1935 li yıllarda Afyon Bolvadin'de yaşayan , hattlıkla meşgul olan İzmirli Hattat Ömer Düştü bey Ali Uulvi Kurucu hazretlerine şunu söylemiştir:"Evladım Konya'da Sultan selim Camii'nde , Neyzen Emin Dede'nin biraderi olan Ömer Vasfi Efendi'nin yazıları var.O yazılar , dünyanın en güzel yazılarındandır.O yazıların altında Ömer Vasfi imzası olmasaydı, insan: Acaba sami Efendinin mi? acaba Şevki Efendi'nin mi?acaba Şefik Bey'in mi yazısı diyebiliriz.Bir de o camide , Sultan Selim Camiinde o tezhibin güzelliği, renklerdeki cazibe, insicam, ahenk,İstanbul camilerinin bir çoğunda yoktur.
KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
8 Şubat 2025 Cumartesi
5 Şubat 2025 Çarşamba
BİR DERVİŞİN HAT AŞKI
Ali Ulvi Kurucu hazretleri nakleder:1980 yılında Alymanya'da idik.Köln şehrinde bir dostun evinde , hayli kalabalık misafirler var idi.Fakir, gönlümü mest eden büyük hattatlardan bahsederken, Rakım'dan başladım.
Kazasker Şefik bey, Şevki, Sami, Kamil Akdik, Hasan rıza, Neyzen emin bey, Ömer Vasfi , Hamid, Halim deyince orada köşede oturan yaşlı başlı bir derviş ki sonradan Muhibbullah Efendi olduğu anlaşıldı, bir şey söyledi.
Öyle ki , hat tarihinde, hat aşıkları arasında , Hat'ta ait böyle derin bir mana ifade eden bir tarif bilmem var mıdır? Dedi ki:
"Efendim, eğer Cenab-ı Hakk buyursaydı ki:
' Kullarım, bana ibadette serbestsiniz; yalnız beni tefekkür edeceksiniz: Kainattaki benim kudretimi, güzel sahneleri mi , kudretime delalet eden acayipleri, seyir ve temaşa edip ; beni gözünüzle, sözünüzle, özünüzle zikredeceksiniz, tefekkür edeceksiniz, gafil olmayacaksınız"
Eğer Rabbim bana böyle bir hürriyet verseydi , ömrümü Beyazıt Üniversite kapısındaki hattat Şefik Bey'in eseri olan DAİRE-İ UMUR-İ ASKERİYYE'YE bakmakla geçirirdim.
Ömrümde duymadığım bu sözü işitince vecd içinde kaldım
26 Ocak 2025 Pazar
MEDİNE-İ MÜNEVVERE'NİN TECELLİLERİ
1991 yılı Ramazan gğecesi Harem-i Şerifte yeni tayin edilen Şıh Eyyub teravih kıldırmakta idi.O ramazan için Ürdünden gelmiş bir aile, iki oğlu ile birlikte her gün teravihe geliyorlar.Namazda o ihtiyar ve iki oğlu hemen önümde idiler.Namazda Şıh Eyyub 25 nci cüzü okuyordu."Ha Mim ayr sin kaf" diye başladı.Bayati makamında , çok hazin bir başlayışla başladı."Melekler, yeryüzündeki emmeti Muhammede , müminlere dua ederler , istiğfar ederler; Cenabl-ı Hak'tan onların affını dilerler.."
Önümde olan o ihtiyar birden yere düştü.İki oğlu selam verdiler.Zemzem suyu getirdiler.İhtiyar oğullarına "Namazınıza devam edin " anlamında el ile işaret yaptıSağ tarafına yatırdılar .Birisi Abasını çıkardı, başının altına koydu.İhtiyar bir taraftan ağlıyordu.
Namaz bitti herkes geçmiş olsun dediler.Ben en geriye kaldım.İhtiyar için için ağlıyordu.Ben yanına yaklaştım."Amca ayet-i Kerime mi dokundu.Seyyidina Ömer'e de böyle olmuştu.Vet Tur suresini birisi okuyormuş,Hz.Ömer'de böyle düşmüş". İhtiyar ağlayarak cevap verdi:
"Bu ayet-i Kerimeyi Şıh Eyup namazda okurken baktım, mihrabda Peygamber-i Ziişan'ı gördüm:Melekler ümmetime dua ederler, istiğfar ederler de ben etmem mi diyor, mihrapta dua ediyordu.Gözümün önünde böyle tecelli etti, dayanamadım, ayaklarım taşıyamadı, yıkıldım.."(Ali UUlvi Kurucu hatıraları)