sizi ona ulaştırıcı kişi isten)Maide 35).
Bizi Hakka yakin etmeğe mürşid-i kamil gerek.Rehbersiz kişi bilmediğin yere sefer edemez ve yalnız gidemez.Bize vacib olan mürşidi kamil ile olmaktır.Nitekim Hak teala buyurur:"Ya Eyyühellezine amenü't-tekullahe ve künu maa's-sadıkin"(Ey müminler! Allah'dan korkun ve gerçek erenler ile olun.Tevbe 119).
Bize vacib olan budur ki hakikat ehli ile birlikte olup ondan el alıp günahlarımıza tevbe etmeliyiz.
"Bey'at ettirmek ve hilafetermek sünneti Rasul ve efali enbiyadır ve Şeyh tutmak sünnet meşayihdir ve delili şudur ki:Kalellahü Taala:Ya Eyyühellezine amenut-tekullahe veb-teğu ileyhil vesilete"(Ey Müminler!Korkun.sizi ona ulaştırıcı kişi isten)Maide 35).
Bizi Hakka yakin etmeğe mürşid-i kamil gerek.Rehbersiz kişi bilmediğin yere sefer edemez ve yalnız gidemez.Bize vacib olan mürşidi kamil ile olmaktır.Nitekim Hak teala buyurur:"Ya Eyyühellezine amenü't-tekullahe ve künu maa's-sadıkin"(Ey müminler! Allah'dan korkun ve gerçek erenler ile olun.Tevbe 119).
Bize vacib olan budur ki hakikat ehli ile birlikte olup ondan el alıp günahlarımıza tevbe etmeliyiz.
CEBİRLE ALAKALI OLMAYAN BİR HADİS-İ ŞERİF
Kale Rasullah (sav):eş- Şakıyyüh fi batni ümmih ves-saidü saidün fi batni ümmih"(Şaki, şakidir ana karnında.Said, saiddir, ana karnında"
Bu hadisi Şeyh İsa Akhisari hazretlerine sordular.Hazreti Şeyh şöyle izah etti:
"Ana karnını seni doğuran ana karnını kıyas etme.Mezheb-i cebre düşersin" dedi.Soru soran o kişi:"Ana karnı nedir?" dedi.Şeyh dedi ki:
"Ana, senin anasır-ı erbaandır ki ana 'heykel' derler ve senin vücudu zahirindir ki hadistir ve onun karnı kalbdir ki ona gönül derler.Said ve şaki olmak hemen gönül tasdikine göredir.Bir kimsenin kalbinde Allah Teala'nın vahdaniyetine ve cem-i enbiyaya temiz itikad yoksa o şakidir.Var sen seni onun karnında yokla.Gör şakimisin ve said misin?"dedi.Soru soran kişi yine sordu:
"Bu hadise ne buyurursunuz.Kale Resullah (sav):
""eş- Şakıyyü kad yes'adü,ve's saidü kad yeşka"(Gah olur ki şaki said olur.Gah olur ki said şaki olur"dedi.Hazreti Şeyh dedi ki:
"Bu dahi kalbin tasdikine göredir.Gah olur ki kalb küfr ihtiyar eder, gah iman.Sehl yerden kişinin itikadına halel gelir.Said iken şaki olur ve bir anda kafir islam'a gelir said olur.Bilcümle bu mezkuratı kalbinle yokla , cebre düşüp amelden kalma.Hergün istiğfar üzre ol kalbini hubbullah ile doldur ve gece gündüz tazarruun Hak'dan yana ziyade eyle ve ümidin kesme.Kadir Çalabım şaki iken said ede.Zira gafururrahimdir.Kulunu esirger ve Yargılar ve günahlarını hayra tebdil eder" dedi.
Bu hadisi Şeyh İsa Akhisari hazretlerine sordular.Hazreti Şeyh şöyle izah etti:
"Ana karnını seni doğuran ana karnını kıyas etme.Mezheb-i cebre düşersin" dedi.Soru soran o kişi:"Ana karnı nedir?" dedi.Şeyh dedi ki:
"Ana, senin anasır-ı erbaandır ki ana 'heykel' derler ve senin vücudu zahirindir ki hadistir ve onun karnı kalbdir ki ona gönül derler.Said ve şaki olmak hemen gönül tasdikine göredir.Bir kimsenin kalbinde Allah Teala'nın vahdaniyetine ve cem-i enbiyaya temiz itikad yoksa o şakidir.Var sen seni onun karnında yokla.Gör şakimisin ve said misin?"dedi.Soru soran kişi yine sordu:
"Bu hadise ne buyurursunuz.Kale Resullah (sav):
""eş- Şakıyyü kad yes'adü,ve's saidü kad yeşka"(Gah olur ki şaki said olur.Gah olur ki said şaki olur"dedi.Hazreti Şeyh dedi ki:
"Bu dahi kalbin tasdikine göredir.Gah olur ki kalb küfr ihtiyar eder, gah iman.Sehl yerden kişinin itikadına halel gelir.Said iken şaki olur ve bir anda kafir islam'a gelir said olur.Bilcümle bu mezkuratı kalbinle yokla , cebre düşüp amelden kalma.Hergün istiğfar üzre ol kalbini hubbullah ile doldur ve gece gündüz tazarruun Hak'dan yana ziyade eyle ve ümidin kesme.Kadir Çalabım şaki iken said ede.Zira gafururrahimdir.Kulunu esirger ve Yargılar ve günahlarını hayra tebdil eder" dedi.
ERENLERİN ACIKMAMASI, SUSAMAMASI
Fiziksel olarak mümkün değildir dense de Evliyaullah menkıbelerinde bu durumun yaşandığı belirtilmiştir.Çünkü bu dereceye ermiş zatların yemeleri ve içmeleri bir başka türlü imiş.Cenabı Hakk'ı müşahede sinin zevki kişiyi daima tok tutarmış.Açlık hissini hiç duymazlarmış.
Açlık hissi nedir?
Vücudun beyne gönderdiği sinyallerdir. Latif varlıkların bizim anladığımız manada kesif gıdalara ihtiyaçları olmayıp gıdaları farklı türdedir.Ruh bölümüne geçenler ruhaniyetin hallerini yaşadıklarından bizim ihtiyacımız olan topraktan yetişmiş kesif gıdalara ihtiyaç duymazlar.Bu yaşamak ve inanmak meselesidir.İtiraz edeni çok olabilir.
Efendimiz iftar etmeksizin peş peşe günlerce oruç tutardı.Bu yöntemi taklit etmek isteyen Sahabeye izin vermezdi."Rabbim beni yedirir içirir siz bilmezsiniz "derdi.Ancak Resululah varislerinden de bu haller zuhur etmiştir.
Açlık hissi nedir?
Vücudun beyne gönderdiği sinyallerdir. Latif varlıkların bizim anladığımız manada kesif gıdalara ihtiyaçları olmayıp gıdaları farklı türdedir.Ruh bölümüne geçenler ruhaniyetin hallerini yaşadıklarından bizim ihtiyacımız olan topraktan yetişmiş kesif gıdalara ihtiyaç duymazlar.Bu yaşamak ve inanmak meselesidir.İtiraz edeni çok olabilir.
Efendimiz iftar etmeksizin peş peşe günlerce oruç tutardı.Bu yöntemi taklit etmek isteyen Sahabeye izin vermezdi."Rabbim beni yedirir içirir siz bilmezsiniz "derdi.Ancak Resululah varislerinden de bu haller zuhur etmiştir.
BUGÜNÜN ŞERİATI,BU GÜNÜN TARİKATI
Ülkemizde dinin emrinin yaşanması tercih sebebidir.Din hükümlerinin yaşanmasında devlet dediğimiz otorite serbesttir.Bir ihtiyaç olan dini hayatı yaşamakla alakalı olarak Diyanet işleri denilen bir teşkilat mevcuttur.Aşikar işlenen haramlara karşı çıkamaz .Çünkü,haram denilen menhiyat devlet eliyle işlenmektedir.Bu nedenle yaşayan bir şeriat olmadığı gibi,dini hayatın tamamının yaşanmasını isteyen kişi sayısı da pek azdır.
Tarikatı denilen dini hükümlerin biraz daha içsel yaşanma yolunun ise temsilcileri gözden kaybolmuşlardır.Çünkü şeriatın yaşanamadığı yerde tarikatın yaşanması daha da zor olacaktır.
Ölüme korkmadan gitmeyi tarikatı aliye öğrettiği için islam düşmanları bu kurumlar içine sızarak ifsat etmişlerdir.Bu nedenle ortada 95 yıldan beri bir kurumsal yapıda kalmamıştır.Bu nedenle;bir Peygamber varisi gereklidir.yine bu zata tabi olacak bir sahabe topluluğu gereklidir.Fitne,fesat ayyuka çıkıp günahlar zirve yaptıkları bir zamanda Hak Teala kalplerini temizleyip genişlettiği bir azınlığı ortaya çıkartacak ve bunlar maddi mülke sahip olacaklardır.
Bu Türkiye de mi gerçekleşecektir? Türkiye bu işin bayraktarı olacaktır.
Tarikatı denilen dini hükümlerin biraz daha içsel yaşanma yolunun ise temsilcileri gözden kaybolmuşlardır.Çünkü şeriatın yaşanamadığı yerde tarikatın yaşanması daha da zor olacaktır.
Ölüme korkmadan gitmeyi tarikatı aliye öğrettiği için islam düşmanları bu kurumlar içine sızarak ifsat etmişlerdir.Bu nedenle ortada 95 yıldan beri bir kurumsal yapıda kalmamıştır.Bu nedenle;bir Peygamber varisi gereklidir.yine bu zata tabi olacak bir sahabe topluluğu gereklidir.Fitne,fesat ayyuka çıkıp günahlar zirve yaptıkları bir zamanda Hak Teala kalplerini temizleyip genişlettiği bir azınlığı ortaya çıkartacak ve bunlar maddi mülke sahip olacaklardır.
Bu Türkiye de mi gerçekleşecektir? Türkiye bu işin bayraktarı olacaktır.
ALLAH MÜLKÜ DİLEDİĞİNE VERİR
Ali imran suresi 26 ayeti.
Hendek harbine hazırlık olarak yapılan çalışma esnasında açılacak bir çukur içindeki bir kaya bir türlü parçalanamayınca külünkü eline alan Efendimiz (SAV) üç vuruşta kayayı parçalar ve tekbir getirir.Her vuruşta darbeden dolayı taştan ateş çıkmaktadır.Efendimiz (SAV) çıkan bu ateş parçaları ile alakalı olarak ümmetine yapacakları fetihlerin müjdesini vermiştir.İlk vurduğu darbede parlayan ateşten Hire,Medayin,Kisra'nın saraylarının gösterildiğini ve kisranın bileziklerinin sahabeden birinin bileğine takıldığını,İkinci darbede Rum'un kırmızı köşklerinin gösterildiğini,üçüncü darbede San'a'nın kasırlarını temaşa ettiğini ve Cebrail (A.s)'ın bu üç yerin ümmeti tarafından fetholunacağı müjdesini verdiğini belirtir.
Bu vaadlere sahabe çok sevindi.Münafık, müşrikler ise:"Bunlar ne kadar zavallı insanlar"diye istihza etmeye başladı."Sizin harp etmeye cesaretiniz yok bir avuç kimselersiniz.Korkunuzdan hendekler kazıyorsunuz, bu yetmiyormuş gibi binlerce senelik medeniyetlere sahip olmaya kalkıyorsunuz,yüzlerce milyon nüfuslara malik olan hükümdarları mağlup edeceğinizden bahsediyorsunuz" dediler.
Bütün varlıklar Hakk'ın olduğunun farkına varmadılar, Allah'ın , mülkünü istediğine vereceğinin farkında değiller.
Bu gün ABD,Rusya,Batı,İsrail bir güç.Müslümanlar ise zaif,aciz,zavallı.Hak Teala Resulullah makamına varis bir zat gönderip kısa zaman içinde ümmeti ayağa kaldırıp birleştirip süper denilen güçlere karşı galip getireceğine inancımız tamdır.Tekrar bu durum yaşanacaktır.
Hendek harbine hazırlık olarak yapılan çalışma esnasında açılacak bir çukur içindeki bir kaya bir türlü parçalanamayınca külünkü eline alan Efendimiz (SAV) üç vuruşta kayayı parçalar ve tekbir getirir.Her vuruşta darbeden dolayı taştan ateş çıkmaktadır.Efendimiz (SAV) çıkan bu ateş parçaları ile alakalı olarak ümmetine yapacakları fetihlerin müjdesini vermiştir.İlk vurduğu darbede parlayan ateşten Hire,Medayin,Kisra'nın saraylarının gösterildiğini ve kisranın bileziklerinin sahabeden birinin bileğine takıldığını,İkinci darbede Rum'un kırmızı köşklerinin gösterildiğini,üçüncü darbede San'a'nın kasırlarını temaşa ettiğini ve Cebrail (A.s)'ın bu üç yerin ümmeti tarafından fetholunacağı müjdesini verdiğini belirtir.
Bu vaadlere sahabe çok sevindi.Münafık, müşrikler ise:"Bunlar ne kadar zavallı insanlar"diye istihza etmeye başladı."Sizin harp etmeye cesaretiniz yok bir avuç kimselersiniz.Korkunuzdan hendekler kazıyorsunuz, bu yetmiyormuş gibi binlerce senelik medeniyetlere sahip olmaya kalkıyorsunuz,yüzlerce milyon nüfuslara malik olan hükümdarları mağlup edeceğinizden bahsediyorsunuz" dediler.
Bütün varlıklar Hakk'ın olduğunun farkına varmadılar, Allah'ın , mülkünü istediğine vereceğinin farkında değiller.
Bu gün ABD,Rusya,Batı,İsrail bir güç.Müslümanlar ise zaif,aciz,zavallı.Hak Teala Resulullah makamına varis bir zat gönderip kısa zaman içinde ümmeti ayağa kaldırıp birleştirip süper denilen güçlere karşı galip getireceğine inancımız tamdır.Tekrar bu durum yaşanacaktır.
14 Temmuz 2018 Cumartesi
ADNAN OKTAR GERÇEĞİ
İslamın ahlaksal boyutunu yozlaştırmak ve bozmak amacıyla İngiliz/İsrail ve Amerikan istihbarat güçleri ile Masonik güçlerin kullandığı,maddi olarak imkan verdiği vazifeli birisidir.Bu kişinin şahsında, yaşantısı nedeniyle İslam aşağılanmaktadır.Bu nedenleCenab-ı Hakk kendisine bir tokat indirmiştir.(Bugün dünyayı değişmiş Osman Kendi isimli birisinin Adnan Oktarla olan bir hadisesi ileride kısmet olursa bloğa yazılacaktır.)
Ülkemiz insanının aile yapısını bozmayı amaçlıyan tüm oluşumlar dış desteklidir.bu nedenle Acun ılıcalı'nın yurt dışında gerçekleştirdiği proğramlar,evlendirme proğramları,arkadaş sitelerine bu proğramların sahiplerine dikkat.Mutlaka İngiliz/İsrail/amerikan gizli servislerinin mamalamaları mevcuttur.Maksat,evlilik dışı bir ilişki ve aile bağlarının zayıflatılarak toplumumuzu çökertmek.
Emperyalizm bu işi hiç bırakmamıştır.İsrail'in hayfa şehrinde kurulan Kadıyanilik.Gulam Ahmed'in kendisini mesih ilan ederek dine fitne sokması tamamıyla İngiliz himayesinde yapılmış bir fitne harekatıdır.Vatikan bunu desteklemektedir.
EVLİYAYA BİR ÇAY ISMARLAMAK
Azizim NecibSultan anlatmıştı.24 yaşında iskenderun'a geldiğimde(1953) iki tane terzi ustasına iş göndermeye başladım.Bunlar yeni evli ve borçlu idiler.Ali Baba rahmetullah,benim dükkanımın önüne gelir bana bakar,içeri girmez ve giderdi.Kendisine muhabbetim oluşmuştu.Bir gün fransızlardan kalma Adliye binasının deniz tarafında kalan bölümde şimdiki adı Kore şehitleri parkı olan yerin bir köşesinde baraka şeklinde bir yerde çay satılırdı.park içinde bir su havuzu vardı.Kış günü olsa gerek Ali Baba hazretleri havuzun kenarında iken yaramaz bir iki çocuk onu havuzun içine itiverirler.Çocuklar kaçarlar.Ali Baba tüm üzeri ıslanmış bir vaziyette havuzdan çıkar bir bankın üzerine oturur.O esnada benim iş verdiğim iki terzi oradadır derler ki bu adam kış günü suya düştü şuna bir çay ısmarlıyalım.Çay ısmarlarlar ve parasını birlikte verirler.Sonra dükkanda bunu bana anlattılar.Ben derhal Ali Babanın ıslanan elbisesini değiştirmek için olay yerine geldimse de Ali Baba 'yı bulamadım.O terzilere bilahere uğradım ve siz bir Allah dostu gördünüz ve ona bir çay ısmarladınız.Bunun mükafatını göreceksiniz "dedim.
Terzilerin her ikisi de borç içinde idi.Bir gün birisi geldi.Dediki:Benim hanımın karısının amcası İstanbul tepebaşında bir meyhane işletiyor.Bizi istanbul'a çağırıyor.dükkanın kasasının başında oturtmak için.Hanımda bu işe istekli.üstelik benim piyasadaki borcumu ödeyecek,çalıştıkça ben geri ona ödeyeceğim.dedi.Ve dükkanı kapatıp İstanbul'a gitti.Bir gün meyhanenin müşterilerinden birisi ile samimiyet kurar ve terzi olması nedeniyle kendisine Askeri dikimevinde iş bulur.Oraya girer çalışır ve emekli olur.Memlekete döner birikimleri,ve kayınpederinden kalan mirasla birlikte yazlık kışlık evlerini edinerek rahat bir hayat sürer.
Diğer terzi ise Kaçakçılık işine bulaşarak Lübnan'a gider.oradan da Almanya'ya gider.Zengin olur.
Değil bir çay ısmarlamak,bir Allah dostunu görmenin bile kişiye sayısız faidesi vardır.
Terzilerin her ikisi de borç içinde idi.Bir gün birisi geldi.Dediki:Benim hanımın karısının amcası İstanbul tepebaşında bir meyhane işletiyor.Bizi istanbul'a çağırıyor.dükkanın kasasının başında oturtmak için.Hanımda bu işe istekli.üstelik benim piyasadaki borcumu ödeyecek,çalıştıkça ben geri ona ödeyeceğim.dedi.Ve dükkanı kapatıp İstanbul'a gitti.Bir gün meyhanenin müşterilerinden birisi ile samimiyet kurar ve terzi olması nedeniyle kendisine Askeri dikimevinde iş bulur.Oraya girer çalışır ve emekli olur.Memlekete döner birikimleri,ve kayınpederinden kalan mirasla birlikte yazlık kışlık evlerini edinerek rahat bir hayat sürer.
Diğer terzi ise Kaçakçılık işine bulaşarak Lübnan'a gider.oradan da Almanya'ya gider.Zengin olur.
Değil bir çay ısmarlamak,bir Allah dostunu görmenin bile kişiye sayısız faidesi vardır.
RIZAYI HAK İÇİN FATİHA DEMEK
Hakk, kulun gönlünde ne olabilir.Lisan ile tafsilatını söylemek lazım değil.Zira,daim tedbir, takdire uygun düşmez.Kul bir dilek dileye efendinin rızası olmaya, o vakit utanma(hacelet) vaki olur ve terki edep etmiş olur ve "bana filanı nasip eyle " diye buyurmak başka enaniyetdir.Enaniyet kişiyi hicaba düşürür ve hırs ve gazap ateşine düşürür.Kişi kendi isteğini terk edip daim Hakk'ın rızasını gözleyip emrine karşı gelmeyip emir ve yasaklara uygun amel edip kendinden kendini talep etmelidir.Talibi Hakk olan batıl nesne talep etmez.ve kalbine dahi düşmez.Rızayı Hakk için Fatiha diyenler tamamıyla teslim olanlardır.
YÖNENLEN YERLER
"Kale Resulillahi sallallahü aleyhi ve sellem:"Men nazara iled dünya fe hüve sahibüşşehve ve men nazara ilel ukba fe hüve sahibü7t-tühme ve men nazara ilel Mevla, fe hüve sahibül-himme"
Efendimiz (sav) buyurmuştur:"Himmeti, (gayreti,yönelişi) dünyaya olan şehvet sahibidir.Ahirete yönelen töhmet sahibidir.Hakk'a yönelen ise himmet sahibidir.
Sümme kale Resulullah(sa)"Ed -Dünya haramün ala ehli-l ahire.Vel ahiretü haramün ala ehlid-dünya ve hüma haramani ala ehlillahi Teala".Dünya haramdır ahiret ehline.Ahiret haramdır dünya ehline ".Günah içinde kötü ahlak sahibine ahirette nasip yoktur.Kötü ahlakını değiştirip iyi ahlaka dönderen kimsede bu hale geldikten sonra cenneti istememeli ,Cenab-ı Hakk'ın cemalini ve rızasını istemelidir.
Efendimiz (sav) buyurmuştur:"Himmeti, (gayreti,yönelişi) dünyaya olan şehvet sahibidir.Ahirete yönelen töhmet sahibidir.Hakk'a yönelen ise himmet sahibidir.
Sümme kale Resulullah(sa)"Ed -Dünya haramün ala ehli-l ahire.Vel ahiretü haramün ala ehlid-dünya ve hüma haramani ala ehlillahi Teala".Dünya haramdır ahiret ehline.Ahiret haramdır dünya ehline ".Günah içinde kötü ahlak sahibine ahirette nasip yoktur.Kötü ahlakını değiştirip iyi ahlaka dönderen kimsede bu hale geldikten sonra cenneti istememeli ,Cenab-ı Hakk'ın cemalini ve rızasını istemelidir.
KAMİLLERİN ŞAKASI YOKTUR
Şeyh İsa Akhisari hazretleri ,BİR DERE KENARINA GELİP GUSL EDİP ABDEST ALMAK İSTEDİ.ÇIPLAK vaziyette iken o şehrin yöneticilerinden birisi geldi.şeyhin sırtına bir şaplak vurdu.
"Kul musun?" dedi.Şeyh "Kulum "dedi.Adam:"Kaçak mısın?" deyince Şeyh "Evet kaçgınım" dedi.Emir, tez giyin gidelim dedi.Şeyh efendi giyinip başına tarikat tacını geçirince Emir büyük hata yaptığını anladı.Atından indi.Şeyhin ayağına düştü."Efendim eksiklik ettim.bilmedim.Sizde bildirmediniz Kaçgınım dediniz"deyince Şeyh efendi:"Tekkenin köşesinde efendime hizmet etsem,sessiz otursam böyle olmazdım.Kaçak değil ya neyim?"dedi.
Adam:"Sultanım affet,bana beddua etme,edersen helak olur giderim,yahut bir derde müptela olurum"dedi.şeyh Efendi:"Pirim Şeyh Kasım ömründe kimseye beddua etmedi.Hak Çalabım saklasın,kimsenin helak kasdına kadir Rabbime dua etmeye yüzüm tutmaz.Korkarın benim dileğim onun takdirine muvafık düşmeye." diye ve hem "falan kulunu zaid(fazladan,lüzumsuz) halk etmişsin faydasızdır"demek gibi gelir.Onun için Halık la mahluk arasına girmem.Var git.Bize ettiğini biz affettik.Amma zalim isen gafil olma,Hak Teâlâ senden azgın bir zalimi senin üzerine gönderir.O sebeb olur , senin bir derde müptela olmana veyahut helakına" dedi.
Sonraki bir zamanda görüldü ki devlete isyan eden birisi etrafındaki eşkıyalarla o şehri kuşatttı.Şehri müdafa edenler arasında o emir de vardı.Asiler o kişiye kılıç sallayıp,Şeyh efendiye vurduğu elini kestiler.O kişi üç gün sesli bir şekilde feryad ederek acı çekti ve öldü.O esnada Şeyh efendi Hac seferinde idi.Döndüğünde bu olayı ona anlattılar ve sırtına şaplak vuran elinin kesildiğini bildirdiler.Şeyh efendi dedi ki;Biz ona gazapla teveccüh etmedik,afını diledik.Gayret hakk'Ne ettiyseyerli yerine koymuş.Gelin canu gönülden "Amin" deyin o kişiye dua edelim ne kadar zalim ise, asi günahkar kul ise ve cehenneme layık ise Hak Çalabım lütfuyla , fazlıyla yargılayıp chenenme komasın.Cennet müyesser edip hicablarını ref edip didarın müşahede ettire" dedi ve duaetti.ındır.Hak affetmemiş.Kadirdir hakkından gelmiş
"Kul musun?" dedi.Şeyh "Kulum "dedi.Adam:"Kaçak mısın?" deyince Şeyh "Evet kaçgınım" dedi.Emir, tez giyin gidelim dedi.Şeyh efendi giyinip başına tarikat tacını geçirince Emir büyük hata yaptığını anladı.Atından indi.Şeyhin ayağına düştü."Efendim eksiklik ettim.bilmedim.Sizde bildirmediniz Kaçgınım dediniz"deyince Şeyh efendi:"Tekkenin köşesinde efendime hizmet etsem,sessiz otursam böyle olmazdım.Kaçak değil ya neyim?"dedi.
Adam:"Sultanım affet,bana beddua etme,edersen helak olur giderim,yahut bir derde müptela olurum"dedi.şeyh Efendi:"Pirim Şeyh Kasım ömründe kimseye beddua etmedi.Hak Çalabım saklasın,kimsenin helak kasdına kadir Rabbime dua etmeye yüzüm tutmaz.Korkarın benim dileğim onun takdirine muvafık düşmeye." diye ve hem "falan kulunu zaid(fazladan,lüzumsuz) halk etmişsin faydasızdır"demek gibi gelir.Onun için Halık la mahluk arasına girmem.Var git.Bize ettiğini biz affettik.Amma zalim isen gafil olma,Hak Teâlâ senden azgın bir zalimi senin üzerine gönderir.O sebeb olur , senin bir derde müptela olmana veyahut helakına" dedi.
Sonraki bir zamanda görüldü ki devlete isyan eden birisi etrafındaki eşkıyalarla o şehri kuşatttı.Şehri müdafa edenler arasında o emir de vardı.Asiler o kişiye kılıç sallayıp,Şeyh efendiye vurduğu elini kestiler.O kişi üç gün sesli bir şekilde feryad ederek acı çekti ve öldü.O esnada Şeyh efendi Hac seferinde idi.Döndüğünde bu olayı ona anlattılar ve sırtına şaplak vuran elinin kesildiğini bildirdiler.Şeyh efendi dedi ki;Biz ona gazapla teveccüh etmedik,afını diledik.Gayret hakk'Ne ettiyseyerli yerine koymuş.Gelin canu gönülden "Amin" deyin o kişiye dua edelim ne kadar zalim ise, asi günahkar kul ise ve cehenneme layık ise Hak Çalabım lütfuyla , fazlıyla yargılayıp chenenme komasın.Cennet müyesser edip hicablarını ref edip didarın müşahede ettire" dedi ve duaetti.ındır.Hak affetmemiş.Kadirdir hakkından gelmiş
ÖLDÜRME !KADİR OLABİLİRSEN ÖLÜYÜ DİRİLT
İnsan oğlunun düşünmeksizin yaptığı işlerdendir:hayvanat ve nebatatı düşünmeksizin öldürmek.Gaflet içinde gezerken attığımız adımın isabet edeceği yere gözetlemeksizin yürümük ve o yürüyüş esnasında ezilip telef olan küçük hayvanlar. Karıncalar, böcekler. Dallarını hoyratça kırdığımız ağaçlar.Bunulardan mesulmüyüz diye soracaksınız.Gafletimizden sorumlu değilmiyiz?sorumluyuz.Sarhoş edici içkiyi içip sarhoş olduktan sonra verdiğimiz zararın tazmini bizden nasıl istenmekte ise de Gaflet içinde iken hayvanata ve bitkilere verdiğimiz zararın hesabı sorulmayacak mı?Zararlı diye, muzır diye insanlar gördükleri yılanı ,fareyi öldürmek için bir gayrete girerler.Avcılar, meşhur olmak için katlettikleri avların başında resim çektirirler.Bilmezler ki bu gençlik gidecek bu ömür bitecek,her şeyin hesabının sorulduğu bir gün gelecek ve zevk için katlettiğimiz hayvanatların hesabı sorulacak.Alemde hiçbir şey abes yaratılmamıştır.Her şeyin bir görevi vardır.bu görevli vasıtalar yok edilirse alemde makinasının bir bölümünü aksatmış oluruz.Buda fesad çıkartmak olarak nitelenir."Bir karınca dan ne çıkar ki" demeyelim .Karınca insan için çok küçük varlık olarak gözükse dahi,insanında karınca kadar küçük olduğu yaratıklar vardır.Bu nedenle bir başka yaratılmış da bizim için "karınca" muamelesi yapabilir.Biz yaratılan her şeyi sevmek ve onun Yaratıcısından dolayı saygı göstermek zorundayız.
12 Temmuz 2018 Perşembe
ŞARAP YÜKÜNE BİLMEDEN YARDIM
Evliyaullahdan Şeyh İsa Akhisari hazretleri bir gün yalnız seyahat ederken birkişi gördü.At üzerindeki Yükü yere devrilmiş vaziyette idi.Yalnız yükünü geri yükliyemiyordu.
Şeyh hazreteri vardı.Yardım edip yükü hayvana yükleye.Yükün urganını bağlarken Şeyh efendinin sakalı bağlanan ipin arasına sıkışmıştıHayvan ansızın yürüyeverdi.Şeyh efendi hayvanın yanınca sakalını kurtaramaz bir müddet gider.Yük sahibi durumu görür gelip kurtarır.Şeyh efendiye şunu söyledi:
Davetsiz gelenin hayi böyle olur.Benim yüküm şarap yükü idi,seni gördüm sufi birisi olduğunu anladım ancak "Gel yüküme yardım et"demeye dilim varmadı.Sen gel demeden bu kadar yardım ettin.Onun için sakalın bağlandı.Bu kadar acı çekerek süründün" dedi.Şeyh İsa hazretleri
"Ben bilmeden harama(şaraba) yakın olmakla dünyada bu kadar hakaret olundum.Acep her gün bilip ve içip karnına koyanların ahiret günü halleri nice ola" diye istiğfara başladı.(Şeyh İsa menkıbesi)
Şeyh hazreteri vardı.Yardım edip yükü hayvana yükleye.Yükün urganını bağlarken Şeyh efendinin sakalı bağlanan ipin arasına sıkışmıştıHayvan ansızın yürüyeverdi.Şeyh efendi hayvanın yanınca sakalını kurtaramaz bir müddet gider.Yük sahibi durumu görür gelip kurtarır.Şeyh efendiye şunu söyledi:
Davetsiz gelenin hayi böyle olur.Benim yüküm şarap yükü idi,seni gördüm sufi birisi olduğunu anladım ancak "Gel yüküme yardım et"demeye dilim varmadı.Sen gel demeden bu kadar yardım ettin.Onun için sakalın bağlandı.Bu kadar acı çekerek süründün" dedi.Şeyh İsa hazretleri
"Ben bilmeden harama(şaraba) yakın olmakla dünyada bu kadar hakaret olundum.Acep her gün bilip ve içip karnına koyanların ahiret günü halleri nice ola" diye istiğfara başladı.(Şeyh İsa menkıbesi)
NURETTİN TOPÇU
43 ncü ölüm yıldönümü.
Şöyle demişti merhum: “Âlem, üç şeyin mecmuundan ibarettir: Varlık, düşünce ve hareket. Bunların hepsini kendinde toplayan insan, üç şeyin peşinde olmak için yaratılmıştır: Hakikatin, hayrın ve güzelliğin.”
“Merhametin olmadığı yerde insan da yoktur” demişti.
Yarınki Türkiye, İsyan Ahlâkı, Varoluş Felsefesi başta olmak üzere çok sayıda kitap ve makale yayınlayan Topçu yeterince toplumumuzda anlaşılamadı.
Bir gün de şöyle demişti: “ Kırk yıl boyunca öğretmenlik yaptım. Okula, mabede gider gibi gittim. Hiçbir derse abdestsiz girmedim.”
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)