Kader sırrını bilenler iki kısımdır.Birincisi kader sırrını yüzeysel ve özet olarak bilir.Diğeri ise derin ve ayrıntılı olarak bilir.Ancak ayrıntılı olarak bilen, özet olarak bilenden üstündür.Çünkü kaderi ayrıntılı olarak bilen kul, bu bilgisini ya Allah indindeki bilgiden yani Allah'ın ezeli bilgisinde kayıtlı olan kendi ayanı sabitesinden ya da doğrudan Allah'dan alır.Böyle olunca kulun ilahi keşf sayesinde öğrendiği bilgi , Allah'ın bilgisinin aynı olur.Çünkü bilgi aynı kaynaktan alınmıştır.
İlahi keşf:Allah tarafından ilham edilen bulugu/buluş.
Kul tarafından bilinen o bilgi, kendisi için takdir edilmiş bir hayr bir ihsandır.Bu ihsanda o keşf sahibi kulun ayanı sabitesinde kayıtlıdır.İşte bütün bunları Allah kuluna göstermiştir.Ancak kul, edindiği bu bilgileri nasıl öğrendiğini bilemez.Çünkü bu bilgiler doğrudan Zat'dan gelir ve gelen bilginin herhangi bir sureti yoktur
Sonradan edinilen bilgiler , aslında allah'ın kadim olan bilgisine bağlıdır.Ancak tevhid bilgisine sahip olmayanlar , edindikleri bilgileri Allah'a bağlamazlar ve dolayısıyla bu bilgilerden O'nu tenzih ederler.Yani onlar Allah'ın ilmini değil kendi ilimlerini ortaya koyarlar.Bu da aklına dayanarak hareket edenler için en doğru yoldur.İşte bu sebeble onlar; keşif ve şühud sahibi olan tahkik ehli Tanrı erlerinden ayrılmış olur
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder