10 Haziran 2018 Pazar

FAİZ ARTIRIMLARI

Cumhurbaşkanında gözüken iniş çıkışlar,Red ve Kabulleri ,tezatları sağlık sorunlarına bağlayanlar olduğu gibi,kapalı kapılar arkasındaki pazarlıklar,sözler v.s hususlara bağlayanlarda var.Örneği faiz konusu:Dinen haram olan bu husus bir tabu gibi diyanet tarafından asla kaşınmaz.16 yllık AKP iktidarında ise bu husus,enflasyonu düşrerek sıfıra yakın bir yerde tutarak düşük faizn meşru olabileceği anlayışında hareket edilmniştir.Bu nedenle daima faizin karşısında olduğu ifade edilerek Merkez bankasına bu yönhde baskı yapılmıştır.Dövizdeki son hareket “Planlı,sistemli” denip şer güçler işaret edilse de bu hakikatlara karşı göz yummadır.Çünkü deniz bitmiştir.İsrafın ziyade olduğu ve ithalata dayalı bir anlayışta hakikatlarla yüzleşmek istemeyen bir anlayış maalesef kendi sonunu getirmektedir.Devlet garantili dış borç ekonomiyi çökertecektir.

Erdoğan sürekli yüksek faizden şikayet etti. Faizin bütün kötülüklerin anası olduğunu söyledi. Arkasından açıkça Merkez Bankası yöneticilerini hedef aldı. “Siz bu işi bilmiyorsunuz” dedi.sonrasında olanlar ise  %50 ye varan artışlar. kısa sürede yaklaşık yüzde 50’ye yakın arttı. Yüzde 11-12’lerden yüzde 18’lere yükseldi.Bu artışlara karşı Cumhurbaşkanı sessizliğe büründü.Bu sessizliği LONDRA ZİYARETLERİNE BAĞLAYANLAR OLDU.

Faizler artmadan önce iki Londra ziyareti gerçekleşti. Biri Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uzun (3 gün) süren ziyareti. Diğeri, Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya’nın finansçılarla buluşması.

Malum, Londra uluslararası mafyalaşmış finans kuruluşlarının merkezi. Orada kapalı kapılar arkasında neler konuşuldu bilemiyoruz. Ancak uluslararası finans kuruluşlarının yöneticileri, “Türkiye’de faizlerin daha da arttırılacağı izlenimi aldık” demişlerdi.

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Şimşek “Kimseye söz vermedik” açıklaması yaptığı gün, faizler 1,25 daha yükseltildi.

Şüphesiz son artışlar dövizi 4.500 bandının altında tutmak amaçlı idi.Ancak hedef seçimleri atlatana kadar.Eğer yeniden seçilirse dövizin kendiliğinden aşağı seyredeceğini sanarak tekrar faizlerin düşürülmesi kararı alınacaktı.Ama evdeki hesap çarşıya uyacakmıydı.

İsrafın sürdüğü ,ithalatın artmasıa göz yumulduğu bir ortamda dövizdeki düşmüye beklemek ham hayaldir.

Etrafındakilere “Dövizleri bozdurun” diye çıkış yaparken sözleşmeleri döviz üzerinden imzalamak başlı başına bir tezat.Bu nedenle dövize yatırım yapmayın ikazları,tehditleri  hiç inandırıcı değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder