20 Nisan 2020 Pazartesi

NASİHAT'I İBRAHİM DESSUKİ

Derviş olan kimse zahiri azalarını (el-/ayak-dil-kulak-göz) zahir şeriatla temiz ve kalbini gafletten tenzih etmek lazımdır.Günahtan kaçınmak zaruri olduğu gibi , hamili Kur'an olanların dillerini şeriatın men ettikleriyle pislemek uygun olmaz. Cümle dervişan ve fukara nazarında muhterem olmalıdır. Siz de ey evlatlarım, onlara muhabbet edip, öyle nazar ediniz. Arifler hasenatını(iyiliklerini) kusurdan addederler. Ebedi saadeti isteyenler her hususta alçak gönüllü olmalıdırlar. Başlangıçta olanlar ruh kapıları açılana kadar açlığı tercih etmelidirler.
Zahiri şeri şerif şeriata aykırı olmadıkça , bir dervişin hal'u şanına ve giyimine ve yediklerine ve içtiklerine itiraz etmeyiniz. Zira dervişleri inkar ve onlara itiraz, muris-i vahşettir. Vahşet ise tarikattan kesilmeyi gerektirir. Şeriat asıldır, hakikat onun Fer'idir. Şeriat, şeri şerifinin hükümlerinin zahiri, hakikatse batını hükümleridir. Evliya makamı bu ikisinde iç içedir. Her ikisine mahsus insanlar vardır.Kamil bu ikisinin arasını cem edendir.
Şeyhlik iddia edipte, Rabbına asi olmaktan sakın. Çünkü o vakit Cenab-ı Hak sana:"Sen ne hayasız adamsın ki bir yandan bana yakınlık idida ediyor, bir yandan da onun tamamen ters işleri yapıyorsun.Bana yakın olmak için o kirli elbiseni yıkamak lazımdır; dava ne vakte kadar karnını haram ile dolduracaksın, adımlarını günahlarına atacaksın .Daha ne kadar uyuyacaksın ki, benim sevgililerim kıyamdadır. Sen müddei yalancı bir iddia sahibisin"buyurur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder