Mesnevi-i Şerifin son cildinde uzunca bir şekilde Hz.Pir Mevlana efendimiz üç şehzade hikayesini anlatır.Bu hikaye çok derin manaları bünyesinde barındırır.Fenayı ve Beka'yı ihtiva eder.Müridi, Mürşidi,Hak'da fani olmayı ve Hakk'da dirilerek suret ve hakikat mülküne varis olmayı anlatır.
Birinci şehzade , ilahi aşkın dalgasına kapılıp kendinden geçti..Sevgiliye, mürşide surette ulaştığı halde , o uğurda can verdi; fena(yokluk) mertebesine ulaştı.Fakat o mertebeden , beka(=Hakk'ın varlığı ile var oluş) makamına yükselemedi.
İkinci şehzade ise , mürşidin feyzini kendinden bildi, benliğe kapıldı;mürşidin, daha doğrusu Hakk7ın kahrına uğradı ve öldü.Bu kahır , o şehzadenin suretine , maddesine idi; manasına , hakikatına değildi.O, bu alemde ölmeden evvel ölerek dostu bulmak saadetine erememişti.
Üçüncü şehzadeye gelince ; sureti de mana ve hakikatı da o elde etti.O, padişahın huzuruna çıkmadan , onu buldu.
üçüncü şehzadenin hikayesi Hz.Mevlana'nın vefatı nedeniyle yarım kalmıştır.Küçük şehzadenin hakikatı nasıl elde ettiği açıklanmamıştır.Bu yüzdendir ki ,Sultan Veled hazretleri ,Mesnevi'nin sonuna eklediği 53 beyitlik bölümde;"Hakk'ın aşıkları, bu yarıda kalan şehzadenin hikayesini , kendi gönüllerinde tamamlasınlar" diye buyurmuştur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder