Tekkeler kapatılalı 95 yıl oldu. En büyük sivil topum/din kuruluşu idi. İnanmak, insanın hücrelerine program edilmiş ilahi bir ihtiyaçtı. Bu ihtiyacı doğru yoldan, doğru vasıtalarla gidermek mesele idi. Derler ki tekkeler zaten kendilerini kapatmışlardı. 95 yıl önce işlevsiz kalmış, kangren olmuş uzuvlar kesilip atıldı. Bu devrime rağmen inanma ihtiyacının önüne geçilebildi mi? değil. Siyasi irade, merkezi otorite ile bu ihtiyaç giderilemez. Giderilmek istense de ortaya garabet çıkar. Ekonomik geri kalmayı dine bağlayanlar başarısızlıklarına bahane arayanlardır. Tekkeler kapatılmakla kaynak kurumuş mu? hayır. Necib Fazıl nasıl Abdülhakim Arvasi hazretlerini bulmuşsa, Nurettin Topçu Abdülaziz Bekkine hazretlerini bulmuşsa kıyamete dek mürşit/mürit ilişkisi devam edecektir. Dini şekil ve kıyafete hasreden, yaptığı hac ve umrelerle cennetteki yerini sağlamlaştırdığını ifade edenler sahibüzzamanın zuhurundan sonra şeklin kaldırıldığı ve tarikatların teke inip vaktin sahibine tabi olmanın asıl olduğu bir zamana uyumda zorlanacaklar belkide ilk önce kendileri direneceklerdir. Amelsiz ve riyazatsız zamane çocuklarının "Hakikat" tan başlayacakları bir devir, sanırım Cemal sıfatlarının değil Celal sıfatlarının tecellisi ile tesis olunacaktır. Bugün nasıl ki bu ülkenin bir çok aydını korkudan dolayı konuşamıyorsa belki o gün dahi şekil, suret Müslümanları suret ve kisvelerini terk etmek zorunda kalacaklar, din adına bir istismar(maddi yahut manevi) kalmayacağı içi hakiki dini yaşamak mümkün olacaktır. Ortada sadece Allah ve Resulü kalacak ve onun temsilcisi bir idareci riyasetinde dünya yeni bir yaşama kucak açacaktır. Türkiye bu sistemde merkezde ve belirleyici konumda olacaktır....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder