Azizim Necib Sultan anlatmıştı.Hak Teala , benim yaratılış meşrebime "vermeyi"kodlamıştır.ihtiyaç saikiyle bana gelen tüm ihtiyaç sahiplerine akıllı/meczub ayırmaksızın vermeyi bana nasip etmiştir.ihtiyaç sahibi bir ihtiyar vardı.Zaman zaman gelir,ihtiyacını arzeder ben de imkan ölçüsünde verirdim.Verdikten sonra da ağzımdan "Beş kuruşa çok şükür" der imişim.Bu ihtiyar bu sözümden alınırmış.6 yıl sonra geldi ve bana "Hakkını helal et.Ben haksız imişim" dedi. meselenin ne olduğunu bilmediğim için hayret ettim.O bana anlatmaya başladı:Bana yaptığınız yardımın akabinde söylediğiniz Hakkın 5 kuruşuna şükür "sözünden alınırdımve içimden farklı duygular geçerdi.Bir gün akşam eve giderken fırına uğradım.Ekmek 25 kuruştu.Cebimde ise yirmi kuruş vardı.Fırıncı ekmeği bir kağıt içinde tezgahtan uzattı.Bende yirmi kuruşu verdim.Para beş kuruş eksikti.Yarın vereceğimi söylediysem de fırıncı ekmeği geri aldı ve veremem dedi.Ben üzüntü içinde evin yolunu tutdum.Oruç idim.O gece aç kalacaktım.Evime yaklaştığımda karşımdan birisi geldi:"Hayırdır ne düşünüyorsun?" diye bana sordu .Bende ekmekçinin tutumunu anlattım.Hemen cebinden yirmibeşkuruş çıkartıp bana verdi.O zaman beş kuruşunu değerini anladım ve bu sözden dolayı benim yanlış yaptığımı anlayarak özür babında sana geldim"
Hak Teala bana yirmiş kuruş göndermişti.yirmi kuruşta cebimde kalmıştı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder