12 Temmuz 2018 Perşembe

"HOCA" kelimesi

Dün Adnan Oktar'a ve şebekesine yapılan polis baskınını ve ele geçen meteryalleri gördük.Suçlamalar idam cezasına denk.Çünkü bu ülkede idam olmadığı için en fazla 30 küsür sene .Bu suçlamaları da toplarsan aynı ceza.
Adnan Oktar isminin başına getirilen "Hoca" tabiri ile zarar verilmek istenen İslam inancıdır.Çünkü bu mukaddes tabir(Hoca),önder terbiyeci, yol gösterici,mürşit anlamında kullanılan) bir şeriat kavramıdır.Bir nebze Peygamber makamını temsil eder.Şeriata aykırı kılıklardan,Peygamber'e uymayan bir hayat tarzının merkezinde bulunan bir adam için kullanılan "hoca",dinimize vurulmuş bir darbedir.Çünkü bu tür kötü örnekler nedeniyle İslamın,öğreticileri,temsil edicileri,örnekleri zayıflatılmaktadır.15 Temmuz darbe girişimine kalkışanların başındaki kişiye de "Hoca" tabiri kullanılmakta idi.Tüm bu olumsuz örnekleri çoğalttığımızda zarar gören kim:Din adına konuşanlar.Güvensiz,art niyetli ,içi başka dışı başka tipler maalesef öze zarar vermektedir.bu nedenle Hak Teala . bu ülkede vakdi,devri değiştirmektedir.Değişimi yapan görünürler için ehli takvadır demiyoruz.Hak Teala yaptırtmaktadır.Din Allah'ın dır.Dini,Kur'an'ını koruyacak O dur.Biz bu değişimi yaptırtırken vasıtalara bakmıyoruz.Sonuca sabırla bakmamız gerekir.Normal mecrasında yüz yılda yapılamayacak olan işler gerçekleşmektedir.Çünkü Türkiye,Yenidünya düzeninde İslam aleminin lideridir.Konya ,Dünyanın maneviyat başkenti olacktır.Belki İstanbul tekrar başkent olacaktır.Bu nedenle gelen zaman İslamın lehinedir.Sabırla beklemek gerekir.

DİN İKİDİR

Din ikidir:
1-Allah katından emrolunan din.Bu da peygamberlerin getirdiğidir.Yani ,şeriat
2-Muteber din.Yani Allah katından değil ama Allah katında itibarı vardır.Buda bid'at olandır, evliya ve asfiya tarafından .Onlar kendilerinden içinde Hakk'ı tazim etmek olan riyazetle bunu icad ettiler .Kim hakkını vererek Allah'ın rızasını gözetmek suretiyle buna riayet ederse o kimse felah bulmuştur.

11 Temmuz 2018 Çarşamba

HAVASIN İLMİ AVAM'A TALİM EDİLMEZ

Karı Koca arasında soğukluk vardı.Bir yılı aşkın zamandır bu soğukluk devam etmekte idi.Kadın bir günansızın Şeyh efendinin huzuruna gelerek durumuarzetti ve beş çocuğumuz var ayrılmak istemiyorum diyerek müşkülüne cevap talep ektti.ŞEYH EFENDİ "Var şimden sonra günde 614 defa "Ya ... Ya ..."esmalarını oku.Umulurki Hak Teala kocanın gönlüne şefkat ve yumuşaklık düşüre, aranız düzelsin" der. Kadın bu esmaya devam ederken kocası yumuşar aralarındaki soğukluk gider. Ancak bu kez kadın kocasındak bu yumuşaklığı görünce ona diliyle eziyet etmeğe başlar.Bir zaman sonra kocası, şeyh efendiye gelerek halini arz eder ve karısının bu tutumundan dolayı şikayetçi olarak tedbir ister.Şeyh efendi ona her gün 744 kez "Ya ..."esmasını çekmesini söyler.Karısındaki dil ile eziyet huyu ortadan kalkar.Şeyh efehndi dedi ki iki virdim vardı.Kadın fırsat buldu kocasını incitti.Bende istiğfara başladım.Artık bundan sonra hiçbir hatuna dahi havastan nesne talim etmeyeceğim ve benden sonrakilerde talim etmesinler dedi.

10 Temmuz 2018 Salı

HAK TEALA İNSANI İKİ ELİYLE YARATMIŞTIR

Sad suresi 75 ayetinde Hak Teala buyurur:"Allah dedi:Seni , iki elimle yarattığıma secde etmekten men eden nedir?
Hak Teala bunu İblise söylemiştir.
İnsanın dışındakiler tek elle yaratılmıştır.Çünkü onlar ya Cemal mazharıdır. melekler gibi.Yahut da Celal mazharıdır, bazı azap melekleri ve şeytanlar gibi.İnsana gelince o cemal ve celali kendinde toplayandır.

ŞEYH İSA MENKIBESİ

Manisa Akhisar'da türbesi bulunan Şeyh İsa hazretleri sülukunu  Kayseri'de İbrahim Tennuri hazretlerinin oğlu Kasım Efendi'de tamamlayıp icazetle memleketi Akhisar'a dönerken yolları Simav gölüne düşer.Dervişler balık yemek isterler ama balıkçılarda hiç balık yoktur.Çünkü,Kırk Yusuf derler o yörenin bir meczubu kokmuş bir balığı balıkçılara getirip pişirmelerini ister,onlarda reddederler ,meczup balıkçılara kızar ve ortadan kaybolur.Balıkçılar bir türlü av yapamazlar ve Kırk Yusuf'u gücendirmenin sonucu olduğunu bilip onu ararlar.Şeyh İsa'nın dervişleri balık bulmak için dolaşırlarken dilenci suretinde birisini görürler.Bu şahıs yürürken o dervişlere:Bre sufiler.Gelin ardıma düşün balık isterseniz"diye gölden yana yürür.Gölün kenarına varan meczup ayağını suya sokup at gibi kişneyerek ayağına dışarıya doğru iteler.Beş karış büyüklüğünde bir balık çıkar,o balığı alarak dervişlerin eline verir:"Şeyh taze balık yesin"dedi."İletin mazur tutsun ve Kırk Yusuf'u unutsun  ve manayı örtsün, sırrı ızhar etmesin,terk-i edeptir.deyin ki:Şeyh bu balığı tuzla yemesin"dedi.Dervişler o balığı alarak Şeyhlerine götürürler.Şeyh efendi su kenarında abdest almaktadır.Dervişler balığı önüne koyarlar.Şeyh gülerek dedi ki:"Yaban delisi tuzsuz balık yenir mi, al balığını" dedi.balığı suya attı.Balık suya girdiği gibi dirildi.Şeyh abdestini alıncaya kadar durdu sonra gölün içine doğru gitti , kayboldu.

SIRRI AÇIK ETMEK

Büyük meşayihler Keşf-ı raz(sırrı açık etmek)edip terk-i edep etmeye karşıdırlar.Hali kale getirmeye meşayihin rızası yoktur.Bu nedenle anlatmak istediklerini hep misallerle bir örtü içinde anlatırlar.Açık bir şekilde:"Şunu şöyle yap!", "Yahut bunu böyle yapma !" gibi demezler.Ancak müptedi olan müritler nefislerinin karıştığı duygularını anlatınca mübareklerin "Sen bilirsin" cevabını icazet,onay şeklinde telakki ederler ki bu yanlıştır.Çünkü, meşayihin önüne karalanmış,yazı yazılmış bir yaprak değil tertemiz bir yaprak getirmek gereklidir.

HAKK DOSTLARINI AVAMA ANLATMAK

Hz.Pir Mevlana Efendimiz, Hz.Şemsle alakalı şu sözleri söylemiştir:"Eğer halk perdeli ve cisim kesafetinde olmasaydı ve eğer akıl ve idraklerinin boğazı dar ve zayıf olmasaydı, seni övmek için mananın tadını çıkarırdım. Bilinen şu mantıktan başka bir ifade  ile özü açar, vasıflarının sır hazinelerinden ne inciler saçardım.
Düşünceleri tabiattan çıkmayan, beşeriyetin nefs ve heva zindanında kalanlara senin methini yapmak yazıktır.
Ben senin güzel vasıflarını ruhanilerin kutsal meclisinde söylerim.

9 Temmuz 2018 Pazartesi

NECMEDDİN KÜBRA HAZRETLERİ

Necmeddin-i Kübra hazretleri,Mevlana Efendimizin Babası Sultanül ülema Bahaddin Veled hazretlerinin şeyhidir.Buyurduki:
"!ŞERİAT gemi gibidir.TARİKAT ise deniz.HAKİKAT de inciye benzer.Kim inciyi isterse gemiye biner sonra denize açılır daha sonrada inciye kavuşur.Bu düzeni(sıralamayı) bırakan inciye kavuşamaz.
Önce istekliye gereken ŞERİAT dır.Efendimiz (sav) buyurmuştur:"ŞERİAT ağaçtır.Tarikat dalları.MARİFET yaprakları, HAKİKAT de meyvesidir.
Ağaç olmazsa dalları, yaprakları ve meyveleri nasıl olur.Buna göre şeriat olmazsa tarikat, marifet ve hakikat nasıl olabilir?
Şeriattan maksat Allah ve Resulünün emirleridir.Vedahi haramı terk etmek.
Tarikat takvayı alıp uygulamaktır.O da seni menzil ve makamatı geçirip Mevlaya yaklaştırır
Hakikata gelince  bu da gayeye ulaşmak ve tecelli nurunu müşahede etmektir.
Namaz hakkında söylenenlere bakıldığında:"Namaz şüphesiz hizmettir, kurbettir(yakınlaşmadır) ve vuslattır(kavuşmadır).
Hizmet şeriatda , kurbet tarikatde, vuslat hakikattadır.Çünkü namaz bu üç üstün özelliği kendisinde toplamıştır.Şöyle de denmiştir:Şeriat O'na ibadet etmen,Tarikat O'nun huzurunda olman, hakikat ise O'nu müşahede etmendir"
"Halvet nedir?" diye soruldu.Cevap:Halvet halktan uzaklaşmak Hakk'a koşmaktır.Çünkü bu nefsten kalbe, kalbden ruha, ruhdan sırra ve sırdan her şeyi yaratan Halık'a olan bir yolculuktur.Bu yolculuğun mesafesi nefse göre uzak, ruha göre çok yakındır.
Şeriat de taharet(temizlik) vücudu pislikten temizlemektir.Tarikat de taharet(temizlik) heva ve hevesten geçmektir.Hakikat de taharet(temizlik),kalbi masivadan boşaltmaktır.
Şeriatın namazı,erkan(kurallar) ve ezkar(belirli okunan dualar) iledir.Tarikatın namazı ,dünyadan kurtulmak ve tamamen Rahman'a yönelmektir.Hakikatın namazı her yerde ve zamanda Yüce Hakk'ın zatında müstağrak olmaktır.
Şeriatın orucu yemeden içmeden kesilmek.Tarikatın orucu yaratılanların Rabbi ile meşgul olmak için evhamdan uzaklaşmaktır.Hakikatın orucu , devamlı suretde Melik ve Allam olan Allah'ın vechini müşahededir.
Şeriatın zekatı 20 miskal için yarım miskal vermektir.Tariaktın zekatı , malın hepsini tasadduk etmektir.Hakikatın zekatı , hal ve maldan soyunmak veYüce Zat ile tahakkuk etmektir(hakikatına ermektir)
Eğer bir kişiyi gökte uçar, deniz üstünde yürür,ateş yutar v.s gibi keramete benzer bir halde görürseniz eğer o kimse Allah'ın farzlarından birini ve Peygamber (sav) 'ın bir sünnetini terk eder görürseniz o ,iddiasında yalancıdır,yaptığı keramet olmayıp sihirdir.

HAYA'nın kaynağı

Haya (utanma duygusu) insanı güzelleştiren en önemli duygudur.tertemiz bir su gibidir.Haya sahibi dininin yarısını tamamlamıştır.Kalan yarısını başarmak kolaydır.Bugün toplumda cinsel saldırı ve istismarın temelinde insanımıza haya'nın öğretilememesi yatmaktadır.Gerçekten yetişen neslimiz zor durumdadır.Çünkü her şey ellerinin altında,görsel basında mevcuttur.Anne Babaların yetiştirdikleri çocukları ile alakalı daha küçükken verebilecekleri güzel örneklerin başında giyim kuşam , ev içerisindeki kıyafetleri gelir.Küçük çocuk asla annesinin dışındaki insanlar içinde soyulmamalıdır.Çocukların kendi aralarında avret mahallerinin açılmalarına müsaade olunmamalıdır.Bu tedbirlere riayet edilirse haya duygusu kuvvetlenir.
Hayanın ileri derece örneklerini Evliyaullah hazeratı göstermişlerdir.
Bir Veli'nin taharetlendiği bir su kabı eskiyerek kırılmış,işlev yapamaz konumuna düşmüş.Yeni bir edavata gerek duyulunca Mübareğin yüzü kızarmış.20 senedir ben avret mahallimi bu kabla temizliyordum.Şimdi yeni bir kab bu işlevi yerine getirecek buna utanıyorum.demiştir.

8 Temmuz 2018 Pazar

İKİ CİHANDA BAŞARIYA GÖTÜREN ON HUY

1-Hakk ile SIDK üzre olmak
2-Halk ile İNSAF
3-nefs ile KAHIR
4-Dervişlere LÜTUF
5-Ululara HÜRMET
6-Gençlere ŞEFKAT
7-Dostlara NASİHAT
8-Düşmanlara HİLM
9-Ulemaya TEVAZU
10-Cahile YUMUŞAKLIK
(Şeyh Mecdüddin Bayrami)

BİR KİTABI İYİ ANLAYABİLMEK İÇİN:

Bir kitabı okumadan önce  "O kitabın yazarına, anasına, babasına, hocalarına, o kitabın matbaasının sahibine, hatta kağıdı için odun taşıyan hamala varıncaya kadar bir fatiha okuyun.Ondan sonra kitabı okuyun , daha iyi anlarsınız"

BİR HAFTADA CENNETİ KAZANAN BİR AŞIK:FARRE BİN AMİR

Suriyenin güneyinde hüküm süren Gassanilerin Yenbu vilayetinin valisidir.Tebuk gazvesinden sonra Efendimize bir mektup yazarak "Sen muhakkak ki İsba'nın İncilinde haber verilen Ahmed'sin ve ben Senin dinine , Senin getirdiğin esaslara inanıyorum.Beni lütfen kabul et"demiştir.Efendimize bir beyaz deve, bir beyaz katır, bir beyaz at, ve bir beyaz eşek hediye göndermiştir.Efendimizin beyazı sevdiğini biliyor.Resululah efendimiz (sav)bu zata cevabi mektubu Bilal Habeşi hazretleriyle göndermiştir:"Selam sana"diye başlayan mektup "Selam sana" diye bitmektedir.Gassani hükümdarı bu haberi alıp Farre bin Amir hazretlerini huzuruna celp edip İslamdan dönmesini emretmiştir.Aksi halde kafanı keseceğim diye tehdit etmiştir.Bu zat imanında ısrar etmesi üzerine idam edilmeye giderken çok güzel bir şiir söylemiştir:Bir mısra'ı :Benim dünyalık malı da ve hatta canı da imanım uğruna verdiğimden, O en büyük iman sahibinin haberi olsun"
Farre'nin şehadet haberin alan Efendimiz (sav) aynen Necaşi'ye yaptığı gibi "gıyabi cenaze namazı" kılmıştır.Farre bin Amir(r.a)Efendimizin yüzünü görmemiş,müslüman olmuş ve bir hafta içinde şehid edilmiştir.

KIRK YIL KİMSE BANA BU SUALİ SORMADI

Gaziantep İslahiye ilçesi sınırları içinde bulunan dergahında yaşamış Kadiri meşayıhlarından Bilal babanın oğlu Hilmi baba ,bir dervişine şöyle dert yanmış:"Ömer efendi ,bir yaşlı kadın hariç hiç kimse bana Allah'a nasıl vasıl olunur driye sormadı.Soran herkes dünyalık istedi, şifa istedi ,ev istedi eş istedi v.s.Ancak yaşlı bir kadın hariç.O kadın dergaha büyük bir aşure kazanı getirmişti ve Benden "Allah'a nasıl vasıl olurum? diye sual sordu.Onun dışında hiç kimse bu suali sormadı,bu derdi taşımadı"

SULTAN ABDÜLMECİD HAN:İÇKİYE MÜPTELA BİR RESULULLAH AŞIKI

iŞLEDİĞİMİZ HER GÜNAH SARHOŞLUK VERSEYDİ HİÇ KİMSE AYIK OLMAZDI.Sultan Abdülmecid fevkalade bir aşık-ı Resulullah'dır.Medine'deki Mescid-i Nebeviyi yeniden baştan inşa ettirmiştir.Kabri saadetin hacet penceresi denen yerin üstünde ,meşhur babüsselam'ın üstünde halen Sultan Mecid Han7ın tuğrası durmaktadır.İnşaatı yapan inşat emini(inşaat mühendisi) İstanbul'a gelip "Efendim inşaat bitti.Tuğranızı da yerine koyduk" dediğinde fena halde asabileşmiş ve "Derhal mescidi yıkın, her tuğlasına günahkar Mecid yazın, yeniden yapın"diye emir vermiştir."Siz kim oluyorsunuz ki Huzur-u Resulullah'a benim ismimi yazıyorsunuz, ben kimim ki onun huzurunda ismim olsun."diyecek kadar ince bir Müslüman.Böyle bir kişi içkiye müptela idi.Resulullah'ın kabrinde aydınlatsın diye altın şamdan göndermişti.Medineye.Medine müdafii Fahrettin paşa, İngilizlerin eline geçmesin diye bu emanetleri İstanbul'a göndermişti.
Resululah Efendimizin Veysel Karani hazretlerine gönderdiği hırka vefatı ile kardeşine kalmış daha sonra bu hırka sülalede dolaşa dolaşa Kırım savaşından sonra İstanbul'a gelen bu aile bu hırkayı padişaha arz etmiştir.Sırf bu hırkanın ziyareti için özel bir mimari dizaynla İstanbul Fatih semtinde Hırkai şerif ismiyle cami yaptırmıştır.Hırka ziyareti yapılabilsin diye sekiz köşeli inşa edilmiştir

SEVGİ ÜZERİNE

Sevgi aşağıdan yukarıya yükselmez.Yukarıdan aşağıya akar.Manevi aleme göçmüş şahsiyetleri sevmemiz ancak böyle izah olunabilir."Sevelim, sevilelim" derken Yunus Emre,Hak Tealanın tüm yarattıklarını sevmiş ve kendisi bu alemden çekilsede Hay makamında olduğundan sevdiği kimselerde Yunus sevgisi başlamıştır.Hay makamında olanlar, halen vazife yaptıklarından Biz kendi isteğimizle Hz.Mevlana'yı sevmiyoruz,Hz.Mevlana bizi sevdiği için bizde O'na karşı sevgi başlıyor.Hay makamındakilerin hayatı ayrı bir sır.Fiziken tanımadığmız Niyazi Mısri'nin ,Yunus Emre'nin,Şemsi Tebrizi'nin söz ve ilahilerinin bizi sarmasının sebebi bu olsa gerek.O'nun sözlerini,ilahilerini duyduğumuz zaman kulağımızdan kalbimize giren O.ve bu şekilde bir alışveriş yapıyor.

YANLIŞ ANLAŞILAN BİR KELİME:SEVGİLİM

Maalesef BUGÜNKÜ TOPLUMDA "Sevgilim" dendiği zaman akla metres kelimesi geliyor.Çünkü,Hakk'ın en makbul hediyesi olan sevgi kavramı şehvetle karıştırılmıştır.Resulullah efendimiz (sav)pek çok arkadaşına "Ya Habibi" diye (Sevgilim) hitap ederdi.
Aklı apış arasından kafaya almak gerekir.
Sevgi akıldan doğmaz.Bu nedenle sevgi, aklın fermanını dinlemez.Ancak sevgi mecnunluk haline gelmeden davranış biçimlerimizi edep dahilinde muhafaza etmekle yükümlüyüzEdep ve davranıştan sual var,muhabbetten sual yoktur.Hislerden değil, davranışlardan sual vardır.
Bu husustaki Efendimiz(sav)'in sözü:
"Ey Fatıma seni Ali'ye vereceğim ama O'na cariye olursan! Ya Ali sana Fatıma'yı verecevğim ama O'na köle olursan!"Koca karısına köle olduğu zaman beyefendisi olur.Karı da kocasına cariye olduğu zaman hanımefendisi olur.
aKLA AKILLA VEDA EDİP GÖNLE TABİ OLMAYA AŞK DENİR.

ALLAH ZÜL CELAL KORKULACAK BİR VARLIK DEĞİLDİR

Terbiye metodları iki ana başlıkta değerlendirilir.Korkutarak terbiye ve sevdirerek terbiye.Allah teala korkulacak bir varlık değildir.Allah öcü değildir.Allah sevilecek bir varlıktır.Allah sevilir, eseriyle sevilir, fiiliyle sevilir, sıatıyla sevilir, esmasıyla sevilir; bir zama ngelir Zatıyla sevilir.
Ruyetullah(Allah7ı görme) ve Zatullah meselelerinde Hz.Aişe ile Hz.Abdullah ibni Abbas'tan rivayet edilen hadisi şeriflere özel olarak bakmak gerekir.Bu meseleleri ancak sahabenin önde gelenleri anlayabilmiştir, diğerleri anlamamıştır.
Mahluk sevilmeden Halık sevilmez.Her mahluk istisnasız sevilecek  veya sevilecek bir yönü bulunacak;çünkü vardır.Sevgi iradi değildir.Akılla, mantıkla , davranışla ,ilimle, tahsille kazanılmazAllah'ın bir ihsanıdırHak teala sevgi dağıtımındada cömert davranmıştır.Ancak biz insanlar nefis örtüleri ile bize verilen sevgiyi örttüğümüz, izhar etmeyerek öldürdüğümüz , öldürmesek de beslemediğimiz için sevgi cılız kalmıştır.

7 Temmuz 2018 Cumartesi

BİR PEYGAMBER:HZ.HALİD BİN SİNAN EL-ABSİ

Hz.İsa efendimiz ile Hz.Resulullah (sav) arasındaki zaman içinde Aden bölgesinde bulunan bir kavme peygamber olarak gönderilmiştir.Bir mağaradan çıkan bir ateş bukavmin ekinlerine musallat oluyordu mağaradan çıkan bu ateş ekinleri yaktıktan sonra tekrar mağaraya dönüyordu.HalidBin Sinan peygamber olarak gönderildi.Mağaraya girerek bu ateşi Allah'ın izni ile söhdürüp kavmini bu beladan kurtardı.Sonra mağaraya girerek kendisinin üç günden önce çağrılmamasını vasiyet etti.Kavmi ve çocukları şeytanın vesvesesine kapılarak üç günden önce çağırdılar.Bu çağırma nedeniyle başında bir ağrı olduğu halde mağaradan çıktı ve :"Beni, kavmimi ve vasiyetimi zayi ettiniz.Yakın zamanda vefat edeceğim.Vefatımdan sonra cenazemi defnedin vekabrimi kırk gün gözetin, kırk gün sonra kuyruğu kesik bir merkebin de içinde bulunduğu bir sürü , kabrimin yanına gelince kabrimi açın"buyurdu.
Böyle yapıldığı zaman kabrinden çıkıp kabir ehlini ve kabir hayatını aynen kendilerine anlatacağını bildirdi.Belirtilen işaret ortaya çıkınca ,müminler Halid Bin Sinan'ın kabrini açmak üzere harekete geçince çocukları:"Bize  öldükten sonra kabirden çıkan kimsenin çocukları derler" diye engel oldular Böylece cahillikleri büyük bir hiyanete sebeb oldular.Dolayısıyla babaları olan bir peygamberi ve onun vasiyetini de yerine getirmediler

PARANIN YAPTIKLARI

"DİNİKÜM DİNARİKÜM" Dinini paraya tahvil edenler eskiden beri vardır.Hz.Musa'yı peygamber olarak kabul edip Firavunun yemeğini yiyenler Peygamber'e layıkınca teslim olamadılar.Şam Valisi olan Muaviye, debdebeli valilik evi v.s gibi bina yaptırınca bu durum halife Hz.Ömer efendimize şikayet edildi.Bu durumu sorgulayan halifeye,Muaviye(*):Ya Ömer Şam halkı gücü,debdebeyi seviyor onları elde tutabilmek için böyle davranıyorum." demiştir.
(*)niçin bu ismin başına "Hz" takısı getirmedin diye sual soran birisene bir dostum şöyle açıklama yaptı:"Sultanım,ben henüz orada değilim.İnanıyorum önemli sahabidir.Hazreti Pir Mevlana efendimiz Mesnevi-i şeriflerinde bu zattan bahsederken "müminlerin dayısı"tabirini kullanmıştır.Doğru hakikatta "Hz" olabilir ama ben orada değilim.Ehli Beyt sevgimden dolayı diyemiyorum"
Not:Nezaket arz eden konularda sükutu tercih etmek gereklidir.

CENAB-I RESULULLAH:

GElmiş ve kıyamete kadar gelecek tüm insanların peygamberidir.Efendimiz(sav) ile din kemal bulmuştur(zirvesini yaşamıştır).Şayet diğer peygamberlerin şeriatı üzerine yaşamları mümkün olduğu takdirde Hak teala'nın cenneti geniş olduğundan onlarıda mutlaka cennetine dahil edecektir.bu nedenle kalbimizde Hakk'ın yarattıklarına karşı hüsnü zanda bulunmak asıl olmalıdır.İyi/kötü,cennetlik /cehennemlik gibi hüküm ihtiva etmekten uzak olmak gerekir.Hakk7ın mülkünde tasarruf Hakk'a aittir.Biz kendimizi cennetin kapısına bekçi tayin etmeyelim.

2023 MÜCEDDİDİ DİN'İN GELİŞ ZAMANI

Necib Sultanımın ifadesiydi bu. Dinde yenileyicinin geliş tarihi 2023. ALLAH'ı tanıma ve bilme noktasında bugünün inisanlarının ekserisinde istekve arzu yoktur.Bu yöndeki istekleri karşılayacak ortada gözüken kurum ve kuruluşlar da yok.Şeriatı yaşamayan bir insanın ,tarikatı  yaşaması oldukça zor olacaktır.Tarikatı yaşatacak yetkin kişilerde zahirden çekilmiş olduklarından Müceddid ne yapabilecektir.? Evvelemirdeemrettiği şeylerin hayat bulabilmesi için zahirde emir yetkisi olacaktır.İnsanların kalblerindetasarruf etme yetkisi nedeniyle sözleri dinleyenler tarafından hemen kabul görecektir.Hz.ÖmerEfendimiz gibi, İbrahim Ethem hazretleri gibi ve geçmiş hayatlarından bir anda sıyrılıp bambaşka bir insan oluverme halinin yaşanabileceği bir mucize mi olacak? Mucize peygamberlere mahsus  ise de Nübüvvetin halen devam ettiği belirtilmektedir.Çünkü,Allah'ı tanıma derecelerinin en üstünü nübüvvet mertebesi olup efendimiz, bu mertebenin Kemal noktasını teşkil eder.Bu nedenle Hak Teala'yı tanıma devam etmektedir. Müceddid bize din diye anlatılanların içindeki bidatleri gösterip bunları temizleyecektir.
O gün çetin bir imtihanın başlangıç günü demektir.

ALLAH'A YAKINLIK DERECELERİ


Allah Teala’ya yakınlık mertebeleriçok çeşitlidir.Yakınlığın kemali(en zirvehali) nübüvvettir.(Peygamberliktir).Ondan sonra KURBİYYET,daha sonra SIDDIKIYET,ondan sonra VELAYET ve en sonra da İMAN(  mertebesi)gelir.Bu mertebelerden her birineyükseldikçe , Cenab-ı Hakk onu (bulunduğu) mertebesi hasebiyle kerim/şerefli kılar.Yakınlığın kemal noktası ancak peygamberlikle eldeedilir.Veonun sonuncusu da Efendimiz (sav) dir.
NEBİLİK ancak nebilerin bildiği bir mertebedir.
KURBİYYET ise varis-i muhammed olanın cem ve fark mertebelerinde Hak’dan mahcub(habersiz) olmamasıdır.
SIDDIKIYET,Hak’dan mahcub olmamak, ama her zamanCem’deolmaktır.
VELAYET de , varisin “cem” de olduğunda mahcub olmaması , fark” a döndüğünde mahcub/örtülü kul olmasıdır.

6 Temmuz 2018 Cuma

KURAN'DA İNSAN SINIFLARI ve HİTAP ŞEKİLLERİ

İnsan sınıflandırması üçtür:1-AVAM 2-HAVAS 3-HAVASÜL HAVAS
AVAM:Bunlar nefislerinin pençesinde mağlup olan tabakadır.üzerlerine heva,heves,şehvetgaliptir
HAVAS:Kalb erbabı denilen kişilerdirkibunların üzerinde huda vetakva galiptir
HAVASSÜL HAVAS:Erbabı ervah olanlar ki;bunlar üzerinde muhabbet veşevk galiptir.
HakTEALA Kur'an da bu üç sınıfa hitapları ayrı ayrıdır
AVAM'e "Ya Eyyühennas" diyehitap eder.Nas, nisyandan müştaktır.Yani gaflette kalanlar demektir.
HAVAS'a :"Ya eyyühellezine amenü" diyehitap eder
HAVASÜL HAVASA'a:Veli diye hitab eder (Ela inne evliyaallah)
AVAMIN AHVALİ:Bunlara yedi şey sevdirildi ve Hak'dan uzaklaştılar.Cehennem de yedi katmandır ve şehvetlere gizlenmiştir.Yedişehvet:(Ali İmran ayet14) Minennisa :Kadınlar yani suri şehvet
Velbenin:Oğullar
Vel kanatıyril mukantarati minezzehebi:Mal toplama için hırs
Vel fıdda:Şehvet-iziynet
Vel haylil müsevvemeti:Şehveti cah (makam)
Vel en'am:Şehvetül fahr
Vel hars :Emirde de , nehiyde de hüküm:Şehvetül hüküm
İşte cehennem bu yedi şeye gizlenmiştir

NEFSANİYETATEŞİNDEN YANANLAR/YANMAYANLAR

Bu dünyada nefsaniyetin ve şehvaniyetin ateşine vücudlarını çıra edenler,o alemde cehennemin ateşine malzeme olacaklardır.Bu dünyada iken vücudlarını bu ateşe malzeme olmaktan koruyanlar öbür alemde eteş görmeyeceklerdir.
Nar iki kısımdır:1-Narullah 2-Nar-ı Cahıym
Narullah:Hak'dan hasretikatıadır ki, Hak'dan mahcub olanların narıdır.ayrılık ateşi .Sevgiliden uzak kalmanın,onu görememenin,ona kavuşamamanın verdiği ateştir.Bunun hakkında Hak teala :"Narullahil mukadetülletiy tettaliu alel'efideti" buyurmuştur.
Nar-ı Cahıym:Nar-ı şehevattır.Hakk7a muhalif olan muamelattır.Bununhakkında Cenab-ı Hakk"Küllema nadıcet cüluduhum beddelna hüm cüluden ğayreha liyezukul azabe bima kanu ya'melun" buyurmuşlardır.

5 Temmuz 2018 Perşembe

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Kul Rabbisine:"Beni bana bırakma, sana vasıl olacak yolu aç , benisenden alıkoyan şeytanın tuzağına düşürme" diye yalvarıp ihlas ile dehalet edince ,Rabbisi:"Korkma, benim ismimian, işe başla" der
BESMELE, Beyt-iHüda olan kalbinnuru, Kitabullahın da anahtarıdır
Mevcudat ,Besmelede bulunan "Allah","Rahman", "Rahıym" isimleriyle vücud bulmuştur

4 Temmuz 2018 Çarşamba

insan ve sonu gelmez istekleri


Evliler boşanmak istiyor, Bekârlar evlenmek… İşsizler çalışmak istiyor, İşi olanlar çalışmaktan bıkkın… Olmayan çevre yapmak için yırtınıyor, Olan dost ihanetine ağlıyor. Küçükler büyümek istiyor, Büyükler çocukluğuna dönmek. Cefadaki bir umut arıyor, Sefadakinin canı sıkılıyor. Çirkin güzellik uğruna bıçak altına yatıyor, Güzeller çirkin şansı diliyor... Şişmanlar diyette aç yaşıyor, Zayıf silikon taktırıyor. Uzun boylu kambur duruyor, Kısa bir karış topukla zor yürüyor. Fakirler zengin olmak istiyor, Zenginler bir parça huzur… Ünlüler saklanıyor, Ahali ün peşinde. Kıvırcık kafasını düzleştiriyor, Düz perma peşinde; keller de saç ektiriyor. Siyahlar beyaz olmak istiyor, Beyazlar bronzlaşmak.. Kalanlar gitmek istiyor, Gidenler geri dönmek... Gençlere günler kısa, yollar uzun; Yaşlılara günler uzun, yollar kısa. Demem o ki, Mutlu olmak istiyorsan, Sahip olduklarının farkında ol ve olduğun hâle şükret. Şikâyet ettiğiniz hayat, belki de bir başkasının hayalidir… Ninem diyor ki; Azla mutluluk, çokla didişmekten iyidir. ALINTIDIR

DELİ Mİ?VELİ Mİ?

1965 yılında vefat eden bir “deli”nin son dilekçesidir:
(Bir takım temennilerini ve ruh halini içeren kayıtlardır.)
“Ben dünya Kürresi, Türkiye karyesi ve Urfa Köyünden, El-Aziz Tımarhanesi (Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi) sakinlerinden; İsmi önemsiz, cismi değersiz, çaresiz ve kimsesiz bir abdi acizin, ahir deminde misafiri Azrail’i beklerken, Başhekimlik üzerinden Hâkimler Hakiminin dergahı Uluhiyetine son arzuhalimdir:
Ben ğam (dertlilik) deryasında, fakirlik vatanında, horluk ve rezillik kaftanında PADİŞAH yapılmışım
… Meyvalardan dağdağana, çalgılardan ney-kemana kapılmışım… Benim yatağım akasya dikeninden, yorganım kirpi derisinden farksızdır. Kalbim Ayizman’ın (Hitlerin işkenceci Nazi Komutanı) fırını, ve sahranın çöl fırtınasıdır.
Ruhum aşık-ı Hüda Mahbub peresttir, lakin aklım kaderin cilvesi ve talihin sillesiyle gurestir (gelgittir) Bana gelen derdü gamın kilosu beleştir. Nerde bir güzel varsa bana karşı keleştir (yüz vermez, cesaretlidir), bütün yiğitlerde bana hep ters ve terestir. Aylar geçti, tek temizliğim, gözyaşıyla ve kara toprakla aldığım teyemmüm abdesttir. Yani, içtiğimiz kezzap suyu, mezemiz ise ateştir.
Ol Resuli zişan ve Sultanı dücihan: “Cenabı Allah’ın insanları dünya, dünyayı ise insanlar için yarattığını; Ruhları vücut için, vücutları ise ruhlar için yarattığını; Erkekleri kadınlar; kadınları erkekler için yarattığını; Cenneti mü’min kullar, mü’min kulları da cennet için yarattığını; cehennemi inkârcılar ve münafıklar, inkârcıları ve münafıkları da cehennem için yarattığını” hadisleriyle haber vermiştir. Peki acaba benim gibi meczup divaneleri ne maksatla halk etmiştir? Bilen babayiğit, meydana çıkıp söylesin… Allah sana iman verdi sen tuğyan edersin; O in’am etti sen küfran (nankörlük) edersin; O ikram etti sen inkar edersin; O ihsan etti sen isyan edersin; bir de kalkıp bana deli divane diye bühtan edersin!..
Bu söylediklerimin hepsi ruhumun içinde cenk etmektedir. Eğer dilekçemin cevabı gelirse bu manevralar sona erecektir. Şimdi adresimi arz ediyorum: Kur’an’ı geldiği yere, yine Kur’an’ı getiren geri taşısın. Madem ki ahkamı ve ahlakı kalmadı, Kur’an’ın kağıdı ve yazısı neye yarasın?! Taki Hz. Muhammed Mehdi (A.S) gelince yeniden okunup yaşansın.!
Ey zerrelerden kürrelere, yerlerden göklere bütün alemlerin Rabbi!.. Ey cemadi, nebati, hayvani, insani, ruhani ve nurani her şeyin ve herkesin yegane sahibi!… Ey iman ve şuur ehli kalplerin en yüce habibi!.. Ey dertli bedenlerin kederli gönüllerin, ve yaralı yüreklerin tabibi!. Ben biçare kulun ki; garipler garibi, hüzünlerin esiri, zulümlerin muzdaribi, öksüz, yetim ve sahipsiz bir tımarhane delisi… Ama kutsi muhabbet ve hasretinin divanesi!… Herkesi ve her şeyimi elimden aldın, ama sana sığındım, aşkına sarıldım, yegane Sen kaldın!. Yurdumdan yuvamdan, evimden barkımdan ayırdın, gurbete ve hasrete saldın, ama onları ararken Sana ulaştım, sevdana daldım! Böylece fani ve hayali görüntülerden kurtarıp hakiki tecelline mazhar kıldın.
Yüceler yücesi Rabbim, Efendim!
Haktan saparak ve haddimi aşarak, haşa senden, Burak bineği, Cebrail seyisi, Sidretül Münteha menzili, cümle mahlûkatın en şereflisi, Rahmanın en mükemmel tecelli ve temsilcisi… Kainatın fahri ebedisi, Ahir zaman Nebisi ve Mehdisi, Levhi Mahfuzun (Kader projesinin) tercümanı ve tebliğcisi, Efendiler efendisi Hz. Muhammed sallallahu aleyhi vesellem’in Mahbubiyetini mi istedim?.. Hanif Dinin üstadı ve nice Nebilerin atası Hz. İbrahim’in haliliyetini, Hz. Süleyman’ın saltanat ve servetini Hz. Musa’nın Celadet ve cesaretini, Hz. İsa’nın ruhaniyetinimi istedim?.. Hz. Ebu Bekir Sıddık’ın yüksek fazilet ve kurbiyyetini, Hz. Ömerül Faruk’un dirayet ve teslimiyetini, Hz. Osman’ı zinnureynin asalet ve sehavetini, Hz. Aliyyül Murtaza’nın ilim ve velayetini mi istedim? Senden mülkü hâkimiyet, şanü şöhret, malü servet mi talep ettim? Senden vücüdüma sıhhat ve afiyet, aklıma ziya ve selamet, hayatıma huzur ve istikamet dilendimse, bunlar için de bin kere tevbe ettim! Çünkü Şeriatın iptal, tarikatın ihmal, hakikatın ihlal ve mü’minlerin iğfal edildiği bir zillet ve rezalet döneminde, bana akıl ve mükellefiyet verseydin, bu sadece benim mesuliyet ve mahzuniyetimi ziyadeleştirecekti!
Sultanım Efendim:
Ben Senden sadece seni istedim; pahası elbet böyle yüksektir ve tüm sevdiklerimi ve sahiplendiklerimi uğruna feda etmektir. Rabbim, elbet vardır hikmeti ki, bu kuluna böyle zillet ve zahmet çektirirsin. Ben haşa itiraz değil, naz ederim ama, umarım Sen niyaz kabul edersin. Aile efradımı, aklı izanımı alıp beni hicrana saldın. Ama yine de şükür; ya akıllı kalıp ama hain ve hilekâr olaydım… Ya varlıklı kalıp ama zalim ve sahtekâr olaydım… Ya âlim ve saygın kalıp ama gafil ve riyakâr olaydım… Ya arkalı etraflı kalıp ama azgın ve zulümkar olaydım… Ya sağlıklı sefalı kalıp ama, sapıtmış, ahlaksız ve vicdansız olaydım!..
Derdü bela ki, sabredenlerin vesile-i miracıdır. Müminler kalbimin tacı, mücrimler rahmetin muhtacı, münkirler hikmetin icabı, Sadık ve aşık ehli cehd adaletin ilacıdır. Velakin bu münafık hain ve zalimler ise çıban başıdır, akrep gibi sancıdır; şerefli insana, helali dışında bütün kadınlar kızlar ana-bacıdır.
Ey Rabbim, Efendim!
Malum-u aliniz ve zaten yüce takdirinizdir ki; ne özenli-bezekli elbiselerle gezdiğim bayramlarım oldu… Ne onurlu ve huzurlu seyahatlerim ve seyranlarım oldu… Ne etrafımda hizmet ve rağbet gösteren dostlarım ve hayranlarım oldu!.. Lezzet ne imiş, izzet ne imiş ve fazilet ne imiş tatmadım; ama şikâyet şekavettir; bütün bu fani ve fena nimetlerin asıl sahibi olan Padişahlar Padişahını buldum… Beni yoktan var ettin, iman ve hidayet buyurup varlığından haberdar ettin, ama aklımı alıp kulunu bi-karar ettin, sana sonsuz şükürler olsun!.. Şimdi son dileğim beni yanına al ve bir daha huzurundan ve sonsuz nurundan ayırma, ne olursun! Umarım bu dilekçeyi yazdım diye bana darılmazsın; çünkü zaten Zatından gayrıya yalvarıp yakarmanın ŞİRK olduğunu buyurdun!”

ALLAH'DAN AF DİLEMEK İÇİN

İbadetlerimizin sonunda elimizi açıp Allah'dan af dilemekteyiz.Ama biz kendimiz, bir başkasını affetmiyorsak ve gerekli fedakarlığı yapmıyorsak,Hak Teala'dan af istemeye yüzümüz olabilir mi?

SEVGİNİN HAYVANLAR / BİTKİLER ALEMİNDEKİ GÖZLEMİ

Belgesel kanallar hayvanlar aleminde gözüken sevgi örneklerini gözlerimiz önüne seriyor.Sevginin bitkiler alemindeki yansıması hususunda ise bitki çalışmasında ileri derecede tetkikat yapan iki ülke(Hollanda/Hindistan) da deneylemeleri olduğu belirtiliyor.Labaratuvar ortamında bazı evler denek haline getiriliyor.Rotterdam'da böyle bir evde,ev sahibi yaşlı bir bayan sabahtan akşama kadar çiçekleriyle konuşuyor, onları eliyle seviyor.Eğer bir yere giderse aklından geçiriyor, belli saatlerde.O saatlerde çiçeklerin renginde, yaprakların parlaklığında hassas aletlerle ölçümlemelerde renklerin koyulaştığı, yeşillerin parlaklığının arttığı labaratuvarlarca tespit edilmiş bir gerçek olduğun anlamaktayız..
Yaratılmışların en ekmeli olan insan'ın hayvanlarla ve bitkilerle olan sevgi diyaloğunun onları etkilediği bir gerçektir.
Peki insanımızı bu kıvama nasıl getirebiliriz?Ancak Yegane malik Hz.Allah'ın bir amaç için yarattığı bir araç olarak telakki edip ona bir şahsiyet vererek muamele etmeyi hissettiğinde bu işler olabilecektir.

MUHABBET KELİMESİ

Muhabbet kelimesinin aslı "Birbirini güzel görme"demektir.Hublaşma demektir.Hub,güzel;muhabbe, karşısındakini güzel görme onun da seni güzel görmesi demektir.Tanıyan sevebilir.Muhabbete ulaşan büyük lütfa ulaşmıştır.

YASAKLARIN MUHABBETİ UNUTTURMASI

Fıkıhçılar ibadeteri ince eleyip sık dokuyarak kuralları koymuşlardır.Çünkü,İbadetlerin detayları(örneğin namazın rekatı ve şekli Kur'an'da yoktur.Abdestin tarifi yoktur)hususu Efendimiz (sav) vasıtasıyla sahabeye gösterilmek suretiyle kurumsallaşmıştır.Efendimizin günlük hayatındaki davranışları ibadetlerle alakalı konularda merkez olmuştur.Bu husustaki mezhep imamları kılı kırka yarmışlar,konunun içine yalan,dolan,israiliyat karışmasın diye ..Bugün ,hadislerin tepesinde "İNNEMEL A'MALİ BİN NİYYET"Ameller niyetlere göredir hadisi bulunur.Şüphesiz kabuğu ,dışı,zahiri kollamak gereklidir.Ancak, yasaklar manzumesi içinde "Muhabbet kaybedilirse" o ibadetten maksat hasıl olmaz.Kuruluk,yavanlık,şekilcilik ortaya çıkar.

3 Temmuz 2018 Salı

SADAKADAN NEFSİN HAZ DUYMASI

Riyasız bir şekilde sadakayı açıktan vermek Allah indinde ve insanlar yanında güzeldir.Sadakayı gizli vermek  daha hayırlıdır.Gizlice vermenin mükafatı Hakteala'nın bir takım günahlarımızı gizleyeceği vaadidir.
Riya öyle tehlikeli bir şeydirki ayranın içindeki yağ gibi gizlidir.Övülme nefsi büyüten bir enerjidir.Bu nedenle gizli yapılması bizler için tavsiye edilen bir haldir.
Sadakayı kime verelim?
Dinini yaşayan,vakarını satmamış,şerefinden soyunmamış,türlü manialar nedeniyle nafakasını teminden aciz kalmış kimselere vermek gerekir.İstemeğe çekindiklerinden dolayı görenler onu zenginsanır.Onlar insanlardan ihtiyaçlarını giderilmesi için bir şey istemezler,Hele ısrar ile hiçbir şeyi talep etmezler.
Tarikatta müritlerdaha çok sadakalarını Şeyh efendiye takdim ederler.O da kendilerine gelen hakik ihtiyaç sahiplerini tanıyarak onlara infak ederler.

2 Temmuz 2018 Pazartesi

HAKTEALA'NIN RAZILIĞI KÜÇÜK ŞEYLERDEDİR

Diğergam denilen insan tipleri vardır.Bu kimseler kendi nefislerinden ferağat ederek başkalarının derdini dert edinip ona çare bulmak için didinirler.İmkanlarını seferber ederler.Zamanlarını ayırırlar.Bazı insanlar vardır,eziyet gören ,meşakket içinde olan aç hayvanatın bu durumuundan rahatsız olup onlara yardıma koşarlar.Diğer gamlığın bir başka türüdür.Bugünün insanı Hak Teala'nın razılığını bu tür küçük,önemsiz addedilen işlerde aramalı ve bunu Hakk için yapmalıdır.İsim ve resimden kaçınırsa doğru istikamet içindedir.Çünkü Hakk Teala mazlum ,aciz,zavallılarla birliktedir.

EŞİTLİK DİYE BİR ŞEY YOKTUR

İnsanlarda eşitlik diye bir şey yoktur.Allah, bir yarattığını bir daha yaratmaz.Bir yağmur tanesi,kar tanesi dahi bir diğerine asla benzemez.Eşitlik değildir bu.Eşitlik, haklardan istifadededir.Hakları kullanmakta bir eşitlik yoktur.Haktan istifade etmek ayrı şeydir,hakkı kullanmak ayrı şeydir.Haktan istifadede eşitlik vardır amma, fazilette,akılda, imanda , kullukta hiçbir şeyde eşitlik yoktur.Allah Teala akıllı kullarına çok misal vererek bir şeyi anlatır, gönül sahibi kullarına daha az misalle aynı şeyi anlatır.

VAHDETİ VÜCUD İLE ALAKALI NE SÖYLENEBİLİR

Tasavvuf imbikten geçmiş, süzülmüş ince Müslümanlıktır.Vahdet-i vücud ise Vahdeti Mevcud ve Vahdet-i şühud ile karıştırılan ve üzerinde epey tetkikat yapılması, ondan evvel de altına bir takım bilgiler döşenmesi gereken bir düşünce tarzıdır.Ancak bu kadar söylenebilir.Vahdet-i vücud, Hint felsefesindeki vahdet anlayışı değildir.Çünkü İslam tasavvufunun son noktası Bakabillah'tır.Hint felsefesinin son noktası ise Fenafillah'dır.Allah'da yok olmak.Biz Allah'da yok olmak için değil, Allah'la olmak için çalışıyoruz.Yok olmak değil, Allah'la olmak, Allah'ta olmak için çalışıyoruz

PANTEİZM VE MEVLANA

Panteizm, kulların ve tapanların birleşmesiyle tapılanın oluştuğu matematiksel  ama felsefi geçinen , ne olduğu belli olmayan bir düşünce akımıdır.İslam Panteizm değildir.Mevlana ile panteizm bağdaşmaz.

"NE OLURSAN OLGEL"SÖZÜNDEKİ TERCEME YANLIŞLIĞI

hazret-i Mevlana efendimize atfedilen "Ne olursan ol, yine gel" söylemindeki "gel" kelimesi yanlış terceme edilmiştir.İngilizce de "Come" ve "Return" kelimeleri var."Come" gel demektir."Return" ise "dön gel "demektir.Bu gel rübaisi "biya" ile başlamaz."Biya" Farsçada gel demektir.Rubai "Baza" ile başlar."Baza"dön demek.Yani İngilizce "Return" demek.Mesnevi i şerif terceme edilirken İranlı yazar Feruzanfer inglizce bildiği için bu rubaiyi "Come" diye terceme etmedi."Return" diye terceme etti.Hz.Mevlana "Gel "demiyor,"Rücu et" diyor.Yani güzel kardeşim yanlıştasın,yanlışından dön gel" diyor."Taal" demiyor "İrci"diyor."Bana gel, doğruya gel,buraya gel!""Pisliğinle gel,burayı da kokut"demiyor

MESNEVİYİ OKUMAK/OKUTMAK

Mesnevi-i şerifi okuma için iceze gerek yoktur.Mevnevi-i okutmak için icazet gerekir.Okutmaktan kasıt:Basılmış olan herhangibir kitabı alıp , okumak değil,Mesnevi hakkın9da Mesnevi'nin ne dediğini anlatacak Mesnevihan olmak için icazetname gereklidir.Mevlevi geleneğinde Mesnevihan icazeti verilen kişilere aynı zamanda destar, sikkenin üzerine sarık sarma yetkisi verilir.oradan belli olur ki o kişi Mesnevihan'dır.

TARİKAT AYİNLERİ

Her tarikat ayini birbirinin tıpatıp aynıdır,mana olarak.Her tarikat ayini Hz.Peygamber (sav)'e övgü ile başlar Bu övgü; Kadiriyye de salavatı şerif, Halvetiyyede salatı kemaliyye, Mevleviyye de ise nat'ı şeriftir.
Zikrullah evela bizim yaratılış sebebimiz olan Allah'ın sevgilisi, yol göstericimiz,yegane liderimizi övmekle başlar.Bunun musiki çerçevesindeki en güzel örneği Mustafa Itri efendinin bestelediği "Nat'-ı Mevlana"dır .
Dervişlikte bir hal vardır.Benlik olmasın diye imza atmaz hakiki dervişler.Bu nedenle bmazı eserlerin sahipleri bilinmiyor.

HİKMET NEDİR?

Hikmet aklı teyideden birnurdur.Her kim hikmeteerdirilirse , kim hikmet nuruna nail olursa o çok hayra ulaştırılmıştır,Hikmete nail olmak için senden ikdam,Hak'dan ikbal lazımdır.Peygamberin sünnetine  tabi olanlar aklın zulmetinden kurtulabilir.Akıl Allah'ın varlığını bildirmeyeyarar.Allah'ın varlığını bilmmek ile Allah'ı bilmek arasında fark vardır

MALİ İBADETİN ÖNEMİ

Hak Teala mali ibadete(Zekat,sadaka,infak )verdiği önemi,Bakara suresinin üçüncü ayetinde Müminin vasıflarını anlatırken (Gaybeinanmak,Namazı kılmak ,rızıktan infak etmek)şeklinde beyan etmiştir.Bir kimsenin üzerinde mali ibadet yükümlülüğü var iken bunu yerine getirmeyen ve terk eden kimse bedeni ibadetten hiçbir feyz alamaz.
Müslümanların ekserisi bedeni ibadetler ile meşgul olmakta mali ibadet kısmında maalesef gözükmemektedir.

1 Temmuz 2018 Pazar

ALBERT EINSTEİN

1980’lerin sonunda ünlü dehanın kızı olan Lieserl, Einstein’ın yazdığı 1400 mektubu Yahudi Üniversitesine bağışladı.
Tek bir şartı vardı: babasının ölümünün üzerinden 20 yıl geçene kadar içerikleri yayınlanmayacaktı.
Bu okuyacağınız mektup kızı Lieserl Einstein için olanlardan bir tanesi…
"İzafiyet kuramını açıkladığım zaman çok az kişi beni anladı, şimdi insanlığa ulaşması için yazacaklarım da bu dünyada yanlış anlaşılma ve önyargıyla çarpışmaya mahkum.
Mektupları gerektiği sürece korumanı istiyorum, ta ki toplum şimdi açıklayacaklarımı kabul edecek düzeye gelene kadar.
Bilimin açıklayamadığı son derece kuvvetli bir güç var. Bu güç herkesi kapsıyor ve yönetiyor , evrenin çalışmasını sağlayan her olgunun arkasında bile o var ve henüz bizim tarafımızdan tanımlanamadı.
Bu evrensel güç SEVGİDİR.
Bilim insanları, evren için birleşik bir kuram ararken, görülemeyen en kuvvetli evrensel gücü unuttular.
Sevgi Işıktır, onu alıp verenleri aydınlatan.
Sevgi yer çekimidir, çünkü insanların birbirine çekim hissettmelerini sağlar.
Sevgi kuvvettir, çünkü bizdeki en iyiyi çoğaltır, ve insanlığın kör bencilliklerinde tükenmemesine izin verir.
Sevgi için yaşarız ve ölürüz.
Sevgi Tanrıdır ve Tanrı sevgidir.
Bu güç herşeyi açıklar ve yaşama anlam katar. Bu bizim çok uzun süredir göz ardı ettiğimiz bir çelişkidir.
Çünkü belki insanın evrende kendi özgür iradesiyle kullanamayacağı tek enerji olduğu için sevgiden korkuyoruz.
Sevgiye görünürlük verebilmek için, en ünlü denklemimde basit bir yer değiştirme yaptım.
Eğer E=mc2 yerine, dünyayı iyileştirecek olan enerjinin ışık hızının karesiyle çarpılacak sevgiyle sağlanabileceğini kabul edersek, şu sonuca varıyoruz: sevgi en kuvvetli güçtür, çünkü sınırı yoktur.
İnsanlığın evrendeki bizim düşmanımız haline gelen diğer güçleri kullanmakta ve kontrol etmekte ki başarısızlığından sonra kendimizi başka çeşit bir enerjiyle beslememiz zorunludur.
Eğer türümüzün hayatta kalmasını istiyorsak, eğer hayatta bir anlam bulmamız gerekiyorsa, eğer dünyayı ve içinde yaşayan her duyarlı varlığı kurtarmak istiyorsak, sevgi tek ve biricik cevaptır.
Belki bir sevgi bombası, gezegenimizi harap eden açgözlülük, nefret ve bencilliği tamamen yok edebilecek kadar güçlü bir cihaz, yapmaya hazır değiliz.
Buna rağmen her bireyin enerjisini açığa çıkartmayı bekleyen küçük ama kuvvetli bir jenaratör var.
Bu evrensel enerjiyi almayı ve vermeyi öğrendiğimiz zaman sevgili Lieserl, sevginin hepsini yendiğini, herşeyin ötesine geçtiğini doğrulayabileceğiz, çünkü sevgi hayatın en özlü kısmıdır.
Bütün hayatım boyunca kalbimin içinde sana dair sessizce atanları ifade edemediğim için çok derin bir pişmanlık duyuyorum. Belki artık özür dilemek için çok geç, ama zaman göreceli olduğu için sana söylemem gerekiyor :
seni seviyorum ve nihai cevabı bulduğum için sana teşekkür ederim...”
Baban Albert Einstein

MEZHEP SAYISI

Aslında Hak mezheplerin sayısı 56 dır.Bugün azala azala dört mezhep kalmıştır.Yediyüz sene Suriye ahalisi İmam Evzai hazretlerine tabi olmuştur.Mezarı Beyrut'dadır.İbn-Ebi Leyla'ya tabi olanlar vardır.Semerkandi'yşe tabi olanlar vardır.Asrı saadette nesıl mezhep ismi konulmamışsa tarikatın da ismi konulmamıştır.Daha sonra ekol haline gelmiştir.
Derviş Efendimiz (sav) zamanındak ashabı Suffenin devamıdır.
Mevleviliğin sikkesi "Ben mezar taşımı başımda taşıyorum" mnasınadır.Ulemanın sardığı sarık ise ben kefen bezimi başımda taşıyorum"manasınadır.Yani "Benim kefenim başımda kesseniz de hakikatı söylemekten çekinmem" demektir.

URC/YÜKSELME NEDİR?

Ölmeden evvel ölünüz"emrince bedenden kurtulmadan beden hapsinden kurtulabilmek, nefsin hakimiyetini bertaraf edebilmek , ölmeden evvel ölmek demektir.

ESKİ İNSANLAR M İLERİ, BUGÜNKÜ İNSANLAR MI?

pİRAMİTLERİN SIRRI BUGÜN ÇÖZÜLEMİYOR.bABİL'İN ASMA BAHÇELERİNİN SIRRINI BUGÜNKÜ MİMARLAR ÇÖZEMİYOR.hİNDİSTAN dELHİ'YE DİKİLEN ÜÇBİN SENELİK PASLANMAYAN SÜTUNUN SIRRI HALA ÇÖZÜLMÜŞ DEĞİL.İnsanlar bugün uzaya gidiyorlar ama çözülemeyen sırlar hususunda cahiller.Hakk'ı biylmeyen toplum cahildir.
Dünyanın islama yönelmek isteyen insanlarının en büyük cazibe noktası fıkıh alimleri değil , aşk üstadlarıdır.Adı Abdülkadir olsun,cElaleddin olsun,Muhyiddin olsun ,Gazali olsun aşk üstadları hala cazibe noktası olmaya devam ediyor

BUGÜNÜN İNSANININ İHTİYACI:ZÜHD/TAKVA/İRFAN/TERK/AŞK

Bütün velilerin yolu gönül v sevgi yoludur.Bila istisna bütün veliler sevgi meselesini kendi üslupları çerçevesinde halletmişlerdir.Hulefayı Rasit halifelerimizde  haya. ilim,cesaret,hlim,sadakat cömertlik gibi tasavvufun genel yapısında du unsurlar vardır.Zühd, takva, irfan,terk,aşk himmet gibi bütün velilerde bütün bu unsurların hepsi vardır.Ancak bazıları daha ileri geçmiştir.Mesela "Terk" te İbrahim Ethem,"İrfan" da Beyazid-i Bestami, "zühd"de Cüneyd-i Bağdadi, "aşk"da Mevlana Celaleddin Rumi gibi

ALICI/VERİCİNİN FREKANSLARININ DENK GELMESİ

Verici istasyonunun frekansına denk gelen gelen alıcılar neşriyatı alabilirler.Velilerle frekansı ayarlamak ve düğmeyi çevirmek lazımdır.Nereye doğru..Onların yoluna doğru.."Hz.Mevlana'yı seviyorum "demek yetmiz."Nereden belli?" diye sorduklarında verilecek cevabı olmalı insanın.Nereden belli?."Ben günlük hayatımı onun tavsiyesine göre düzenliyorum" diyebilmeli ve öyle hale gelmeli ki seni gören kişi:"Sende Mevlivilik bulaşığı var" diyebilmeli.
Tarikat pirleri olan veliler, kendi yolunun has yolcusu oolan mana evlatlarına , kendi halinden bir hal giydirir.Ve o kişi o yüce pirin yolunda olduğunu sözleri ile değil, halleri ile ortaya koyar.Fetih suresinde belirtilen "Simahum fi vücuhihim min eseriş sücud"O kişilerin simalarında secde izi bulunur.Bir Veliye, Pir7e bağlanan kişide o velinin ve yolunun halleri belli olur.Mü'min basireti ile bakma nimetine eren kişilerde, o zatı "Sen Mevlevisin, Kadirisin,sen Halveti sin hasılı sen bir veliye bendesin, bağlısın" diye tanırlar. Zaten
Padişah-ı alem olmak bir kuru kavga imiş
Bir Veli'ye bende olmak cümleden evla imiş

ALLAH TEALANIN EN SEVDİĞİ HUYLARI DÖRT HALİFE TAŞIMAKTADIR.

En büyük huy olan SADAKAT 'i Hz.Ebubekir efendimiz temsil eder.Cömertlik de ondadır.En büyük haya sahibi Hz.Osman'dır.cömertlikde onunladır.En büyük ilim sahibi Hz.Ali Efendimizdedir.Şecaat ve cömertlikde onunladır.HzÖmer Efendimiz en büyük adalet sahibidir.

YEGANE ÖRNEK:BENİM HABİBİMİN HAYATI"

Kuran'ı Kerimde "Sizin için yegane örnek benim Habibimin , hayatıdır"(Ahzab 21) ayeti bizim için kıyamete kadar dikkat edilecek şablon ve ölçüdür.Bu karılı siyasiliremizde, inanç önderlerimizde ve idollarımız hususunda nazara alındığında,sahtekarı,çıkarcısı yol bulamaz, bizi sömüremez,duygularımızı bulandıramak ve dünyamızı mahvedemez.
Bugün peşinden gittiğimiz liderimiz nasıl yaşıyor,Resulullah nasıl yaşıyor?.Liderimizin söylemleri nedir? Resulullah'ın söylemleri nedir?Liderimizin günlük hayatında Allah'ın işgal ettiği alan ve zaman ne kadardır?Resulullah7ın hayatındaki Allah'ın yeri ve zamanı ne kadardır?
Bu ölçüyü uygulayanlar kandırılmaktan, dolandırılmaktan emin olabilirler.
"Ene hayrun minh(Sad 76)"Ben senden hayırlıyım" diyen,bunu ifade eden ,fazilet yarışı içinde olanlar,şeytanla birlikte onun huyunu almış kimler olduğu ifade edebiliriz.Gerisin anlatmaya gerek yok.
Sofralarında kimler var?Fakirlerle olan münasebeti?Seçim zamanı yer sofrası sair zamanlar saraylarında, lüks yerlerdeki yandaşlarla ve alkışlayanlarla birlikte iseler Bu şahısların hayatı Resulullah'dan uzak kalır.

BEKTAŞİLİK SIRRI

Bektaşilik, Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinin içtihatları ile oluşmuş bir tarikattır.Siyasi ve sosyal ortam, zaman içinde Bektaşiliğe;Batınilik , Hurufilik, Şiilik gibi akımlar girmesine sebeb olmuş, Bektaşi adı altında tarikat gerçeklerine uygun olmayan tavırlar ve haller sergilenince tepki toplamaya başlamıştır.1826 yılında Yenriçeri ocağı ile birlikte ocağın manevi dayanağı olan Beytaşilik'de resmen yasaklanmış.Bektaşiler, Bektaşiliğini gizleyerek başka tarikat tekkelerine kapılanmışlar ve bu böylece sürüp gitmiş.
Tarikat gerçeklerinin halka, umuma açık olmadığı malumdur.Bektaşilikte bu sır saklama çok önde ve belirgin olduğu için genel olarak tarikat sırrını saklama , bir deyim olarak "Bektaşi sırrı" diye isimlendirilir olmuştur.Tabii bu kadar kapalı olunca  hem bir takım gerçek olmayan iftiralara maruz kalınmış, hemde cçehaletten doğan kavram kargaşalıklarına yol açılmıştır.Bugün dahi Bektaşi, Alevi, Şii,Caferi, Batıni gibi kavramlar birbirinin içine girmiş vaziyettedir.
Bebeğe bulgur pilavı yahut Adana kebabı verilmez.Yiyeceği o değildir.Bebeğin yiyeceği süttür.vücut geliştikçe daha sonra mama ve sıvı gıdalar,püreler akabinde yiyeceklerden az az verilir.Bedenin gıdaları yönünden durumu bu iken ruhun beslenmesi de elzemdir."Niye,Neden?Nasıl?" gibi sorulara kişinin kemalatına göre cevaplar vermek elzemdir.Bebeğe bulgur pilavı zararlı ise kemalatı noksan kişeye "Niçin? Neden ? Nasıl"suallerine verilecek cevaplar da zararlı olabilir.
Hz.Mevlana Efendimizin bulunduğu bir mecliste zamanın alimleri Alaeddin kirmani,Kadı Siraceddin, Sadrettin Konevi gibi alimler var idi.Byüklerin sohbetinin dayandığı kaynak ayet ve hadisten ibarettir.Yani ayet ve hadisten konuşuluyor.İçeriye Hazreti Şems giriyor."Bırakın dedikoduyu" diyor."Allah öyle demiş, peygamber böyle demiş..Bunlar dedikodudur.Sen ne diyorsun?, sen"