OSMAN GAZİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
OSMAN GAZİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2020 Pazartesi

EDEBALİ'NİN VASİYETİNDEN

(Osman Gazi'ye olan vasiyetindendir)
"Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur.
"Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil bırakmayanın arkasından ağlamalı. Bırakanın da bıraktığı yerden devam etmeli.
"Savaşı sevmem. Kan akıtmaktan hoşlanmam.Yine de bilirim ki, kılıç kalkıp inmelidir. Fakat bu kalkıp-inmek yaşatmak için olmalıdır. Hele kişinin kişiye kılıç indirmesi bir cinayettir. Bey, memleketten öte değildir. Bir savaş, yalnızca bey için yapılmaz.
Durmaya dinlenmeye hakkımız yok.Çünkü zaman yok süre az.
Yalnızlık korkanadır. Toprağın ekim zamanını bilen çiftçi , başkasına danışmaz.Yalnız başına kalsa da. Yeter ki toprağın tavda olduğunu bilebilsin.
Sevgi davanın esası olmalıdır.Sevmek ise , sessizliktedir. Bağırarak sevilmez.Görünerek de sevilmez.
Geçmişini bilmeyen , geleceğini de bilemez.Osman! Geçmişini iyi bil ki , geleceğe sağlam basasın.Nereden geldiğini unutma ki , nereye gideceğini unutmayasın"Şeyh Edebali

19 Mayıs 2020 Salı

OSMANLININ KURULUŞUNDA MANEVİ YÖN

Edebali hazretleri evlad-ı Resuldür. Osmanoğulları anne tarafından böyle bir şeref ve şana nasiptirler. Osmanlı kuruluşunda yaşayan manevi şahsiyetlere hürmet hiçbir devlette görülmez. Ertuğrul Gazi, oğlu Osman Gazi'ye vasiyetidir:
"Bak oğul! Beni incit, Şeyh Edebali'yi incitme. O bizim aşiretimizin maneviyat güneşidir. Terazisi dirhem şaşmaz. Bana karşı gel, ona karşı gelme! Bana karşı gelirsen üzülür incinirim; Ona karşı gelirsen gözlerim sana bakmaz olur, baksa da görmez olur.
Sözümüz Edebali için değil, senceğiz içindir. Bu dediklerimi vasiyetim say".
Bizans, Germiyan, tekfurlar ve Moğollar  tehlikesi Osman Gazi'yi çepeçevre sarmışken Osmanlıya katılan beylikleri bir arada tutmak hiç o kadar kolay değildi. Ve bu manevi enerjiyi Ebebali vermekte idi.

9 Ocak 2017 Pazartesi

OSMAN GAZİ'NİN RÜYASI

Bu rüyayı İngiliz tarihçi H. A. Gibbons ,eski Osmanlı kaynaklarından alarak şöyle anlatır: Sultan Osman bir gece Şeyh Edebali'nin evinde yatıyordu.Rüyasında Edebali'nin koynundan doğan bir ayın, dolunlaşarak ,kendi koynuna girdiğini gördü.O anda Osman'ın belinden bir ağaç yükseldi. büyüdü, büyüdükçe yeşillendi, güzel ve ulu bir ağaç oldu.;dallarının gölgesi bütün dünyayı örtüyordu.Ağacın çevresinde dört sıra dağlar vardı.Bunlar Kafkaslar, Atlaslar, Toroslar ve Balkanlardı. Ağacın köklerinden Dicle, Fırat Tuna ve Nil çıkıyordu.Bu ırmakların ,deniz gibi, üzerinde gemiler vardı.Tarlalar başaklarla, dağlar ormanlarla örtülüyordu.Vadilerde şehirler vardı.Kubbelerinde hilaller yükselen camiler, sayısız minarelerinde ezanlar okuyan müezzinler vardı.
Ezan sesleri ,ağaç dallarındaki kuş sesleri ile birleşirken ağacın yaprakları kılıçlar gibi uzamaya başladı.Bir rüzgar bütün yaprakları İstanbul'a çevirdi. İstanbul, iki denizin arasında, iki firuze ile iki zümrüt arasına oturtulmuş bir elmas gibiydi ki dünyayı kuşatan bir ülke halinde görülen iri bir yüzüğün en kıymetli taşını teşkil ediyordu. Osman, parmağına bu yüzüğü takarken uyandı.Rüyasını büyük Şeyhe anlattı.Şeyh Edebali ,bu rüyanın manasını anladı.Kızını Osman'a verdi ve tarih, rüyada görüldüğü gibi oldu"