TEKKELERİN KAPATILMASI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TEKKELERİN KAPATILMASI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ocak 2021 Pazar

TEKKELERİN KAPATILMA GEREKÇELERİ

13.12.1027 TARİHLİ 243 SAYILI RESMİ GAZETE'de yayımlanan 677 sayılı Kanun gereği Tekke ve zaviyeler kapatılmıştı.Bunun gerekçeleri zahirde şunlar olabilir: 1-İslami tarikatların büyük bir bölümünün kurumlaşmış ve sekülerleşmiş olmasının hasıl ettiği içtimai ve siyasi sıkıntılar. 2-Tarikatları, yeni kurulmuş olan cumhuriyet idaresinin maddi ve manevi kontrolünün altında tutabilmenin mümkün görünmemesi, 3-Siyaset üzerinde muhtemel bir takım baskı gurupları oluşturabilmeleri potansiyelinin uyandırdığı şüphe ve endişeler. Ancak bu uygulamalar Türk halkının İslami tarikat idealine olan samimi ilgisini ortadan kaldıramamıştır.Millet, artık kendisini herkesten özellikle resmi makamlardan gizleyen gerçek kamilleri arayıp bulmuş ve onlara mürit olmuştur. Bu yasakların kötü bir yansıması da pek çok şarlatanın bu gizlilikten yararlanıp kendilerini şeyh ilan edip müritlerini maddeten ve manen istismar edilmesine müsait bir zemin hazırlamıştır.

17 Ocak 2021 Pazar

KAPATILAN TEKKELER

Türkiye hudutları içindeki bütün tekkeler 1925 Kasım ayında kapatıldı. Tasavvuf kültürünün ocağı olan tekkeler, asırlardır her kesimden insanın eğitildiği; huzur, güven ve ruh selâmeti aradığı yerlerdi. Mustafa Demirci'nin Tasavvuf ve İlmi Akademik Araştırma dergisinde 2014’te yayınlanan "Son Mevlevî Şeyhlerinden Bazılarının Hazin Hikâyeleri" makalesinden hareketle tekkelerin sırlandığı bu dönemde Mevlevî dergâhlarında postta oturan bazı Mevlevi Dedelerinin hüzünlü hikâyelerine odaklanacağız. Mustafa Demirci Hoca’nın verdiği bilgilere göre tekkelerin kapatıldığı 1925 yılında sadece İstanbul’da 365 dergâh vardı ve her dergâhın ortalama 50 mensubu olduğunu varsayarsak şehrin sekizde biri mânevî sigortaya sâhip, çevresine hayırda örnek şahsiyetlerdi. Tekke ve zaviyelerin kapatılması, tasavvufî faaliyetlerin yasaklanması kısa ve uzun vadede toplumun tamamına tesir etti elbette. Ancak o sırada tekkelerde şeyhlik görevinde bulunan isimlerin hayatını alt üst etti. Toplumdaki itibarları bir anda sıfıra indirgendiği gibi, ilgi alanları da yasaklandı. Şeyhlerin bir kısmı, bu gelişmelere “Lütfun da kahrın da hoş” diye bakarken, bir kısmı da gelir kaynaklarının kesilmesi sebebiyle geçim derdine düştü, bazıları ise olayları “hikmet-i hükûmet” gözüyle görüp susmayı tercih etti. Bu dönemdeki Mevlevi dergâhlarının postnişinlerinin akıbetine baktığımızda bilgilerin çok sınırlı olduğunu vurguluyor yazar. 1925 tarihinden sonra birçoğu hakkında malumat yok. Sanki tekkelerle birlikte onlar da sırlara karıştı.