KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
BANDIRMALI TATLICI ALİ EFENDİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BANDIRMALI TATLICI ALİ EFENDİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Kasım 2020 Salı
2 Mayıs 2017 Salı
İMAMLIK YAPANLARIN CEMAATA DAVRANIŞI
Bandırma Tekke Câmii imamı Âdem hoca anlatıyor: Tatlıcı Ali abi ömrünün son yıllarında ayaklarından rahatsız olduğu için evden çıkamazdı. Zaman zaman evine ziyarete giderdim. Kendisine genelde “hocam” diye hitap ederdim. Bir defasında: “Estağfirullah, ben hoca değilim, câhil bir tatlıcıyım, hoca sizsiniz” demişti. Bir defasında da: “Âdem Efendi! Namaz bitip imam olarak tesbihat için cemaate döneceğiniz zaman oturduğunuz yerde dönüvermeyin, ayağa kalkın, cemaate dönün, cübbenizin önünü kapatın, hafifçe başınızla cemaati selamlayın, sonra oturun, bu, cemaate saygıdır” dedi. Ben bu sözden önce teravih gibi yorucu namazlardan sonra cemaate dönerken bazen oturduğum yerden dönüyordum. Ali abinin bu tavsiyesinden sonra hep onun dediği gibi yapmaya başladım.
*Bandırma’da bir abimiz anlattı: Tekke Câmii’nin altında bir terzi dükkanına girdim. Tatlıcı Ali abi de içeride idi. Ben içeri girerken dükkanın kapı eşiğine basarak girmişim. Ali abi: “Kapının eşiğine basmak doğru değildir. Orası Yunus Emre hazretlerinin boynunun makâmıdır” buyurdular.
GÖNÜLDEN GÖNÜLE GEÇENLER
Tatlıcı Ali abi (Bandırmalı Ali ÖZTAYLAN)ömrünün son yıllarında hasta idi, bazen hastanede yattığı da olurdu. İstanbul’da hastanede yattığı bir gece saat 11:00 civarında yanında refakatçi olan oğlu Cemal Öztaylan’a: “Oğlum! Bu hastane çayları naylon bardakta ve sallama çay olarak geliyor, demi de iyi değil. Keşke cam bardakta ve iyi demlenmiş çay olsa da içsek” der. Oğlu kendi kendine: “Babamın İstanbul’da birçok dostu var. Birine telefon etsem, cam bardaklar ve demlik çayı alıp getirebilir. Ama gecenin bu saatinde aramak da uygun değil. Hattâ, Cemal’in canı çay istemiş de babasını bahane ediyor olabilir, derler mi? diye düşünürken Ali abinin Ebu’z-ziyâfe lakabıyla bilinen dostu Şevket Usta (Şevket Demirci, vefatı 2009) çıkar gelir, elinde bir demlik çay ve cam bardaklar vardır. “Ali abi, sana çay içmeye geldik” der.(Necdet TOSUN-ALTINOLUK DERGİSİ)
DÜDÜĞÜ ÇALMAK
Ali abi bir defasında mânen hâl sâhibi olduğunu hissettiği meczûb bir zâta: “Efendi! Düdüğü nereden çaldın?” demiş. Maksadı, mânen hangi zâtlardan istifade ettiniz, demekmiş. Adam: “İhlasla ikrâm edilen hiçbir şeyi reddetmedim”, demiş.
BANDIRMANIN SULTANINDAN
Tatlıcı Ali abi bir defasında Bandırma’dan otobüs ile Bursa’ya giderken yanındaki koltukta oturan adam sürekli ceketinin iç cebinden konyak, viski gibi küçük bir şişeyi çıkarıp içmekte, demlenmekteymiş. Ali abi adama bakıp: “Beyefendi! Ben size çok özeniyorum” demiş. Adam: “Bey baba! demiş, bizim neyimize özeniyorsun, ben ayyaş bir adamım, bak otobüste bile duramayıp içiyorum”. Ali abi: “Yok yok, demiş, hani siz içip sarhoş olduktan sonra gecenin bir yarısı sokağa çıkıp Allah diye na’ra atarsınız ya, işte ona çok özeniyorum. Ben de sizin gibi sokağa çıkıp Allah diye bağırmak istedim, içim yandı ama bağıramadım, konu komşudan utandım. Siz ise kimseyi takmadan ne güzel Allah diyorsunuz” deyince yanındaki adam ağlamaya başlamış ve içkiyi bırakmış.(nakleden Prof.Necdet TOSUN-Altınoluk dergisi)
ALİ ÖZTAYLAN EFENDİ'DEN
Bu dönemde Tatlıcı Ali abi rüyasında o dergâhın son şeyhi Bezzâz Ali Rıza Efendi’yi görür. Ali Rıza Efendi: “Ali Efendi! Bizim camimizin inşası için size para verenler olmuş, listesi sizdeymiş, o listeyi görebilir miyim?” der. Tatlıcı Ali abi cebinden listeyi çıkarıp şeyh efendiye uzatır. Ali Rıza Efendi de cebinden bir kalem çıkarıp listedeki iki kişinin üzerini çizer ve listeyi tekrar Tatlıcı Ali abiye iade eder. Hayretle uyanan Ali abi, bu rüyaya ilk anda bir anlam veremez. Sabah tatlı dükkanına gidip çalışmaya başladığında, listeden ismi silinenlerden birisi gelir ve: “Ali abi! Ben sana cami inşaatı için biraz para vermiştim ama şimdi bana da çok lâzım oldu. O parayı geri versen? der. Ali abi meseleyi anlar, demek ki bu adamın parası o mübârek mekâna nasip olmayacak, der kendi kendine, parasını iade eder. Ancak listeden ismi silinen bir kişi daha vardır. Herhalde o da gelip isteyecek diye düşünüp ikinci adamın parasını da bir zarfa koyup bekler Ali abi. Bir süre sonra o adam da gelir, dükkana oturur, fakat bir şey söylemez. Ali abi usulca adamın yanına gider, “cami için verdiğin para, buyur” der ve zarfı uzatır. Adam: “Nereden bildin isteyeceğimi?” der. Ali abi: “Boş ver, sen al git” der ve adam alıp gider.(nAKİL PROF Necdet TOSUN-aLTINOLUK DERGİSİ)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)