4 Ocak 2016 Pazartesi

ARAP ŞEYHIN MENAKIBI(Seyyid Abdullah Haşimi)

Sivasta medfun  Seyyid Abdullah Haşimi hazretlerinin lakabı Arap Şeyh idi.Soruldu:"-Efendim,Mustafa Kemal isimli kişi yurdu kurtarmak için faaliyetlerde bulunuyor,başarabilecek mi?
Hazret:"-Evet,fakat kadın ve kızlarınızın başını da açacaktır.".Soranlar:"-Efendim,yardım etmeyelim mi?".Hazret:"-Hayır,ona yardım edin.Çünkü bu millet devletsiz kalmasın.
***
İstanbul'da bulunan Seyyid Muhammed El-Ensari hazretleri,Arap Şeyhin İstanbul'daki halifesidir.ENSARİ ailesi , Manevi bir emirle İstanbul'a taşınmış,Kasımpaşada bulunan  metruk bir haldeki Ayn-i Ali Baba kadiri dergahını tekrar inşa etmişler ve buraya Rıfai-Kadiri meşihatı koymuşlardır.Halifesi de İstanbul'da aynı isimle(Arap Şeyh olarak)tanınmıştır.14 Kasım 1939 tarihinde Hakka yürümüş,kabri Kulaksız kabristanında İdris-i Muhtefi'nin baş ucundadır.
***
Seyyid Abdullah Haşimi hazretleri ,ziyaret amaçlı İstanbul'daki halifesinin dergahına geldiğinde etraftakiler bir burhan görmek istemişler.Hazret,küçük bir çocukla birlikte yanan fırına girmiş ve bir müddet sonra çocukla beraber çıkmıştır.Çocuğa sorulduğunda:"-Dede içeride namaz kıldı.Bende çiçekli bahçede oynadım,"demiştir.Daha sonra o fırını bir daha yakamamışlardır.

SİVAS KONGRESİNİN FOTOĞRAFINDAKİ KİŞİ-Abdullah Haşimi Hazretleri(ARAP ŞEYH)

Sivas kongresine ait fotoğrafları hep görmüşüzdür.Bu fotoğrafta ,Atatürk'ün sağ tarafında gözüken kişi Abdullah Haşimi El-Mekki hazretleridir.Bu zat Abdülhamit'in tahttan indirilmesi akabinde (27 Nisan 1909)akabinde oluşturulan Divanı Harp(sıkıyönetim mahkemesi)kararı ile icra edilen idam ve sürgünlerden nasibini alarak İttihadi Muhammediyye cemiyetine üyelik nedeniyle seksen yaşını geçmiş olarak Sivas'tan Mekke-i mükerremeye müebbeden sürgününe karar verilen zattır.Ancak 1.Dünya savaşı sonlarına doğru Sivas'a dönmüştür.Atatürk ,Sivasta bulunduğu sürece,bu zatın dergahında misafir kalmış ve suikasttan kurtulmuştur.Kongre nedeniyle toplananların yemek ve iaşe ihtiyaçlarını bu zatın dergahı karşılamıştır.RİFAİDİR.Abdullah Haşimi hazretleri 13 Kasım 1922 tarihinde vefat etmiştir.Atatürk ,vefatı üzerine başsağlığı telgrafı ve cenaze giderleri için 100 lira para göndermiştir.Kabri Ulucamiden öğretmen evine giderken sol tarafta üstü çinko ile örtülü küçük kulübe görünümünde olan türbededir.İNŞAALLAH(ALLAHÜ ALEM)EHLİ RİFAİ TARAFINDAN BU MEKAN ASLINA TEKRAR ÇEVRİLECEĞİ ZAMAN BÜYÜK ZUHURATIN OLACAĞI İŞARET OLUNMUŞTUR.....Ses ver SİVAS..Ses ver Sivas BELEDİYESİ..

ANLAMAZSAN,KURTULURSUN

Nasrettin Hoca'nın yanına evinin emlak vergisini isteyen memur gelir;"Hocam ben maliyeden geldimEvinin emlak vergisini ver?.der.Hoca:"Ne emlak vergisi?der.Memur:"Evinin emlak vergisi"der.Hoca:"Niçin?"der.Memur:"Senin evin,devlet vergisini istiyor"der.Hoca:"Vergi nedir?"gibi sualler akabinde memur usanır çeker gider.Etraftakiler Hocaya sorar:"Hocam,bunda anlamayacak bir şey yok.Evin emlağını,vergisini istiyor.Devlet herkesten alıyor."derler.Hoca:ANLARSAN VERMEK LAZIM,ANLAMAZSAN VERMEDEN KURTULURSUN.ONUN İÇİN ANLAMADIM"der.Gerçek biliş korkuyu beraberinde getirir.Korkuyu oluşturmayan biliş,bilme değildir.Lakaytlıktır.

"KALP VE RUH"İSTİDATSIZLIĞI

"Said"liğin yahut "Şaki"liğin,"Hidayet"'in yahut "Delalet"'in başladığı nokta,ahiri(sonu)belirleyen başlangıç.İstidat ve kabiliyetin merkezi.Şifrelerimizin dosyası yahut formülü.Değişir mi?Acziyet ifade edilip göz yaşı dökülürse niçin değişmesin."Rahmet'i gazabını geçmiş olan"bu şifreyi halketmiyor mu?o isterse niçin değişmesin.O'nun istemeside bizdeki talebe mebniyyendir.İbrahim Hakkı hazretleri Marifetnamesinde demektedir ki:Allah Teala,yirmidört saatte Levhi Mahfuz'a 360 kez nazar eder.Her nazar edişinde bir çok cehennemlikleri cennetlik,bir çok cennetlikleri de cehennemlik eder.Kulun duasına,yalvarmasına,inancına ve aksini yapmasına göre idam eder,yok eder,icat eder,var eder.Hemen her türlü değişikliği yapar.

GEÇMİŞ VE GELECEK VAR MIDIR?YOK MUDUR?

"Elestü bi rabbiküm"hitabı geçmişte mi?oldu.Şimdi mi oldu?Hitap devam eriyormu?diye bloğ geçmişinde yazı olması gerekti.Ancak şu hadisi şerif içinde aynı soru gündeme geldi:"Muhakkak Allah Teala halkı zulmette yarattı,sonra onların üzerine kendi nurundan serpti,bu nurdan isabet eden kimse muhakkak mühtedi oldu;ve hata eden kimse muhakkak uzak  dalalet ile dalalete düştü".Hadisi Şerifte ifade buyrulan bu eylem ne zaman gerçekleşti?Anlatımlar hep mazi sigasıyla geçmiş bir zamana işaret var.Halbuki geçmiş bir zaman ifadesi kullanıldığında hemen KADER'le alakalı ayak kaydırıcı sorular başgösterir ve tereddütler başlar.Hadis-i Şerifte serpilen Nur,Hakteala'nın kendine davetidir.Bu davet Peygamberler vasıtasıyla vuku bulmuş,nihayete eren nübüvvet akabinde de davet işi Evliyaullah vasıtasıyla devam ettiğinden kıyamete kadar her devirde Nuru İlahi insanlara serpilecek,uzak duranlar delalete düşeceklerdir.Dini akidenin bu canlı ve güncel durumu bu olması gerekirken tüm sorumluluğu geçmişe bağlayacak bir algıyı, malesef dindarlığı bir meslek olarak telakki edenler yaptılar.
Mevlana Vakfı  İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER

"KÖTÜLER KÖTÜLER İÇİNDİR.İYİLER İYİLER İÇİNDİR"İN ÖN YÜZÜ-ARKA YÜZÜ

NUR Suresi 24/26 ayeti zahirde:Hazreti Aişe annemiz için inmiştir:"Habis olan kaınlar,habis olan erkekler içindir ve habis olan erkekler de habis olan kadınlar içindir;ve iyi olan kadınlar,iyi olan erkekler içindir;ve iyi olan erkekler ,iyi olan kadınlar içindir"ayetinin ön yüzü iyi-kötü olan kadın ve erkeklerle alakalı ise de ayetin arka yüzü gayet geniştir.Latif manalar Latifür ruh olanlara mahsustur.Habis manalar,habisür ruh olanlara mahsustur.TAYYUBAT,HABİSLERİ DÜZELTMEZ.Nasihatçı maneviyata ait güzel kokuları dinleyenlere söyleyip türlü nasihatlar etsede ruhu habis olanlar düzelmez ve ıslah olmaz.Çünkü,dünya kokusuna alışmış olanlar Evliyaya olan ilahi misk kokusundan nefret edip uzaklaşırlar.Münkirler,Evliyanın sözleri için:"Bu sözleriniz bize elem veriyor,keyfimizi kaçırıyorsunuz,dünyamızı zehir etmek istiyorsunuz,bizim nasihata ihtiyacımız yok.Maneviyat denilen afyonla aklı uyuşturuyorsnuz"diyerek karşı koyup,düşmanlık ederler.SAHTELERİN VARLIĞI,İYİLERİ ARAMAMIZA MANİ OLMAMALIDIR.

BAYILAN ADAMI AYILTMANIN TEKNİKLERİ

Fiziken bayılan birisi için insanların o şahsa yaklaşımları:"Lahavle vela kuvvete illa billah "deyip destur narasıyla yardıma koyulanlardan:Kimisi kalbi üzerine kulağını koyar ve dinler;Kalp atıyor mu?atmıyormu?.Bir diğeri hemen kolonya açıp burnuna koklatır,.Bir diğeri bu kolonya da yahut suda bulunan serinletme hassası nedeniyle bayılanın yüzünü su ve kolonya ile yıkarlar.Bir diğeri,elini bayılanın başına koyarak ateşi olup olmadığına bakar,alnına Islak bez koyar.Bir diğeri elini tutarak nabzının atıp atmadığını kontrol eder.Bir diğeri hafiflesin diye baygın adamın üzerindeki elbiseleri çıkarmaya çalışır.Bir diğeri hemen birşeyler içirmeye çalışır.Bir diğeri baygın adamın ağzını koklar acaba şarap mı içti yahut esrarmı çekti bayıldı diye merak eder.Tüm halk biçare bir vaziyette kendilerine uygun teknikleri uygularlar.HASTALIĞI BİLMEYENLER YÜZ ÇAREYE BAŞVURURLAR.Hastalığı bilenlerin tek ilacı vardır ve onu tavsiye ederler:DÜNYAYI TERK !

HANGİ KOKUYU TERCİH EDELİM

Koku (esans,parfüm) cesedimizin hangi noktasına hitap eder ki "güzeldir" yahut "kötüdür"deriz.Bu kokunun yaptığı bir işlev vardır.Hayvanat dünyasının en etkili yaşam aracı ise de insan cesedindeki işlevi merak edilir.Zahirde,insanlar kokuyu bir alt sınıf olan bitkilerden ve hayvanlardan elde ederler.Kokunun manevi tarafı olan ileri aşaması,insanların söz ve fiillerinde mevcut gizli niyyetleri ifşa eder.Çünkü küp içindekini dışarı sızdırır.Maksadı dünya olanlar,hep para kazanmaktan ve ,ilmi siyasetten konuşurlar.Maksadı HAKTEALA olanlar ise hep Hakk'ın cisimleştiği(zahir olduğu)güzel insanlardan bahsederler.Sözlerindeki tekrarlar bile ayrı bir güzellik ve tazelik taşır.

KONUŞMA TARZINDAN TANINMAK

Muhammed suresi 47/30:"Sen onları konuşma tarzından tanırsın"buyrulur.Nefislerinin hazları için çalışıp mal biriktirenler ile bu şehvetin zorlaması ile insanları yönetmeye(ilmi siyaset)talip olanlar,konuşmalarından(sözlerinden)anlaşılır.Depoya kömür taşıyanların durumu zahiren nasıl üst başlarındaki siyahlıklardan anlaşılırsa ehli dünya olanlarda sözlerinden ve fiillerinden belli olur.Rahman suresi 55/41:"Mücrimler ,alametleri ile tanınır".

ZENGİNLİK NİÇİN İSTENİR?

Umumiyetle zenginlik,insanlar tarafından nefsin hazlarının kemal ile icrasına müsteniden istenir.Bunun istisnası varsa da çok nadir olup kaide değildir."Fukaraya yardım için isteyip,kendisi ancak zaruret miktarı yararlanma niyyeti ile zenginliği talep eden "Pek azdır.YARABBİ!,BU ZAMANA GÖNDERDİĞİN MÜREBBİLERE ÇOK ZENGİNLİK BAHŞEYLE Kİ VAKİT DAR OLDUĞU İÇİN KALPLERİ MAİŞETİ DÜNYEVİYYE İLE  MEŞGUL OLMASIN"Amiin.

TAKVANIN HERKESCE ANLAŞILABİLECEK TARİFİ NEDİR?

Nefsin Hazz aldığı şeylerden çekinmektir.Mevlana Efendimizin menakıplarını tutan Feridun ibn Ahmet Sipehsalar hazretleri menakıbında buyurur ki:"Takvanın Zahiri.Hakteala'dan korku nedeniyle maasiden(günahlardan)perhiz etmektir.Bu nedenle "Takva,adab-ı şeriatın muhafazasıdır"denilmiştir.Bir diğer anlatımla İNSANDA KEMALATA MANİ OLAN HER ŞEYDEN kaçınmadır.Sülukun başlangıcında olan talip için bu hal başlangıç halidir.Takvanın en yükseği ise kişinin,nazarını masivallahtan(Allahtan galri olan tüm şeylerden)kesip,gayr ile meşguliyeti kendisine haram ittihaz etmektir".Cafer-i Sadık hazretlerinin tarifi:"Takva,kalbinde Hak Teala hazretlerinden gayri bir şey görmemendir".

MECAZ AŞIKLARININ FERYATLARI


Alemde zahir olan tüm güzellikler,hüsnü Mutlak sahibi olan Hakk'ındır.Bu güzelliklere aşık olanlar,nazarlarını güzelliğin kaynağına değil,güzelliğin zuhur mahalline diktikleri için "KÜLLÜ ŞEY'İN FAN"kuralı gereği güneş ışıklarını çektiği zaman fani olan güzellikler kaybolacağından,yanlış nazar sebebiyle mecaz aşıkları dertten inler ve ağlarlar.Bu ağıttaki gözyaşı ,ağlamanın keder gözyaşıdır.VAH HASRETA DUMANI İLE DOLUDUR.Birde Ağlamanın SEVİNÇ gözyaşı yönü vardır ki ZAT AŞIKLARINA MAHSUSTUR.Bunlarda ise KEŞKE KAVMİM BİLSEYDİ inceliği,içtenliği ve ferağatı vardır.

3 Ocak 2016 Pazar

ALLAH(CC)ÖFKELENMEMEYİ DEĞİL,ÖFKESİNİ YUTANLARI SEVER

Öfke insanın elinde olmayan iradesi haricinde zuhur eden bir haldir.Terki vukuu mümkün değildir.Derecesine göre insanlarda değişiklik gösterir.Terk edilecek husus öfkenin sevk edeceği fiili yapmamaktır.Cenab-ı Hak,öfkesi olmayanları değil öfkelendiği halde bu öfkesini hazm edenleri (Ali imran 3/134:"öfkelerini yutarlar"sevdiğini beyan buyurur

KİLİME SOPA VURUP TEMİZLEYEN EL

Mevlana Efendimiz buyurur:Hakiki dost Allah Teala hazretleri eğer size bir bela verirse ,sizi temizlemek içindir..Çünkü O'nun ilmi ,sizin tedbirinizin fevkindedir.Hak Teala sizin hakkınızda hayırlı olan muameleyi bilir".Ve yine Hz.Pir Efendimiz Divan-ı Kebirinde buyururlar:
"Bir kimse ki kilime sopa vurur.,o cefadan dolayı değildir;fakat hep ondan garaz,tozdan ayrılmak içindir.Senin kalbinde benlik hicabından tozlar vardır;o toz birden bire çıkmaz.Her bir cefa ile ve her bir darbe ile azar azar gah uykuda ve gah uyanık olarak gönül çehresinden gider.Eğer uykuya kaçar isen ,yarin cefasını o iyi fiilinin tekdirlerini uykuda görürsün.Tahtanın yontulması ,tahtanın helakı için değildir.dülgerin elinde bir maslahat içindir.Bu sebebden Hakk yolunun bütün şerri hayırdır;zira kula onun safası işin sonunda görünür.Deriye bak ki debbağ,murdarlıklar içinde onu bin defa bin(arıtır)Ta ki deriden gizli illet dışarıya çıksın;her ne kadar deri azdan ve çokdan bilmezse de"
Acaba uykuya kaçmak bir mürşide teslim olarak ona tabi omak mıdır?Tıpkı Nuh A.S 'un gemisine binip uyusanda geminin seni götürdüğü gibi birşeymidir acaba?.

EFENDİMİZİN MİRACDA KONUŞTUKLARI

Efendimizin Miracta Hak Teala ile 90.000 kelam konuştuğu rivayet edilmiştir.Bir kelamın karşılığı bir soru ve cevabıdır.Yani doksan bin soru ve doksan bin cevap.Yine rivayet edilir ki 90.000 kelamın 30.000 adeti ŞERİAT'A,30.000 adeti TARİKAT'A ve kalan 30.000 adeti ise HAKİKAT VE MARİFETE DAİRDİR.Şeriat  ilimleri  sahasında hayatı boyunca eserler kaleme alan FAhreddin-i Razi bugün yaşasa,fennin bugün geldiği noktaya nazaran aynı eserlerini silbaştan yeniden yazardı.Hakikat ve Marifete ilişkin olanlar ı ise Peygamber varisleri yaşadıklara zamana uygun olanlarını "izin çerçevesinde" aklın idrakine yaklaştırarak ifade etmişlerdir.Şüphesiz   miracda Efendimizin Hak Teala ile vaki olan bu söyleşilerin bize en uygun yorumu,vaktimizin insanı Kamil7i ağzından dinleyeceklerimizdir.

"GELEN BİR GİDEN BİR,KALAN BİR"sırrı SEYYİT NİZAMOĞLU

"Gelen Bir,Giden Bir,Kalan Bir"lafzı Mezartaşı olarak Hatay/Dörtyol'da Kırklar'dan Murtaza hoca'nın mezar taşında mevcut bir söz.Muhtemelen vefatından sonra bir başka Gayb Eren'i bu sözleri mezar taşına hakkettirmiş.Niyazi Mısri'nin mahdumu Nizamoğlu hazretleri de aynı şeyleri ifade etmişti:
Doğan sensin dolanan sen
Ne doğar ne dolanırsın
Mekanın La mekan sensin
Her mekanda bulunursun
       Bilen sensin bilinen sen
       Sen bilirsin seni yine
       Tecelli ettiğin dosta,
       Lütfunla bilinirsin
Bir gönülde senden gayri
Ağyar gidip yar olmasın
Muhabbetin nuru ile
Ol gönülde salınırsın
       Seyyit Nizamoğlu sakın
       Ölem deyu gussa yeme
       Dost elinde doğarsın sen
       Gerçi burda dolanırsın

EVLİYANIN BELASI NİÇİN BÜYÜK OLUR?

Hadis-i Şerif:Belanın en şiddetlisi enbiya üzerinedir,sonra evliya,sonra alettevali (sırasıyla derecelerine göre) onlara benzeyenler üzerinedir."buyrulmuş olup SEÇİLMİŞ OLANLARA(Enbiya ve Evliya)BU MEŞAKKET NİÇİNDİR?sorusuna idrak ölçülerinde şöyle cevap verilebilir:İş ne kadar zorsa yahut yük ne kadar ağırsa ücreti o kadar fazla olur.Nimet sadece Cennetin alt katlarından ibaret değil dir ki?ZAT'A DAVET EDİLEN VE YAKLAŞTIRILANLARIN NEFSİ NATIKALARI VE CANLARI,diğer insanlardan BÜYÜK OLMAKLA ve ECİRLERİ AYNI DERECEDE BÜYÜK OLMAKLA ,maruz kaldıkları belada aynı derecede büyük imiş.

DOSTLARIMIZ,DÜŞMANLARIMIZ DIR!

Hangi dostlar?nefsaniyyetimizin zevk aldıkları.Niçin ?Çünkü bu dünya ahiretin tarlası olduğundan,bu tür dostlar bu tarlada çalışıp hasat ekmekten bizi meşgul ederler.Zamanında bakımı yapılmayan ekimi yapılmayan  tarlaya,ihtiyarlığın getirdiği hastalık mesabesinde olan karlar yağdığı zaman zaten çalışma yapamazsın.Kış çöktü ve zaman bitti.Ahirette ,ekilmeyen tarladan hasad beklemek ahmaklık değil mi?Parası olanın rahatlığı ve parasız olanın ızdırabı bu dünyada gözle bile görülür iken aynı halin o alemde de yaşanacağı akıl idrakinin dışında olmasa gerek.Bu nedenle bizi,ahiret tarlasının ekiminden meşgul edenler dostlarımız değil,hakikatte Düşmanlarımızdır.Kehf 18/28:"Kalbini bizim zikrimizden gafil kılan ve hevayı nefsanisine tabi olan kimselere itaat etme".

NİMETTEN ŞİKAYET EDENLER

"Dert"ten(hastalık,meşakket,zulüm)herkesin şikayetçi olması doğaldır.Çünkü nefis öyle bir hali yaşamayı istemez.Nimeti ister.Peki nimetten şikayetçiler varmıdır ve kimlerdir?Sebe halkının nimet bolluğundan şikayeti yine nefisten idi.Nimetten şikayetçi olan bir taife vardır ki bunlar seyrü süluk yolunda Hakk'a vüsulü talep edenler dir ki bu taife,nimetin varlığı onları Hakk'ı anmaktan ve ona yalvarmaktan gaflete sebeb olduğu için şikayet ederler.Çünkü,nefsaniyet sıfatlarının galip olduğu insanlar ancak hastalık ve zaruret halinde "Ya Rab!"derler.bu dertlerden kurtuldukları zamanda Allah Teala hatırlarına gelmez.Peki nimetle birlikte bu iş yürür mü?Nadir dir.Hz.Süleyman ,İmam-ı Azam,Abdülkadir Geylani,Ubeydullah Ahrar hazretleri olmak gerektir ki bu iş kesbi olmayıp vehbidir.Çünkü,şarapta sarhoş edicilik mevcuttur.Hem şarap içeceksin hem sarhoş olmayacksın .Allah Teala efendimiz buyurma dı mı:"Biz onların rızıklarını bast etsek yeryüzünde zulüm yaparlardı".

AŞIKLARDA NİÇİN İHTİLAF OLMAZ

Maşuk(kendisine aşık olunan-sevilen)ya HAKİKİ veya MECAZİ olurmuş.Maşuku mecazi,şahıslara olup birinin maşuku olur diğerinin olmazmışYani,bir şahsı biri sever diğeri sevmeyebilirmiş.Yahut aynı şahsa herkes aşık olacak diye bir kural bulunmazmış.Maşuku HAKİKİ'ye aşkı olanlar bilcümle eşyada niseb sahibi olan vücud-ı Vahid'i müşahade ettiklerinden hakiki aşıklar insan-ı Kamiller olup diğerleri noksan kalırlarmış.İşte Mevlana Efendimiz bu nedenle"Sen insan-ı Kamilin o latif gözünden ve görüşünden dolayı kendi gözünü ve görüşünü bağla,o vücudu hakikinin aşıkı olan bu kamillerden ariyet olarak bir göz alda aleme böyle bak"buyurduğundan bu gözle bakanlarda alemde hiç ihtilaf görülmezmiş.

YARATILMIŞTA MUTLAK ÇİRKİN YAHUT MUTLAK KÖTÜ YOKTUR

Cihanda hiç bir şeye mutlak kötü,mutlak çirkin denemezmiş.Kötülük nispete göre değişirmiş.Bana kötü olan bir diğerine iyi imiş.Mutlak zehir,mutlak şeker'de yok imiş.Evi yanan için ateş iyi olmazken,üşüyen ve yemek pişirecek için ateş lazım olan bir nesne imiş.Soğuğu ,karı,tipiyi ve fırtınayı dua ederek isteyenlerin duasına mutlaka Cenabı Hakk,icabet edecektir.Birilerine CELAL gelen diğerine CEMAL olacaktır.Ayette Bal için (Nahl 16/69):"Onda nasa şifa vardır"buyurulurken,vücudunda hararet olan kimse için bal muzırdır.bürudet(soğukluk)bulunan kimse için şifadır.Yılandaki zehir,hem öldürür,hemde panzehir olarak hayat kaynağı(aşı)olur.İnsanlarda böyle dir:Siyasi bir lideri birileri sever,sayar,ali tutar.Bir diğer gurup küfrüne hükmeder.Lider,sadece bir insandır.Nasıl böyle iki insan olarak telakki ediliyor dersen kendi gözünle bakma,taliplilerin (onun aşıklarının)gözüyle bak derler.Arifin biri bu manada şöyle ifade buyurmuştur:
"İzhar ettiğimiz her bir sureti,sen yakışıklı gör ki ,biz yakışıklı koyduk.Kendi zülfümüzden bir kıl ucu gösterdik,cihanı kavga arkasına koyduk.Şaşı olma,müsemma birden başka değildir;gerçi bütün bu esmayı koyduk."

"DUA"NIN DUASI(YAHUT" DUA"YA DUA)

Kendisine muhtac olduğumuz Müstean Efendimiz,kendisinden her şeyi istememizi emretmiştir.Nefsimizin O'na yönelmesinin başlangıcında kendimiz için isteriz de isteriz.Ya Rabbi şunu da ver.bunu da ver,.ver,.ver.. Çünkü Zenginden istenir..üstelik (O)"isteyin vereyim"diyor.Sonra akıl dairesine avdetle  bu isteyişlerin sonuna "Hayırlısı ise Ya Rabbi"isteği kısık bir sesle ilave ediliyor.Buraya kadar muradı olanların bölümü.Bir de Bimurad olanların bölümü var.ama orada ses,savt,kelam yok.sükut mevcut.(O)bilmiyor mu?Biliyor.peki söz ve ses ne oluyor diyorsanız?burası beşeriyet bölümü."Ses ver Anadolu"solaganında olduğu gibi henüz ölmediğimizin göstergesi.O kadarcık ta kalmasın mı?Pekala !nasıl isterseniz.ALLAH lafzının kırık ingilizce ile mix ettiğimizde ALL=AHH sözü karşımıza çıkar ki özümüzü anlatır :TÜMÜYLE,BÜTÜNÜYLE,HEPSİ AHH.

2 Ocak 2016 Cumartesi

Duygusal Halı Yıkama :)

ÇELEBİ HÜSAMEDDİN HAZRETLERİNDEN

Molla Cami hazretleri Nefahatül Üns nam eserinde Hüsameddin Çelebi efendimizden şunları nakleder:"Cenab-ı Mevlana'nın müridleri Mesnevi-i Şerifi müctemian okudukları vakit,ehli huzur onun nurundan müstağrak olurlar ve ricalül gayb ellerinde sopalar ve kılıçlar olduğu halde o mecliste hazır olurlar;ve her kim kibir ve enaniyeti ve adem-i ihlası cihetiyle itiraz edip ,kbul etmezse ,imanının kökünü ve dininin dallarını keserler ve çeke çeke sakara(cehenneme)götürürler;ben keşfen böyle görüyorum"

BÜYÜKLERİN TERBİYESİNİN BİR DİĞER GÖRÜNTÜSÜ

Anlatan Hatay/Dörtyol'da mukim Yüksek Mimar Ömer ÖZEL kardeşimiz:"1970 lı yıllar Karadeniz Teknik'e öğrenci olarak devam ederken ,İstanbul Fen Fakulütesini bitirdiğim için öğretmenlik vazifesi de aldım Trabzon Lisesinde öğretmenliğe devam ediyorum.Vakit namazları için devam ettiğim Camide yaşlı bir zat var.Ama çok neşeli espirili.Bize anlatılan müslüman tipi değil.İçimden birazda bu şahsa karşı tan ediyorum.Bir gün rüyama girdi.O rüya çok acaibime gitti.Bu şahıs aynı zamanda evin yakınında bulunan bir marketin de sahibi idi.Gördüğüm rüya gereği bu zata bir şeyler söylemek isteğiyle dört beş kez gittimse de dükkanın içi müşteri dolu olduğundan bir türlü fırsat bulamadım.Bu şekilde bir kaç ay geçti.Son bir kez daha niyet ettim,dükkana gittim baktım dükkanda kimse yok.Yanına yaklaştım.Ben soru sormadan o anlatmya başlamıştı.Takribi bu anlatış bir saat sürdü ve bu süre içinde dükkana hiç müşteri girmedi.Ali Rıza ismindeki bu zat şunu anlattı:"Ben 17 yıl Almanya'da işçi olarak çalıştım.İşimi düzgün yaptığımdan dolayı bir gün fabrika sahibi beni evine akşam yemeğine davet etti.Evine akşam vardığımda salonun kapısından içeriye baktığımda mükemmel bir sofra hazırlanmış,her türlü içki mevcut.Fabrika sahibi hanımı ve dekolte kıyafetli kızları salondalar.Birden bu içki masasınde oturup yemek bende şok etkisi yaptı.Rengimin sarardığını ve tereddütlü halimi gören ev sahibi "hayrola Ali Rıza hastamısın?"diye sorunca kendime geldim ve "Evet hastayım,burayada sırf bu mazeretimi söylemek için geldim.affınızı istirham ederim"deyince Alman,"Tabi ki.Yemek her zaman yenir.siz istirahatinize bakın"diyerek beni kapıdan yolcu ettiler.O gece bir rüya gördüm.Rüyamda :Ebu Zer Gıfari hazretleri bana hitaben:"Senin terbiyenle ben ilgileneceğim"dedi.Uyandım.Şaşırdım.Böyle büyük bir sahabinin benim terbiyemle ilgilenmesine sebeb ne fedakarlığım oldu bilemiyordum.Yurda kesin dönüş yaptım.Ebu Zer hazretleri sürekli benimle idi.Şimdiki bu marketin yerini alıp dükkan açmamı söyledi.Ben müşteri oldum.Adam vermedi.Altı ay sonra dükkan sahibi beni bularak satışa razı olduğunu söyledi ve bu dükkanı açtım"dedi.Adamın söyleminden rüyamda gördüklerim tecelli etmişti.Ama o görüşmede aklım iradem alındığı için Ebu zer Gıfari hazretleri halen onunla mı idi?sormayı akıl edemedim

Mevlana Vakfı  İSKENDERUN

Av.Şemsettin KESER

ÖLMEDEN ÖLMEK

Ölmeden evvel ölmek ne demek
Belki hiçlik sırrıyla yeniden dirilmek
Nefsi yerip, ruha kanat germek
Ölmeden evvel ölmek gerektir bize

Her canlı ölümü tadıcıdır der, emri ilahi
Söyleyin ölüm dedikleri nedir sahi
Vusulü Haktır, kim bilir belki
Ölmeden evvel ölmek gerektir bize

Her an ölüm gelir yar olur gider bana
Ol emri ile geldik, dönüş tekrar ona
Dönmekten kasıt, rücudur aslına
Ölmeden evvel ölmek gerektir bize

Bende gördüğüm şeyde o imiş meğer
İnsanda sıfatlara bürünmüş Hu derler
Tutan eli, gören gözü olandır erenler
Ölmeden evvel ölmek gerektir bize

Ey can şöyle ibret ile bak bir kendine
Takılıp kalma sakın şu aciz bedene
Ol ile olup, ermeli birlik mertebesine
Ölmeden evvel ölmek gerektir bize

Hulul sanıp sakın inkâr etme aslını
Geç artık sana perde şu ikilik faslını
Bir saymak lazım meyvesini, dalını
Ölmeden evvel ölmek gerektir bize

Nasılda tohuma sığmış koca ağaç
Sen gönlünü bu yönden Hakka aç
Hakikate karşı gelip, olma biilaç
Ölmeden evvel ölmek gerektir bize

İncire, zeytine neden yemin eder Hak
İncir neye remzdir birde burdan bak
Zeytinden ol bir emin beldeye çıksak
Ölmeden evvel ölmek gerektir bize

İnsanı kâmildir bilesin emin belde
Odur sana hami, inan kurgu böyle
Er olunmaz varmadan Kamil bir Er'e
Ölmeden evvel ölmek gerektir bize
31.12.2015  

EVLİYANIN BEŞ SIFATI

Cenab-ı Hakk Teala,Efendimiz için:"Ahzab 33/45-46 ayetinde:"Ey Peygamber'im,biz seni ŞAHİD,MÜBEŞŞİR(müjdeleyici),NEZİR(korkutucu) ve O'nun izniyle Allah'a davet edici ve nurlu bir çerağ ve kandil olarak gönderdik"buyurulmuştur.Bu nedenle peygamber varisi olan Evliyaullah'ta da bu hususiyetler mevcuttur.O'NUN İZNİYLE ALLAH'A DAVET kavramından İrşad işiyle görevlendirilmenin İZNE bağlı olduğu anlaşılmalıdır."ÇERAĞ"ışığın kaynağı,menbaı olup KANDİL ise bu ışıktan tutuşturulup karanlık mahallere gütürülerek asılan ve ışımaya vesile olan Mürşid-i Kamil'in HALİFELERİ olarak anlaşılabilir.

Mevlana Vakfı  İSKENDERUN

Av.Şemsettin KESER

FAHREDDİN-İ RAZİ'NİN DELİLLERİ

Fahrettin Razi,büyük tefsir sahibi olup hayatını  dini ilimlerin tedrisi ile geçirmiş ve pek kıymetli dini eserler bırakmıştır.Ancak,tasavvuf'tan nasibi yoktu ve karşı idi.Necmeddini Kübra hazretlerinin huzurunda bu müfessirle alakalı olarak "Vücud-u Hakk'ı bin bir delil ile ispat etmiştir"diye methettikleri vakit hazret:"Demek ki ,bir bir şüphesi varmış "diyerek meth edenleri hayrette bırakmıştır.Çünkü delil,şüpheyi gidermek için söylenir.

Delil,nasıl şüphe olur?denilecek olursa Körlerin birbirini ağırlaması gibi,zulmeti tabiat içinde olup güneşe ulaşamamışlar hep delillerli istimal ederler(kullanırlar).

OSMANLI PADİŞAHLARI NİÇİN HACCA GİTMEDİ-2

Acaba Kabe'nin sahibi olan Zat-ı Hakk'ı kasd ederek onlarımı bulup ziyaret ettiler.Bu iş merdlerin işidir,her yiğidin karı değildir."Hacı Ka'be yolunda ve ben ise didar'ı Hakk'ın talibiyim;o evi arar ve ister,ben ise hanenin sahibini arar ve isterim"(Hazreti Mevlana)

OSMANLI PADİŞAHLARI NİÇİN HACC'A GİTMEDİ

Bir açıdan baktığımızda mesele şu mu idi ki:Padişah,bu ibadeti icra ederken mutlaka koruma,iaşe,alimler,idareciler ve askerlerden müteşekkil koskoca bir topluluk gerekli olacak,bu kalabalık debdebe ve ihtişam görüntüsünü gerekli kılacak,gözler ve gönüller ibadetten ziyade şahıslarda takılı kalacak.Kabe'nin kapısı açılıp içerisine giren  Devlet Sultanlarını görmek arzusuyla tavaf edenlerin tavafının durup seyrin ön plana çıkması ,İBADETİN İHTİŞAMDA KAYBOLMASI demek değilmidir?Hacc'ı kimsenin aşağılamamalıdır.Bu nedenle Osmanlı Padişahları doğrusunu yapmışlardır.

Mevlana Vakfı  İSKENDERUN

Av.Şemsettin KESER

SECDENİN ÜCRETİ YAHUT YAKINLIĞIN GEREĞİ NEDİR?

Hak Teal'ya yaptığımız secdenin ücreti=karşılığı,kulu kendisine yaklaştırmaktır.Yahut,Kul,ancak Cenab-ı Hakk'a secde ederek yakınlık sağlayabilir.Alak 96/19:VESCÜD VEGTARİB:"Secde et ve yaklaş"düsturu böylece gösterilmiştir.

BİRLİK MAKAMI(Makamı ittihad)

Bu makamda Hazreti Beyazı-i Bestami'nin bir sözü vardır:"OTUZ YIL VARDIR Kİ HAK BUYURDU,BEN ONU YAPTIM;ŞİMDE OTUZ YIL VAR Kİ ,BEN SÖYLERİM,HAK YAPAR".Bu sözü Mevlana Efendimizle birlikte 30 yıl geçiren Sipehsalar hazretleri şöyle tefsir eder:"Sülukun başlangıcında henüz kulun iradesi ,Hakk'ın iradesinde kaybolmamıştı.otuz yıl kendi nefsini Hakk'ın emirleri ve yasaklarına tabi olmaya zorladı.otuz yıldan sonra kulun isteği,Hakk'ın iradesinde fani oldu.ve onda Hakk'ın iradesinden gayri bir şey kalmadı.ve ondan ancak Hakk'ın dilediği sadır olur ve onun dileği ancak Hakk'ın buyruğudur".NEYZEN NEYE ÜFÜRÜR.NEFES NEYZENDEN ÇIKAR GÖRÜNSEDE HAKİKATTA GÖRÜNMEYEN VAR (NEFES SURETİYLE)BU SADAYI ÇIKARTTIĞINDAN NEY VE NEYZEN BİR ALETTİR.

CİSİMLERİN ŞİFASI

Ruh latif olan konularla meşgul olduğu vakit ferahlanır ve ruhun bu ferahlanmasından a'sab rahat da olur.A'sab rahat olunca ,damarlardaki kanın devranı ve kalbin atışlarıda muntazam olup cisimde sıhhat ve şifa eseri zahir olur.Sakin bir ortam ve uygun bir zamanda okunan Mesnevi Şerif kitabı okuyanın vücudunu rahatlatır.

SEYYİT NİZAMOĞLU

Ayinei ilahi didar-ı Evliyadır
Bu aynaya gel bak camı cihan nümadır
     Baktıkça afitaba sofu gözün kamaşır
     Aksini Ay'a salsa bakmak ona revadır
Bir Mürşid-i Kamil'e teslimi canı dil kıl,
Zira ki mazharı Hakk hem sırrı Evliyadır.
     Dünyada görmeyenler göremezler,ahirette,
     Aç gözünü ona bak bu kavli Mustafadır.
Benden sana nasihat sen senliğini terk et
Varlık ona yaraşır ez gayri Hakk fenadır.
     Seyyit Nizamoğlu'nun aşktır muradı Hakk'tan
     Aşk olmayan ameller bil cümle masivadır.

"YİNE GEL "HİTABI

Hz.Pir Mevlana Efendimiz buyurmuştur:"YİNE GEL,YİNE GEL!HER NE İSEN YİNE GEL!EĞER KAFİR VE MECUSİ VE PUTPEREST İSEN YİNE GEL!BU BİZİM DERGAHIMIZ,ÜMİTSİZLİK DERGAHI DEĞİLDİR:EĞER YÜZ KERE TEVBENİ BOZDUN İSE TEKRAR GEL".
Bu sözle Mevlana Efendimiz İnsan-ı Kamil sıfatı ile insanlara daveti vardır:Ey salik,ister gök mertemesinde ol isterse alçak mertebe olan nefis kuyusunda ol.Niyabetim ve hilafetim hasebiyle HAK YOLUNUN ANAHTARI VE REHBERİ BENİM!.(İSMİ HADİ'NİN ANAHTARIYIM)

BU ALEMDE BİR "DİKEN" DAHİ HAKİR TUTULMAMALI

Bu dünya aleminde mevcud olan her şey Cenab-ı Hakk'ın esma ve sıfatının tecellisidir."El-Ali"ismi şerifinin manası bilcümle mahluka sirayet etmiştir.zira eşyanın her birinde bir kemal vardır ki diğerinde yoktur.o şey Kemali sebebiyle diğerlerinden alidir.ve herhangibir şey de kendisinde mevcut bu hassai kemal nedeniyle insandan alidir.Mesela sinek uçar,insan uçamaz.Karınca'da olan bir hususiyet(kemalat)insanda yoktur.Ancak insan camii kemalat olduğu cihetten  mahlukatın cümlesinden üstündür.Bu nedenle,varlıklarda bu kemal zuhur ettiği için tüm yaratılmış makbul ve mübarek tutulmalıdır.

"İNAD UĞURSUZDUR.ALLAH İNADA LANET ETSİN"

Bu söz Harun Reşid'in karısı Zübeyde hatun'a aittir.ve araplar arasında darbı mesel olmuştur.Söylenilmesine sebeb şu hadisedir.Harun Reşit ve karısı Zübeyde hatun "kim galip gelirse diğeri onun isteğini yerine getirecektir"şartıyla satranç oynarlar.Harun Reşit galip gelince şartını söyler:çırılçıplak soyunacaksın.bir hayli muhalefetten sonra mukaveleye riayeten Zübeyde hanım bu şartı yerine getirmiştir.Tekrar satranç oynarlar bu sefer Zübeyde hanım kazanır.Şartı şudur:Harun Reşit'in gayet çirkin bir habeş cariyesi mevcut olup bununla münasebeti cinsiyyede bulunacaktır.Zübeyde bu talebinde son derece inat etmiş ve neticede Harun Reşit bu cariye ile ilişki kurmak zorunda kalmış ve bu cariyeden Me'mun isimli bir oğlu olmuş.YŞıllar geçmiş.Harun Reşid'in ölümünden sonra yerine Zübeyde'den olan oğlu Emin,saltanata geçmiş.Diğer oğlu Me'mun bir yerde vali imiş.Emin,üvey kardeşini Valilik görevinden azletmeye kalkınca,Me'mun kardeşi Emin'i öldürerek tahta geçmiş.Bu haberi duyan Zübeyde Hatun bu sözü seylemiştir.

İBRAHİM HAVVAS

Buyurdu ki:"Çölde Hızır (a.s)'a rast geldim,bana dedi ki:"İbrahim istermisin ki,seninle yoldaş olayım?"Dedim ki:"Hayır,zira Hak Teala Gayur'dur,korkarım ki gönlüm sana taalluk eder ve neticede gayret-i Hak zuhur eder"Malumdur ki hadis-i Kutsi de Hakteala insana hitaben"SENİ KENDİM İÇİN YARATTIM"buyurduğu cihetle insanın ağyare muhabbeti,gayret-i Hakk'ın zuhuruna sebeb olurmuş.

CİSİM İBRİK,CAN SUYU BADE,KAYNATAN ATEŞ AŞK

Kab hazırsa,cesed ibriğinde can suyu mevcutsa ve aşk ateşi bağlanmışsa Hakk'ın en güzel yardımı nedeniyle bu vücud ibriğinde bade kaynatmak için çakmağı çakacak Hz.Şems'ler alemde her an mevcuttur.Hakkın yardımı ziyadeleşirse meyin kuvveti ibriki kırar ve cisim üzerindeki nefsani sıfatlar biter,ruhani sıfatlar yer alır.SAKİ ,HEM SU OLUR VE HEM SUYUN SARHOŞU OLUR.

ALLAH'IN HAZIRLADIĞI ŞARAP

Allah'ın hazırladığı şarabın sakileri(sunucuları)Enbiya ve Evliyadır.bu SAKİLERİN KENDİLERİNE HAS ŞARAPLARI ÖZELDİR.Resulullah Efendimiz buyurmuştur:"Allah Tealala'nın evliyası için hazırladığı bir şarabı vardır ki,sekran ve sekran oldukları vakit tıyb ve tıyb oldukları vakit samit olurlar".."Kumlar sudan doydu,acibdir ki ,ben hala doymadım;bu alemde benim yayıma layık bir kiriş yoktur"(Hazreti Mevlana efendim)

BUGÜN HALLAC YAŞASA BU ÜLKEDE ASILIRMIYDI?

Çünkü İDAM bu ülkenin yasalarında mevcut değildi BİİİR.Mevcut olsa idi bile Manevi değerleri İNKAR ülke yasaları içerisinde kabahat cinsinden basit bir cezayı gerektirir eylemdir.HAKARET VE SÖVME 'den dolayı cezalandırma(tutuklama)Devlet büyükleri muhatap alınınca devreye girer.Kutsal değerler nazara alınınca günlük adi bir vakıa olarak önemsenmez.ŞERİATIN KENDİSİNİN SANIK SANDALYESİNDE ASILDIĞI BİR ÜLKEDE HAKİKAT SIRLARINI İFŞA EDENLERİ KİM NE YAPSIN Kİ.Diğer bir anlatımlı HALLAC BUGÜN YAŞASA İDİ ÖZGÜRDÜ.ve ŞÖHRETİ de olmazdı.

Mevlana Vakfı  İSKENDERUN

Av.Şemsettin KESER

1 Ocak 2016 Cuma

AŞKIN MUTRİBİ NE ÇALAR?

Aşkın mutribi,aşıkın cezbe halidir.Bu cezbe geldiği vakit mutrip şunları söyler:Vücudu mecazi aleminde ağyara bende olmak bağdır;zira bu mecazi alemde(dünya hayatında)kadın,evlad ve mal ve mülk ve mansıp gibi bağlar pek çoktur.Kim ki bunlardan birine bağlanmış ise onun bendesidir.ve keza ağyare efendi olmak  ve rütbe ve mansıp ve mal ve mülk sahibi olmak ,halkın müracatgahı olmak daha baş ağrısıdır"

ÜMMETİN YETMİŞ ÜÇ FIRKASI


Efendimizin hadisinde geçer:"Benim ümmetim yetmiş üc fırkaya ayrılacaktır,hapsi nardadır bir fırka müstesna".YETMİŞÜÇÜNCÜ FIRKA ehl-i aşk ve ehl-i tevhiddir;yetmiş iki fırka ise şirki hafi'de olduğundan ,narı firkat içindedir.

CAN SULTANININ HASRETİ


Ebu zer Gıfari hazretlerinin rivayet ettiği hadiste can Sultanı olan Efendimiz SAV 'in hasreti ifade edilir:"Ah!Kardeşlerimin likasına müştakım ki ,benden sonra olurlar.Onların şanı peygamberlerin şanıdır ve onlar Allah'ın indinde şüheda menzilesindedir.Allah Teala'nın rızasını talepten naşi babalarından,analarından ve erkek ve kız kardeşlerinden kaçarlar".

ZALUMEN CEHULA'ya devam

Yüklenilen emanet ne idi?Ruhi izafi.Yani Bizi Hakka vasıl eden ruh.Bu ruh bir arslan .bizim cesedimiz tavşan.Bir tavşan,bir arslanı kucağına çeksin.Sonuç mu?:Vücud varlığının yokluğa tahvili.Eğer bizim vücudumuz,arslanı görse idi hiç onu yüklenirmiydi,İşte kendi canına kastetmekle zalim oldu.Ancak bu öyle bir zulümdür ki vücud yok oldu(fenafillah) ama hakikatı bekabillah oldu ki bu bütün adaletlerin menbaıdır.
"VAKTAKİ GÖNÜL HAKK'IN YERİ OLDU,HAK BENİM İLEDİR,BEN DE HAK İLEYİM;HAK HAKK'A VASIL  OLUP ,KENDİ ÜZERİNDE HU HU ÇAĞIRIRIM"(Divanı Kebir)

DAVETİN ÇEŞİTLERİ

Bu dünyaya biz ihtiyarsız geldik.Yahut kitabın o sayfasını okumadığımız için öyle sanıyoruz.Peki buradan gidişimizde ihtiyari mi?yoksa mecburi mi?.İşte mesele burada.Buradan gidişimizde ihtiyari (iradi)bir yolu olduğu gibi Bir de zorunluluk tarafı var.İhtiyari (iradi)olan yolu tercih edersek Davete icabet etmiş olup  Hayy olana ulaşırız,Cemal'e vasıl oluruz.Tıpkı su tanesinin denize ulaşması gibi yok olmak tehlikesi biter.Bu Yunus 10/25'de ifade buyurulmuştur:"Allah selam evine(cennete)çağırır ve O,kimi dilerse onu doğru yola iletir".İhtiyarsız olarak mecburi davete icebet ise bedeni ölüm olup bunun sonucu Ya cehennem veya Cennetin ,ibadet karşılığı olan alt katı.Bu alt kat'a girsek dahi SELAM,ZAT'A vasıl olmaksızın nar-ı firkatte kalırız.El ıyazen lillah.
ALLAH BİRİNCİ DERECE İLME VE SIFATA DAVET EDER.ONDAN SONRA ZATA DAVET EDERMİŞ.Bu nedenle insan hangi yolu tercih ederse Hakteala Efendimiz o yolu halk buyuruyor.Cemalini isteyen Cemale,Celalini isteyen Celal'e mazhar olur.Bu isteyiş dil ile değil hal iledir.Enbiya ve Evliya hem lisandan hem hal ile insanları davet ederler.DAVETİ BİZE ENBİYA VE EVLİYA DUYURUR.Onlara icabet Hakk'a icabettir.İş,Hazret-i İnsan'ı bulmaktır ve onun hakiki hizmetçisi olmaktır.NASRUN MİNALLAH VE FETHUN GARİB..

ZULMÜN KATMERLİSİ

Cenab-ı Hakk Teala Efendimiz,yeryüzünde kendi temsilciliğini(EMANET) kabul ettiği için insana Zalumen cehula byurdu.Bu durumu idrak etmeyen bir insan üstelik birde insanları yönetme sevdasına kapılıp siyasete de talip olursa bu cehaletin katmerlenmesi (kat kat olması)olmazmı?Bu eleştiri bu göreve talip olmayın uzaklaşın anlamında değildir.Şüphesiz adaletle hükmetmenin,insanların salah ve selameti için çalışmanın,bağy'i(zorbalığı)ortadan kaldırmaya çalışmanın indi ilahideki ecri azim(büyük)olarak anılmıştır.Benim sözüm,miğfersiz ,zırhsız cenge heves edenlere.Panzehirsiz,aşısız yılanlarla muaşaka(aşk)edene.Birde bunun adına İslam boyasını çalıp inanç sosunu dünya lezzetlerinin üzerine dökenlere. YE MEHMEDİM YE olur.Sanki Allah'ın haberi yok.

EVLİYAULLAH'TAKİ NEŞE NERDEN GELİR?

Onlar,suyu gören yahut suyun yerini bilen filler yahut develer gibi ümitsizliğe düşmeden,çalışmaktan vazgeçmeden neşe içindedirler.Fillere yahut Develere benzetiş misal içindir.Güçten,kuvvetten kinayedir.Bizler,fakrü zaruret rüzgarının hemen yere serdiği,şüphenin gelgitlerinde  yuvarlanan aziz merkepleriz."Merkep"lafzı istiskal(aşağılama)için kullanılmadı.Söyleyin ,bu nefis için hangi kelimeyi kullanmalıydım.?

AHİRETLE KİM İLGİLENİR?

Büyükler iki akıl ve iki ruh'dan bahsederler.Dünya işleriyle ilgilenen aklı Meaş tabir edilen akıl ki ruh Hayvani denilen bedenle ilgilenir.Ahiretle ilgilenen akıl ise Akl-ı mead ismini alır Ruhu İzafi denilen ve Hakteala'nın Hicr 15/29 ayetinde zikrettiği VENEFAHTÜ FİHİ MİN RUHİ buyurduğu"Ben ruhumdan nefh ettim"dediği bu ruhu Aklı mead talep eder.Bu ikinci Ruhu,Salih Peygamberin devesine benzetilerek bu devenin ancak SALİH PEYGAMBER makamına kaim olan Mürşit Efendilerimizin duası ve himmetiyle bizim vücud kayasının yarılarak çıkabileceğini ifade buyurmuşlardır.Bu ruh,doğup meydana çıktığı zaman ne aklı meaş,ne ruhi hayvani,ne de nefis kalır.Kamillerin buyurduğu:"Bizim ruhlarımız cisimlerimizdir ve cisimlerimiz ruhlarımızdır"tahakkuk eder.SOM ALTIN haline gelinir.Bu güzel misalleri biz acizlerin idrak seviyesine yaklaştıran ve anlamamızı temin eden büyüklerimiz ve ALLAH TEALA efendimiz ne kadar merhametli ki bizim seviyemize iniyorlar.

VAR GÖRÜNEN YOK yahut YOKLUK İÇİNDEKİ VAR

Acayip bir haldir.Akıl ile mukayyet(akla bağlı olan bizler)olanlara yokluk içinde varlığı kabul etmek acaip görünür.Bu konuyu tahkik edenler bir misal ile bu işi akılca anlaşılır etmişler.Şöyle ki:Hava sıcak olduğu zaman Buz'un vücudu olmaz.fakat yoklukta olduğu sabittir.ne zamanki hava soğur,sular bir araya gelir ve donar .işte yokluk içinde varlıktır.Zira asıl vücud suyundur.Canabı Hak hakiki vücud sahibi olduğundan,suyun fizikteki  halleri olan SU HALİ,BUZ HALİ,BUHAR (GAZ)HALİ durumlarında etkileride değişir.Serinletir,soğutur ki azaptır,yakar ki azap tır.ALEM (KEVN)var görünen YOK tur.HAYY olan Allah'ımız YOK görünen VAR'dır.