27 Aralık 2015 Pazar

Bundan sebep Adem'in Göbek Çukuru yoktur! Doğmamış ki doğrulsun ...... Tülay Kadı

Not: hırsızlık etmeden doyurmak ve soytarılık etmeden güldürmek içindir!

Bencesi değil herkesçesi!
Kendini bilen kimsenin bile bilemeyeceği bilinmezlikleri kast ediyorum!

Bunları, çoğu kimse tekrar edilen hatalar, cevapsız kalmış sorular sanıyor ve kendinden biliyor! 
Ama büyük yanılıyor! 
Bilinmek isteyenin değil asla bilinemeyecek olanın seçimleri aslında bunlar!
Oysa insan kendinden biliyor!

BU için önlem alınamaz, çözülemez ki zaten düğüm değildir, HU' nun ta kendi! 
Arif falan yoktur! Seyredilecek birşey de! Aradan Çekilen ya da geriye kalan da ! 

Daha yaratmak isteğinden bile önce istedikleri... 
Defalarca okunsa bile anlaşılamayacak olan! 
Tekrarlandığı sanılan oysa değişen AN!
Yoksa komik olur!!

Falancadan rivayet eden başka..
Kalbinden rivayet eden başka!
Birde kendinden kendine rivayet eden var! (Kutsal ruh'tan ruhuna rivayet edilen)

Yüce ruhların hepsi bütünün(RUH) bir parçası olsa bile bilinmelidir ki KUTSAL RUH başkadır! 

Ölünce korktuğumuz oysa yaşıyor iken bizi biz yapanlar değildir burası başka!

Yaşamıyor ki ölsün, ölmüyor ki yaşasın! 
Yani BUrada sır râciûn' dur! 
Gömülmek ile alakası yoktur!bilinemeyecek OLanın seçimleridir!
Kimseyi bağlamaz!!!
Hatta kişinin kendini bile!
Kişi' nin yaratılmak isteği bile yok ki...
Komik olur!

Her yere minübüsle gidilmez!
Adem'in kafası kalbi kadar genişlemez!
Bundan sebep Adem'in Göbek Çukuru yoktur! 
Doğmamış ki doğrulsun 
Komik olur :)


Tülay Kadıİçinde nokta olan elmas şekli

RIDVAN BİATININ BUGÜNKÜ YAHUT KIYAMETE KADAR KARŞILIĞI

Sahabe-i Kiram,Rıdvan biyatında,Mal ve canlarını feda etmek suretiyle cihad edeceklerine söz verdiler ve Efendimiz SAV 'in elini tuttular.Bu tabi olmadan dolayı Cenab-ı Hakk ,Melekler nezdinde Sahabe-i Kiram ile ÖĞÜNMÜŞTÜR.Ve bundan dolayı kendilerinin razı olacakları derecede istedikleri ve arz ettikleri kimselere ŞEFAAT  edebilecekleri müjdesini vermiştir.BUGÜNDE İŞ AYNIDIR.Rusulullah Efendimizin varislerine biyat ve bu sayede şefaatlarına vasıl olma hali devam etmektedir.Çünkü, Efendimiz,Hakk'ın fermanı ile  gözünü bu insanlardan ayırmamaktadır.Kefh 18/28:"YA MUHAMMED!SABAH ,AKŞAM RABLERİNE(SIRF)o'NUN RIZASINI DİLEYEREK DUA EDENLERLE BERABER CANDAN SABR(SEBAT)ET.DÜNYA HAYATININ ZİNETİNİ ARZU EDİP TE ,GÖZLERİNİ ONLARDAN AYIRMA".

26 Aralık 2015 Cumartesi

ALLAHIN İPİYLE ALLAH'A YÜKSELMEK YAHUT O İPLE ESFELE İNMEK

Bakara 2/26 :"Kur'an sebebiyle çokları dalalete düşer ve çokları hidayet bulur ve onunla dalalete düşenler ancak fasıklardır.yani ezelde hidayetten hariç olanlardır"Ali imran 3/103 "ALLAHIN İPİNE SARILIN"ayetinden Kur'an'ın manasını doğru anlayın,yanlış anlamak suretiyle delalete düşmeyin denmiştir.İpin suçu yoktur.İnsan o iple yukarıya da çıkar aşağı kuyuya da iner.Eğer sende alem-i ulviye çıkmak hevesi ve sevdası varsa o iple yukarı tırmanabilirsin.Eğer esfele meylin ve hevesin varsa sen onun esfele uzanan kısmına sarılıp tabiat ve zulmet kuyusuna inersin.DÜNYEVİ İKTİDARLARI İÇİN DİNİ SİYASET MEYDANLARINDA KULLANANLAR,ALLAHIN İPİNE SARILIP AŞAĞIYA DOĞRU İNENLERDİR.

KİMİN MÜLKÜ BÜYÜKTÜR?

Cenab-ı Hakk,bir gün Bayazid-i Bistami hazretlerine:"Bayezid'in mi mülkü büyüktür,yoksa benim mi?"diye sual buyurur.Bayezid ise:"Ya Rabbi senin mülkün Bayezid'dir.Bayezid'in ne değeri ve ne ehemmiyeti var?Halbuki Bayezid'in mülkü çok büyüktür ve binihayedir.Çünkü Ya Rabbi Bayezid'in mülkü SEN'sin.SEN'in büyüklüğüne ise hadd-ü payan yoktur,Yarabbi"buyurur.

40 GÜNDE İŞ TAMAMA ERER Mİ?

Şeyhi Aliyyüs Sebti (Palulu)hazretlerine Marifetname isimli kitabı okuyan Mahmut Samini hazretleri,şeyhende şöyle bir sohbet duymuş.Cüneyd Bağdadi hazretlerine bir gün onaltı hoca gelmiş."Biz zahir ilimleri tahsil ettik.Birde ilmi batın varmış şimdi de o ilmi sizden lütfederseniz tahsile geldik"der.Hazreti Cüneyd onların her birini bir hücreye kapatarak bir haftalık derslerini tarif eder.Bir hafta sonra yanlarına uğrayarak kalblerinde ne bulduklarını sorar:Onlarda :"Dünya muhabbeti buluyoruz"derler.Hazret buyurur ki "Dünyanın Hakk nezdinde değeri yoktur,iyi bir şey değildir.bunu kalbinizden çıkarın"der.Hoca efendiler bir hafta daha hücrelerinde çalışırlar.Hafta bitimi Hz.Cüneyd uğrar ve kalblerinde bulduklarını sorar.Hocalar:"Ahiret muhabbeti olduğunu"söylerler.Hazreti Cüneyd:"Gerçi ahiret Şeriftir.fakat ne de olsa Hakteala'ya nisbetle bu da bir şey değildir.Bunu da kalbinizden çıkarınız"der.Hocalar bir hafta daha çalışırlar.Aynı sual tekrar edildiğinde hocalar bu kez:"Kendilerini beğenmek sevdası  ve varlık"olduğunu söylerler.Hz.Cüneyt,bu gibilerin Hakk'a yol bulmalarının mümkün olmadığını belirterek mutlaka terk edilmesini söyler.Bir hafta daha geçer.Hocalar aynı suale bu kez:"Kalbimizde Hakk'tan maada bir şey kalmadığını "söylerler.Erbainleri tamam olsun diye hocaefendileri on gün daha bekletir ve sonra icazetnamelerini vererek aynı usulle insanların irşadına gönderip izin verir.
Söz buraya gelince Mahmut Samini hazretleri ,şeyhine şöyle göz ucu ile bakar ve içinden geçirir:"Cüneyd herkesin işini böyle çabuk çabuk görüyor ,siz niye böyle uzatıyorsunuz?"diye düşünürken şeyhinin nazarı üzerine gelir,kalbinden geçeni anlar ve :"MAHMUD NE BAKIYORSUN?GELENLER HOCA,MÜRŞİDLERİ DE CÜNEYD.ELBETTE BÖYLE OLUR.BİZ NERE..BU İŞ NERE.."

KUR'AN-ı KERİM'in DÖRT HUSUSİYETİ

İmam Gazali hazretleri buyuruyorlar ki:"Kur'an-ı Kerim  dört şey üzerine mübindir.1-Evamir(emirler).2-)İşaret 3-Letaif 4-Hakayık.Bunlardan "Evamir"avamın nasibidir."İşaret"havas'ın nasibidir."Letaif"yani rumuz ve dekayiki Kuraniyye Evliyaullah'ın nasibidir."Hakayık"taEenbiya'nın nasibidir.Mesela :"Namaz kılınız"emrini anlamayacak hiç kimse yoktur.Namaz için abdest alınız emri açıktan açığa emrolunmuştur.Kur'an ayetlerinin hepsi böyle değildir.Mesela Maide 5/54 ayetinde "ALLAH ONLARI SEVER ONLARDA ALLAHI SEVER"ayetinde açık ve sarih bir emir yoktur.Avam bu ayetin ne araştırır ne de anlar.Havas,acaba bunlar kimlerdir?diye tahkike girişir.bunlardan olmaya çalışır.

İNSAN "HUB"dan(SEVGİDEN)yaratılmıştır

Cenabı Hak,"Ben gizli bir hazine idim"hadis-i Kutsisinde bunu bize haber vermiştir.Beşer dünyasına geldikten sonra suretlerle meşgul olarak bu sevgi fiiliyata çıkarılamamıştır.

Bir tohum düşer toprağa

Bir tohum düşer toprağa,
Usulca
Ne tohum farkındadır
Ne de sen farkındasın
Aslında
Ağaca durduğundan
Usulca

Bir tohum düşer toprağa
Tutunmak için hayata
Bir de bakarsın mahşeri bir kalabalık 
Toplanıvermiş etrafında
Sura üflendi zannıyla
Aceleyle kalkıp, yattığı yerden
Koşar bu sırra
Kim bilir belki de o yaşanır
Bu derin heyecanda

Bir tohum düşer toprağa,
Aşk ile filizlenmek sevdasıyla,
Küçücük tohumda,
Hayat verdiği ağacın,
Meyvenin ve hatta yaprağın dahi,
Kaderi yazılıdır aslında,
Sonsuzluğun kaderi,
Gizlenmiştir küçücük tohuma,
…..
Bir tohum düşünce toprağa
Erişir maşukuna
Hayatı okur sonra onda
Haykırır harfsiz söyleyişle sonsuzluğa
Sırrını açıklar cana
Sahi ben biliyor muyum
Okuyabilir miyim bu yazgıyı
Bilmem, kim bilir, belki hala çok uzakta…..
26.12.2015

ZENGİNLİK Mİ SİYASETİ GETİRİR,SİYASET Mİ ZENGİNLİĞİ?

Bu soru iklim ve ülkeye göre değişir.Ancak Hazreti Mevlana efendimizin bir tespiti vardr ki bir düsturdur.Nimet çoğalınca Baş olma isteği uyanır.Yani zenginlik hasıl olduğunda zenginliğin verdiği zevk artık basitleşir,mevki ve makamın vereceği zevke ulaşmak ister.Bizim ülkemizde ise ters bir durum vardır.Siyaset zenginleşme aracıdır.Fukara zamanında,Hazreti Ömer'den dem vuranlar,en küçük bir mevkide bile devletin araçlarını ve gereçlerini önce şahsi işlerinde kullanmada başlarlar.Daha sonra bu işler büyür.Bunlar yapılırken "Haram"olgusu üzerindeki siyah boya şu nedenle silinir:Harp halindeyiz.Dini mübin dünyaya hükmetmeli ve bu nedenle müslüman kuvvetli olmalı.düşmanın elindeki silahla silahlanmalı.bunun için maddi güce ihtiyaç var.Biz zaten bu emvali Allah yolunda harcayacağız.24 saatimizi bu yolda harcayarak cihat etmekteyiz.Buna halk tabiri ile MÜCAHİTLERİN MÜTEAHİTLİĞİ denildiğinde garipsememiş,kafiye uygunluğuna tebessüm etmiştim.Bilmem ki böyle bir imtihan benim başıma gelse benim halim ne olur du?

Mevlana Vakfı  İSKENDERUN

Av.Şemsettin KESER

NİMET ÇOKLUĞUNUN AFETİ

Bloğun önceki yazılarında da işlenmişti.Çünkü,tabiat kuralı gibidir ki(iki kere iki eşittir dört)insanın nefsinin ihtiyaçlarını karşılar nimet çok olursa insan kendisini Hakk'tan müstağni(muhtaç görmeme.zengin v.s) görüp azgın olur.Alak suresi 96/6:"Muhakkak insan,kendisini müstağni görürse ,elbette tuğyan eder".Şura,42/37ayeti:"Ve eğer Allah Teala kullarına rızkı bast etse yeryüzünde bağy ve fesad ederlerdi".Bu nedenle REZZAK olan Cenab-ı Hakk'ın taksimatı Müminler için Rahmaniyyet ölçüsündedir.Sade vatandaşın,fukara zamanındaki hali ile,zenginleştiği zamandaki hali aynımıdır?

CİNS AT VE KATIR MİSALİ

Gaziantepli Bilal Baba hazretleri bir misal getirmiş.Köyde bir ağanın CİNS BİR ATI ve birde Katırı varmış.At hiç iş tutmaz,en güzel bakım ona yapılır.Yine aynı ahırda bir katır vardır.Katır çok çalışır,yük taşır ama cins at kadar rağbet görmezmiş.At yularını kırıp kaçarsa herkes atın kaçısını seyreder:"-Çok güzel kaçtı,çok güzel atladı Maaşallah gibi hayranlık ifade eden sözlerle göz zevki yaşarmış.Katır yuları kırar kaçarsa her kes tutmak için seferber olup arkasından koşar birisini tepmesinden yahut ısırmasından koparak telaş başlar tutana kadar rahatlık olmazmış.İNSANLARDA ALLAHA KARŞI AYNIDIR.Güzel ahlak sahibi cins at gibidir.Bir insanda Allah korkusu her zaman olursa kötü ahlakı olmayıp yahut az olup güzel ahlakı çok olursa o kulunun gidişatını, tıpkı ağanın cinsatının kaçışı seyredenlerin hali gibi ALLAH'ta kulunun gidişatını hoş karşılarmış.İçinde Allah korkusu olmayan bir kul,ne kadar çalışsa da kötü ahlaktan dolayı zararlı olduğundan  katırın kaçışı muamelesine tabi tutulurmuş.

25 Aralık 2015 Cuma

benben taşına ithaftır...

benben taşına ithaftır...




BİRENGİM BEN.
RENKLENDİM DÜŞÜNCE KARANLIĞA
VE AŞIK OLDUM SONSUZ KARANLIKTAKİ RENKLERİME
SEYRETTİM KENDİMİ
KENDİME EĞİLDİM SUDA
GÖRDÜM İLK DEFA BEN BENİ
VE YANSIDIM SONRA ATEŞTEN GÖZLERİMLE
BU İLK ANI KAZIDIM KARATAŞIMA smile ifade simgesi


ya rabbim bu anlamı bu anda bana yazdırdığın için çoook teşekkür etmek isterdim ama bu anlam için teşekkürden acizim
nur cihan
25.12.2015

NEFS MERTEBELERİ VE TECELLİLERİ KARTI


SAĞCI-SOLCU -SABIKLAR AYRIMI

Bu tanımlamayı Cenab-ı Hakk Vakıa suresi 56/8-11 ayetlerinde yapmıştır.Ashabı Meymene(Sağcılardır).Ashab-ı Meşeme (Solculardır).birde ÖNCÜLER(sabıklar)vardır.Üçlü insan ayrımında kimler bu kavram kapsamındadır.Sağcılar için,ibadet edenler,amel defteri sağdan verilenler,kıyamette arşın sağında bulunanlar diye değişik tarifler vardır.Solcular içinde günah içinde olanlar,amel defteri sol tarafltan verilecekler veya arşın solunda bulununlardır denilir.SABIKLAR için ayeti kerime "İşte onlar en çok yaklaştırılmış olanlardır"buyurduğunda Bu yaklaştırmayı şüphesiz Cenab-ı Hakk yaptığından bu kişiler Evliyayı izam efendilerimizdir.

ON İKİ İMAM KİMİN İMAMIDIR?SÜNNİLERİN Mİ?ŞİİLERİN Mİ?

Sünni ve şii ifadelerini kullanmak kesinlikle bir ayrımcılık değil temsil için kullanılmıştır.On iki imam sünnilerin imamlarıdır.Çünkü,İnsanlar Tasavvufu  on iki  imamdan öğrendiler.Şiilikte Evliya kavramı yoktur.Bu nedenle,şii toplumunda Veliler hiç olmamıştır ve velilerden bahsedilmez.On iki imamın yolunda olanlar ehli sünnet anlayışında olanlardır.

"DÜNYA BİR GÜN ATTARIN,BİR GÜN BAYTARINDIR"

Ahmet Amiş Sultan'a atfedilen bu sözle ilgili Amiş sultan buyurur ki:"Allah tecellisini tekrar etmez".Esma-i İlahiye,Zat-ı İlahiye'nin libasıdır.Her an bir libas ile zuhur eder.Onun hükmü bitince diğer bir isimle telebbüs eder."Allah bu dünyada esma ile tecelli buyurur.Hangi esma ile tecelli ederse ,diğerleri ona tabi olur".

"TEN TILSIMI" NE İLE AÇILIR

Her düğümün bir tılsımla açıldığı söylenir.Ten tılsımı da "ALLAH"isminin anahtarı olan "BİSMİLLAH"ile açılır.

ADETULLAH NEDİR?

Allah'ın adeti anlamına gelen bu kavramla Allah Teala'nın kendi yarattığı sebeblerin yine kendi yarattığı sonuçları her zaman vermesidir.Bütün tabiat kanunları gibi maneviyatta da geçerli olan ilahi kanunlara topluca Adetullah da denilir.

TARİKAT YOLU

Tarikat yolu AŞK yoludur.Akıl babı değildir.İmam Gazali ,Necmeddin Kübra hazretlerinin huzuruna gelmiş.Maksadı hazretin içinden çıkamayacağını zannettiği bazı sorular sormak imiş.Fakat Hazret-i Necmeddin Kabız ismiyle tecelli edince ,İmam Gazali'nin bütün bilgileri silinmiş.Hazret o zaman:"Ya Gazali,hafızanı biz kabzettik.Şimdi,kendi ilimlerinin iade olunmasını mı istersin,yoksa batın ilimlerini mi istersin?"deyince Gazali:"Ah efendim,elli senedir bu bilgiyi kazanmak için çok emek sarfettim.Bana onları bağışlayın"diye cevap vermiş.

Mutasavvuf yaşar,tasavvuf felsefesi yapan ise ,mutasavvıfın yaşadığı hayatın üstünde zihin yorar"(Samiya Ayverdi).


Hak yolunun rehberi nefsi dürür kamilin
Dil tahtinin serveri nefsi dürür kamilin
     Nefsini mat eyleyen,ref'i-memat eyleyen
     Nefh-i hayat eyleyen nefsi dürür kamilin
İsteyu git ademi,ademde bu ademi
Sırr-ı nefahtü demi nefsi dürür kamilin
     Sure-yi Necm'i oku anlagıl vahyi Hakk'ı
     Bilesin o mantıkı nefsi dürür kamilin
Ruhul Kudüs demini,ademde iste anı
Ölmüş gönülün canı nefsi dürür kamilin
     Maye-yi zat denilen,feyz-i necat denilen
     Ab-ıhayat denilen nefsi dürür kamilin
Diri kılan tenleri,zinde eden canları
Kaldıran ölenleri nefsi dürür kamilin
     Mevtaya etse nefes,her yane'den gele ses
     Haşreden ey hakşinas nefsi dürür kamilin
Niyazi'yi can eden,zerresini kan eden
Katresin umman eden bir demidir kamilin
Niyazi Mısri (ksa)

ZITLARLA BİRLİKTE YAŞAMAK

Abdülgani Nablusi hazretleri buyurmuştur:"Her kim hem HAKK'I ,hem HALKI;hem FENA'yı hem BEKA'yı;hem HADİS'i hem KIDEM'i;nem kendi acizliğinin kemalini hemde Allah Teala'nın kudretinin kemalinikendi vücudunda bulup,Kulluğu ve uluhiyyeti birbirini görmeye mani perde etmezse ,işte o kimse şek ve şüphelerden ve telvin denilen başka inançlardan kurtulur,tevhid ehli olur".

AYNI SÖZ'ÜN BENZEŞMEYEN ÜÇ HALİ

LAİLAHE İLLALLAH demek başka,
LAİLAHE İLLALLAH 'ı bilmek başka,
LAİLAHE İLLALLAH olmak başkadır.
Bursalı İsmail Hakkı hazretlerinin söylediği gibi BİLMEK kafi değil,BULMAK ve daha sonra OLMAK lazımmış.
Ahmet Tahir Maraşi hazretleri buyurur ki:"Maneviyatta ilerleye ilerleye ,evvela adını,sonra tadını,sonra huzurunu ve nihayet kendini bulursun".

HAZRETİ ALİ EFENDİMİZDEN BİR HADİS

İnsanlara anlayacakları şeyleri anlatın.Allah Teala ve Rasulünün yalanlanmasını istermisiniz?(Buhari,İLİM 49)

ALLAH KORKUSUNUN KİŞİLERE GÖRE DERECELERİ

Nakşi Meşayihlerinden Gaziantepli BİLAL BABA hazretlerine "İNSANLARDA ALLAH KORKUSU NASIL OLMALI"diye sormuşlar.Mübarek şöyle cevaplamış:Ehli Tarikata mensup olmayanda (ehli şeriata mensup olan kişide)Allah korkusu camideki süre kadar(camiye giriş-çıkış süresi) kadar olmalı.Tarikatta olan dervişler içinse Allah Korkusu namaz için Evinden camiye doğru çıkınca başlamalı ve tekrar evine dönünceye kadar bu korku devam etmelidir.Tarikat Meşayihlerinde se bu korku yirmidört saat devam etmelidir."demiştir."Selat-ı Daim"denilen bu olmak gerekir.

İBNİ ARABİNİN KATLİ

SİN ŞIN A GİRDİĞİNDE AŞK OLUR :)
Şeyhi Ekber hazreti Muhyiddin'in katline sebeb şu söz idi:"Ey Şam ahalisi,sizin taptığınız benim ayağımın altındadır"diye bir taş üzerine çıkarak bu sözü söylemişti.Şam halkı,"bizi puta tapmakla"suçladı dedi ve neticede katline ferman çıktı.Hazret,üzerine çıktığı taşın altında bir hazinenin varlığı kerametini söylemedi.Kerameti aşikara çıkarmanın Cenab-ı Peygamber sözüne ters düşeceği için katline razı oldu.Belki şehitlik murat etmekte idi.Bu söz ile maksadına ulaştı.Belki baykuşlar arasına tutsak olmuş doğan kuşunun bıkkınlığı vardı.Vatanını özledi.Şeriat binasını muhafaza gayretkarlarını bulunca bu fırsatı kaçırmak istemedi ve bombanın pimini çekti.BU ÖYLE BİR BOMBA İDİ Kİ SESİ ANCAK 450 YIL SONRA DUYULDU.Mısır fethi dönüşü Yavuz Sultan Selim bu taşı buldurdu ve toprağı kazdırıp  altın hazinesini ortaya çıkardı.Ancak Izhar edeceği keramet bir müddet sonra unutulacaktı ama gizlediği keramet için feda ettiği baş'a;kıyamete kadar ehli irfan serfüru edecektir(başeğecektir).

TATLI TATLI GİTMEK

RUH'un tabiat alemindeki seyri için güzel güzel,tatlı tatlı seyahat etmek varken,düşe kalka binbir zahmet ve meşakketle yolculuk niçin tercih edilir.Cenab-ı Hakk7ın ilahi emirlerine itaat ve yasaklardan kaçınılırsa Ruh'un kendi makamına doğru cesetteki seyri kolay ve tatlı olur.İlahi emirlere uymama ve günahları irtikap etme durumunda hırsızlara yapılan işkence ve azaba düçar bir vaziyette gitmek akıl karı olmasa gerektir.

RUH'UN NÜZULU(İNİŞİ) VE TEKRAR URUCU(ÇIKIŞI)

Ruh,ait olduğu makamdan Cenab-ı Hakk'ın emri ile bu aleme inip cesede girme ile nüzul(iniş)tamamlanmıştır.Tekrar ait olduğu yere dönmesi gereklidir.RUHUN KUVVETİ,Fiillerimiz,sözlerimiz,doğruluğumuzdur.Ruh bunlarla kuvvet bulur.Ruhun asıl makamına ulaşabilmesi için dokuz makam (dokuz sema)aşması gerekir.BİRİNCİ SEMAYI aşabilmek için Müminin Ruhu olmak gereklidir.İkinci göğü aşabilmek ervahı abidin(ibadet edenlerden)olmak gereklidir.Üçüncü göğü aşmak ervahı zühhad(zahid olmak,dünyaya değer vermemek,zühd halini yaşayan) olmakla mümkündür.Böylece mertebe mertebe yükseliş tamam olur.Kişi,bulunduğu mertebenin gereğini yapmazsa bir alt mertebeye düşer.TÜM BU MERTEBELER İÇİN GEREKLİ VASITA İMAN MAKAMIDIR..İman olmadığı takdirde asla yükselmek mümkün değildir.Araf 7/40:"Bizim ayatımızı tekzip edenler ve onlardan istikbar edenler için göğün kapıları açılmaz,deve iğne deliğine girmedikçe cennete girmezler"

HAYVANLIK-İNSANLIK-MELEKLİK VE ÖTESİ AYNI BOYUTTA YAŞANABİLİRMİ

Mümkün olsa gerek.Hayvanlık boyutunu yaşaması için insanın fizikinin (suretinin)değişmesi gerekli olmayıp sireti(içi)hayvani huylarla dolduğu vakit hayvanlığı yaşayacaktır.Keza,Melek boyutunu yaşamak içinde fiziksel değişim gerekli olmayıp iç dünyanın ilahi ahlaka tebdili yeterlidir.Peki bu mümkünken  ÖLÜM niye var oldu?diye sual olunursa denilebilir ki bagajsız yolculuk rahatlıktır.Ceset meşakkattir.Acıkınca yedireceksin,susuyınca içireceksin,sıcaktan,soğuktan koruyacaksın.Eskiyen parçaların tamiri ve bakımı sürekli insanı yoldan alıkoyar.Bunun için ceset terkedilir.

SATRANÇ'TA MAKSAT

Ruh 'u temsil eden ŞAH'ı,yahut diğer bir deyimle ŞAH'ı temsil eden RUH'u korumaktır.Şah korunduğu müddetce oyun devam eder.Hayat-Dünya satrancında,nefs kuvvetlerine karşı akıl kuvvetleri vasıtasıyla ŞAH(RUH)korunurda nefs öldürülürse  oyuncu lutfa mazhar olmuştur.

"EY BÜYÜKLER BENİ ÖLDÜRÜNÜZ ! "

Bu hitabın Hallac'a ait olduğu söylenir.Şeriatı kollamak amacıyla vücudunu katledenlerin cehennemden affına yalvardığı ve buna muvaffak olduğu ifade edilmiştir.ÖLÜM SINIF GEÇMEKMİŞ.Yahut Üst okula geçmekmiş.HAZRETİ İNSAN okuluna gelinceye kadar bizler üç okul bitirdik.Cemadat(cansızlar)alemi.Nebatat(Bitkiler)alemi.Hayvanat alemi.Bu dördüncü okuldan(Beşeriyet -insanlık)sonrası okullara devam etmek için Hallac Ölümü istemekte.Çünkü devam edilen her okulun Lezzetleri,zevkleri birbirinden tamamen ayrı.Nihayeti olmayan EBED'e vasıl olmak için ,Damla'nın denize kavuşarak yok olmak tehlikesinden kurtulması için Hallac bir önce o aleme(okula)gitmek istedi ve yalvardı:"Uktuluni ya sikat"Ey büyükler beni öldürünüz.dedi.

24 Aralık 2015 Perşembe

HAKK'A YAKINLIK SAĞLAMA USULÜ



Beyazid-i Bestami hazretlerine sormuşlar:"Efendim bize bir şey tarif buyurunuz ki biz onunla Cenabı Hakk yaklaşalım"Hz.Beyazıd:"EVLİYAULLAHA MUHABBET EDİNİZ"diye emir buyururlar.Çünkü Evliyaullaha muhabbet edersek ,onlarda bize muhabbet ederler.Yani onların kalblerine gireriz.Onların kalb ve gönülleri nazargahı ilahi olmakla Hak Sübhanehu onların gönlüne nazar ettiğinde bu nazarı Rabbani,evliyaullahın gönlünde  bulunanlara da isabet eder

BEDAVA SAĞLIK HİZMETİ

Parasız tedavi usulü sadece batın hastalıklarına bakan ilahi tabiblere mahsustur.Enbiya ve Evliya ilahi Tabiblerdir.İnsanların kalblerine musallat olan nefsi haztalıkların izalesi için çalışırlar ve bu hizmet karşılığında bizden ücret istemezler.Hizmetten dolayıda bizi minnet altında bırakmazlar.

HAZIRLANMIŞ EKMEK

Büyükler İslam nimetini bir ekine benzetirler.Bu ekin yetişmiş,buğday olmuş sonra un haline gelmiş ve nur ile aşku muhabbet mayası ile yoğrularak ekmek yapılmış,hazırlanmış ve Peygamber Efendimizin saye-i hümayunlarıyla hazır olan bu ekmeği sadece yeme işi kalmıştır.Bu yeme işi,Kur'an'ın zahir emirlerini zahirimize tatbik,batın emirlerini batınımıza tatbik işidir.bu yapılırsa(ekmek yenirse)Cenabı Feyyaz her türlü nimetine bizi mazhar edecektir.

Her daim;Arayan (İbrahim),bulan (Musa),bulunan,(İsa) olunan ise (ahmedi muhtardır)

Her daim;Arayan (İbrahim),
bulan (Musa),
bulunan,(İsa)
olunan ise (ahmedi muhtardır)

BEN" İKİYÜZLÜ "MÜYÜM?

Peygamberler arasında ayrım yapmama emri Evliyaullah için de geçerlidir.Çünkü Evliyaullahın bir yüzü vardır.Ya CEMALDİR,ya CELAL.Peki tüm evliyaullahın sözleri ruhumuzu okşarsa acaba iki yüzlü olurmuyuz?Evliyaullah'daki meşrep farkı mekri Hüda'dır.Çünkü Evliyanın pazarı büyük Alışveriş Merkezi(AVM)gibi her türlü insana göre mal bulunur.Ancak bu dükkanın sahibi çok iyi esnaf olduğundan,müşterinin istidadının ne olduğunu bilir ve o reyona yönlendirir.

AZİZ NESEFİ HAZRETLERİ-İNSANIN YARATILIŞ TARİFİ

"Hak Teala alemde bir şey halk etmek murad ettiği vakit ,o şeyin sureti olan arşa gelir,ve arştan kürsi'ye gelir ve kürsiden sabitatın nurunda açılır.Sonra yedi asumanı geçer,sonra gezegenlerin nuruyla yolculuk eder ve aleme gelir.Alem-i Süflinin padişahı olan tabiat,o misafirin istikbaline pişkeş çeker;ta ki Hz.Huda'dan gelen o misafir-i gaybı kabul ede.O misafirin haline münasip erkanı erbaadan(dört unsur-su,hava,ateş,toprak) bir merkep(cesed) pişkeş çeker.ta ki o misafiri gaybi o merkebe süvar ola(bine) ve alemi şehadette mevcut ola.alemi şehadette  mevcut olduğunda Huda'nın malumu olan o şey yaratılmış olur.Binanaleyh alemi şehadette mevcut olan her şeyin canı alem-i emirdendir.ve o şeyin kalıbı ,alemi halktandır.Hz.Hüda'dan gelmiş olan bu canı pak ne işle gelmiş ise ,o işi tamam ettikte ,tekrar Hüda'ya rücu eder."
"İmdi alem-i emirden nüzul eden her bir ruhu,bu alemi tabiatta bulutlar yağdırdığı su ile,ve güneş harereti ile  ve feleklerin her biri ,henüz fennen münkeşif olmamış olan tesiriyle terbiye ederler.Badehu o şey İnsanı Kamile gelip gıda,fikir ve kuvvet olmakla ,evsaf olur,yani vasıflar nevinden olur ve kesafetten mertebe-i letafete gelir ve mertebei letafetten alemi ulviye rücu ve uruc eder.

BİZİM BİZLİĞİMİZ-HAKİKİ VÜCUD




Bizim bizliğimiz HAKİKİ VÜCUDDANDIR ve o vücud içindedir.EZEL'in bizi icadından maksudu ancak bizim onun hüküm ve kazasına teslim olmamızdır.Ey Müslüman ,bu alem-i kesafette o vücudun vaki olan tecelliyatına teslim olmayı istemek gereklidir,Bu teslimiyette İnsanı Kamil elini tutmakla ,onun gönül dünyasında yer almakla tamama erer.

BU VÜCUT NEDİR?

Cesedimiz,muvakkat bir zaman için emanet alınan eşyadır.Geçici bir elbisedir.HAKİKİ VÜCUD tarafından verilmiş bir sermayedir.Hakiki vücud,beşeriyet mertebesinde bu elbiseyi emaneten vermiştir.ALACAKLI HKK'dır.Yaşantımız devam ederken,vermiş olduğu sermayeden geri ödeme yapmamızı ister.İşte tüm borcu kapatmadan önce arada yapılmasını istediği bu ödentiler,kahır,bela,musibetlerdir.Bu ödemeleri itirazsız yaptığın vakit ASIL VARLIK sahibi bize "AFERİN,gayriyet cünüblüğünden  gusl edip temizlendin ve ikilik enaniyet boyunduruğundan kurtuldun"diye lutuf gelir.Belalar,asıl vücud sahibinin gönderdiği misafirlerdir.O misafir aşağılanmazsa,misafir senden memnun bir şekilde döner ve Hakk'ın huzurunda senin ona karşı şikayetsizliğinden  ve fedakarlığından bahsederse sana Hakkın diğer nimetleri değil Zat'ı sana erişir.

KORKU-İLİM İLİŞKİSİ

Fatır suresi 28 ayeti:"ANCAK ALİMLER ALLAH'DAN KORKAR"ayetindeki ALİM ve KORKU kavramlarını "ALLAH'DAN KORKANLAR ALİMDİR"şeklinde algılamak gereklidir.Çünkü ilim sahibi olmak,korkuyu oluşturmaz.İblis'te ilim sahibi idi.İblisin ilim sahibi olması,korkuyu doğurmadı.Aksine isyanı getirdi.Bu ayetten anlamamız gereken:Kalbimiz de ALLAH KORKUMUZ mevcutsa ALİMİZ demektir.

Ashabı Kehf'in gençleri Allah korkusundan dolayı kaçıp mağaraya sığındılar ve rahmete vasıl oldular.Hadis-i Şerif:"Kişiye ilim olarak Allah'tan korkması,cehalet bakımından kendini beğenmişliği yeter"buyurulmuştur.

DÜNYA ELİMİZDE BULUNSUN,GÖNLÜMÜZDE DEĞİL

Orduları ile birlikte havada seyahat eden Hz.Süleyman'ı gören bir çiftçi şöyle  der:"Cenabı Hakk'ın bu Davut oğlu Süleyman'a verdiği nimeti başka hiç bir kula vermedi".Hz.Süleyman bu sözü işitir derhal tahtı ile o çiftçinin tarasına iner,ve o şiftçiye hitaben buyurur ki:"Davut oğlu Süleyman'ın bu saltanatının ,bu nimetinin hiçbir kıymeti ve ehemmiyeti yoktur.Senin "SÜBHANELLAH veya ELHAMDÜLİLLAH vesair tesbihatın herhangibirini bir kerre söylemekliğin ,İndi İlahide bu nimetlerin hepsinden daha ziyade makbul  ve mergubdur".Efendimiz bir hadislerinde buyurmaktadır ki:"Gafil o kimsedir ki fani'yi  baki üzerine tercih eder".Dünya ve onun metaı fanidir,geçer,biter,yok olur.Ahiret ise daimidir,bakidir.Şeref,devlet,saadet O'nu razı etmektedir.

ALLAH'IN ASKERLERİ

Feth 48/4-7 "Göklerin ve yer'in azab orduları da,rahmet ve nusret orduları gibi Allah'ındır".Bu ayetten "HER NE VARSA ALLAH'IN'DIR"algısı oluşur.Bu durumda Vücudumuzda bulunan ve birbirine zıd olan Ruh ile Nefsin birbiri ile  olan mücadelesinde galip gelmeye çalışan kuvvetler de ALLAH'IN'DIR.Yani Hakk,azab ordusuyla nefse yardım etmekte ise ve nefis galip gelmekte ise,yahut Rahmet ordusu ile Ruh(a yardım etmekte ve Ruh galip gelmekte ise bu nefis sahibi NE YAPSIN?Çünkü,yardım hangi tarafa yapılmakta ise o galip gelecektir.Nefis sahibi derhal Hakka tazarru ve niyaz etmelidir ki helaktan kurtulabilsin.SIRRI KADER KONULARI ÇOK TEHLİKELİDİR.DEĞİL HÜKÜM VERMEK YORUMU BİLE TEHLİKELİDİR.BU NEDENLE "Eksiklik kendi nefsimdendir"demeli ,af niyaz edilmelidir.Parkinson hastasının elinin titremesi ile iradi olarak sağlıklı bir kimsenin elinin titremesinin hükmü aynı olur mu?

BERMURAD OLMAK İÇİN BİMURAD OLMAK GEREKMİŞ

Nasıl bimurad olmalı ki sonunda bermurad olalım.İnsan vücudunda Ruh ve Nefis olmakla her ikisininde muradı vardır.Nefsin muradı,Ruhun muradı.Yani nefsin arzuları,Ruhun arzuları.İşte Nefsin arzularını kesmek BİMURAD olmak demekmiş.Ruhun isteklerine muvafakat etmek BERMURAD olmak demekmiş.

İBADETİN BİR DİĞER ŞEKLİ(MAKBUL OLANI)

Kusuru kendi nefsinde bulmak ibadetin bir diğer şekli olup en makbul olanı imiş.Çünkü,bu ibadet şekline nefis karışmadığı gibi,kötülüğün anası aşağılanmaktadır.40 yıl ibadet etmiş bir zat bir şey için Dua eder ama duası kabul görmez.Nefsine hitaben:Ey nefis bu senin şerrin neticesidir ki duam kabul görmedi".O şahsın bu sözü üzerine Cenab-ı Hak,o vaktin peygamberine buyurur ki:"O kuluma söyle.onun kırk sene ibadetinden ,nefsini-bir kerre bile olsa-kınaması ve aşağılaması bana daha makbuldur".

ARİFLERİ AĞLATAN AYET

CASİYE SURESİ 45/21:"Yoksa kötülükleri kazananlar ,kendilerini;iman edip te iyi iyi amel ve hareketlerde bulunanlar gibi mi yapacağız,dirim ve ölümleri bir mi olacak sandılar?Hükmedegeldikleri bu şey ne fena"Bu ayet-i Celileye Arifleri ağlatan ayet derler.Evliyaullahtan bir çokları bu ayeti kerime ile kendi hallerini ölçerek "Ey nefis!Bilmem ki sen bu seyyiatınla beraber salih ameller işleyenlerin nail olacakları mükafata nail olmak istersin"diye kendi hallerine ağlamışlar ve HALA AĞLARLAR.

23 Aralık 2015 Çarşamba

AŞK İÇRE

Ayrılıktan söz etme ey divane gönül
Güle hicran ile yanarken dertli bülbül
Aşk varoluştur, bekleme başka bir ödül
Aşk içre har olup yanmalı olmak için

Dünüm, yarınım, hepsi ol katında imiş
Benlik denilen şey, koca bir hiçlik imiş
Aşk damla içre sonsuz bir derya imiş
Aşk içre har olup yanmalı olmak için

Lafazanlık yapmakla geçmede ömür
Doymuyor işte nefis, sömür sömür
Gönüller kararmış, misaldir kömür
Aşk içre har olup yanmalı olmak için

Ne zamandır düşünürüm, aşk nedir
Bir kalıbı yok imiş, yar olmak denir
Kalıba sokmaktan amaç bilinmektir
Aşk içre har olup yanmalı olmak için
23.12.2015

ÖNCEKİ ÜMMETLERİN ZİKRİ




Önceki ümmetler ancak 24 saatte bir defa "La ilahe illallah"demeye mezun idiler.Cenab-ı Hak bunlara "Siz beni zikredin,bende sizi zikredeyim(Bakara 2/152)dememiştir.Ancak Ümmeti Muhammede Çok zikir yapılması hususunda bu hitap yapılmıştır.Bu zikir bir emirdir.Eski ümmetlerin bir ameline bir sevap varken Efendimizin ümmetine bir amele en az on sevap vaad edilmiştir.

TARİKATA İNTİSAP EDİNİZ DİYE BİR EMİR VARMIDIR?

Kur'an'da "Bir Tarik'e intisap ediniz,bir insanı kamil terbiyesine giriniz"diye doğrudan bir emir yoktur.İslam ve imanın şeraitinde ve nafilesinde de tarikatı sofiyyeye intisapa dair birşeyler yoktur.Peki bu intisap nasıl meydana çıkmıştır?merak edilebilir.İslam,iman,farzlar ve nafilelerden gaye ve maksat nedir?Cenab-ı Hakka yakınlık ve vuslat değilmidir?Halbuki tarikatın esas vasfı da Kul'un mevlasına yakınlık ve vuslatıdır.Demek ki TARİKAT FARZLARIN FARZIDIR;farzı ayn'dır.Bugün tarikatsız değil batın,zahir islamiyetin muhafazası bile mümkün değildir.Cum'a 62/2:"O.ümmiler için de kendilerinden(kendilerine)bir peygamber gönderendir ki(bu)onlara ayetlerini okur,onları temizler.Onlara kitabı,hikmeti öğretir.Halbuki onlar daha evvel hakikaten ,apaçık bir sapıklık içinde idiler"Peygamberimiz nasıl böyledir,varisleri olan mürşidan hazretleride aynı vazifeyi ifa ederler

MUHABBET ODUR Kİ

Evliyaullah buyurmuştur:"Muhabbet odur ki ,mahbubdan olan cüzi bir ikramı pek büyük göresin,bilesin ve o'nun eday-ı şükründen izhar-ı acz edecek kadar,O'nu azim bilesin ve senden olan çok şeyi de pek küçük göresin ,hatta hiç görmeyesin;katiyyen vücud ve ehemmiyet vermiyesin.Bu yol varlık yolu ,enaniyyet yolu değildir.Mahviyyet yolu,mezellet ve inkisar yoludur"

GÜNAHKARLAR LEHİNE OLAN ESMA-İ İLAHİLER


Ehli hata ve isyanın,hiçbir veçhile tan olunması ehli tarik nezdinde kabul edilmez.İmam Şazeli hazretlerine bir kişi,komşusu olan günahkar bir kimseyi şikayet eder.Hz.İmam:"Sen ne demek istiyorsun.Biliyormusun?Evet demek istiyorsun ki:"Cenabı Hakk, AFİV, GAFFAR, SETTAR, TAVVAB,RAHMAN,RAHİM..gibi günahkar kullarının lehindeki Esmai Celilesini kaldırsın."Hiç böyle şey olur mu?Mülkü İlahide ebeden isyan olunmamasını istemek bu demektir"diyerek o kişiyi huzurundan red eder ve çıkarır.Zümer 39/53 ayeti:"De ki:Ey günah işlemekle nefislerine karşı aşırı giden kullarım,Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz"beyanı ile "Şefaatım ümmetimden büyük günah işleyenler içindir"şeklindeki Hadisi Şeriflaren varlığı ,günah işlemeye ruhsat değildir.Bu emir ve müjde,bu emir ve müjdedeki lezzet nedeniyle ehli isyanın  tevbekar olup istiğfar etmeleri ile Cenab-ı Hakka yönlerini dönmeleri içindir.

"NE SÖYLERSEN KİTAPTAN SÖYLE VE KİTAB'A ATFET"

Bu söz Mahmut Samini hazretlerinin ,halifesi ve yolun sonraki Mürşidi Osman Bedreddin (İMAM EFENDİ)'ye hitaben söylediği sözdür. HAFIZ,RAHAT VE SELAMETTE OLMAK İÇİN HER NE SÖYLERSEN KİTAP'TAN SÖYLE VE KİTAB'A ATFET.

Rifai Zikr Huseyni Kaside - Selman Dede