Sami Efendi hazretleri, Şeyhülislam Mustafa Sabri efendi ile alakalı şu anısını anlatmıştır:
"Ben Hukuk mektebinde okurken , bazı talebe arkadaşlar la beraber Meclisi Mebusan'a gitmiştik.Sabri efendiyi kürsüde konuşurken bulduk.İfadesindeki mantık , bizi hayran bıraktı.Anayasa'nın 35. ncimaddesinden bahsediyordu.Bu madde, padişahın sulta ve selahiyetini tahdit ediyor, sınırlandırıyordu.Mustafa Sabri efendi buna itiraz ediyordu.Konuşxması çok hoşuma gitmiştiŞeyle demişti:"Efendiler, siz, Osmanlı padişahını , sadece bir padişah olarak görüyorsunuz.Aslında hakiki vechesiyle Osmanlı padişahı, bir padişah değil, Halife'dir.Binanaleyh halife-i Müslümin 'in hürriyet ve selyahiyetini tahdit etmek; şeriatın sulta ve selahiyetini tahdit etmektir.Meclis şeriat kuramaz ancak kanuna açıklayıcı maddeler ekler; şeriatın nassı bulunmayan kanunlarda, tadilat yapar; kayıtlar koyar dedimPadişah yani Halife şeriata bağlıdır.onun emri altındadır.Onun gösterdiği yolda ve verdiği selahiyetle hareket eder.Onu tahdit etmek kimsenin haddi değildir.buna kimsenin gücü yetmez.Bugün cemiyet ve Meclis tefessüh etmiştir.