KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
14 Mayıs 2019 Salı
UYUYANLARIN UYANDIRILMASI
İstanbul,ülkenin kalbi.Maddi ve manevi payitahtı.23 Haziranda tekrarlanacak İstanbul seçimleri muhtemelen uyuyanların uyandırılması işlevini görecek ve YSK nın kararına sevinenler "eyvah ne umduk ne bulduk" diyecekler.Zira ,insanımız mazlumun yanındadır.Vicdanlarda "haksızlık" olarak telakki edilen bu sonuç karşısında insanımız iki blok olup "menfeaatlananlar" ile dayatmaya karşı tavır koyanlar olarak ikiye ayrışacaktır.Sonuçları ise;İktidar İstanbul'u kaybederse yıkılış ivme kazanacak ve kısa zaman içinde yeni bir genel seçim tartışması başlayacak ve belki de yeni bir genel seçime gidilecektir.Bakarsınız "nerede yanlışlık yaptık" diye kendilerini sorgulamadan evvel ,yaptıklarını sorgulayacak bir ortamın içinde kendilerini bulurlarsa hiç şaşırmasınlar.
YAZILAN KİTAPLARIN ÖZÜ dört kelime
Hindistan hükümdarlarının pek çok kitapları vardı.Öyle ki, onları ancak fillerle taşıyabiliyorlardı.Bu hükümdaarlar,bilginlerden bu kitapların kısaltılmasını(özetlenmesini) emrettiler.Bilginler bu kitapların kısaltılması için toplandılar ve sonuçta hepsini şu dört kelimede topladılar:
1-ADALET: sultanlara aittir
2-İTAAT :halka ait olan vazifedir
3-Acıkana kadar yemek yememek: bu nefse ait bir görevdir.
4-Kendinden başkasının kusuruna bakmamak: bu , bütün insanlara ait bir iştir.
1-ADALET: sultanlara aittir
2-İTAAT :halka ait olan vazifedir
3-Acıkana kadar yemek yememek: bu nefse ait bir görevdir.
4-Kendinden başkasının kusuruna bakmamak: bu , bütün insanlara ait bir iştir.
HİKMET
Hikmet;Yüce Allah tarafından kula bahşedilen bir şeydir; O, kullarından dilediğine hikmet verir.
Sokrat şöyle der:"Allah'ın hikmet verdiği bir kimse bunun kııymetini bildiği halde, hırs ile dünya için çalışır ve çok mal biriktirme derdine düşerse, onun durumu; sıhhat ve selamet içinde iken bunları zorluk ve meşakkatla değiştiren kişiye benzer.Hikmetin neticesi , rahatlık ve yüceliktir.Mala düşkünlüğün sonucu ise yorgunluk ve beladır
Sokrat şöyle der:"Allah'ın hikmet verdiği bir kimse bunun kııymetini bildiği halde, hırs ile dünya için çalışır ve çok mal biriktirme derdine düşerse, onun durumu; sıhhat ve selamet içinde iken bunları zorluk ve meşakkatla değiştiren kişiye benzer.Hikmetin neticesi , rahatlık ve yüceliktir.Mala düşkünlüğün sonucu ise yorgunluk ve beladır
13 Mayıs 2019 Pazartesi
DÜŞMANA SÖZ SÖYLEMEK
Cenab-ı Hakk'ın isteğidir.Hz.Musa ve Hz.Harun'u ,Fiavun'a gönderdiği zaman şöyle buyurmuştur:"Ona gidin ve kendisine yumuşak söz söyleyin."
İlahlık taslayan bir düşmana böyle davranılması gerekiyorsa,dünyevi iktidarları için siyaset liderlerimizin birbirleri için söylediği , yahut başkan adaylarının birbirleri için kullandığı amiyane tabirlere ne demeli?
Düşmana bile yumuşak davranmayı emreden Rabbimizin bu emri gereği birbirimize daha fazla yumuşak davranmamız gerekmez mi?
İlahlık taslayan bir düşmana böyle davranılması gerekiyorsa,dünyevi iktidarları için siyaset liderlerimizin birbirleri için söylediği , yahut başkan adaylarının birbirleri için kullandığı amiyane tabirlere ne demeli?
Düşmana bile yumuşak davranmayı emreden Rabbimizin bu emri gereği birbirimize daha fazla yumuşak davranmamız gerekmez mi?
Selda Bağcan - Minnet Eylemem
Har içinde biten gonca güle minnet eylemem
Arabi farisi bilmem dile minnet eylemem
Sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi
İblisin talim ettiği yola minnet eylemem
Bir acayip derde düştüm herkes gider kârına
Bugün buldum bugün yerim hak kerimdir yarına
Zerrece tamahım yoktur şu dünyanın varına
Rızkımı veren hüdadır kula minnet eylemem
Oy nesimi can nesimi ol gani mihman iken
Yarın şefaatlarım ahmed-i muhtar iken
Cümlenin rızkını veren ol gani settar iken
Yeryüzünün halifesi hünkara minnet eylemem
MUHTEMEL AMERİKA-ÇİN ÇATIŞMASI
Necib Sultanım buyurmuştu:"Önceki mübareklerden duymuştum.Ecüc-Mecüc denilen kavim Çinlilerdir.Bir gün gelecek Amerika ve Çin kapışacaktır.
BAŞARININ TEMELİ İSTİŞAREDİR
Cenab-ı Peygamber (sav) efendimize Hakk'ın emridir:
"Onlarla (iş konusunda) istişare et."(Ali İmran 3/159
Bir başka ayette Hz. Musa'nın (a.s.) şöyle dua ettiğini haber vermektedir:
"(Ey Rabbim) Bana ailemden bir de vezir (yardımcı) ver. Kardeşim Harun'u . Onun sayesinde arkamı kuvvetlendir. Ve onu işime ortak kıl."(Ta-Ha 20/29-32)
Peygamberler dahi bu yardımcıya ihtiyaç duyunca, diğer insanlar daha fazla muhtaçtırlar.
"Onlarla (iş konusunda) istişare et."(Ali İmran 3/159
Bir başka ayette Hz. Musa'nın (a.s.) şöyle dua ettiğini haber vermektedir:
"(Ey Rabbim) Bana ailemden bir de vezir (yardımcı) ver. Kardeşim Harun'u . Onun sayesinde arkamı kuvvetlendir. Ve onu işime ortak kıl."(Ta-Ha 20/29-32)
Peygamberler dahi bu yardımcıya ihtiyaç duyunca, diğer insanlar daha fazla muhtaçtırlar.
UYUYAN DEVİ UYANDIRMAK
Necib Sultanım anlatmıştı:Alman harbi esnasında on iki on üç yaşlarında idim. Japonlar Amerikan donanmasını pasifikte ikmal için bulunduğu limanda bombalamalarının akabinde Amerika fiilen harbe taraf oldu ve atom bombalarını kullandı. Japonya imparatoru teslim oldu. Donanmanın amiral gemisini epey bir zaman pasifikte aradılar en sonunda buldular ve onuda batırdılar. Bu hadise üzerine Japonya yaptığına pişman oldu ise çare olmadı zira uyuyan devi uyandırmışlardı.
Necib Sultanım bu hadiseyi ülkemizdeki son seçimlerle alakalı olarak İstanbul seçimlerinin tekraren yapılması hadisesine getirerek "uyuyanları uyandırdılar" manasını ima etti .Anladığım kadarı ile hukuken garabet arz eden bu karar nedeniyle sandığa gitmeyen bir çok insan ile farklı meşreplerdeki insanların bir blok halinde davranacaklarına işaret etti.
Bu anlatımına devam ederek şu hadiseyi de anlattı:Japon imparatoru 1950 yılında Amerikalardan intikamlarını farklı bir şekilde emretti.Japonya imparatoru ,ülkesindeki hastahanelere gelen amerikan askerleri ile Japon kadınlarının cinsel ilişki kurmasına müsaade ederek, askerlerin paralarını safahatta harcamasını temin ederek buradan elde edilen paranın ekonomiye teslim edilmesini istedi. Japonya buradan elde ettiği sermayeyi ülke kalkınmasında kullandı....
Necib Sultanım bu hadiseyi ülkemizdeki son seçimlerle alakalı olarak İstanbul seçimlerinin tekraren yapılması hadisesine getirerek "uyuyanları uyandırdılar" manasını ima etti .Anladığım kadarı ile hukuken garabet arz eden bu karar nedeniyle sandığa gitmeyen bir çok insan ile farklı meşreplerdeki insanların bir blok halinde davranacaklarına işaret etti.
Bu anlatımına devam ederek şu hadiseyi de anlattı:Japon imparatoru 1950 yılında Amerikalardan intikamlarını farklı bir şekilde emretti.Japonya imparatoru ,ülkesindeki hastahanelere gelen amerikan askerleri ile Japon kadınlarının cinsel ilişki kurmasına müsaade ederek, askerlerin paralarını safahatta harcamasını temin ederek buradan elde edilen paranın ekonomiye teslim edilmesini istedi. Japonya buradan elde ettiği sermayeyi ülke kalkınmasında kullandı....
ASKERİ KARAVANANIN ŞİFASI
Necib Sultanım anlatmıştı:Babası eczacı Ali bey ile Konya'nın ileri gelen zenginlerinden karaciğan kiremit fabrikasının sahibi pek iyi dost imiş. Fabrikatör olan şahıs bir hastalığı nedeniyle yurt içi ve yurt dışında gitmediği bir doktor kalmamışsa da o günün imkanlarında hastalığına şifa bulunamamış. Eczacı ali bey, askeri tabldottan sefer tası ile getirdiği bir yemeği yedikten sonra şifa bulmuş. Bu nedenle dostlukları ileri dereceye ulaşmış. Hatta üç oğlundan en küçüğü Necib Sultanımın akranı olmakla onunla arkadaşlık yapmasını tavsiye etmiş..
11 Mayıs 2019 Cumartesi
DEVLETİN ÇÖKÜŞ NEDENİ
Yönetimi ve iktidarı kaybetmiş bir padişaha :"Niçin devletin elinden çıktı, başkasına geçti ve yetkilerin yok oldu?" diye sorduklarında cevaben:
"Devletim ve kuvvetim ile gurur duydum .Kendi görüşüme ve yaptığıma razı oldum,istişareden uzak durdum.Ehliyetsiz kişileri büyük işlerin başına geçirdim, vaktinde önlem almadım,ihtiyaç anında bir çözüm için fazla düşünmedim ve çare aramadım, acele edilecek bir yerde, ele geçen fırsatı değerlendirmede ve ihtiyacı gidermede ağır davarandım, geri durdum; bunun için başıma bunlar geldi" dedi
"Devletim ve kuvvetim ile gurur duydum .Kendi görüşüme ve yaptığıma razı oldum,istişareden uzak durdum.Ehliyetsiz kişileri büyük işlerin başına geçirdim, vaktinde önlem almadım,ihtiyaç anında bir çözüm için fazla düşünmedim ve çare aramadım, acele edilecek bir yerde, ele geçen fırsatı değerlendirmede ve ihtiyacı gidermede ağır davarandım, geri durdum; bunun için başıma bunlar geldi" dedi
İLİM/AKIL/İNSAN
Denilmiştir ki;"Bütün eşya insanla, insan da ilimle güzelleşir.İnsanın kadrü kıymeti ilimle daha da artar.Akıl ve ilimden daha hayırlı bir şey yoktur.İlim, izzet ve şerefin devamıdır.Akıl ise mutluluğun devamı ve düzenidir.
İlim ve aklı kendinde birleştiren kişi ,oniki meziyeti kendinde toplamış olur:İFFET,EDEP,TAKVA,EMANETE SAHİP ÇIKMA,SIHHAT,HAYA, MERHAMET, GÜZEL AHLAK,VEFA/BAĞLILIK VE SADAKAT, SABIR,HİLİM/YUMUŞAK HUYLULUK,İDARECİLİK.
Bunlar liderlerde olması gereken vasıflardırNasıl ki nimet ile şükür,güzellik ve tatlılık, gayret ile devlet birlikte bulunursa , akıl ile ilim birlikte bulunmalıdır.Devlet olduğu zaman, bütün murad hasıl olur.
İlim ve aklı kendinde birleştiren kişi ,oniki meziyeti kendinde toplamış olur:İFFET,EDEP,TAKVA,EMANETE SAHİP ÇIKMA,SIHHAT,HAYA, MERHAMET, GÜZEL AHLAK,VEFA/BAĞLILIK VE SADAKAT, SABIR,HİLİM/YUMUŞAK HUYLULUK,İDARECİLİK.
Bunlar liderlerde olması gereken vasıflardırNasıl ki nimet ile şükür,güzellik ve tatlılık, gayret ile devlet birlikte bulunursa , akıl ile ilim birlikte bulunmalıdır.Devlet olduğu zaman, bütün murad hasıl olur.
10 Mayıs 2019 Cuma
GÖĞÜ ALLAH YÜKSELTTİ VE MİZANI O KOYDU"AYETİ
RAHMAN SURESİNDE (55/7) ayettir.ayette geçen mizan kelimesinden kastın , adalet olduğu söylenmiştir.
ASİL İNSANLA ASİL OLMAYANIN FARKI
Arapların kullandığı darbı meseldir:"Köle başına değnek vurulunca anlar, hür insana ise, bir işaret yeter"
İKTİDAR SAHİPLERİYLE BİRLİKTE OLANLAR
Sultanla birlikte olan kimselere eyvahlar olsun.Çünkü sultanların gerçekte ne bir samimi arkadaşı, ne bir yakını, ne bir hizmetcisi, ne bir oğlu ve ne de kimseye bir hürmeti vardır.Onlar ancak bilgisine ve cesaretine güvendiği kimseleri yanlarına alır; işleri bitince de sevgi ve muhabbetlerini bitirir, haya ve vefalarını keser.
Onların genelde işleri gösteriştir.Onlar, kendilerinin yaptığı büyük kusurları küçük, başkalarının işlediği küçük kusurları ise büyük görürler.
Süfyan es Sevri bu konuda şöyle demiştir:"Sultanla beraber olmaktan ve onun hizmetinden bulunmaktan uzak dur!Eğer ona itaat edersen seni yorar; muhalefet edersen kızar seni öldürür"
Onların genelde işleri gösteriştir.Onlar, kendilerinin yaptığı büyük kusurları küçük, başkalarının işlediği küçük kusurları ise büyük görürler.
Süfyan es Sevri bu konuda şöyle demiştir:"Sultanla beraber olmaktan ve onun hizmetinden bulunmaktan uzak dur!Eğer ona itaat edersen seni yorar; muhalefet edersen kızar seni öldürür"
LATİFE
Ömer bin.Abdülaziz halife olunca, Hasan-ı Basri'ye bir mektup göndererek;"Arkadaşlarınla beraber bana destek ver ve yardımcı ol" diye ricada bulundu.Hasan-ı Basri cevaben:
"Ey halife! dünyayı isteyen kimse, sana karşı samimi davranmaz; ahireti isteyen de sana rağbet etmez" dedi.
"Ey halife! dünyayı isteyen kimse, sana karşı samimi davranmaz; ahireti isteyen de sana rağbet etmez" dedi.
SULTANLARA FARZ OLAN DÖRT ŞEY
Denilmiştir ki ;şu dört şey , sultanlara farzdır:
1- Memleketini borç yükü altına sokmamak, varsa kurtarmak
2-Akıllı kimseleri yanında tutarak ülkesini mamur etmek.
3-Salih kimselerin, hikmet ve tecrübe sahibi kimselerin hak ve hatırlarını korumak
4-İdari işlerde , hoş karşılanmayan ,çirkin işlerden uzak durmaya gayret göstermek
1- Memleketini borç yükü altına sokmamak, varsa kurtarmak
2-Akıllı kimseleri yanında tutarak ülkesini mamur etmek.
3-Salih kimselerin, hikmet ve tecrübe sahibi kimselerin hak ve hatırlarını korumak
4-İdari işlerde , hoş karşılanmayan ,çirkin işlerden uzak durmaya gayret göstermek
DELİNİN KORKTUĞU ŞEY
Deliler sarhoşluktan korkarlar; çünkü delinin içalemindeki bir durum onu sarhoş etmiştir.İçkiyle sarhoş olanın deliliği ise ortadadır.
Şarabın sarhoş ettiği kimse ayıldığında,
Utanacak bir hal kalmaz kendisinde
Mal ile sarhoş olan kimse ise,
Ayılır ancak, malı elinden gittiğinde
Şarabın sarhoş ettiği kimse ayıldığında,
Utanacak bir hal kalmaz kendisinde
Mal ile sarhoş olan kimse ise,
Ayılır ancak, malı elinden gittiğinde
DOĞRU SÖZLÜ ÜÇ KİMSE
Denilir ki :İnsanlar içerisinde doğru sözlü olanlar üç sınıftır,bunlar:Peygamberler,sultanlar ve aklını kaybetmiş mecnun kimselerdir.
SULTANIN NİYETİNİN DEĞİŞMESİ
Bir memleketi idare eden kişinin niyetinin değişmesi üretilen tüm ürünlere sirayet eder.Sultanın halkına karşı iyi niyeti değişirse , bereket kalkar, hayır azalır.
ÜÇ KİŞİDE DAHA KÖTÜ OLAN 3 ŞEY
Hikmet ehli alimler demişlerdir ki:Şu üç şey çirkin şeylerdir; fakat bunların şu üç kişide olması daha da çirkindir:
1-Hiddet kötü şeydir; onun sultanda(idarecide) olması daha kötüdür.
2-Mal hırsı kötü şeydir; onun alimde olması daha kötüdür.
3- Cimrilik kötü şeydir; onun zenginde olması daha kötüdür.
1-Hiddet kötü şeydir; onun sultanda(idarecide) olması daha kötüdür.
2-Mal hırsı kötü şeydir; onun alimde olması daha kötüdür.
3- Cimrilik kötü şeydir; onun zenginde olması daha kötüdür.
9 Mayıs 2019 Perşembe
EHLİ OLMAYANLARIN İRŞAD DAVALARI
Ehli olmayanlardaki irşad davası, nefsin ona yaptığı bir hiledir.Çünkü, ehlullahın sözlerini ezberleyerek saf insanlara maneviyat taslamak ve manevi hallerinden bahsetmek o kimsenin felaketidir. Çünkü etraftaki saf insanların onda maneviyat var zannıyla yaptıkları iltifat ve hürmetler o kimsenin nefsini kabartarak ruhunu öldürür.Bu nedenle bu hileyi terkedip nefsin hiçliği ve yokluğu fikriyle mücahedeyi tercih etmek gerektir ki önüne manevi ve ruhani devletler gelsin. Nefsin sermayeyi gururu olan bu ilimler senin için mübarek değildir, kendini halk nazarında ahmak ve deli göster ve gurur ve enaniyetin şeametinden ve uğursuzluğundan geç ve kurtul
DERUNDAN AŞİNA OL, TAŞRADAN BİGANE SANSINLAR
BU BİR ZİBA REVİŞTİR, AKIL OL, DİVANE SANSINLAR
DERUNDAN AŞİNA OL, TAŞRADAN BİGANE SANSINLAR
BU BİR ZİBA REVİŞTİR, AKIL OL, DİVANE SANSINLAR
TESBİH NEYE SEBEBDİR
Yunus peygamber, (a.s), kendisini dinlemeyen kavmine kızdı, öfkelenerek ilahi emri beklemeksizin kavmini terketti ve muhtemelen Basra körfezinde bir dolmuş gemisine binerek uzaklaşmak istedi. Gemi girdaba girdiğinde yolcular dediler ki "İçimizde uğursuz birisi var. Muhtemelen efendisinden kaçmış bir köle olabilir". Aralarında kur'a çektiler. Kur'a Yunus (a.s)'a isabet ettiğinden onu denize attıılar ve bir balık(Balina) onu yuttu. Balık karnında zulmet içinde bir müddet yaşadı tesbihi
nedeniyle Hak Teala onu bu zahmetli yerden kurtardı. Eğer tesbihatı olmasaydı kıyamete kadar o balığın karnında yaşayacaktı.
Tesbih Hak Teala'yı O'nun mukaddes isimleri ile anmak ve O'nu yüceltmektir. Tesbihat nedeniyle balığın karnı gibi olan bu vücud dünyamızda mahbus olan ruhumuzu, nefsin elinden kurtarmak mümkün olabilir.
Tesbih, ruhun , nefsin elinden kurtulmasına vesile olan bir ibadet türüdür. Lisanen ve kalben ve fikren Hakk'ı tenzih ve tesbih etmek, nefsin tasarrufatına karşı sabretmek suretiyle vaki olan tesbih ve tenzih derecesinde değildir. Zira evvelki tesbih ve tenzih kolay; ve sabır suretiyle olan tesbih ise tesbihi fiili olup, gayet güçtür. Sabretmek suretiyle olan tesbihi fiili, süruru ruhaninin anahtarıdır.
nedeniyle Hak Teala onu bu zahmetli yerden kurtardı. Eğer tesbihatı olmasaydı kıyamete kadar o balığın karnında yaşayacaktı.
Tesbih Hak Teala'yı O'nun mukaddes isimleri ile anmak ve O'nu yüceltmektir. Tesbihat nedeniyle balığın karnı gibi olan bu vücud dünyamızda mahbus olan ruhumuzu, nefsin elinden kurtarmak mümkün olabilir.
Tesbih, ruhun , nefsin elinden kurtulmasına vesile olan bir ibadet türüdür. Lisanen ve kalben ve fikren Hakk'ı tenzih ve tesbih etmek, nefsin tasarrufatına karşı sabretmek suretiyle vaki olan tesbih ve tenzih derecesinde değildir. Zira evvelki tesbih ve tenzih kolay; ve sabır suretiyle olan tesbih ise tesbihi fiili olup, gayet güçtür. Sabretmek suretiyle olan tesbihi fiili, süruru ruhaninin anahtarıdır.
8 Mayıs 2019 Çarşamba
EVLİYAULLAH'IN NİMETİ VÜCUDLARINA ŞÜKRETMEK GEREKİR
Hak Teala, lütfundan dolayı evliyayı var etmiştir. Eski kavimlerin helak edilme nedenleri, kendilerine gönderilen peygamberleri reddetmeleri ve onlara eziyet etmeleridir. Bugün dahi, Peygamber makamının görevlerini yapan Evliyaullah hazeratına karşı gelen, onları reddeden kimseler manevi helak içindedir. Çünkü "Biz ins ve cinden çoğunu cehennem için yarattık. Kalpleri vardır idrak etmezler; gözleri vardır görmezler; kulakları vardır, işitmezler. İşte onlar hayvanatı ehliyye gibidirler ve belki onlardan daha şaşkındırlar. Onlar gafildirler"(Araf 7/179)
7 Mayıs 2019 Salı
ADAM ÇEŞİTLERİ
Adamlar dört nevi' üz erinedir.
adam vardır ki , bilir ve bildiğini bilir;o alimdir ona tabi olun.Ve adam vardır ki bilmez ve bilmediğini bilmez; o cahildir, ondan ictinap ediniz.Ve adam vardır ki , bilir ve bildiğini bilmez; o uykudadır, onu uayandırınız.Ve adam vardır ki,bilmez ve bilmediğini bilir; aacizdir, ona merhamet ediniz
adam vardır ki , bilir ve bildiğini bilir;o alimdir ona tabi olun.Ve adam vardır ki bilmez ve bilmediğini bilmez; o cahildir, ondan ictinap ediniz.Ve adam vardır ki , bilir ve bildiğini bilmez; o uykudadır, onu uayandırınız.Ve adam vardır ki,bilmez ve bilmediğini bilir; aacizdir, ona merhamet ediniz
FATİHASIZ NAMAZ
"Fatihasız her namaz, düşük çocuk yapmış gibi olur"
Fatiha-iŞerife'nin her derde deva olduğundan "Sure-i Şifa" denmiştir
Fatiha-iŞerife'nin her derde deva olduğundan "Sure-i Şifa" denmiştir
HARAM AYLARA ARAPLARIN HÜRMETİ
Eşhur-ı hurum denilen yasak ayları araplar pek muhterem tutarlar .Hatta babalarını öldüren bir kimseye tesadüf etseler taarruz etmezler ve ellerini kaldırmazlardı.
NECİB SULTANIMDAN
Allah adamlarının manevi idareci konumunda olanlar ülke meseleleri ile ilgilenip bazen görüş belirtirler. Bu görüşler,hadisenin vukua gelmesinden önce o filmi seyretmek gibi bir şeydir. Sonuçlarını ehline söylerler.Bundan maksat, o Zatlara tabi olanların imanlarını sıkılaştırmaktır. Otuz yıl içinde her denileni çıkmıştı. Son mahalli seçimde ...... ilçesinde daha önce üç dönem belediye başkanlığı yapmış, sonra kaybetmiş, iki dönem sonra yeniden aday adayı olmuş ve seçimde üçüncü çıkmış birisi için "Danışıp söz tutsaydı kazanırdı" ifadesini kullandı.Tüm bunlardan anladım ki el elden üstün arşı a'laya kadar. Sırrı kaderi bilmek o kadar zor bir durumdur ki asla ifşa olunmaz. Zira nasıl ki devlet sırrını bilip ifşa etmek eskiden idamı gerektirmekte idi. Aynı şekilde sırrı kaderi bilip ifşa etmekte tüm manevi mertebeleri kaybetmekle eş değer olsa gerek.
MÜRŞİD-İ KAMİL KİMDİR?
İmam Hasan eş-Şazeli hazretlerinin buyurduğu gibi "mürşid-i kamil,"He entü ve rabbüke yani "İşte sen, işte rabbin" diyen zat-ı şeriftir.
SALİH PEYGAMBERİN DEVESİ YAHUT BİZİM DEVELERİMİZ
Kur'an da zalim ve eşkıya olan kavminin,eziyet için Salih Peygamber'in devesinin katlinden ve akabinde o kavme gelen azaptan bahsedilir. Ehli tasavvuf nezdinde bu deve, toplum içindeki Allah adamları olarak telakki edilir ve onun hakkına riayet gerekir. Eğer o üzülürse o toplum helak olur. Her insanın bir devesi vardır. Deve malum olduğu üzre yük taşıyan bir hayvandır. Bu dünyadaki devemiz, bizim cisimlerimizdir. Cesedimiz yani vücudumuzdur. Hak Teala Nüzul ve Uruc mertebelerinde her bir durak için ayrı bir vasıta halketmiştir. Şehadet alemi denilen bu dünya mevatınında ise bu vasıta topraktan halkedilen cismi unsurimizdir. Ölüm gelince bu vasıta burada bırakılır ve ondan sonra bir başka vasıta verilir. Hak Teala'nın emirlerine tabi olan insanlar bu deveyi ibadet yolunda kullanırlar. Hak'tan gafil olanlar ise bu vücud devesini nefsin zevklerini tatmin yolunda kullanırken dünyayı hiç bırakmak istemezler...
6 Mayıs 2019 Pazartesi
KADİM İSLAM DÜŞMANLIĞI ÖRNEKLERİ
Kadir Mısıroğlu, rahmeti rahman'a kavuştu.Bir fikir ve mücadele adamıydı.İnandığı davayı kıyafetine yansıtmasına dahi dayanamayanlar "Fesli Kadir" diye onun şahsını ti'ye alıp aslında inançla (arka planda İSLAMLA) alay etmekte idiler. Mert yürekli bir şahsiyetti. Diz çöktürtemediler.
5 Mayıs 2019 Pazar
KALP
Arapça bir kelime olan kalp, birşeyi çevirmek, döndürmek manalarına gelir.Zira insan kalbi, her türlü yöne ve şeye çevrilme kabiliyetine sahiptir.
Bir sefere çıkan İskender,hikmet ehli bilginlerinden birisine:"Bana öyle hikmetli bir şey söyle ki onu bütün işlerimden düstur edineyim ve onunla işlerimi güzel yapayım" dedi.bilgin:
"Ey Hükümdar! Kalbine herhangibir şeyin sevgisini ve nefretini sokma; çünkü kalbin özelliği, isminden de anlaşılacağı gibi; her yöne kolayca çevrilebilir.
Bir sefere çıkan İskender,hikmet ehli bilginlerinden birisine:"Bana öyle hikmetli bir şey söyle ki onu bütün işlerimden düstur edineyim ve onunla işlerimi güzel yapayım" dedi.bilgin:
"Ey Hükümdar! Kalbine herhangibir şeyin sevgisini ve nefretini sokma; çünkü kalbin özelliği, isminden de anlaşılacağı gibi; her yöne kolayca çevrilebilir.
HANGİSİ MÜHİM
İskender, Aristo'ya sormuş:"Lider için adalet mi daha mühimdir, yoksa cesaret mi?"Aristo:"Adalet olduğu zaman cesarete gerek kalmaz" der
REŞAHATTEN
Reşahat'te kayıtlı olduğu üzere zamanının büyüklerinden birini, sevenlerinden birisi iki gözü kapalı olduğu halde rüyada görmüş. Bunu o mana adamının bir eksikliği olarak düşündüğünden olsa gerek kalbi müteessir şekilde o mana ehlinin huzuruna varmış. Kalbinde çeşitli düşünceler altında bir zaman geçtikten sonra o mana ehli, kendisine bahsi geçen rüya ile ilgili bir şey söylenmediği halde rüyayı gören zata doğru dönerek, "insanın bir gözü dünya âlemine, öbür gözü de melekler âlemine karşıdır. Rüyada sol gözü yumulu olan dünya âlemini görmüyor ve melekler âlemine dalmış bulunuyor demektir. Sağ gözü yumulu olan da aksi... Melekler âlemini görmüyor ve dünyaya bağlı kalıyor. Bunlardan birincisi, orta derecedekilere, ikincisi de aşağı tabakaya göre... Bir de en üst bir derece var ki, onda iki gözün birden yumulu olması gerekir. Ne dünya, ne melekler âlemine bakan, sadece ceberrut ve lâhut âlemine göz diken büyüklerin hâli" diyerek rüyayı yorumluyor...Ey Azizim, sen sen ol, büyüklerin halini kendi kabınca değerlendirerek zannınla hüküm verme, bilki o mana ehlinde gördüğün kendince eksiklik olarak değerlendirdiğin şey, olsa olsa ya onun büyüklüğünün sana zahir kılınmasından, ya da senin eksikliğinin mücella bir ayna olan insanı kamilin ayinesinde yine sana görünmesinden ibarettir...
HİKMETLİ SÖZ
"Kim, halka karşı zulüm kılıcını sıyırırsa., kendisine karşı galibiyet kılıcı sıyrılır; sıkıntı ve dert onun yakasını bırakmaz"denmiştir.
ÖMER BİN ABDÜLAZİZ'e ait
Ümeyye ve Mervan oğulları içinde hiç kimse onun gibi övülüp methedilmemiştir.Büyük bir kıtlık ve kuraklık zamanı halk içinden seçtikleri birisini halifeye aracı olarak gönderir.O şahıs halifenin huzuruna çıkarak şunları söyledi:"Açlıktan adeta derilerimiz kurudu.Devlet hazinesindeki mal üç kısımdır.Bu mal,ya Allah için, ya O' nun kulları için , ya da sizin için ayrılmıştır.Allah'ın buna ihtiyacı yoktur.Kullara ait olanı kendilerine veriniz.Size ait olan varsa insanlara bağışlayın,şüphesiz Allah(c.c) iyilik ve hayırda bulunanları elbette mükafatlandıracaktır.
Ömer bin Abdülaziz,gözyaşı içinde insanların ihtiyaçlarının devlet hazinesinden giderilmesini emretti.Adam çıkmak üzereyken .Ömer b.Abdülaziz ona:"Ey hür insan! Sen insanların ihtiyaçlarını bana duyurduğun gibi; benim hacetimi de Allah (c.c) ulaştır diye ricada bulundu.Bunun üzerine adam yüzünü semaya çevirerek şöyle dedi:"Ey Rabbim Ömer b.Abdülazizi'in insanlara yaptığını sen de ona yap"
Adama duasını daha yeni bitirmişti ki büyük bir bulut yükseldi, sağanak yağmur yağmaya başladı.Yağan yağmurdan büyük bir dolu parçası bir kiremitin üzerine düştü,kiremit kırıldı içindenbir kağıt çıktı, kağıtta şunlar yazılı idi:"Bu, Aziz olan Allah'dan, Ömer b.Abdülaziz'e ateşten kurtulduğuna dair bir berattır"
Ömer bin Abdülaziz,gözyaşı içinde insanların ihtiyaçlarının devlet hazinesinden giderilmesini emretti.Adam çıkmak üzereyken .Ömer b.Abdülaziz ona:"Ey hür insan! Sen insanların ihtiyaçlarını bana duyurduğun gibi; benim hacetimi de Allah (c.c) ulaştır diye ricada bulundu.Bunun üzerine adam yüzünü semaya çevirerek şöyle dedi:"Ey Rabbim Ömer b.Abdülazizi'in insanlara yaptığını sen de ona yap"
Adama duasını daha yeni bitirmişti ki büyük bir bulut yükseldi, sağanak yağmur yağmaya başladı.Yağan yağmurdan büyük bir dolu parçası bir kiremitin üzerine düştü,kiremit kırıldı içindenbir kağıt çıktı, kağıtta şunlar yazılı idi:"Bu, Aziz olan Allah'dan, Ömer b.Abdülaziz'e ateşten kurtulduğuna dair bir berattır"
"MÜMİNLERİN EMİRİ"hitabı
İlk olarak Emiril müminin diye çağrılan kişi Hz.Ömer (r.a) dır.Hz.Ebubekir efendimize "Resulullah'ın halifesi" deniyordu.Sonra GörevHz.Ömer efendimize geçince "Ey müminler bana "Emir" deyin;zira ben sizin emirlerinizi görmek için buradayım".Her ne kadar bana 'Müminlerin emiri' diye çağırsanız da ben Hattap oğlu Ömer'im.
4 Mayıs 2019 Cumartesi
İSTANBUL SEÇİMLERİNİN TEKRARININ İŞARETİ
Sandık başkanları ile alakalı olarak savcılık soruşturmalarının başlaması ve ifadelerin alınmaya başlaması açıkca diyecektir ki:"Yargıya intikaletmiş açık usulsüzlükler var. Bu nedenle şaibeli kimselerin başkanlığındaki bu seçime yolsuzluk karışmıştır .Bu nedenle tekrarı gerekir"
Adama sormazlar mı ki:Kardeşim muhtarlık, Belediye başkanlığı pusulaları da aynı zarfta idi. Peki bunların sonucu müspet idiyse Büyükşehir niçin menfi olsun? Şayet İstanbul'da tekrar yeniden Belediye ve Büyükşehir seçimleri tekrarlanırsa,bugünkünden geriye doğru Ak Parti aleyhine çıkacak bir sonuç milletvekilliği konusunda erken seçimi zaruri kılacaktır. İşte o zaman Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olunabilir.
Adama sormazlar mı ki:Kardeşim muhtarlık, Belediye başkanlığı pusulaları da aynı zarfta idi. Peki bunların sonucu müspet idiyse Büyükşehir niçin menfi olsun? Şayet İstanbul'da tekrar yeniden Belediye ve Büyükşehir seçimleri tekrarlanırsa,bugünkünden geriye doğru Ak Parti aleyhine çıkacak bir sonuç milletvekilliği konusunda erken seçimi zaruri kılacaktır. İşte o zaman Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olunabilir.
BEŞ KURUŞA ŞÜKRETMEK
Necib Sultanım anlatmıştı:Bir zamanlar ben,"beş kuruşa şükretmek" gerek dermişim. Bir iki sene böyle devam ettikten sonra Yaşlı birisi, bana "Hakkını helal et" diye geldi. Sebebini sordum şöyle hikaye etti:
"Senin "beş kuruşa şükretmek gerek" sözünden dolayı içimden kızmakta idim. Bir gün mescitten eve dönerken, eve en yakın fırından bir ekmek almak istedim. Ekmek yirmi beş kuruş idi. Tezgahta fırın sahibi vardı. Bir ekmek istedim uzattı. Benim cebimde de yirmi kuruşluk vardı. Fırıncı eksik parayı kabul etmedi. "Yarın otuz kuruş vereyim" dedimsede adam ekmeği geri aldı yirmi kuruşu geri verdi. Bu harekete canım müthiş sıkıldı. Geri döndüm üç beş adım gittikten sonra karşımdaki bir genç "Amca hayırdır, nen var"dedi .Bende durumu anlattım. Genç cebinden beş kuruş çıkardı bana verdi. Ben tekrar fırına gidip ekmeği alabildim. Senin sözünün hakikatını ben yaşamış oldum. Bundan dolayı bana hakkını helal et" diye sözünü bitirdi.
"Senin "beş kuruşa şükretmek gerek" sözünden dolayı içimden kızmakta idim. Bir gün mescitten eve dönerken, eve en yakın fırından bir ekmek almak istedim. Ekmek yirmi beş kuruş idi. Tezgahta fırın sahibi vardı. Bir ekmek istedim uzattı. Benim cebimde de yirmi kuruşluk vardı. Fırıncı eksik parayı kabul etmedi. "Yarın otuz kuruş vereyim" dedimsede adam ekmeği geri aldı yirmi kuruşu geri verdi. Bu harekete canım müthiş sıkıldı. Geri döndüm üç beş adım gittikten sonra karşımdaki bir genç "Amca hayırdır, nen var"dedi .Bende durumu anlattım. Genç cebinden beş kuruş çıkardı bana verdi. Ben tekrar fırına gidip ekmeği alabildim. Senin sözünün hakikatını ben yaşamış oldum. Bundan dolayı bana hakkını helal et" diye sözünü bitirdi.
3 Mayıs 2019 Cuma
BEN DERVİŞ OLAMAM Kİ
Suretleri aşamadım
Sular gibi coşamadım
Yâre doğru koşamadım
Ben derviş olamam ki
Sular gibi coşamadım
Yâre doğru koşamadım
Ben derviş olamam ki
Şu nefis bağlar beni
Anlamam baş vereni
Sevmem ben yereni
Ben derviş olamam ki
Anlamam baş vereni
Sevmem ben yereni
Ben derviş olamam ki
Ayağıma taş değince
Gözlerimden yaş gelince
İnlerim ben gecelerce
Ben derviş olamam ki
Gözlerimden yaş gelince
İnlerim ben gecelerce
Ben derviş olamam ki
Kızgınlığım nefis için
Kaygım hep geçim için
Sorarım ben neden niçin
Ben derviş olamam ki
Kaygım hep geçim için
Sorarım ben neden niçin
Ben derviş olamam ki
Sızlanıp dursam ne olur
Kaderdir bu olan olur
Hind’e gitsem beni bulur
Ben derviş olamam ki
Kaderdir bu olan olur
Hind’e gitsem beni bulur
Ben derviş olamam ki
Derviş oldum ben serde
Hayran oldum bir merde
Arasamda her yerde
Ben derviş olamam ki
Hayran oldum bir merde
Arasamda her yerde
Ben derviş olamam ki
Söyledim de bu sözü
Ters görmüşüm ben düzü
Bahar sandımsada güzü
Ben derviş olamam ki
17.04.2018-İskenderun
Ters görmüşüm ben düzü
Bahar sandımsada güzü
Ben derviş olamam ki
17.04.2018-İskenderun
2 Mayıs 2019 Perşembe
NE NEYLE AYAKTA DURUR
DİN Lider ile;
LİDER Asker ile;
ASKER mal(teçhizat) ile;
EKONOMİ Şehirlerin imarı ile;
Şehirlerin imarı ancak insanlara adil davranmakla ayakta durur.
LİDER Asker ile;
ASKER mal(teçhizat) ile;
EKONOMİ Şehirlerin imarı ile;
Şehirlerin imarı ancak insanlara adil davranmakla ayakta durur.
İKİNCİ HAYAT
Denilmiştir ki;"Kişinin öldükten sonra hayırla hatırlanması, onun dünyadaki ikinci hayatıdır"
Ebu Ali b.İlyas, Neysabur(Nişabur)'un önde gelen kumandanlarından idi.Bir gün zamanının zahid ve alimlerinden olan Şeyh Ali ed-Dekkak'ın (r.a) yanına geldi; önüne oturdu ve ona:"Bana öğüt ver" dedi.Ed-Dekkak:"Ey emir sana bir şey soracağım, ama cevabını doğru istiyorum" dedi.Emir:"Tamam, doğru cevap veririm" dedi.Ed-Dekkak:"Ey Emir ! sana mal mı daha sevimlidir, yoksa düşmanlık eden nefsin mi?"diye sordu.Emir :"Mal, böyle bir düşmandan daha sevimli gelir" dedi.Ed-Dekkak:"Peki, bu kadar sevdiğin malı nasıl terk edeceksin ve hiç sevmediğin düşmanınla kabirde nasıl beraber olacaksın?" diye sorduğunda emir ağladı; gözlerinden yaşlar boşandı ve :"Bu çok güzel bir öğüt" dedi.
Ebu Ali b.İlyas, Neysabur(Nişabur)'un önde gelen kumandanlarından idi.Bir gün zamanının zahid ve alimlerinden olan Şeyh Ali ed-Dekkak'ın (r.a) yanına geldi; önüne oturdu ve ona:"Bana öğüt ver" dedi.Ed-Dekkak:"Ey emir sana bir şey soracağım, ama cevabını doğru istiyorum" dedi.Emir:"Tamam, doğru cevap veririm" dedi.Ed-Dekkak:"Ey Emir ! sana mal mı daha sevimlidir, yoksa düşmanlık eden nefsin mi?"diye sordu.Emir :"Mal, böyle bir düşmandan daha sevimli gelir" dedi.Ed-Dekkak:"Peki, bu kadar sevdiğin malı nasıl terk edeceksin ve hiç sevmediğin düşmanınla kabirde nasıl beraber olacaksın?" diye sorduğunda emir ağladı; gözlerinden yaşlar boşandı ve :"Bu çok güzel bir öğüt" dedi.
1 Mayıs 2019 Çarşamba
SAHABENİN İNANMALARINDAKİ SAĞLAMLIK
Münafıkların mescidi dırar konusunda davranışları üzerine sahabeler o mescidle alakalı olarak mescidin fitne ve fesad niyetiyle yapıldığı hususunda çeşitli rüyalar görmüşlerdi.bu şekilde imanları bu keşifler nedeniyle üst seviyede idi.Sahabe-i Kiram,Efendimiz (sav) 'e olan yakınlıkları ve ittibaları nedeniyle dinin bir çok umdelerinin hikmetlerini keşfen bildiklerinden dolayı EFendimiz'e sual sormayarak iman etmişlerdir.Örneği Sabah namazı farzının niçin iki rekat,akşam namazı farzı niçin üç rekat diye Efendimize hiç sual sormamışlardır.
NECİB SULUTANIMDAN
Şeyhinin kardeşi Ecevit'ten milletvekili yahut milletvekili adayı oldu diye şeyhine karşı çıkmış ,halife makamında ........isimli birisi doğudan kaçarak (siirt yahut Mardin) Payas yahut İskenderun7a gelmiş idi.Bir müddet sonra kıraatının ve sohbetinin güzelliği ile etrafına Nakşi meşrepli bir takım insanları toplamaya başlamıştı.Sürekli terzi dükkanıma uğrardı.Şeyhi kendisi için ölüm emrini vermesi üzerine o bölgede bulunan karısı ve bir tane kız çocuğunu terk ederek güney7e gelmişti.Adam takriben 45 yaşlarında var idi.Karısı ve çocuğunun emaneti ise Siirtte bir eczacıda idi.Onunla haberleşmekte idi.Dükkanıma uğrayarak "Ağa değilmisin?Ağa adamlarına sahiplenir" diyerek kendi problemlerine çare talep etti.Bölgede öncelikle her gün bir dervişinin evinde misafir kalmakta ve bulunduğu evde sohbet vermekte idi.Bir iki defa 'da beni davet etmişti.Gece saat bir ve ikiye kadar süren bu sohbet esnasında ben sadakallahül azim dedim ve o kişiye :"Bu böyle olmaz.Misafir bulunduğun evde geç vakte kadar insanlarla sohbet etmek faydalı değildir.Zira sohbette bulunan dervişan İsdemir'de çalıştığından sabah erkenden onlar işbaşı yapacaklarından geç vakte sarkan bu sohbet dervişan için ağır olur bu nedenle en geç saat 11 de bunu bitirmelisin dedim.O da kabul ettiği ve sohbetleri kısa kesmeye başladı.Memleketten ve aileden kaçak yaşadığı için İsdemir'e işçi olarak müracaat etmesini istedim.Hak Teala'nın izniyle müracaat etmiş ve kabul görerek iş sahibi olmuştu.Ve sonra bulunduğu yere karısını ve çocuğunu getirmek istiyor ancak memlekete gitmeye korkuyordu.Hak Telanın bana verdiği ilhamla"Git aileni getir.İnşaallah birşey olmaz"dedim ve giderek ailesini getirdi.Birgün dükkana geldiğinde ona dedim ki:"Sen halife imişsin,niçin Şeyh gibi davranıyorsun?" deyince "Efendim! özür dilerim.Evet ben halifeyim,siz bana şeyh muamelesi yaptığnız için sesimi çıkarmadım"dedi.Daha sonra malulen çalıştığı fabrikadan emekli oldu.Erbakan7ın partesi kendisini bir seçimde bir beldeden Belediye başkan adayı gösterdi.kaybetti.Sonra yaptığı iki hata nedeniyle bölgeyi terk etmesini istedim.O da kabul etti.Memleketine döndü.Şeyhi vefat ettiğinden sanırım dervişanın başına geçti ve bilahere dünyasını değiştirdi.
GEREKTİR DOSTLAR BİZE
Laf değil de icraat
Gerektir dostlar bize
Sırrı Hakka seyahat
Gerektir dostlar bize
Gönüller allak bullakKimse değilki apak
Ahu figanı duyan kulak
Gerektir dostlar bize
Yetim hakkı ne demek
Haramdır niçin yemek
Nefret değilde sevmek
Gerektir dostlar bize
Kazanadır ha kuyu
Bulandırma öz suyu
Bozmamak nesli, huyu
Gerektir dostlar bize
Düşünelim derken biz
Demedik ol fikirsiz
Milletçe olmak kinsiz
Gerektir dostlar bize
Haset şeytan işidir ha
Sövme kimseye daha
Dayanmak ol Allah'a
Gerektir dostlar bize
Söyledik biz sözümüz
Kan ağlasa da gönlümüz
Hakka dönmek yüzümüz
Gerektir dostlar bize
27.11.2018
İskenderun
DİNİN KARAYÜZLÜLERİ
"Dinin kara yüzlülerin"den maksat dindar görünerek ehli dünya olmak, münafıklık etmektir.Dini ticaretine katmak,dini nasları söyleyerek iktidarının yahut saltanatının devamını murad edenlerdir.Bir çok saf insan, bu adam "Allah" diyor,Cami yapıyor,kuran okuyor" diyerek şekil oltasına takılarak hakikatını göremiyorlar.Bu büyük bir fitnedir.Kaç kişi kendisini bundan kurtarabilir ki?Ancak zaman içinde hakikatlar kendisini gösteriyor.Bu zaman dilimi de üç beş sene değil belki yirmi sene-yirmibeş seneye tekabül etmekte.Yirmi yıl öncesinde hakikatı söyleyen bir ses çıksa çokları busese kulak vermeyerek "hased ediyor" diyerek o sesi susturmaya çalışır.Aradan yıllar geçip hakikatlar meydana çıktığında "Adam, haklıymış" denir amma vakit geçmiş,olacak olan olmuştur.
ZALİMLERE MEYLETMEK
Kalbin meyli (içteki sevgi) insanın batını üzerine pek müessirdir. Salih insanlara meyil batını ıslah ettiği gibi, zalimlere ve fenalara meyil dahi ifsad eder. Hud suresi 113 ayetinde buyrulmuştur:"ZALİMLERE MEYLETMEYİN; SİZE ATEŞ TEMAS EDER" Temas edecek ateş,sadece cehennemin ateşi değildir. Hayatı dünyeviyye de o zalimin zulmü mutlaka kendi etrafında olanlara da dokunur. Nitekim iktidara gelenler, bir müddet sonra kendisine omuz verip o makama taşıyanları gözden çıkartıp uzaklaştırarak yabancılaştırır...
CENAB-I RESULULLAH'IN ŞEFKATİ
"Ben mü'minlere kendi nefislerinden evlayım.Binanaleyh müminlerden bir kimse vefat edip borç bırakırsa, onun edası benim üzerime lazımdır.Eğer mal bırakırsa ,onun varislerine aittir"(Hadis-i şerif).
Ahzab suresinde bildirilir:"Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır"(Ahzab 33/6)
Ahzab suresinde bildirilir:"Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır"(Ahzab 33/6)
İHTİYAT(TEDBİRLİ OLMAK) GEREKLİ OLAN HALLERDEN
Bir kimse bir mesele hakkında haddinden fazla tatlı dillilik ve saygıyı aşan yaltaklanma davranışı içinde olursa o kimseye karşı ihtiyatlı olmak gereklidir.Farklı bir niyeti mevcuttur.
Mescid-i dırar denilen münafıkların inşa ettiği mescidde namaz kılması ricasıyla huzuru Resulullah'a gelen münafıklar diz çökerek haddinden fazla dil döküp yaltaklandılar.Maksatları Şam'da bulunan Ebu Amir isimli bir rahibi o mescide getirerek müminler arasına nifak sokmaktı.Hakteala münafıkların bu niyetini bildiği için Efendimiz sav'i o mescitte namaza gitmemesi hususunda uyardı.
Ruh ve kalbin hilafına olarak , yalnız dilden gelen latif sözler gübrelikte biten yeşil otlar gibidir.Uzaktan bakıp geçmek gerekir,yemeğe ve koklamağa layık olmaz.Vefasızların lutfu tarafına gitmek harap köprüden geçmek gibidir ayak atar atmaz o çürük köprü yıkılır.
Mescid-i dırar denilen münafıkların inşa ettiği mescidde namaz kılması ricasıyla huzuru Resulullah'a gelen münafıklar diz çökerek haddinden fazla dil döküp yaltaklandılar.Maksatları Şam'da bulunan Ebu Amir isimli bir rahibi o mescide getirerek müminler arasına nifak sokmaktı.Hakteala münafıkların bu niyetini bildiği için Efendimiz sav'i o mescitte namaza gitmemesi hususunda uyardı.
Ruh ve kalbin hilafına olarak , yalnız dilden gelen latif sözler gübrelikte biten yeşil otlar gibidir.Uzaktan bakıp geçmek gerekir,yemeğe ve koklamağa layık olmaz.Vefasızların lutfu tarafına gitmek harap köprüden geçmek gibidir ayak atar atmaz o çürük köprü yıkılır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

