Hakkın nidasının sesi,bize fikir olarak gelir.Bloğun bir kaç yazı öncesinde sessiz ve harfsiz konuşmaktan bahsedilmiş,bir nebze bu konu ifade edilmişti.Kalbimize gelen bu düşüncelerinde bir geldiği yer(kaynak)vardır ancak bu meçhuldür.Fikirler bilahere azalara sessiz ve harfsiz emreder ve fiiller oluşur.Maddiyata esir olanlara zevk sahiplerinin bu itikadı güç gelir.Bu güçlük vücud mertebelerini anlayamamaktandır.Vücud birdir ancak muhtelif meratipleri ve her bir mertebedeki durum farklılığı hakikatın tam olarak kavranmasına mani olmaktadır.Bir mertebede cemad(cansız,toprak,maden v.s olup ses ve hareket yoktur),bir mertebede nebat(ses yok,hareket yok,renk var),bir mertebe ki hayvanat(hareket var,konuşma yok) yahut insanat (hem konuşma,hem hareket var)olan ve suretlere bürünen yaratılmış(kesret),ancak kendi mertebelerine has kurallara tabi olup biri diğerini algılayamaz diye düşünürüz.İnsanlar nasıl kabileler şeklinde ayrılmışsa diğer mertebedekilerde kabileler şeklinde kendi içlerinde ayrılmışlardır.Her mertebe kendi hakikatlarından varid olan emri ve nidayı işitip anlarlar ve bu emir dairesinde inkılab ve hareket ederler.Aynı mertebede olanların Hakk'ın sesini duyabilmesi önemlidir.Vücud yapısı yönünden aynı mertebenin mamülleri,birbirlerini tanırlar,ancak farklı mertebeye ait bir vücud sahibini anlamak zordur.İmam Şafi hazretleri,Şeybani Rai hazretlerinin yanında iki dizi üzerinde oturur ve dinlermiş.Etraftakiler:"Ya imam.Bu şahıs ümmidir.Sen din alimi bir mezhep imamısın.Bu ne hal?"şeklindeki suallerine:"O,benden daha çok Hakk'ı tanımaktadır"cevabını vermiştir.
KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
3 Mayıs 2016 Salı
HAKKIN NİDASININ SESİNİ DUYABİLMEK
Hakkın nidasının sesi,bize fikir olarak gelir.Bloğun bir kaç yazı öncesinde sessiz ve harfsiz konuşmaktan bahsedilmiş,bir nebze bu konu ifade edilmişti.Kalbimize gelen bu düşüncelerinde bir geldiği yer(kaynak)vardır ancak bu meçhuldür.Fikirler bilahere azalara sessiz ve harfsiz emreder ve fiiller oluşur.Maddiyata esir olanlara zevk sahiplerinin bu itikadı güç gelir.Bu güçlük vücud mertebelerini anlayamamaktandır.Vücud birdir ancak muhtelif meratipleri ve her bir mertebedeki durum farklılığı hakikatın tam olarak kavranmasına mani olmaktadır.Bir mertebede cemad(cansız,toprak,maden v.s olup ses ve hareket yoktur),bir mertebede nebat(ses yok,hareket yok,renk var),bir mertebe ki hayvanat(hareket var,konuşma yok) yahut insanat (hem konuşma,hem hareket var)olan ve suretlere bürünen yaratılmış(kesret),ancak kendi mertebelerine has kurallara tabi olup biri diğerini algılayamaz diye düşünürüz.İnsanlar nasıl kabileler şeklinde ayrılmışsa diğer mertebedekilerde kabileler şeklinde kendi içlerinde ayrılmışlardır.Her mertebe kendi hakikatlarından varid olan emri ve nidayı işitip anlarlar ve bu emir dairesinde inkılab ve hareket ederler.Aynı mertebede olanların Hakk'ın sesini duyabilmesi önemlidir.Vücud yapısı yönünden aynı mertebenin mamülleri,birbirlerini tanırlar,ancak farklı mertebeye ait bir vücud sahibini anlamak zordur.İmam Şafi hazretleri,Şeybani Rai hazretlerinin yanında iki dizi üzerinde oturur ve dinlermiş.Etraftakiler:"Ya imam.Bu şahıs ümmidir.Sen din alimi bir mezhep imamısın.Bu ne hal?"şeklindeki suallerine:"O,benden daha çok Hakk'ı tanımaktadır"cevabını vermiştir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder