DÜNYA HAYATI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DÜNYA HAYATI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2026 Cumartesi

HİKEMÜL ATAİYYE

 Azledilmek istemiyorsan senin için sürekli olmayacak bir me'muriyeti kabul etme.Zaten dünyadaki tüm memuriyetler devamlı değildir.Sen onlardan ylaşarken ayrılmazsan ölürken mutlaka ayrılacaksın.Allah dünyayı ağyarın yeri olarak yaratmış , onu keder ve tasaların varlığı için kaynak kılmıştır.Bu seni dünyadan uzaklaştırmak içindir.Ta ki senin için dünyaya dayanma ve onun üzerinde yükselme söz konusu olmasın.

Kemal Hocendi der ki:"Cihan ve onun bütün lezzetleri arı ile bala benzer/Tadı çoktur, lakin şerri ve sıkıntısı daha fazladır.

Molla Cami de der ki: " Cahil insan dünyanın mahsıbına devlet lakabını verir/ Çocuğun elini ayağını şiş görür, semiz  ve şişman zanneder 

26 Şubat 2025 Çarşamba

İNSANIN MÜ'MİN YAHUT KAFİR OLMASI

 İnsanın mü'min yahut kafir olması , ölümü anındaki durumuna göredir.Zira hüküm, ölüm anındaki son nefese göredir.İinsan itaat ve ibadete koşmalıdır; zira insana yaratılış gayesi olan işler kolaylaştırılmıştır.Özellikle ömrün sonunda amel defterinin salih amellerle kapanması için çok çalışmak gereklidir.

Rabiatül Adeviyye . Süfyan Sevri'ye şöyle demiştir: Ey Süfyan, günlerin sayılıdır.Bir gününün geçmesi senden bir parçanın kopqması gibidir.Bir parçan gidince , bütünü de gidebilir.Sen bunları biliyorsan ona göre amel et, ibret al! Dirhemim , dinarım, malım , makamım elden gitti deme, bilakis bir günüm geçti , acaba nasıl bir amel işledim de!Zira ömür günlerle tükenir.

Bir abid şöyle demiştir:" Üzüntüm, hüzün yurdu olan şu dünyaya değil, ben uykuda geçirdiğim gecelere , oruçsuz geçirdiğim günlere , gafletle geçirdiğim zamanlara üzülüyorum"

Bir şair şöyle der:

Dikkat et! Ölmeden önce ölüme hazır ol! /Çünkü ihtiyarlık, ölümün beşiğidir.

Yolculuk kesinleşmiştir, sen de işi ciddiye al. / Zira göçebenin levazımatı yanında olur. 

Mesnevide denmiştir:

Hakk rızası için ekmek verirsen sana ekmek verirler.

O'nun için can verirsen, sana onun yerine can verilir.

29 Aralık 2022 Perşembe

DÜNYA HAYATI GAYE DEĞİLDİR.

 Vicdanları gayet müsterih ve sakin  bazı salih insanlar vardır ki, kalplerinde ve sözlerinde tecelli eden huzur ve sükuna iştirak edilmedikçe , yanlarına yaklaşılmaz.Bu çeşit insanlara yanaşamayanlar, Resulün tebliğ ettiği ayetleri kendi kafalarına göre tefsir ederek , haramı helal yaparlar..Fetvalar verirler.Temiz kalpli müminlerin  ruhlarını bulandırmaya çalışırlar.

Dünya hayatı bir gaye değildir.O, ruhun maddi teşekkülat içinde vukubulan tekamül merhalelerinden birini ikmal etmek için, bir vasıtadır.Varlıkların tekamülleri için dünyaya gelmeleri için dünyaya gelmeleri lazımdır.

İnsanoğlu ölümü akıl ve ilmiyle izaha kalktığı günden beri vardığı netice ızdırap ve gözyaşıdır.Ölümü binlerce tür hastalıkla izaha ve teselli bulmaya savaşmıştır.Ancak vardığı yer karanlıktır.Karanlıkların aydınlanmasını isteyen insan ancak bunu iman kürsüsünden dinleyip öğrenebilir.İman insanı yaratıcıya bağlayan manevi bir bağdır ki tüm yaratılmışların Yaratıcıyı tesbih ettikleri ayette beyan edilir ancak bizler bu tesbihi duymayız.Bu nedenle ölen insan şekil değiştirdiğinden tesbihe devam etmektedir.Bütün kainat bu hamd ,sena,niyaz ve tesbih mabedi olarak yaratılmış ancak insan umumi taat ve tesbih çemberine girmemiştir.

1 Mart 2018 Perşembe

DİNİMİZE GÖRE DÜNYA HAYATININ MANASI


İnsan olarak bu aleme gelmemiz ve yşadığımız dünya hayatı ,en başında,Cenabı Hakk’a ruhlar aleminde verdiğimiz sözünün ispat süreci ve sahasıdır. Zira yüklendiği emanet nedeniyle(Hakk’a ayne olma)eşrefi mahlukat olarak yaratılmış, İlahi sıfatlara layık bir mazhar olarak halkedilmiş,Ruh-ı Menfuh(üflenmiş Ruh) olarak  şereflenmiş, eşya da onun emrine verilmiştir.
Dinimizin bu alem hayatı için gösterdiği gaye:ALLAH’IN SIFATLARI İLE SIFATLANMAK  VE o’NUN AHLAKI SÜPHANİSİ İLE AHLAKLANARAK  EBEDİ KURTULUŞA ERMEKTİR.
Bu hali fiyinen kimse insanları iyalullah (Allah’ın ailesi) tanır, yalnız lisanı ile tekrar değil , onu halen duyar.Abes yaratılan hiçbir nesne olmadığını görür,”konuşduran bir gün benimle konuşacak “ der, kendisinin unutulmuş ve ihmal edilmiş olmadığını yakinen bilir.
Hakk’ın daima kırık kalplerde hususi bir tecellisi olduğunun farkına vararak ona göre kendini ayarlar,Hakk’ı göklerde değil, gönüllerde aramaya çalışır.Bu suretle yaradılıştaki gayenin , en büşda (Marifetullah) zevki, sonra da (infak) ve (iffet) zevkı olduğunu duyar.
Yine dinimizin bu dünya hayatımız için gösterdiği gayelerden bir diğeri de:Hubb-ı gayr ve kıyası nefs ile yaşamaktır.Hatta bunu emreder.Evvela canan  sonra can diye yaşayanlara hususi bir kıymet verir.
Dinimiz, noktai istinadın (kuvvet) olmayıp (Hak) olduğunu beyan eder.Kuvvetin şeninin neticesi boğuşmak,(Hakk(ın şeninin neticesi ise ülfet, anlaşmak değişik vücutlarda bir ruh olarak yaşamak tecellisi olur.ve beşer bunu böyle kabul etmedikçe huzura kavuşamıyacağı muhakkaktır.
Zira zalim, kuvveti Hak’da değil, Hakkı kuvvette tanıdığından , aciz kalınca kuvvete sarılır,beşeriyette inim inim inler dolayısıyla yaratılıştaki gaye kaybedilir.
Dinimiz , hedefi, menfeat olarak değil, fazilet olarak gösterir.Fazilet sahibi olarak yaşayın der.
Buna binaendir ki zararın defini emreder.Kötülüğün kaldırılmasını emreder, menfeatı celb etmeği değil.”Hayat mücadeledir” kaidesini  kabul etmez.”Hayat yardımlaşmadır.Düşeni kaldırmaktır der.
Bu dünyada üst tabaka ile alt tabaka arasında muvazene yapılmazsa beşeriyete huzur yoktur der.Üst tabakada merhamet, alt tabakada da merhamete karşı hürmet tecellilerinin sebeblerini hazırlamıştır.Fakiri zengine kardeş kılmış, zenginin malında zekat ve sadaka şeklinde ilahi hisse ayırmıştır.
Kalb ile kalıbın vazifelerinin ayrılmasını emretmiş, kalıbın tabibe, kalbin habibe ihtiyacı olduğunu bildirmiştir.
Suri hayattaki şehveti, faye olarak değil , ücret olarak göstermiştir.